Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenecek “Mavi Vatan ve Türkiye’nin Jeopolitiği” konulu konferans öncesinde konuşan Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin son derece hassas bir dönemden geçtiğini söyledi. Gürdeniz, hem kuzeyde devam eden Rusya-Ukrayna savaşı hem de güneyde İsrail ve ABD eksenli gelişmeler nedeniyle Türkiye’nin çok yönlü baskı altında olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın iki cepheli bir savaş ikliminin etkisi altında olduğunu belirten Gürdeniz, bu gelişmelerin Ankara’yı doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.
“Türkiye hareketlerini çok kontrollü atmalı”
Cem Gürdeniz, Türkiye’nin bu süreçte aceleci ya da kontrolsüz adımlar atmaması gerektiğini söyledi. Özellikle bölgesel gelişmelerin Türkiye’yi doğrudan etkileme potansiyeli taşıdığına dikkat çeken Gürdeniz, Ankara’nın her hamlesini dikkatle planlaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin tuzaklara düşmemesi gerektiğini vurgulayan Gürdeniz, mevcut tabloda stratejik akıl ve denge politikasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti.
İstanbul Boğazı yaklaşma sularındaki tanker saldırısına dikkat çekti
Gürdeniz, İstanbul Boğazı yaklaşma sularında, Türk karasularının dışında ancak Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde bulunan dolu bir tankere yönelik saldırının son derece önemli olduğunu söyledi. Bu saldırının yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda Türkiye’ye verilmek istenen mesajlar taşıdığını savundu.
Bu olayla, Türk Boğazları’nın girişine tehdit oluşturulabileceği ve dolu bir tankere zarar verilerek çevresel felakete yol açılabileceği mesajının verilmeye çalışıldığını ifade etti.
Deniz ulaştırma güvenliği için yeni önlemler önerdi
Bu gelişmelerin ardından Türkiye’nin deniz ulaştırma güvenliğini artırması gerektiğini belirten Gürdeniz, özellikle Türk Boğazları’na yaklaşan dolu tankerlere, ihtiyaç halinde Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde eskort sağlanmasının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gürdeniz, Türkiye’nin kendi deniz yetki alanlarında ve deniz ulaştırma hatlarında daha güçlü güvenlik önlemleri almasının artık daha kritik hale geldiğini vurguladı.
Donanmanın görev sahaları yeniden gözden geçirilmeli
Türk donanmasının farklı görev alanlarına dağılmış durumda olduğunu ifade eden Gürdeniz, Somali’deki görev gücü ile NATO’nun kuzey denizlerindeki faaliyetlerine katılan unsurların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Donanmanın önceliğinin Türkiye’nin kendi Mavi Vatan’ında güvenliği sağlamak olması gerektiğini belirten Gürdeniz, bu önceliğin deniz yetki alanları ve deniz ulaştırma hatlarını da kapsadığını dile getirdi.
Bölge ülkeleriyle iş birliği vurgusu yaptı
Cem Gürdeniz, Türkiye’nin deniz güvenliği konusunda yalnızca kendi askeri kapasitesine değil, bölgedeki diğer ülkelerle kurulacak iş birliğine de önem vermesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin güvenlik görevlerini bölgesel iş birliği anlayışı içinde yerine getirmesinin önemli olduğunu belirtti.
Bu yaklaşımın, hem deniz ticaret yollarının korunması hem de bölgesel istikrarın sağlanması açısından değer taşıdığını ifade etti.
“Diplomatik tepki en sert şekilde verilmeli”
Türkiye’ye yönelik bu tür saldırıların Ukrayna’dan ya da Ukrayna’ya destek veren kıyıdaş ülkelerden gelmesi halinde, Dışişleri Bakanlığı’nın en sert diplomatik tepkiyi göstermesi gerektiğini savunan Gürdeniz, Romanya’nın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bu tür gelişmeler karşısında Ankara’nın sessiz kalmaması gerektiğini belirten Gürdeniz, diplomatik tepkinin açık ve güçlü biçimde ortaya konulmasının önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin savaşa çekilmek istendiğini öne sürdü
Gürdeniz, İsrail ve ABD’deki neocon ve siyonist çevrelerin Türkiye’yi kendi yanlarında bir savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü. Türkiye’nin özellikle sahte bayrak olarak nitelendirdiği provokasyonlara karşı çok dikkatli olması gerektiğini dile getiren Gürdeniz, Ankara’nın silahlı çatışma ortamına çekilmemesi gerektiğini söyledi.
Bu süreçte Türkiye’nin en büyük ihtiyacının soğukkanlılık ve stratejik denge olduğunu savunan Gürdeniz, askeri çatışmanın dışında kalmanın hayati önemde olduğunu belirtti.
İkinci Dünya Savaşı örneğini hatırlattı
Türkiye’nin tarih boyunca zor dönemlerde tarafsız kalmayı başarabildiğini hatırlatan Gürdeniz, İkinci Dünya Savaşı dönemini örnek gösterdi. Bugün de benzer bir stratejik akıl ve denge siyasetine ihtiyaç olduğunu ifade eden Gürdeniz, Türkiye’nin doğrudan savaşın tarafı haline gelmemesi gerektiğini söyledi.
Bu tarihsel örneğin, bugünün kriz ortamında da Ankara için önemli bir referans sunduğunu belirtti.
İran değerlendirmesi de yaptı
Açıklamasının sonunda İran’a ilişkin görüşlerini de paylaşan Gürdeniz, Türkiye’nin İran’ın direnişine her yönüyle destek vermesi gerektiğini savundu. Bölgedeki gerilimler karşısında Türkiye’nin dikkatli, kontrollü ve ulusal çıkarlarını önceleyen bir politika izlemesi gerektiğini söyledi.
Gürdeniz, Türkiye’nin çatışmaların dışında kalarak stratejik bir denge siyaseti yürütmesinin önemine işaret ederek, mevcut süreçte en doğru yolun kontrollü ve temkinli hareket etmek olduğunu vurguladı.