Yeni Ortadoğu ve Dünya Düzenine Doğru
Önceki, “Trump kaybederse!” yazımda, Kürtlerin durumuna da değinmiştim. İsrail ve Amerika savaşı kaybediyor diye yazmıştım. Ben söylemiştim demek istemiyorum. Süreci böyle okuyan çok insan vardı. Şimdi fotoğraf daha net görünmeye başladı.
Şimdi Ortadoğu’ya tekrar bağımsız bir gözle bakalım. Büyük Orta Doğu Projesi ne olacak? Öncelikle BOP’un artık revize edilip kurtarılacak durumu kalmadı. Körfez ülkeleri şapkalarını önüne koyup düşünmeye başladılar. Trump olan öfke, alttan alltan ABD emperyalizminin saldırgan ve faşizan politikalarının verdiği ekonomik ve siyasi zararlarına karşı tepkiye dönüşmekte. Bu süreç Ortadoğu halklarında var olan ABD karşıtlığını, öfkesini, ABD müttefiki olan Ortadoğu ülkelerinin iktidarlarına da dönüşmesini sağlayacaktır. Bunu görmeye başlayan Ortadoğu iktidarları da ABD ve İsrail politikalarına karşı ortak ses çıkartmaya başladılar. İsraillin hırsları ve çıkarttığı savaşlar, Ortadoğu’ya verdiği çok büyük zararların yanı sıra beka sorunlarını da akla getirmeye başlamıştır.
Bu ne demektir? Gelecekte Ortadoğu devletleri kendi kaderlerini tayin noktasında jandarmalık yapacak ülkelere bırakmaktansa, kendi birlikteliklerini sağlayıp, ortak güvenlik sağlama noktasında arayışalar girebilir. Bunun işaretleri de görülmektedir.
Bir önceki yazımda da belirtmiştim. İsrail ve Amerika’nın en büyük düşmanı zaman. İran’ı kolayca halledebileceklerini düşünerek savaşa başlayan İsrail ve ABD gittikçe çamura saplanmaya başladı. İran’ın mühimmatının bitmesine bel bağlamak, fotoğrafın bütününü görememek demektir. İran’ın düşmesi Çin, Kuzey Kore, Vietnam’ın da düşmesi demektir. Buna izin verilmez.
Tekrar bir öngörü yaparak önermeler sunmak isterim.
İran'ın savaş sonrasında yaralarını sarma ve yeniden inşa etme çalışmalarında, yakın ve avantajlı konumda olan ülke Türkiye’dir. Savaş sonrasında siyasi olarak güçlü çıkacak olan bir İran kısa zamanda toparlanmak için hızlı hareket edecektir. Yaralarını sarma sürecinde, Türkiye önemli bir rol oynayabilir. Bu avantajı kullanmak için bugünden hazırlık yapması gerekmektedir.
Diğer taraftan Ortadoğu’da oluşacak yeni duruma göre hazırlanmak gerekiyor. ABD’nin Ortadoğu’ya yaptığı bu müdahale, ABD için Ortadoğu’dan tası, tarağı toplama süreci olabilir. Vekâleten Ortadoğu politikalarını yürütecek ülkelere ihtiyacı olan ABD için Türkiye’nin önemi artmakta. Bu Durumu iyi kullanmak gerekiyor. ABD, Ortadoğu’dan geri çekilirken, İran’la karşı karşıya gelmiş bir Türkiye yaratmaya çalışacaktır. Yapılan son hamleler de bunu açıkça göstermektedir. Bu bizim için çok tehlikeli bir oyundur.
Türkiye’nin stratejik olarak yeniden konumlanması da uluslararası oluşturulacak itibarla ve güçle olacaktır. Bunun için Türkiye’nin yapması gereken yetişmiş, deneyimli diplomatik insan kaynağını, muhalifler dahil olmak üzere toplamalı. Muhalefeti ve iktidarı ile milli politika üretmek için bir araya getirmeli. Diplomatik seferberlik ilan ederek bu süreci doğru yönetmek, aynı zamanda bölgemizde, her alanda bağımsızlaşmayı da beraberinde getirecektir.
Bunun için de Türkiye’nin duracağı yer ve politikaları çok daha net olmalı. Bizim için birincil görev, diplomaside kazanmamız gereken çok önemli bir savaşın gerçekliğidir. Şu anda bu diplomasi savaşında avantaj bizde. Amerika'nın Ortadoğu'da sıkıştığı cendereden çıkması mümkün değil çıkarsa bile Ortadoğu'daki bütün ilişkilerinden kopmuş bir halde çıkacak Onun için Trump sonrası yeni Ortadoğu ve dünya düzeni denen yeni bir kapı aralanacak. Bu aralanma, ABD ve İsrail'in eski gücü ile Ortadoğu'da etkin olamayacağının görünmesidir.
Arap ülkelerinin, daha çok petrol zengini ülkeler diyelim ABD güdümünden çıkarak, Ortadoğu’da kendi başlarına bağımsız güç olmaya çalışacaklar. Bu arayışların ipuçlarını görmeye başladık bile. Çünkü ABD'nin onlara felaket getirdiğini, yıkımın yanı sıra, savaş sonrası ülke içinde de ciddi siyasi sonuçlar doğuracaktır.
Bu süreç Türkiye'nin önüne yeni bir dış politika ve Ortadoğu politikası geliştirilmesi zorunluluğunu koyuyor. Hamasi birliktelik söylemlerini çöpe atıp. Diplomasi de ulusal birlikteliği sağlamak. Bağımsız bir dış politika için, toplumsal muhalefeti de içine alıp, Türkiye'nin yetişmiş diplomasi kaynaklarını toplayıp, muhalefet ile beraber ortak politikalar geliştirmesi şart. AKP'nin yapabileceği en önemli siyasi hamle budur. Siyasi olarak kendini kurtarır. ABD boyunduruğundan ülkeyi de kurtaracak önemli bir hamle yapmış olur.
Bu noktada Kürt politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Ortadoğu ‘da Kürt halklarını ve örgütleri mızrak ucu ve fedai olarak görmekten öteye gitmeyen İsrail ve ABD niyetini net olarak koymuştur. Kürtler de “Türkiye’nin iç İttifakı’nın oluşturulmasında anti emperyalist tavır koyması gerekmektedir. Bu fırsatı değerlendirip, radikal politikalar oluşturup “ yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır.” restleşmesini yapabilmeliyiz.
Ülkemize karşı günah işleyenler içinde, bütün günahlardan arınmak için önemli bir fırsat da önümüzde. Her ne koşulda olursa olsun. İsrail ve ABD‘nin kaybetmeye başladığı bu savaşta, ABD ve İsrail tarafında olma gafletinde bulunanları, tarih asla affetmez. Bunu Türkiye ve Ortadoğu halkları da affetmez.
Ahmet Aydın
11 Mart 2026