yazar
Yazar ve Yerel Yönetimler Uzmanı
Tüm Yazıları

İlber Ortaylı’ya Önce Saygı

YAYINLAMA:

Sıcak günlerden geçtiğimiz şu zamanlarda unutmamamız gereken diğer bir sıcaklıkla, insan sıcağıyla “merhaba” demek istiyorum.

30 yıl önceydi sanırım, Rizeli sanatçı dostum Serhan Pirpir’in bir mektubuydu. Mektubun ve kartpostalın, el altından çekilmeye çalıştığı, tarihteki yerini hazırladığı dönemlerdi. Serhan dostum her zaman ki duyarlılığıyla, iyi ve güzel olanın ömrünün uzun olması için çabalardı. Ankara’ya biz dostlarına mektup yazmıştı. Mektubun sonunda, “Dışarıda kar, Ayşe’yle benim yüreğimde hala insan sıcağımız var” diyordu. Çağımızın en acı gerçeği maalesef, yüreklerimizin soğuması. 

Karakoç, “Lambada titreyen alev üşüyor” dizelerini yazarken, sağcı kimliği yok muydu? İyi güzel sadece bir mahallede mi yaşar, gelişir?  Belki de yüreğimizi soğutan, linç ve karalama kültürünü geliştiren budur. 

“Ölünün arkasından konuşulmaz” geleneği ne kadar özel ve güzel bir gelenekse, insanlık suçları hariç. Ölünün ardından güzelleme yapmak, “kör ölür badem gözlü olur” da bir o kadar yanlıştır. Güzel olan, doğru olan kabul görmesi için kişinin dünya tatlısı bir insan veya sizin değerlerinizde olması gerekmiyor. 

Her tanınmış, bilim sanat insanın ölümü ardından kopartılan bu gürültü nedir? 

İlber Ortaylı hocayı seven sevmeyen mutlaka vardır. Popüler tarihin önemli isimlerinden birisi.  İlber hoca 17 Ekim devrimiyle Rusya’dan göçen ailelerden birisinin, hatta Mirza denen soylu, aristokrat bir ailenin çocuğu. İyi bir eğitim almış, entelektüel bir bilim adamı. Ailenin yaşadığı travma doğal olarak çocuğa yansıdığı için, anti komünist bir ortamda yetişmiş.  Doğal olarak, Marksist sola bakışı çok da iyi değildi. Bilim insanı olarak, diyalektik ve tarihsel materyalizm paradigmasını ilke edinmiş bir insan da değildi. 

Her zaman kendini konumlandırmış, aristokrat olduğunu sergilemiştir. Sınıfsal olarak duruşu nettir. Bunu savunmak, inkâr etmek, karşı çıkmak vs. çok anlamsızdır. Kendisi de net olarak yaşadığı sürece de sınırlarını çizmiştir. Siyasal bilgiler fakültesinde okuduğu yıllarda öğrenci profilini, "yarım porsiyon aydın" veya "okumayan, slogan atan tipler" diye tanımlamıştır. 

İlber Ortaylı, dönemin sol gruplarını tanımlarken sıklıkla "lümpen" veya "beş para etmez bir takım" gibi sert ifadeler kullanarak ifade etmiştir. O dönemki solun entelektüel derinlikten yoksun olduğunu da sıklıkla iddia eder. İşte bütün kıyamet buradan kopuyor. Aklı selim olarak bakılsa, bizim mahalleden olmayan yığınlarca, sanatçı, bilim insanı var. Sıkıntının çıktığı nokta, böyle düşünen popüler insanlar için de sol kesimlerce de sevgi seli oluşturulması. Ortaylı’nın söyledikleriyle ironi oluşturan bu durumda bir gerçeğimiz. 

Bireysel olarak, sen de Ortaylı’yla ilgili düşünceni her zaman belirtme özgürlüğüne sahipsin. Bir farkla. Zamanı ve üslubu doğru ayarlamak. 

Anti komünist kimliği olan Ortaylı, hiçbir zaman cepheden savaş açıp Marksist sola karşı mücadele etmemiştir. Konu geldiğinde görüşlerini açık ve net olarak ifade etmeden çekinmemiştir. Buna saygı duyarım ama katılmam. 

Bireysel ve toplumsal olarak durup nefes almamız gerekiyor. Bol oksijeni ciğerlerimize çekelim. Beynimize oksijen girsin. Bu zamanlarda aklı selim düşünmeye çok ihtiyacımız var. 

Gelecek soruları ve saldırıları duya biliyorum. Ne diyorsun? Net tavrın ne? Yani taraf olmak tarafgir olmak!

Bir fıkrayla bitireyim. “Ateist demiş ki; Allaha inanmadığıma kimse inanmıyor ama Allah biliyor!”

Sevgiyle kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *