Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanı’nda sürdürülen mücadele kapsamında düzenlenen dayanışma buluşması, geniş katılımla gerçekleşti. Yurttaşların çağrısıyla bir araya gelinen buluşmada köylüler, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş yer aldı. Akbelen’de yükselen dayanışma mesajları arasında en dikkat çeken açıklamalardan biri ise CHP Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan’dan geldi.
Buluşmada konuşan Özcan, tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a destek vererek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Akbelen’de verilen mücadelenin yalnızca bir çevre meselesi olmadığını ifade eden Özcan, yaşama, doğaya ve köylülerin geleceğine sahip çıkma kararlılığını dile getirdi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen buluşma, Akbelen’de süren direnişin toplumsal karşılığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Gizem Özcan’dan Esra Işık’a dikkat çeken destek
Dayanışma buluşmasında yaptığı konuşmada tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a selam gönderen Gizem Özcan, mücadelenin yalnızca fiziksel engellerle durdurulamayacağını söyledi. Özcan, “Elbette bedenler tutsak edilebilir, ama fikirler asla tutsak edilemez” sözleriyle Esra Işık’a destek verdi.
Bu açıklama, Akbelen’deki çevre mücadelesinin yalnızca sahadaki direnişle sınırlı olmadığını, aynı zamanda düşünsel ve toplumsal bir dayanışma hattı da oluşturduğunu ortaya koydu. Özcan’ın sözleri, alanda bulunan yurttaşlar tarafından dikkatle dinlenirken, verilen desteğin yalnızca bir kişiye değil, yaşam savunusu etrafında birleşen herkese yönelik olduğu mesajı öne çıktı.
Tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a verilen destek, buluşmanın en güçlü başlıklarından biri haline gelirken, Akbelen’deki mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu da yinelendi.
“2019’dan bu yana bu mücadelenin içindeyiz” mesajı
Gizem Özcan konuşmasında, Akbelen’deki mücadelenin yeni başlamadığını, uzun yıllara yayılan bir direniş sürecinin devam ettiğini hatırlattı. 2019 yılından bu yana bu mücadelenin içinde olduklarını belirten Özcan, o dönemde havayı, toprağı, suyu, zeytini ve ağacı koruma iradesiyle yola çıktıklarını söyledi.
Özcan, gelinen noktada mücadelenin kapsamının daha da büyüdüğünü ifade etti. Akbelen’de yaşanan sürecin artık yalnızca doğanın korunması başlığıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Özcan, meselenin evlere, mezarlara, hayvanların yaşam alanlarına ve doğrudan yaşam hakkına kadar uzandığını dile getirdi. Bu sözler, Akbelen’deki tartışmanın çevresel boyutun ötesinde sosyal ve yaşamsal bir düzleme taşındığını ortaya koydu.
Milas’ta yaşamın sürgün edilmek istendiğini söyleyen Özcan, bölgedeki yurttaşların buna karşı direniş göstermeye devam ettiğini vurguladı. Böylece konuşmada, Akbelen Ormanı etrafında şekillenen mücadelenin yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de ilgilendiren bir başlık olduğu mesajı öne çıktı.
Hukuka aykırı düzenlemelerin iptali çağrısı yaptı
Konuşmasının önemli bölümünde hukuki sürece de değinen Gizem Özcan, Meclis’ten geçen ve hukuka aykırı olduğunu savunduğu düzenlemelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Özcan, ülkenin onurlu hakimlerine seslenerek, söz konusu yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini istediklerini söyledi.
Aynı zamanda yürütmenin durdurulması kararının verilmesi gerektiğini belirten Özcan, acele kamulaştırma kararlarına da tepki gösterdi. Bu kararların kamu yararı içerdiği savunuluyorsa, kamu yararının öncelikle köylüleri koruması gerektiğini ifade eden Özcan, mevcut uygulamaların bu yönüyle ciddi bir tartışma yarattığını dile getirdi.
Bu açıklamalar, Akbelen’de süren mücadelenin yalnızca sahadaki karşı duruşla değil, hukuk alanındaki itirazlarla da devam ettiğini ortaya koydu. Özcan’ın çağrısı, yargı sürecine dikkat çeken ve alınan kararların yeniden değerlendirilmesini isteyen güçlü bir mesaj olarak öne çıktı.
“Doğaya rağmen hiçbir şey yapılmaz” vurgusu
Gizem Özcan konuşmasında, doğaya rağmen alınan kararların ve yapılan uygulamaların uzun vadede ağır sonuçlar doğuracağını söyledi. Bugünkü iktidar sahiplerine Milas’tan ve Akbelen’den seslendiklerini belirten Özcan, doğaya rağmen hiçbir şey yapılamayacağını vurguladı.
Dere yatağına ya da ovaya yapılan müdahalelerin ilk afette ağır bedeller doğuracağını ifade eden Özcan, doğayla uyumsuz politikaların sonuçlarının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Bu bölümde yaptığı değerlendirmelerde, Akbelen’deki mücadelenin haktan ve halktan yana olanlarla bunun karşısında duranlar arasındaki bir mücadele olduğunu belirtti.
Özcan, ayrıca bu sürecin doğasına, toprağına ve havasına sahip çıkanlarla, doğayı rant uğruna feda edenler arasındaki ayrımı net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Böylece Akbelen’de yürütülen mücadelenin, yalnızca yerel bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir hak arayışı olarak da görüldüğü ifade edilmiş oldu.
“Esra’yı alacağız, Akbelen’i vermeyeceğiz” sözleri öne çıktı
Konuşmasının sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de dile getirdiği mesajı yineleyen Gizem Özcan, “Esra’yı alacağız, Akbelen’i vermeyeceğiz” sözleriyle dikkat çekti. Bu ifade, dayanışma buluşmasının en güçlü mesajlarından biri olarak öne çıktı.
Akbelen Ormanı’nda gerçekleşen buluşma, hem tutuklu yaşam savunucusu Esra Işık’a destek verilmesi hem de bölgedeki mücadeleye sahip çıkılması açısından önemli bir tablo ortaya koydu. Köylüler, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda yurttaşın bir araya geldiği etkinlikte, ortak mesaj doğa, yaşam ve hukuk mücadelesinin süreceği yönünde oldu.
Akbelen’de yankı bulan bu sözler, bölgedeki direncin ve dayanışmanın geri adım atmadan süreceğini gösterdi. Milas’taki buluşma, doğaya ve yaşama sahip çıkma çağrısının daha da büyüdüğü bir gün olarak kayda geçti.