<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:g="http://base.google.com/ns/1.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
>

    <channel>
        <title>Gazetekritik.com</title>
        <link>https://www.gazetekritik.com</link>
        <description>Türkiye&#039;nin Özgür Haber Sitesi</description>
        <atom:link href="https://www.gazetekritik.com/rss/categorynews/meclis" rel="self" type="application/rss+xml" />
        <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 16:27:39 +0300</lastBuildDate>
        <category>News</category>
        <language>tr</language>
        <generator>Gazete Kritik</generator>
        <ttl>1</ttl>
                        <item>
                      <title>“Koruma Saltanatı” Tepkisi: “Milletin Vergileriyle Sağlanan Bu İmtiyazların Sınırı Nedir?”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/koruma-saltanati-tepkisi-milletin-vergileriyle-saglanan-bu-imtiyazlarin-siniri-nedir/411840</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/koruma-saltanati-tepkisi-milletin-vergileriyle-saglanan-bu-imtiyazlarin-siniri-nedir/411840</guid>
            
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:27:36 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3494-koruma-saltanati-tepkisi-milletin-vergileriyle-saglanan-bu-imtiyazlarin-siniri-nedir.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3494-koruma-saltanati-tepkisi-milletin-vergileriyle-saglanan-bu-imtiyazlarin-siniri-nedir.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ “Koruma Saltanatı” Tepkisi: “Milletin Vergileriyle Sağlanan Bu İmtiyazların Sınırı Nedir?” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/koruma-saltanati-tepkisi-milletin-vergileriyle-saglanan-bu-imtiyazlarin-siniri-nedir/411840"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3494-koruma-saltanati-tepkisi-milletin-vergileriyle-saglanan-bu-imtiyazlarin-siniri-nedir.jpg" /></a>
               CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada eski Tarım Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu’nun koruma eşliğinde dolaşmaya devam etmesini gündeme taşıdı. Kanko, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaflık çağrısında bulundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Mühip Kanko, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada dikkat çeken açıklamalarda bulundu. CHP’li vekil, görevinden ayrılan eski Tarım Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu’nun koruma eşliğinde dolaşmaya devam ettiğini belirterek uygulamanın gerekçesini sorguladı.Kanko, kamuoyunda bu durumun ciddi soru işaretleri yarattığını ifade ederek, devlet imkanlarının kişisel ayrıcalık görüntüsü oluşturacak şekilde kullanılmaması gerektiğini söyledi.“Hangi Yetkiyle Koruma Sağlanıyor?”Genel Kurul konuşmasında doğrudan hükümete ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Kanko, koruma uygulamasının hangi mevzuata dayandığının açıklanmasını istedi.Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan’a seslenen Kanko, eski bir bakan yardımcısına yönelik güvenlik tedbirlerinin devam etmesinin kamu vicdanında rahatsızlık oluşturduğunu savundu.Kanko, “Görevi sona ermiş bir bakan yardımcısı hangi gerekçeyle hâlâ korumalarla dolaşıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.“Bu Bir Zorunluluk mu, Ayrıcalık mı?”CHP’li vekil, Tarım Bakanlığı’nın milli güvenlik açısından kritik bir kurum olmadığını belirterek, buna rağmen koruma uygulamasının sürmesinin nedeninin kamuoyuna açık şekilde anlatılması gerektiğini söyledi.Kanko, devlet kaynaklarının kullanımında şeffaflığın esas olması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:“Bu bir zorunluluk mudur yoksa ayrıcalık mıdır? Milletin vergileriyle sağlanan bu imtiyazların sınırı nedir?”Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada kamu görevi sona eren kişilere yönelik güvenlik uygulamalarının hangi kriterlere göre sürdürüldüğünün açıklanmasını talep eden Kanko, İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda kamuoyunu bilgilendirmesi gerektiğini ifade etti.“Kamu Vicdanı Rahatsız Oluyor”Mühip Kanko, devlet ciddiyetinin kişisel imtiyaz algısıyla zarar görmemesi gerektiğini söyledi. Kamu kaynaklarının belirli kişilere yönelik ayrıcalıklı biçimde kullanıldığı yönündeki algının toplumdaki adalet duygusunu zedelediğini belirten Kanko, şeffaf yönetim anlayışının önemine dikkat çekti.Kanko, “Bu tablo kamu vicdanını rahatsız etmektedir. Ayrıcalık algısı giderek derinleşmektedir” ifadelerini kullandı.Meclis’e Bilgilendirme ÇağrısıCHP’li vekil konuşmasının sonunda ilgili kurumlara çağrıda bulunarak uygulamanın gerekirse sona erdirilmesini istedi. Ayrıca TBMM’nin konu hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini dile getirdi.Kanko, kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirlik ilkesinin esas alınması gerektiğini belirterek, devlet imkanlarının kişisel ayrıcalık görüntüsü oluşturmasının toplumda güven kaybına yol açabileceğini ifade etti.TBMM’de gündeme gelen açıklamalar, kamu kaynaklarının kullanımı ve eski kamu görevlilerine sağlanan koruma uygulamalarıyla ilgili yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Saadet Partili Şerafettin Kılıç’tan Sert Ekonomi Çıkışı: “Bayram İkramiyesi Sadaka Düzenine Döndü”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/saadet-partili-serafettin-kilictan-sert-ekonomi-cikisi-bayram-ikramiyesi-sadaka-duzenine-dondu/411831</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/saadet-partili-serafettin-kilictan-sert-ekonomi-cikisi-bayram-ikramiyesi-sadaka-duzenine-dondu/411831</guid>
            
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:08:10 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5682-saadet-partili-serafettin-kilictan-sert-ekonomi-cikisi-bayram-ikramiyesi-sadaka-duzenine-dondu.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5682-saadet-partili-serafettin-kilictan-sert-ekonomi-cikisi-bayram-ikramiyesi-sadaka-duzenine-dondu.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Saadet Partili Şerafettin Kılıç’tan Sert Ekonomi Çıkışı: “Bayram İkramiyesi Sadaka Düzenine Döndü” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/saadet-partili-serafettin-kilictan-sert-ekonomi-cikisi-bayram-ikramiyesi-sadaka-duzenine-dondu/411831"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5682-saadet-partili-serafettin-kilictan-sert-ekonomi-cikisi-bayram-ikramiyesi-sadaka-duzenine-dondu.jpg" /></a>
               Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, düzenlediği basın toplantısında emekli maaşlarından esnafın yaşadığı ekonomik krize kadar birçok başlıkta hükümeti eleştirdi. Kılıç, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşın temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığını söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, gündeme ilişkin yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların toplumun her kesimini derinden etkilediğini ifade etti. Kurban Bayramı öncesinde vatandaşın geçim mücadelesi verdiğini belirten Kılıç, artan hayat pahalılığı nedeniyle insanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyledi.Kılıç, vatandaşların pazara ve markete gitmekte zorlandığını, faturalarını ödeyemediğini ve çocuklarına harçlık veremediğini belirterek, ülkede alın terinin karşılığının verilmediğini savundu.Özellikle emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Kılıç, Türkiye’de ortalama emekli maaşının 20 ila 25 bin lira arasında olduğunu, buna karşılık dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 34 bin lirayı geçtiğini ifade etti.“4 Bin Liralık İkramiye Yetersiz”Kurban Bayramı öncesinde emeklilere verilecek bayram ikramiyesinin yine 4 bin lira olarak belirlenmesini eleştiren Kılıç, bu rakamın günümüz ekonomik şartlarında hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi.Bayram ikramiyesinin artık destek olmaktan çıktığını ifade eden Kılıç, emeklilerin bu parayla ne kurban kesebileceğini ne de torunlarına bayram harçlığı verebileceğini dile getirdi.Vergilere, kiralara, enerji giderlerine ve ulaşıma sürekli zam yapıldığını söyleyen Kılıç, buna rağmen emekli ikramiyelerinin aynı seviyede tutulmasını eleştirdi. Saadet Partisi olarak en düşük emekli maaşının en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini savunduklarını belirtti.Asgari Ücret ve Kurbanlık Fiyatları GündemdeBasın toplantısında asgari ücretli çalışanların yaşadığı ekonomik zorluklara da değinen Kılıç, açlık sınırının altında kalan maaşlarla vatandaşların yalnızca temel giderlerini karşılayabildiğini ifade etti.Kurbanlık fiyatlarının 20 ila 25 bin liraya ulaştığını belirten Kılıç, milyonlarca ailenin bu yıl da kurban kesemeyeceğini söyledi. Dar gelirli vatandaşların bayram tatillerinde memleketlerine gitmekte bile zorlandığını dile getiren Kılıç, ulaşım maliyetlerinin ciddi şekilde arttığını vurguladı.İktidarın ekonomik tablo karşısında sessiz kaldığını öne süren Kılıç, kamu kaynaklarının vatandaş yerine belirli çevrelere aktarıldığını savundu.“Esnaf Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor”Şerafettin Kılıç, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin ekonomik verilerin esnaf açısından ciddi bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. Yılın ilk üç ayında Türkiye genelinde on binlerce esnaf ve işletmenin kepenk kapattığını ifade eden Kılıç, bunun yalnızca ekonomik bir veri değil, aynı zamanda büyük bir sosyal sorun olduğunu söyledi.Artan kira giderleri, enerji maliyetleri, yüksek girdi fiyatları ve ekonomik belirsizlik nedeniyle esnafın ayakta kalmakta zorlandığını belirten Kılıç, piyasadaki daralmanın işletmeleri kapanma noktasına getirdiğini savundu.Vergi muafiyeti limitlerinin artırılmasının tek başına çözüm olmayacağını ifade eden Kılıç, asıl sorunun esnafın gelir elde edememesi olduğunu söyledi.“Vatandaş Borçla Yaşıyor”Ekonomideki borç yüküne de dikkat çeken Kılıç, bütçe açığı, faiz ödemeleri ve kredi kartı borçlarının Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.Vatandaşların artık geçinmek için değil, borçlarını çevirebilmek için yaşam mücadelesi verdiğini savunan Kılıç, icra dosyalarının hızla arttığını belirtti.Enflasyon nedeniyle memur ve emeklilerin maaş zamlarının kısa sürede eridiğini söyleyen Kılıç, ekonomik sistemin vatandaşın yükünü hafifletmek yerine daha da ağırlaştırdığını öne sürdü.“Çözüm Adil Düzen”Saadet Partisi olarak üretime dayalı ve adil paylaşımı esas alan bir ekonomik model savunduklarını ifade eden Kılıç, mevcut ekonomik düzenin sürdürülemez olduğunu söyledi.Faiz odaklı ekonomi anlayışının vatandaş üzerindeki yükü artırdığını belirten Kılıç, işçi, memur ve emeklilerin artık sabır değil, adil bir gelir düzenlemesi beklediğini dile getirdi.Kılıç, konuşmasının sonunda sosyal adaletin güçlendirilmesi, yoksulluğun azaltılması ve vatandaşın refah seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini belirterek, ekonomik sorunların çözümü için yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu ifade etti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>AK Partili Osman Mesten’den sokak köpeği çıkışı: “Can dost değil, ittir”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/ak-partili-osman-mestenden-sokak-kopegi-cikisi-can-dost-degil-ittir/411823</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/ak-partili-osman-mestenden-sokak-kopegi-cikisi-can-dost-degil-ittir/411823</guid>
            
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:34:50 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/7528-ak-partili-osman-mestenden-sokak-kopegi-cikisi-can-dost-degil-ittir.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/7528-ak-partili-osman-mestenden-sokak-kopegi-cikisi-can-dost-degil-ittir.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ AK Partili Osman Mesten’den sokak köpeği çıkışı: “Can dost değil, ittir” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/ak-partili-osman-mestenden-sokak-kopegi-cikisi-can-dost-degil-ittir/411823"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/7528-ak-partili-osman-mestenden-sokak-kopegi-cikisi-can-dost-degil-ittir.jpg" /></a>
               AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sahipsiz köpeklerle ilgili yaptığı açıklamada kullanılan kavramlara tepki gösterdi. Mesten, “Köpek, ittir. Can dost veya patili dost değildir” ifadelerini kullandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sahipsiz köpeklerle ilgili yaptığı açıklamada dikkat çeken ifadeler kullandı. Mesten, köpekler için “can dost” ve “patili dost” gibi tanımlamaların kullanılmasına karşı çıkarak, “Köpek, ittir. Can dost veya patili dost değildir” dedi. Açıklama, sosyal medyada kısa sürede tartışma yarattı.Osman Mesten’den sahipsiz köpek açıklamasıAK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sahipsiz köpek sorununa ilişkin yaptığı değerlendirmede kullanılan dil ve kavramlar üzerinden dikkat çeken bir çıkış yaptı. Mesten, köpekler için toplumda yaygın olarak kullanılan “can dost” ve “patili dost” ifadelerinin doğru olmadığını savundu.Mesten, açıklamasında köpeğe kendi adıyla hitap edilmesi gerektiğini belirterek, “Köpek, ittir. Can dost veya patili dost değildir” ifadelerini kullandı. AK Partili vekil, bu sözlerin hakaret amacı taşımadığını, “it” kelimesinin Türkçede köpeğin karşılığı olduğunu ileri sürdü.“Köpeğe kendi ismiyle hitap etmek hakaret değildir”Mesten, açıklamasında köpeklere yönelik kullanılan ifadelerin toplumda yanlış bir algı oluşturduğunu savundu. AK Partili vekil, inek, koyun ya da kuzu gibi hayvanlardan söz edilirken “evladımız” ya da “dostumuz” denilmediğini belirterek, köpekler için de benzer bir kişileştirmenin doğru olmadığını söyledi.Mesten, “Köpeğe kendi ismiyle hitap etmek hakaret değildir” diyerek, tartışmanın dil ve kavramlar üzerinden başladığını ifade etti. Açıklamasında “mama” kelimesinin de bilinçaltına yerleştirilmiş bir kullanım olduğunu savunan Mesten, köpeklerin yiyeceği için “yal” ya da “hayvan yemi” ifadelerinin kullanılmasının daha doğru olduğunu öne sürdü.“Sokakta tek bir başıboş köpek kalmamalı”Osman Mesten’in açıklamasında yalnızca kavram tartışması değil, sahipsiz köpek sorunu da yer aldı. Mesten, sokaklarda başıboş köpek kalmaması gerektiğini belirterek, bu meselenin yalnızca hayvanlarla ilgili bir başlık olarak görülemeyeceğini savundu.AK Partili vekil, sahipsiz köpeklerin özellikle çocuklar, yaşlılar ve kadınlar açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Mesten, köpeklerin tabiatı gereği çoğaldıkça sürüleştiğini ve zayıf gördüğü kişilere zarar verebildiğini söyledi.Açıklama sosyal medyada tartışma yarattıMesten’in “can dost değil, ittir” sözleri sosyal medyada kısa sürede gündem oldu. Bazı kullanıcılar açıklamaya tepki gösterirken, bazı kullanıcılar ise sahipsiz köpek sorununa ilişkin daha sert önlemler alınması gerektiğini savundu.Hayvan hakları savunucuları ve sokak hayvanları konusunda farklı görüşlere sahip gruplar arasında tartışma yeniden alevlendi. Mesten’in açıklaması, sahipsiz hayvanlara yönelik yasal düzenlemeler, belediyelerin sorumlulukları ve toplumda kullanılan dil üzerinden yeni bir polemik başlattı.“Milli güvenlik” vurgusuOsman Mesten, sahipsiz köpek meselesinin yalnızca sokak hayvanları başlığıyla sınırlı olmadığını savunarak, konuyu milli güvenlik ve toplumsal düzen açısından da değerlendirdi. Mesten’e göre sahipsiz köpek sorunu; çocukların, yaşlıların ve vatandaşların günlük yaşam güvenliğini etkileyen ciddi bir mesele haline geldi.Mesten’in bu çıkışı, son dönemde sahipsiz köpek saldırıları, belediyelerin toplama ve barınak kapasitesi, hayvan hakları ve kamu güvenliği başlıklarında süren tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.Son durumAK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten’in sahipsiz köpeklerle ilgili açıklaması sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Mesten, köpekler için “can dost” ve “patili dost” ifadelerinin kullanılmasına karşı çıkarak, “Köpek, ittir” dedi. Açıklama, sahipsiz köpek sorunu, hayvan hakları ve toplumda kullanılan dil üzerinden yeni bir tartışma başlattı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Veli Ağbaba&#039;dan “Varlık Barışı” Tepkisi: “Kara Para Riski Var, Şeffaflık Yok!”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-veli-agbabadan-varlik-barisi-tepkisi-kara-para-riski-var-seffaflik-yok/411822</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-veli-agbabadan-varlik-barisi-tepkisi-kara-para-riski-var-seffaflik-yok/411822</guid>
            
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/618-chpden-varlik-barisi-tepkisi-kara-para-riski-var-seffaflik-yok.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/618-chpden-varlik-barisi-tepkisi-kara-para-riski-var-seffaflik-yok.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Veli Ağbaba&#039;dan “Varlık Barışı” Tepkisi: “Kara Para Riski Var, Şeffaflık Yok!” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-veli-agbabadan-varlik-barisi-tepkisi-kara-para-riski-var-seffaflik-yok/411822"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/618-chpden-varlik-barisi-tepkisi-kara-para-riski-var-seffaflik-yok.jpg" /></a>
               TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek “varlık barışı” düzenlemesine CHP’den sert eleştiriler geldi. CHP’li Veli Ağbaba, teklifin kara para aklama riskini artırabileceğini savunurken, düzenlemenin geçmiş uygulamalarına ilişkin şeffaf veri bulunmadığını vurguladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek “varlık barışı” düzenlemesine CHP’den sert eleştiriler geldi. CHP’li Veli Ağbaba, teklifin kara para aklama riskini artırabileceğini savunurken, düzenlemenin geçmiş uygulamalarına ilişkin şeffaf veri bulunmadığını vurguladı. TBMM’de Kritik Teklif GörüşülüyorTürkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, şirketlere vergi avantajları sağlayan ve kamuoyunda “varlık barışı” olarak bilinen düzenlemeleri içeren kanun teklifi ele alınıyor. Komisyon toplantısı öncesinde Veli Ağbaba, basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.Ağbaba, söz konusu düzenlemenin daha önce birçok kez yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, yeni teklifin kapsamı ve sonuçlarına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu ifade etti. “Vergisiz Para Girişi Teşvik Ediliyor” İddiasıAğbaba, düzenleme kapsamında 31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışından getirilecek varlıklardan vergi alınmayacağını belirterek, bu durumun tartışmalı sonuçlar doğurabileceğini savundu. Getirilecek paranın kaynağına dair denetim mekanizmasının zayıf olabileceğini öne süren Ağbaba, “Paranın nereden geldiği sorgulanamayacak bir sistem kuruluyor” değerlendirmesinde bulundu.Ağbaba ayrıca, gelecekteki yönetimlerin bu varlıkların kaynağını sorgulamakta zorlanabileceğini ifade ederek, düzenlemenin uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. “Geçmiş Uygulamaların Sonuçları Belirsiz”Varlık barışının geçmişte sekiz kez uygulandığını belirten Ağbaba, bu süreçlerde ülkeye ne kadar para girdiği ve bu paranın niteliğine ilişkin kamuoyuna net veriler sunulmadığını dile getirdi. “Kim ne kadar getirdi, bu paranın kaynağı neydi sorularının cevabı yok” diyen Ağbaba, şeffaflık eksikliğini eleştirdi.Bu durumun güven sorununa yol açtığını savunan Ağbaba, ekonomik politikalarda hesap verilebilirliğin önemine vurgu yaptı. “Ekonomik Güven Ortamı Zedeleniyor” EleştirisiAğbaba, bir yandan mülkiyet hakkına yönelik tartışmaların yaşandığını, diğer yandan ise yurt dışından sermaye çağrısı yapıldığını belirterek bu yaklaşımı çelişkili bulduğunu ifade etti. Türkiye’de yatırım ortamının güvene dayalı olması gerektiğini dile getiren Ağbaba, mevcut uygulamaların bu güveni zedeleyebileceğini savundu.Ayrıca bazı büyük ölçekli satış işlemlerine ilişkin örnekler vererek, kamuoyunda tartışma yaratan işlemlerin yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. “Kara Para ve Suç Gelirleri Riski” UyarısıAğbaba, düzenlemenin kayıt dışı veya yasa dışı gelirlerin sisteme dahil edilmesine zemin hazırlayabileceği yönünde endişe taşıdıklarını belirtti. Özellikle uluslararası suç gelirleri ve yasa dışı bahis gibi alanlara dikkat çeken Ağbaba, Türkiye’nin bu tür risklere karşı daha hassas olması gerektiğini ifade etti.Benzer bir eleştiri Cevdet Akay tarafından da dile getirildi. Akay, düzenlemenin bu haliyle kabul edilmesi durumunda uluslararası suç örgütlerinin Türkiye’ye yönelme riskinin artabileceğini öne sürdü. “Gri Liste Riski Gündemde”Ağbaba ve Akay, Türkiye’nin uluslararası finans sistemindeki konumuna da dikkat çekti. Özellikle kara para aklama ile mücadele kapsamında ülkelerin değerlendirildiği gri liste riskinin yeniden gündeme gelebileceğini ifade eden CHP’li isimler, bu durumun ekonomiye olumsuz yansımaları olabileceğini dile getirdi.Vergi cennetleriyle mücadele konusunda da eleştirilerde bulunan Ağbaba, geçmişte açıklanması beklenen listelerin kamuoyuyla paylaşılmadığını hatırlattı. “Düzenleme Gözden Geçirilmeli” ÇağrısıCHP’li vekiller, söz konusu kanun teklifinin özellikle “varlık barışı” maddesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ekonomik istikrar ve uluslararası güven açısından daha şeffaf ve denetlenebilir bir sistem kurulması gerektiğini vurgulayan muhalefet temsilcileri, teklifin mevcut haliyle riskler barındırdığını savundu.Komisyon görüşmelerinde bu konuların detaylı şekilde ele alınması beklenirken, düzenlemenin ilerleyen süreçte nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Orman Yangınları İçin CHP&#039;den Meclis Hamlesi: “İklim Kriziyle Büyüyen Tehdit Araştırılsın”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/orman-yanginlari-icin-chpden-meclis-hamlesi-iklim-kriziyle-buyuyen-tehdit-arastirilsin/411817</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/orman-yanginlari-icin-chpden-meclis-hamlesi-iklim-kriziyle-buyuyen-tehdit-arastirilsin/411817</guid>
            
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:30:09 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/8858-orman-yanginlari-icin-chpden-meclis-hamlesi-iklim-kriziyle-buyuyen-tehdit-arastirilsin.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/8858-orman-yanginlari-icin-chpden-meclis-hamlesi-iklim-kriziyle-buyuyen-tehdit-arastirilsin.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Orman Yangınları İçin CHP&#039;den Meclis Hamlesi: “İklim Kriziyle Büyüyen Tehdit Araştırılsın” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/orman-yanginlari-icin-chpden-meclis-hamlesi-iklim-kriziyle-buyuyen-tehdit-arastirilsin/411817"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/8858-orman-yanginlari-icin-chpden-meclis-hamlesi-iklim-kriziyle-buyuyen-tehdit-arastirilsin.jpg" /></a>
               CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, Türkiye’de artan orman yangınlarının nedenleri ve etkilerinin tüm yönleriyle incelenmesi için TBMM’ye araştırma önergesi sundu. Teklifte, yangınların iklim değişikliğiyle bağlantısına dikkat çekildi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, son yıllarda Türkiye genelinde artış gösteren orman yangınlarına ilişkin kapsamlı bir araştırma yapılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na başvuruda bulundu. Özdemir’in önergesinde, yangınların yalnızca sayısal artışına değil, aynı zamanda nedenlerine, müdahale kapasitesine ve uzun vadeli etkilerine dikkat çekildi.Hazırlanan teklifte; yangınların çıkış sebepleri, iklim değişikliği ile olan ilişkisi, kullanılan teknolojik altyapı, müdahale süreçleri ve yangınların ekosistem üzerindeki etkilerinin detaylı biçimde incelenmesi talep edildi.Veriler Riskin Boyutunu Ortaya KoyuyorÖnergede yer alan bilgilere göre Türkiye’de orman varlığı 23 milyon hektarın üzerinde bulunuyor ve bu alanların yüzde 60’tan fazlası yangına hassas bölgelerden oluşuyor. Son yıllara ait veriler ise yangın riskinin giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor.2022 yılında 2 bin 160 yangında 12 bin 799 hektar alan zarar görürken, 2023’te bu rakam 2 bin 579 yangın ve 15 bin 520 hektara yükseldi. 2024’te ise 3 bin 797 yangın sonucu 27 bin 485 hektarlık alan etkilendi. Geçtiğimiz yıl kayıtlara geçen 3 bin 224 yangında ise 81 bin hektardan fazla orman alanının zarar gördüğü ifade edildi.Bu artışın, iklim değişikliğine bağlı olarak yükselen sıcaklıklar, artan kuraklık ve değişen rüzgâr rejimleriyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.“Sorun Çok Boyutlu”Nimet Özdemir, orman yangınlarının yalnızca ekolojik bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Yangınların ekonomik ve sosyal etkilerine de dikkat çekilen başvuruda, yaşanan afetlerin yerleşim alanlarını da ciddi şekilde etkilediği ifade edildi.İzmir, Bilecik ve Manisa’da yaşanan yangınların ardından çok sayıda konut ve işyerinin zarar gördüğü, afetzedeler için 21,6 milyon TL’nin üzerinde destek sağlandığı hatırlatıldı. Bu durumun, yangınların toplum üzerindeki etkisinin ne denli geniş olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.Can Kayıpları ve Müdahale Kapasitesi TartışmasıTeklifte en dikkat çeken başlıklardan biri de geçtiğimiz yıl yaşanan can kayıpları oldu. 23 Temmuz’da çıkan büyük bir yangında 5 orman işçisi ile 5 AKUT gönüllüsünün hayatını kaybettiği hatırlatılarak, bu durumun müdahale kapasitesi ve koordinasyon süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiği belirtildi.Yangınlara müdahale sürecinde kullanılan yöntemlerin ve risk yönetimi stratejilerinin kapsamlı şekilde ele alınması gerektiği vurgulandı.Kiralama Modeli ve Teknoloji Kullanımı İncelensinÖnergede, yangın söndürme uçakları ve helikopterlerinin önemli bir kısmının kiralama yöntemiyle temin edilmesinin yarattığı sorunlara da dikkat çekildi. Sezonluk kiralama modelinin, uzun vadeli planlama açısından eksikliklere yol açabileceği ve kritik anlarda müdahaleyi zorlaştırabileceği ifade edildi.Ayrıca insansız hava araçları, erken uyarı sistemleri ve gözetleme kulelerinin yeterliliğinin de araştırılması gerektiği belirtildi. Teknolojik altyapının güçlendirilmesinin yangınlarla mücadelede kritik rol oynadığı vurgulandı.Ekosistem ve Yaban Hayatı Üzerindeki EtkilerYangınların yalnızca orman varlığını değil, aynı zamanda tüm ekosistemi etkilediği ifade edilen teklifte, yaban hayatı üzerindeki olumsuz sonuçlara dikkat çekildi. Yangınların birçok canlı türü için geri dönüşü olmayan habitat kayıplarına yol açtığı belirtildi.Bu nedenle yangın sonrası rehabilitasyon ve restorasyon süreçlerinin bilimsel yöntemlerle ele alınmasının önemine işaret edildi.Meclis Araştırması TalebiNimet Özdemir, tüm bu başlıkların ayrıntılı şekilde incelenmesi, mevcut eksikliklerin tespit edilmesi ve iklim değişikliğiyle uyumlu sürdürülebilir bir orman yönetim modeli oluşturulması için TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmasını talep etti.Özdemir, yangın riskinin artık geçici bir sorun değil, yapısal bir tehdit haline geldiğini belirterek, bu konuda kapsamlı ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Semra Dinçer’den “Aile ve Nüfus On Yılı”na Tepki: “Nüfus Politikası Ortak Akılla Belirlenmeli”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-semra-dincerden-aile-ve-nufus-on-yilina-tepki-nufus-politikasi-ortak-akilla-belirlenmeli/411812</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-semra-dincerden-aile-ve-nufus-on-yilina-tepki-nufus-politikasi-ortak-akilla-belirlenmeli/411812</guid>
            
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:07:24 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5187-chpli-semra-dincerden-aile-ve-nufus-on-yilina-tepki-nufus-politikasi-ortak-akilla-belirlenmeli.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5187-chpli-semra-dincerden-aile-ve-nufus-on-yilina-tepki-nufus-politikasi-ortak-akilla-belirlenmeli.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Semra Dinçer’den “Aile ve Nüfus On Yılı”na Tepki: “Nüfus Politikası Ortak Akılla Belirlenmeli” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-semra-dincerden-aile-ve-nufus-on-yilina-tepki-nufus-politikasi-ortak-akilla-belirlenmeli/411812"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5187-chpli-semra-dincerden-aile-ve-nufus-on-yilina-tepki-nufus-politikasi-ortak-akilla-belirlenmeli.jpg" /></a>
               CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, 2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus On Yılı” genelgesini eleştirerek TBMM’ye araştırma önergesi sundu. Dinçer, nüfus politikalarının tek taraflı kararlarla değil, demokratik katılım ve sosyal devlet anlayışıyla şekillenmesi gerektiğini vurguladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Cumhurbaşkanı kararıyla yayımlanan ve 2026-2035 yıllarını kapsayan “Aile ve Nüfus On Yılı” genelgesine yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı. Dinçer, söz konusu planın Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirterek, bu tür kapsamlı politikaların yalnızca yürütme organı tarafından belirlenmesinin demokratik ilkelere aykırı olduğunu ifade etti.Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na araştırma önergesi sunduğunu açıklayan Dinçer, nüfus politikalarının tüm siyasi partilerin, akademisyenlerin ve ilgili kurumların katılımıyla şekillenmesi gerektiğini vurguladı. Dinçer, “Bu kadar geniş kapsamlı ve uzun vadeli bir planın Meclis devre dışı bırakılarak hazırlanması kabul edilemez. Ortak akıl ve demokratik katılım bu süreçte vazgeçilmezdir” dedi.Türkiye’de Doğurganlık Oranı Alarm VeriyorDinçer, Türkiye’nin demografik yapısına ilişkin önemli verilere dikkat çekerek, nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına düştüğünü söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre toplam doğurganlık hızının 1,48’e gerilediğini hatırlatan Dinçer, bu oranın ülke tarihinde kaydedilen en düşük seviyelerden biri olduğunu belirtti.Nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli eşik değerin 2,1 olduğuna dikkat çeken Dinçer, mevcut durumun ciddi bir demografik risk oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin doğurganlık oranının Fransa, Hollanda ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinin bile gerisinde kaldığını söyleyen Dinçer, bu tablonun yalnızca istatistiksel bir veri olmadığını, aynı zamanda toplumun geleceği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını dile getirdi.Boşanma Oranlarındaki Artış Dikkat ÇekiyorSemra Dinçer, nüfus azalmasının yanı sıra aile yapısında da önemli sorunlar yaşandığını belirtti. 2025 yılı verilerine göre her üç evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığını ifade eden Dinçer, bu durumun aile birliğinin ekonomik ve sosyal baskılar altında zayıfladığını gösterdiğini söyledi.Aile kurumunun toplumun temel yapı taşlarından biri olduğuna dikkat çeken Dinçer, artan boşanma oranlarının çok boyutlu bir sorun olduğunu belirtti. Dinçer’e göre bu tablo, nüfus politikalarının yalnızca teşviklerle değil, kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.“Sosyal Devlet Yaklaşımı Şart”CHP’li Dinçer, nüfus politikalarının yalnızca doğum teşvikleriyle çözülemeyeceğini belirterek, ekonomik ve sosyal politikaların da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Kadınların ve çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmeden doğurganlık oranlarının artırılmasının mümkün olmadığını ifade etti.Dinçer, ekonomik zorluklar, iş güvencesi, eğitim ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Nüfus krizi genelgelerle değil, güçlü bir sosyal devlet anlayışıyla çözülebilir” dedi.Ayrıca, Meclis bünyesinde kurulacak bir komisyon aracılığıyla nüfus politikalarının tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini dile getiren Dinçer, bu sürecin bilimsel veriler ışığında ve katılımcı bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini söyledi.“Bilimsel ve Kapsayıcı Yaklaşım Olmadan Başarı Mümkün Değil”Semra Dinçer, nüfus politikalarının başarıya ulaşabilmesi için kapsayıcı ve bilimsel bir perspektifle hazırlanması gerektiğini belirtti. Mevcut yaklaşımın bu özelliklerden uzak olduğunu savunan Dinçer, ekonomik ve sosyal politikaların toplum üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.Dinçer, kadınlara ve çocuklara yönelik politikaların, doğum oranlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer aldığını vurgulayarak, bu alanlarda yapılacak iyileştirmelerin kritik öneme sahip olduğunu söyledi.CHP’li Dinçer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Toplumun geleceğini belirleyen nüfus politikaları, dar bir çerçevede değil; bilimsel, katılımcı ve sürdürülebilir bir anlayışla ele alınmalıdır. Aksi halde atılan adımların kalıcı bir çözüm üretmesi mümkün değildir.”  ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İYİ Partili Erhan Usta: “Emekli ve çalışan açlık sınırının altında”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-erhan-usta-emekli-ve-calisan-aclik-sinirinin-altinda/411797</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-erhan-usta-emekli-ve-calisan-aclik-sinirinin-altinda/411797</guid>
            
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 19:58:37 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2820-iyi-partili-erhan-usta-emekli-ve-calisan-aclik-sinirinin-altinda.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2820-iyi-partili-erhan-usta-emekli-ve-calisan-aclik-sinirinin-altinda.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İYİ Partili Erhan Usta: “Emekli ve çalışan açlık sınırının altında” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-erhan-usta-emekli-ve-calisan-aclik-sinirinin-altinda/411797"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2820-iyi-partili-erhan-usta-emekli-ve-calisan-aclik-sinirinin-altinda.jpg" /></a>
               İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ekonomi programını eleştirdi. Usta, emeklilerin ve çalışanların önemli bölümünün açlık sınırının altında gelir aldığını belirterek, “Ücret politikası sıkı olsun demenin kime ne faydası var?” dedi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faaliyetlerine ilişkin yapılan bilgilendirme toplantısında ekonomi politikaları tartışıldı. İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, mevcut ekonomi programını eleştirerek emekli ve çalışanların alım gücündeki düşüşe dikkat çekti. Usta, “Emeklilerin yüzde 80’i açlık sınırının altında gelir alırken hâlâ ‘ücret politikası sıkı olsun’ demenin kime ne faydası var?” ifadelerini kullandı.TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ekonomi gündemiTürkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın sunumunun ardından milletvekilleri ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda döviz kuru, enflasyon, Türk lirasındaki değer kaybı, artan maliyetler ve vatandaşın alım gücündeki düşüş öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.Komisyon toplantısında muhalefet milletvekilleri ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirirken, iktidar kanadından da enflasyonla mücadele sürecine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.Erhan Usta’dan ekonomi programı eleştirisiİYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, komisyondaki konuşmasında ekonomi programının sahadaki gerçeklerle uyumlu olmadığını savundu. Usta, enflasyonla mücadelenin yalnızca Merkez Bankası’nın atacağı adımlarla başarıya ulaşamayacağını belirterek, hükümetin bütüncül bir program ortaya koyması gerektiğini ifade etti.Usta, mevcut ekonomi politikalarının vatandaşın gelir kaybını telafi etmekten uzak olduğunu söyledi. İktidarın Türkiye’nin ekonomik gerçeklerini doğru okuyamadığını savunan Usta, emekliler ve çalışanların gelir seviyesinin açlık sınırının altında kaldığını vurguladı.“Emekli ve çalışan açlık sınırının altında”Erhan Usta’nın konuşmasında en dikkat çeken bölüm, ücret politikalarına yönelik eleştirisi oldu. Usta, emeklilerin yüzde 80’inin, çalışanların ise önemli bir bölümünün açlık sınırının altında gelir elde ettiğini belirterek, sıkı ücret politikası söyleminin toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulmadığını söyledi.Usta, “Emeklilerin yüzde 80’i açlık sınırının altında gelir alırken hâlâ ‘ücret politikası sıkı olsun’ demenin kime ne faydası var? Uzun süredir Türkiye krizde, alım gücü düşüyor” ifadeleriyle ekonomi programına tepki gösterdi.“Alım gücü düşüyor”İYİ Partili Usta, Türkiye’de uzun süredir devam eden ekonomik sıkışmışlığa dikkat çekti. Usta’ya göre enflasyon, hayat pahalılığı ve gelir kaybı vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.Asgari ücret, emekli maaşı ve memur gelirlerinin geçim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Usta, gelir politikalarının yalnızca enflasyon hedefleri üzerinden değil, vatandaşın gerçek yaşam maliyeti dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini savundu.TBMM kayıtlarında yer alan önceki komisyon konuşmalarında da Usta’nın, yaşam maliyeti endeksi oluşturulması ve asgari ücret ile emekli maaşları için bu göstergenin esas alınması gerektiğini dile getirdiği görülüyor.Enflasyon politikasına tepkiKomisyonda enflasyonla mücadele başlığı da tartışılan konular arasında yer aldı. Erhan Usta, enflasyonun düşürülememesine ilişkin gerekçelerin sürekli dış etkenlerle açıklanmasını eleştirdi.Usta, enflasyon için zaman zaman “kuraklık var” ya da “savaş var” gibi gerekçelerin öne sürüldüğünü belirterek, ekonomi yönetiminin kalıcı çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.Komisyonda farklı partilerden ekonomi değerlendirmesiToplantıda yalnızca İYİ Parti değil, farklı siyasi partilerden milletvekilleri de ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Türk lirasındaki değer kaybına ve artan maliyetlere dikkat çekerken, DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç da enflasyon artışına sürekli bahane bulunduğunu savundu.Yeni Yol Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık ise iktidarın sürekli “enflasyon düşecek” mesajı verdiğini belirterek ekonomik sorunların reel sektöre etkisini gündeme taşıdı. AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele ettiğini, bu sürecin kolay olmadığını ifade etti.Son durumTBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan toplantıda ekonomi programı, enflasyonla mücadele, ücret politikası ve alım gücü kaybı ana gündem maddeleri arasında yer aldı. İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, emekli ve çalışanların açlık sınırının altında gelir aldığını belirterek sıkı ücret politikası söylemine tepki gösterdi.Usta’nın “Ücret politikası sıkı olsun demenin kime ne faydası var?” sözleri, komisyon toplantısında ekonomi programına yönelik eleştirilerin öne çıkan başlıklarından biri oldu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Gülcan Kış’tan Gıda İthalatı Tepkisi: “Hikâye Değil, Hesap İstedik”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-gida-ithalati-tepkisi-hikye-degil-hesap-istedik/411789</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-gida-ithalati-tepkisi-hikye-degil-hesap-istedik/411789</guid>
            
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:01:58 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9372-chpli-gulcan-kistan-gida-ithalati-tepkisi-hikaye-degil-hesap-istedik.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9372-chpli-gulcan-kistan-gida-ithalati-tepkisi-hikaye-degil-hesap-istedik.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Gülcan Kış’tan Gıda İthalatı Tepkisi: “Hikâye Değil, Hesap İstedik” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-gida-ithalati-tepkisi-hikye-degil-hesap-istedik/411789"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9372-chpli-gulcan-kistan-gida-ithalati-tepkisi-hikaye-degil-hesap-istedik.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda ve tarımsal ürün ithalatına ilişkin yazılı soru önergesine verdiği yanıtı eleştirdi. Kış, ürün bazlı ithalat miktarları, ülke dağılımı ve döviz yükü gibi temel sorulara somut veriyle yanıt verilmediğini belirterek, “Bu bir cevap değil, denetimden kaçıştır” dedi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda ithalatına ilişkin yazılı soru önergesine verdiği yanıtı sert sözlerle eleştirdi. Türkiye’nin gıda ve tarımsal ürün ithalatına dair yönelttiği 10 maddelik soru önergesine gelen cevabın, soruların temel amacını karşılamadığını ifade eden Kış, bakanlığın somut veri paylaşmak yerine genel açıklamalarla konuyu geçiştirdiğini söyledi.Kış, önergesinde özellikle hangi ürünlerden ne kadar ithalat yapıldığı, bu ürünlerin hangi ülkelerden alındığı, ithalatta öne çıkan ilk 10 kalemin ne olduğu ve Türkiye’ye döviz cinsinden maliyetinin ne kadar olduğuna ilişkin açık bilgiler istediğini belirtti. Ancak gelen yanıtta bu başlıklara net ve ölçülebilir cevap verilmediğini savundu.“Somut Veri Yerine Genel İfadeler Kullanıldı”Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanıtında Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi, destekleme politikaları ve üretim artışlarına ilişkin genel bilgilere geniş yer verildiğini belirten Gülcan Kış, asıl soruların ise cevapsız bırakıldığını dile getirdi.Kış, bakanlık yanıtına tepki göstererek, “Hangi üründen ne kadar ithalat yapıldı dedik, yok. Hangi ülkeden alındı dedik, yok. İlk 10 ithalat kalemi nedir dedik, yok. Ödenen döviz ne kadar dedik, yine yok. Ama sayfalarca ‘üretim arttı’ anlatısı var” ifadelerini kullandı.CHP’li Kış’a göre kamuoyunun ihtiyaç duyduğu bilgi, genel politika metinleri değil, anlaşılır ve denetlenebilir verilerden oluşan net bir tablo. Kış, bakanlığın bu yaklaşımının şeffaflık beklentisini karşılamadığını söyledi.“Kendine Yeten Ülke Söylemiyle İthalat Çelişiyor”Bakanlık yanıtında Türkiye’nin birçok üründe kendine yeter durumda olduğunun ifade edildiğini hatırlatan Kış, bu söylem ile artan gıda ve tarımsal ürün ithalatı arasında çelişki bulunduğunu belirtti.Gülcan Kış, bir ülkenin kendine yeter olduğu iddia edilirken aynı zamanda ithalatın neden arttığının açıklanması gerektiğini vurguladı. Kış, “Bir yandan ‘kendine yeten ülkeyiz’ diyorsunuz, diğer yandan ithalat neden artıyor sorusuna cevap veremiyorsunuz. Bu çelişkiyi açıklamak yerine konuyu dağıtmayı tercih ediyorsunuz” dedi.Kış, gıda ithalatının yalnızca ekonomik bir başlık olmadığını, aynı zamanda tarımsal üretim, çiftçinin gelir durumu, dışa bağımlılık ve gıda güvenliği açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti.“TÜİK’e Bakın Demek Sorumluluktan Kaçmaktır”Bakanlığın ithalat verileri için TÜİK’i işaret etmesini de eleştiren Kış, bu yaklaşımın kamuoyunu aydınlatmak yerine sorumluluğu başka bir kuruma yönlendirmek anlamına geldiğini savundu.CHP’li Kış, dağınık veriler yerine derlenmiş, analiz edilmiş ve vatandaşın anlayabileceği açık bir tablo talep ettiklerini belirtti. Kış, “Biz zaten dağınık veriyi değil, derlenmiş, analiz edilmiş, kamuoyunun anlayacağı net tabloyu istiyoruz. ‘TÜİK’e bakın’ demek bu sorumluluktan kaçmaktır” sözleriyle tepkisini dile getirdi.“Yazılı Soru Önergesi Denetim Aracıdır”Gülcan Kış, yazılı soru önergelerinin Meclis’in anayasal denetim yollarından biri olduğunu vurgulayarak, bakanlıkların bu sorulara açık ve doğrudan yanıt vermesi gerektiğini söyledi.Verilen yanıtın denetim mekanizmasını zayıflattığını savunan Kış, “Yazılı soru önergesi anayasal bir denetim aracıdır. Ama siz soruya cevap vermek yerine genel politika metni gönderiyorsanız, bu denetimden kaçmaktır. Biz sayfa sayfa hikâye istemedik. Somut, net, ölçülebilir veri istedik” dedi.“Gerçek Tablo Açıklanana Kadar Sormaya Devam Edeceğiz”CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, gıda ithalatına ilişkin gerçek tablonun kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirterek şeffaflık çağrısını yineledi. Kış, Türkiye’de çiftçi üretim yaparken hangi ürünlerde ithalata ihtiyaç duyulduğunun, dışa bağımlılığın hangi kalemlerde arttığının ve bunun ekonomik bedelinin kimler tarafından ödendiğinin açıklanması gerektiğini ifade etti.Kış, gıda ve tarımsal ürün ithalatının Türkiye için kritik bir mesele olduğunu belirterek, “Bu ülkenin çiftçisi üretirken neden ithalat yapılıyor? Hangi ürünlerde dışa bağımlılık artıyor? Bunun bedelini kim ödüyor? Bu soruların cevabını alana kadar sormaya devam edeceğiz” sözleriyle açıklamasını tamamladı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Türeli’den Vergi Cennetleri Tepkisi: “20 Yıldır Liste Yayımlanmıyor”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-tureliden-vergi-cennetleri-tepkisi-20-yildir-liste-yayimlanmiyor/411707</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-tureliden-vergi-cennetleri-tepkisi-20-yildir-liste-yayimlanmiyor/411707</guid>
            
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:16:49 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9775-chpli-tureliden-vergi-cennetleri-tepkisi-20-yildir-liste-yayimlanmiyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9775-chpli-tureliden-vergi-cennetleri-tepkisi-20-yildir-liste-yayimlanmiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Türeli’den Vergi Cennetleri Tepkisi: “20 Yıldır Liste Yayımlanmıyor” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-tureliden-vergi-cennetleri-tepkisi-20-yildir-liste-yayimlanmiyor/411707"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9775-chpli-tureliden-vergi-cennetleri-tepkisi-20-yildir-liste-yayimlanmiyor.jpg" /></a>
               CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, vergi cennetlerine yapılan para transferlerinde uygulanması gereken vergi kesintisine ilişkin düzenlemenin 20 yıldır hayata geçirilmediğini belirterek, Cumhurbaşkanlığı’nın liste yayımlamamasına tepki gösterdi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, vergi cennetleri olarak bilinen offshore ülkelere yapılan para transferleriyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türeli, Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarla mücadele ettiği, bütçe açıklarının büyüdüğü ve yeni vergi yüklerinin özellikle dar gelirli vatandaşların omuzlarına bindiği bir dönemde, kayıt dışı sermaye hareketlerini ve vergi kayıplarını önleyecek düzenlemelerin uygulanmadığını söyledi.Türeli, 21 Haziran 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7’nci fıkrasına dikkat çekti. Söz konusu hükme göre Türkiye’den “vergi cenneti” olarak adlandırılan ülkelere yapılan her türlü para transferinden yüzde 30 oranında vergi kesintisi yapılması gerektiğini belirten Türeli, buna karşın uygulamanın hayata geçirilmediğini ifade etti.“Vergi Cenneti Ülkeler Listesi 20 Yıldır Yayımlanmadı”Rahmi Aşkın Türeli, kanundaki hükmün uygulanabilmesi için gerekli olan “Vergi Cenneti Ülkeler Listesi”nin 20 yıldır yayımlanmadığını vurguladı. Listenin önce Bakanlar Kurulu, ardından Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanması gerektiğini belirten Türeli, bu adımın atılmaması nedeniyle yasal düzenlemenin kâğıt üzerinde kaldığını savundu.CHP’li Türeli’ye göre liste eksikliği, devlet hazinesini önemli bir gelirden mahrum bırakıyor. Vergi cennetlerine yapılan para transferlerinden kesinti yapılmamasının yalnızca teknik bir eksiklik olarak görülemeyeceğini belirten Türeli, bu durumun vergi adaleti ve kamu gelirleri açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.“Liste Eksikliği Geçiştiriliyor”Türeli, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yöneltilen sorulara verilen yanıtlarda asıl meselenin yeterince açıklığa kavuşturulmadığını söyledi. Bakanlığın, “liste eksikliği” konusunu geçiştirdiğini öne süren Türeli, OECD iş birliği ve uluslararası bilgi değişimi protokollerinin bu konuda birer gerekçe olarak kullanıldığını ifade etti.CHP’li Türeli, esas sorunun Türkiye ekonomisinin yapısal cari açığını kapatmak için ihtiyaç duyduğu “kaynağı belirsiz sıcak para” akışının kesilmesinden duyulan endişe olup olmadığını sordu. Türeli, bu sorunun yanıtlanması gerektiğini belirterek, vergi cennetlerine yönelen sermaye hareketlerinin vergilendirilmemesinin kamu maliyesi açısından kabul edilemez olduğunu savundu.“Dürüst Vergi Mükellefine Karşı Adaletsizlik”Vergi cennetlerine giden paranın vergilendirilmemesinin dürüst vergi mükellefleri açısından büyük bir adaletsizlik yarattığını belirten Türeli, bu tablonun devletin mali disiplin hedefleriyle de çeliştiğini söyledi.Türeli, vatandaşın üzerindeki vergi yükünün arttığı bir dönemde, offshore hesaplara giden kaynakların vergiden muaf kalmasının toplumsal adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. Dar gelirli yurttaşların dolaylı vergiler ve ek yüklerle karşı karşıya kaldığını belirten Türeli, buna karşın büyük sermaye hareketlerinin yeterince denetlenmediğini dile getirdi.“Hazine ve Maliye Bakanlığı Görevini Yapmalı”Rahmi Aşkın Türeli, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Bakanlığın vergi adaletini sağlamak yerine belirli sermaye gruplarının vergi avantajlarını koruyan bir sessizliğe büründüğünü öne sürdü.Türeli, halkın bütçesini savunmanın yalnızca kamu harcamalarını denetlemekten ibaret olmadığını vurguladı. Tahsil edilmesi gereken vergilerin peşine düşülmesinin de kamu yararını korumanın temel şartlarından biri olduğunu ifade etti.“Vergi Gelirlerinin Takipçisi Olacağız”CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, vergi cennetlerine yapılan transferler konusunda yaşanan sessizliğin kabul edilemeyeceğini belirtti. Türeli, kamu gelirlerinin offshore hesaplarda kaybolmasına izin veren anlayışın takipçisi olacaklarını söyledi.Türeli, açıklamasında “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan vergi gelirlerinin offshore hesaplarda buharlaşmasına izin veren bu yönetim anlayışının takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.Vergi adaleti, kamu gelirleri ve mali disiplin tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde yapılan açıklama, vergi cennetleriyle ilgili listenin neden yayımlanmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Cem Avşar’dan Tapu Kanunu Teklifine Sert Tepki: “Mülkiyet Hakkına Saldırı Var”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-cem-avsardan-tapu-kanunu-teklifine-sert-tepki-mulkiyet-hakkina-saldiri-var/411702</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-cem-avsardan-tapu-kanunu-teklifine-sert-tepki-mulkiyet-hakkina-saldiri-var/411702</guid>
            
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:34:20 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2224-chpli-cem-avsardan-tapu-kanunu-teklifine-sert-tepki-mulkiyet-hakkina-saldiri-var.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2224-chpli-cem-avsardan-tapu-kanunu-teklifine-sert-tepki-mulkiyet-hakkina-saldiri-var.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Cem Avşar’dan Tapu Kanunu Teklifine Sert Tepki: “Mülkiyet Hakkına Saldırı Var” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-cem-avsardan-tapu-kanunu-teklifine-sert-tepki-mulkiyet-hakkina-saldiri-var/411702"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2224-chpli-cem-avsardan-tapu-kanunu-teklifine-sert-tepki-mulkiyet-hakkina-saldiri-var.jpg" /></a>
               CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, TBMM’de görüşmeleri süren Tapu Kanunu teklifine yönelik eleştirilerde bulundu. Avşar, düzenlemenin deprem ve yapı güvenliği gerekçesiyle sunulduğunu ancak yetkinin merkezde toplandığını ve mülkiyet hakkının hedef alındığını savundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, TBMM’de görüşmeleri devam eden Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin birinci bölümü üzerine partisi adına söz aldı.Avşar, kamuoyunda “Tapu Kanunu” olarak anılan teklifin yalnızca tapu düzenlemeleriyle sınırlı olmadığını belirtti. Teklifin 15 farklı kanunda değişiklik öngördüğünü ifade eden Avşar, düzenlemenin genel gerekçesinde deprem, yapı güvenliği ve kaçak yapılaşmayla mücadele başlıklarının öne çıkarıldığını ancak maddelere bakıldığında farklı bir tabloyla karşılaşıldığını söyledi.CHP’li Avşar, teklifin denetim, yetki ve gücü tek elde toplamaya dönük hükümler içerdiğini savunarak, bunun mülkiyet hakkı açısından ciddi riskler barındırdığını dile getirdi. Avşar, düzenlemeyi “torba kanun” olarak nitelendirirken, bazı maddelerin açık şekilde yetki gaspı anlamına geldiğini öne sürdü.“Denetim, Güç ve Yetki Merkeze Çekiliyor”Kanun teklifinin deprem ve yapı güvenliği gerekçesiyle gündeme getirilmesini eleştiren Avşar, bu başlıkların hayati önemde olduğunu ancak teklifin içeriğinde bu alanlara yönelik yeterli ve somut düzenlemeler bulunmadığını söyledi.Avşar, teklifin denetimi ve yetkiyi merkeze toplamaya hizmet eden maddeler içerdiğini belirterek, yerel yönetimlerin yetki alanlarının daraltıldığını savundu. Özellikle belediyelerin görev ve sorumluluk alanlarına müdahale edildiğini ifade eden Avşar, düzenlemenin yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği açısından sorunlu olduğunu dile getirdi.“Yapı Güvenliği Çeyrek Asır Sonra Hatırlanıyor”Deprem gerçeğinin Türkiye için tartışmasız bir öncelik olduğunu belirten Avşar, teklifin gerekçesinde ülkenin deprem kuşağında olduğunun ve yapı güvenliğinin artırılması gerektiğinin yazıldığını hatırlattı.Ancak Avşar’a göre bu tespitlerin uzun yıllar sonra yapılması dikkat çekici. CHP’li vekil, iktidarın geçmişte çıkardığı imar aflarına işaret ederek, kaçak yapılaşmanın önüne geçileceği yönündeki ifadeleri eleştirdi. Avşar, yıllar boyunca uygulanan politikaların ardından bugün yapı güvenliği ve kaçak yapılaşma gerekçesiyle düzenleme yapılmasının inandırıcılıktan uzak olduğunu savundu.“Torbada Her Şey Var, Deprem Yok”Avşar, teklifin depremle mücadele ve riskli yapıların dönüşümü konusunda yeterli düzenleme içermediğini ileri sürdü. Kanun teklifinde acele kamulaştırma ve belediyelerin mal varlıklarına yönelik düzenlemelerin bulunduğunu belirten Avşar, buna karşın riskli alanların tespiti ve dönüşümü konusunda güçlü bir adım atılmadığını söyledi.CHP’li Avşar, “Bu torba kanunda acele kamulaştırma var, belediyelerin malına göz dikmek var; fakat riskli alanların tespiti ve dönüşümüyle ilgili dişe dokunur bir şey yok” sözleriyle teklifin içeriğine tepki gösterdi.“Mülkiyet Hakkı İhlal Ediliyor”Teklifin 6’ncı maddesine dikkat çeken Avşar, kooperatif ortaklarının taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının öngörüldüğünü söyledi. Hak sahiplerinin tümüne anahtar teslimi yapılmadan, dairesini alan veya hissesini üçüncü kişilere devretmek isteyen kişilerin tasarrufunun engellendiğini belirten Avşar, bu düzenlemenin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini savundu.Avşar, bu maddenin Anayasa’nın 35’inci maddesiyle çeliştiğini ifade etti. Ayrıca 11’inci maddeyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geniş yetkiler verilmesini de eleştiren Avşar, bunun mülkiyet hakkına yönelik açık bir müdahale olduğunu ileri sürdü.Belediyelere Yönelik Düzenlemeler Tepki ÇektiKanun teklifinin 17’nci maddesine de değinen Avşar, belediyelerin ve bağlı kuruluşlarının yeni şirket ya da kooperatif kurmasının, ortaklık oluşturmasının, sermaye koymasının veya hisse edinmesinin Cumhurbaşkanı iznine bağlanmak istendiğini söyledi.Avşar, bu düzenlemeyi “açık yetki gaspı” olarak değerlendirdi. Belediyelerin zaten Sayıştay denetimine tabi olduğunu belirten Avşar, belediyelerde bir aksaklık varsa bunun mevcut kamu yönetimi sistemindeki sorunlarla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.“Söz ile Eylem Uyuşmuyor”CHP’li Cem Avşar, iktidarın sık sık “Deprem siyaset üstüdür” dediğini ancak belediyelerin kaynaklarının kısıtlandığını, idari yetkilerinin daraltıldığını ve yerel yönetimlere yönelik siyasi baskı uygulandığını savundu.Avşar, depremle mücadelede finansman ve yetişmiş insan kaynağının temel unsurlar olduğunu belirterek, belediyelerin bu alanlarda zayıflatıldığını ifade etti. 2026 bütçesinde Çevre Bakanlığına ayrılan kaynağın çok üzerinde bir bütçenin faize ayrıldığını dile getiren Avşar, bu durumun afetlere hazırlık açısından ciddi bir çelişki yarattığını söyledi.Avşar, konuşmasını bütçe ve insan kaynağına dikkat çekerek sürdürdü. Kaynakların doğru kullanılmaması ve yetişmiş kadroların devre dışı bırakılması halinde Türkiye’nin olası büyük depremlere karşı ağır bedeller ödeyebileceğini belirtti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>TOKİ İstanbul kurasında dikkat çeken iddia: 1 milyon üzeri sıra numarası olanlar listeye giremedi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/toki-istanbul-kurasinda-dikkat-ceken-iddia-1-milyon-uzeri-sira-numarasi-olanlar-listeye-giremedi/411697</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/toki-istanbul-kurasinda-dikkat-ceken-iddia-1-milyon-uzeri-sira-numarasi-olanlar-listeye-giremedi/411697</guid>
            
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:09:12 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/803-toki-istanbul-kurasinda-dikkat-ceken-iddia-1-milyon-uzeri-sira-numarasi-olanlar-listeye-giremedi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/803-toki-istanbul-kurasinda-dikkat-ceken-iddia-1-milyon-uzeri-sira-numarasi-olanlar-listeye-giremedi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ TOKİ İstanbul kurasında dikkat çeken iddia: 1 milyon üzeri sıra numarası olanlar listeye giremedi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/toki-istanbul-kurasinda-dikkat-ceken-iddia-1-milyon-uzeri-sira-numarasi-olanlar-listeye-giremedi/411697"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/803-toki-istanbul-kurasinda-dikkat-ceken-iddia-1-milyon-uzeri-sira-numarasi-olanlar-listeye-giremedi.jpg" /></a>
               TOKİ’nin İstanbul’da yapılan “İlk Evim” kura çekimiyle ilgili dikkat çeken bir iddia gündeme geldi. Sıra numarası 1 milyonun üzerinde olan 72 bin 659 vatandaş arasından hiçbir kişinin kazanan listesinde yer almaması tartışma yarattı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ TOKİ’nin “Yüzyılın Konut Projesi – İlk Evim” kapsamında İstanbul için gerçekleştirdiği kura çekimi, sonuçların açıklanmasının ardından kamuoyunda tartışmalara neden oldu. 27 Nisan 2026 Pazartesi günü Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde yapılan İstanbul ili “Diğer” kategorisi kura çekiminde 577 bin 564 kişilik başvuru havuzundan 22 bin 714 hak sahibi belirlendi.Ancak kura sonuçlarının ardından yapılan değerlendirmelerde dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. İddiaya göre, başvuru sıra numarası 1 milyonun üzerinde olan vatandaşlar kazanan listelerinde hiç yer almadı. Bu durum, kura yazılımının yedi haneli sıra numaralarını kapsayıp kapsamadığı yönünde soru işaretlerine yol açtı.72 bin 659 kişi kazanan listesine giremediPaylaşılan verilere göre İstanbul “Diğer” kategorisi başvuru havuzunda sıra numarası 1.000.000 ve üzerinde olan toplam 72 bin 659 vatandaş bulunuyordu. Ancak resmi sonuçlara göre bu gruptan tek bir kişinin dahi kurada hak sahibi olamaması dikkat çekti.Kura çekiminde böyle bir sonucun ortaya çıkması, özellikle istatistiksel açıdan olağan dışı bulundu. Sıra numarası yedi haneli olan başvuru sahiplerinin tamamının kazanan listelerinin dışında kalması, çekilişin tüm hak sahiplerini kapsayıp kapsamadığı sorusunu gündeme taşıdı.CHP’li Hasan Öztürk’ten Bakan Kurum’a soru önergesiCHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, konuyla ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı soru önergesi verdi. Öztürk, kura yazılımının 999 bin 999’a kadar olan sıra numaralarını gördüğü, ancak 1 milyon ve üzerindeki numaraları görmediği iddiasının aydınlatılması gerektiğini belirtti.Öztürk, “Yedi haneli sıra numarasına sahip 72 bin 659 vatandaşımız kuraya dahi sokulmadı mı?” sorusunu gündeme getirerek, yaşanan durumun kamuoyuna açıklanmasını istedi. İddianın doğru olması halinde kura sürecinin adil şekilde işlemediğini savunan Öztürk, konunun araştırılması gerektiğini ifade etti.“Bu sonucun tesadüf olma ihtimali yok denecek kadar düşük”Hasan Öztürk, ortaya çıkan tabloyu vatandaşların daha kolay anlayabilmesi için yazı-tura örneği verdi. Öztürk, bir bozuk paranın 4 bin 200 kez havaya atıldığını ve her seferinde aynı yüzünün gelmesinin beklendiğini belirterek, TOKİ kurasında ortaya çıkan sonucun tesadüf olma ihtimalini bu örnekle kıyasladı.Öztürk’e göre, sıra numarası 1 milyonun üzerinde olan 72 bin 659 kişi arasından tek bir kişinin bile kazanmaması, sıradan bir istatistiksel sonuç olarak değerlendirilemez. CHP’li vekil, iddiaların doğru olması halinde kuranın adil çekilmediği yönündeki şüphenin güçleneceğini dile getirdi.Yapay zekâya da yorumlatıldıÖztürk, söz konusu istatistiği yapay zekâya da yorumlattığını belirtti. Buna göre, 72 bin 659 kişilik gruptan hiçbir kişinin kazanan listesinde yer almaması; altı yüzlü bir zarın 1.630 kez atılıp her defasında aynı sonucun gelmesi, Sayısal Loto’da 6 numarayı 160 hafta üst üste bilmek ya da sokakta rastgele karşılaşılan 390 kişiyle aynı doğum gününe sahip olmak gibi ihtimallerle karşılaştırıldı.Bu benzetmelerle sonucun ne kadar olağan dışı olduğuna dikkat çeken Öztürk, kura çekimine ilişkin şüphelerin giderilmesi gerektiğini söyledi.Kuranın yenilenmesi ve tüm illerin incelenmesi istendiCHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, İstanbul “Diğer” kategorisi kurasının iptal edilerek yeniden yapılmasını talep etti. Öztürk ayrıca, aynı yazılımın kullanıldığı tüm illerdeki kura sonuçlarının da incelenmesi gerektiğini ifade etti.Sürecin sorumluları hakkında idari ve cezai işlem başlatılması gerektiğini savunan Öztürk, kura çekiminin adil, şeffaf ve tüm başvuru sahiplerini kapsayacak şekilde yapılmasının önemine dikkat çekti.TOKİ İstanbul kurasına ilişkin bu iddia, konut sahibi olma umuduyla başvuru yapan binlerce vatandaşın süreci yakından takip etmesine neden oldu. Gözler şimdi, Bakanlık ve TOKİ tarafından yapılacak olası açıklamalara çevrildi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Gürsel Erol’dan Elazığ’daki Sağlık Arazilerinin Satışına Sert Tepki</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gursel-eroldan-elazigdaki-saglik-arazilerinin-satisina-sert-tepki/411655</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gursel-eroldan-elazigdaki-saglik-arazilerinin-satisina-sert-tepki/411655</guid>
            
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:06:50 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8750-chpli-gursel-eroldan-elazigdaki-saglik-arazilerinin-satisina-sert-tepki.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8750-chpli-gursel-eroldan-elazigdaki-saglik-arazilerinin-satisina-sert-tepki.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Gürsel Erol’dan Elazığ’daki Sağlık Arazilerinin Satışına Sert Tepki ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gursel-eroldan-elazigdaki-saglik-arazilerinin-satisina-sert-tepki/411655"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8750-chpli-gursel-eroldan-elazigdaki-saglik-arazilerinin-satisina-sert-tepki.jpg" /></a>
               CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Elazığ’da sağlık alanı olarak planlanan bazı kamu arazilerinin satışa çıkarılmasına tepki gösterdi. Erol, kararın şehir adına büyük bir skandal ve geleceğe dönük telafisi zor bir planlama hatası olduğunu söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı sonrası Elazığ’da sağlık alanı olarak planlanan bazı arazilerin satışa çıkarılmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Erol, Özelleştirme İdaresi tarafından satış kapsamına alınan alanların, kentin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirterek karara sert sözlerle tepki gösterdi.Söz konusu karar kapsamında Elazığ’da Çaydaçıra ve Rızaiye mahallelerinde bulunan eski devlet hastanesi arazileri ile Rızaiye Mahallesi’nde yer alan eski askeri hastane arazisinin satışa çıkarıldığı ifade edildi. Gürsel Erol, bu alanların geçmişte ve bugün kamu hizmeti açısından önemli işlevler üstlendiğini vurguladı.“Şehrimiz Adına Büyük Bir Skandal”Gürsel Erol, sağlık alanı olarak planlanan arazilerin satışa çıkarılmasını “şehrimiz adına büyük bir skandal” olarak değerlendirdi. Kararın yalnızca bugünü değil, Elazığ’ın gelecekteki sağlık planlamasını da doğrudan etkileyebileceğini belirten Erol, bunun telafisi zor bir planlama hatası olduğunu söyledi.Erol, açıklamasında özellikle eski devlet hastanesi ve eski askeri hastane arazilerinin durumuna dikkat çekti. Daha önce 100 yataklı hastane yapılacağı duyurulan askeri hastanenin, depremde hasar görmesi nedeniyle İl Sağlık Müdürlüğü’ne hizmet binası olarak tahsis edildiğini hatırlattı. Buna rağmen bu alanın satış kapsamına alınmasını eleştirdi.“Bu Arsaların Satışı Hangi Gerekçeyle İzah Edilebilir?”CHP’li Erol, açıklamasında kamuya ait arazilerin satışına ilişkin önemli sorular yöneltti. Yüzlerce yatan hastanın bulunduğu ve tüm bölgeye hizmet veren Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’nin yer aldığı arsanın satışa çıkarılmasını eleştiren Erol, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kullanılan eski devlet hastanesi arazisinin de aynı kapsamda değerlendirilmesine tepki gösterdi.Erol, mülkiyetleri kamuya ait olan ve üzerlerinde önemli kamu hizmetleri yürütülen bu arsaların hangi mantıkla satışa çıkarıldığını sordu. Bu alanların satılmasının hangi gerekçelerle açıklanabileceğinin kamuoyuna izah edilmesi gerektiğini belirtti.İktidar Milletvekillerinin Açıklamasına EleştiriGürsel Erol, kararın ardından Elazığ’daki iktidar milletvekilleri tarafından yapılan açıklamaları da eleştirdi. Erol’a göre bu açıklamalar, sürecin doğrudan muhatabı olması gereken iktidar milletvekillerinin konudan yeterince haberdar olmadığını ortaya koydu.Daha önce iktidar partisi milletvekillerinin, Elazığ’daki Sağlık Bakanlığı mülkiyetlerinin satışından elde edilecek gelirin eski SSK Hastanesi’nin ikinci basamak sağlık tesisi olarak yapılmasında kullanılacağını defalarca dile getirdiğini hatırlatan Erol, Cumhurbaşkanlığı kararının farklı bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.“Gelirler Sağlık Bakanlığı Genel Bütçesine Aktarılacak”Erol, yayımlanan karardan anlaşıldığı kadarıyla satıştan elde edilecek gelirlerin doğrudan Elazığ’daki sağlık yatırımlarında kullanılmayacağını belirtti. CHP’li vekil, bu gelirlerin Sağlık Bakanlığı’nın genel bütçesine aktarılacağını ve Türkiye genelinde yapımı süren hastaneler için kullanılacağını ifade etti.Bu durumun Elazığ açısından büyük bir hayal kırıklığı yarattığını dile getiren Erol, karar sürecinde Elazığ’ı temsil eden iktidar milletvekillerinin etkisiz ve habersiz kaldığını savundu. Erol, bakanlıklar ve üst düzey bürokrasi tarafından kentin geleceğini ilgilendiren kararlar alınırken, yerel temsilcilerin sürece yeterince müdahil olmadığını söyledi.“Elazığ Halkı Yanıltıldı”Gürsel Erol, özellikle sağlık yatırımlarını siyasi söylem hâline getiren iktidar temsilcilerinin hem kendisini hem de Elazığ halkını yanılttığını ifade etti. Elazığlıların, eski SSK Hastanesi’nin yeniden yapılması başta olmak üzere sağlık alanındaki sorunlara çözüm olacak yatırımların müjdesini beklediğini belirten Erol, bunun yerine kamu arazilerinin satışa çıkarıldığını söyledi.Erol, bu kararın şehrin geleceğinin göz göre göre elden çıkarılması anlamına geldiğini savundu. Açıklamasında, yalnızca bu konunun değil, Elazığ’ın yıllardır çözüm bekleyen tüm kronik sorunlarının takipçisi olacağını vurguladı.“Elazığ’ın Sorunlarının Takipçisi Olacağım”CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, açıklamasının sonunda muhalefet partisinden bir milletvekili olarak kentin sorunlarını takip etmeye devam edeceğini belirtti. Erol, başta sağlık arazilerinin satışı olmak üzere Elazığ’ın geleceğini ilgilendiren tüm konularda açık ve net bir duruş sergileyeceğini ifade etti.Erol’un açıklaması, Elazığ’da sağlık yatırımları, kamu arazilerinin geleceği ve planlama süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;nin Cemevleri İçin İbadethane Statüsü Teklifi Meclis Gündeminde</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpnin-cemevleri-icin-ibadethane-statusu-teklifi-meclis-gundeminde/411653</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpnin-cemevleri-icin-ibadethane-statusu-teklifi-meclis-gundeminde/411653</guid>
            
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9465-chpden-cemevleri-icin-ibadethane-statusu-teklifi-meclis-gundeminde.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9465-chpden-cemevleri-icin-ibadethane-statusu-teklifi-meclis-gundeminde.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;nin Cemevleri İçin İbadethane Statüsü Teklifi Meclis Gündeminde ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpnin-cemevleri-icin-ibadethane-statusu-teklifi-meclis-gundeminde/411653"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9465-chpden-cemevleri-icin-ibadethane-statusu-teklifi-meclis-gundeminde.jpg" /></a>
               CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi amacıyla kanun teklifi sundu. Avşar, düzenlemeyle eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve toplumsal uzlaşmanın güçlendirilmesini hedeflediklerini belirtti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi konusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Avşar, konuya ilişkin hazırladığı kanun teklifiyle cemevlerinin yasal olarak ibadethane kabul edilmesini amaçladıklarını ifade etti.Teklifin gerekçesinde, Türkiye’de yaşayan 20 milyonu aşkın Alevi yurttaşın tüm vatandaşlık görevlerini yerine getirdiği vurgulandı. Buna karşın, Anayasa’da güvence altına alınan eşit yurttaşlık, inanç ve mezhep özgürlüğü ilkelerine rağmen Alevi yurttaşların gerekli hizmetlerden yeterince yararlanamadığı belirtildi.Avşar, cemevlerinin ibadethane statüsü kazanmasına yönelik kanun teklifinin, hem hukuki hem de toplumsal açıdan önemli bir adım olduğunu dile getirdi.“İnanç ve Mezhep Hürriyeti Anayasa ile Güvence Altında”Kanun teklifinin gerekçesinde Anayasa’nın ilgili hükümlerine de yer verildi. Cem Avşar, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümleri arasında yer alan 2. maddesinde devletin laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlandığını hatırlattı.Avşar ayrıca, Anayasa’nın 10. maddesinde herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunun açıkça ifade edildiğine dikkat çekti. Anayasa’nın 24. maddesinde ise herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunun güvence altına alındığını belirtti.Bu çerçevede cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasının, Anayasa’da yer alan eşitlik ve inanç özgürlüğü hükümleriyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.“Alevi Toplumunun Talepleri Ertelenemez”Cem Avşar, Türkiye’nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerinin daha fazla ertelenemeyeceğini söyledi. Avşar’a göre bu talepler, toplumsal uzlaşmanın ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak karşılanması gereken anayasal haklar arasında yer alıyor.Avşar, Alevi yurttaşların uzun yıllardır dile getirdiği taleplerin barışçıl, demokratik ve eşitlikçi bir zeminde ele alınması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasının zorunlu olduğunu belirtti.AİHM, Yargıtay ve Danıştay Kararlarına Dikkat ÇekildiTeklifte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevlerinin ibadethane niteliğine ilişkin kararlarına da dikkat çekildi. Avşar, AİHM kararlarının devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.Avşar ayrıca Yargıtay ve Danıştay kararlarının da cemevlerinin ibadethane olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Bu nedenle yargı kararlarıyla oluşan hukuki zeminin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini söyledi.“Eşit Yurttaşlık İlkesine Aykırı”Cem Avşar, Alevi-Bektaşi inancının tarihsel ve toplumsal varlığıyla Türkiye’nin asli inanç topluluklarından biri olduğunu ifade etti. Cemevlerinin ise Alevi yurttaşların ibadetlerini yerine getirdikleri temel mekânlar olduğunu vurguladı.Buna rağmen cemevlerinin yasal olarak ibadethane statüsünde kabul edilmemesinin eşit yurttaşlık ilkesine ve laiklik anlayışına aykırı olduğunu söyledi. Avşar, Alevilerin Türkiye’de yaşayan diğer inanç gruplarına tanınan haklardan ve sağlanan desteklerden yararlanmasının temel bir hak olduğunu belirtti.Cemevlerinin Yaşadığı Sorunlar Gündeme TaşındıAvşar, Türkiye’nin birçok bölgesinde hizmet veren yüzlerce cemevinin resmi ibadethane olarak tanımlanmadığı için çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Bu sorunların başında imar problemleri ve temel giderlere ilişkin sıkıntıların geldiğini belirtti.Kanun teklifinde, mevcut mevzuatta yer alan “ibadet yeri” ifadesine açıklık getirilmesi gerektiği ifade edildi. Hangi yerlerin ibadet yeri olarak kabul edileceğinin açık biçimde düzenlenmesi ve bu tanımın diğer kanunlardaki ibadet yeri ifadelerini de kapsaması gerektiği vurgulandı.“Toplumsal Uzlaşmayı Güçlendirmeyi Hedefliyoruz”Cem Avşar, sundukları kanun değişikliği teklifiyle ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını ve cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşmasını amaçladıklarını açıkladı.Avşar, düzenlemenin yalnızca hukuki bir adım olmadığını, aynı zamanda toplumsal barış ve uzlaşma açısından da önemli olduğunu belirtti. Teklifle, uluslararası insan hakları hukukunun gereklerinin yerine getirilmesi, eşitlik ilkesinin güçlendirilmesi ve inanç özgürlüğünün daha sağlam bir zemine oturtulmasının hedeflendiğini ifade etti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Gülcan Kış’tan Çocuk Politikaları Eleştirisi: “Yasaklar Tek Başına Çözüm Değil”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-cocuk-politikalari-elestirisi-yasaklar-tek-basina-cozum-degil/411642</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-cocuk-politikalari-elestirisi-yasaklar-tek-basina-cozum-degil/411642</guid>
            
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 13:15:17 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3084-chpli-gulcan-kistan-cocuk-politikalari-elestirisi-yasaklar-tek-basina-cozum-degil.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3084-chpli-gulcan-kistan-cocuk-politikalari-elestirisi-yasaklar-tek-basina-cozum-degil.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Gülcan Kış’tan Çocuk Politikaları Eleştirisi: “Yasaklar Tek Başına Çözüm Değil” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-cocuk-politikalari-elestirisi-yasaklar-tek-basina-cozum-degil/411642"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3084-chpli-gulcan-kistan-cocuk-politikalari-elestirisi-yasaklar-tek-basina-cozum-degil.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifi üzerine yaptığı konuşmada çocukların güvenliği, eğitimi ve geleceğine ilişkin dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Kış, çocuk politikalarında parçalı değil bütüncül bir yaklaşım gerektiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesi üzerine söz aldı. Konuşmasında çocukların güvenliği, eğitim ortamları ve sosyal yaşam koşulları üzerinden iktidara eleştiriler yönelten Kış, mevcut politikaların sorunları bütüncül biçimde ele almadığını ifade etti.Kış, çocukların yaşamının yalnızca tek bir başlık üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek, çocukların güvenliği, eğitimi, sosyal desteklere erişimi ve gelecek umudunun birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguladı. “Çocukların hayatı bir bütündür. Siz bir alanı düzenleyip diğerini yok sayarsanız sorunları çözemezsiniz” sözleriyle hükümetin çocuk politikalarına yaklaşımını eleştirdi.“Çocuklar Okulda Bile Güvende Değil”Konuşmasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarını anarak başlayan Kış, olaylarda hayatını kaybeden öğrenciler ve öğretmen için başsağlığı diledi. Bu saldırıların yalnızca münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kış, yaşananların toplumda derin bir güvenlik kaygısı oluşturduğunu söyledi.Ailelerin çocuklarını okula gönderirken endişe yaşadığını dile getiren Kış, okul güvenliğine ilişkin ciddi bir sorunla karşı karşıya olunduğunu savundu. “Bu ülkede aileler artık çocuklarını okula uğurlarken ‘Acaba geri dönebilecek mi?’ sorusuyla yaşıyor” diyen Kış, çocukların en temel hakkı olan güvenli eğitim ortamının sağlanması gerektiğine dikkat çekti.“23 Nisan’ı Kutlarken Gerçeği Görmezden Gelemeyiz”Gülcan Kış, konuşmasında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na da değindi. Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel günün anlamına işaret eden Kış, çocukların güvende olmadığı bir ortamda bayramın gerçek anlamının eksik kaldığını söyledi.Kış, çocuklara adanmış bir bayramın kutlandığı günlerde, çocukların yaşadığı güvenlik sorunlarının ve eşitsizliklerin görmezden gelinemeyeceğini belirtti. “Çocuklara armağan edilmiş bir bayramı konuşurken, çocukların güvende olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu çelişkiyi görmeden politika üretemezsiniz” ifadelerini kullandı.“Ekran Süresiyle Değil, Yaşam Koşullarıyla Yüzleşin”Dijital düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kış, çocukların ekran süresini sınırlamaya yönelik adımların tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Çocukların karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca dijital alanla sınırlandırılamayacağını belirten Kış, asıl meselenin yaşam koşulları olduğunu vurguladı.Bir çocuğun aç okula gitmesi, eşit eğitim imkânlarına ulaşamaması ya da güvenli bir okul ortamına sahip olmaması halinde ekran süresini sınırlamanın o çocuğun hayatında köklü bir değişim yaratmayacağını ifade etti. Kış’a göre çözüm, yasaklardan çok eğitim, rehberlik, sosyal destek ve fırsat eşitliği temelinde kurulmalı.“AKP Krizden Sonra Konuşur, Önceden Önlem Almaz”İktidarın yönetim anlayışını da eleştiren Kış, Türkiye’de yaşanan büyük sorunların ardından önlem tartışmalarının gündeme geldiğini söyledi. Deprem, yangın ve kadın cinayetleri gibi olaylardan sonra benzer bir yaklaşım sergilendiğini belirten Kış, önceden planlanmış güçlü ve kalıcı politikaların eksikliğine dikkat çekti.“Deprem olur, sonra önlem konuşulur. Yangın olur, sonra önlem konuşulur. Kadın cinayetleri olur, toplum sarsılır, yine sonrasında önlem konuşulur” diyen Kış, krizler yaşanmadan önce önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.“Çocukların Korkmadan Büyüdüğü Bir Türkiye Mümkün”Kanun teklifine ilişkin genel değerlendirmesinde torba yasa yaklaşımını da eleştiren Kış, birkaç doğru düzenlemenin genel yaklaşımda var olan sorunları gizleyemeyeceğini söyledi. Meselenin artık tek tek maddelerden öte bir yönetim anlayışı sorunu olduğunu dile getirdi.Konuşmasının sonunda çocukların korkmadan büyüdüğü, gençlerin umutla yaşayabildiği bir Türkiye hedeflediklerini belirten Kış, CHP olarak bu doğrultuda mücadele ettiklerini söyledi. Çocukların güvenliği, geleceği ve eşitliği için parçalı düzenlemeler yerine güçlü, kalıcı ve bütüncül sosyal politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kış, söz konusu kanun teklifine karşı olduklarını ifade etti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Kanko’dan Schengen Vizesi Tepkisi: “Vatandaşın Milyarlarca Lirası Boşa Gidiyor”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-kankodan-schengen-vizesi-tepkisi-vatandasin-milyarlarca-lirasi-bosa-gidiyor/411626</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-kankodan-schengen-vizesi-tepkisi-vatandasin-milyarlarca-lirasi-bosa-gidiyor/411626</guid>
            
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:18:30 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5597-chpli-kankodan-schengen-vizesi-tepkisi-vatandasin-milyarlarca-lirasi-bosa-gidiyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5597-chpli-kankodan-schengen-vizesi-tepkisi-vatandasin-milyarlarca-lirasi-bosa-gidiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Kanko’dan Schengen Vizesi Tepkisi: “Vatandaşın Milyarlarca Lirası Boşa Gidiyor” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-kankodan-schengen-vizesi-tepkisi-vatandasin-milyarlarca-lirasi-bosa-gidiyor/411626"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5597-chpli-kankodan-schengen-vizesi-tepkisi-vatandasin-milyarlarca-lirasi-bosa-gidiyor.jpg" /></a>
               CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye’den yapılan Schengen vize başvurularındaki ret oranının yıllar içinde ciddi şekilde arttığını belirterek, vatandaşların hem zaman hem de büyük maddi kayıp yaşadığını söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Mühip Kanko, Türkiye’den Avrupa ülkelerine seyahat etmek isteyen vatandaşların yaşadığı Schengen vizesi sorununa ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kanko, AKP hükümetinin izlediği politikalar nedeniyle vatandaşların vize süreçlerinde ciddi mağduriyetler yaşadığını belirtti.Kanko’ya göre, Türkiye’nin 2010 yılında yüzde 3 seviyesinde olan Schengen vize ret oranı, 2025 yılı itibarıyla yüzde 17’ye yükseldi. Bu artışın vatandaşların Avrupa’ya seyahat sürecini daha zor hale getirdiğini ifade eden Kanko, son 10 yılda yaklaşık 1,5 milyon Türk vatandaşının vize başvurusunun reddedildiğini söyledi.“27 Milyar Lira Boşa Harcandı”Prof. Dr. Mühip Kanko, vize başvuruları için ödenen ücretlerin de vatandaşlar açısından büyük bir yük oluşturduğunu vurguladı. Açıklamasında, son yıllarda yapılan başvurular kapsamında toplam 27 milyar liranın, yaklaşık 511 milyon avronun karşılıksız kaldığını belirtti.Kanko, başvuru ücretlerinin ret durumunda iade edilmemesi nedeniyle vatandaşların yalnızca seyahat hakkı konusunda değil, ekonomik açıdan da mağdur edildiğini ifade etti. Avrupa’ya gitmek isteyenlerin başvuru sürecinde ciddi masraflar yaptığını belirten Kanko, sonuç olumsuz olduğunda vatandaşın hem parasını hem de zamanını kaybettiğini dile getirdi.Randevu Bulmak Zor, Ücretler YüksekKanko’nun açıklamasında vize sürecinin yalnızca ret oranlarıyla sınırlı olmadığına da dikkat çekildi. Vatandaşların randevu bulmakta büyük zorluk yaşadığını belirten Kanko, başvuru sürecinin aylar sürebildiğini ve yüksek ücretlerin ciddi bir ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi.Mevcut tabloda vatandaşların önce randevu bulmak için uzun süre beklediğini, ardından yüksek başvuru ücretleri ödediğini ifade eden Kanko, tüm bu çabaya rağmen birçok kişinin ret yanıtı aldığını belirtti. Bu durumun özellikle Avrupa’ya eğitim, iş, akademik çalışma ya da ticari faaliyet amacıyla gitmek isteyenleri olumsuz etkilediğini vurguladı.“Vize Serbestisi İçin 6 Kriter Kaldı”CHP’li Kanko, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile vize serbestisi sürecinde yerine getirmesi gereken 72 kriterden yalnızca 6’sının kaldığını hatırlattı. Buna rağmen hükümetin gerekli adımları atmadığını savunan Kanko, bu konuda yeterli siyasi iradenin ortaya konulmadığını söyledi.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü’nün de vize serbestisinin Türkiye’nin atacağı adımlara bağlı olduğunu açık şekilde ifade ettiğini belirten Kanko, iktidarın bu süreci görmezden gelmemesi gerektiğini dile getirdi.Gençler, Öğrenciler ve Akademisyenler Mağdur OluyorVize krizinden en çok etkilenen kesimlerin başında gençler, öğrenciler, iş insanları ve akademisyenler geliyor. Kanko, Avrupa’da eğitim almak, bilimsel etkinliklere katılmak, iş görüşmesi yapmak ya da ticari bağlantılar kurmak isteyen vatandaşların vize engeline takıldığını ifade etti.Bu sürecin yalnızca bireysel mağduriyet yaratmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin eğitim, ticaret ve akademik ilişkilerini de olumsuz etkilediğini belirten Kanko, vatandaşların kapılarda bekletildiğini ve ciddi zaman kaybı yaşadığını söyledi.“Hükümet Somut Adım Atmalı”Prof. Dr. Mühip Kanko, hükümetin görevinin vatandaşların yaşadığı bu sorunu görmezden gelmek olmadığını belirtti. Vize başvurularında yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi ve vize serbestisinin sağlanması için acilen somut adımlar atılması gerektiğini ifade etti.Kanko, vatandaşların Avrupa’ya seyahat edebilmek için hem maddi hem de manevi açıdan büyük bedeller ödediğini belirterek, mevcut tablonun sürdürülemez olduğunu söyledi. Açıklamasında, vize sorununun çözümü için siyasi irade gösterilmesi ve kalan kriterlerin tamamlanması çağrısında bulundu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Nimet Özdemir’den komisyonda sert çıkış: “Suçlu hayvanlar değil, ihmaldir”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-nimet-ozdemirden-komisyonda-sert-cikis-suclu-hayvanlar-degil-ihmaldir/411597</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-nimet-ozdemirden-komisyonda-sert-cikis-suclu-hayvanlar-degil-ihmaldir/411597</guid>
            
            <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:24:34 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3240-chpli-nimet-ozdemirden-komisyonda-sert-cikis-suclu-hayvanlar-degil-ihmaldir.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3240-chpli-nimet-ozdemirden-komisyonda-sert-cikis-suclu-hayvanlar-degil-ihmaldir.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Nimet Özdemir’den komisyonda sert çıkış: “Suçlu hayvanlar değil, ihmaldir” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-nimet-ozdemirden-komisyonda-sert-cikis-suclu-hayvanlar-degil-ihmaldir/411597"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3240-chpli-nimet-ozdemirden-komisyonda-sert-cikis-suclu-hayvanlar-degil-ihmaldir.jpg" /></a>
               TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda Hayvanları Koruma Kanunu’nun sahadaki etkileri görüşülürken söz alan CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, mevcut uygulamalara sert tepki gösterdi. Özdemir, sorunun kaynağının hayvanlar değil, yıllardır yerine getirilmeyen yükümlülükler olduğunu savundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda Hayvanları Koruma Kanunu’nun sahaya yansımaları ele alınırken, toplantının en dikkat çeken konuşmalarından biri CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir’den geldi. İçişleri Bakanlığı Bakan Müşaviri Veteriner Ahmet Yavuz Karaca’nın sunumunun ardından söz alan Özdemir, mevcut uygulamalara yönelik eleştirilerini açık ifadelerle dile getirdi.Konuşmasının başında tartışmayı siyasi bir polemik olarak görmediğini vurgulayan Özdemir, burada ele alınan meselenin doğrudan yaşam hakkıyla ilgili olduğunu söyledi. Komisyonda bulunan herkesin vicdan sahibi olduğuna inandığını belirten Özdemir, bu başlığın sadece teknik ya da idari bir konu olarak değil, toplumsal sorumluluk ve etik çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.“Hayvanlar değil, ihmaller bu noktaya getirdi”Sokak hayvanı popülasyonundaki artıştan doğrudan hayvanların sorumlu tutulamayacağını belirten Özdemir, mevcut tablonun temelinde ihmal olduğunu dile getirdi. Hayvanların kısırlaştırılmaması ve gerekli önlemlerin zamanında alınmaması nedeniyle sorunun büyüdüğünü ifade eden Özdemir, bu aşamaya gelinmesinin nedeninin görevini yapmayanlar olduğunu söyledi.Özdemir, “Bu hayvanlar ‘kısırlaştırılmak istemiyoruz’ mu dedi?” sorusuyla dikkat çekerken, ortaya çıkan sonuçlar karşısında cezalandırılan tarafın yine hayvanlar olmasına tepki gösterdi. Bu yaklaşımın adil olmadığına işaret eden Özdemir, sorunun kaynağına inilmeden yalnızca sonuçlar üzerinden politika kurulmasının yanlış olduğunu savundu.Toplama politikasına halk sağlığı eleştirisiKomisyondaki konuşmasında özellikle “topla ve barınağa kapat” anlayışını eleştiren Özdemir, bu yöntemin yalnızca hayvan hakları açısından değil, halk sağlığı bakımından da risk taşıdığını ifade etti. Aşılı ve kısırlaştırılmış hayvanların bulunduğu yerlerden alınmasının “vakum etkisi” yarattığını belirten Özdemir, bunun sonucunda kırsal ve ormanlık alanlardan gelen aşısız hayvanların şehir merkezlerine indiğini söyledi.Bu durumun başta kuduz olmak üzere zoonoz hastalık riskini artırdığını kaydeden Özdemir, sokaktaki doğal dengenin bozulduğunu savundu. Aşılı hayvanlar ortamdan çekildiğinde, yerlerine kontrolsüz ve hastalık taşıma riski daha yüksek hayvanların geldiğini ifade eden Özdemir, bu nedenle uygulamanın hem sahadaki düzeni hem de toplum sağlığını olumsuz etkilediğini dile getirdi.Barınak verileri üzerinden dikkat çeken tabloNimet Özdemir, konuşmasında bakanlık verilerine de değinerek barınaklardaki tabloyu gündeme taşıdı. Verilere göre 452 bin 587 köpeğin toplandığını, 239 bin 466 köpeğin kısırlaştırıldığını ve 58 bin 802 köpeğin sahiplendirildiğini ifade eden Özdemir, bu rakamlar ışığında en az 149 bin 785 hayvanın akıbetinin belirsiz olduğunu söyledi.Bu noktada “Bu hayvanlar nerede?” sorusunu yönelten Özdemir, ortaya çıkan tablonun koruma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini açık biçimde gösterdiğini savundu. Hayvanların yalnızca toplanmasının değil, sonrasındaki süreçlerin de şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini belirten Özdemir, belirsizliğin kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattığını dile getirdi.“Hayvana şiddet artıyor, merhamet duygusu zedeleniyor”Özdemir, konuşmasında Adalet Bakanlığı verilerine de atıfta bulunarak, kanun sonrasında hayvanlara yönelik suçlarda ciddi artış yaşandığını söyledi. Soruşturma dosyası sayısında yüzde 15, şüpheli sayısında yüzde 23 ve suç sayısında yine yüzde 23 artış yaşandığını ifade eden Özdemir, bu tabloyu şiddetin normalleşmesiyle ilişkilendirdi.Hayvana şiddetin olağanlaştırılmasının toplumdaki merhamet duygusunu aşındıracağını belirten Özdemir, bunun yalnızca hayvanlarla ilgili bir mesele olmadığını, aynı zamanda toplumsal güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. Ona göre merhametin zayıfladığı bir ortam, yalnızca hayvanlar açısından değil, toplumun genel huzuru açısından da risk taşıyor.Sahiplendirme sürecine bürokrasi eleştirisiKonuşmasında sahiplendirme sistemindeki sorunlara da değinen Özdemir, barınaklardan hayvan sahiplenmenin ciddi bürokratik engeller nedeniyle zorlaştığını söyledi. Bu sistemin insanları teşvik etmek yerine caydırdığını belirten Özdemir, dikkat çeken bir örnek vererek, milletvekili olmasına rağmen kendisinin bile barınaktan köpek sahiplenemediğini ifade etti.Bu örnek üzerinden mevcut sistemin ne kadar kilitlendiğini anlatan Özdemir, sahiplendirme süreçlerinin daha erişilebilir ve işlevsel hale getirilmesi gerektiğini savundu.Çözüm önerisi: Kısırlaştırma ve aşılama seferberliğiNimet Özdemir, eleştirilerinin yanı sıra çözüm önerilerini de açık biçimde sıraladı. Buna göre ülke genelinde kapsamlı bir kısırlaştırma seferberliği başlatılması, aşılama kampanyalarının hızlandırılması ve gönüllülerin yeniden sürece dahil edilmesi gerekiyor.Her şehirde günde 11 köpek kısırlaştırılması halinde iki yıl içinde sorunun büyük ölçüde çözülebileceğini belirten Özdemir, kalıcı çözümün öldürme ya da toplama politikalarında değil, önleyici ve sistemli uygulamalarda olduğunu dile getirdi. Özellikle bakım, takip ve iş birliği süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.“Bu mesele vicdan meselesidir”Özdemir, konuşmasının sonunda “tehlikeli ırk” olarak tanımlanan hayvanların öldürülmesine yönelik uygulamalara da tepki gösterdi. Barınakta yer olan bir hayvanın neden öldürüldüğünü sorgulayan Özdemir, bunun hem hukuka hem de vicdana aykırı olduğunu söyledi. Yetkililere çağrıda bulunarak bu uygulamalara şerh düşülmesini istedi.Konuşmasını güçlü bir çağrıyla tamamlayan Özdemir, merhametin kaybedilmesi halinde toplumun da kaybedileceğini ifade etti. Hayvan sevgisinin ve doğa sevgisinin çocuklara yeniden öğretilmesi gerektiğini söyleyen Özdemir, konunun sadece hayvan hakları değil, aynı zamanda toplumsal değerler açısından da önemli olduğunu vurguladı.CHP’li Özdemir ayrıca, 21 Nisan’da konuyla ilgili TBMM araştırma önergesi verdiğini açıklayarak, tartışmanın Meclis gündeminde daha geniş şekilde ele alınmasını talep etti. Bu çıkışın, önümüzdeki günlerde hem siyasi hem de toplumsal düzeyde daha geniş yankı uyandırması bekleniyor.   ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Gülcan Kış’tan TBMM’de dikkat çeken çıkış: “Ev kadınlarının emeği hâlâ yok sayılıyor”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-tbmmde-dikkat-ceken-cikis-ev-kadinlarinin-emegi-hl-yok-sayiliyor/411593</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-tbmmde-dikkat-ceken-cikis-ev-kadinlarinin-emegi-hl-yok-sayiliyor/411593</guid>
            
            <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:12:23 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6026-chpli-gulcan-kistan-tbmmde-dikkat-ceken-cikis-ev-kadinlarinin-emegi-hala-yok-sayiliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6026-chpli-gulcan-kistan-tbmmde-dikkat-ceken-cikis-ev-kadinlarinin-emegi-hala-yok-sayiliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Gülcan Kış’tan TBMM’de dikkat çeken çıkış: “Ev kadınlarının emeği hâlâ yok sayılıyor” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-tbmmde-dikkat-ceken-cikis-ev-kadinlarinin-emegi-hl-yok-sayiliyor/411593"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6026-chpli-gulcan-kistan-tbmmde-dikkat-ceken-cikis-ev-kadinlarinin-emegi-hala-yok-sayiliyor.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda Sosyal Hizmetler Kanunu teklifi görüşülürken yaptığı konuşmada, ev kadınlarının sosyal güvenceye erişememesini sert sözlerle eleştirdi. Kış, bakım emeğinin tanınması ve ev kadınları için sosyal güvence sağlanması amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen Sosyal Hizmetler Kanunu teklifi sırasında yaptığı konuşmayla ev kadınlarının yaşadığı sosyal güvence sorununu gündemin merkezine taşıdı. Kış, yıllardır evin yükünü omuzlayan, çocuk, yaşlı ve engelli bakımını üstlenen milyonlarca kadının mevcut düzenlemelerde karşılık bulamadığını belirterek, bu tablonun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.Konuşmasında sosyal hizmet alanının en büyük yükünü çoğu zaman ev kadınlarının çektiğini vurgulayan Kış, buna rağmen hazırlanan düzenlemelerde bu emeğin görünmez kılındığını ifade etti. Ev içinde sürdürülen bakım emeğinin yalnızca aile içi bir sorumluluk gibi ele alınmasının yanlış olduğunu söyleyen Kış, kadınların aslında devletin üstlenmesi gereken çok sayıda bakım hizmetini fiilen sırtlandığını belirtti.“Milyonlarca kadının emeği sistemin dışında bırakılıyor”Gülcan Kış, Meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, ev kadınlarının yıllardır büyük bir yük taşımasına rağmen sosyal güvence sisteminin dışında bırakıldığını söyledi. Evi çekip çeviren, çocuğuna, yaşlısına ve engellisine bakan kadınların mevcut düzenlemelerde yer bulamadığını dile getiren Kış, bu durumun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını savundu.Kış’ın açıklamalarında öne çıkan en güçlü başlıklardan biri, ev içi emeğin hâlâ görünmez kabul edilmesi oldu. Kadınların gündelik yaşamı ayakta tutan temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Kış, buna rağmen sigorta ve emeklilik gibi en temel sosyal haklara erişimde ciddi bir eşitsizlik yaşandığını ifade etti. Bu nedenle sorunun yalnızca bireysel değil, toplumsal ve kamusal bir mesele olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.“Seçim vaadi verildi, ancak somut adım atılmadı”Konuşmasında 2023 seçim sürecinde ev kadınlarına yönelik verilen sigorta ve emeklilik vaatlerini de hatırlatan Kış, aradan geçen zamana rağmen herhangi bir somut adım atılmadığını söyledi. Bu konuda iktidarı sert sözlerle eleştiren Kış, seçim meydanlarında verilen sözlerin uygulamaya dönüşmediğini dile getirdi.Kış, vatandaşın beklentiye sokulduğunu ancak sonuç alınamadığını ifade ederek, söylem ile icraat arasındaki farkın giderek büyüdüğünü savundu. Ev kadınlarına sosyal güvence sağlanacağı yönündeki vaatlerin karşılıksız bırakıldığını belirten Kış, bu durumun toplumda güven duygusunu zedelediğini kaydetti.“Hak temelli sistem yerine muhtaçlık anlayışı öne çıkıyor”Gülcan Kış’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer başlık da mevcut sistemin yapısına yönelik eleştiriler oldu. Ev kadınlarının sosyal güvence yerine yardıma mahkûm edildiğini söyleyen Kış, yürürlükteki yaklaşımın hak temelli olmadığını, daha çok “muhtaçlık” anlayışı üzerine kurulduğunu ifade etti.Kadınların yıllarca emek vermesine rağmen herhangi bir destek alabilmek için muhtaç olduğunu kanıtlamak zorunda bırakıldığını söyleyen Kış, bunun sosyal devlet ilkesiyle örtüşmediğini belirtti. Ona göre kadınların ev içinde yürüttüğü bakım emeği, kişisel bir yardım beklentisi üzerinden değil, doğrudan hak ekseninde değerlendirilmek zorunda.Bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini savunan Kış, kadınların ancak hak sahibi bireyler olarak kabul edildiği bir düzenlemenin gerçek anlamda sosyal adaleti sağlayabileceğini vurguladı.Meclis araştırması için önerge verdiCHP’li Gülcan Kış, konuşmasıyla birlikte ev kadınlarının sosyal güvenceye erişimi ve bakım emeğinin tanınması amacıyla Meclis araştırması açılması için önerge de sundu. Verilen önergede, ev içi emeğin görünmez hale getirildiği, milyonlarca kadının sigorta ve emeklilik hakkından mahrum kaldığı ve mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığı vurgulandı.Önergede ayrıca devlet destekli sigorta modellerinin geliştirilmesi ve bakım hizmetlerinin kurumsallaştırılması gerektiği de ifade edildi. Böylece ev kadınlarının bugüne kadar çoğu zaman görünmeyen emeğinin sosyal güvenlik sistemi içinde tanınması ve kalıcı çözümler üretilmesi çağrısı yapıldı.“Bu emek bireysel değil, kamusal bir emektir”Gülcan Kış, konuşmasının sonunda ev kadınlarının yürüttüğü bakım emeğinin mutlaka güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Ev kadınlarının sigortalanması gerektiğini vurgulayan Kış, bakım emeğinin tanınmasını ve primlerin devlet tarafından karşılanmasını istedi.Bu emeğin yalnızca aile içinde kalan bireysel bir sorumluluk olarak görülemeyeceğini dile getiren Kış, bunun kamusal bir emek olduğunu ifade etti. Kadınların üstlendiği bakım yükünün toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirten Kış, bu nedenle devletin daha güçlü ve daha kapsayıcı bir sorumluluk alması gerektiğini savundu.TBMM Genel Kurulu’nda yapılan bu konuşma, ev kadınlarının sosyal güvence, sigorta ve emeklilik hakkı konusundaki tartışmaları yeniden öne çıkarırken; bakım emeğinin görünür hale getirilmesi yönündeki çağrıyı da daha güçlü biçimde gündeme taşıdı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Haydar Altıntaş’tan TBMM’de eğitim çıkışı: “Eğitim siyasi müdahalelerden arındırılmalı”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/haydar-altintastan-tbmmde-egitim-cikisi-egitim-siyasi-mudahalelerden-arindirilmali/411592</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/haydar-altintastan-tbmmde-egitim-cikisi-egitim-siyasi-mudahalelerden-arindirilmali/411592</guid>
            
            <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 14:10:20 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/816-haydar-altintastan-tbmmde-egitim-cikisi-egitim-siyasi-mudahalelerden-arindirilmali.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/816-haydar-altintastan-tbmmde-egitim-cikisi-egitim-siyasi-mudahalelerden-arindirilmali.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Haydar Altıntaş’tan TBMM’de eğitim çıkışı: “Eğitim siyasi müdahalelerden arındırılmalı” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/haydar-altintastan-tbmmde-egitim-cikisi-egitim-siyasi-mudahalelerden-arindirilmali/411592"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/816-haydar-altintastan-tbmmde-egitim-cikisi-egitim-siyasi-mudahalelerden-arindirilmali.jpg" /></a>
               Demokrat Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada eğitim sistemindeki yapısal sorunlara dikkat çekti. Altıntaş, eğitimin kurumsal akılla yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak siyasi ve ideolojik müdahalelerin sona erdirilmesi çağrısında bulundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Demokrat Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada eğitim sistemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların eğitim alanındaki yapısal sorunları yeniden görünür hale getirdiğini belirten Altıntaş, kamuoyunda çoğu zaman sorunların sebeplerinden çok sonuçlarının tartışıldığını söyledi.Altıntaş’a göre eğitimde yaşanan aksaklıklar, yalnızca okul binaları ya da güvenlik başlığıyla sınırlı değil. Toplumsal yapıdan ekonomik koşullara, aile düzeninden öğretmenlerin çalışma şartlarına kadar geniş bir alana yayılan sorunlar, eğitim sisteminin genel niteliğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle eğitim alanında kalıcı bir iyileşme için günübirlik çözümler yerine daha köklü ve bilimsel bir yaklaşım gerektiğini ifade etti.Ekonomik sorunların eğitim üzerindeki etkisine dikkat çektiKonuşmasında toplumdaki gelir dağılımı bozukluğuna da değinen Altıntaş, ekonomik sorunların aile yapısını olumsuz etkilediğini, bunun da doğrudan eğitim sistemine yansıdığını dile getirdi. Ailelerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların çocukların eğitim süreçlerini etkilediğini vurgulayan Altıntaş, eğitimde yaşanan sorunların toplumsal koşullardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini ortaya koydu.Okulların ödenek yetersizliği nedeniyle kendi kaynaklarını oluşturmak zorunda kaldığını söyleyen Altıntaş, bunun eğitim kurumlarının asli işlevi dışında bir yük üstlenmesine neden olduğunu ifade etti. Eğitim kurumlarının finansman sıkıntısıyla karşı karşıya kalmasının, okul yönetimlerinden öğretmenlere kadar birçok alanda baskı oluşturduğunu belirten Altıntaş, mevcut tablonun eğitimde kalite ve eşitlik hedeflerini zayıflattığını kaydetti.Öğretmenlerin hak kaybı ve liyakat tartışması öne çıktıHaydar Altıntaş’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri de öğretmenlerin özlük hakları ve atama süreçleri oldu. Öğretmenlerin ekonomik ve sosyal haklarında yaşanan gerilemenin, mesleğin saygınlığını zedelediğini ifade eden Altıntaş, bu durumun eğitim sisteminin genel niteliğini de olumsuz etkilediğini söyledi.Öğretmen atamalarında liyakat ilkesinden uzaklaşıldığını belirten Altıntaş, özellikle mülakat uygulamalarının yoğun eleştirilere neden olduğunu dile getirdi. Eğitim politikalarında sık sık yapılan değişikliklerin de istikrarsızlığa yol açtığını vurgulayan Altıntaş, pedagojik formasyon yetersizliğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Ona göre eğitim politikaları, kişisel ya da ideolojik tercihlerle değil; kurumsal akıl ve bilimsel esaslarla şekillendirilmeli.“Andımız” ve ÇEDES vurgusuAltıntaş, konuşmasında eğitim sisteminin niteliğini etkilediğini düşündüğü bazı uygulamalara da değindi. “Andımızın kaldırılması ve ÇEDES gibi uygulamalar, eğitim sistemimizin vasıflarını yok etmiştir” değerlendirmesinde bulunan Altıntaş, bu tür değişikliklerin eğitim alanında tartışmaları derinleştirdiğini belirtti.Bu eleştiriyi, eğitimde yön belirleyen politikaların sık değişmesiyle birlikte değerlendiren Altıntaş, sistemin daha tutarlı ve uzun vadeli bir yapıya kavuşturulması gerektiğini savundu. Eğitim gibi toplumun tamamını ilgilendiren stratejik bir alanda, günübirlik müdahalelerin ve ideolojik tartışmaların değil; ortak aklın ve kurumsal anlayışın esas alınması gerektiğini söyledi.“Okula siyaset sokmayınız” hatırlatmasıKonuşmasında Süleyman Demirel’in “Okula, kışlaya, mektebe siyaset sokmayınız” sözünü hatırlatan Altıntaş, eğitimin siyasetin etkisinden çıkarılması gerektiğini vurguladı. Eğitim kurumlarının toplumsal kutuplaşmanın değil, ortak geleceğin inşa edildiği alanlar olması gerektiğini belirten Altıntaş, çocukların ve gençlerin daha özgür, daha nitelikli ve daha güvenli bir eğitim ortamında yetişmesinin önemine işaret etti.Mustafa Kemal Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür nesiller” vurgusuna da konuşmasında yer veren Altıntaş, güçlü bir Türkiye’nin ancak güçlü bir eğitim sistemiyle mümkün olacağını söyledi. Bu çerçevede eğitimin her türlü siyasi etkiden uzak, bilimsel esaslara dayalı ve fırsat eşitliğini gözeten bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti.Güvenlik tedbirlerine eleştiri: Asıl nedenler konuşulmalıAltıntaş, okullarda güvenlik önlemleri kapsamında gündeme gelen bazı uygulamaları da eleştirdi. Okulları x-ray cihazları ve turnikelerle donatmanın en son başvurulması gereken yöntem olduğunu söyleyen Altıntaş, asıl tartışılması gereken konunun bu güvenlik ihtiyacını doğuran sosyal ve yapısal sorunlar olduğunu ifade etti.Bu değerlendirme, eğitimde güvenlik tartışmasının yalnızca teknik önlemlerle sınırlı kalmaması gerektiğine işaret etti. Altıntaş’a göre öğrencileri, öğretmenleri ve okul iklimini etkileyen temel problemler çözülmeden alınacak fiziki tedbirler, sorunun özüne inmeye yetmeyecek.Bilimsel esaslara dayalı yeni yapı çağrısıKonuşmasının sonunda eğitim sisteminin bilimsel esaslara göre yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen Altıntaş, Talim ve Terbiye Kurulu’nun güçlendirilmesi, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması çağrısında bulundu.Demokrat Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, eğitim alanında kalıcı çözümün ancak kurumsal istikrar, liyakat, bilimsel yaklaşım ve sosyal adaletle mümkün olacağını vurgularken, konuşmasının sonunda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş yıl dönümünü de kutladı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Hobi bahçeleriyle ilgili belirsizlik Meclis gündeminde: “Mevcut yapılar ne olacak?”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/hobi-bahceleriyle-ilgili-belirsizlik-meclis-gundeminde-mevcut-yapilar-ne-olacak/411586</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/hobi-bahceleriyle-ilgili-belirsizlik-meclis-gundeminde-mevcut-yapilar-ne-olacak/411586</guid>
            
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:09:23 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5623-hobi-bahceleriyle-ilgili-belirsizlik-meclis-gundeminde-mevcut-yapilar-ne-olacak.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5623-hobi-bahceleriyle-ilgili-belirsizlik-meclis-gundeminde-mevcut-yapilar-ne-olacak.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Hobi bahçeleriyle ilgili belirsizlik Meclis gündeminde: “Mevcut yapılar ne olacak?” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/hobi-bahceleriyle-ilgili-belirsizlik-meclis-gundeminde-mevcut-yapilar-ne-olacak/411586"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5623-hobi-bahceleriyle-ilgili-belirsizlik-meclis-gundeminde-mevcut-yapilar-ne-olacak.jpg" /></a>
               TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yapılan toplantıda sokak hayvanları başlığı görüşülürken, CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun hobi bahçelerinin geleceğini gündeme taşıdı. Mevcut yapıların durumu, yeni bir çalışma olup olmadığı ve kira ücreti iddiaları komisyonda dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu bugün sokak hayvanlarının insan, hayvan, çevre ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek üzere toplandı. Ancak toplantıda gündem yalnızca bu başlıkla sınırlı kalmadı. CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhami Özcan Aygun, komisyonda söz alarak hobi bahçelerinin geleceğine ilişkin belirsizlikleri gündeme getirdi.Aygun, özellikle mevcut hobi bahçelerinin bundan sonraki süreçte nasıl bir durumla karşı karşıya kalacağının netleşmediğini vurguladı. Bu konuda kamuoyunda ciddi bir soru işareti bulunduğunu belirten Aygun, kulislerde farklı iddiaların dolaştığını ve vatandaşların mağduriyet yaşadığını ifade etti. Hobi bahçeleriyle ilgili yürütülen ya da yürütüldüğü ileri sürülen çalışmaların açıklığa kavuşturulmasını isteyen Aygun, Meclis’te komisyondan geçen düzenlemenin akıbetine de dikkat çekti.“Sis perdesi aralansın” çağrısıCHP’li Aygun, 26 Mart 2026 tarihinde Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Meclis’e sunulduğunu ve komisyondan geçtiğini hatırlattı. Ardından, hobi bahçelerinin yıkımını öngören eski yasaya ilişkin yönetmeliğin 4 Nisan 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığını anımsattı.Bu sürecin ardından Cumhurbaşkanlığı talebiyle yeni bir çalışma yapıldığına dair duyumlar aldıklarını dile getiren Aygun, hobi bahçesi sahiplerinin belirsizlik içinde bırakıldığını söyledi. Aygun, altı yıl boyunca yönetmeliğin çıkarılmadığını, bu nedenle sahada fiili bir durum oluştuğunu belirterek, bugün gelinen noktada vatandaşların mağdur olduğunu ifade etti.Komisyonda yaptığı değerlendirmede, devletin hobi bahçelerinden kira ücreti alabileceğine ilişkin iddiaların da konuşulduğunu belirten Aygun, bu konuda açık ve net bir bilgilendirme yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca komisyondan geçen teklifin Genel Kurul gündemine gelip gelmeyeceği, teklifin rafa kaldırılıp kaldırılmadığı ve metinde değişiklik yapılıp yapılmayacağı sorularını da gündeme taşıdı.Kirişçi: Konu yürütmenin sorumluluk alanındaKomisyondaki bu çıkışın ardından TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişçi söz aldı. Kirişçi, bu konuda Bakan’a soru önergesi verilmesini önerdi. Meselenin yürütmenin sorumluluk alanına girdiğini savunan Kirişçi, detaylı değerlendirmenin ilgili makamlar tarafından yapılması gerektiği görüşünü dile getirdi.Bu yaklaşım, komisyonda gündeme taşınan soruların doğrudan yanıtlanmasından çok, konunun hükümet ve ilgili bakanlık tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiği yönünde bir tutum olarak öne çıktı. Böylece hobi bahçeleriyle ilgili tartışmanın, yasama ile yürütme arasındaki yetki alanı çerçevesinde değerlendirildiği görüldü.AK Parti cephesi: Düzenleme geriye dönük af içermiyorKomisyondan geçen yasa teklifinin ilk imzacıları arasında yer alan AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz ise kendi düzenlemelerinin kapsamına ilişkin açıklamalarda bulundu. Korkmaz, mevcut yasaya iki yeni sınırlama getirildiğini belirtti.Buna göre, tarımsal amaçlı olmayan kooperatiflerin tarımsal amaçlı arazi ediniminin yasaklandığını ifade eden Korkmaz, ayrıca yasa dışı şekilde oluşturulan hobi bahçelerine elektrik ve su bağlanmaması için cezai müeyyide öngörüldüğünü söyledi. Korkmaz, kendi düzenlemelerinin yalnızca bu çerçevede hazırlandığını vurgulayarak, tartışılan diğer başlıkların bu metnin doğrudan içinde yer almadığını ortaya koydu.Mevcut yapılar için net yanıt beklentisi sürüyorKorkmaz’ın açıklamalarının ardından CHP’li Aygun, en kritik soruyu bir kez daha yineledi: Mevcut yapılar ne olacak? Mağduriyet oluşup oluşmayacağı konusunun açık biçimde ortaya konulmasını isteyen Aygun, sahadaki fiili durumun görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.AK Parti’li Korkmaz ise hükümetin bu konuda bir ön çalışması bulunduğunu söyledi. Ancak geçmişe dönük fiili af niteliğinde bir durumun söz konusu olmadığını da açık şekilde ifade etti. Bu açıklama, mevcut hobi bahçeleri açısından beklentilerin dikkatle izleneceğini gösterirken, belirsizliğin tamamen ortadan kalkmadığını da ortaya koydu.Gözler yeni çalışmanın kapsamına çevrildiKomisyondaki değerlendirmeler, hobi bahçeleri konusunda hem vatandaşların hem de siyasi partilerin yanıt beklediği başlıkların halen masada olduğunu gösterdi. Özellikle mevcut yapıların geleceği, yeni bir düzenleme hazırlanıp hazırlanmadığı, komisyondan geçen teklifin Genel Kurul süreci ve kira ücreti iddiaları önümüzdeki dönemde de tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.Bugünkü toplantıda ortaya çıkan tablo, hobi bahçeleriyle ilgili tartışmanın yalnızca yasal çerçeveyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sahadaki uygulamalar ve vatandaşların beklentileri açısından da önem taşıdığını ortaya koydu. Mevcut yapılarla ilgili netleşecek her yeni adımın, kamuoyunda yakından takip edilmesi bekleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İYİ Partili Selçuk Türkoğlu’ndan POMEM mağduru genç polisler için adalet çağrısı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-selcuk-turkoglundan-pomem-magduru-genc-polisler-icin-adalet-cagrisi/411582</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-selcuk-turkoglundan-pomem-magduru-genc-polisler-icin-adalet-cagrisi/411582</guid>
            
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:44:52 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5725-iyi-partili-selcuk-turkoglundan-pomem-magduru-genc-polisler-icin-adalet-cagrisi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5725-iyi-partili-selcuk-turkoglundan-pomem-magduru-genc-polisler-icin-adalet-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İYİ Partili Selçuk Türkoğlu’ndan POMEM mağduru genç polisler için adalet çağrısı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-selcuk-turkoglundan-pomem-magduru-genc-polisler-icin-adalet-cagrisi/411582"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5725-iyi-partili-selcuk-turkoglundan-pomem-magduru-genc-polisler-icin-adalet-cagrisi.jpg" /></a>
               İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, sağlık şartları nedeniyle mağduriyet yaşayan POMEM sürecindeki genç polis adayları ile emniyet personelinin sorunlarını gündeme taşıdı. Emniyet teşkilatında sağlık gerekçesiyle ortaya çıkan hak kayıplarına dikkat çekilen açıklamada, adalet duygusunu güçlendirecek kapsayıcı bir düzenlemenin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, sağlık şartları nedeniyle mağduriyet yaşayan POMEM mağduru genç polislerin ve emniyet teşkilatı bünyesindeki personelin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Yapılan değerlendirmede, emniyet teşkilatında görev yapan ya da göreve başlama aşamasında bulunan çok sayıda kişinin sağlık kriterleri gerekçe gösterilerek hak kaybıyla karşı karşıya kaldığı belirtildi.Ortaya çıkan tablonun artık yalnızca idari bir uygulama başlığı olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanırken, meselenin hukuki, sosyal ve vicdani boyutlarıyla öne çıktığı ifade edildi. Devletine hizmet etme iradesiyle yıllarca çalışan, eğitim süreçlerinden geçen ve zorlu aşamaları başarıyla tamamlayan personel ile adayların, çeşitli sağlık şartları nedeniyle mağduriyet yaşamasının kamu vicdanını da derinden etkilediği dile getirildi.Sağlık şartları nedeniyle yaşanan hak kayıpları gündemdeAçıklamada, emniyet teşkilatına katılmak ya da görevini sürdürmek isteyen personelin sağlık kriterleri sebebiyle karşılaştığı sorunların bireysel mağduriyetin ötesine geçtiği belirtildi. Büyük emekle tamamlanan süreçlerin ardından ortaya çıkan hak kayıplarının, yalnızca mesleki gelecek üzerinde değil, kişilerin hayat planları ve ailelerinin beklentileri üzerinde de ciddi etkiler oluşturduğu vurgulandı.Bu nedenle sağlık gerekçeli mağduriyetlerin giderilmesi, sadece kişisel hakların teslim edilmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda kamu hizmetine katılmak isteyen gençlerin emeğinin korunması, kurum aidiyetinin güçlendirilmesi ve adalet duygusunun canlı tutulması açısından da önem taşıyor. Emniyet gibi büyük fedakârlık isteyen bir kurumda yaşanan bu tür sorunların, hassasiyetle ele alınması gerektiği mesajı öne çıkıyor.Emniyet teşkilatının yapısı ve fedakârlık vurgusuEmniyet teşkilatının, milletin huzuru ve güvenliği için gece gündüz görev yapan, ağır sorumluluk üstlenen ve yüksek fedakârlık gerektiren bir kurum olduğuna dikkat çekildi. Böylesine kritik bir yapının içinde görev yapan ya da görev yapmaya hazırlanan kişilerin yaşadığı mağduriyetlerin çözülmesi, yalnızca bireysel bir talep olarak görülmüyor.Açıklamada, bu mağduriyetlerin giderilmesinin kurum aidiyetini koruyacağı, çalışma barışını güçlendireceği ve personel motivasyonuna olumlu katkı sağlayacağı vurgulandı. Kurumuna güven duyan, hakkının teslim edildiğine inanan ve emeğinin karşılığını alabildiğini gören personelin, görevine daha güçlü şekilde bağlanacağı değerlendirildi. Bu nedenle çözüm beklentisi yalnızca bugünü değil, emniyet teşkilatının geleceğini de ilgilendiren bir başlık olarak öne çıkıyor.Düzenleme iradesi umut veriyor, somut adım beklentisi sürüyorAçıklamada, ilgili makamlar tarafından dile getirilen düzenleme iradesi ve çözüm yönündeki beyanların kıymetli ve umut verici olduğu da belirtildi. Ancak bu iradenin yalnızca açıklama düzeyinde kalmaması, mağduriyet yaşayan personel ve adayların beklentilerine cevap verecek somut adımlarla desteklenmesi gerektiği ifade edildi.Devletin kendi personeline karşı taşıdığı sorumluluğun; hakkaniyet, ölçülülük, eşitlik ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yerine getirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık şartları nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerde de bu ilkelerin gözetilmesinin zorunlu olduğu belirtilirken, çözümün gecikmesinin mağduriyet duygusunu daha da derinleştirebileceği ima edildi.Beklenti kapsayıcı ve adil bir çözümBugün en güçlü beklentinin, gençlerin emeğini, ailelerin umutlarını ve emniyet mensuplarının yıllar içinde verdiği mücadeleyi boşa çıkarmayacak kapsayıcı bir düzenlemenin hızla yürürlüğe alınması olduğu ifade edildi. Adalet duygusunu güçlendirecek bir çözümün, hem mağduriyet yaşayan kişilerin hakkını teslim edeceği hem de kurumun bütünlüğünü güçlendireceği belirtildi.Polislerin ve polis adaylarının haklarının teslim edilmesinin toplum vicdanında da karşılık bulacağına dikkat çekilirken, adil bir düzenlemenin yalnızca kişileri değil, kurumsal güven duygusunu da olumlu etkileyeceği vurgulandı. Bu çerçevede Selçuk Türkoğlu’nun gündeme taşıdığı çağrı, POMEM mağduru genç polislerin ve sağlık gerekçesiyle mağduriyet yaşayan emniyet mensuplarının beklentilerinin daha görünür hale gelmesine katkı sundu.Sürecin hassasiyetle izlenmesi isteniyorAçıklamanın sonunda, sürecin yakından ve hassasiyetle takip edilmesi gerektiği bir kez daha vurgulandı. Emniyet teşkilatının fedakâr mensuplarının haklı taleplerinin karşılık bulmasının, hem adalet anlayışını güçlendireceği hem de teşkilatın moral ve motivasyonuna olumlu katkı sağlayacağı ifade edildi.Sağlık şartları nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin sona ermesi yönünde atılacak kapsayıcı adımların, yalnızca bireysel hak kayıplarını gidermekle kalmayacağı; aynı zamanda emniyet teşkilatının daha güçlü, daha güvenli ve daha bütüncül bir yapıyla yoluna devam etmesine de katkı sunacağı mesajı verildi. Bu nedenle beklenti, hakkaniyeti esas alan, gecikmeyen ve çözüm üreten bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yönünde yoğunlaşıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Gülistan Doku Soruşturması Meclis Gündeminde: &#039;Tuncay Sonel Mehmet Ağar&#039;dan yardım mı istedi?&#039;</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/gulistan-doku-sorusturmasi-meclis-gundeminde-tuncay-sonel-mehmet-agardan-yardim-mi-istedi/411554</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/gulistan-doku-sorusturmasi-meclis-gundeminde-tuncay-sonel-mehmet-agardan-yardim-mi-istedi/411554</guid>
            
            <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:36:28 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8970-gulistan-doku-sorusturmasi-meclis-gundeminde-tuncay-sonel-mehmet-agardan-yardim-mi-istedi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8970-gulistan-doku-sorusturmasi-meclis-gundeminde-tuncay-sonel-mehmet-agardan-yardim-mi-istedi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Gülistan Doku Soruşturması Meclis Gündeminde: &#039;Tuncay Sonel Mehmet Ağar&#039;dan yardım mı istedi?&#039; ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/gulistan-doku-sorusturmasi-meclis-gundeminde-tuncay-sonel-mehmet-agardan-yardim-mi-istedi/411554"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8970-gulistan-doku-sorusturmasi-meclis-gundeminde-tuncay-sonel-mehmet-agardan-yardim-mi-istedi.jpg" /></a>
               EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin dikkat çeken iddiaları TBMM’ye taşıyarak Adalet Bakanı’na kritik sorular yöneltti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ EMEP Milletvekili Sevda Karaca, 'Gülistan Doku' soruşturmasındaki iddiaların “devlet bürokrasisinin çürümüşlüğünü ortaya koyduğunu” belirterek Bakan Gürlek'e kapsamlı soru önergesi verdi. Karaca, önergesinde 'Mehmet Ağar' iddiası dikkat çekti. Karaca, dönemin valisi Tuncay Sonel'in konuyla ilgili hakkındaki soruşturmaları engellemek için Mehmet Ağar veya bağlantılı kişilerden yardım istediğinin söylendiğini belirtti.Karaca, önergesinde özellikle dönemin valisi Tuncay Sonel hakkında ortaya atılan suçlamaların araştırılmasını talep etti. Soruşturmanın geldiği aşamada yeni delillerin ortaya çıktığını belirten Karaca, bu gelişmelerin olayın seyrini değiştirebilecek nitelikte olduğunu ifade etti.“Yeni Deliller Bürokratik Yapıyı İşaret Ediyor”Karaca, soruşturma sürecinde ortaya çıkan bulguların yalnızca bireysel değil, kurumsal bir yapı içerisinde hareket edildiğine işaret ettiğini savundu. Açıklamasında, emniyet ve kamu görevlilerinin yanı sıra dönemin en üst düzey mülki idare amiri olan valinin de sürece dahil olduğu yönünde iddialar bulunduğunu dile getirdi.Bu kapsamda Karaca, söz konusu iddiaların yalnızca adli değil, aynı zamanda idari yönden de detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti.Rüşvet ve İhale İddiaları GündemdeSoru önergesinde yer alan bir diğer önemli başlık ise rüşvet ve ihale iddiaları oldu. Karaca, Tuncay Sonel hakkında çeşitli dönemlerde rüşvet aldığı ve bazı ihaleleri belirli kişi ya da gruplara yönlendirdiğine dair iddiaların kamuoyunda konuşulduğunu ifade etti.Ayrıca soruşturmada adı geçen bazı kişilerin ve yakınlarının kısa sürede önemli ölçüde mal varlığı artışı yaşadığına yönelik iddiaların da araştırılması gerektiğini vurguladı. Sosyal medyada bu yönde açık paylaşımlar yapıldığını belirten Karaca, bu iddiaların görmezden gelinmemesi gerektiğini dile getirdi.Lüks Araç ve Para Transferleri SorularıKaraca, soruşturma kapsamında gündeme gelen bir diğer konunun ise lüks araç ve para transferleri olduğunu belirtti. Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde kullanılan ve yüksek değere sahip olduğu ifade edilen bir aracın nasıl temin edildiğinin kamuoyunda tartışıldığını söyledi.Öte yandan, yakın koruma Şükrü Eroğlu’nun ifadelerinde yer alan nakit para transferlerine de dikkat çekildi. Karaca, bu transferlerin kaynağının ve nihai adresinin belirlenip belirlenmediğini sorgulayarak, söz konusu paraların olayın üzerinin örtülmesi amacıyla kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini ifade etti.İhale Süreçleri ve Denetim TartışmasıKaraca’nın gündeme getirdiği bir diğer önemli konu ise geçmiş dönemde gerçekleştirilen ihaleler oldu. Tunceli’de belediye yönetimi sırasında yapılan incelemelerde, bazı ihalelerin pazarlık usulüyle gerçekleştirildiği ve bu yöntemin yaygın biçimde kullanıldığına dair bulguların ortaya çıktığı belirtildi.Bu ihalelerin kimlere verildiği, süreçte kimlerin görev aldığı ve taraflar arasındaki olası ilişkilerin yeniden incelenmesi gerektiğini vurgulayan Karaca, denetim mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi çağrısında bulundu.Siyasi ve Hukuki Süreç Yakından İzleniyorKaraca, önergesinde ayrıca soruşturmanın genişletilmesi, ilgili kişilerin mal varlıklarının incelenmesi ve geçmiş işlemlerin yeniden değerlendirilmesi gibi pek çok başlıkta yanıt talep etti. İddialar arasında bazı isimlerle temas kurulduğuna yönelik söylentilerin de yer aldığına dikkat çekildi.Gülistan Doku dosyasına ilişkin gelişmelerin kamuoyu tarafından yakından takip edildiği belirtilirken, soruşturmanın ilerleyen süreçte nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Semra Dinçer: “Her 3 Çocuktan 1’i Yoksulluk Riski Altında”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-semra-dincer-her-3-cocuktan-1i-yoksulluk-riski-altinda/411553</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-semra-dincer-her-3-cocuktan-1i-yoksulluk-riski-altinda/411553</guid>
            
            <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:24:31 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8474-chpli-semra-dincer-her-3-cocuktan-1i-yoksulluk-riski-altinda.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8474-chpli-semra-dincer-her-3-cocuktan-1i-yoksulluk-riski-altinda.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Semra Dinçer: “Her 3 Çocuktan 1’i Yoksulluk Riski Altında” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-semra-dincer-her-3-cocuktan-1i-yoksulluk-riski-altinda/411553"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8474-chpli-semra-dincer-her-3-cocuktan-1i-yoksulluk-riski-altinda.jpg" /></a>
               TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk 2025” raporunu değerlendiren CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, çocuk yoksulluğu ve eğitimden kopuşun ciddi bir krize dönüştüğünü söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan “İstatistiklerle Çocuk 2025” raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dinçer, açıklanan verilerin Türkiye’de çocukların karşı karşıya olduğu sorunların boyutunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.Çocukların yalnızca bugünün değil, geleceğin de teminatı olduğuna dikkat çeken Dinçer, mevcut tablonun ciddi bir sosyal ve ekonomik krize işaret ettiğini belirtti. Açıklanan istatistiklerin, çocukların temel haklara erişimde zorlandığını gösterdiğini dile getirdi.“Her 3 Çocuktan 1’i Yoksullukla Mücadele Ediyor”Dinçer, raporda yer alan verilerin çocuk yoksulluğunun ulaştığı seviyeyi net biçimde ortaya koyduğunu vurguladı. Türkiye’de 0-17 yaş aralığındaki çocukların %36,8’inin yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında yaşadığını belirten Dinçer, bu durumun her üç çocuktan birinin temel ihtiyaçlara erişimde sıkıntı yaşadığı anlamına geldiğini ifade etti.Çocuk nüfusuyla övünüldüğünü ancak bu nüfusun önemli bir bölümünün yoksulluk içinde yaşadığını söyleyen Dinçer, bu çelişkinin dikkat çekici olduğunu dile getirdi.Eğitimden Kopuş ve Çocuk İşçiliği ArtıyorEkonomik koşulların çocukları eğitimden uzaklaştırdığına işaret eden Dinçer, özellikle 15-17 yaş grubunda ciddi bir risk bulunduğunu belirtti. Bu yaş grubundaki erkek çocukların önemli bir kısmının eğitim yerine iş gücü piyasasına yönlendirildiğini ifade eden Dinçer, çocukların erken yaşta çalışma hayatına dahil olmasının gelecekte daha büyük sorunlara yol açabileceğini söyledi.Okul ortamında olması gereken çocukların çeşitli iş kollarında çalıştırıldığına dikkat çeken Dinçer, bu durumun eğitim hakkının ihlali anlamına geldiğini vurguladı.Lise Tamamlama Oranlarında DüşüşEğitim verilerine de değinen Dinçer, ilkokul ve ortaokul seviyelerinde yüksek olan tamamlama oranlarının lise düzeyinde belirgin şekilde düştüğünü ifade etti. Lise çağındaki her 5 çocuktan birinin eğitimini tamamlayamadığını belirten Dinçer, bu durumun eğitim sistemine erişimde ciddi sorunlar yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.Eğitimin giderek herkes için erişilebilir olmaktan uzaklaştığını savunan Dinçer, ekonomik koşulların eğitim sürecini doğrudan etkilediğini dile getirdi.“Bu Tablo Gelecek İçin Büyük Risk”Açıklanan verilerin Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirten Dinçer, çocukların içinde bulunduğu durumun yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar doğuracağını ifade etti.Çocuk yoksulluğu, eğitimden kopuş ve erken yaşta çalışma gibi sorunların uzun vadede daha derin etkiler yaratacağını belirten Dinçer, bu durumun bir tercih sonucu ortaya çıktığını savundu.Dinçer, çocukların daha iyi koşullarda yaşaması ve eğitim hakkına tam erişim sağlayabilmesi için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını tamamladı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Akbelen’de dayanışma buluşması: Gizem Özcan’dan Esra Işık’a destek ve “Akbelen’i vermeyeceğiz” mesajı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/akbelende-dayanisma-bulusmasi-gizem-ozcandan-esra-isika-destek-ve-akbeleni-vermeyecegiz-mesaji/411536</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/akbelende-dayanisma-bulusmasi-gizem-ozcandan-esra-isika-destek-ve-akbeleni-vermeyecegiz-mesaji/411536</guid>
            
            <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:43:27 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9957-akbelende-dayanisma-bulusmasi-gizem-ozcandan-esra-isika-destek-ve-akbeleni-vermeyecegiz-mesaji.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9957-akbelende-dayanisma-bulusmasi-gizem-ozcandan-esra-isika-destek-ve-akbeleni-vermeyecegiz-mesaji.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Akbelen’de dayanışma buluşması: Gizem Özcan’dan Esra Işık’a destek ve “Akbelen’i vermeyeceğiz” mesajı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/akbelende-dayanisma-bulusmasi-gizem-ozcandan-esra-isika-destek-ve-akbeleni-vermeyecegiz-mesaji/411536"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9957-akbelende-dayanisma-bulusmasi-gizem-ozcandan-esra-isika-destek-ve-akbeleni-vermeyecegiz-mesaji.jpg" /></a>
               Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nda düzenlenen dayanışma buluşmasında konuşan CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a destek verdi. Özcan, hukuka aykırı olduğunu savunduğu düzenlemelerin iptal edilmesi ve acele kamulaştırma kararlarının durdurulması çağrısında bulundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanı’nda sürdürülen mücadele kapsamında düzenlenen dayanışma buluşması, geniş katılımla gerçekleşti. Yurttaşların çağrısıyla bir araya gelinen buluşmada köylüler, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Akbelen’de yükselen dayanışma mesajları arasında en dikkat çeken açıklamalardan biri ise CHP Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan’dan geldi.Buluşmada konuşan Özcan, tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a destek vererek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Akbelen’de verilen mücadelenin yalnızca bir çevre meselesi olmadığını ifade eden Özcan, yaşama, doğaya ve köylülerin geleceğine sahip çıkma kararlılığını dile getirdi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen buluşma, Akbelen’de süren direnişin toplumsal karşılığını bir kez daha gözler önüne serdi.Gizem Özcan’dan Esra Işık’a dikkat çeken destekDayanışma buluşmasında yaptığı konuşmada tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a selam gönderen Gizem Özcan, mücadelenin yalnızca fiziksel engellerle durdurulamayacağını söyledi. Özcan, “Elbette bedenler tutsak edilebilir, ama fikirler asla tutsak edilemez” sözleriyle Esra Işık’a destek verdi.Bu açıklama, Akbelen’deki çevre mücadelesinin yalnızca sahadaki direnişle sınırlı olmadığını, aynı zamanda düşünsel ve toplumsal bir dayanışma hattı da oluşturduğunu ortaya koydu. Özcan’ın sözleri, alanda bulunan yurttaşlar tarafından dikkatle dinlenirken, verilen desteğin yalnızca bir kişiye değil, yaşam savunusu etrafında birleşen herkese yönelik olduğu mesajı öne çıktı.Tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a verilen destek, buluşmanın en güçlü başlıklarından biri haline gelirken, Akbelen’deki mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu da yinelendi.“2019’dan bu yana bu mücadelenin içindeyiz” mesajıGizem Özcan konuşmasında, Akbelen’deki mücadelenin yeni başlamadığını, uzun yıllara yayılan bir direniş sürecinin devam ettiğini hatırlattı. 2019 yılından bu yana bu mücadelenin içinde olduklarını belirten Özcan, o dönemde havayı, toprağı, suyu, zeytini ve ağacı koruma iradesiyle yola çıktıklarını söyledi.Özcan, gelinen noktada mücadelenin kapsamının daha da büyüdüğünü ifade etti. Akbelen’de yaşanan sürecin artık yalnızca doğanın korunması başlığıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Özcan, meselenin evlere, mezarlara, hayvanların yaşam alanlarına ve doğrudan yaşam hakkına kadar uzandığını dile getirdi. Bu sözler, Akbelen’deki tartışmanın çevresel boyutun ötesinde sosyal ve yaşamsal bir düzleme taşındığını ortaya koydu.Milas’ta yaşamın sürgün edilmek istendiğini söyleyen Özcan, bölgedeki yurttaşların buna karşı direniş göstermeye devam ettiğini vurguladı. Böylece konuşmada, Akbelen Ormanı etrafında şekillenen mücadelenin yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de ilgilendiren bir başlık olduğu mesajı öne çıktı.Hukuka aykırı düzenlemelerin iptali çağrısı yaptıKonuşmasının önemli bölümünde hukuki sürece de değinen Gizem Özcan, Meclis’ten geçen ve hukuka aykırı olduğunu savunduğu düzenlemelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Özcan, ülkenin onurlu hakimlerine seslenerek, söz konusu yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini istediklerini söyledi.Aynı zamanda yürütmenin durdurulması kararının verilmesi gerektiğini belirten Özcan, acele kamulaştırma kararlarına da tepki gösterdi. Bu kararların kamu yararı içerdiği savunuluyorsa, kamu yararının öncelikle köylüleri koruması gerektiğini ifade eden Özcan, mevcut uygulamaların bu yönüyle ciddi bir tartışma yarattığını dile getirdi.Bu açıklamalar, Akbelen’de süren mücadelenin yalnızca sahadaki karşı duruşla değil, hukuk alanındaki itirazlarla da devam ettiğini ortaya koydu. Özcan’ın çağrısı, yargı sürecine dikkat çeken ve alınan kararların yeniden değerlendirilmesini isteyen güçlü bir mesaj olarak öne çıktı.“Doğaya rağmen hiçbir şey yapılmaz” vurgusuGizem Özcan konuşmasında, doğaya rağmen alınan kararların ve yapılan uygulamaların uzun vadede ağır sonuçlar doğuracağını söyledi. Bugünkü iktidar sahiplerine Milas’tan ve Akbelen’den seslendiklerini belirten Özcan, doğaya rağmen hiçbir şey yapılamayacağını vurguladı.Dere yatağına ya da ovaya yapılan müdahalelerin ilk afette ağır bedeller doğuracağını ifade eden Özcan, doğayla uyumsuz politikaların sonuçlarının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Bu bölümde yaptığı değerlendirmelerde, Akbelen’deki mücadelenin haktan ve halktan yana olanlarla bunun karşısında duranlar arasındaki bir mücadele olduğunu belirtti.Özcan, ayrıca bu sürecin doğasına, toprağına ve havasına sahip çıkanlarla, doğayı rant uğruna feda edenler arasındaki ayrımı net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Böylece Akbelen’de yürütülen mücadelenin, yalnızca yerel bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir hak arayışı olarak da görüldüğü ifade edilmiş oldu.“Esra’yı alacağız, Akbelen’i vermeyeceğiz” sözleri öne çıktıKonuşmasının sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de dile getirdiği mesajı yineleyen Gizem Özcan, “Esra’yı alacağız, Akbelen’i vermeyeceğiz” sözleriyle dikkat çekti. Bu ifade, dayanışma buluşmasının en güçlü mesajlarından biri olarak öne çıktı.Akbelen Ormanı’nda gerçekleşen buluşma, hem tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a destek verilmesi hem de bölgedeki mücadeleye sahip çıkılması açısından önemli bir tablo ortaya koydu. Köylüler, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda yurttaşın bir araya geldiği etkinlikte, ortak mesaj doğa, yaşam ve hukuk mücadelesinin süreceği yönünde oldu.Akbelen’de yankı bulan bu sözler, bölgedeki direncin ve dayanışmanın geri adım atmadan süreceğini gösterdi. Milas’taki buluşma, doğaya ve yaşama sahip çıkma çağrısının daha da büyüdüğü bir gün olarak kayda geçti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;den kredi ve kart borçları için kanun teklifi: Faizlerin silinsin, yapılandırma yapılsın</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpden-kredi-ve-kart-borclari-icin-kanun-teklifi-faizlerin-silinsin-yapilandirma-yapilsin/411533</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpden-kredi-ve-kart-borclari-icin-kanun-teklifi-faizlerin-silinsin-yapilandirma-yapilsin/411533</guid>
            
            <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:58:03 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/79-chpden-kredi-karti-ve-tuketici-kredisi-borclarinin-silinmesi-ve-yapilandirilmasi-icin-kanun-teklifi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/79-chpden-kredi-karti-ve-tuketici-kredisi-borclarinin-silinmesi-ve-yapilandirilmasi-icin-kanun-teklifi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;den kredi ve kart borçları için kanun teklifi: Faizlerin silinsin, yapılandırma yapılsın ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpden-kredi-ve-kart-borclari-icin-kanun-teklifi-faizlerin-silinsin-yapilandirma-yapilsin/411533"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/79-chpden-kredi-karti-ve-tuketici-kredisi-borclarinin-silinmesi-ve-yapilandirilmasi-icin-kanun-teklifi.jpg" /></a>
               CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle zorlanan vatandaşlar için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu. Teklifte, faiz ve gecikme borçlarının silinmesi, anaparanın yapılandırılması ve sicil affı getirilmesi önerildi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşayan vatandaşlar için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. Sunulan teklifte, borç nedeniyle zor durumda kalan vatandaşların faiz ve gecikme yükünden kurtarılması, anapara borçlarının yeniden yapılandırılması ve finansal sistemde yeniden yer alabilmeleri için sicil affı uygulanması istendi.Gürer, konuya ilişkin değerlendirmesinde ülkede ekonomik zorluk yaşayan vatandaşların her geçen gün daha da yoksullaştığını ifade etti. En temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan çok sayıda kişinin kredi kartı ve tüketici kredilerine yönelmek zorunda kaldığını belirten Gürer, ekonomik krizin toplumun farklı kesimlerini etkilediğini vurguladı.Gürer: Vatandaş borçla ayakta kalmaya çalışıyorÖmer Fethi Gürer, dar ve sabit gelirli vatandaşların geçimlerini sağlayabilmek için bankalardan kredi çekmek zorunda kaldığını belirtti. Asgari ücretli, emekli, işçi, memur, öğrenci ve işsiz vatandaşların nakit sıkıntısı yaşadığını aktaran Gürer, bu kesimlerin kredi kartı ve tüketici kredileriyle yaşamlarını sürdürmeye çalıştığını ifade etti.Ancak ödeme süreçlerinde yaşanan gecikmelerin vatandaşın yükünü daha da artırdığını dile getiren Gürer, özellikle yüksek faiz ve gecikme faizi nedeniyle borçların katlandığını söyledi. Vatandaşların anaparayı ödemekte zorlandığını, buna karşılık sürekli faiz ödemek durumunda kaldığını belirten Gürer, mevcut tabloyu ekonomik açıdan ağır bir çıkmaz olarak değerlendirdi.Bu çerçevede sunulan teklifin, özellikle ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlara nefes aldırmayı amaçladığı ifade edildi. Gürer’in açıklamalarında, vatandaşların borç yükünün her geçen gün daha da büyüdüğü vurgusu öne çıktı.Varlık yönetim şirketleri iddiası dikkat çektiGürer’in açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de bankaların tahsil edemedikleri borçları varlık yönetim şirketlerine devretmesi oldu. Gürer, takibe düşen alacakların bu şirketlere devredildiğini öne sürerek, bunun bankalar açısından bilanço rahatlığı sağlasa da vatandaş için daha ağır bir sürecin başlangıcı anlamına geldiğini söyledi.Bu süreçte vatandaşların icra, haciz ve dava aşamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Gürer, zaten faiz yükü altında bulunan kişilerin bu kez avukat, icra ve dava masrafları nedeniyle daha fazla borçlandığını kaydetti. Gürer’e göre bu durum, ekonomik sıkıntı yaşayan dar gelirli vatandaşların borç yükünü daha da ağırlaştırıyor.Bazı bankaların yapılandırma uygulamasına gittiğini ancak bunun da yeterli olmadığını ifade eden Gürer, borçların vadeye yayılsa bile toplam yükün azalmadığını, aksine büyüdüğünü dile getirdi.Faizlerin silinmesi ve anaparanın yapılandırılması önerildiKanun teklifinin temelinde faiz ve gecikme borçlarının silinmesi yer alıyor. Ömer Fethi Gürer, anapara borçlarının ise vatandaşın gelir düzeyine göre yeniden yapılandırılması gerektiğini savundu. Ayrıca sicil affı uygulanarak vatandaşların finansal sistem içinde yeniden yer alabilmesinin sağlanmasının önemine dikkat çekti.Gürer, teklif edilen düzenlemenin hem bankaların alacaklarını tahsil etmesine katkı sunacağını hem de vatandaşların icra ve haciz baskısından kurtulmasına yardımcı olacağını ifade etti. Kıt kanaat geçinen vatandaşların banka ve varlık şirketleri karşısında çıkmazda kaldığını belirten Gürer, bu düzenleme ile borç yükü altındaki kişilerin bir nebze olsun rahatlamasının hedeflendiğini söyledi.Açıklamasında “borç barışı” vurgusu da yapan Gürer, bu adımın devlet ile millet arasındaki güvenin güçlenmesine katkı sunacağını dile getirdi.Kanun teklifinde hangi düzenlemeler yer alıyor?Gürer’in TBMM Başkanlığı’na sunduğu kanun teklifinde, Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarihten itibaren Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren kamu ve özel tüm bankalar ile finansal aracılık kurumları ve varlık yönetim şirketleri tarafından hakkında icrai takip başlatılmış ya da ihtarname gönderilmiş kredi kartı ve tüketici kredisi borçlularına yönelik düzenleme öngörülüyor.Teklife göre, ilgili kişilerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 60 gün içinde krediyi veya kredi kartını veren kuruluşa ya da yetkilendirilmiş kişiye yazılı başvuru yapması halinde anapara borçları peşin ya da 5 yıla kadar vadeyle yapılandırılabilecek. Başvuru günü itibarıyla tahakkuk etmiş faiz, gecikme ücreti, dosya masrafı, icra ve takip masrafı gibi her türlü ek yükün silinmesi de teklif kapsamında yer alıyor.Ayrıca Türkiye Bankalar Birliği nezdindeki sicil kayıtlarının silinmesi ve söz konusu borçlarla ilgili olarak İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki sürelerin işletilmesinin durdurulması da teklifin maddeleri arasında bulunuyor. Teklifte, kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi ve hükümlerinin Cumhurbaşkanı tarafından yürütülmesi öngörülüyor.Gündemde borç yükü ve çözüm arayışı varÖmer Fethi Gürer’in sunduğu teklif, kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle ekonomik baskı altında bulunan vatandaşlara yönelik yeni bir düzenleme önerisi olarak öne çıktı. Teklifte faiz ve gecikme borçlarının silinmesi, anaparanın yapılandırılması ve sicil affı gibi başlıkların yer alması, borç sorunu yaşayan geniş bir kesimi yakından ilgilendiren bir adım olarak dikkat çekti.Ekonomik zorluklar karşısında kredi ve kredi kartına yönelen vatandaşların yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıyan teklif, aynı zamanda icra ve haciz süreçleriyle karşı karşıya kalan kişiler için de çözüm arayışını Meclis gündemine taşımış oldu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Gülcan Kış’tan bütçe tepkisi: “İhmal zinciri Saray’ın bütçe tercihlerinde başlıyor”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-butce-tepkisi-ihmal-zinciri-sarayin-butce-tercihlerinde-basliyor/411520</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-butce-tepkisi-ihmal-zinciri-sarayin-butce-tercihlerinde-basliyor/411520</guid>
            
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 14:20:46 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/773-chpli-gulcan-kistan-butce-tepkisi-ihmal-zinciri-sarayin-butce-tercihlerinde-basliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/773-chpli-gulcan-kistan-butce-tepkisi-ihmal-zinciri-sarayin-butce-tercihlerinde-basliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Gülcan Kış’tan bütçe tepkisi: “İhmal zinciri Saray’ın bütçe tercihlerinde başlıyor” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-butce-tepkisi-ihmal-zinciri-sarayin-butce-tercihlerinde-basliyor/411520"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/773-chpli-gulcan-kistan-butce-tepkisi-ihmal-zinciri-sarayin-butce-tercihlerinde-basliyor.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yılın ilk çeyreğine ilişkin kamu harcama verileri üzerinden iktidarın bütçe politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Kış, kaynakların toplumun güvenliği yerine farklı önceliklere ayrıldığını savunarak, bunun bedelinin doğrudan çocuklar ve vatandaşlar tarafından ödendiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yılın ilk çeyreğine ilişkin kamu harcama verilerini değerlendirerek iktidarın bütçe anlayışına yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kış, Türkiye’de kamu kaynaklarının yanlış önceliklerle kullanıldığını savunurken, bunun yalnızca ekonomik bir tercih değil, doğrudan toplumun güvenliğini etkileyen siyasi bir karar olduğunu ifade etti.Açıklamasında bütçe politikalarının sonuçlarının artık yalnızca rakamlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Kış, yapılan tercihler nedeniyle vatandaşların çok ağır bedeller ödediğini söyledi. Özellikle çocukların güvenliği söz konusu olduğunda gerekli adımların atılmadığını belirten Kış, kamu yönetiminin kaynak yetersizliğinden değil, kaynakların nereye ayrıldığından sorumlu olduğunu dile getirdi.Kış’ın değerlendirmeleri, kamu harcamalarının yalnızca mali bir planlama değil, aynı zamanda siyasi iradenin önceliklerini ortaya koyan bir tercih olduğunu öne çıkaran sert bir çerçeve çizdi. CHP’li vekil, yaşanan tabloyu ekonomiyle sınırlı görmediklerini, bunun aynı zamanda toplumsal sonuçları olan ciddi bir yönetim sorunu olduğunu savundu.“Bu bir bütçe değil, tercih meselesidir”Gülcan Kış, kamu harcamalarının önemli bir bölümünün faiz giderlerine ayrıldığını belirterek bu tabloya sert tepki gösterdi. Kemer sıkma politikaları adı altında vatandaşa sabır çağrısı yapılırken, faize 411,4 milyar lira ödenmesini eleştiren Kış, çocukların güvenliği için kaynak bulunamamasının kabul edilemez olduğunu söyledi.Kış, bu durumun ekonomik bir zorunluluk olarak açıklanamayacağını savunarak, bunun açık bir siyasi tercih olduğunu ifade etti. Kamu kaynaklarının nereye ayrıldığının iktidarın önceliklerini gösterdiğini vurgulayan Kış, vatandaşın temel ihtiyaçları ve güvenliği geri planda bırakılırken başka kalemlere rahatlıkla büyük bütçeler aktarılmasının ağır bir çelişki yarattığını belirtti.Bu değerlendirmeyle birlikte Kış, bütçe politikasını yalnızca teknik bir maliye meselesi olarak değil, toplumun yaşamını doğrudan etkileyen bir yönetim anlayışı olarak ele aldı. Ona göre burada asıl mesele para yokluğu değil, hangi alana ne kadar önem verildiğiydi.Okullardaki personel ihtiyacını rakamlarla anlattıEğitim sistemindeki yapısal eksiklere dikkat çeken Gülcan Kış, okullarda acil personel ihtiyacının artık ertelenemez bir noktaya geldiğini söyledi. Kış’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye genelinde okullarda 75 bin hemşire, 100 bin temizlik görevlisi ve 65 bin güvenlik görevlisine ihtiyaç bulunuyor.Toplamda 250 bin kişilik bir istihdamın 224 milyar lirayla sağlanabileceğini belirten Kış, buna rağmen iktidarın bu kaynağı çocukların güvenliği için değil, farklı harcama kalemleri için kullanmayı tercih ettiğini savundu. Bu karşılaştırmayla birlikte eğitim kurumlarında ihtiyaç duyulan insan kaynağının neden hâlâ karşılanamadığı sorusunu gündeme taşıdı.Kış’ın vurgusu, okullarda güvenlikten sağlığa, temizlikten genel koruyucu hizmetlere kadar birçok temel alanda eksiklik bulunduğu yönünde oldu. Bu eksikliklerin yalnızca idari bir sorun değil, aynı zamanda doğrudan can güvenliğiyle ilgili bir mesele olduğunu söyledi.“İhmal zinciri bütçede başlıyor”CHP’li Gülcan Kış, Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 9 öğrenci ile 1 öğretmenin hayatını kaybettiği olaya da değinerek açıklamalarını daha da sertleştirdi. Yaşananları bir kaza olarak nitelendirmenin doğru olmadığını söyleyen Kış, bunun açık biçimde bir ihmaller zinciri olduğunu ifade etti.Kış’a göre denetimin olmaması, yeterli personelin bulunmaması ve gerekli önlemlerin alınmaması, bütçedeki öncelik eksikliğinden kaynaklanıyor. Eğer ihtiyaç duyulan kadrolar zamanında oluşturulmuş olsaydı, bugün bu kadar ağır bir tablonun konuşulmuyor olabileceğini savundu.Bu nedenle bütçe tercihlerinin doğrudan sahadaki sonuçlarla bağlantılı olduğunu belirten Kış, ihmal zincirinin yalnızca olay anında değil, çok daha önce bütçe hazırlanırken başladığını öne sürdü. Ona göre kamu kaynaklarının farklı alanlara yönlendirilmesi, eğitim kurumlarında oluşan eksikliği büyüttü ve toplum güvenliğini zayıflattı.“Saray harcamayı biliyor ama sorumluluk almayı bilmiyor”Bütçe önceliklerinin doğrudan siyasi iradenin tercihi olduğunu vurgulayan Gülcan Kış, iktidara yönelik en sert eleştirilerini bu başlık altında dile getirdi. Saray’ın harcamayı bildiğini ancak sorumluluk almayı bilmediğini söyleyen Kış, bakanların kaynak bulamamaktan değil, kaynakları yanlış yerlere harcamaktan sorumlu olduğunu ifade etti.Bu sözlerle birlikte Kış, yaşanan sorunların arkasında plansızlık değil, bilinçli tercihler bulunduğunu savundu. Ona göre bu yanlış tercihler nedeniyle çocuklar, öğretmenler ve vatandaşlar bedeli canıyla ödüyor. Bu durumun yalnızca bir yönetim kriziyle açıklanamayacağını söyleyen Kış, asıl meselenin vicdan ve ahlak sorunu olduğunu ileri sürdü.Faize milyarlar bulunurken çocukların güvenliği için kaynak bulunamamasını sert sözlerle eleştiren Kış, bunun kamu vicdanında kabul edilemeyecek bir tablo yarattığını söyledi. Açıklamalarında, iktidarın harcama kalemleriyle topluma verdiği mesajın son derece net olduğunu ifade etti.Milli Eğitim Bakanı’na istifa çağrısı yaptıGülcan Kış, yaşanan gelişmelerin ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nı da doğrudan sorumluluğa davet etti. Eğitim alanındaki eksiklerin ve yaşanan ihmallerin artık görmezden gelinemeyeceğini belirten Kış, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in derhal istifa etmesi gerektiğini söyledi.Bu çağrı, Kış’ın yalnızca bütçe tercihlerine değil, bu tercihlerin uygulanmasından sorumlu siyasi kadrolara da doğrudan hesap sorma isteğini ortaya koydu. CHP’li vekil, yaşanan olayların ardından yalnızca açıklama yapmakla yetinilmemesi, siyasi sorumluluğun da üstlenilmesi gerektiğini savundu.Kış’ın kamu harcamaları üzerinden yaptığı bu sert değerlendirme, bütçe tartışmalarını yeniden siyaset gündeminin merkezine taşırken, eğitimde güvenlik ve kamu kaynaklarının kullanımı başlıklarını da bir kez daha öne çıkardı. Açıklamanın ana mesajı ise netti: Sorun kaynak yokluğu değil, kaynakların kim için ve neye göre kullanıldığıdır. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>TBMM’de 23 Nisan haftası yoğun gündem: Kutlamalar, özel oturumlar ve kritik teklifler Meclis’te</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-23-nisan-haftasi-yogun-gundem-kutlamalar-ozel-oturumlar-ve-kritik-teklifler-mecliste/411506</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-23-nisan-haftasi-yogun-gundem-kutlamalar-ozel-oturumlar-ve-kritik-teklifler-mecliste/411506</guid>
            
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:22:24 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3769-tbmmde-23-nisan-haftasi-yogun-gundem-kutlamalar-ozel-oturumlar-ve-kritik-teklifler-mecliste.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3769-tbmmde-23-nisan-haftasi-yogun-gundem-kutlamalar-ozel-oturumlar-ve-kritik-teklifler-mecliste.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ TBMM’de 23 Nisan haftası yoğun gündem: Kutlamalar, özel oturumlar ve kritik teklifler Meclis’te ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-23-nisan-haftasi-yogun-gundem-kutlamalar-ozel-oturumlar-ve-kritik-teklifler-mecliste/411506"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/3769-tbmmde-23-nisan-haftasi-yogun-gundem-kutlamalar-ozel-oturumlar-ve-kritik-teklifler-mecliste.jpg" /></a>
               TBMM’nin 106. açılış yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bu hafta Meclis’te çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Genel Kurul’da çocuklara özel oturumdan resepsiyona uzanan programın yanı sıra, doğum izninin uzatılması, 15 yaş altına sosyal medya yasağı ve okul saldırılarına ilişkin komisyon kurulması başlıkları da gündemde yer alacak. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. açılış yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında bu hafta Meclis’te kapsamlı bir program uygulanacak. Çocuklara özel etkinliklerden sergilere, ödül törenlerinden özel oturumlara kadar uzanan yoğun takvim, TBMM’de kutlama atmosferini öne çıkaracak.Kutlama programı kapsamında pazartesi günü Genel Kurul’da TBMM Çocuk Özel Oturumu yapılacak. Aynı gün TBMM’nin ön bahçesinde “Meclis Bahçesi Çocuk Bahçesi” etkinliğinin açılışı gerçekleştirilecek. Böylece 23 Nisan haftasının ilk gününden itibaren Meclis’te çocuklara yönelik özel organizasyonlar ön plana çıkmış olacak.Hafta boyunca ayrıca farklı kurumlarla iş birliği içinde çeşitli ödül törenleri ve sergiler de düzenlenecek. Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliğiyle “23 Nisan TBMM Kupası” Ödül Töreni yapılacak. Bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Resim, Şiir ve Kompozisyon Yarışmaları” için ödül töreni gerçekleştirilecek.Meclis’te sergiler ve çocuklara özel programlar öne çıkacak23 Nisan kutlamaları kapsamında Şeref Holü’nde iki ayrı sergi de açılacak. Bunlardan biri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından organize edilen “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Resim Yarışması” sergisi olacak. Diğer sergi ise Dilekçe Komisyonu tarafından hazırlanan “Küçük Eller Büyük Dilekler” başlığını taşıyacak.Bu etkinliklerle birlikte Meclis’te çocukların hem sanatsal üretimlerinin görünür olması hem de 23 Nisan ruhunun daha güçlü biçimde yaşatılması hedefleniyor. TBMM’nin açılış yıl dönümüne denk gelen bu hafta, aynı zamanda çocukların temsili katılımıyla daha anlamlı bir içerik kazanacak.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da program kapsamında önemli temaslarda bulunacak. 22 Nisan Çarşamba günü Tören Salonu’nda dünya çocuklarını kabul edecek olan Kurtulmuş, kutlamaların merkezindeki isimlerden biri olacak. Çocukların doğrudan katılımıyla gerçekleşecek bu kabul programı, 23 Nisan’ın uluslararası yönünü de öne çıkaracak.23 Nisan günü Meclis’te özel oturum ve resmi törenler yapılacak23 Nisan Perşembe günü ise Meclis’te resmi törenler ve özel programlar yoğunlaşacak. TBMM Atatürk Anıtı’nda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve siyasilerin katılımıyla tören düzenlenecek. Ardından Kurtulmuş, Anıtkabir’i ziyaret edecek ve Birinci TBMM Binası’ndaki törene katılacak.Programın devamında TBMM Mermerli Salon’da kutlamalar kabul edilecek. Yine geleneksel olarak TBMM Başkanlık makamı temsili şekilde çocuklara devredilecek. Genel Kurul’da da Numan Kurtulmuş başkanlığında “23 Nisan Özel Oturumu” yapılacak. Günün sonunda ise TBMM Tören Salonu’nda resepsiyon verilecek.Bu yoğun program, Meclis’in hem tarihi önemini hem de 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmiş özel anlamını yansıtacak. Böylece TBMM’de bu hafta yalnızca yasama faaliyetleri değil, aynı zamanda bayramın simgesel ve toplumsal yönü de güçlü biçimde hissedilecek.Genel Kurul’da doğum izni ve sosyal medya teklifi görüşülecekKutlama programlarının yanında Genel Kurul’un yasama gündemi de dikkat çekiyor. Bu hafta, kadınların doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenleme ile 15 yaş altına sosyal medya yasağı öngören kanun teklifinin görüşmelerine devam edilmesi bekleniyor.Toplam 28 maddeden oluşan teklifin şu ana kadar 15 maddesi kabul edilmiş durumda. Geri kalan maddelerin de bu hafta Genel Kurul gündeminde ele alınması öngörülüyor. Bu nedenle Meclis’te 23 Nisan haftası yalnızca sembolik ve törensel programlarla değil, doğrudan toplumsal hayatı ilgilendiren düzenlemelerle de öne çıkacak.Özellikle doğum izninin uzatılması ve çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin sınırlama getirilmesi başlıkları, kamuoyunda yakından izlenen düzenlemeler arasında yer alıyor. Genel Kurul’daki görüşmelerin, bu iki başlık üzerinden dikkatle takip edilmesi bekleniyor.Okullardaki saldırılar sonrası komisyon planı gündemdeGenel Kurul’un bir başka önemli başlığı ise Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullarda düzenlenen silahlı saldırılar olacak. Bu tür saldırıların nedenlerinin araştırılması amacıyla komisyon kurulmasının planlandığı belirtiliyor.Son dönemde okullarda yaşanan saldırıların ardından bu başlığın Meclis gündemine taşınması, güvenlik ve eğitim alanında alınması gereken önlemlerin daha geniş şekilde tartışılmasına zemin hazırlayacak. Komisyon kurulmasına yönelik planın, yaşanan olayların nedenlerini incelemek ve benzer saldırıların önlenmesine dönük değerlendirmeler yapmak amacı taşıdığı görülüyor.Bu gelişme, 23 Nisan haftasında çocuklara ve gençlere dair meselelerin yalnızca kutlama programlarında değil, güvenlik ve toplumsal sorumluluk boyutuyla da Meclis gündeminde olacağını gösteriyor.Tarım Komisyonu’nda sahipsiz hayvan düzenlemesi ele alınacakTBMM’de bu hafta komisyon gündemleri de dikkat çeken başlıklar içeriyor. 22 Nisan Çarşamba günü Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin sahaya yansımasına ilişkin sunum yapılacak.2024 yılında değişiklik yapılarak uygulamaya alınan bu kanun, sahipsiz hayvanlar ve özellikle sahipsiz sokak köpeklerinin toplanması, bakımı ve sahiplendirilmesine ilişkin düzenlemeler içeriyordu. Komisyon toplantısında, bu düzenlemelerin uygulamadaki sonuçlarının değerlendirilmesi bekleniyor.Bu sunumla birlikte Meclis’te yalnızca çocuklar, aile politikaları ve dijital düzenlemeler değil, hayvan hakları ve yerel uygulamalar da bu haftanın önemli gündem maddeleri arasında yer alacak.Siyasi partilerin grup toplantıları da haftaya damga vuracakMeclis’te bu hafta siyasi partilerin grup toplantılarının da salı ve çarşamba günü yapılması bekleniyor. Böylece haftanın siyasi gündemi, hem Genel Kurul çalışmaları hem komisyon toplantıları hem de grup kürsülerinden verilecek mesajlarla şekillenecek.TBMM’nin 106. açılış yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle sembolik yönü güçlü bir hafta yaşanacak olsa da, yasama gündemindeki düzenlemeler ve araştırma başlıkları Meclis’in yoğun temposunu sürdüreceğini gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde TBMM’de hem kutlama hem de kritik karar süreçleri bir arada yaşanacak. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>“Türkiye’de milyonlar borçla değil, icrayla yaşıyor”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/turkiyede-milyonlar-borcla-degil-icrayla-yasiyor/411498</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/turkiyede-milyonlar-borcla-degil-icrayla-yasiyor/411498</guid>
            
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 16:14:59 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/804-turkiyede-milyonlar-borcla-degil-icrayla-yasiyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/804-turkiyede-milyonlar-borcla-degil-icrayla-yasiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ “Türkiye’de milyonlar borçla değil, icrayla yaşıyor” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/turkiyede-milyonlar-borcla-degil-icrayla-yasiyor/411498"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/804-turkiyede-milyonlar-borcla-degil-icrayla-yasiyor.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye’de icra dosyalarındaki artışın ekonomik krizin en çarpıcı göstergelerinden biri haline geldiğini belirtti. Kış, 2026’nın ilk aylarında yüz binlerce vatandaşın icra takibine düştüğünü vurgulayarak, ortaya çıkan tablonun yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir kırılmaya işaret ettiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye’de ekonomik sıkışmanın en görünür başlıklarından biri, icra dairelerindeki dosya sayısında yaşanan yükseliş oldu. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın paylaştığı verilere göre, yılın ilk aylarından itibaren icra sistemi üzerindeki yük daha da ağırlaştı. Açıklanan rakamlar, borç sorununun artık tek tek bireylerin değil, toplumun geniş kesimlerinin yaşadığı derin bir mesele haline geldiğini ortaya koydu.Kış’ın verdiği bilgilere göre, yalnızca 2026 yılının ilk iki ayında 438 bin vatandaş icra takibine alındı. Bu veri, her gün ortalama 7 binden fazla kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takip süreciyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Toplamda ise halen 4 milyon 271 bin kişinin icra takibinde bulunduğu belirtiliyor. Bu tablo, ekonomik baskının hane halkı üzerinde ne kadar geniş bir alana yayıldığını açık biçimde gözler önüne seriyor.Her 100 ailenin 15’i icra takibiyle karşı karşıyaVeriler, yaşanan sorunun yalnızca bireysel borçlanma kaynaklı olmadığını, artık yapısal bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Türkiye’de bugün her 100 ailenin 15’inin icra takibiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Bu oran, icranın artık istisnai bir durum olmaktan çıktığını ve geniş toplum kesimlerini etkileyen yaygın bir ekonomik sorun haline geldiğini ortaya koyuyor.CHP’li Gülcan Kış da değerlendirmesinde tam bu noktaya dikkat çekti. Kış, icra dosyasının artık yalnızca bir istatistik verisi olmadığını, milyonlarca hanenin günlük gerçeğine dönüştüğünü söyledi. Her 100 ailenin 15’inin icralık olduğu bir düzende ekonomik istikrardan söz etmenin mümkün olmadığını ifade eden Kış, yaşanan tablonun ciddiyetine vurgu yaptı.24 milyonu aşan dosya sayısı sistemin yükünü artırdıAçıklanan veriler yalnızca bireylerin borç yükünü değil, aynı zamanda adalet sistemi üzerindeki baskıyı da ortaya koyuyor. İcra dairelerindeki toplam dosya sayısının 24 milyon 612 bine ulaştığı belirtilirken, sadece 2026 yılının ilk üç ayında açılan yeni dosya sayısının 2 milyon 844 bin olduğu kaydedildi.Bu rakamlar, icra sisteminde yaşanan yoğunluğun artık olağan sınırların ötesine geçtiğini gösteriyor. Gülcan Kış, 24 milyonu aşan dosya sayısının Türkiye’de yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki mekanizma üzerinde de ağır bir yük oluşturduğunu dile getirdi. Kış’a göre bu durum yalnızca borç sorunu olarak değerlendirilemez; aynı zamanda bir sistem krizine işaret ediyor.Borç ekonomisinin derinleştiği vurgulandıGülcan Kış, vatandaşın giderek daha ağır bir borç yükü altında kaldığını belirtirken, Türkiye’de büyüyen şeyin gelir değil borç olduğunu söyledi. Kış’ın değerlendirmesine göre, bireysel kredi ve kredi kartı borçları 6,5 trilyon lirayı aşmış durumda. Tahsil edilemeyen batık borçların ise 381 milyar liraya ulaştığı ifade ediliyor.Bu veriler, vatandaşın ekonomik sistem içerisinde güçlenerek değil, daha fazla borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Kış, insanların artık gelirini artırarak değil, borcunu büyüterek yaşamını sürdürmeye çalıştığını vurguladı. Bu durumun sürdürülebilir bir ekonomik düzen anlamına gelmediğini belirten CHP’li vekil, mevcut tabloyun geçici bir dalgalanma değil, derinleşen bir kriz olduğunu söyledi.4,2 milyon kişi icra takibindeAçıklamada yer alan veriler, icra takibindeki kişi sayısının ulaştığı boyut nedeniyle de dikkat çekiyor. Kış, 4,2 milyon kişinin icra takibinde bulunduğunu ve bu rakamın birçok Avrupa ülkesinin nüfusuna yaklaştığını belirtti. Yine 24,6 milyon icra dosyasının, neredeyse her haneye bir dosya düşecek seviyeye ulaştığını ifade etti.Sadece iki ay içinde icraya düşen 438 bin kişinin ise orta büyüklükte bir şehrin nüfusuna denk geldiğini söyleyen Kış, bu karşılaştırmaların yaşanan ekonomik daralmanın boyutunu daha görünür hale getirdiğini belirtti. Verilere göre ortaya çıkan tablo, borç sorununun artık yönetilebilir bir yük olmaktan çıkıp toplumsal sonuçlar doğuran ciddi bir yapısal krize dönüştüğünü gösteriyor.“Bu tablo artık sadece ekonomiyle açıklanamaz”CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, değerlendirmesinin sonunda bu verilerin yalnızca ekonomik göstergeler olarak ele alınamayacağını söyledi. Kış’a göre icra dosyalarındaki artış, sosyal devletin zayıfladığını, gelir dağılımındaki bozulmanın derinleştiğini ve milyonlarca insanın ağır bir geçim mücadelesi verdiğini ortaya koyuyor.İcra dosyaları büyürken refahın büyüdüğünü söylemenin mümkün olmadığını belirten Kış, borçla ayakta duran bir ekonominin eninde sonunda toplumun tamamını aşağı çekeceğini ifade etti. Bu nedenle yaşanan gelişmenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir çöküş tablosu yarattığını savundu.Ekonomik tartışmaların merkezinde artık icra gerçeği varTürkiye’de icra dosyalarındaki yükseliş, ekonomik politikalara ilişkin tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı. Ortaya çıkan veriler, milyonlarca vatandaş için borç sorununun artık geçici ve sınırlı bir sorun olmadığını, yapısal bir kırılmaya dönüştüğünü gösteriyor.Gülcan Kış’ın paylaştığı rakamlar ve yaptığı değerlendirmeler, icra dosyalarının yalnızca mahkeme ve adliye koridorlarında kalan bir konu olmaktan çıktığını, doğrudan hanelerin yaşamına dokunan bir kriz başlığı haline geldiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de milyonlarca kişinin borç baskısıyla değil, doğrudan icra gerçeğiyle yaşadığı yönündeki uyarı da tam olarak bu tabloyu özetliyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Sezgin Tanrıkulu’ndan eski İBB ihaleleri için 25 soruluk önergesi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-sezgin-tanrikulundan-eski-ibb-ihaleleri-icin-25-soruluk-onergesi/411452</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-sezgin-tanrikulundan-eski-ibb-ihaleleri-icin-25-soruluk-onergesi/411452</guid>
            
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:06:20 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8143-chpli-sezgin-tanrikulundan-eski-ibb-ihaleleri-icin-25-soruluk-onergesi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8143-chpli-sezgin-tanrikulundan-eski-ibb-ihaleleri-icin-25-soruluk-onergesi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Sezgin Tanrıkulu’ndan eski İBB ihaleleri için 25 soruluk önergesi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-sezgin-tanrikulundan-eski-ibb-ihaleleri-icin-25-soruluk-onergesi/411452"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/8143-chpli-sezgin-tanrikulundan-eski-ibb-ihaleleri-icin-25-soruluk-onergesi.jpg" /></a>
               CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki geçmiş yönetim dönemlerinde yapılan ihalelere ilişkin kapsamlı bir soru önergesi verdi. Önergede, ihale yöntemlerinden şirket dağılımına, kamu zararından alt yüklenici ilişkilerine kadar birçok başlıkta ayrıntılı yanıt istendi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Diyarbakır Milletvekili Av. Dr. M. Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’nin geçmiş yönetim dönemlerinde gerçekleştirilen ihalelerine ilişkin dikkat çeken bir soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması talep edilen önergede, Recep Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve Kadir Topbaş dönemlerinde yapılan ihalelere yönelik kapsamlı sorular sıralandı.Tanrıkulu, söz konusu dönemlerdeki ihale tartışmalarının yalnızca münferit usulsüzlük iddialarıyla sınırlı olmadığını, bunun aynı zamanda sistematik bir ihale yapısına işaret ettiğini belirtti. Metinde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Sayıştay denetim ilkeleri ve kamu mali yönetimi mevzuatı çerçevesinde açık ihale usulünün esas, pazarlık ve doğrudan teminin ise istisna olduğu vurgulandı. Buna karşın Sayıştay bulgularında özellikle pazarlık usulü ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygın biçimde kullanıldığı, bunun da rekabeti zayıflattığının belirtildiği ifade edildi.Önergede ihale sistemiyle ilgili geniş kapsamlı sorular yer aldıTanrıkulu’nun önergesinde ilk olarak üç ayrı dönemde toplam kaç ihale yapıldığı, bu ihalelerin toplam bedelinin ne olduğu ve yıllara göre dağılımının nasıl şekillendiği soruldu. Ayrıca en fazla ihale alan ilk 50 şirketin hangileri olduğu, bu şirketlerin toplam ihale sayısı ile bedellerinin ne düzeyde bulunduğu ve kamuoyunda “tekrarlayan yüklenici” olarak öne çıkan firmaların hangileri olduğuna ilişkin bilgi talep edildi.Önergede ihale usullerine göre dağılım da ayrı bir başlık olarak ele alındı. Açık ihale, belli istekliler arasında ihale, pazarlık usulü ve doğrudan temin yöntemlerinin oranı ile özellikle 21/b kapsamındaki pazarlık usulü ihalelerin sayısı ve toplam tutarının açıklanması istendi. Doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların toplam büyüklüğü de sorular arasında yer aldı. Tanrıkulu ayrıca en yüksek bedelli 20 ihale ile en düşük bedelli 20 ihalenin hangileri olduğunu ve bunları kazanan şirketlerin isimlerini de öğrenmek istedi.Belediye iştirakleri, alt yükleniciler ve ihalesiz devirler de sorulduÖnergenin dikkat çeken bölümlerinden biri de belediye iştirakleri üzerinden yapılan işler oldu. İSPARK, İSTAÇ ve KİPTAŞ gibi iştirakler üzerinden alınan ihalelerin sayısı ve tutarı, bu iştiraklerin işleri alt yüklenicilere devretme oranı ve alt yüklenici firmaların kimler olduğu yönünde ayrıntılı bilgi talep edildi. Bunun yanı sıra, 5216 sayılı Kanun kapsamında ihalesiz devredilen işletme haklarının neler olduğu, bu hakların hangi şirketlere verildiği ve üçüncü kişilere devredilen işlerin bulunup bulunmadığı da sorular arasında yer aldı.Tanrıkulu, Sayıştay raporlarında yer alan ihale usulsüzlüklerinin toplam sayısını, bu bulgular üzerine kaç idari işlem yapıldığını ve kaç soruşturma açıldığını da sordu. Rekabet ve şeffaflık başlığı altında ise kaç ihaleye tek firmanın katıldığı, rekabet oluşmayan ihalelerin toplam tutarı ve yaklaşık maliyet ile gerçekleşen bedel arasındaki farkların ne kadar olduğu yönünde açıklama istedi.Kamu zararı, tekrar eden firmalar ve çekirdek davet listeleri de gündemdeÖnergede aynı şirkete yönelik yoğunlaşma analizi de dikkat çekti. Bir şirketin bir yıl içinde kazandığı ihale sayısında üst sınır bulunup bulunmadığı, belirli şirketlerin toplam ihale hacmindeki payının ne olduğu ve ilk 10 şirketin toplam ihale hacminin ne kadarını oluşturduğu soruldu. Ayrıca 21/b pazarlık usulü ihalelerde davet edilen firmaların nasıl belirlendiği, tekrar etme oranlarının ne olduğu ve sürekli davet edilen bir “çekirdek firma listesi” bulunup bulunmadığı da yöneltilen sorular arasında yer aldı.Yaklaşık maliyetlerin nasıl belirlendiği, yaklaşık maliyet ile ihale bedeli arasındaki farkın yüzde 1’in altında kaldığı ihale sayısı ve bunun rekabet eksikliği göstergesi olarak değerlendirilip değerlendirilmediği de önergenin önemli başlıkları arasında bulundu. Bunun yanında iptal edilen ihaleler, yeniden yapılan ihaleler, aynı firmaların yeniden ihaleyi kazanıp kazanmadığı, alt yüklenici zincirleri, iştirakler üzerinden yapılan dolaylı alımlar ve doğrudan temin limitlerinin altında kalmak amacıyla işlerin bölünüp bölünmediği de ayrıntılı biçimde soruldu.Dijital şeffaflık ve veri tabanı soruları dikkat çektiTanrıkulu, iç denetim mekanizmalarının bu ihaleleri denetleyip denetlemediğini, tespit edilen eksikliklerin raporlanıp raporlanmadığını ve bu raporlar doğrultusunda işlem yapılıp yapılmadığını da gündeme taşıdı. Ayrıca uluslararası ihale sayısı, yabancı firmaların kazandığı ihaleler, sözleşme bedeli artırılan işler, yüzde 20’nin üzerinde artış yapılan ihaleler ve ivedilik gerekçesiyle gerçekleştirilen 21/b kapsamındaki alımların nasıl gerekçelendirildiği de önergedeki sorular arasında yer aldı.Önergenin son bölümünde ise ihale komisyonlarında görev alan kişilerin kimler olduğu, aynı kişilerin tekrar eden şekilde görev alıp almadığı, ihale alan şirketlerin vergi ve SGK borçlarının kontrol edilip edilmediği, ihale süreçlerinden doğan kamu zararının kalem kalem ne olduğu ve bu zararların tahsili için işlem yapılıp yapılmadığı soruldu. Tanrıkulu ayrıca tüm ihalelerin kamuya açık bir veri tabanında toplanıp toplanmadığını ve ihale verilerinin makine okunabilir formatta paylaşılmasının planlanıp planlanmadığını da sordu. Böylece önerge, yalnızca geçmiş ihalelerin rakamsal dökümünü değil, ihale sisteminin işleyişine dair yapısal soruları da Meclis gündemine taşımış oldu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>&quot;Çocukları korumak istiyorsanız önce Müge Anlı programları tedavülden kalksın&quot;</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/cocuklari-korumak-istiyorsaniz-once-muge-anli-programlari-tedavulden-kalksin/411445</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/cocuklari-korumak-istiyorsaniz-once-muge-anli-programlari-tedavulden-kalksin/411445</guid>
            
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/701-cocuklari-korumak-istiyorsaniz-once-a-haber-kapatilsin-muge-anli-programlari-tedavulden-kalksin.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/701-cocuklari-korumak-istiyorsaniz-once-a-haber-kapatilsin-muge-anli-programlari-tedavulden-kalksin.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ &quot;Çocukları korumak istiyorsanız önce Müge Anlı programları tedavülden kalksın&quot; ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/cocuklari-korumak-istiyorsaniz-once-muge-anli-programlari-tedavulden-kalksin/411445"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/701-cocuklari-korumak-istiyorsaniz-once-a-haber-kapatilsin-muge-anli-programlari-tedavulden-kalksin.jpg" /></a>
               TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, sosyal medya düzenlemesinden kamera sistemine, sosyal yardımlardan ihale tartışmalarına kadar birçok başlıkta sert eleştirilere sahne oldu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da, sosyal medyaya 15 yaş altı için erişim sınırlaması getirilmesi ve kadınların doğum izninin 16 haftadan toplam 24 haftaya çıkarılması gibi düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ele alındı.Görüşmeler sırasında yalnızca teklifin teknik boyutu değil, düzenlemenin toplumsal etkileri, özgürlükler, sosyal yardımların işleyişi ve kamu yönetimine ilişkin tartışmalar da öne çıktı. Muhalefet milletvekilleri, teklifin farklı maddeleri üzerinden hem iktidarın yaklaşımını hem de uygulamadaki sonuçları sert sözlerle eleştirdi.Sosyal medya düzenlemesine sert tepkiYeni Yol Grubu Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, koruma veya bakım altında yetişen gençlere kamuda istihdam hakkı verilmesini öngören 8’inci madde üzerinde yaptığı konuşmada, teklifin içinde yer alan sosyal medya düzenlemelerini hedef aldı. Çalışkan, söz konusu düzenlemenin temelinde vergi toplama ve sansür anlayışının bulunduğunu savundu.Sosyal medya platformlarına temsilci bulundurma zorunluluğu gibi başlıkların, iktidarın işine gelmeyen yayınlar söz konusu olduğunda daha kolay müdahale edilmesinin önünü açabileceğini ileri süren Çalışkan, bu yaklaşımı “yasakçı zihniyetin ürünü” olarak değerlendirdi. Çocukların sosyal medyadaki zararlı içeriklerden ve oyunlardan korunması konusunda iktidarın samimi olması halinde daha farklı adımların gündeme gelebileceğini söyleyen Çalışkan, bu çerçevede televizyon yayınları ve sabah kuşağı programları üzerinden dikkat çeken ifadeler kullandı.Kamera sistemi tartışması: “Kötü muameleyi ortadan kaldırmaz”Yeni Yol Grubu İstanbul Milletvekili Elif Esen ise yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında yazılım destekli kamera sistemi kullanımını ve veri işleme süreçlerini düzenleyen 9’uncu madde üzerine söz aldı. Uzun yıllar sivil toplumda koruyucu aile sistemi ve çocuk bakımı alanında görev yaptığını hatırlatan Esen, kamera sistemlerinin ancak sınırlı bir caydırıcılık sağlayabileceğini belirtti.Esen’e göre asıl mesele, çocuklarla kurulan ilişkinin yalnızca izleme ve kontrol mekanizmasına indirgenmemesi. Kamera sistemlerinin kötü muameleyi tamamen ortadan kaldırmadığını, yalnızca kayıt altına alabildiğini ifade eden Esen, çocukların asıl büyük kırılganlığı kurumdan ayrıldıktan sonra yaşadığını vurguladı. Özellikle 18 yaş sonrasında barınma ve istihdam başlıklarında gençlerin ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldığını belirten Esen, yalnızca içeride denetimi artırmanın yeterli olmayacağını söyledi.“AKP yenilmez algısı zayıfladı” çıkışıCHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu da Genel Kurul’da yaptığı değerlendirmede siyasi tartışmaları gündeme taşıdı. Tarihten örnekler vererek konuşmasını şekillendiren Mullaoğlu, 31 Mart yerel seçimlerinin Türkiye siyaseti açısından bir dönüm noktası olduğunu öne sürdü.Mullaoğlu, seçimlerin ardından “AKP yenilmez” algısının sarsıldığını savunurken, iktidarın devlet kurumlarını partileştirdiğini ve muhalefete yönelik baskıyı artırdığını dile getirdi. Yargı üzerinden muhalefetin hedef alındığını, bunun yalnızca siyasi rekabet meselesi olmadığını, doğrudan demokrasinin temel ilkelerini etkilediğini söyledi. Belediyelere yönelik kayyum uygulamalarını ve soruşturmaları da eleştiren Mullaoğlu, gelinen noktada milletin hakemliğine başvurulmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.Sosyal yardımlar için “hak” vurgusuDEM Parti Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun ise teklifin 10’uncu maddesi üzerinde yaptığı konuşmada, sosyal yardım sistemine ilişkin eleştirilerini dile getirdi. Sosyal yardımdan yararlanmak isteyen yurttaşların ekonomik ve mali verilerinin merkezi bir sistemde toplanmasını eleştiren Hun, sosyal hizmet alanının bir gözetim mekanizmasına dönüştüğünü söyledi.Hun, sosyal hizmetlerin temel amacının bireyi sürekli izlemek değil, güçlendirmek ve toplumsal yaşama eşit biçimde katılmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Sosyal yardımların kapsamı, miktarı ve koşullarının açık biçimde kanunda tanımlanması gerektiğini belirten Hun, bu alanın idarenin takdirine bırakılmasının yurttaşların haklara erişimini keyfi uygulamalara açık hale getireceğini savundu. Sosyal yardımın bir lütuf değil, doğrudan bir hak olduğunu ifade etti.Dicle Üniversitesi Hastanesi ihalesi de gündeme geldiCHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise geçtiğimiz günlerde sözleşmesi imzalanan Dicle Üniversitesi Hastanesi projesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Hastaneye duyulan ihtiyacın açık olduğunu belirten Tanrıkulu, buna rağmen ihale sürecine ilişkin tartışmalar bulunduğunu söyledi.İhalenin belirli bir firmaya verileceğinin önceden konuşulduğunu ifade eden Tanrıkulu, projenin bu firmanın alt şirketine verildiğini, ihalenin ise Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında yapıldığını belirtti. Firmanın niteliğine doğrudan itiraz etmediğini söyleyen Tanrıkulu, asıl tartışmanın arka plandaki siyasi rant ilişkileri iddiası olduğunu savundu.Teklifte bazı maddeler kabul edildiGenel Kurul’daki görüşmelerin sonunda, kanun teklifinin ilk bölümünde yer alan 7, 8, 9, 10, 11 ve 12’nci maddeler kabul edildi. Görüşmeler boyunca sosyal medya düzenlemeleri, çocukların korunmasına yönelik yöntemler, sosyal yardım anlayışı ve kamu ihale süreçleri üzerinden yoğun bir siyasi tartışma yaşandı.TBMM Genel Kurulu, çalışmalarını tamamladıktan sonra 15 Nisan Çarşamba günü saat 14.00’te yeniden toplanmak üzere kapandı. Bu süreçte teklifin kalan maddelerine ilişkin görüşmelerin de yeni oturumda sürmesi bekleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Zeynel Emre deprem tazminatlarını Meclis’e taşıdı: “Gerçek zarar karşılanıyor mu?”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-zeynel-emre-deprem-tazminatlarini-meclise-tasidi-gercek-zarar-karsilaniyor-mu/411431</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-zeynel-emre-deprem-tazminatlarini-meclise-tasidi-gercek-zarar-karsilaniyor-mu/411431</guid>
            
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:53:32 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7834-chpli-zeynel-emre-deprem-tazminatlarini-meclise-tasidi-gercek-zarar-karsilaniyor-mu.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7834-chpli-zeynel-emre-deprem-tazminatlarini-meclise-tasidi-gercek-zarar-karsilaniyor-mu.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Zeynel Emre deprem tazminatlarını Meclis’e taşıdı: “Gerçek zarar karşılanıyor mu?” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-zeynel-emre-deprem-tazminatlarini-meclise-tasidi-gercek-zarar-karsilaniyor-mu/411431"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7834-chpli-zeynel-emre-deprem-tazminatlarini-meclise-tasidi-gercek-zarar-karsilaniyor-mu.jpg" /></a>
               CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, 6 Şubat depremlerinin ardından açılan tazminat davalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesinde, zarar hesaplamaları, sosyal desteklerin tazminata etkisi ve uygulamalardaki standartlar sorgulandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, 6 Şubat depremlerinin ardından açılan tazminat davalarına ilişkin kamuoyuna yansıyan tartışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Emre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, depremzedelerin yaşadığı zararın nasıl hesaplandığını ve bu süreçte hangi ölçütlerin esas alındığını gündeme getirdi.Önergede, bazı davalarda idarenin kusurlu bulunduğuna yönelik değerlendirmelere rağmen, tazminat hesaplarının deprem tarihindeki daha düşük bedeller üzerinden yapıldığına ilişkin iddialar öne çıktı. Ayrıca sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlanan desteklerin tazminattan düşüldüğü ve bazı yurttaşların buna ek olarak yargılama giderleriyle karşı karşıya kaldığı yönündeki bilgiler de dikkat çekti.Bu başlıkların Meclis gündemine taşınması, deprem sonrası hukuk süreçlerinin nasıl işlediğine dair kamuoyundaki soru işaretlerini yeniden öne çıkardı. Özellikle tazminat hesaplamalarında kullanılan yöntemlerin adil ve güncel koşullara uygun olup olmadığı tartışmanın merkezine yerleşti.“Gerçek zarar karşılanıyor mu?” sorusu öne çıktıZeynel Emre’nin önergesinde en dikkat çekici başlıklardan biri, depremzedelerin gerçek zararlarının güncel koşullara göre karşılanıp karşılanmadığı oldu. Önergede, meydana gelen maddi kaybın bugünkü ekonomik gerçeklik çerçevesinde mi yoksa depremin yaşandığı tarihteki düşük bedeller üzerinden mi hesaplandığı soruldu.Bu yaklaşım, özellikle aradan geçen sürede artan maliyetler ve değişen ekonomik şartlar nedeniyle depremzedelerin mağduriyet yaşayıp yaşamadığı sorusunu gündeme taşıdı. Çünkü zarar hesabının eski bedeller üzerinden yapılması halinde, yurttaşların fiilen uğradıkları kaybın tam anlamıyla karşılanamayabileceği değerlendiriliyor.Önergede ayrıca sosyal devlet kapsamında sunulan yardımların tazminat yerine geçip geçmediği de sorgulandı. Sosyal desteklerin, depremzedelere devletin dayanışma sorumluluğu çerçevesinde sunulan yardımlar mı olduğu, yoksa tazminat kalemi olarak mı değerlendirildiği sorusunun netlik kazanması istendi.Bakanlığa yöneltilen sorular dikkat çektiCHP’li Emre’nin soru önergesinde, uygulamadaki standartların olup olmadığına ilişkin birçok başlık yer aldı. Tazminat davalarında zarar hesaplama yöntemi, kusur oranlarının belirlenmesi ve yargılama giderlerinin hangi çerçevede değerlendirildiği sorular arasında öne çıktı.Ayrıca maddi zarar hesabında hangi tarihin esas alındığı da Bakanlığa yöneltilen önemli sorulardan biri oldu. Deprem tarihindeki rayiç bedelin mi yoksa güncel bedelin mi dikkate alındığı sorusu, tazminat süreçlerinin en kritik noktalarından biri olarak öne çıktı.Önergede, son iki yılda Bakanlık ve bağlı kurumların kusurlu bulunduğu dosya sayısının açıklanması da talep edildi. Bununla birlikte TOKİ konutu, kira yardımı ve benzeri desteklerin tazminattan düşülüp düşülmediği, eğer düşülüyorsa bunun hukuki dayanağının ne olduğu da soruldu.Emre, kusur tespitine rağmen “zarar kalmadığı” gerekçesiyle tazminat ödenmeyen dosyaların sayısının da açıklanmasını istedi. Aynı şekilde davacıların yargılama giderleri yüküyle karşı karşıya bırakıldığı dosyaların kaç tane olduğunun kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı.Sosyal desteklerin niteliği tartışma konusu olduÖnergede özellikle dikkat çekilen konulardan biri, depremzedelere sağlanan yardımların hukuki niteliği oldu. TOKİ konutları, kira yardımları ve benzeri desteklerin sosyal yardım mı yoksa tazminatın bir parçası mı olarak değerlendirildiği yönündeki belirsizliğin giderilmesi talep edildi.Bu başlık, deprem sonrasında devletin sunduğu desteklerin, yurttaşların açtığı tazminat davalarında nasıl ele alındığı açısından önem taşıyor. Çünkü sosyal yardımın tazminat yerine sayılması halinde, depremzedelerin ayrıca hak kaybına uğrayabileceği yönünde kaygılar dile getiriliyor.Zeynel Emre’nin önergesinde de bu durumun ciddi hak kayıplarına yol açabileceği vurgulandı. Sosyal devlet ilkesi kapsamında yapılan yardımların, zarar gören yurttaşların gerçek kayıplarını ortadan kaldırdığı varsayımıyla değerlendirilmesinin hukuki ve vicdani açıdan tartışmalı sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.Şeffaflık ve hukuki netlik çağrısı yapıldıÖnergede, deprem sonrası yürütülen tazminat süreçlerinde şeffaflığın sağlanmasının büyük önem taşıdığı belirtildi. Uygulamaların açık, anlaşılır ve denetlenebilir hale getirilmesi gerektiği vurgulanırken, yurttaşların hak kaybına uğramaması için sürecin bütün yönleriyle netleştirilmesi istendi.Zeynel Emre, depremzedelerin yeni mağduriyetler yaşamaması adına tüm uygulamaların kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini dile getirdi. Böylece hem tazminat davalarındaki hesaplama yöntemlerinin hem de sosyal desteklerin hukuki statüsünün daha görünür hale getirilmesi çağrısı yapılmış oldu.6 Şubat depremlerinin ardından oluşan büyük yıkımın yalnızca fiziksel değil, hukuki ve ekonomik sonuçlarının da sürdüğüne işaret eden bu girişim, depremzedelerin haklarının nasıl korunacağına ilişkin tartışmaları yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Meclis’e sunulan önergeyle birlikte, tazminat süreçlerinde adalet, eşitlik ve şeffaflık talepleri bir kez daha güçlü biçimde dile getirilmiş oldu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Gülcan Kış’tan emekli çıkışı: “500 lirayla pazara çıkan fileyi dolduramıyor”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-emekli-cikisi-500-lirayla-pazara-cikan-fileyi-dolduramiyor/411408</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-emekli-cikisi-500-lirayla-pazara-cikan-fileyi-dolduramiyor/411408</guid>
            
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:59:40 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6528-chpli-gulcan-kistan-emekli-cikisi-500-lirayla-pazara-cikan-fileyi-dolduramiyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6528-chpli-gulcan-kistan-emekli-cikisi-500-lirayla-pazara-cikan-fileyi-dolduramiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Gülcan Kış’tan emekli çıkışı: “500 lirayla pazara çıkan fileyi dolduramıyor” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-emekli-cikisi-500-lirayla-pazara-cikan-fileyi-dolduramiyor/411408"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6528-chpli-gulcan-kistan-emekli-cikisi-500-lirayla-pazara-cikan-fileyi-dolduramiyor.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, artan hayat pahalılığı ve emekli aylıklarındaki kayba dikkat çekerek, Türkiye’de yaşanan tablonun yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü söyledi. Kış, emeklinin pazarda, faturada ve mutfakta her geçen gün daha ağır bir yükle karşı karşıya kaldığını vurguladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yükselen hayat pahalılığı ve emekli aylıklarında yaşanan kayıplara ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de ortaya çıkan durumun sadece ekonomik verilerle açıklanamayacağını söyledi. Mevcut tablonun aynı zamanda toplumsal bir kriz niteliği taşıdığını belirten Kış, özellikle emeklilerin günlük yaşamda çok ağır bir geçim mücadelesi verdiğini dile getirdi.Kış, emeklinin pazara sınırlı bir bütçeyle çıktığını ancak temel ihtiyaçlarını karşılamadan geri dönmek zorunda kaldığını ifade etti. “Emekli pazara 500 lirayla çıkıyor, bir kilo biberin 200-250 liraya dayandığı bir ülkede fileyi dolduramadan geri dönüyor” sözleriyle yaşanan tabloyu özetleyen Kış, bu manzaranın görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. Ona göre mesele yalnızca maaş artışı ya da enflasyon farkı değil, doğrudan hayatın içinde hissedilen büyük bir kayıp.“Zam daha emeklinin cebine girmeden etkisini yitiriyor”Mart 2026 itibarıyla yılın ilk üç ayında enflasyonun TÜİK verilerine göre yüzde 10,04’e ulaştığını hatırlatan Gülcan Kış, yıl başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan yüzde 12,19’luk artışın büyük ölçüde eridiğini söyledi. Kış, daha yılın ilk çeyreğinde verilen zammın önemli bölümünün ortadan kalktığını belirterek, emeklinin bugün devletten alacaklı hale geldiğini savundu.En düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarıldığını ancak bunun gerçek anlamda bir rahatlama yaratmadığını ifade eden Kış, bu maaşın yaklaşık 2 bin lirasının ilk üç ay içinde eridiğini dile getirdi. Kış’a göre emeklinin geliri görünürde artıyor gibi görünse de gerçekte yaşanan, alım gücünün her geçen gün daha da zayıflaması. Bu nedenle açıklanan maaş artışlarının günlük hayat karşısında etkisini hızla yitirdiğini söyledi.Elektrik ve doğalgaz zamları emeklinin yükünü ağırlaştırdıTemel tüketim kalemlerindeki fiyat artışlarının emekliler üzerindeki baskıyı daha da derinleştirdiğini belirten Kış, elektrik ve doğalgaz zamlarına da dikkat çekti. Elektrik ve doğalgaza yüzde 25 oranında zam yapıldığını hatırlatan Kış, doğalgazda kademeli tarife nedeniyle bazı tüketiciler için bu artışın yüzde 132’ye kadar çıkabildiğini ifade etti.Bu zamların zaten sınırlı gelirle yaşamını sürdürmeye çalışan emekliler için çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Kış, temel ihtiyaç giderlerindeki yükselişin maaş artışlarını kısa sürede anlamsız hale getirdiğini söyledi. Emeklinin yalnızca gıda değil, aynı zamanda enerji giderleri nedeniyle de ciddi bir geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti.“Hedeflerle vatandaşın yaşadığı gerçek hayat örtüşmüyor”İktidarın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi belirlediğini anımsatan Kış, mevcut verilerin bu hedefin inandırıcılığını zayıflattığını söyledi. Yılın ilk üç ayında yüzde 10’luk enflasyon gerçekleştiğini hatırlatan Kış, hedeflenen oranın büyük bölümünün daha yılın başında aşılmış durumda olduğunu ifade etti.Kalan aylarda enflasyonun çok düşük seyretmesi gerektiğine işaret eden Kış, vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı tabloyun bunu doğrulamadığını belirtti. Pazarda, markette, faturada ve mutfakta hissedilen gerçekliğin resmi hedeflerle örtüşmediğini söyleyen Kış, ekonomik veriler ile halkın yaşam deneyimi arasında belirgin bir fark oluştuğunu savundu.“Türkiye’de sorun sadece enflasyon değil, bölüşüm krizi”Gülcan Kış, Türkiye’de yalnızca enflasyon değil, aynı zamanda ciddi bir gelir dağılımı sorunu yaşandığını da ifade etti. En zengin yüzde 20’lik kesimin toplam gelirin yaklaşık yarısını aldığını, en yoksul yüzde 20’lik kesimin ise yalnızca yüzde 6 civarında pay alabildiğini belirten Kış, bu durumun açık bir bölüşüm krizine işaret ettiğini söyledi.Kış’a göre zengin daha da zenginleşirken emekliler her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor. Bu nedenle yaşanan sorun, sadece fiyat artışlarıyla sınırlı bir mesele değil; toplumsal adalet ve gelir paylaşımı açısından da derinleşen bir tabloyu ortaya koyuyor.“Emekli artık susmuyor, hakkını istiyor”Türkiye genelinde Tüm Emekliler Sendikası tarafından düzenlenen eylemlere de değinen Kış, hafta sonu 81 ilde emeklilerin meydanlarda olduğunu hatırlattı. Bu eylemlerin yalnızca bir protesto değil, geçim sıkıntısı yaşayan milyonların ortak sesi olduğunu belirten Kış, emeklinin artık sessiz kalmadığını ve hakkını açık biçimde talep ettiğini söyledi.CHP olarak emeklilere yönelik çözüm önerilerini Meclis’te defalarca sunduklarını ifade eden Kış, en düşük emekli aylığının en az asgari ücret düzeyine çıkarılmasını önerdiklerini ancak bunun kabul edilmediğini belirtti. Bayram ikramiyelerinin 5 bin liraya yükseltilmesi teklifinin de reddedildiğini hatırlatan Kış, emeklinin lehine olan düzenlemelerin bilinçli şekilde geri çevrildiğini savundu.Kış, açıklamasının sonunda yaşanan sorunun yalnızca ekonomik değil, vicdani bir mesele olduğunu vurguladı. Emeklinin sadaka değil, hakkını istediğini belirten Kış, onurlu bir yaşam için yeterli gelirin sağlanması gerektiğini söyledi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>TBMM’de bu hafta kritik torba teklif gündemi: Doğum izni uzuyor, 15 yaş altına sosyal medya yasağı geliyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-bu-hafta-kritik-torba-teklif-gundemi-dogum-izni-uzuyor-15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-geliyor/411380</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-bu-hafta-kritik-torba-teklif-gundemi-dogum-izni-uzuyor-15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-geliyor/411380</guid>
            
            <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:30:07 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9906-tbmmde-bu-hafta-kritik-torba-teklif-gundemi-dogum-izni-uzuyor-15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-geliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9906-tbmmde-bu-hafta-kritik-torba-teklif-gundemi-dogum-izni-uzuyor-15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-geliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ TBMM’de bu hafta kritik torba teklif gündemi: Doğum izni uzuyor, 15 yaş altına sosyal medya yasağı geliyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-bu-hafta-kritik-torba-teklif-gundemi-dogum-izni-uzuyor-15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-geliyor/411380"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9906-tbmmde-bu-hafta-kritik-torba-teklif-gundemi-dogum-izni-uzuyor-15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-geliyor.jpg" /></a>
               TBMM Genel Kurulu, bu hafta 28 maddelik torba kanun teklifinin görüşmelerine devam edecek. Teklifte doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasından 15 yaş altına sosyal medya yasağına, oyun platformlarına yeni yükümlülüklerden huzurevi ve bakımevlerine kamera sistemine kadar dikkat çeken düzenlemeler yer alıyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu hafta gözler, sosyal hayattan dijital platformlara, çalışma yaşamından sosyal yardımlara kadar birçok başlığı içeren torba kanun teklifine çevrildi. TBMM Genel Kurulu’nun, toplam 28 maddeden oluşan teklifin yasalaşması için yoğun bir çalışma yürütmesi bekleniyor. Geçen hafta görüşülmesi planlanan teklif, 9 Nisan Perşembe günü yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamadığı için ele alınamamıştı.Teklifin şimdiye kadar yalnızca 6 maddesi kabul edildi. Görüşmelere ise 14 Nisan Salı günü 7. maddeden devam edilecek. Özellikle doğum iznine ilişkin düzenlemenin halen izinli olan kadınları da kapsayacak olması nedeniyle teklifin görüşmeleri diğer kanun tekliflerinin önüne alınmıştı. Bu yönüyle düzenleme, Meclis gündeminin en dikkat çeken başlıklarından biri haline geldi.Doğum izni 24 haftaya çıkarılıyorKanun teklifinde öne çıkan düzenlemelerin başında kadınların doğum izni süresinin artırılması geliyor. Halen doğum öncesi ve sonrası toplam 16 hafta olarak uygulanan doğum izninin 24 haftaya çıkarılması öngörülüyor. Teklifte yer alan düzenlemeye göre, bu haktan yalnızca yeni doğum yapacak kadınlar değil, halen doğum izninde bulunan ve doğum tarihinden itibaren 24 haftalık süreyi henüz doldurmamış olan kadınlar da yararlanabilecek.Bu kapsamda talepte bulunan kadınlara 8 hafta ilave izin verilmesi planlanıyor. Ayrıca kadın işçiye, istemesi halinde 24 haftalık sürenin tamamlanmasının ardından ücretsiz izin hakkı da tanınacak. Çoğul gebelik halinde ise bu süre 26 haftaya kadar çıkacak. Düzenlemede erkek işçilere yönelik önemli bir değişiklik de bulunuyor. Eşinin doğum yapması halinde verilen ücretli izin süresinin 5 günden 10 güne çıkarılması hedefleniyor.15 yaş altına sosyal medya yasağı düzenlemesi dikkat çekiyorTeklifin kamuoyunda en çok tartışılan maddelerinden biri de sosyal medya kullanımına ilişkin düzenleme oldu. Buna göre, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya kullanmasının yasaklanması öngörülüyor. Düzenleme, sosyal ağ sağlayıcılara yaş doğrulama dahil olmak üzere çeşitli yükümlülükler getiriyor.Sosyal ağ sağlayıcıların, sundukları hizmet kapsamında gerekli tüm tedbirleri alması ve bu tedbirleri kendi internet sitelerinde açık biçimde yayımlaması istenecek. Aynı zamanda açık, anlaşılır ve kullanımı kolay ebeveyn kontrol araçlarının sunulması da zorunlu olacak. Aldatıcı reklamların engellenmesi de sosyal medya şirketlerinin sorumlulukları arasında yer alacak.Türkiye’den günlük erişimi 10 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıların, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda verilen kararları derhal ve en geç bir saat içinde uygulaması gerekecek. Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ise idari para cezaları, reklam yasağı, yeni sözleşme kurulamaması, para transferlerinin engellenmesi ve bant daraltma gibi yaptırımlar devreye girebilecek.Oyun platformlarına yeni yükümlülükler getiriliyorTorba kanun teklifinde oyun platformlarına ilişkin maddeler de bulunuyor. Buna göre, oyun platformları usulüne uygun şekilde derecelendirilmemiş oyunları yayımlayamayacak. Aynı şekilde derecelendirme koşullarına uymayan içeriklerin kaldırılmasından da sorumlu olacaklar.Türkiye’den günlük erişimi 100 binden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun platformlarına Türkiye’de gerçek veya tüzel kişi temsilci belirleme zorunluluğu getirilecek. Ayrıca bu temsilciye dair bilgilerin BTK’ye bildirilmesi gerekecek. Ebeveyn kontrol araçlarının açık ve kullanışlı olması da zorunlu tutulacak. Özellikle satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi işlemlerin ebeveyn onayına bağlanması, teklifin dijital güvenlik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.Yükümlülüklerini yerine getirmeyen platformlara önce bildirim yapılacak, buna rağmen kurallara uyulmaması halinde 1 milyon liradan 10 milyon liraya kadar idari para cezası uygulanabilecek. Sonraki aşamada ise belli oranlarda bant daraltma yaptırımı gündeme gelecek.Huzurevlerine kamera, sosyal yardımlarda geniş veri erişimiTeklifte, huzurevi ve bakımevi gibi yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında kamera sistemi kurulmasına yönelik düzenleme de yer alıyor. Amaç; hizmet kalitesini ve verimliliği artırmak, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarını daha hızlı tespit etmek, suçları önlemek ve acil durumlara erken müdahale sağlamak olarak sıralanıyor. Elde edilen kişisel verilerin ise adli veya idari soruşturmaya konu olmaması durumunda, kayıt tarihinden itibaren 2 yıl sonra silinmesi öngörülüyor.Öte yandan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, sosyal yardım veya sosyal hizmet başvurusunda bulunan kişiler ile bu kişilerin hanelerine ait taşınır, taşınmaz, gelir, gider, sağlık, sosyal güvenlik ve mali durum bilgilerini talep edebilme yetkisi tanınıyor. Bu veri ve bilgilerin elektronik ortamda işlenmesi, kaydedilmesi ve arşivlenmesi de mümkün hale gelecek.Toplu taşımadan çocuk korumaya kadar birçok başlık teklifte yer alıyorKanun teklifinde ayrıca toplu taşıma hizmeti veren özel işletmecilere belediyeler aracılığıyla aylık gelir desteği verilmesi de yer alıyor. Bunun yanında belli suçlardan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan kişilerin çocukların yoğun olarak bulunduğu eğitim kuruluşları, kreşler, yurtlar, çocuk kulüpleri, okul servisleri, internet kafeler ve spor tesisleri gibi alanlarda çalıştırılamaması ya da bu iş yerlerini işletememesi öngörülüyor.Darülaceze’ye yapılacak bazı bağışların gelir vergisinden istisna tutulması ve 65 yaş aylıklarında yersiz ödemelerin kanuni faizle geri alınmasına yönelik düzenlemeler de teklifin dikkat çeken maddeleri arasında bulunuyor. TBMM’de bu hafta yapılacak görüşmelerle birlikte, kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu düzenlemelerin hangi şekliyle yasalaşacağı yakından takip edilecek.    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Gamze Akkuş İlgezdi’den TÜİK’in mutluluk verilerine sert tepki: Halkın gerçeğiyle örtüşmüyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/gamze-akkus-ilgezdiden-tuikin-mutluluk-verilerine-sert-tepki-halkin-gercegiyle-ortusmuyor/411378</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/gamze-akkus-ilgezdiden-tuikin-mutluluk-verilerine-sert-tepki-halkin-gercegiyle-ortusmuyor/411378</guid>
            
            <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:08:25 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2396-gamze-akkus-ilgezdiden-tuikin-mutluluk-verilerine-sert-tepki-halkin-gercegiyle-ortusmuyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2396-gamze-akkus-ilgezdiden-tuikin-mutluluk-verilerine-sert-tepki-halkin-gercegiyle-ortusmuyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Gamze Akkuş İlgezdi’den TÜİK’in mutluluk verilerine sert tepki: Halkın gerçeğiyle örtüşmüyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/gamze-akkus-ilgezdiden-tuikin-mutluluk-verilerine-sert-tepki-halkin-gercegiyle-ortusmuyor/411378"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2396-gamze-akkus-ilgezdiden-tuikin-mutluluk-verilerine-sert-tepki-halkin-gercegiyle-ortusmuyor.jpg" /></a>
               CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin mutluluk verilerini eleştirerek, açıklanan tablonun toplumun yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlarla bağdaşmadığını savundu. İlgezdi, Türkiye’nin Dünya Mutluluk Endeksi’ndeki sıralamasına dikkat çekerek iktidara sert sözlerle yüklendi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, TÜİK’in 2025 verilerinde yer alan “mutluluk artışı”na yönelik sert eleştirilerde bulundu. İlgezdi, açıklanan oranların vatandaşın günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı ekonomik sıkıntılarla uyuşmadığını belirterek, ortaya konulan tablonun gerçeği yansıtmadığını savundu.Dünya Mutluluk Endeksi verileri üzerinden değerlendirmelerde bulunan İlgezdi, Türkiye’nin 147 ülke arasında 94’üncü sırada bulunmasını ağır bir tablo olarak nitelendirdi. Türkiye’nin yıllar içinde mutluluk endeksindeki konumunun gerilediğini ifade eden İlgezdi, bu düşüşün ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik sorunlarla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi.“Türkiye 12 yılda 28 basamak geriledi”İlgezdi, Türkiye’nin 2014 yılında Dünya Mutluluk Endeksi’nde 56’ncı sırada yer aldığını, aradan geçen 12 yılın ardından ise 94’üncü sıraya kadar gerilediğini söyledi. Bu tabloyu “utanç verici” olarak değerlendiren CHP’li vekil, ülkenin her geçen gün daha da ağırlaşan bir süreçten geçtiğini öne sürdü.Açıklamasında, Türkiye’nin kurucu değerlerine de vurgu yapan İlgezdi, ülkenin yanlış yönetim anlayışı nedeniyle giderek daha derin sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Türkiye’nin geldiği noktada, refah ve huzur açısından birçok ülkenin gerisine düştüğünü belirten İlgezdi, bunun sıradan bir istatistik değil, toplumun yaşadığı gerçek sorunların yansıması olduğunu kaydetti.TÜİK’in açıkladığı “mutluluk artışı”na tepkiGamze Akkuş İlgezdi, TÜİK’in 2025 yılı verilerinde yer alan mutluluk artışı iddiasına da doğrudan tepki gösterdi. Birleşmiş Milletler’in mutluluk raporunda Türkiye’nin oldukça gerilerde yer aldığını hatırlatan İlgezdi, buna rağmen TÜİK’in yüzde 53,3’lük mutluluk oranı açıklamasının toplumdaki gerçeklikle bağdaşmadığını söyledi.İlgezdi, vatandaşın mutfağındaki sıkıntının, cüzdanındaki daralmanın ve hayat pahalılığının açık biçimde ortada olduğunu ifade ederek, bu koşullar altında açıklanan mutluluk artışının halkın yaşadığı sorunları görmezden geldiğini savundu. Açıklanan verilerin toplumun yaşadığı zorlukları değil, iktidarın çizmek istediği tabloyu yansıttığını ileri sürdü.“Gelir adaletsizliği mutsuzluğun temel nedeni”Toplumdaki mutsuzluğun temelinde gelir adaletsizliğinin bulunduğunu söyleyen İlgezdi, refah düzeyi yüksek ülkelerle Türkiye arasındaki farkın yönetim anlayışından kaynaklandığını belirtti. Finlandiya’nın uzun süredir mutluluk sıralamasında zirvede yer aldığını hatırlatan İlgezdi, bunun nedenini devlet kaynaklarının halkın yararına kullanılmasına bağladı.Türkiye’de ise tam tersine, ülkenin kaynaklarının adil biçimde paylaşılmadığını savunan İlgezdi, gelir dağılımındaki bozulmanın toplumun huzurunu ve yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Gelir uçurumunun büyümesiyle birlikte mutsuzluğun da daha görünür hale geldiğini belirten İlgezdi, yaşananların tesadüf değil, yanlış politikaların sonucu olduğunu ileri sürdü.Gençlere ilişkin veriler de hedefteİlgezdi, gençlere dair açıklanan verileri de eleştirdi. Türkiye’de çok sayıda gencin gelecek kaygısı yaşadığını vurgulayan CHP’li vekil, üniversiteye yerleşmesine rağmen eğitimine devam edemeyen, kaydını sildiren ya da işsizlik nedeniyle uzun süre beklemek zorunda kalan gençlerin bulunduğunu hatırlattı.Bu tabloya rağmen gençlerin en mutlu kesim olarak gösterilmesini inandırıcı bulmadığını ifade eden İlgezdi, bunun yalnızca bir istatistik tartışması olmadığını, aynı zamanda gençlerin umutlarının ve hayallerinin görmezden gelinmesi anlamına geldiğini söyledi. Gençlerin yaşam koşullarının ağırlaşmasının, ülkenin geleceği açısından da ciddi bir sorun oluşturduğunu belirtti.Emekli, çalışan, kadın ve kamu düzeni üzerinden iktidara eleştiriAçıklamasında toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sorunlara da değinen İlgezdi, emeklilerin bayram ikramiyesine mahkum bırakıldığını, asgari ücretlilerin ise açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığını savundu. Kadına yönelik şiddet karşısında etkili bir tablo ortaya konulmadığını ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının toplumsal huzuru zedelediğini dile getirdi.Kamu kurumlarında liyakat yerine sadakatin öne çıkarıldığını da ileri süren İlgezdi, bu anlayışın adalet duygusunu zayıflattığını söyledi. AK Parti iktidarının yalnızca ekonomik kaynakları değil, toplumun huzurunu, neşesini, umudunu ve geleceğe dair beklentilerini de tükettiğini savunan İlgezdi, mevcut tablonun sandıkta değişeceğini ifade etti.Gamze Akkuş İlgezdi’nin açıklamaları, TÜİK’in mutluluk verileri ile vatandaşın yaşadığı hayat koşulları arasındaki fark tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle ekonomik kriz, gelir adaletsizliği, genç işsizliği ve toplumsal huzur başlıkları etrafında yapılan bu değerlendirmeler, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Gülcan Kış’tan araç muayene ücretleri tepkisi: “32 milyon işlem var ama milyarların hesabı yok”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/gulcan-kistan-arac-muayene-ucretleri-tepkisi-32-milyon-islem-var-ama-milyarlarin-hesabi-yok/411361</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/gulcan-kistan-arac-muayene-ucretleri-tepkisi-32-milyon-islem-var-ama-milyarlarin-hesabi-yok/411361</guid>
            
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:52:42 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7906-gulcan-kistan-arac-muayene-ucretleri-tepkisi-32-milyon-islem-var-ama-milyarlarin-hesabi-yok.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7906-gulcan-kistan-arac-muayene-ucretleri-tepkisi-32-milyon-islem-var-ama-milyarlarin-hesabi-yok.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Gülcan Kış’tan araç muayene ücretleri tepkisi: “32 milyon işlem var ama milyarların hesabı yok” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/gulcan-kistan-arac-muayene-ucretleri-tepkisi-32-milyon-islem-var-ama-milyarlarin-hesabi-yok/411361"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7906-gulcan-kistan-arac-muayene-ucretleri-tepkisi-32-milyon-islem-var-ama-milyarlarin-hesabi-yok.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, araç muayene ücretlerindeki artış ve TÜVTÜRK’ün mali yapısına ilişkin sorularına verilen Bakanlık yanıtının yetersiz olduğunu belirtti. Kış, açıklanan verilerin gelir, kamu payı ve denetim boyutunu dışarıda bıraktığını savunarak sürecin şeffaf yürütülmediğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, araç muayene ücretlerindeki artışlar ve TÜVTÜRK’ün mali yapısına ilişkin verdiği yazılı soru önergesine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından gönderilen yanıtı değerlendirdi. Kış, gelen cevabın yöneltilen soruların ana çerçevesine temas etmediğini belirterek, metnin bilgi vermekten çok sorumluluktan uzak durmaya dönük bir yaklaşım taşıdığını savundu.Kış, önergesinde 2024 ve 2025 yıllarında kaç aracın muayeneden geçtiğini, bu işlemlerden ne kadar gelir elde edildiğini, 2005 yılından bugüne TÜVTÜRK’ün toplam kazancının ne olduğunu ve elde edilen gelirlerin ne kadarının Hazine’ye aktarıldığını sorduklarını hatırlattı. Ancak verilen yanıtta yalnızca işlem sayılarına yer verildiğini, gelir ve paylaşım kalemlerine ilişkin hiçbir açık verinin paylaşılmadığını ifade etti. Bu durumun, kamu denetiminin etkisiz bırakıldığı yönündeki kaygıları artırdığını söyledi.“İşlem sayısı açıklandı, gelir açıklanmadı”Bakanlığın yanıtında yalnızca iki yıla ilişkin işlem sayılarının yer aldığını vurgulayan Gülcan Kış, 2024 ve 2025 yıllarında toplam 32 milyonu aşan araç muayene işlemi yapıldığının açıklandığını belirtti. Kış’a göre bu rakam, sistemin ne kadar büyük bir ekonomik büyüklüğe ulaştığını açık biçimde ortaya koyuyor.Ancak böylesine yüksek işlem hacmine rağmen, bu işlemlerden doğan gelirlerin ne kadar olduğuna dair herhangi bir veri paylaşılmaması eleştirilerin merkezinde yer aldı. Kış, milyarlarca liralık bir ekonomik hacimden söz edildiğini, buna rağmen kamuya ne kadar pay aktarıldığının ya da ne kadar gelirin şirket bünyesinde kaldığının açıklanmadığını söyledi. Ona göre bu tablo, şeffaflık ilkesinin yeterince işletilmediğini gösteriyor.Tek yetkili yapı tartışması gündemdeKış, Bakanlığın verdiği yanıtta TÜVTÜRK’ün araç muayene hizmetinde tek yetkili kuruluş olduğunun açık biçimde ifade edildiğini de hatırlattı. Bu tespitin önemli olduğunu belirten Kış, araç muayenesinin vatandaş açısından zorunlu bir hizmet olduğuna dikkat çekti.Vatandaşın bu hizmeti almak için başka bir alternatifinin bulunmadığını vurgulayan Kış, böyle bir sistemde devletin hem fiyatlandırmayı hem de uygulama sürecini çok daha sıkı biçimde denetlemesi gerektiğini ifade etti. Ancak kendi değerlendirmesine göre ortada ne yeterli bir denetim ne de kamuoyunu tatmin edecek düzeyde bir hesap verme mekanizması bulunuyor. Bu nedenle sistemin yapısal olarak daha şeffaf hale getirilmesi gerektiğini savundu.Ücret artışları ve hizmet süresi eleştirisiAraç muayene işleminin ortalama 5 ila 10 dakika arasında sürdüğünü belirten Kış, alınan ücretlerin bu hizmetin niteliğiyle orantılı olmadığını dile getirdi. Kısa süreli ve standart bir kontrol işlemi için vatandaşlardan yüksek bedeller talep edildiğini ifade eden Kış, özellikle son iki yılda ücret artışlarının dikkat çekici seviyelere ulaştığını belirtti.Açıklamasına göre bazı araç gruplarında artış oranı yüzde 80’leri, bazı gruplarda ise yüzde 140’ları buldu. Bu artışların hangi maliyet kalemlerine dayandığının da önergeyle sorulduğunu belirten Kış, ancak bu konuda da somut bir açıklama yapılmadığını söyledi. Ona göre ücretlerdeki yükselişin gerekçelendirilmemesi, kamuoyundaki soru işaretlerini daha da büyütüyor.Kartla ödeme ve ek bedel tartışmasıGülcan Kış’ın dikkat çektiği bir başka başlık ise kredi kartı ve banka kartıyla yapılan ödemelerde alınan ek hizmet bedeli oldu. Kış, kanunun kartlı ödemelerde vatandaştan komisyon alınamayacağını açık biçimde ortaya koyduğunu savundu. Buna rağmen TÜVTÜRK tarafından ek bedel alınmasının hukuki dayanağının açıklanmadığını belirtti.Bakanlığın bu konuya ilişkin yaklaşımını da eleştiren Kış, “vatandaş tercih ederse ödüyor” biçimindeki değerlendirmelerin yeterli olmadığını ifade etti. Çünkü ona göre zorunlu bir hizmet söz konusu olduğunda gerçek anlamda bir tercih özgürlüğünden söz etmek mümkün değil. Bu nedenle vatandaşın cebinden çıkan ilave ücretin açık, hukuki ve denetlenebilir biçimde gerekçelendirilmesi gerektiğini söyledi.“767 milyon liralık soru da yanıtsız kaldı”Kış, geçmiş yıllarda kamuoyuna yansıyan ve yaklaşık 767 milyon TL büyüklüğünde olduğu ifade edilen mali işlemlere dair sorularının da karşılıksız bırakıldığını belirtti. Hangi yılları kapsadığı, hangi kalemlerden oluştuğu ve nasıl bir hata ya da işlem zinciri bulunduğu yönündeki sorulara da net yanıt verilmediğini söyledi.Son olarak araç muayene ücretlerindeki artışın vatandaşın alım gücü üzerindeki baskısına değinen Kış, maaşlara yapılan artışların zorunlu giderlerdeki yükseliş nedeniyle etkisini kaybettiğini savundu. Bakanlığın verdiği yanıtın rakam, detay ve gerekçeden uzak olduğunu belirten Kış, bunun Meclis denetimini etkisizleştiren bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Vatandaşın ödediği her kuruşun hesabı verilene kadar konunun takipçisi olacaklarını söyledi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Tekstil ve hazır giyimde alarm büyüyor: 40 bin kişi işsiz kaldı, binden fazla firma kapandı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/tekstil-ve-hazir-giyimde-alarm-buyuyor-40-bin-kisi-issiz-kaldi-binden-fazla-firma-kapandi/411355</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/tekstil-ve-hazir-giyimde-alarm-buyuyor-40-bin-kisi-issiz-kaldi-binden-fazla-firma-kapandi/411355</guid>
            
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:47:07 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6070-tekstil-ve-hazir-giyimde-alarm-buyuyor-40-bin-kisi-issiz-kaldi-binden-fazla-firma-kapandi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6070-tekstil-ve-hazir-giyimde-alarm-buyuyor-40-bin-kisi-issiz-kaldi-binden-fazla-firma-kapandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Tekstil ve hazır giyimde alarm büyüyor: 40 bin kişi işsiz kaldı, binden fazla firma kapandı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/tekstil-ve-hazir-giyimde-alarm-buyuyor-40-bin-kisi-issiz-kaldi-binden-fazla-firma-kapandi/411355"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/6070-tekstil-ve-hazir-giyimde-alarm-buyuyor-40-bin-kisi-issiz-kaldi-binden-fazla-firma-kapandi.jpg" /></a>
               CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan daralmanın artık bir kriz olmaktan çıkıp ağır bir çöküş tablosuna dönüştüğünü söyledi. Türeli, kapanan şirketler, artan işsizlik ve üretimin yurt dışına kaymasıyla birlikte sektörün ciddi bir kırılma yaşadığını vurguladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan son gelişmelere ilişkin yaptığı basın açıklamasında, Türkiye ekonomisinin uzun yıllar boyunca lokomotif alanlarından biri olan bu sektörlerde ağır bir gerileme yaşandığını dile getirdi. Türeli, 2026 yılına girilirken ortaya çıkan verilerin artık sıradan bir küçülmeye değil, doğrudan istihdam ve işletme kaybına dayanan ciddi bir çöküşe işaret ettiğini belirtti.Açıklamasında, iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştiren Türeli, üretimden ve üreticiden uzak bir yönetim anlayışının sektörü giderek daha kırılgan hale getirdiğini savundu. Fabrikaların birer birer kapandığını, çalışanların işsiz kaldığını ve üretim gücünün zayıfladığını ifade eden Türeli, yaşanan sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal sonuçlar da doğurduğunu vurguladı.Ocak ayında binlerce kişi işsiz kaldıRahmi Aşkın Türeli, açıklamasında Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine dikkat çekerek yalnızca 2026 yılının ocak ayında tekstil ve hazır giyim alanında yaşanan kayıpların boyutunu ortaya koydu. Buna göre tekstil sektöründe bir ay içinde 192 firmanın kapandığını ve 4 bin 688 kişinin işsiz kaldığını belirtti.Hazır giyim sektöründe ise tablonun daha da ağır olduğunu söyleyen Türeli, 643 şirketin faaliyetini durdurduğunu ve 7 bin 217 kişinin işini kaybettiğini ifade etti. Böylece yalnızca bir ay içinde tekstil ve hazır giyim sektörlerinde toplam 12 bine yakın kişinin işsiz kaldığına işaret eden Türeli, bunun ekonomi açısından son derece ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.Son bir yılda bini aşkın şirket kapandıAçıklamasında yıllık kayıplara da değinen Türeli, son bir yıl içinde sektörün çok daha büyük bir darbe aldığını belirtti. Verilere göre kapanan şirket sayısının bini aştığını, işsiz kalan kişi sayısının ise 40 bine ulaştığını kaydetti.Bu tabloyu “enkaz” olarak nitelendiren Türeli, tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde yaşanan bu kaybın, yalnızca ekonomik göstergelerde değil, doğrudan hanelerin yaşamında hissedildiğini vurguladı. İşini kaybeden on binlerce insanın geçim sıkıntısıyla karşı karşıya bırakıldığını ifade eden Türeli, bu sürecin görmezden gelinemez bir noktaya ulaştığını dile getirdi.Üretim Türkiye’den kayıyor, maliyet baskısı artıyorRahmi Aşkın Türeli’nin açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de üretimin yurt dışına kayması oldu. Yüksek enerji maliyetleri ve kur baskısı altında kalan yerli üreticinin küresel rekabette zorlandığını söyleyen Türeli, yatırımın ve sermayenin Türkiye dışına yöneldiğini ifade etti.Özellikle Mısır gibi teşvik ve maliyet avantajı sunan ülkelere kayış yaşandığını belirten Türeli, Türk sanayicisinin kendi ülkesinde üretim yapmakta zorlandığını savundu. Bu gelişmenin, üreticiyi daha düşük maliyetli alternatiflere yönelttiğini ve Türkiye’deki üretim kapasitesini zayıflattığını söyledi. Türeli’ye göre bu tablo, yerli üreticinin fason üretim sarmalına itilmesine neden oluyor.Çöküş yan sektörlere de yayılıyorTüreli, tekstil ve hazır giyimde yaşanan daralmanın yalnızca bu iki alanla sınırlı olmadığını da vurguladı. Sektördeki küçülmenin lojistik, ambalaj, makine sanayii ve boyahane gibi birçok yan alanı da etkilediğini belirtti.Bu alanların da on binlerce aile için geçim kaynağı olduğunu ifade eden Türeli, yaşanan gerilemenin zincirleme bir etki yarattığını söyledi. Tekstil sektöründeki her fabrikanın kapanmasının, yalnızca o işletmedeki çalışanları değil, onunla bağlantılı birçok farklı iş kolunu da olumsuz etkilediğini dile getirdi. Bu nedenle ortaya çıkan tablonun, tek bir sektörel sorun değil, geniş çaplı bir sanayi ve istihdam riski taşıdığını savundu.“Acil eylem planı yok” eleştirisiAçıklamasının devamında iktidarın sektöre yönelik etkili bir müdahale ortaya koymadığını söyleyen Türeli, rakip ülkelerin kendi üreticilerini enerji teşviki ve vergi indirimleriyle desteklediğini, buna karşılık Türkiye’de tekstil ve hazır giyimi ayağa kaldıracak bir acil eylem planının bulunmadığını belirtti.Yurt dışına kayan milyarlarca dolarlık ihracat hacmine, iflas riski büyüyen KOBİ’lere ve konkordato ilan eden şirketlere dikkat çeken Türeli, mevcut yönetimin bu tabloya karşı yeterli adım atmadığını savundu. Yerli hammadde üreticisi ile hazır giyim ihracatçısı arasında büyüyen maliyet krizinin çözülemediğini söyleyen Türeli, üreticinin kaderine terk edildiğini ifade etti.“Acil çözüm gerekiyor” çağrısıRahmi Aşkın Türeli, açıklamasının sonunda iktidara doğrudan çağrıda bulundu. Siyasi söylemler yerine somut çözümlere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Türeli, işsiz kalan 40 bin kişinin acil destek beklediğini dile getirdi.Bu gidişatın durdurulmaması halinde Türkiye’nin telafisi zor bir sanayi ve istihdam kaybıyla karşı karşıya kalacağını belirten Türeli, tekstil ve hazır giyim sektöründeki bozulmanın artık ertelenemeyecek bir sorun haline geldiğini söyledi. Açıklamasında verdiği rakamlar ve değerlendirmelerle, sektörün karşı karşıya olduğu krizin çok daha geniş sonuçlar doğurabilecek bir yapıya dönüştüğünü ortaya koydu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Cerrahpaşa’daki görevde yükselme sınavı tartışması: Yüksek yazılı puan alanlar mülakatta elendi iddiası</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/cerrahpasadaki-gorevde-yukselme-sinavi-tartismasi-yuksek-yazili-puan-alanlar-mulakatta-elendi-iddiasi/411342</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/cerrahpasadaki-gorevde-yukselme-sinavi-tartismasi-yuksek-yazili-puan-alanlar-mulakatta-elendi-iddiasi/411342</guid>
            
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:49:01 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5161-cerrahpasadaki-gorevde-yukselme-sinavi-tartismasi-yuksek-yazili-puan-alanlar-mulakatta-elendi-iddiasi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5161-cerrahpasadaki-gorevde-yukselme-sinavi-tartismasi-yuksek-yazili-puan-alanlar-mulakatta-elendi-iddiasi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Cerrahpaşa’daki görevde yükselme sınavı tartışması: Yüksek yazılı puan alanlar mülakatta elendi iddiası ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/cerrahpasadaki-gorevde-yukselme-sinavi-tartismasi-yuksek-yazili-puan-alanlar-mulakatta-elendi-iddiasi/411342"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5161-cerrahpasadaki-gorevde-yukselme-sinavi-tartismasi-yuksek-yazili-puan-alanlar-mulakatta-elendi-iddiasi.jpg" /></a>
               CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’da yapılan görevde yükselme sınavlarında yazılıda yüksek puan alan çok sayıda adayın mülakatla elendiğini, düşük puanlı adayların ise sözlü sınavla üst sıralara taşındığını savundu. İlgezdi, kamuya alımlarda mülakat sisteminin gençler üzerinde ağır mağduriyetler yarattığını belirtti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, kamuya personel alımı ve görevde yükselme süreçlerinde uzun süredir eleştirilen mülakat sistemine ilişkin yeni bir örneği İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa üzerinden gündeme taşıdı. İlgezdi, yüksek puanlı ve liyakat sahibi adayların yazılı sınavdaki başarılarına rağmen sözlü sınavda elendiğini, buna karşılık yazılı puanı daha düşük olan bazı adayların mülakat sonucuyla üst sıralara çıkarıldığını ifade etti.İlgezdi açıklamasında, daha önce birçok kez bu konuya itiraz ettiklerini ancak sonuç değişmediğini belirterek, son mağduriyet örneğinin Cerrahpaşa’da ortaya çıktığını söyledi. Üniversitede yapılan görevde yükselme sınavlarında yazılı sınavdan yüksek puan alan çok sayıda adayın mülakat puanları nedeniyle yarış dışı kaldığını vurgulayan İlgezdi, sınavın kaderinin yazılı sonuçlardan çok sözlü puanlarla belirlendiğini savundu.Seçim vaadi hatırlatıldı, mülakat eleştirisi yeniden yükseldiCHP’li İlgezdi, Ak Parti’nin 14 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde açıkladığı seçim beyannamesinde yer alan, “Kamu görevine ilk defa yapılacak atamalarda, görevin niteliğinin gerektirdiği haller dışında mülakat usulü kaldırılacak, atamalar yazılı sınav sonuçlarına göre yapılacak” vaadini de hatırlattı.Verilen sözün üzerinden 31 aydan fazla zaman geçtiğini ifade eden İlgezdi, buna rağmen mülakat sisteminin haksızlıklara yol açmaya devam ettiğini söyledi. Kamu kurumlarında en iyi eğitimi alan, yazılı sınavlarda yüksek başarı gösteren gençlerin, mülakat sistemi nedeniyle hayallerine ulaşamadığını belirten İlgezdi, bu durumun yalnızca bireysel mağduriyet değil, aynı zamanda toplumsal bir yara haline geldiğini dile getirdi.Açıklamasında geçmişte yaşanan bazı örnekleri de sıralayan İlgezdi, mülakat nedeniyle yaşadıkları hayal kırıklığının ardından yaşamına son veren gençleri anarak, yaşanan haksızlıkların ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Bu örnekler üzerinden mülakat sisteminin yalnızca bir sınav yöntemi değil, aynı zamanda gençlerin geleceğini doğrudan etkileyen kritik bir mesele olduğunu savundu.Cerrahpaşa’daki tüm branşlarda benzer tablo olduğu öne sürüldüİlgezdi’nin açıklamasına göre İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa’da görevli idari personel için 24, 25 ve 26 Mart tarihlerinde yapılan görevde yükselme sözlü sınavlarında çok sayıda tartışmalı sonuç ortaya çıktı. Yazılı sınavda 80’in üzerinde puan alan adayların mülakatta 60’lı puanlarla elendiği, buna karşılık yazılı puanı 60’larda kalan adayların sözlü sınavda 90’a varan puanlarla üst sıralara taşındığı iddia edildi.Yurt müdürlüğü sınavında 79,79 puanla ilk sırada yer alan adaya sözlüde 71 puan verildiği ve bu nedenle atanamadığı, buna karşılık 62,62 puan alan adayın 91 sözlü puanıyla atandığı belirtildi. Şube müdürlüğü kadrosunda da yazılıda 84,84 puan alan aday ile 82,82 puan alan üç adayın elendiği ifade edildi.Şef kadrosunda yazılı sınavda 68,68 puan alan bir adaya mülakatta 94 puan verilerek sınavı kazanmasının sağlandığı, buna karşın 81,81 puan alan adayın elendiği aktarıldı. Bilgisayar işletmeni kadrosunda ise yazılıda 64,64 puan alan adayların sözlü puanlarla 90’ın üzerine çıkarıldığı, buna rağmen atanan kişiden daha yüksek yazılı puan alan 77,77 ve 73,73 puanlı adayların elendiği ileri sürüldü.Sekreterlik kadrosunda da benzer bir tablonun oluştuğu, yazılıda 78 puan alan adayın sözlüde 57 puan alarak elendiği, 64 puanlı adayın ise mülakatta 83 puanla listeye girdiği belirtildi. Yine 70’in üzerinde yazılı puan alan dört adayın mülakatla sistem dışına itildiği iddia edildi. Memur kadrosunda yazılıda 88,88 puanla birinci olan adayın sözlü sonrası elendiği, şoför kadrosunda ise yazılıda 64 puan alan adayın mülakattan 89 puan alarak ilk sıraya yerleştiği ifade edildi.Geçmiş örnekler yeniden gündeme taşındıİlgezdi, Cerrahpaşa örneğinin münferit olmadığını savunarak daha önce farklı kurumlarda yaşandığı belirtilen mülakat tartışmalarını da hatırlattı. Maliye Bakanlığı’nın Defterdar Uzman Yardımcılığı sınavında 32 ilin birincisinin elendiğini, düşük yazılı puanı alan adayların ise yüksek mülakat notlarıyla kamuya atandığını söyledi.Kaymakamlık sınavında en yüksek puanı alan 95 adaydan 49’unun mülakatta elendiğinin bakanlık tarafından kabul edildiğini belirten İlgezdi, öğretmen atamalarında yaşanan usulsüzlüklerin de yargıya taşındığını anımsattı. Ankara 19. İdare Mahkemesi’nin mülakat puanlarının keyfi biçimde belirlendiğine hükmederek oy birliğiyle yürütmeyi durdurduğunu, Ankara 3. Bölge İdare Mahkemesi’nin de mülakatta hukuka aykırılık tespit ederek benzer yönde karar verdiğini ifade etti.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevde yükselme sınavı ile Adalet Bakanlığı’nın idari hakimlik sınavında da yüksek yazılı puan alan adaylar yerine daha düşük puanlı kişilerin mülakatla atandığını savunan İlgezdi, bu tablonun kamu personel sisteminde ciddi bir güven sorunu yarattığını dile getirdi.Liyakat vurgusu öne çıktıCHP’li İlgezdi’nin açıklamalarında en dikkat çeken vurgu liyakat ve adalet oldu. Yüksek yazılı puan almış adayların sözlü sınavlarla elenmesinin kamu yönetiminde güven duygusunu zedelediğini belirten İlgezdi, gençlerin yıllar süren emeğinin birkaç dakikalık mülakatlarla yok sayıldığını savundu.Cerrahpaşa örneği üzerinden yeniden alevlenen tartışma, kamuya alım ve görevde yükselme süreçlerinde mülakat sisteminin rolünü bir kez daha gündemin merkezine taşıdı. Açıklamalarda yer verilen iddialar, yazılı sınav başarısı ile sözlü sınav sonuçları arasındaki farkların kamuoyunda yeniden yoğun şekilde tartışılmasına neden oldu.    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Gizem Özcan’dan Akbelen çıkışı: “Güç sizde olabilir ama hak bizde”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gizem-ozcandan-akbelen-cikisi-guc-sizde-olabilir-ama-hak-bizde/411332</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gizem-ozcandan-akbelen-cikisi-guc-sizde-olabilir-ama-hak-bizde/411332</guid>
            
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:58:05 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7157-chpli-gizem-ozcandan-akbelen-cikisi-guc-sizde-olabilir-ama-hak-bizde.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7157-chpli-gizem-ozcandan-akbelen-cikisi-guc-sizde-olabilir-ama-hak-bizde.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Gizem Özcan’dan Akbelen çıkışı: “Güç sizde olabilir ama hak bizde” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gizem-ozcandan-akbelen-cikisi-guc-sizde-olabilir-ama-hak-bizde/411332"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7157-chpli-gizem-ozcandan-akbelen-cikisi-guc-sizde-olabilir-ama-hak-bizde.jpg" /></a>
               TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Akbelen’de yıllardır süren direnişi hatırlatarak iktidara sert sözlerle yüklendi. Acele kamulaştırma kararlarını, köylülerin yaşadığı mağduriyeti ve Esra Işık’ın tutuklanmasını gündeme taşıyan Özcan, “Esra’yı da alacağız, Akbelen’i de vermeyeceğiz” dedi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Akbelen’de yaşananlara sert tepki gösterdi. Konuşmasına, Akbelen meselesinin Meclis gündemine defalarca taşınmasına rağmen hâlâ sonuç alınamamasına dikkat çekerek başlayan Özcan, iktidara eleştirilerini açık ifadelerle yöneltti.Özcan, “Derdim kimseyi incitmek değil ama hani bir söz vardır ya insan olana laf bir kere söylenir. Biz bu kürsüde Akbelen’i kaçıncı kez konuşuyoruz?” sözleriyle, yıllardır dile getirilen itirazların görmezden gelindiğini vurguladı. Bu çıkışıyla birlikte Akbelen’de yaşananların sadece bölgesel bir mesele olmadığını, aynı zamanda vicdan, hukuk ve yaşam hakkı sorunu olduğunu anlattı.“Yurttaşlar yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor”Akbelen’de yaşayan yurttaşların uzun süredir sürdürdüğü mücadeleyi hatırlatan Özcan, verilen emeğin ve gösterilen direncin yok sayıldığını söyledi. Ona göre köylüler, seslerini duyurabilmek için her yolu denedi; eylem yaptılar, çadırlarda kaldılar, aç ve susuz günler geçirdiler. Meclis’te kapı kapı dolaştılar, parklarda nöbet tuttular ama yine de talepleri karşılık bulmadı.Özcan, konuşmasında “820 bin zeytin dediler, duymadınız. 57 köy dediler, duymadınız. On binlerce dönüm orman dediler, duymadınız” diyerek tepkisini daha da sertleştirdi. Bu sözlerle, köylülerin yalnızca kendi yaşam alanlarını değil, aynı zamanda doğayı, üretimi ve geçmişten bugüne uzanan yaşam düzenini korumaya çalıştığını ifade etti.“Bir gecede insanın yaşamına el konulamaz”Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri, köylülerin hukuk mücadelesine ilişkin sözleri oldu. Özcan, Akbelenlilerin Anayasa Mahkemesi ve Danıştay önünde haklarını aradığını, buna rağmen yaşadıkları belirsizliğin ve baskının sürdüğünü söyledi. İnsanların yüzlerce yıldır yaşadıkları toprakları, evlerini, hayvanlarını ve mezarlarını korumaya çalıştığını belirten Özcan, bunun sıradan bir mülkiyet tartışması değil, doğrudan yaşam hakkı meselesi olduğunu dile getirdi.“Bir gecede, tek bir imzayla ‘Evin artık senin değil’ deniyor. Kimin? Şirketin. İnsan bunu kabul edebilir mi? Vicdan bunu yapabilir mi?” sözleriyle durumu özetleyen Özcan, yaşananların yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani açıdan da kabul edilemez olduğunu savundu.Acele kamulaştırma kararına sert eleştiriÖzcan, konuşmasında acele kamulaştırma kararlarına da geniş yer verdi. 2024 yerel seçimlerinden önce alınan kararın daha sonra geri çekildiğini, şimdi ise yeniden gündeme getirildiğini hatırlatan Özcan, bu değişimin nedenini sorguladı. İktidarın bu konuda tutarsız davrandığını ifade eden CHP’li vekil, “Madem doğruydu, neden geri çektiniz? Madem yanlıştı, neden yeniden getirdiniz?” diye sordu.Bu soruların siyasi bir anlam taşıdığını belirten Özcan, “Muğla’ya seçim rüşveti mi vermek istediniz?” ifadesiyle eleştirisini daha da ileri taşıdı. Ona göre bu soruların cevabı, 2024 yerel seçimlerinde sandıkta verilmiş oldu.“Köylüye yasak, şirkete serbest”Gizem Özcan, konuşmasında köylülerin yaşadığı mağduriyetleri de örneklerle anlattı. Söğüt köyünde bir yurttaşın, hayvanının bulunduğu alanı kapattığı için ceza aldığını söyledi. Bir başka yurttaşın ise oğlunu evlendireceği halde ev yapamadığını, çivi dahi çakamadığını ifade etti. Özcan, buna karşılık şirketler söz konusu olduğunda tüm engellerin ortadan kalktığını savundu.Bu tabloyu “Köylüye yasak, şirkete serbest” sözleriyle özetleyen Özcan, uygulamalardaki adaletsizliğe dikkat çekti. Ona göre aynı toprakta yaşayan insanlar için yasak olan pek çok şey, şirketler için serbest bırakılıyor.Esra Işık vurgusu: “Asla yalnız yürümeyecek”Akbelen direnişinin simge isimlerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına da değinen Özcan, bunun direnişi kırmaya dönük bir adım olduğunu söyledi. “Bir annenin yüreği yandı, Esra toprağından koparıldı. Acele kamulaştırmayla zorunlu sessizlik dayatılıyor” sözleriyle yaşananlara tepki gösterdi.Konuşmasının sonunda kararlılık mesajı veren Özcan, “Güç sizde olabilir ama hak bizde. Yasaları eğip bükebilirsiniz ama adaletin sesi bizde” dedi. Ardından sözlerini, Akbelen mücadelesinin süreceğini vurgulayarak tamamladı: “Ne yaparsanız yapın bu mücadele bitmeyecek. Esra’yı da alacağız, Akbelen’i de vermeyeceğiz.”    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Cem Avşar’dan kamu reklamları tepkisi: Muhalif medya neden dışarıda bırakılıyor?</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-cem-avsardan-kamu-reklamlari-tepkisi-muhalif-medya-neden-disarida-birakiliyor/411311</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-cem-avsardan-kamu-reklamlari-tepkisi-muhalif-medya-neden-disarida-birakiliyor/411311</guid>
            
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:37:32 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9756-chpli-cem-avsardan-kamu-reklamlari-tepkisi-muhalif-medya-neden-disarida-birakiliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9756-chpli-cem-avsardan-kamu-reklamlari-tepkisi-muhalif-medya-neden-disarida-birakiliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Cem Avşar’dan kamu reklamları tepkisi: Muhalif medya neden dışarıda bırakılıyor? ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-cem-avsardan-kamu-reklamlari-tepkisi-muhalif-medya-neden-disarida-birakiliyor/411311"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9756-chpli-cem-avsardan-kamu-reklamlari-tepkisi-muhalif-medya-neden-disarida-birakiliyor.jpg" /></a>
               CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, kamu kurum ve kuruluşlarının reklam, ilan ve tanıtım bütçelerinin muhalif basın-yayın organlarına yönlendirilmemesini Meclis gündemine taşıdı. Avşar, kamu kaynaklarının kullanımında eşitlik, şeffaflık, ölçülebilirlik ve kamu yararı ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, kamu kurumları ile kuruluşlarının reklam, ilan ve tanıtım faaliyetlerinde muhalif basın-yayın organlarına yer verilmemesi iddiasını Meclis gündemine taşıdı. Avşar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde, kamu kaynaklarıyla yapılan reklam harcamalarının hangi ölçütlere göre dağıtıldığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.Avşar, önergesinde kamu kurumlarının reklam faaliyetlerinin sıradan bir tanıtım çalışması olmadığını, doğrudan kamu kaynağı kullanıldığı için şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararı ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre bu kaynakların etkinlik, verimlilik ve ekonomiklik esaslarına göre kullanılması zorunlu. Ancak mevcut uygulamada bu ilkelerin geri plana itildiğini savunan Avşar, yüksek reyting ve kamu yararı dikkate alınmadan kaynakların sadece belli bir kesime yönlendirildiğini ifade etti.“Kamu yararı esas alınmalı” vurgusuCem Avşar, ilgili mevzuatı hatırlatarak kamu kurum ve kuruluşlarının reklam, ilan ve tanıtım faaliyetlerinin Resmî İlan ve Reklam Yönetmeliği, 6112 sayılı RTÜK Kanunu ve diğer düzenlemeler çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Bu faaliyetlerin kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıması gerektiğini belirten Avşar, örtülü reklam yasağına uyulmasının ve sürecin Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu denetimine tabi olmasının önemine dikkat çekti.Avşar’a göre kamu harcamalarında temel ölçü kamu yararı olmalı. Hizmet sunma ödevi, adil rekabet koşulları ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve ekonomik kullanımı gözetilmeden yapılacak reklam dağılımı, hem mevzuatın ruhuna hem de kamusal sorumluluğa aykırı bir tablo ortaya çıkarıyor. Bu nedenle reklam, ilan ve tanıtım bütçelerinin hangi mecralara ve hangi gerekçelerle yönlendirildiğinin net biçimde açıklanması gerektiğini savundu.“Haber alma hakkı zedeleniyor” eleştirisiAvşar, halkın bilgi ve haber alma hakkını kullanarak takip ettiği basın-yayın kuruluşlarının bu bütçelerden yararlandırılmamasının kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yarattığını belirtti. Halkın tercih ettiği yayın organlarının kapsam dışında bırakılmasının, sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda bilgiye erişim özgürlüğü bakımından da tartışmalı bir uygulama olduğunu ifade etti.Bu uygulamanın medya kuruluşları arasında adil rekabet koşullarına zarar verdiğini söyleyen Avşar, reytingi ya da görüntülenme düzeyi nispeten düşük mecralara reklam verilmesinin kamu yararı ve kaynakların yerinde kullanılması ilkeleriyle çelişebileceğini dile getirdi. Özellikle ülkenin en az yarısının takip ettiği ve yüksek izlenme oranlarına sahip medya organlarına reklam verilmemesinin, vergi mükellefi milyonlarca insanı rahatsız ettiğini kaydetti. Ona göre bütçenin TRT ve bazı özel basın-yayın organlarında yoğunlaşması kamuoyunda soru işaretlerini büyütüyor.Hangi kurum ne kadar harcadı sorusuAvşar’ın önergesinde yer alan sorular, kamu reklamlarının kapsamını ve dağılımını ayrıntılı biçimde ortaya çıkarmayı hedefliyor. Mayıs 2023 genel seçimlerinden bu yana reklam, ilan ve tanıtım yetkisi bulunan kamu kurum ve kuruluşları, bağlı ortaklıklar, kamu bankaları ve kamu iştiraki şirketler tarafından yapılan toplam harcamanın ne kadar olduğu soruluyor. Ayrıca hangi basın-yayın organına ne kadar reklam verildiği; bu reklamların adı, türü, süresi, adedi, birim fiyatı ve toplam tutarının da açıklanması isteniyor.Avşar bununla da yetinmeyerek, reklamların hangi kriterlere göre verildiğini, reytingi düşük mecralara reklam yönlendirilmesinin kamu harcamalarında etkililik, verimlilik ve ekonomiklik ilkeleriyle nasıl bağdaştırıldığını ve halkın tercih ettiği yayın organlarının dışarıda bırakılmasının mevzuata uygun olup olmadığını sordu. Ayrıca Basın İlan Kurumu aracılığıyla dağıtılan resmî ilan ve reklam bedellerinin toplam tutarı ile kurum bazındaki dağılımının da açıklanmasını talep etti.Denetim çağrısı öne çıktıCem Avşar, kamu kaynaklarının dağılımında eşitlik, şeffaflık ve ölçülebilirlik ilkelerinin gözetilmesinin önemine dikkat çekerek, kamu kurumlarının yaptığı reklam, ilan ve tanıtım faaliyetlerinin nasıl denetlendiğinin de açıklığa kavuşmasını istedi. Bu denetimlerin ne sıklıkta yapıldığını soran Avşar, varsa 2025 yılına ait denetim raporunun da kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Böylece kamu reklamlarının sadece bütçe büyüklüğü değil, denetim ve hesap verebilirlik boyutuyla da tartışılması gerektiği mesajını verdi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İdris Şahin’den menemen hesabıyla ekonomi eleştirisi: “Bir zamanların kanaat yemeği artık lüks oldu”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/idris-sahinden-menemen-hesabiyla-ekonomi-elestirisi-bir-zamanlarin-kanaat-yemegi-artik-luks-oldu/411300</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/idris-sahinden-menemen-hesabiyla-ekonomi-elestirisi-bir-zamanlarin-kanaat-yemegi-artik-luks-oldu/411300</guid>
            
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 19:46:43 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9243-idris-sahinden-menemen-hesabiyla-ekonomi-elestirisi-bir-zamanlarin-kanaat-yemegi-artik-luks-oldu.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9243-idris-sahinden-menemen-hesabiyla-ekonomi-elestirisi-bir-zamanlarin-kanaat-yemegi-artik-luks-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İdris Şahin’den menemen hesabıyla ekonomi eleştirisi: “Bir zamanların kanaat yemeği artık lüks oldu” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/idris-sahinden-menemen-hesabiyla-ekonomi-elestirisi-bir-zamanlarin-kanaat-yemegi-artik-luks-oldu/411300"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9243-idris-sahinden-menemen-hesabiyla-ekonomi-elestirisi-bir-zamanlarin-kanaat-yemegi-artik-luks-oldu.jpg" /></a>
               DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, gıda fiyatlarındaki yükselişi menemen örneği üzerinden değerlendirdi. Şahin, temel ürünlerdeki artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu savunarak ekonomi yönetimine sert eleştiriler yöneltti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, artan gıda fiyatlarını menemen örneği üzerinden değerlendirerek ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirdi. Şahin, vatandaşın gündelik yaşamında karşı karşıya kaldığı ekonomik tablonun resmi verilerle örtüşmediğini savunurken, özellikle temel gıda ürünlerine ulaşmanın her geçen gün daha ağır bir yük haline geldiğini ifade etti.Şahin’e göre hayatın gerçek tablosu gösterişli sofralarda değil, öğrencinin mütevazı evinde ve emeklinin pazar dönüşünde taşıdığı filede görülüyor. Ekonomik sıkışmanın en net biçimde mutfakta hissedildiğini belirten Şahin, bir dönem dar gelirli vatandaş için pratik ve ulaşılabilir bir yemek olan menemenin artık kolay hazırlanabilen bir seçenek olmaktan çıktığını söyledi.“Gerçek hayat öğrencinin evinde, emeklinin pazar filesinde”Ekonomik tablonun toplumun geniş kesimleri tarafından doğrudan hissedildiğini vurgulayan Şahin, vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısının günlük hayatın en temel alanlarında ortaya çıktığını belirtti. Şahin, gerçek hayatın saray sofralarında değil, öğrencinin evinde ve emeklinin alışveriş çantasında kendini gösterdiğini ifade ederek, özellikle düşük ve sabit gelirli kesimlerin mutfak harcamalarında ciddi bir baskı altında olduğunu savundu.Bir zamanlar dar gelirli vatandaşın sığındığı yemeklerden biri olarak görülen menemene dikkat çeken Şahin, bu yemeğin artık ekonomik bir seçenek olmaktan çıktığını söyledi. Açıklamasında, 2023 yılında dört kişilik bir menemenin yumurtası, yağı ve ekmeğiyle birlikte yaklaşık 70 liraya hazırlanabildiğini, bugün ise aynı sofranın maliyetinin 260 liraya kadar yükseldiğini belirtti. Üstelik yalnızca malzeme fiyatlarının değil, ocağın yaktığı gaz maliyetinin de bu yükü daha da artırdığını vurguladı.Temel gıda ürünlerindeki artışa dikkat çektiŞahin, yalnızca menemenin toplam maliyetine değil, onu oluşturan temel ürünlerdeki fiyat artışına da ayrı ayrı değindi. Özellikle zincir marketlerde domates fiyatlarının 110 liradan başlayıp 170 liraya kadar ulaştığını, çarliston biberin ise 200 lira sınırına dayandığını belirtti. Bu tabloya göre sorunun tek başına birkaç ürünle sınırlı olmadığını savunan Şahin, mutfak masraflarının genel olarak çok ağırlaştığını ifade etti.Açıklamasında, 2023 yılında 5 yumurtanın 17 lira 50 kuruş olduğunu, bugün ise 28 liraya yükseldiğini söyledi. Aynı şekilde 20 gram yağın 4 liradan 10 liraya, 4 ekmeğin ise 20 liradan 70 liraya çıktığını dile getirdi. Şahin, domatesin 150 lira, biberin ise 200 liraya yaklaştığı bir ortamda “ekonomi toparlanıyor” söyleminin toplumdaki gerçek durumla bağdaşmadığını savundu.“Sorun yalnızca zam değil, yanlış ekonomi anlayışı”İdris Şahin, yaşanan tablonun yalnızca fiyat artışlarıyla açıklanamayacağını, bunun aynı zamanda ekonomi politikalarının sonucu olduğunu ileri sürdü. Vatandaşın alım gücündeki düşüşün artık en temel sofralarda bile açık şekilde hissedildiğini belirten Şahin, meseleye yalnızca rakamlarla değil, günlük yaşamın gerçeğiyle bakılması gerektiğini ifade etti.Et ve süt ürünlerine ulaşamayan vatandaşın en azından menemen yapabildiğini söyleyen Şahin, bu yemeğin uzun süredir toplumda kanaat yemeği olarak görüldüğünü hatırlattı. Ancak gelinen noktada bu eşiğin de aşıldığını belirten Şahin, mevcut durumun refah yerine sürekli sabır telkin eden bir anlayışın sonucu olduğunu dile getirdi. Ona göre artık konuşulması gereken konu vitrin görüntüsü değil, doğrudan geçim sıkıntısı.“Milletin yaşadığı hakikat ortada”Şahin, vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntının açık olduğunu vurgulayarak, yanlış politikaların artık en mütevazı sofraları bile etkilediğini savundu. Menemenin dahi ucuz bir çıkış yolu olmaktan çıktığını belirten Şahin, mutfaktaki bu tabloyu görmezden gelmenin yaşanan yükü azaltmayacağını ifade etti.Domatese ve bibere gelen zamların artık sembolik bir noktaya ulaştığını belirten Şahin, iktidarın bu gerçeği görmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasında, vatandaşın sofrasına kadar uzanan ekonomik sorunların inkarla çözülemeyeceğini vurgulayan Şahin, milletin yaşadığı gerçekliğin ortada olduğunu dile getirdi. Böylece gıda fiyatları üzerinden yaptığı değerlendirmede, ekonomik krizin en somut göstergesinin mutfakta yaşanan değişim olduğunu savundu.    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Rahmi Aşkın Türeli’den Meslek Fabrikası tepkisi: “Yargı süreci bitmeden tahliye açıkça hukuka aykırıdır”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/rahmi-askin-tureliden-meslek-fabrikasi-tepkisi-yargi-sureci-bitmeden-tahliye-acikca-hukuka-aykiridir/411298</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/rahmi-askin-tureliden-meslek-fabrikasi-tepkisi-yargi-sureci-bitmeden-tahliye-acikca-hukuka-aykiridir/411298</guid>
            
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:49:34 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9203-rahmi-askin-tureliden-meslek-fabrikasi-tepkisi-yargi-sureci-bitmeden-tahliye-acikca-hukuka-aykiridir.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9203-rahmi-askin-tureliden-meslek-fabrikasi-tepkisi-yargi-sureci-bitmeden-tahliye-acikca-hukuka-aykiridir.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Rahmi Aşkın Türeli’den Meslek Fabrikası tepkisi: “Yargı süreci bitmeden tahliye açıkça hukuka aykırıdır” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/rahmi-askin-tureliden-meslek-fabrikasi-tepkisi-yargi-sureci-bitmeden-tahliye-acikca-hukuka-aykiridir/411298"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9203-rahmi-askin-tureliden-meslek-fabrikasi-tepkisi-yargi-sureci-bitmeden-tahliye-acikca-hukuka-aykiridir.jpg" /></a>
               CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, Meslek Fabrikası binasına yönelik müdahaleye sert tepki göstererek, devam eden yargı süreçlerine rağmen yapılan tahliye girişiminin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi. Türeli, polis barikatları ve yurttaşlara yönelik müdahalenin kamu vicdanını yaraladığını vurguladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, İzmir’in simge yapılarından biri olan Meslek Fabrikası’na yönelik müdahale sonrası dikkat çeken bir açıklama yaptı. Türeli, devam eden yargı süreçlerine rağmen binanın sabahın erken saatlerinde polis barikatlarıyla kuşatılmasının ve buna demokratik tepki gösteren İzmirli yurttaşlara yönelik sert müdahalenin kabul edilemez olduğunu ifade etti.Açıklamasında, devletin kolluk gücünün hukuki uyuşmazlıkların çözümünde bir baskı aracı gibi kullanılmasının demokratik hukuk devleti ilkeleriyle asla bağdaşmadığını belirten Türeli, yaşananların kamu vicdanında derin bir yara açtığını vurguladı. Özellikle biber gazlı müdahalenin ve sert güvenlik önlemlerinin, hukuki bir meselenin toplumsal gerilime dönüştürülmesine neden olduğunu söyledi.Meslek Fabrikası’nın tarihine dikkat çektiRahmi Aşkın Türeli, açıklamasında Meslek Fabrikası binasının tarihi geçmişine de geniş yer verdi. Yapının 1908 yılında özel şahıslar tarafından un fabrikası olarak inşa edildiğini hatırlatan Türeli, 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile kamulaştırıldığını ve İzmir halkına armağan edilerek belediye adına tescil edildiğini belirtti.Türeli, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu tarihi yapıyı yok olmaktan kurtarmak amacıyla 17 milyon TL harcayarak restore ettiğini, ardından da binayı on binlerce insanın eğitim aldığı bir merkez haline dönüştürdüğünü ifade etti. Bugüne kadar 145 bin kursiyerin burada eğitim aldığını vurgulayan Türeli, yapının yalnızca bir bina değil, aynı zamanda İzmir halkının ortak hafızasında yer eden önemli bir kamusal değer olduğunu söyledi.“Vakıfla hukuki bağ sona ermiştir” vurgusuCHP’li Türeli, 2007 yılında 1,6 milyon TL tutarında taviz bedeli ödenerek tapudaki vakıf şerhinin kaldırıldığını da hatırlattı. Bu işlemle birlikte Bayezid Baba Vakfı ile taşınmaz arasındaki hukuki bağın kesin biçimde sona erdiğini ifade eden Türeli, bugün yapılan işlemlerin bu hukuki gerçeği yok saydığını savundu.Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyet bağı kopmuş bir taşınmazı “mazbut vakıf” statüsü üzerinden yeniden tescil etme girişiminin hukuku etkisizleştirmek anlamına geldiğini belirten Türeli, söz konusu vakfın münderis yani yok olmuş bir vakıf olduğunu, bu nedenle taşınmazın mazbut vakıf gibi değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını söyledi.“Yerel yönetimi hedef alan bir cezalandırma pratiği”Rahmi Aşkın Türeli, bu işlemin hiçbir üstün kamu yararı gözetilmeden yapıldığını ve açık biçimde yerel yönetimi hedef alan bir cezalandırma pratiğine dönüştüğünü ifade etti. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu yaklaşımla genel idare ile yerel idareyi bilinçli biçimde karşı karşıya getirdiğini söyleyen Türeli, bunun kamu yönetiminin temel ilkelerine zarar verdiğini dile getirdi.İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni adeta bir işgalci gibi göstermeye çalışan anlayışın devlet ciddiyetiyle ve hukukla bağdaşmadığını kaydeden Türeli, ortaya çıkan tablonun yalnızca idari bir işlem değil, aynı zamanda siyasi ve hukuki bir baskı yöntemi olarak değerlendirildiğini belirtti.Devam eden davalar hatırlatıldıTüreli, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hukuki mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü de vurguladı. Taşınmazın mevcut durumu, içindeki demirbaşlar ve yapılan milyonlarca liralık yatırımın değerinin belirlenmesi amacıyla açılan tespit davasının İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 23 Mart tarihinde reddedildiğini, buna karşı itiraz sürecinin başlatıldığını söyledi.Ayrıca Meslek Fabrikası’nın yeniden belediyeye tahsis edilmesi talebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yapılan başvurunun yanıtsız bırakılarak zımnen reddedildiğini belirten Türeli, bu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle İzmir 4. İdare Mahkemesi’nde 1 Nisan 2026 tarihinde dava açıldığını ve sürecin halen inceleme aşamasında olduğunu aktardı. Sabah saatlerinde tebligat yapılmadan tahliye işlemine başlanmasına ilişkin olarak da ayrı bir dava açıldığını hatırlattı.“Bu bina İzmir halkının ortak malıdır”Rahmi Aşkın Türeli, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesindeki düzenlemenin de Anayasa’daki “İdarenin Bütünlüğü”, “Yerel Yönetimlerin Özerkliği” ve “Mülkiyet Hakkı” ilkeleriyle çeliştiği gerekçesiyle CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını belirtti.Meslek Fabrikası’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde, kamusal hizmet amacıyla kullanılan bir yapı olduğunu vurgulayan Türeli, bu yönüyle binanın İzmir halkının ortak malı niteliği taşıdığını söyledi. Binlerce insanın yararlandığı bu yapının tahliye edilmesinin, belediyenin yaptığı yatırımlar da düşünüldüğünde ciddi bir kamu zararına yol açacağını ifade etti.Türeli, sonuç olarak Meslek Fabrikası’nın hukuki süreçler tamamlanmadan, yargı devam ederken ve kamuoyunda tartışmalar sürerken tahliye edilmeye çalışılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu söyledi. Bu nedenle tescil ve tahliye işlemlerinden derhal vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Gürsel Erol’dan “Öcalan&#039;ın evine müze” iddialarına sert tepki: “Bu milletin hafızası da vicdanı da buna izin vermez”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/gursel-eroldan-ocalanin-evine-muze-iddialarina-sert-tepki-bu-milletin-hafizasi-da-vicdani-da-buna-izin-vermez/411290</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/gursel-eroldan-ocalanin-evine-muze-iddialarina-sert-tepki-bu-milletin-hafizasi-da-vicdani-da-buna-izin-vermez/411290</guid>
            
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:28:33 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2265-gursel-eroldan-ocalanin-evine-muze-iddialarina-sert-tepki-bu-milletin-hafizasi-da-vicdani-da-buna-izin-vermez.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2265-gursel-eroldan-ocalanin-evine-muze-iddialarina-sert-tepki-bu-milletin-hafizasi-da-vicdani-da-buna-izin-vermez.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Gürsel Erol’dan “Öcalan&#039;ın evine müze” iddialarına sert tepki: “Bu milletin hafızası da vicdanı da buna izin vermez” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/gursel-eroldan-ocalanin-evine-muze-iddialarina-sert-tepki-bu-milletin-hafizasi-da-vicdani-da-buna-izin-vermez/411290"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2265-gursel-eroldan-ocalanin-evine-muze-iddialarina-sert-tepki-bu-milletin-hafizasi-da-vicdani-da-buna-izin-vermez.jpg" /></a>
               CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın doğduğu evin müze yapılacağı yönündeki iddialara sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla tepki gösterdi. Erol, Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerinin açık olduğunu vurgulayarak, şehitlerin ve kahramanların baş tacı edildiğini, hainlerin ise her koşulda hain olarak kalacağını söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan bir iddiaya ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Erol, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın doğduğu evin müze yapılmasına yönelik söylemler üzerinden değerlendirmede bulunarak, buna karşı net bir tavır ortaya koydu.Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Gürsel Erol, gündeme getirilen bu tür söylemlerin toplumun ortak vicdanında karşılık bulmayacağını belirtti. Erol’un açıklamasında kullandığı ifadeler, özellikle kamuoyunda tartışılan iddialara karşı sert bir duruş sergilediğini ortaya koydu.Milletvekili Erol, söz konusu iddialara ilişkin değerlendirmesinde, bu milletin hem hafızasının hem de vicdanının böyle bir duruma asla izin vermeyeceğini söyledi. Açıklamasında, Türkiye’de hangi değerlerin öne çıkarılması gerektiğine ilişkin net bir çerçeve de çizdi.“Bu milletin hafızası da vicdanı da buna asla izin vermez”Gürsel Erol’un açıklamasında en dikkat çeken bölüm, kamuoyunda gündeme gelen “müze” söylemlerine verdiği güçlü tepki oldu. Erol, son günlerde hain terör örgütü elebaşının evinin müze yapılması gibi ifadelerin dolaşıma sokulduğunu belirterek, bu yaklaşımın toplumun değerleriyle bağdaşmayacağını ifade etti.Erol’a göre bu mesele yalnızca güncel bir tartışma başlığı değil, aynı zamanda milletin hafızası ve vicdanıyla ilgili bir konu. Bu nedenle yaptığı açıklamada, toplumun böyle bir girişime onay vermeyeceğini vurguladı. Kullanılan ifadeler, tartışmanın sembolik yönüne de işaret ederken, Erol’un mesajında duygusal ve politik tonun birlikte öne çıktığı görüldü.Bu çıkış, özellikle toplumsal hafıza, milli değerler ve şehitlik kavramları etrafında şekillenen hassasiyetin altını çizen bir açıklama olarak dikkat çekti.Müze yapılacak yerler için şehit vurgusu yaptıCHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, açıklamasında müze yapılması gereken yerlerin ne olması gerektiğine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Erol, bu ülkede müze yapılacak yerlerin belli olduğunu ifade ederek, asıl değer verilmesi gereken mekanların vatanı için canını veren şehitlerin evleri olduğunu söyledi.Erol’un açıklamasında, kapısında ay yıldızlı bayrağın dalgalandığı şehit evleri özel bir vurgu ile öne çıktı. Bu sözlerle birlikte, Türkiye’de hafızanın hangi kahramanlıklar üzerinden korunması ve yaşatılması gerektiğine ilişkin açık bir mesaj verildi.Bu yönüyle açıklama, yalnızca bir iddiaya itiraz etmekle sınırlı kalmadı; aynı zamanda hangi değerlerin yüceltilmesi gerektiğine dair bir çerçeve de sundu. Erol, şehitlik kavramını açıklamasının merkezine yerleştirerek, toplumsal hafızada esas yerin kahramanlara ait olduğunu dile getirdi.“Türkiye Cumhuriyeti’nde değerlerimiz nettir” mesajıGürsel Erol’un açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine de özel vurgu yapıldı. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde değerlerin net olduğunu belirten Erol, bu çerçevede şehitlerin ve kahramanların baş tacı edildiğini söyledi.Bu ifadeler, açıklamanın yalnızca güncel bir tartışmaya değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kurucu değerlerine dayandırıldığını da gösterdi. Erol’un mesajında, devletin ve milletin ortak hafızasında kahramanlıkla ihanet arasında açık bir ayrım bulunduğu vurgulandı.Açıklamanın devamında, hainlerin ise her şartta ve her koşulda hain olarak kalacağı belirtildi. Böylece Erol, değerler sistemine ilişkin yaklaşımını son derece net bir dille ortaya koydu. Paylaşımında yer alan bu ifadeler, tartışmanın merkezine ahlaki ve milli bir çizgi çekme amacı taşıdı.Sosyal medya paylaşımıyla net tavır ortaya koyduGürsel Erol’un sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bu açıklama, kamuoyunda gündeme gelen iddialara verilen doğrudan bir yanıt niteliği taşıdı. Mesajında hem toplumsal hafızaya hem de vicdana gönderme yapan Erol, Türkiye’de hangi isimlerin ve hangi mekanların saygıyla anılması gerektiğini kendi bakış açısıyla net biçimde ifade etti.Açıklamanın genelinde, şehitler ve kahramanlar üzerinden yükselen bir değerler vurgusu öne çıkarken, kamuoyunda tartışma yaratan müze iddialarına ise sert ve açık bir karşı duruş sergilendi. Erol’un kullandığı ifadeler, milli hassasiyetler çerçevesinde şekillenen güçlü bir itiraz olarak öne çıktı.Bu açıklama, son günlerde tartışılan söz konusu iddialar karşısında CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un tavrını açık biçimde ortaya koyarken, mesajın merkezinde şehitlere duyulan saygı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine bağlılık yer aldı.   ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>TBMM’de kritik hafta: Doğum izni, sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik düzenlemeler gündemde</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-kritik-hafta-dogum-izni-sosyal-medya-ve-oyun-platformlarina-yonelik-duzenlemeler-gundemde/411264</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-kritik-hafta-dogum-izni-sosyal-medya-ve-oyun-platformlarina-yonelik-duzenlemeler-gundemde/411264</guid>
            
            <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:09:12 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7559-tbmmde-kritik-hafta-dogum-izni-sosyal-medya-ve-oyun-platformlarina-yonelik-duzenlemeler-gundemde.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7559-tbmmde-kritik-hafta-dogum-izni-sosyal-medya-ve-oyun-platformlarina-yonelik-duzenlemeler-gundemde.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ TBMM’de kritik hafta: Doğum izni, sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik düzenlemeler gündemde ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/tbmmde-kritik-hafta-dogum-izni-sosyal-medya-ve-oyun-platformlarina-yonelik-duzenlemeler-gundemde/411264"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7559-tbmmde-kritik-hafta-dogum-izni-sosyal-medya-ve-oyun-platformlarina-yonelik-duzenlemeler-gundemde.jpg" /></a>
               TBMM Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülmesi beklenen torba kanun teklifinde doğum izninin uzatılmasından 15 yaş altına sosyal medya düzenlemesine, oyun platformlarından huzurevlerine kadar birçok başlık öne çıkıyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu hafta gündemin merkezinde sosyal hizmetler, çalışma hayatı ve dijital platformlara ilişkin önemli düzenlemeler yer alıyor. Genel Kurul’da 7 Nisan Salı günü görüşmelerine başlanması planlanan kanun teklifinde, özellikle doğum izni süresinin artırılması ve çocuklara yönelik sosyal medya kullanımına yeni sınırlar getirilmesi dikkat çekiyor.Teklif, yalnızca çalışanları değil, aileleri, çocukları, dijital platformları ve sosyal hizmet alanlarını da doğrudan ilgilendiren birçok başlık içeriyor. Kadınların doğum öncesi ve sonrası izin süresinden oyun platformlarına uygulanacak kurallara, huzurevi ve bakımevlerinde kamera sistemlerinden sosyal yardımlarda veri teminine kadar geniş bir çerçevede değişiklikler öngörülüyor.Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması planlanıyorTeklifte en dikkat çeken düzenlemelerden biri, kadınların toplam doğum izni süresinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması oldu. Buna göre doğum öncesi ve sonrası kullanılan mevcut izin süresi uzatılacak. Ayrıca düzenlemenin yalnızca yeni doğum yapacak kadınları değil, halen doğum izninde bulunan ve doğum tarihinden itibaren 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış kadınları da kapsaması öngörülüyor.Bu kapsamda bulunan kadınlara, talep etmeleri halinde 8 hafta ilave izin verilmesi planlanıyor. Bunun yanı sıra kadın işçiye isteği doğrultusunda 24 haftalık sürenin tamamlanmasının ardından ücretsiz izin imkânı da tanınacak. Çoğul gebelik durumunda ise bu süre 26 hafta olarak uygulanacak.Erkek işçilerin eşlerinin doğum yapması halinde kullandıkları ücretli izin süresinde de artış öngörülüyor. Mevcut durumda 5 gün olan izin süresinin 10 güne çıkarılması teklif ediliyor. Bu başlık, çalışma hayatı ve aile yaşamı açısından haftanın en çok konuşulacak düzenlemeleri arasında yer alıyor.15 yaş altına sosyal medya düzenlemesi geliyorKanun teklifinde dijital dünyaya ilişkin en çarpıcı başlıklardan biri de 15 yaşını doldurmamış çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi oldu. Düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcılarının, sundukları hizmetlerde yaş doğrulama da dahil olmak üzere gerekli önlemleri alması zorunlu hale gelecek.Ayrıca sosyal ağ sağlayıcıların, ebeveynler için açık ve anlaşılır kontrol araçları sunması ve aldatıcı reklamların önüne geçmesi de teklif kapsamında yer alıyor. Türkiye’den günlük erişimi 10 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıları için daha sıkı yükümlülükler öngörülürken, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda alınan kararların en geç bir saat içinde uygulanması isteniyor.Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ise idari para cezaları devreye girecek. Buna rağmen kurallara uyulmaması durumunda, ilgili sosyal ağ sağlayıcısına Türkiye’de vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin yeni reklam vermesi yasaklanabilecek. Yeni sözleşme yapılması ve para transferi de engellenebilecek. İhlallerin devam etmesi halinde bant daraltma yaptırımları da gündeme gelebilecek.Oyun platformları, huzurevleri ve bakım kuruluşları için yeni adımlarTeklifte oyun platformlarına yönelik kapsamlı düzenlemeler de bulunuyor. Buna göre usulüne uygun şekilde derecelendirilmemiş oyunlar platformlarda sunulamayacak. Oyun platformları, derecelendirilmemiş içerikleri kaldırmakla yükümlü olacak. Türkiye’den günlük erişimi 100 bini aşan yurt dışı kaynaklı oyun platformlarının ise Türkiye’de gerçek ya da tüzel kişi temsilci belirlemesi gerekecek.Bu platformların ebeveyn kontrol araçlarını açık, anlaşılır ve kullanılabilir biçimde sunması da zorunlu olacak. Özellikle satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi işlemlerin ebeveyn onayına bağlanması hedefleniyor. Kurallara uyulmaması halinde 1 milyon TL ile 10 milyon TL arasında idari para cezası uygulanabilecek, devam eden ihlallerde ise bant daraltma cezaları verilebilecek.Öte yandan huzurevi ve bakımevi gibi yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında da yazılım destekli kamera sistemlerinden yararlanılması planlanıyor. Amaç olarak hizmet kalitesinin artırılması, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarının daha hızlı tespit edilmesi, suçların önlenmesi ve acil durumlarda erken müdahale sağlanması gösteriliyor. Elde edilecek kişisel verilerin ise adli veya idari soruşturmaya konu olmaması halinde iki yıl sonra silinmesi öngörülüyor.Sosyal yardımlar, toplu taşıma desteği ve çocukların korunmasına yönelik hükümlerKanun teklifinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, sosyal yardım ve sosyal hizmetlerden yararlanan kişi ve hanelere ilişkin çeşitli veri ve bilgileri isteme yetkisi verilmesi de yer alıyor. Bu verilerin, hizmetlerden yararlanacak kişilerin tespiti ile sosyal politika ve stratejilerin oluşturulmasında kullanılacağı belirtiliyor.Toplu taşıma hizmeti veren özel işletmecilere yönelik gelir desteği de teklifin diğer başlıkları arasında bulunuyor. Belediyeler tarafından yetkilendirilen şehir içi toplu taşıma ve özel deniz ulaşımı araçlarının işletmecilerine, ilgili belediyeler aracılığıyla her ay gelir desteği ödenmesi planlanıyor.Bunun yanında bazı suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişilerin, çocukların yoğun bulunduğu okul, kreş, yurt, kantin, çocuk oyun alanı, internet kafe, spor tesisi ve benzeri yerlerde çalıştırılmaması ya da bu işletmeleri şahsen işletememesi öngörülüyor. Kurala aykırı davrananlara ise çalıştırılan her kişi için brüt asgari ücretin üç katı tutarında idari para cezası uygulanması teklif ediliyor.Gözler Genel Kurul ve komisyon toplantılarında olacakTBMM’de yoğun geçmesi beklenen haftada yalnızca torba kanun teklifi değil, başka önemli başlıklar da gündemde olacak. 8 Nisan Çarşamba günü Karma Komisyonda Kamu Denetçilerinin 2025 Yıllık Raporu ile ilgili sunum yapılacak. Ayrıca siyasi partilerin grup toplantıları da salı ve çarşamba günleri gerçekleştirilecek.Bu hafta Meclis’te görüşülmesi beklenen düzenlemeler, hem sosyal yaşam hem dijital alan hem de kamu hizmetleri bakımından geniş bir etki alanı oluşturuyor. Özellikle doğum izni, çocukların dijital güvenliği ve sosyal hizmet yapısına ilişkin maddelerin Meclis gündemindeki seyri yakından izlenecek. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İYİ Parti: Millet icra ve iflas pençesinde perişan olurken çocuklar akşam yatağa aç girerken siz nasıl uyku uyuyorsunuz?</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-parti-millet-icra-ve-iflas-pencesinde-perisan-olurken-cocuklar-aksam-yataga-ac-girerken-siz-nasil-uyku-uyuyorsunuz/411232</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-parti-millet-icra-ve-iflas-pencesinde-perisan-olurken-cocuklar-aksam-yataga-ac-girerken-siz-nasil-uyku-uyuyorsunuz/411232</guid>
            
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 20:23:02 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2528-iyi-parti-bu-millet-icra-ve-iflas-pencesinde-perisan-olurken-cocuklar-aksam-yataga-ac-girerken-siz-nasil-uyku-uyuyorsunuz.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2528-iyi-parti-bu-millet-icra-ve-iflas-pencesinde-perisan-olurken-cocuklar-aksam-yataga-ac-girerken-siz-nasil-uyku-uyuyorsunuz.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İYİ Parti: Millet icra ve iflas pençesinde perişan olurken çocuklar akşam yatağa aç girerken siz nasıl uyku uyuyorsunuz? ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-parti-millet-icra-ve-iflas-pencesinde-perisan-olurken-cocuklar-aksam-yataga-ac-girerken-siz-nasil-uyku-uyuyorsunuz/411232"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2528-iyi-parti-bu-millet-icra-ve-iflas-pencesinde-perisan-olurken-cocuklar-aksam-yataga-ac-girerken-siz-nasil-uyku-uyuyorsunuz.jpg" /></a>
               İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM’de yaptığı açıklamada İran Savaşı sürecindeki transit geçiş kararları, NATO iddiaları, hayvan ve et ithalatı ile ekonomik tablo üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirdi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında hem dış politika hem de ekonomi başlıklarında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İran Savaşı sürecinde alınan transit geçiş kararlarından NATO’ya ilişkin iddialara, hayvancılık sektöründeki ithalat verilerinden toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntılara kadar birçok konuda konuşan Çömez, iktidarın uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi.Çömez, Türkiye’nin güvenlik, ekonomi ve tarım politikalarında ağır sonuçlar doğurabilecek bir dönemin içinde olduğunu savunarak, özellikle Meclis’in devre dışı bırakıldığı iddiası üzerinde durdu. Açıklamalarında çiftçinin yaşadığı borç yükü, ithalatın boyutu ve vatandaşın gündelik hayatta karşı karşıya kaldığı geçim krizine dikkat çekti.“Türkiye üzerinden harp araç ve gereçlerinin transit geçişine izin veriliyor”Basın açıklamasında ilk olarak İran Savaşı sürecinde Türkiye üzerinden bazı harp araç ve gereçlerinin transit geçişine izin verildiğini öne süren Çömez, bu kararın ciddi riskler taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararnameye işaret eden Çömez, silahlar, füzeler, dronlar, radarlar, nükleer ve kimyasal sistemler gibi unsurların bu kapsamda değerlendirildiğini ifade etti.Söz konusu durumun ilk etapta yalanlandığını belirten Çömez, ancak Meclis’te yapılan değerlendirmelerde AK Parti adına yapılan açıklamayla bu bilginin doğrulandığını söyledi. Ticaret Bakanlığı’nın uygun görmesiyle alınan bu kararın Türkiye açısından kısa, orta ve uzun vadede büyük tehditler doğurabileceğini savunan Çömez, kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.NATO ve Boğazlar üzerinden dikkat çeken sorularTurhan Çömez, açıklamasında NATO’ya bağlı yeni bir kolordu kurulması ve İstanbul Boğazı’nda kurulacağı öne sürülen Deniz Unsuru Komutanlığı konusunda da kaygılarını dile getirdi. Bu gelişmelerin kamuoyuna yeterince açık anlatılmadığını ifade eden Çömez, “Türkiye yeni bir 1 Mart süreci mi yaşıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.Kapalı kapılar ardında pazarlık yapılıp yapılmadığını sorgulayan Çömez, Anayasa’nın 92. maddesini hatırlatarak askeri unsurlar konusunda Meclis kararının zorunlu olduğunu söyledi. Boğazlar üzerindeki hakimiyet ve Montrö Sözleşmesi’nin tartışmalı bir zemine çekilmesinden endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.“Günlük hayvan ve et ithalatına 250 milyon lira ödeniyor”Tarım ve hayvancılık alanındaki tabloya da geniş yer ayıran Çömez, çiftçinin ağır bir borç yükü altında ezildiğini belirtti. Çiftçinin 1 trilyon 300 milyar liralık borç batağında olduğunu dile getiren Çömez, kırmızı ette dünyadaki en pahalı tüketimlerden birinin Türkiye’de yaşandığını söyledi.Ocak ve şubat aylarında 150 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini açıklayan Çömez, günlük hayvan ve et ithalatı için ödenen tutarın 250 milyon liraya ulaştığını ifade etti. İktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine dışarıdaki üreticileri zengin ettiğini söyleyen Çömez, hayvancılığın stratejik bir alan olarak değil, rant kapısı olarak görüldüğünü savundu.Et ve Süt Kurumu üzerinden ağır iddialarÇömez, hayvancılıkta yaşanan krizin yalnızca yanlış politikalarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda “et çeteleri” ve ithalat düzeniyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Et ve Süt Kurumu üzerinden dikkat çekici iddialarda bulunan Çömez, kurum başkanının et ithal edilen bir ülkede şirket kurduğunu öne sürdü.Macaristan Maliye Bakanlığı’ndan aldığını belirttiği belgeler üzerinden konuşan Çömez, kamuoyuna “para kazanmadım” denilen şirketin 1 milyar liralık ciro yaptığını söyledi. Aynı kişinin yalnızca Macaristan’da değil, Çekya’da da şirket kurduğunu ifade eden Çömez, Polonya’daki bir şirketin 2023-2025 yılları arasında Türkiye’ye 47 bin 900 ton et ihraç ettiğini ve bunun karşılığında 10,4 milyar liralık ihracat yapıldığını belirtti. Bu şirketin ortağının AK Parti Gençlik Kolları MKYK üyesi Halil Efe Tunç olduğunu da iddia etti.“Açlık sınırı 32 bin lira, yoksulluk sınırı 110 bin liraya dayandı”Açıklamasının sonunda ekonomik tabloya dikkat çeken Çömez, hükümetin “şahlanış” söylemleriyle vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında büyük bir uçurum olduğunu söyledi. Yılbaşından bu yana icra ve iflas dosyalarının 2,5 milyon arttığını, toplam dosya sayısının ise 25 milyona ulaştığını belirtti.Akaryakıt, gübre ve pestisit zamlarının gıda krizini daha da derinleştireceğini ifade eden Çömez, açlık sınırının 32 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 110 bin liraya dayandığını söyledi. Emeklilerin pazarda ezilmiş ürünleri topladığını, her gün 20 ila 25 bin yeni icra-iflas dosyasının geldiğini vurgulayan Çömez, vatandaşın tenceresinin kaynamadığını, buzdolabının boş olduğunu, çocukların aç yattığını belirterek iktidara şu sözlerle yüklendi:“Siz nasıl uyku uyuyorsunuz ya? Bu millet icra ve iflas pençesinde perişan olurken, tenceresi kaynamazken, buzdolabı boşken, çocuklar akşam yatağa aç girerken, emekli filesi-poşeti evine boş dönerken siz nasıl uyku uyuyorsunuz Allah aşkına?”    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Zeynel Emre çocuk işçiliği ve MESEM iddialarını Meclis gündemine taşıdı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-zeynel-emre-cocuk-isciligi-ve-mesem-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi/411225</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-zeynel-emre-cocuk-isciligi-ve-mesem-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi/411225</guid>
            
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:43:23 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7615-chpli-zeynel-emre-cocuk-isciligi-ve-mesem-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7615-chpli-zeynel-emre-cocuk-isciligi-ve-mesem-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Zeynel Emre çocuk işçiliği ve MESEM iddialarını Meclis gündemine taşıdı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-zeynel-emre-cocuk-isciligi-ve-mesem-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi/411225"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7615-chpli-zeynel-emre-cocuk-isciligi-ve-mesem-iddialarini-meclis-gundemine-tasidi.jpg" /></a>
               CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, çocuk işçiliği ve Mesleki Eğitim Merkezleri kapsamında çocukların çalışma koşullarına ilişkin iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Emre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği iki ayrı soru önergesinde denetimlerden iş kazalarına, ücretlerden çocuk işçiliğiyle mücadele politikalarına kadar birçok başlıkta açıklama talep etti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, çocuk işçiliği ile Mesleki Eğitim Merkezleri kapsamında çocukların çalışma koşullarına ilişkin gündeme gelen iddiaları Meclis’e taşıdı. Emre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından yanıtlanması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi.Önergelerde özellikle 15-17 yaş aralığındaki öğrencilerin eğitim adı altında üretim süreçlerinde tam gün çalıştırıldığı, düşük ücretlerle çalıştığı ve iş kazalarına maruz kaldığı yönündeki iddialar öne çıkarıldı. Emre, bu iddiaların kamuoyu açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu vurguladı.MESEM öğrencilerinin çalışma koşullarıyla ilgili hangi sorular soruldu?Zeynel Emre’nin gündeme taşıdığı başlıklarda, MESEM öğrencilerinin hangi koşullarda çalıştırıldığına ilişkin ayrıntılı sorular yer aldı. Buna göre 2025 yılında MESEM öğrencisi çalıştıran kaç işyerinin denetlendiği, bu denetimlerin il ve sektör bazındaki dağılımının ne olduğu soruldu.Ayrıca çalışma süresi, ücret, sigorta ve iş güvenliği açısından kaç ihlal tespit edildiği de önergelere taşındı. Emre, bu ihlaller nedeniyle kaç işverene idari işlem uygulandığını ve kaç para cezası verildiğini de Bakanlığa yönelttiği sorular arasına ekledi.MESEM öğrencilerine ilişkin yapılan şikâyetlerin sayısı, bu başvuruların kaçının sonuçlandırıldığı ve 18 yaş altındaki öğrencilerin karıştığı iş kazalarının sayısı ile sonuçları da açıklanması istenen başlıklar arasında yer aldı.İş kazaları ve düşük ücret iddiaları dikkat çektiÖnergelerde en dikkat çeken noktalardan biri, çocukların eğitim sürecinin bir parçası olarak değil, üretim süreçlerinde tam zamanlı iş gücü gibi kullanıldığı yönündeki iddialar oldu. Zeynel Emre, 15-17 yaş grubundaki öğrencilerin düşük ücretlerle çalıştırıldığına ve iş kazalarına maruz kaldığına dair iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.Bu çerçevede, çocukların güvenli çalışma koşullarına sahip olup olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği açısından nasıl korunduğu ve yaşanan kazalara ilişkin resmi verilerin ne olduğu soruları öne çıktı. Emre, çocukların eğitim hakkının zarar görmeden korunmasının temel öncelik olması gerektiğini ifade etti.Çocuk işçiliğiyle mücadelede veri eksikliği vurgusuCHP’li Emre, yalnızca MESEM uygulamalarını değil, genel olarak çocuk işçiliğiyle mücadele politikalarını da gündeme taşıdı. Bakanlığın 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nda çocuk işçiliğiyle mücadeleye ilişkin veri eksiklikleri ve belirsiz ifadelere yer verildiğini belirten Emre, bu durumun kamu denetimi açısından sorun yarattığını vurguladı.Bu kapsamda 2017-2023 Ulusal Program sona ermesine rağmen neden yeni bir program hazırlanmadığı da soruldu. Kayıt dışı çalıştığı tespit edilen çocuk sayısının yıllara göre kaç olduğu, “ulaşılan çocuk sayısı” olarak belirtilen 45 bin 854 çocuğun kaçının çalışma hayatından çekildiği ve bu çocukların ne kadarının eğitime yönlendirildiği de yanıt bekleyen sorular arasında yer aldı.Tarım, teftiş ve denetim mekanizmaları da önergelere girdiZeynel Emre’nin önergelerinde mevsimlik tarım işçisi çocukların nasıl denetlendiği sorusu da dikkat çekti. Bunun yanında 2025 yılında yapılan teftişlerde kaç çocuk işçi tespit edildiği ve bu çocukların hangi sektörlerde yoğunlaştığı da soruldu.Çocuk işçi çalıştırdığı belirlenen işverenlere hangi yaptırımların uygulandığı, tespit edilen çocukların kaçının eğitime yönlendirildiği ve sonrasında izleme yapılıp yapılmadığı da önerge kapsamındaki önemli başlıklardan biri oldu. Emre ayrıca çocuk işçiliğiyle mücadele kapsamında hangi somut tedbirlerin alındığını ve bakanlıklar arasında ortak bir denetim mekanizmasının bulunup bulunmadığını da gündeme getirdi.“Yeni düzenleme planlanıyor mu?” sorusu öne çıktıÖnergelerde dikkat çeken bir diğer başlık ise çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılmasını önlemeye dönük yeni bir düzenleme planlanıp planlanmadığı oldu. Emre, özellikle çocuk emeğinin eğitim başlığı altında istismar edilmesine yönelik iddiaların net biçimde açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.Bu doğrultuda hem mevcut uygulamaların hem de çocuk işçiliğiyle mücadelede izlenen politikaların şeffaflık içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Emre, denetim sonuçlarının ve resmi verilerin kamuoyuyla açık biçimde paylaşılmasının önemine işaret etti.Çocukların korunması vurgusuCHP’li Zeynel Emre, çocukların eğitim hakkının korunmasının, emek sömürüsünün önlenmesinin ve güvenli çalışma koşullarının sağlanmasının devletin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu vurguladı. Bu nedenle hem MESEM uygulamalarının hem de çocuk işçiliğiyle mücadele politikalarının etkin ve şeffaf biçimde denetlenmesi gerektiğini belirtti.Meclis gündemine taşınan bu sorular, çocuk işçiliği ve çocukların çalışma yaşamındaki koşullarına ilişkin tartışmaları yeniden öne çıkardı. Bakanlıktan gelecek yanıtların, hem MESEM uygulamaları hem de çocuk işçiliğiyle mücadelede atılacak adımlar açısından yakından izlenmesi bekleniyor.    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Gizem Özcan’dan Esra Işık tepkisi: “Toprağını savunmak ne zamandan beri suç?”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/gizem-ozcandan-esra-isik-tepkisi-topragini-savunmak-ne-zamandan-beri-suc/411203</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/gizem-ozcandan-esra-isik-tepkisi-topragini-savunmak-ne-zamandan-beri-suc/411203</guid>
            
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:57:14 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9986-gizem-ozcandan-esra-isik-tepkisi-topragini-savunmak-ne-zamandan-beri-suc.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9986-gizem-ozcandan-esra-isik-tepkisi-topragini-savunmak-ne-zamandan-beri-suc.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Gizem Özcan’dan Esra Işık tepkisi: “Toprağını savunmak ne zamandan beri suç?” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/gizem-ozcandan-esra-isik-tepkisi-topragini-savunmak-ne-zamandan-beri-suc/411203"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9986-gizem-ozcandan-esra-isik-tepkisi-topragini-savunmak-ne-zamandan-beri-suc.jpg" /></a>
               CHP Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, Akbelen direnişinin simge isimlerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına sert sözlerle tepki gösterdi. Özcan, toprağını ve zeytinliğini savunan yurttaşların suçlu gibi gösterildiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, Akbelen direnişinin öne çıkan isimlerinden Esra Işık’ın tutuklanmasına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Özcan, yaşanan sürecin yalnızca bir gözaltı ve tutuklama meselesi olmadığını, aynı zamanda yaşam alanlarını korumaya çalışan yurttaşlara yönelik yaklaşımı da gözler önüne serdiğini ifade etti.Akbelen’de uzun süredir devam eden direnişe dikkat çeken Özcan, bölge halkının en temel haklarından biri olan yaşam hakkını savunduğunu belirtti. Yurttaşların toprağını, suyunu, zeytinini ve geleceğini korumaya çalıştığını vurgulayan Özcan, buna rağmen tam tersine bir tabloyla karşı karşıya kalındığını söyledi.“Toprağını savunanlar suçlu ilan ediliyor”Gizem Özcan açıklamasında, ülkede düzenin tersine döndüğünü savundu. Toprağını savunanların suçlu ilan edildiğini, buna karşılık talana imza atanların korunduğunu ifade eden Özcan, bu durumun kamu vicdanında derin bir tartışma yarattığını dile getirdi.Akbelen direnişini omuzlayan isimlerden Esra Işık’ın gece saatlerinde evinden gözaltına alındığını hatırlatan Özcan, bu müdahalenin gerekçesini de eleştirdi. Özcan’a göre Işık’ın söylediği şey, “acele kamulaştırmayla köylerimizin yok edilmemesi” talebinden ibaretti.“Toprağını savunmak ne zamandan beri suç?”CHP’li Özcan, Esra Işık’ın bugün itibarıyla tutuklandığını belirterek bu karara tepki gösterdi. Açıklamasında, “Toprağını savunmak ne zamandan beri suç?” sorusunu yönelten Özcan, yaşananların yalnızca bir hukuk tartışması değil, aynı zamanda çevre ve yaşam hakkı mücadelesi açısından da önemli olduğunu vurguladı.Özcan, asıl suçun bu ülkenin ortak mirasını bir avuç sermayeye devretmek ve zeytinlikleri yok etmek olduğunu savundu. Böylece açıklamasında, Akbelen’deki mücadelenin yalnızca bölgesel değil, daha geniş bir kamu yararı meselesi olduğunu ifade etti.Akbelen direnişi yeniden gündemdeEsra Işık’ın tutuklanmasına yönelik bu açıklama, Akbelen direnişini yeniden gündemin merkezine taşıdı. Özellikle bölgedeki yurttaşların çevre, toprak ve yaşam alanlarını korumaya yönelik tepkileri uzun süredir kamuoyunda dikkatle izleniyordu.Gizem Özcan da açıklamasında bu direnişin arkasında durduklarını açık şekilde ortaya koydu. “Esra’yı alacağız, Akbelen’i vermeyeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamlayan Özcan, hem Esra Işık’a destek verdi hem de Akbelen’deki mücadelenin süreceği mesajını verdi.Yaşam alanları ve zeytinlikler tartışmanın merkezindeAçıklamada öne çıkan en önemli başlıklardan biri, zeytinlikler ve yaşam alanlarının korunması oldu. Özcan, yurttaşların yalnızca kendi mülkiyetini değil, aynı zamanda geleceğini ve ortak doğal mirası savunduğunu vurguladı.Bu nedenle Esra Işık’ın tutuklanmasının yalnızca bireysel bir olay olarak değil, toprağını savunan yurttaşlara yönelik yaklaşımın bir yansıması olarak değerlendirildiği görüldü. Akbelen üzerinden yürüyen tartışma, çevre mücadelesi ve kamusal değerlerin korunması başlıklarını yeniden öne çıkardı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İYİ Partili Şefik Çirkin’den çiftçiye vergisiz mazot teklifi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-sefik-cirkinden-ciftciye-vergisiz-mazot-teklifi/411193</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-sefik-cirkinden-ciftciye-vergisiz-mazot-teklifi/411193</guid>
            
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:51:29 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/2772-ciftciye-vergisiz-mazot-teklifi-iyi-partili-sefik-cirkinden-tbmmye-dikkat-ceken-duzenleme.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/2772-ciftciye-vergisiz-mazot-teklifi-iyi-partili-sefik-cirkinden-tbmmye-dikkat-ceken-duzenleme.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İYİ Partili Şefik Çirkin’den çiftçiye vergisiz mazot teklifi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/iyi-partili-sefik-cirkinden-ciftciye-vergisiz-mazot-teklifi/411193"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/2772-ciftciye-vergisiz-mazot-teklifi-iyi-partili-sefik-cirkinden-tbmmye-dikkat-ceken-duzenleme.jpg" /></a>
               İYİ Parti Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, tarımsal üretimde kullanılan mazotun ÖTV ve KDV’den muaf tutulması için kanun teklifi sundu. Teklifte, çiftçinin artan maliyet yükünün hafifletilmesi ve üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi hedefleniyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İYİ Parti Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, tarımsal üretimde kullanılacak mazot satışlarının Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi’nden istisna tutulması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na kanun teklifi sundu. Çirkin, düzenlemenin hayata geçmesi halinde çiftçilerin üzerindeki mali baskının azalacağını, üretimin devamlılığının destekleneceğini ve gıda arz güvenliğine katkı sağlanacağını ifade etti.Hazırlanan teklif, özellikle son dönemde artan üretim maliyetleri nedeniyle zorlanan çiftçilerin temel girdilerden biri olan mazota daha düşük maliyetle ulaşmasını amaçlıyor. Böylece tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından önemli bir adım atılması hedefleniyor.Gerekçede savaş ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaya dikkat çekildiKanun teklifinin gerekçesinde, yakın coğrafyada yaşanan savaşların ve uluslararası enerji piyasalarındaki oynaklığın tarımsal üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükselttiği vurgulandı. Bu süreçte özellikle gübre ve mazot fiyatlarında hızlı artışlar yaşandığı, bunun da üretimde verim kaybı riskini beraberinde getirdiği ifade edildi.Gerekçede, gübre fiyatlarının genel olarak yüzde 8,3 ile yüzde 26,5 arasında arttığı, mazotun litre fiyatındaki yükselişin ise yüzde 22,3’e ulaştığı belirtildi. Ayrıca savaş ve sevkiyat kısıtlamaları nedeniyle bazı temel gübrelerin fiyatlarında kısa süreli olarak yüzde 40’a varan artışların görüldüğü aktarıldı.“Mazot tarımsal üretimin stratejik girdilerinden biri”Teklifte, Türkiye’nin gübre ve mazot ihtiyacının büyük ölçüde ithalatla karşılanmasının, ülkeyi uluslararası enerji ve tarım piyasalarındaki dalgalanmalara karşı kırılgan hale getirdiği vurgulandı. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik sevkiyat yollarında yaşanabilecek aksaklıkların petrol, doğalgaz ve gübre tedarikini doğrudan etkileyerek fiyatları yukarı çekebileceği ifade edildi.Bu durumun çiftçilerin üretim planlamasını zorlaştırdığı ve tarımsal verimlilik ile sürdürülebilirliği tehdit ettiği belirtildi. Gerekçede, mazotun tarımsal üretimin hemen her aşamasında kullanılan stratejik bir girdi olduğu vurgulanırken, mevcut desteklerin çiftçinin ihtiyacını karşılamada yetersiz kaldığı savunuldu.“Çiftçinin kullandığı mazotla lüks aracın kullandığı mazot aynı olmamalı”Şefik Çirkin, mevcut sistemde mazot fiyatlarının önemli bölümünü oluşturan ÖTV ve KDV’nin çiftçinin mali yükünü artırdığını belirtti. Gerekçede, bugün lüks araçların kullandığı mazot ile çiftçilerin üretimde kullandığı mazotun aynı vergi yüküne sahip olmasının büyük bir adaletsizlik olduğu görüşüne yer verildi.Artan maliyetler karşısında çiftçilerin dayanma gücünün azaldığı belirtilirken, tarımsal üretimin devamlılığının üretici maliyetlerinin düşürülmesine bağlı olduğu vurgulandı. Bu nedenle başta mazot olmak üzere temel üretim girdileri üzerindeki vergilerin kaldırılmasının zorunlu hale geldiği ifade edildi.Teklifte hangi düzenlemeler yer alıyor?Kanun teklifine göre, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesine, “Tarımsal üretimde kullanılmak üzere çiftçilere yapılan motorin satışı Katma Değer Vergisi’nden istisnadır” hükmünün eklenmesi öngörülüyor.Bunun yanı sıra 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na da, tarımsal üretimde kullanılmak üzere çiftçiler tarafından satın alınan motorin teslimlerinden ÖTV alınmayacağına ilişkin bir madde eklenmesi planlanıyor. Teklifte, bu kapsamda uygulanacak usul ve esasların; çiftçi kayıt sistemi, ürün türü ve arazi büyüklüğü dikkate alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirleneceği belirtiliyor.Hedef, üretim sürekliliği ve gıda arz güvenliğiTeklifin temel amacı, çiftçilerin üzerindeki mali baskıyı azaltarak üretimin devamlılığını sağlamak olarak öne çıkıyor. Şefik Çirkin, düzenleme ile çiftçilerin rekabet gücünün korunmasının ve üretimin daha sürdürülebilir hale getirilmesinin amaçlandığını ifade etti.Aynı zamanda bu adımın, ülkede gıda arz güvenliğinin desteklenmesine de katkı sunacağı belirtildi. Tarımsal üretimde mazotun önemine dikkat çeken teklif, üretim zincirinin daha sağlıklı işlemesi için vergi yükünün hafifletilmesini gündeme taşıdı.Çiftçinin maliyet yükü tartışması yeniden gündemdeŞefik Çirkin’in TBMM’ye sunduğu teklif, tarımsal üretimde artan maliyetler ve çiftçilerin yaşadığı ekonomik baskılar çerçevesinde dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Gübre ve mazot fiyatlarındaki artışın üretim üzerindeki etkisi uzun süredir tartışılırken, bu teklif özellikle mazot üzerinden yaşanan maliyet baskısına yönelik somut bir düzenleme önerisi içeriyor.Teklifin yasalaşıp yasalaşmayacağı ilerleyen süreçte netleşecek olsa da, çiftçilerin kullandığı mazotun vergiden muaf tutulması talebi tarım sektöründeki en önemli gündem başlıklarından biri olarak öne çıkmayı sürdürüyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Gülcan Kış’tan genç işsizlik çıkışı: “6,7 milyon genç sistemin dışında”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-genc-issizlik-cikisi-67-milyon-genc-sistemin-disinda/411188</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-genc-issizlik-cikisi-67-milyon-genc-sistemin-disinda/411188</guid>
            
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:26:01 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/3553-chpli-gulcan-kistan-genc-issizlik-cikisi-67-milyon-genc-sistemin-disinda.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/3553-chpli-gulcan-kistan-genc-issizlik-cikisi-67-milyon-genc-sistemin-disinda.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Gülcan Kış’tan genç işsizlik çıkışı: “6,7 milyon genç sistemin dışında” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-gulcan-kistan-genc-issizlik-cikisi-67-milyon-genc-sistemin-disinda/411188"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/3553-chpli-gulcan-kistan-genc-issizlik-cikisi-67-milyon-genc-sistemin-disinda.jpg" /></a>
               CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, genç işsizliği ve eğitim dışında kalan gençlere ilişkin veriler üzerinden iktidarın işsizlik söylemini eleştirdi. Kış, gerçek işsizliğin resmi verilerin çok üzerinde olduğunu savundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, genç işsizliği ve eğitim dışında kalan milyonlarca gence ilişkin açıklamalarıyla dikkat çekti. Resmi işsizlik oranının yüzde 8,3’e düştüğünün açıklandığını hatırlatan Kış, aynı dönemde işgücü ve istihdam rakamlarında gerileme yaşandığını belirterek ortaya çıkan tabloya tepki gösterdi.Kış, işgücünün 200 bin kişi azaldığını, istihdam edilen kişi sayısının ise 54 bin düştüğünü ifade ederek, bu şartlarda işsizliğin düşüyor gibi gösterilmesinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Ona göre bu tablo bir başarı hikayesi değil, görünmeyen daha büyük bir sorunun işareti.“6,7 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda”Türkiye’de 15-34 yaş grubundaki gençlerin önemli bir bölümünün ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığını belirten Gülcan Kış, bu grubun toplamda 6 milyon 762 bin kişiye ulaştığını söyledi. Kış, bu verinin genç nüfusun yüzde 27,7’sine karşılık geldiğini vurguladı.Her 4 gençten 1’inin sistemin dışında kaldığını ifade eden Kış, yeni her 100 gençten 28’inin “ev genci” olarak tanımlanabilecek durumda olduğunu dile getirdi. Ayrıca bu sayının son bir yılda 58 bin kişi daha arttığını belirterek, yaşanan tablonun başarı olarak sunulamayacağını söyledi.“Gerçek işsizlik oranı yüzde 29,7”Resmi verilerle çizilen işsizlik görünümünün yeterli olmadığını savunan Kış, işsizler, eksik istihdamda olanlar ve umudunu kaybedenler birlikte hesaplandığında ortaya çok daha ağır bir tablo çıktığını belirtti.Kış’ın değerlendirmesine göre, gerçek işsiz sayısı 12 milyon 100 bine yaklaşmış durumda. Bu hesaplamayla gerçek işsizlik oranının yüzde 29,7 seviyesine çıktığını ifade eden Kış, neredeyse her 3 kişiden 1’inin işsiz ya da eksik istihdamda bulunduğunu söyledi.“İşsizlik değil, umutsuzluk büyüyor”CHP’li vekil, son bir yılda umudunu kaybedenlerin sayısında da ciddi artış yaşandığını belirtti. Buna göre umutsuzların sayısı 908 bin kişi artarak 5 milyon 129 bine çıktı.Kış, bu verilerin işsizliğin azalmasından çok, insanların iş bulma umudunu yitirdiğini gösterdiğini savundu. Gençlerin ve iş arayanların sistemden uzaklaşmasının, resmi oranların tek başına anlatamadığı daha derin bir soruna işaret ettiğini dile getirdi.Genç kadınlardaki tablo daha da dikkat çektiGülcan Kış, genç kadınlara ilişkin verilerin daha ağır bir eşitsizliği ortaya koyduğunu söyledi. Ne eğitimde ne de istihdamda olan genç kadınların oranının yüzde 41’e ulaştığını belirten Kış, bu durumun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun olduğunu ifade etti.Bu tabloya göre ülkede her 10 genç kadından 4’ünün ne okulda ne de iş hayatında yer alabildiğini vurgulayan Kış, genç kadınların sistemin dışında kalmasının çok yönlü bir eşitsizliğe dönüştüğünü savundu.“Çalışıyor görünenler de geçinemiyor”İstihdamın niteliğine de dikkat çeken Kış, çalışanların önemli bir bölümünün güvencesiz koşullarda hayatını sürdürdüğünü belirtti. İstihdam edilenlerin yüzde 25,6’sının kayıt dışı çalıştığını söyleyen Kış, tarım sektöründe bu oranın yüzde 82’ye çıktığını kaydetti.Eksik istihdamdaki kişi sayısının da 3 milyon 998 bine ulaştığını hatırlatan Kış, birçok kişinin çalışıyor görünmesine rağmen yeterli gelir elde edemediğini ve yaşamını kurmakta zorlandığını ifade etti. Bu nedenle istihdam rakamlarının tek başına sağlıklı bir tablo sunmadığını vurguladı.Üretimdeki daralma genç işsizliği de etkiliyorKış, genç işsizliğini besleyen bir diğer başlığın üretimdeki zayıflama olduğunu söyledi. Özellikle imalat sanayisinde yaşanan daralmaya dikkat çeken Kış, her 100 tezgahtan 27’sinin üretim yapamadığını belirtti.Kapasite kullanım oranının yüzde 73,3 seviyesine kadar gerilediğini ifade eden Kış, üretimin azalmasının doğrudan istihdamı etkilediğini söyledi. Üretim olmadığında yeni iş alanlarının da oluşamayacağını vurgulayan Kış, gençlerin iş bulmakta zorlanmasının temel nedenlerinden birinin bu tablo olduğunu dile getirdi.“Bu tablo bir kuşak krizine işaret ediyor”Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Gülcan Kış, milyonlarca gencin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığı bir ortamın başarı olarak gösterilemeyeceğini ifade etti.Kış, gerçek işsiz sayısının 12 milyona dayandığını, 6,7 milyon gencin sistemin dışında kaldığını belirterek bunun bir kuşak krizi olduğunu söyledi. Gençlerin yalnızca iş bulamadıkları için değil, umutlarını da kaybettikleri için vazgeçtiğini savunan Kış, yaşanan tablonun bir neslin sistemin dışına itildiğini açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.   ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İzmir’de taşınmaz gerilimi büyüyor: CHP&#039;li Rahmi Aşkın Türeli&#039;den tepki</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/izmirde-tasinmaz-gerilimi-buyuyor-chpli-rahmi-askin-tureliden-tepki/411127</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/izmirde-tasinmaz-gerilimi-buyuyor-chpli-rahmi-askin-tureliden-tepki/411127</guid>
            
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 13:19:24 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/8777-izmirde-tasinmaz-gerilimi-buyuyor-chpli-rahmi-askin-tureliden-tepki.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/8777-izmirde-tasinmaz-gerilimi-buyuyor-chpli-rahmi-askin-tureliden-tepki.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İzmir’de taşınmaz gerilimi büyüyor: CHP&#039;li Rahmi Aşkın Türeli&#039;den tepki ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/izmirde-tasinmaz-gerilimi-buyuyor-chpli-rahmi-askin-tureliden-tepki/411127"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/8777-izmirde-tasinmaz-gerilimi-buyuyor-chpli-rahmi-askin-tureliden-tepki.jpg" /></a>
               İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin restore ederek kent yaşamına kazandırdığı Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Gasilhane ve Namazgâh Hamamı gibi taşınmazların mülkiyetine ilişkin tartışma yeniden gündemde. Belediyenin kamu hizmeti için kullandığı yapıların devrine yönelik sürece tepki gösteriliyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli duruma tepki gösterdi.İzmir’in kent hafızasında önemli yere sahip Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Gasilhane ve Namazgâh Hamamı gibi yapılar, son dönemde yaşanan mülkiyet tartışmaları ve devir işlemleri nedeniyle yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. İzmir halkının vergileriyle ayağa kaldırılan, restore edilen ve yeniden kent yaşamına dahil edilen bu yapıların, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi dayanak gösterilerek belediyenin elinden alınmak istendiği belirtiliyor.Söz konusu sürecin, yalnızca taşınmazların mülkiyetine ilişkin teknik bir tartışma olmadığı; aynı zamanda kamu hizmetlerinin devamlılığı, yerel yönetimlerin yetki alanı ve kentsel hafızanın korunması açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.“Sessiz tescil” iddiası ve tahliye baskısı öne çıktıTaşınmazlarla ilgili mülkiyet tartışmasının, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne herhangi bir tebligat yapmadan Tapu Müdürlüğü üzerinden gerçekleştirdiği belirtilen “sessiz tescil” işlemiyle başladığı aktarılıyor. Devam eden hukuki süreçte, Meslek Fabrikası için İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının Mart 2026 başında kaldırıldığı, bunun ardından da tahliye baskısının gündeme geldiği vurgulanıyor.Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün 23 Mart 2026 tarihine kadar binaların boşaltılmasına yönelik tebligat gönderdiği belirtilirken, bu adımın kentin idari ve sosyal işleyişine doğrudan müdahale niteliği taşıdığı savunuluyor.Tarihsel geçmiş vurgusu: Yapılar belediyeye sonradan verilmiş değilMetinde yer alan bilgilere göre, tartışma konusu olan yapılar belediyeye bedelsiz devredilmiş mülkler olarak değerlendirilmiyor. Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla belediyeye devredildiği, 2007 yılında ise vakıf şerhi bedelinin ödenmesiyle tamamen belediye mülkiyetine geçtiği belirtiliyor.135 yıllık geçmişe sahip Egemenlik Evi’nin, Milli Mücadele döneminde Müdâfaa-i Hukuk-ı Osmâniye Cemiyeti merkezi olarak kullanıldığı, 2006 yılında TBMM Vakfı’nın kapanmasının ardından yeniden belediyeye verildiği aktarılıyor. Namazgâh Hamamı ile “Tebhirhane” olarak kayıtlı gasilhane binasının da benzer şekilde belediyenin mülkiyetinde ve korumasında bugüne ulaştığı ifade ediliyor.Bu yapılar ticari değil, doğrudan kamu hizmeti için kullanılıyorİzmir Büyükşehir Belediyesi’nin söz konusu taşınmazları ticari amaçla değil, doğrudan kamu hizmeti odaklı kullandığı vurgulanıyor. Meslek Fabrikası’nın 29 merkezde 145 bin kursiyere eğitim verdiği ve 37 bin kişiyi istihdamla buluşturduğu belirtilirken, yapının toplumsal dönüşüm merkezi niteliği taşıdığı ifade ediliyor.Egemenlik Evi’nin 2020 depremi sonrasında belediye başkanlık makamı ve yönetim merkezi olarak kullanıldığı, Namazgâh Hamamı’nın tarih turizmine hizmet eden yaşayan bir kültür varlığı olduğu kaydediliyor. Gasilhane ve morg alanının ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin ek hizmet alanı olarak kullanıldığı; yılda 55 bin ev ziyareti gerçekleştiren Evde Bakım Birimi için lojistik merkez, araç sevk alanı ve afet deposu işlevi gördüğü belirtiliyor.Milyonlarca liralık kamu yatırımı yapıldığı belirtiliyorMetinde, söz konusu yapıların belediye bünyesinde kalmasının yalnızca mülkiyet değil, yapılan kamu yatırımları açısından da zorunluluk taşıdığı savunuluyor. Namazgâh Hamamı için güncel kurlar üzerinden yaklaşık 51,5 milyon TL yatırım yapıldığı, Meslek Fabrikası binasının ise 17 milyon TL’lik restorasyon bütçesiyle harabe halinden kurtarıldığı ifade ediliyor.Bu yapıların tahliye edilmesinin, halkın vergileriyle yapılan yatırımların boşa gitmesi ve uzun süredir sürdürülen kamu hizmetlerinin sekteye uğraması anlamına geleceği belirtiliyor. Üstün kamu yararı gereğince bu yapıların yerel yönetimin tasarrufunda kalması ve halka hizmet vermeyi sürdürmesi gerektiği vurgulanıyor.Uygulamanın yerel yönetimlere yönelik bir baskıya dönüştüğü savunuluyorAçıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ülke genelinde CHP’li belediyelere yönelik benzer uygulamalarının bir tür cezalandırma haline dönüştürüldüğü görüşüne yer veriliyor. İzmir’deki bu taşınmazlara el konulmasının en büyük etkisinin İzmir halkı üzerinde hissedileceği, yerel idarenin ise doğrudan zarara uğrayabileceği belirtiliyor.Yıllar önce bedeli ödenmiş ve hukuki süreçlerle belediye bünyesine geçmiş taşınmazların tapusuna sonradan el konulmasının mantıklı bir açıklamasının bulunmadığı da metinde öne çıkan eleştiriler arasında yer alıyor.Kemeraltı’ndaki yapılar için restorasyon çağrısı yapıldıMetinde ayrıca, İzmir’de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Tarihi Kemeraltı Çarşısı ve çevresinde yaklaşık 700 yapının acil restorasyon ihtiyacı bulunduğu hatırlatılıyor. Belediye ve TARKEM verilerine dayandırılan bu bilgi çerçevesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün el koyma yerine acil restorasyon bekleyen yapıları kamuya kazandırmaya yönelmesi gerektiği savunuluyor.Bu yaklaşımın, hem kültürel mirasın korunmasına hem de kamu yararının güçlendirilmesine katkı sağlayacağı ifade ediliyor.Anayasal ilkelere aykırılık vurgusu yapıldıMetinde, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesindeki düzenlemenin Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındığı da belirtiliyor. Mevcut uygulamanın Anayasa’daki idarenin bütünlüğü, yerel yönetimlerin özerkliği, mülkiyet hakkı ve ölçülülük ilkeleriyle açık biçimde çeliştiği savunuluyor.Yerel halkın bütçesiyle kamulaştırılan ve restore edilen yapıların merkezi yönetime devrinin, hem mülkiyet hakkının özüne dokunduğu hem de yerel idari özerkliğe doğrudan müdahale anlamı taşıdığı ileri sürülüyor.“İzmir sahipsiz değildir” mesajı öne çıktıAçıklamanın sonunda, İzmir halkının ortak malı olarak görülen bu yapıların siyasi ajandalara kurban edilmeyeceği vurgulanıyor. Belediyenin restore ettiği, kamusal işlev kazandırdığı ve sosyal belediyecilik anlayışıyla işlettiği taşınmazların korunmasının kent için hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.Metnin en güçlü mesajlarından biri ise, bu sürece boyun eğilmeyeceği ve İzmir’in sahipsiz olmadığı yönündeki vurgu olarak öne çıkıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Veli Ağbaba’dan işsizlik ve torba yasa çıkışı: “Diplomalı işsizler ordusu yarattılar”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-veli-agbabadan-issizlik-ve-torba-yasa-cikisi-diplomali-issizler-ordusu-yarattilar/411118</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-veli-agbabadan-issizlik-ve-torba-yasa-cikisi-diplomali-issizler-ordusu-yarattilar/411118</guid>
            
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 14:23:25 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/8036-chpli-veli-agbabadan-issizlik-ve-torba-yasa-cikisi-diplomali-issizler-ordusu-yarattilar.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/8036-chpli-veli-agbabadan-issizlik-ve-torba-yasa-cikisi-diplomali-issizler-ordusu-yarattilar.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Veli Ağbaba’dan işsizlik ve torba yasa çıkışı: “Diplomalı işsizler ordusu yarattılar” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpli-veli-agbabadan-issizlik-ve-torba-yasa-cikisi-diplomali-issizler-ordusu-yarattilar/411118"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/8036-chpli-veli-agbabadan-issizlik-ve-torba-yasa-cikisi-diplomali-issizler-ordusu-yarattilar.jpg" /></a>
               CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, torba yasa görüşmelerinde işsizlik tablosuna dikkat çekerek üniversite mezunları arasındaki işsizliğin arttığını, gençlerin iş bulmakta zorlandığını ve İşsizlik Fonu’nun amacının dışında kullanıldığını savundu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Malatya Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsü Veli Ağbaba, bazı kanunlarda değişiklik öngören torba yasa görüşmelerinde dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Teklif ile Cumhurbaşkanına, işsizlik primi devlet katkısını yarıya kadar düşürme yetkisi verilmesini eleştiren Ağbaba, Türkiye’de işsizlik sorununun giderek ağırlaştığını söyledi.Konuşmasında özellikle genç işsizliği, üniversite mezunlarının yaşadığı istihdam sorunu, İşsizlik Fonu’nun kullanımı ve toplumsal etkiler üzerinde duran Ağbaba, mevcut tablonun yalnızca ekonomik değil sosyal sonuçlar da doğurduğunu ifade etti.“Üniversite mezunu işsizlik genel işsizliği geçti”Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizlik oranını geçtiğini belirten Ağbaba, 25-34 yaş arasındaki işsizlerin yüzde 49’unun yükseköğrenim mezunu olduğunu söyledi. Bu durumun gençlerin artık üniversite eğitiminin bile iş sahibi olmaya yetmeyeceğini düşünmesine yol açtığını ifade eden Ağbaba, üniversite mezunlarının iş bulma ihtimalinin giderek azaldığını savundu.Ağbaba, bu tabloyu “diplomalı işsizler ordusu” olarak tanımlarken, eğitimli gençlerin gelecek umutlarının zayıfladığını dile getirdi.“Ev genci” vurgusu yaptı: İki gençten biri işsizAK Parti döneminde “ev genci” kavramının ortaya çıktığını söyleyen Ağbaba, ne çalışan ne de eğitimine devam eden milyonlarca genç bulunduğunu belirtti. Kimi verilere göre 6,5 milyon civarında ev genci olduğunu ifade eden Ağbaba, gençlerin üretim ve eğitim dışında kalmasının ciddi bir toplumsal sorun haline geldiğini dile getirdi.Genel işsizlik tablosuna da değinen Ağbaba, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30’a yükseldiğini, yaklaşık 12 milyon kişinin bu kapsamda işsiz olduğunu söyledi. Kadınlarda işsizliğin yüzde 39’a ulaştığını, gençlerde ise durumun daha ağır olduğunu belirten Ağbaba, neredeyse iki gençten birinin işsiz durumda bulunduğunu savundu.Türkiye’de işsizlik sorununun Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu söylediAğbaba, toplam nüfusta çalışabilir durumda olan 66 milyon kişiden yalnızca 22,6 milyonunun çalışabildiğini ifade etti. Türkiye’de geniş tanımlı işsizliğin Avrupa ortalamasının 2,4 katına çıktığını söyleyen Ağbaba, bunun devasa bir istihdam krizine işaret ettiğini belirtti.Ortaya çıkan ekonomik darboğazın toplumda daha büyük bir çöküşe neden olduğunu savunan Ağbaba, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca görülmeyen ölçekte bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.İşsizliğin sosyal sonuçlarına dikkat çektiKonuşmasında işsizliğin sadece ekonomik değil, sosyal problemlerin de kaynağı haline geldiğini vurgulayan Ağbaba, uyuşturucu kullanımındaki artışa dikkat çekti. Özellikle sentetik uyuşturucu kullanımında ciddi yükseliş yaşandığını ifade eden Ağbaba, bunun işsizlikle bağlantılı olduğunu savundu.2024 yılında uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitiren 427 kişiden 204’ünün sentetik bonzai, 142’sinin ise metamfetamin nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Ağbaba, gençlerin göz göre göre ölüme sürüklendiğini söyledi.Cumhurbaşkanına verilen yeni yetkiyi eleştirdiTorba yasa teklifiyle Cumhurbaşkanına yüzde 1 olan işsizlik sigortası katkı payını yarıya kadar artırma veya azaltma yetkisi verilmesini eleştiren Ağbaba, bunun gelecekte mutlaka kullanılacağını savundu. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu yetkinin kullanılmayabileceğinin söylendiğini hatırlatan Ağbaba, verilen bu tür yetkilerin pratikte hayata geçirileceğini ifade etti.İşsizlik ödeneği koşullarının genişletilmesi gerektiğini yıllardır söylediklerini belirten Ağbaba, bu konunun 2023 seçim vaatleri arasında da yer aldığını hatırlattı.“Başvuranların yarısı işsizlik maaşı alamıyor”Ağbaba, 2025 yılında 1 milyon 840 bin kişinin işsizlik maaşı için başvurduğunu, ancak yalnızca 881 bin kişinin bu destekten yararlanabildiğini söyledi. Buna göre başvuranların yüzde 52’sinin işsizlik maaşı alamadığını vurgulayan Ağbaba, işsiz olup başvurmayanlar da düşünüldüğünde tablonun daha ağır olduğunu ifade etti.Her 100 işsizden yalnızca 16’sının işsizlik maaşı alabildiğini belirten Ağbaba, geri kalan 84 kişinin bu haktan yararlanamadığını söyledi. İşsizlik maaşına erişim için son üç yılda en az 600 gün prim ödeme şartı bulunduğunu hatırlatan Ağbaba, işverenlerin sık yaptığı giriş-çıkış işlemleri nedeniyle birçok kişinin bu haktan mahrum kaldığını dile getirdi.İşsizlik Fonu’nun amacından uzaklaştığını savunduİşsizlik Fonu’nun zamanla işverene destek fonuna dönüştüğünü öne süren Ağbaba, 2025 yılı sonu itibarıyla fon varlığının yaklaşık 628 milyar lira olduğunu, 2026 yılında ise 151 milyar lira daha gelir fazlası beklendiğini söyledi. Bu kaynağın gerçek amacının işsize destek vermek olduğunu vurgulayan Ağbaba, fondaki büyüklüğe rağmen işçiye ayrılan payın sınırlı kaldığını savundu.2025 sonunda fondaki 628 milyar liralık varlık içinde işsizlik ödeneği olarak ödenen miktarın 80 milyar lira, işverene aktarılan kaynağın ise 97 milyar lira olduğunu belirten Ağbaba, üç yılda işsizlik sigortası giderlerinin yalnızca yüzde 7’sinin işçiye, yüzde 54’ünün ise işverene verildiğini söyledi.Ağbaba’dan sosyal devlet ve işsizlik eleştirisiVeli Ağbaba, konuşmasının genelinde Türkiye’de işsizliğin derinleştiğini, gençlerin eğitim alsa da iş bulamadığını ve İşsizlik Fonu’nun temel amacından uzaklaştırıldığını savundu. Mevcut düzenlemelerin işsizleri korumak yerine yeni yetkiler ve kısıtlamalar getirdiğini ileri süren Ağbaba, işsizliğin hem ekonomik hem sosyal açıdan daha büyük sonuçlar doğurduğunu vurguladı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;den gençlere ilk konut için destek teklifi: Faizin yüzde 75’i devlet tarafından karşılasın</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/meclis/chpden-genclere-ilk-konut-icin-destek-teklifi-faizin-yuzde-75i-devlet-tarafindan-karsilasin/411099</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/meclis/chpden-genclere-ilk-konut-icin-destek-teklifi-faizin-yuzde-75i-devlet-tarafindan-karsilasin/411099</guid>
            
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:32:22 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/7435-chpden-genclere-ilk-konut-icin-destek-teklifi-faizin-yuzde-75i-devlet-tarafindan-karsilasin.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/7435-chpden-genclere-ilk-konut-icin-destek-teklifi-faizin-yuzde-75i-devlet-tarafindan-karsilasin.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;den gençlere ilk konut için destek teklifi: Faizin yüzde 75’i devlet tarafından karşılasın ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Meclis</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/meclis/chpden-genclere-ilk-konut-icin-destek-teklifi-faizin-yuzde-75i-devlet-tarafindan-karsilasin/411099"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/7435-chpden-genclere-ilk-konut-icin-destek-teklifi-faizin-yuzde-75i-devlet-tarafindan-karsilasin.jpg" /></a>
               CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, ilk kez ev sahibi olacak 40 yaş altındaki gençler için faiz desteği ve işlem masrafı indirimi içeren kanun teklifini TBMM’ye sundu. Teklif, gençlerin ilk konuta erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, ilk kez konut sahibi olacak 40 yaş altındaki gençlere yönelik yeni bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Hazırlanan teklif, konut fiyatlarındaki hızlı yükseliş, artan kira bedelleri ve ağırlaşan kredi koşulları nedeniyle derinleşen barınma sorununa çözüm üretmeyi amaçlıyor.Durmaz, özellikle düzenli gelire sahip çok sayıda gencin bile mevcut ekonomik koşullar altında ilk evine ulaşmakta zorlandığını belirterek, gençlerin barınma hakkını güçlendirecek somut adımlar atılması gerektiğini ifade etti.Faiz ve kâr payının yüzde 75’ine kadar destek öngörülüyor“İlk Defa Konut Edinecek 40 Yaş Altındaki Gençlere Konut Finansmanı Faiz Desteği ve İşlem Masrafı İndirimi Sağlanmasına Dair Kanun Teklifi” ile gençlerin ilk konutlarına erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.Teklife göre, ilk kez konut edinmek amacıyla bankalar veya katılım bankalarından kullanılacak azami 120 ay vadeli konut kredilerinde ya da finansmanlarda aylık faiz veya kâr payı tutarının yüzde 75’ine kadar olan kısmı Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden karşılanabilecek. Bu desteğin, Cumhurbaşkanı tarafından her yıl belirlenecek azami konut değeri ve kredi tutarıyla sınırlı olması öngörülüyor.Destekten kimler yararlanabilecek?Teklifte, başvuru tarihi itibarıyla 40 yaşını doldurmamış, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve adına daha önce konut kaydı bulunmayan kişilere yönelik destek mekanizmaları yer alıyor.Bu düzenlemeyle, ilk kez ev sahibi olmak isteyen genç yurttaşların finansman yükünün hafifletilmesi ve konut edinim sürecinin daha erişilebilir hale getirilmesi amaçlanıyor.İşlem masraflarında da indirim planlanıyorKanun teklifi yalnızca faiz desteğini kapsamıyor. Konut edinim sürecindeki ek maliyetlerin azaltılmasına yönelik çeşitli düzenlemeler de teklifin içinde yer alıyor.Buna göre kredi tahsis ücreti, dosya masrafı, istihbarat ücreti ve benzeri kalemlerden ücret alınmaması öngörülüyor. Ayrıca ekspertiz ücreti ile ipotek tesis masraflarının yarısının kamu tarafından karşılanması, tapu işlemlerine ilişkin döner sermaye hizmet bedelinde ise alıcı yönünden yüzde 50 indirim uygulanması planlanıyor.Barınma hakkı ve sosyal devlet vurgusu yapıldıKadim Durmaz, teklife ilişkin değerlendirmesinde barınma hakkının sosyal devlet ilkesinin doğal bir sonucu olduğunu vurguladı. Gençlerin yüksek konut fiyatları, yüksek kredi faizleri ve ağır işlem masrafları nedeniyle ilk evlerine ulaşmakta çok ciddi güçlük yaşadığını belirten Durmaz, bu durumun gençlerin gelecek planlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.Durmaz, kira baskısı altında yaşayan gençlerin evlenme, aile kurma ve geleceklerini planlama süreçlerini ertelemek zorunda kaldığını belirterek, sosyal devletin vatandaşın barınma hakkını güçlendirecek adımları atmakla yükümlü olduğunu söyledi.Destek yatırım ve spekülasyon amacıyla kullanılamayacakTeklifte, kamu desteğinin yatırım ya da spekülasyon amacıyla kullanılmasının önüne geçilmesi için bazı güvencelere de yer verildi. Buna göre, destekten yararlanılarak satın alınan konutta en geç bir yıl içinde fiilen ikamet edilmesi zorunlu olacak.Ayrıca hak sahibinin, mücbir sebepler dışında, bu konutu 10 yıl dolmadan satamayacağı, devredemeyeceği ya da kiraya veremeyeceği düzenleniyor. Bu kurallara aykırı hareket edilmesi halinde sağlanan kamu desteklerinin yasal faiziyle birlikte geri alınması öngörülüyor.Amaç yalnızca konut edinimi değil, sosyal adaletin güçlenmesiKadim Durmaz, hazırlanan düzenlemenin yalnızca bireysel konut edinimini destekleyen bir teklif olmadığını, aynı zamanda gençlerin toplumsal hayata daha güvenli ve istikrarlı şekilde katılmalarını hedeflediğini belirtti.Gençlerin ilk konutlarına erişimini kolaylaştırmanın, kira baskısını hafifletmenin ve sosyal adaleti güçlendirmenin zorunlu olduğunu ifade eden Durmaz, teklifin gençlerin geleceğe daha güvenle bakabilmesi amacıyla hazırlandığını söyledi. Durmaz, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partiler ve milletvekillerinin bu teklife siyaset üstü yaklaşmasını temenni etti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

        
    </channel>

</rss>

