Gazete Kritik Meclis CHP'li Sezgin Tanrıkulu’ndan eski İBB ihaleleri için 25 soruluk önergesi

CHP'li Sezgin Tanrıkulu’ndan eski İBB ihaleleri için 25 soruluk önergesi

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki geçmiş yönetim dönemlerinde yapılan ihalelere ilişkin kapsamlı bir soru önergesi verdi. Önergede, ihale yöntemlerinden şirket dağılımına, kamu zararından alt yüklenici ilişkilerine kadar birçok başlıkta ayrıntılı yanıt istendi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Av. Dr. M. Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’nin geçmiş yönetim dönemlerinde gerçekleştirilen ihalelerine ilişkin dikkat çeken bir soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak yanıtlanması talep edilen önergede, Recep Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve Kadir Topbaş dönemlerinde yapılan ihalelere yönelik kapsamlı sorular sıralandı.

Tanrıkulu, söz konusu dönemlerdeki ihale tartışmalarının yalnızca münferit usulsüzlük iddialarıyla sınırlı olmadığını, bunun aynı zamanda sistematik bir ihale yapısına işaret ettiğini belirtti. Metinde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Sayıştay denetim ilkeleri ve kamu mali yönetimi mevzuatı çerçevesinde açık ihale usulünün esas, pazarlık ve doğrudan teminin ise istisna olduğu vurgulandı. Buna karşın Sayıştay bulgularında özellikle pazarlık usulü ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygın biçimde kullanıldığı, bunun da rekabeti zayıflattığının belirtildiği ifade edildi.

Önergede ihale sistemiyle ilgili geniş kapsamlı sorular yer aldı

Tanrıkulu’nun önergesinde ilk olarak üç ayrı dönemde toplam kaç ihale yapıldığı, bu ihalelerin toplam bedelinin ne olduğu ve yıllara göre dağılımının nasıl şekillendiği soruldu. Ayrıca en fazla ihale alan ilk 50 şirketin hangileri olduğu, bu şirketlerin toplam ihale sayısı ile bedellerinin ne düzeyde bulunduğu ve kamuoyunda “tekrarlayan yüklenici” olarak öne çıkan firmaların hangileri olduğuna ilişkin bilgi talep edildi.

Önergede ihale usullerine göre dağılım da ayrı bir başlık olarak ele alındı. Açık ihale, belli istekliler arasında ihale, pazarlık usulü ve doğrudan temin yöntemlerinin oranı ile özellikle 21/b kapsamındaki pazarlık usulü ihalelerin sayısı ve toplam tutarının açıklanması istendi. Doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların toplam büyüklüğü de sorular arasında yer aldı. Tanrıkulu ayrıca en yüksek bedelli 20 ihale ile en düşük bedelli 20 ihalenin hangileri olduğunu ve bunları kazanan şirketlerin isimlerini de öğrenmek istedi.

Belediye iştirakleri, alt yükleniciler ve ihalesiz devirler de soruldu

Önergenin dikkat çeken bölümlerinden biri de belediye iştirakleri üzerinden yapılan işler oldu. İSPARK, İSTAÇ ve KİPTAŞ gibi iştirakler üzerinden alınan ihalelerin sayısı ve tutarı, bu iştiraklerin işleri alt yüklenicilere devretme oranı ve alt yüklenici firmaların kimler olduğu yönünde ayrıntılı bilgi talep edildi. Bunun yanı sıra, 5216 sayılı Kanun kapsamında ihalesiz devredilen işletme haklarının neler olduğu, bu hakların hangi şirketlere verildiği ve üçüncü kişilere devredilen işlerin bulunup bulunmadığı da sorular arasında yer aldı.

Tanrıkulu, Sayıştay raporlarında yer alan ihale usulsüzlüklerinin toplam sayısını, bu bulgular üzerine kaç idari işlem yapıldığını ve kaç soruşturma açıldığını da sordu. Rekabet ve şeffaflık başlığı altında ise kaç ihaleye tek firmanın katıldığı, rekabet oluşmayan ihalelerin toplam tutarı ve yaklaşık maliyet ile gerçekleşen bedel arasındaki farkların ne kadar olduğu yönünde açıklama istedi.

Kamu zararı, tekrar eden firmalar ve çekirdek davet listeleri de gündemde

Önergede aynı şirkete yönelik yoğunlaşma analizi de dikkat çekti. Bir şirketin bir yıl içinde kazandığı ihale sayısında üst sınır bulunup bulunmadığı, belirli şirketlerin toplam ihale hacmindeki payının ne olduğu ve ilk 10 şirketin toplam ihale hacminin ne kadarını oluşturduğu soruldu. Ayrıca 21/b pazarlık usulü ihalelerde davet edilen firmaların nasıl belirlendiği, tekrar etme oranlarının ne olduğu ve sürekli davet edilen bir “çekirdek firma listesi” bulunup bulunmadığı da yöneltilen sorular arasında yer aldı.

Yaklaşık maliyetlerin nasıl belirlendiği, yaklaşık maliyet ile ihale bedeli arasındaki farkın yüzde 1’in altında kaldığı ihale sayısı ve bunun rekabet eksikliği göstergesi olarak değerlendirilip değerlendirilmediği de önergenin önemli başlıkları arasında bulundu. Bunun yanında iptal edilen ihaleler, yeniden yapılan ihaleler, aynı firmaların yeniden ihaleyi kazanıp kazanmadığı, alt yüklenici zincirleri, iştirakler üzerinden yapılan dolaylı alımlar ve doğrudan temin limitlerinin altında kalmak amacıyla işlerin bölünüp bölünmediği de ayrıntılı biçimde soruldu.

Dijital şeffaflık ve veri tabanı soruları dikkat çekti

Tanrıkulu, iç denetim mekanizmalarının bu ihaleleri denetleyip denetlemediğini, tespit edilen eksikliklerin raporlanıp raporlanmadığını ve bu raporlar doğrultusunda işlem yapılıp yapılmadığını da gündeme taşıdı. Ayrıca uluslararası ihale sayısı, yabancı firmaların kazandığı ihaleler, sözleşme bedeli artırılan işler, yüzde 20’nin üzerinde artış yapılan ihaleler ve ivedilik gerekçesiyle gerçekleştirilen 21/b kapsamındaki alımların nasıl gerekçelendirildiği de önergedeki sorular arasında yer aldı.

Önergenin son bölümünde ise ihale komisyonlarında görev alan kişilerin kimler olduğu, aynı kişilerin tekrar eden şekilde görev alıp almadığı, ihale alan şirketlerin vergi ve SGK borçlarının kontrol edilip edilmediği, ihale süreçlerinden doğan kamu zararının kalem kalem ne olduğu ve bu zararların tahsili için işlem yapılıp yapılmadığı soruldu. Tanrıkulu ayrıca tüm ihalelerin kamuya açık bir veri tabanında toplanıp toplanmadığını ve ihale verilerinin makine okunabilir formatta paylaşılmasının planlanıp planlanmadığını da sordu. Böylece önerge, yalnızca geçmiş ihalelerin rakamsal dökümünü değil, ihale sisteminin işleyişine dair yapısal soruları da Meclis gündemine taşımış oldu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *