Bölükbaşı’na Rahmet
Yahu! Diye başlar mı bir yazı. Ya Merhaba ya da iyi günler veya kurgusal güzel bir cümlenin başlangıcı olabilir. Daha çok örnekleme yapıla bilir. Ama! Bu günlerde bir dinleme, seyretme veya sohbet esnasında “Yahu!” demeden duramıyorum.
Yahu! Bu muhalefeti biz mi yapamıyoruz. Söylediğimizi kimse, dinlemiyor ve anlamıyor.
İşin ehli olmak, doğruyu söylemek yetmiyor. Yazdıklarımı destekleyen ve sonrasında bildiğini okuyanlar için, “Burada beni dinlerken aşka gelip Rahman'ı alkışlarsınız, sandık başına gidince Şeytan'a sarılırsınız.” Diyen Osman Bölükbaşı’nın sözüyle başlayalım.
Türk siyasal tarihinde hazırcevaplığıyla ve renkli kişiliğiyle bilinir. & Şubat 2002 yılında Ankara’da vefat eden Bölükbaşı’nı anmış olalım. Bu nedenle de ondan alıntılar yapama hakkını kendimizde görelim. Karşı mahalleden siyasetçi transferinin doruğa çıktığı bir dönemde, bizim birkaç söz aparmamızın lafı olmaz diye düşünüyorum.
“Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır.” Demişti. Bu söz kendi mahallesinde büyüyüp gelenlere olsun. Tabi ki bizim mahalleye de bir pay alması için kredi açalım.
Durup dururken Cuma namazına giden, laiklik yakasında rozet olarak dururken, dinsel eylemler geliştirenlerin hangi sektöre hizmet ettiğini görme açısından Bölükbaşı’nın bu sözünü satır arasına iliştirelim. “Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim, en kârlısının "din ticareti" olduğunu gördüm.”
Bir sözde duygusal zekayı kullanamayıp, öfkesine yenilen ve gaflar yapan siyasetçilere, Bölükbaşı’nın gönderme yapabileceğimiz bir cümlesini paylaşalım. “Siyasi hayatımda beni en çok üzen, ne zaman konuşmaya başlasam İsmet Paşa'nın kulaklığını çıkarıp masaya koymasıydı.”
Mecliste kalitenin düştüğü anlarda bile zekanın devreye girdiği zamanlarmış. Bir meclis tartışmasında "Sen erkek misin?" diye soran bir milletvekiline cevabı. “Ben erkekliğimin zekatını versem, sen bile erkek olurdun.” Diye zekice cevap verir. Bazen dilin ağırlaştığı da olur tabi ki. 4”0 yıllık kaşar bunların yanında bakire kalır.” “Bunların en namuslusu genelevden emeklidir.” Diyerek yakın dönem siyasetçilerine gönderme yapar.
Tabi ki halkın durumuna üzüldükçe onları da eleştirmekten geri kalmaz. “Sizin harmanınız büyük de, taneniz çıkmıyor. Burada beni dinlerken aşka gelip Rahman'ı alkışlarsınız, sandık başına gidince Şeytan'a sarılırsınız.” Der.
İş adamlarımıza da seslenir. “Ah benim aslan görünüşlü, tavşan yürekli büyük sermayem!”
"Türkiye’nin hiçbir vilayetinde yüzde 3’ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen Kırşehir’in, bir içtimai ve siyasi bünye itibariyle anormallik göstermekte olduğunu inkâr etmek mümkün değildir, evet biz açık konuşuruz." şeklinde konuşan Adnan Menderes'e verdiği cevapta diğer sözler gibi tazeliğini koruyor.
“Koltuğunun altında ‘haç’ taşıyan, fakat ‘hacı’ görünmeye çalışan, ‘gavur’ diye öldürtüp ‘şehit’ diye namaz kıldıran siyasetçilerden sakınılmalıdır.” Demiştir, Bölükbaşı.
Mesut Özarslan başta olmak üzere, milletvekili ve Belediye başkanı olarak üzerine alınması gerekenler içinde bakın ne demiş. “Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar.” Bu cümleyi, Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller için kurmuş.
Bugün belki yeri geldiğinde sahip çıkıp ruhuna Fatiha okudukları, Rahmetli Osman Bölükbaşı bakın onlar için ne demiş. “TRT’nin partizanlığına karşı çıktım, adımızı Tırt Osman’a çıkardılar. Hırt’ı çok olan memlekette varsın bir de tırt olsun.”
Bugün 3 çocuk isteyenlere, evlilikle ilgili cesurca tek kelime edemeyen çağdaş kimliklilere karşın ettiği cesur sözü yazmadan geçemeyiz.
“Evlilik insan hayatının en büyük kumarıdır. Bu kumarda kazandığını söyleyen bazı yalancılara rastlanır. İlk günlerde döperle kazanırsın, sonunda floş royalle kaybedersin. Bu yüzüğün esareti, cellâdın kemendinden daha acımasızdır. Hayattaki en pahalı hovardalık evliliktir.”
Aynı uçakta yolculuk yaptıklarını öğrenen İsmet İnönü torununu Bölükbaşı'na gönderir.
Çocuk, “Osman Amca, ben İsmet İnönü'nün torunuyum. Dedem aşağıya biraz para atıp üç-beş fakiri sevindirmeni istiyor.”
Bölükbaş, “Evladım, ben aşağıya biraz para atarsam üç-beş fakiri sevindiririm. Ama aşağıya dedeni atarsak bütün memleket sevinir!”
İsmet İnönü bu cevaba epeyce güler.
Bizim mahallede alıntı yapılacak adam kalmadı mı diye eleştiriler gelebilir. Benim için mahalleler birbirine karıştı. Artık köşeleri kim tutacak, muhtarlığı kim kapacak mücadelesi var. Bizim payımıza düşen tarafta iyi güzel ne söylenmiş ne yapılmışsa sahip çıkmak, bu değerleri geliştirip, mahallemizi geri kazanmak.
Kalın sağlıcakla.