Ankara Trafik Çözümleri ve Ulaşım Planlama
Ankara’da yoğun trafik konusu tartışılmaya devam ediyor. Özellikle akşam iş çıkış saatlerinde tam bir kaos haline dönen Ankara trafiği için şikayetler, serzenişler ve eleştiriler de son hız devam etmekte. Toplumda herkesi ilgilendiren ve herkesin de yorum yapabildiği ulaşım konusunda biz uzmanların gerçekçi tespitler yaparak ayağı yere basan öneriler sunması gerekiyor. Şahsen, televizyonlarda ve köşe yazılarında avukatların, finansçıların “muhteşem” bilgili yorumlarından farklı olarak; konunun uzmanı sıfatı ile çözüm önerileri sunmaya devam edeceğim.
Daha önceki yazımda Ankara’da trafik sinyalizasyon sisteminin ne denli zayıf kaldığını ve sadece sinyalizasyon ile kent trafiğinde hissedilir derecede rahatlama yaşanacağını iddia etmiştim. Bu iddiamın arkasında durmaya devam ediyorum elbette. 30-40 yıl öncenin alışkanlıkları ile kavşaklarda her kolun ayrı faz şeklinde çalıştığı sinyalize kavşaklarda bekleme süreleri çok uzun, çalışma düzeni ise oldukça verimsiz işletilmektedir. Birbiri ile senkronize çalışma planını düzenleme becerisi gösterilemeyen sinyalizasyon sistemi, trafiğe düzen getirmek yerine yeni sorunlara sebep olmaktadır. Gelişmiş dünya kentlerinde sinyalizasyon sistemleri; trafiği kontrol altında tutmak, yoğunluğu ve güvenliği yönetmek amacı ile kullanılır iken Ankara’da zaten yetersiz olan yol kapasitesini daha da düşürülecek şekilde planlanmış durumdadır. Bunun en güzel örneklerinden biri Taurus AVM önünde yer alan Mevlana Kavşağıdır. Hemzemin yapıda dört kolda da ayrı faz ile hareket imkanı verilen kavşakta, sadece karşılıklı sola dönüş hareketleri ortak faza alınıp basit geometrik düzenlemeler yapılarak kavşağın işleyişinde muhteşem bir iyileşme yaşanmıştır. Ankara genelinde bunun gibi lokal rahatlama yaşatacak pek çok butik çözüm imkanı bulunmakta. Tabii ki bunlar Ankara’nın trafik sorununu çözmeyecek, lokal çözümler sadece kangren olan noktaları rahatlatır. Sinyalizasyon sisteminin koordineli ve bir bütün olarak çalışmasını sağlayacak projeler ile kent genelinde bir rahatlama etkisi görülebilir. Basit bir plan ile öncelikle lokal çözüm noktalarına müdahale edilir iken bir yandan da sistemi trafik simülasyon yazılımları ile bir bütün halinde analiz edip kent genelinde sinyalizasyon ve geometrik düzenleme kaynaklı bir rahatlama sağlanabilir.
Bir başka çözüm noktası ise kesinlikle toplu taşıma sisteminin kuvvetlendirilmesidir. Bu konuda ücretsiz toplu taşıma önerimi aylar önce yazmıştım. Bu projeyi yönetmek ve yürütmek tamamen liyakatli bir ekip gerektireceği için yakın zamanda böyle bir çözümün uygulanmasını beklemiyorum. Ancak temelde yapılması gereken ve görevde iken de yapmaya çalıştığım çok önemli iki husus bulunmakta. Birincisi EGO otobüs filosu ile ilgili. EGO otobüs filosu çok yaşlı ve ağır bakım gerektiren bir halde. Özellikle eski dönemden kalan MAN marka otobüsleri ayakta ve işler halde tutmak çok maliyetli olur iken sık sık da arıza yapmaları nedeni ile sefer gerçekleştirme oranları düşmektedir. Bu otobüsleri bir yıl ayakta tutma maliyeti sıfır bir otobüs maliyetinin %30-35’ine denk gelmektedir. Buna sıfır otobüsün garanti süresini de ekleyerek maliyet hesabı yaptığımızda bu otobüslere harcanan iki yıllık masraf ile nerede ise bir sıfır otobüs almak mümkündür.
İkinci önemli konu ise EGO tarafından sürekli bir şekilde ortaya konulan körüklü otobüs alma isteğidir. Körüklü otobüslere sadece zirve saatlerde ihtiyaç duyan EGO, zirve saat dışında kalan saatlerde bu otobüsleri yatırmayı veya sefer aralıklarını açmayı tercih ettiği için yolcu memnuniyeti düşmekte, yolcuların toplu taşıma kullanma tercihini azaltmakta ve en sonunda da doğal olarak koskoca otobüsler gün içinde boş hareket etmektedirler. Bu durum EGO yöneticileri tarafından gereksiz maliyet olarak görülüp EGO seferleri gün içinde azaltılmakta, bu seferler halk otobüslerine kaydırılmakta ve sonuç olarak milyonlarca lira harcanarak çok kötü bir işletme yapılmaktadır. Yolcunun memnun olmadığı bir toplu taşıma sisteminde trafik artışının yaşanması oldukça doğal bir sonuçtur.
Trafik ve çözüm kavramlarını bir araya getirdiğimizde konuşulması gereken en önemli konuyu ise sona sakladım. “Ulaşım Planlama”, Ankara’nın çok uzak olduğu bir kavram olmasına rağmen kent ulaşımının düzeni için olmazsa olmaz bir konudur. Daha uzun bir süreç içeren ulaşım ana planı, bir kentin ulaşım alanında yapacağı yatırımları, politikayı ve kararları bir stratejik plan çerçevesinde ele alıp projeksiyon yaptığı 30 yıl süresince her yıl yapılacak yatırımları, proje ve uygulama çalışmalarını zamanlayan bir kılavuz olarak kent ulaşımı için hayati önemdedir. Ankara’da geçerli bir ulaşım ana planı bulunmaması ve kentin ulaşımı alanında çalışan mevcut üst düzey yöneticilerin de bu alanda bir eksiklik olduğunu fark edecek yeterlilikte olmaması Ankara için bir şanssızlıktır. Bu şanssızlık, bugün yaşanan Ankara trafik ve ulaşım problemlerinin de temelinde yatan konudur.