MERHABA
Merhaba,
Güney Afrika'da yaşayan ve Pigmeler ile bağıntısı olan göçebe bir halktırlar. Hotantolar ile beraber Khoisanların temsilcilerinden sayılan Boşimanlar, kısa boylu (1,55 m'den kısa) yoğun kıvırcık saçlı olmaları ile bilinirler. Kuzey ve batı topraklarıyla birlikte Kalahari Çölü'nde de varlıklarını sürdürürler.
Buşmanlar olarak da bilinen San halkı, Botsvana ve Namibya'ya komşu Kalahari Çölü'nde yaşayan Güney Afrika halktır. Khwe Khoe veya Basarwa olarak da bilinen San halklarının kendi dillerinde kendilerine topluca verilen bir isim yoktur. Arkeolojik kanıtlar bu halkların Güney Afrika’da ve muhtemelen Afrika'nın diğer bölgelerinde, en azından 22 bin yıldır yaşadıklarını göstermektedir.*
Buşman kültürü geleneksel bakımdan toplayıcı-avcı bir kültür olarak günümüze kadar bozulmadan gelmiştir. Merhaba demek, selamlaşma geleneği Buşmanlardan gelmektedir. Ellerini göstererek, ellerim boş, herhangi bir silah yok, benden sana zarar gelmez demektedirler.
Dünyanın en eski toplumlarından birisi olan Buşman halkı, günümüze kadar aynı kültürü taşımış tek toplumdur. Çağımız toplumlarından uzak kaldıkça sağlıklı yaşayan bir toplum. Eğer onlarla medeni (!) dediğimiz toplumlar temas kurarsa, taşıdığımız en basit grip virüsü bile öldürücü bir salgın yarata biliyor.
İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba ben de medeniyetten uzaklaşa bilsem mutlu ve sağlıklı yaşaya bilir miyim?
Bize selam verenler ne diyor acaba; gün içinde her taraftan gelen reklamların bizi selamlamasında ne var?
Düşünsenize; kullandığımız temizlik malzemeleri, gıdalar, çevresel faktörler, tarım ilaçları, sağlıkta kullanılan tıbbi malzemelerden ilaca kadar birçok ürünün kanser yaparak toplumu yok etmesi.
Neresinden tutacağımızı, nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Hafta sonu ANTİYAP, Ankara Tiyatro Yapımcıları Derneği’nin 2.sini yaptığı tiyatro festivalinin açılış programına katıldım. Tiyatro, sanat medeniyet demektir. Medeniyetin pozitif tarafıdır. Maalesef medeniyetin iyi tarafına ilgi gösteren çok azdı. Çankaya Belediyesinin festival ortağı olduğu etkinliğin açılışına, belediye kültür müdür yardımcısı düzeyinde temsil edildi.
Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz her zaman ki duyarlılığıyla, gecede hazır bulundu. Her zaman ki tavrıyla kent kültürünün ve halkın eğitiminde ve toplumun yaşadığı travmaların tedavisinde tiyatronun önemini vurguladı. Katılımın azlığı ve özellikle siyasilerin ilgi göstermemesinin üzücü olduğunu tekrarladı.
Her zaman kültürel ve siyasi etkinlerde hazır olduğunu gördüğüm, Sosyal Demokrasi Derneği Genel Başkanı Sami Doğan ve Ankara Dayanışma Derneği Başkanı Yusuf Şahin gecedeydi.
Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde yapılan gecede üzüldüğüm bir olayı da aktarmak istiyorum. Her zaman katıldığım etkinliklerde, övgü yağdırdığım küçük bir uygulama vardı. Vestiyer hizmeti. Maalesef o hizmeti de kaldırmışlar. Önce kafeler kalktı. Sonra vestiyer hizmeti. Sanat severlere sunulan hizmetler o kadar azalıyor ki zamanla salon da bulunmaz hale gelebilir.
Bir Tiyatro festivaline katkı destek ne olabilir. Tüm kurumlara sesleniyorum. 100 afiş 1.000tl, 4-5 branda 3.000 tl. 15.000 tl plaket, 1000 tl görevli kartı ve 5.000 tl program broşürü. Yani 10 günlük yüzlerce oyuncunun, onlarca tiyatronun emeği ve çabasına verilen ya da tiyatro yapımcılarının aman kurumlarla diyaloglar sürsün diye kabul ettiği yardım.
Gecede şahsıma da katkılarımdan dolayı bir plaket verdiler. Yaptığım festival grafik tasarımları küçük bir katkıydı. En ufak bir katkıyı dahi onurlandıran bir yapının gördüğü destek, gerçekten üzücü. Vergiye tabi olan bu tiyatroların hepsinin en temel sıkıntılarından birisi de vergisel sorunları. Yandaşların milyon dolar vergi borçları silinirken, üç kuruş borç için sanat kurumlarına haciz gidiyorsa, ne demeli? Diyeceksiniz ki emekli, çiftçi, memur, işçi, esnaf hatta tüccar ne durumda.
Aslında Gazete Kritik için ilk yazım Çocuk Hakları Derneği Başkanı olmam nedeniyle. Epstein skandalı üzerine olacaktı. Öncelikle yüreğim kaldırmadı. Biraz daha olayı görmek ve duygusal anlık tepki vererek yazılacak yazının içeriğini boşaltmak istemedim. Belgelerin tamamının açılacağı beyan edildi. İnceleyerek üzerinde çok şey söyleyeceğiz tabi ki. Türkiye’de yaşanılan çocuk katliamları ve hala devam eden istismarlara değineceğim. Unutmayalım, ağaç yaşken eğilir. Çocuklarını eğitmeyen, birey olarak yetiştirmeyen toplumlar, birilerinin ümmeti olurlar. Ümmetlerden oluşan özgür toplumlar yoktur. Umutla kalın.
* wikipedia