TOPLUMSAL MUHALEFET
Toplumsal muhalefette eksik olan nedir? Tabanda her yerde son dönemde konuşulan bir şey var. Bir şeyler yapmalı.
Uzun yıllardır tanıdığım, CHP içinde birçok kademede görev yapmış, aday, adaylıkları olmuş, hala da mücadele eden bir arkadaşla sohbetimden bazı kısımları aktarmak istiyorum.
”Arkadaş yoruldum, sürekli mitinglerdeyiz. Biz miting yaptıkça, iktidar asılsız suçlarla operasyonlara devam ediyor. Katılım iyi ama yetmiyor. İşçiler sokaklarda hak arıyor, emekliler her yerde sokakta. Toplum huzursuz mutsuz. Bu durumda niye hala istediğimiz etkiyi sağlayamıyoruz? Anlamıyorum.”
Bu serzenişte Türkiye’nin tüm gerçeği yatıyor. Kendimize dönüp birkaç soru soralım. Toplumsal muhalefet nasıl olmalı? Nasıl harekete geçirilmeli? Toplumsal muhalefete liderlik nasıl yapılmalı? Bu dönemde siyasal kadrolara düşen görevler nelerdir?
Uzatmadan, sıkmadan ve korkmadan kısaca cevaplar verelim.
Toplumsal muhalefet nasıl olmalı?
Toplumsal muhalefet, demokratik bir yapıda iktidarı denetleyen, alternatif politikalar üreten ve toplumun taleplerini dile getiren temel bir unsur olarak, örgütlü ve ilkeli bir yapıda olmalıdır.
Toplumdan kopuk olmayan, STK, DKÖ ve Sendikalarla halkın gerçek gündemi olan, ekonomi, adalet, özgürlük gibi temel talepleri örgütlü bir itiraza dönüştürebilen bir yapı olmalıdır.
Her başlıkta muhalefetin notunu da verelim. Bu not olumsuzlamadan ziyade daha aktif ve doğru bir muhalefet için olduğunu da unutmayalım.
İşçiler yürüyor, coplanıyor, gaz sıkılıyor, soğuktan hastalansınlar diye battaniye verilmiyor. Peki muhalefet etkin bir şekilde orada mı? Birkaç milletvekilinin eylemcilerle olmasıyla görevimizi yaptık tamam olarak bakıyorsak, söyleyecek söz yok. Amaç Türkiye kamuoyunu ayağa kaldırıp, haksızlığı düzeltmekse, sonuç zayıf.
Emeklilerin sessiz eylemi sürüyor. Hava güzel olduğunda parklara gidin bakın. Akşama kadar parklarda oturuyorlar. Kâğıt oyunu tavla oynuyorlar. Kahveye gidecek, çay içecek para yok.
Öğrenciler aç susuz. Ev kiraları ateş pahası, üniversiteler zaman zaman patlayan kaynar kazan. Daha detaylandırmak mümkün hepimiz bunu görüyoruz.
Türkiye’nin her tarafı vahşi madenciliğe açılmış. Son olarak fındığın iki önemli kenti Ordu, Giresun siyanürle maden aramanın merkezi yapıldı. % 85 maden sahası ilan edilen Giresun ve Ordu ilinde Türkiye’nin fındığının %85’ini zehirlediklerini bilelim. Milyar Dolarla Türkiye’nin en büyük ihracat kalemi olan fındığın: 1,7 Milyar Dolarlık bölümü direkt olarak yok edilmek istendiğini fark edelim.
Toplum nasıl harekete geçirilmeli?
Öncelikle toplumsal örgütlenme sağlanmalı. Toplumun her kesiminde örgütlü toplumların, örgütlerini harekete geçirip, bütünleşik muhalefet oluşturulmalı. Farklı toplumsal kesimlerin (işçiler, kadınlar, gençler, çevreciler vb.) itirazlarını ortak ilkelerde birleştirebilmeli.
Sorunların ana başlıklarını koyduk sanırım. Biraz daha netleşip uzatmadan önerileri dile getirelim. Acilen, tüm Sivil Toplum Örgütleri, Demokratik Kitle Örgütleri ve Sendikaların genel merkezleriyle bir araya gelip, ne yapılmalı? Nasıl yapılmalı sorularını sorarak, kurumsal örgütleri, örgütsel olarak harekete geçirmeliyiz.
Tüm il ve ilçelerde, partiler, örgütler ve isteyen bağımsız vatandaşlarla birlikte toplumsal muhalefet komisyonları oluşturmalıyız. Siyasal bir parti olarak, toplumsal ayaklarını sivil toplum örgütleri üzerine kurmak, siyasal partilerin toplumsal muhalefete liderlik yapmasının ön koşuludur.
Hazırlanacak bir uygulama bile, cep telefonları üzerinden toplumsal muhalefetin kendi içinde örgütlenip iletişimini sağlamasına olanak verecektir. Parti içinde muhalefet yapmaya, seçimde tekrar aday olabilir miyim düşünceleri ve hamasetle siyaset yapanlarla bu iş yürümez.
Öncelikle muhalefet belediyelerinde olan: yarı zamanlı çalıştırdığı işçileri (Yaşlı ve engellilere temizliğe giden personel ve kurs öğretmenleri ve benzer iş görenler) tam zamanlı yapılarak mağduriyetlerini giderin. Genel Başkan Sayın Özgür Özel’e sesleniyorum. Birçok alanda kendi mahallemizde yaşanan bu ve benzeri olumsuzlukların giderilmesi için talimat verin. Sonra alnımız açık olarak, ücretli öğretmenliğe ve işçilerin mağduriyetlerine karşı çıkalım. En yakın yer olan Çankaya Belediyesi’nden bu konuda bilgi alabilirsiniz.
Ayağımızın altında bulunan toprak yumuşuyor, ufalanıyor, azalıyor ve kayıyor. Ayağımızın altında toprağın kaydığının farkına varalım. Asıl çözüm önerileri toplumda. Toplumdan alacağımız öneri ve bilgileri rafine edip, uygulanacak politikalar haline getirirsek sonuç alabiliriz. Doğru yapılacak işe toplum her türlü desteği veriyor. Cumhurbaşkanı adaylığı için koyulan sandığa verilen tepki en önemli örnek ve uyarıdır.
Bir de şuraya kıssa bırakalım.
“Temel idam edilecek, soruyorlar
-Son olarak söyleyeceğin nedir?
-Bu Bana ders olsun!
Diyor Temel. “
Aklımızı başımıza alalım.
Seslere kulak verin, Sesleri dinleyin, seslere ses verin.
Saygılarımla.
Ahmet Aydın
22 Nisan 2026