Gazete Kritik Siyaset Müsavat Dervişoğlu’ndan sert çıkış: “Türkiye dış politikada savrulamaz, ekonomi rakamlarla gizlenemez”

Müsavat Dervişoğlu’ndan sert çıkış: “Türkiye dış politikada savrulamaz, ekonomi rakamlarla gizlenemez”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada hem ekonomi yönetimini hem de dış politika yaklaşımını sert sözlerle eleştirdi. Dervişoğlu, sosyal medya düzenlemesinden nepotizm tartışmalarına, borç yükünden dış politika ekseni tartışmalarına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündemin öne çıkan başlıklarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’u anarak başlayan Dervişoğlu, daha sonra Meclis gündemindeki yasa tekliflerinden sosyal medya düzenlemesine, ekonomiden dış politikaya kadar geniş bir çerçevede iktidarı eleştirdi.

Dervişoğlu, muhalefetin yalnızca itiraz eden değil, hakikati söyleyen ve milli menfaatleri savunan bir çizgide olması gerektiğini vurguladı. Parlamento süreçlerinin tartışma zemini oluşturması gerektiğini belirten Dervişoğlu, Meclis’in çoğunluğu elinde bulunduran siyasi anlayış tarafından parti takvimiyle çalışan sıradan bir alan gibi görülmesini eleştirdi. Özellikle doğum izni olarak bilinen teklif ve sosyal medya ile oyun platformlarına ilişkin düzenlemeler üzerinden, yasama faaliyetlerinde ortaya çıkan yaklaşımın toplumda hayal kırıklığı yarattığını savundu.

Sosyal medya düzenlemesine eleştiri: Yasak değil denge vurgusu

Konuşmasında sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik planlanan düzenlemelere de değinen Dervişoğlu, çocukların, gençlerin ve ailelerin dijital tehditlerden korunmasının devletin temel görevlerinden biri olduğunu söyledi. Ancak bu görevin, temel hak ve özgürlükleri aşırı biçimde sınırlandıran bir anlayışla yerine getirilemeyeceğini ifade etti.

15 yaş altına sosyal medyanın tümden yasaklanmasına karşı çıkan Dervişoğlu, bunun ifade özgürlüğü ile kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı açısından sorunlu olduğunu savundu. Düzenlemeye bütünüyle karşı olmadıklarını belirten Dervişoğlu, açık, anlaşılır ve kullanıma uygun ebeveyn kontrol araçlarının daha makul bir çözüm olacağını dile getirdi. Bununla birlikte, ebeveynlerin internet okuryazarlığı konusunda yeterince desteklenmediğini de vurguladı. İktidarın yıllardır gerekli önlemleri almadığını söyleyen Dervişoğlu, bugün gelinen noktada sorunların yasaklarla kapatılmaya çalışıldığını belirtti.

“Karşımızda bütünlüklü bir yönetim çöküşü var”

Dervişoğlu, Türkiye’de yaşanan sorunların tek tek hatalardan ibaret olmadığını, daha büyük bir yönetim krizinin parçası haline geldiğini savundu. Devletin kapısından bütçe dağılımına, sofradaki tabloya kadar her alanda adaletsizlik görüldüğünü söyleyen Dervişoğlu, içeride devletin akrabalığa, ekonominin borca, sosyal yardımın ise tahsilata teslim edildiğini ileri sürdü.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ağır sözlerle eleştiren Dervişoğlu, kamu kurumlarındaki üst düzey atamaların liyakatten uzaklaştığını belirtti. Bu tabloyu “nepotizm iktidarı” olarak tanımlayan Dervişoğlu, devlet makamlarının milletin emaneti olmaktan çıkarıldığını, yakın çevrelere dağıtılan bir ayrıcalık alanına dönüştürüldüğünü savundu. Türk Hava Yolları’ndaki atamaları örnek gösteren Dervişoğlu, çalışkan, eğitimli ve emek veren gençlerin kapı dışında bırakıldığını söyledi.

Sosyal yardımlar ve ekonomi yönetimi hedefteydi

Sosyal yardımlar konusuna da değinen Dervişoğlu, iktidarın milyonlarca yurttaşı yardıma muhtaç hale getirdiğini, ardından da bu yardımları kendi lütfu gibi sunduğunu ifade etti. Sosyal devlet anlayışının böyle olamayacağını vurgulayan Dervişoğlu, ödeneklerin gerçekleşen enflasyona göre otomatik güncellenmesini sağlayacak bir mekanizmanın kurulması gerektiğini söyledi.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde ise açıklanan veriler ile vatandaşın yaşadığı gerçeklik arasında büyük fark bulunduğunu savundu. Enflasyon rakamlarının sokağın yangınını yansıtmadığını dile getiren Dervişoğlu, elektrik, doğal gaz ve kira gibi temel harcamaların etkisinin değiştirilmesiyle hayat pahalılığının gizlenemeyeceğini ifade etti. Alım gücünün düştüğünü, emeğin ucuzladığını ve üretim çarklarının zorlandığını belirten Dervişoğlu, esnafın ve KOBİ’lerin finansmana erişimde ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi.

“Kurda istikrar” eleştirisi ve üretim dünyasının alarmı

Dervişoğlu, ekonomi yönetiminin kur politikasını da hedef aldı. Mehmet Şimşek’in “kurda istikrar” olarak tanımladığı tablonun, ihracatçı açısından ağır sonuçlar doğurduğunu savunan Dervişoğlu, Türk lirasını kâğıt üzerinde değerli tutma çabasının yerli üretimi ithalata bağımlı hale getirdiğini ileri sürdü.

Üretim dünyasının sürdürülebilirlik sınırını aştığını söyleyen Dervişoğlu, artan enerji maliyetleri, yükselen finansman giderleri ve azalan yatırım iştahının iş dünyasında ciddi kaygı yarattığını ifade etti. Sektör temsilcilerinin her geçen gün daha yüksek sesle alarm verdiğini belirten Dervişoğlu, bu tabloyu muhalefetin abartısı değil, sahadan yükselen gerçek bir uyarı olarak nitelendirdi.

Ayrıca bireysel kredi ve kredi kartı borçlarına da dikkat çeken Dervişoğlu, 2026 yılı şubat ayında 221 bin kişinin yasal takibe düştüğünü, takipteki bireysel kredi ve kredi kartı borcunun ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 98 artarak 323,8 milyar liraya çıktığını söyledi. Vatandaşın artık maaşıyla değil, borçla yaşamaya başladığını belirten Dervişoğlu, borcun yatırım aracı olmaktan çıkıp hayatta kalma aracına dönüştüğünü savundu.

Bahçeli’nin önerisine sert tepki: “Türkiye savrulmaya açık hale getirilemez”

Dervişoğlu’nun konuşmasının en dikkat çeken başlıklarından biri ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Moskova, Pekin, Ankara” ekonomik işbirliği önerisine yönelik sözleri oldu. Hem bölgesel hem de küresel ölçekte jeopolitik bir türbülans yaşandığını belirten Dervişoğlu, böyle bir dönemde Türk dış politikasının radikal savrulmalardan korunması gerektiğini ifade etti.

Dış politikanın duygusal çıkışlarla, ideolojik takıntılarla ya da iktidar hesabıyla yürütülemeyeceğini söyleyen Dervişoğlu, Türkiye-Rusya-Çin eksenli bir ittifak önerisini sert biçimde eleştirdi. Türkiye’nin ne Moskova’nın taşeronu, ne Pekin’in pazarı, ne de başkalarının savaş stratejisinin parçası olabileceğini vurgulayan Dervişoğlu, Türkiye’nin istikametinin kapalı kapılar ardında değil, milletin menfaatleri doğrultusunda çizilmesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye’nin yönü milletin çıkarlarıyla belirlenmeli”

Konuşmasının sonunda, Türkiye’nin milli kimliğine mesafeli yaklaşan hiçbir siyaset anlayışının başarıya ulaşamayacağını dile getiren Dervişoğlu, hem hayata hem siyasete Ankara merkezli baktıklarını söyledi. Anadolu’nun emeği, liyakat ve adalet temelinde kurulacak yeni bir Türkiye hedefi ortaya koyan Dervişoğlu, gençlerin torpil aramadığı, emeklilerin pazardan eli boş dönmediği ve ülkenin karanlık hesapların figüranı yapılmadığı bir düzen istediklerini ifade etti.

Bu çerçevede Dervişoğlu’nun konuşması, yalnızca muhalefet eleştirisi değil; Meclis işleyişinden dijital özgürlüklere, sosyal yardımlardan dış politika yönelimine kadar pek çok başlıkta siyasi tartışmayı derinleştiren bir çıkış olarak öne çıktı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *