CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, İzmir’in simge yapılarından biri olan Meslek Fabrikası’na yönelik müdahale sonrası dikkat çeken bir açıklama yaptı. Türeli, devam eden yargı süreçlerine rağmen binanın sabahın erken saatlerinde polis barikatlarıyla kuşatılmasının ve buna demokratik tepki gösteren İzmirli yurttaşlara yönelik sert müdahalenin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Açıklamasında, devletin kolluk gücünün hukuki uyuşmazlıkların çözümünde bir baskı aracı gibi kullanılmasının demokratik hukuk devleti ilkeleriyle asla bağdaşmadığını belirten Türeli, yaşananların kamu vicdanında derin bir yara açtığını vurguladı. Özellikle biber gazlı müdahalenin ve sert güvenlik önlemlerinin, hukuki bir meselenin toplumsal gerilime dönüştürülmesine neden olduğunu söyledi.
Meslek Fabrikası’nın tarihine dikkat çekti
Rahmi Aşkın Türeli, açıklamasında Meslek Fabrikası binasının tarihi geçmişine de geniş yer verdi. Yapının 1908 yılında özel şahıslar tarafından un fabrikası olarak inşa edildiğini hatırlatan Türeli, 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile kamulaştırıldığını ve İzmir halkına armağan edilerek belediye adına tescil edildiğini belirtti.
Türeli, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu tarihi yapıyı yok olmaktan kurtarmak amacıyla 17 milyon TL harcayarak restore ettiğini, ardından da binayı on binlerce insanın eğitim aldığı bir merkez haline dönüştürdüğünü ifade etti. Bugüne kadar 145 bin kursiyerin burada eğitim aldığını vurgulayan Türeli, yapının yalnızca bir bina değil, aynı zamanda İzmir halkının ortak hafızasında yer eden önemli bir kamusal değer olduğunu söyledi.
“Vakıfla hukuki bağ sona ermiştir” vurgusu
CHP’li Türeli, 2007 yılında 1,6 milyon TL tutarında taviz bedeli ödenerek tapudaki vakıf şerhinin kaldırıldığını da hatırlattı. Bu işlemle birlikte Bayezid Baba Vakfı ile taşınmaz arasındaki hukuki bağın kesin biçimde sona erdiğini ifade eden Türeli, bugün yapılan işlemlerin bu hukuki gerçeği yok saydığını savundu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyet bağı kopmuş bir taşınmazı “mazbut vakıf” statüsü üzerinden yeniden tescil etme girişiminin hukuku etkisizleştirmek anlamına geldiğini belirten Türeli, söz konusu vakfın münderis yani yok olmuş bir vakıf olduğunu, bu nedenle taşınmazın mazbut vakıf gibi değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını söyledi.
“Yerel yönetimi hedef alan bir cezalandırma pratiği”
Rahmi Aşkın Türeli, bu işlemin hiçbir üstün kamu yararı gözetilmeden yapıldığını ve açık biçimde yerel yönetimi hedef alan bir cezalandırma pratiğine dönüştüğünü ifade etti. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu yaklaşımla genel idare ile yerel idareyi bilinçli biçimde karşı karşıya getirdiğini söyleyen Türeli, bunun kamu yönetiminin temel ilkelerine zarar verdiğini dile getirdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni adeta bir işgalci gibi göstermeye çalışan anlayışın devlet ciddiyetiyle ve hukukla bağdaşmadığını kaydeden Türeli, ortaya çıkan tablonun yalnızca idari bir işlem değil, aynı zamanda siyasi ve hukuki bir baskı yöntemi olarak değerlendirildiğini belirtti.
Devam eden davalar hatırlatıldı
Türeli, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hukuki mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü de vurguladı. Taşınmazın mevcut durumu, içindeki demirbaşlar ve yapılan milyonlarca liralık yatırımın değerinin belirlenmesi amacıyla açılan tespit davasının İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 23 Mart tarihinde reddedildiğini, buna karşı itiraz sürecinin başlatıldığını söyledi.
Ayrıca Meslek Fabrikası’nın yeniden belediyeye tahsis edilmesi talebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yapılan başvurunun yanıtsız bırakılarak zımnen reddedildiğini belirten Türeli, bu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle İzmir 4. İdare Mahkemesi’nde 1 Nisan 2026 tarihinde dava açıldığını ve sürecin halen inceleme aşamasında olduğunu aktardı. Sabah saatlerinde tebligat yapılmadan tahliye işlemine başlanmasına ilişkin olarak da ayrı bir dava açıldığını hatırlattı.
“Bu bina İzmir halkının ortak malıdır”
Rahmi Aşkın Türeli, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesindeki düzenlemenin de Anayasa’daki “İdarenin Bütünlüğü”, “Yerel Yönetimlerin Özerkliği” ve “Mülkiyet Hakkı” ilkeleriyle çeliştiği gerekçesiyle CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını belirtti.
Meslek Fabrikası’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde, kamusal hizmet amacıyla kullanılan bir yapı olduğunu vurgulayan Türeli, bu yönüyle binanın İzmir halkının ortak malı niteliği taşıdığını söyledi. Binlerce insanın yararlandığı bu yapının tahliye edilmesinin, belediyenin yaptığı yatırımlar da düşünüldüğünde ciddi bir kamu zararına yol açacağını ifade etti.
Türeli, sonuç olarak Meslek Fabrikası’nın hukuki süreçler tamamlanmadan, yargı devam ederken ve kamuoyunda tartışmalar sürerken tahliye edilmeye çalışılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu söyledi. Bu nedenle tescil ve tahliye işlemlerinden derhal vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu.