yazar
Yazar ve Yerel Yönetimler Uzmanı
Tüm Yazıları

Amerika’nın Gorbaçov’u

YAYINLAMA:

“ABD Başkanı Donald Trump, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store'ye gönderdiği imzalı bir mektupta, Nobel Barış Ödülü'nün kendisine verilmemesine tepki gösterdi.”  Yakın zamanda medyada böyle bir başlık görmüştük. O zaman ki düşüncelerimle, hadi canım sende demiştim, şimdiyse hak veriyorum. 

Barış ödülünü geçmiş yıllarda, Mihail Gorbaçov almıştı. Tarihe bir göz atalım, Gorbaçov hangi koşullarda almıştı. Gorbaçov, 20. yüzyılın ikinci yarısının en önemli figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. 

Gorbaçov, Soğuk Savaş'ın sona erdirilmesinde oynadığı rol, Kapitalistlerin bakış açısına göre Sovyetler Birliği'ne yeni siyasi ve ekonomik özgürlükler getirmesi, Doğu ve Orta Avrupa'daki Marksist-Leninist yönetimlerin yıkılmasına hem de Almanya'nın yeniden birleşmesine göz yumması nedeniyle övgüyle anılmaktadır. 

Gorbaçov, bugün Rusya’da ve Marksist, Leninist cenahta pekte iyi anılmaz.   İktidardayken bir reformcu ve değişimci olarak çok fazla destek görüyordu. Uluslararası, Marksist çevrelerde destekliyordu. Reformcu bir anlayışla başlayıp, kontrolü kaybetti. Sadece Sovyetler Birliği’nin dağılmasına değil, tüm sosyalist bloğun dağılmasına neden oldu. Nobel Barış Ödülünü ve çok sayıda ödülü, Kapitalist dünyadan bu sayede aldı.

Gelelim Trump’a, ödülü nasıl alır? Amerikan eyaletlerinin uzun zamandır ayrılıkçı düşünceler içinde olduğu bilinmektedir. Bu düşünceleri tetikleyecek şey, İran savaşı olabilir mi?

Ortadoğu’da, İsrail’in etkisiyle İran’a açtığı savaş ve sonrasında düştüğü durum, kelimenin tam anlamıyla hezimete gidiyor. Kara harekâtı yapmaya kalkışırsa, Vietnam batağından daha zor duruma düşebilir.   Ortadoğu’dan tası tarağı toplayıp gitmesi, İsrail’e Amerikan desteğinin çekilmesi. Ortadoğu’da akan kanın durması anlamına gelir.

Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesiyle, Amerika’nın istediğini alamaması, uluslararası ticarette kullanılan doların hakimiyetini kaybetmesi gibi etkenler, Amerika’da ekonomik krizi tetikler ve domino etkisi yaratıp, eyaletlerin kopmasına neden olabilir. Dünyada bir haydut devleti parçalamak, Trump’a nasip olabilir. Yani Amerika’nın Gorbaçov’u olabilir. Bu öngörü oldukça muhtemel.

Delilik yapıp, küçük çaplı da olsa, İran’a karşı nükleer bomba kullanırsa, İsrail’in yok edilmesine neden olur. İran’da meşru hak kullanmak adına, İsrail üzerinden ağır cevap verebilir. Bu cevap nükleer başlıklı füzeyle olması da çok olası. Dileriz, bu tür bir sonuç görmeyiz. 

Yazılarımda pek kullanmadığım birkaç farklı ara başlık atacağım. Yazmak istediğim, konular birikti. Anayurt Öyküleri üst başlığıyla yazmaya başladığım üçleme roman çalışmamın birincisi olan “Halil İbrahim Türküsü Öyküsü” adlı romana yoğunlaşıp bitirmem gerekiyordu. Nisan ayı içinde basılması gerektiği için zamanımı ve düşünsel yoğunlaşmayı kitaba ayırmıştım. Şu anda son redakteleri yapılıyor. En geç 20 Nisan’da raflarda olur diye düşünüyorum. 

Değerli Madenler: 

“Yerin altından, yerin üstü daha zengin.” Giresunlu ve fındıkçılık yapan bir sülaleden gelen ve fındıkla büyüyen bir insan olarak şunu söyleyeyim. Madenciliğe tabi ki hayır demiyoruz. Ama vahşi madenciliğe “Hayır” diyoruz. Türkiye tarımının en büyük ihracat kalemi, 2 milyar dolarla fındıktır.  Yok edilecek, zehirlenecek bölge fındık bölgesidir.  Madencilikten devletin alacağı %2 bir paydır. Bunun karşılığında bölge toprağının zehirlenmesi, ekonomik kayıp ve insan sağlığını düşündüğümüzde hiç de kabul edilebilir bir şey değil.  Karadeniz’de yapılmak istenen bu katliam için çevreciler ve yöre halkı harekete geçti. Dayanışma duygularımı gönderiyorum. İktidar destekçilerine de bir çağrı yapmak istiyorum. “Allah’ınızı seviyorsanız? Sizde bu mücadeleye destek verin.”

Bursa’da Başkan Vekili Seçimi: 

Gelelim ikinci ara başlığımıza. Mustafa Bozbey uzun yıllardır tanıdığım, dostluğum olan bir Belediyeciydi. Belediyeci diyorum çünkü bu konuda Türkiye’de, önemli bir belediyecilik yapmış bir başkandır. Özellikle katılımcılık ve sosyal belediyecilik konusunda ciddi katkıları olan bir belediye başkanı olmuştur. Seçildiğinden bu yana, elim yüreğimdedir desem yeridir. Belediye meclisinde çoğunluğun Ak Partide olması, iktidarın iştahını kabartacaktır diye düşünüyordum. Maalesef gerçekleşti. Soruşturma için hiçbir şey söylemiyorum. Benim işim değil. Hukuki bir süreç ama bu süreç hukuki ise, Anayasa’nın ve kanunların ve gereği yapılmalıdır. Tutuklanıp, yerine başkan vekili seçilmesi hiçte hukuki olmadığını tüm hukukçular söylüyor. 

Medyada bazı yorumcuların söylediği bir şey var. Ak Parti aday çıkartmamalıydı. Evet, bu doğru bir yöntemdir. Futbolda çokça yapılan ve Fair Play olarak adlandırılan bir davranış beklentisi gelişti. Fair Play (dürüst oyun), sporda ve hayatın diğer alanlarında kurallara uymanın ötesinde; rakibe, hakeme ve oyunun kurallarına saygı duyarak, hileye başvurmadan, centilmence mücadele etmeyi ifade eden etik bir kavramdır. İktidarın böyle bir davranışta bulunması beklenemez, çünkü gerekçe yaratıp, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne çökmüştür. Bursalıların iradesine saygı gösterip, vekilliği CHP’ye bırakmak etik bir tavırdır. Etik davranışalar: Demokrasilerde kanunun yetmediği, toplum vicdanında haksızlığa uğratıldığı düşünüldüğünde yapılan bir davranış biçimidir. Demokrasilerin yara aldığı düşünüldüğü anlarda, demokrasinin yarasını, saran, tedavi eden yöntemdir. 

Mustafa Bozbey başkanıma ve bu süreçte hukuksuzca içeride tutulan, E. İmamoğlu, Can Atalay ve tüm tutukluları özgür kılınmasını diliyorum.

Sosyal Demokrasi Derneği: 

Bir ara başlığımızda Sosyal Demokrasi Derneği’nin Cumhuriyet Halk Partisi ‘ile, 8 Nisan Tarihinde, ABB Kocatepe Kültür Merkezinde yapmış olduğu “Dokuz Umde” etkinliğiydi. Genel Başkan Yardımcılarının parti program ve politikalarını anlattığı önemli bir etkinlikti. Oldukça nitelikli ve kalabalık bir katılımcıyla izlediğimiz bu çalışma için, CHP ve SDD yönetimini kutluyorum.

Uzun zamandır, gördüğüm her yerde uygun durum ve ilgili partililere, bu tarz çalışmaların, sivil toplum örgütleri eliyle yapılmasını doğru bulduğumu, bu tarz çalışmalarla parti toplumla daha iyi ilişkiler kuracağını düşünüyorum. Siyasi partilerin bugün en temel sorunlarının başında seçmenle aralarında güven iletişim ve temsiliyet sorunu var.  

Toplumun farklı alanlarıyla  iletişim kurmanın en iyi yolu da toplum kesimlerini temsil eden örgütlerle yapılacak ilkeli iş birliğinden geçmektedir. Bu amaca yönelik örnek bir çalışma diyebilirim. 

Sağlıklı, huzurlu ve mutlu kalın.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *