TBMM’deki grup toplantısında konuşan Dervişoğlu, 6 Şubat depremlerinin yalnızca doğal bir afet olarak görülemeyeceğini, yönetim tercihleri ve denetimsizliklerin yıkımı büyüttüğünü ifade etti. 2012–2023 dönemini kapsayan “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı”nın süresinin dolduğunu, bugün yürürlükte yeni bir plan bulunmadığını savundu.
İstanbul ve Marmara için beklenen depremin bilimsel olarak öngörüldüğünü belirten Dervişoğlu, güncel bir eylem planının olmamasını “ihmal” olarak nitelendirdi ve Meclis’e araştırma önergesi sunduklarını hatırlattı.
“Nüfus ve ekonomi birkaç merkezde yoğunlaştı”
Dervişoğlu, Türkiye’de nüfus ve ekonomik üretimin dar bir coğrafyada toplandığını belirterek, milli gelirin üçte birinin İstanbul’da, yarısının en büyük dört ilde, üçte ikisinin ise en büyük on ilde üretildiğini söyledi. Bu yoğunlaşmanın risk yönetimi ve kalkınma açısından sürdürülemez olduğunu dile getirdi.
Bu yapının hem afet riskini artırdığını hem de Anadolu’da fırsat eşitsizliği yarattığını savunan Dervişoğlu, planlama eksikliğine dikkat çekti.
“Anadolu’ya yeniden yerleşmek devlet aklıdır”
“Anadolu’ya yeniden yerleşmeliyiz” diyen Dervişoğlu, bunun bir göç çağrısı değil; üretim, yatırım, sanayi, tarım ve istihdamın ülke geneline dengeli yayılması anlamına geldiğini ifade etti. En az 15 şehrin cazibe merkezi haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Bunun için kamu yatırımlarının ülke sathına yayılması, KOBİ ve girişimcinin desteklenmesi ve merkez–yerel iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Kaynak var, tercih farklı”
Dervişoğlu, kamu kaynaklarının yanlış kullanıldığını savunarak enerji yatırımları ve çeşitli kamu uygulamaları üzerinden örnekler verdi. Bu tercihler nedeniyle kamunun milyarlarca dolarlık zarara uğratıldığını iddia etti.
Bu kaynakların afetlere hazırlık, kalkınma ve sosyal refah için kullanılabileceğini söyleyen Dervişoğlu, “Kaynak yok değil, tercih farklı” değerlendirmesinde bulundu.
“Rakamlarla hayat arasındaki bağ koptu”
Resmî enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşam deneyimi arasında fark olduğunu savunan Dervişoğlu, bu durumun güveni zedelediğini ifade etti. Ekonominin güvenle çalıştığını belirterek, belirsizliğin yatırım ve üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Kredi kartlarının zorunlu bir tüketim aracı haline geldiğini dile getiren Dervişoğlu, ekonomik politikaların vatandaşları borçlanmaya mecbur bıraktığını savundu.