Gazete Kritik Sağlık CHP'li Aylin Yaman’dan doğum izni düzenlemesine destek: Sadece süre artışı yetmez

CHP'li Aylin Yaman’dan doğum izni düzenlemesine destek: Sadece süre artışı yetmez

CHP Ankara Milletvekili Dr. Aylin Yaman, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifindeki doğum izni düzenlemesini önemli ve olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Ancak Yaman, kadın istihdamını koruyacak destekler, doğum borçlanmasında eşitlik, kreş kapasitesinin artırılması ve sosyal devlet anlayışına uygun bütçeleme olmadan bu değişikliklerin tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.

CHP Ankara Milletvekili Dr. Aylin Yaman, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinde yer alan doğum izni düzenlemesini dikkatle değerlendirdi. Yaman, mevcut durumda doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta olarak uygulanan doğum izni süresinin, doğum sonrası dönemin uzatılmasıyla birlikte 24 haftaya çıkarılmasını hem tıbbi hem de sosyal açıdan doğru bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Yaman’a göre bu değişiklik, anne ve bebek sağlığı bakımından önemli katkılar sunabilecek bir adım niteliği taşıyor. Özellikle doğum sonrası dönemin uzatılmasının anne ile bebek arasındaki etkileşimi güçlendireceğini, emzirme sürecini destekleyeceğini ve annenin toparlanma dönemine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca çalışma yaşamını değil, aynı zamanda aile sağlığını da doğrudan ilgilendiren bir başlık olarak öne çıkıyor. Ayrıca hâlihazırda doğum izni kullanan annelere de 24 haftalık süreden yararlanma imkânı tanınmasının olumlu bir detay olduğunu dile getirdi.

“Sadece izin süresini artırmak yeterli değil”

Aylin Yaman’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri, bakım sürecinin ağırlıklı olarak anne üzerinden tanımlanmaya devam etmesine yönelik eleştirisi oldu. Yaman, babalar için öngörülen yalnızca beş günlük artışın, bakım yükünün yine büyük ölçüde kadınların omzunda kaldığını gösterdiğini belirtti. Bu nedenle doğum iznindeki artışın tek başına yeterli bir reform olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Yaman, kamuya ait kreş sayılarında anlamlı bir artış yaşanmadan yalnızca izin sürelerinin uzatılmasının eksik bir yaklaşım olacağını söyledi. Kadın istihdam oranının hâlâ yüzde 30’lar seviyesinde bulunduğu bir ülkede, izin sürelerinin uzamasının beraberinde yeni istihdam sorunları doğurabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle izin süreleri artırılırken, aynı anda işverene prim desteği gibi kadın istihdamını koruyacak ve teşvik edecek modellerin de devreye alınması gerektiğini ifade etti. Ona göre kadınların çalışma yaşamında kalabilmesi, yalnızca izin hakkıyla değil, destekleyici sosyal politikalarla mümkün olabilir.

Doğum borçlanmasında eşitlik çağrısı

Yaman, konuşmasında doğum borçlanması konusunu da özel olarak gündeme taşıdı. Mevcut uygulamada kadın işçilerin, doğumdan sonraki iki yıl içinde sigortalı olmadıkları sürenin primlerini kendi ceplerinden ödeyerek prim gün sayılarını artırabildiğini hatırlattı. Ancak bu hakkın yalnızca ilk sigorta girişinden sonra doğan çocuklar için kullanılabildiğine dikkat çekti. Bu durumun önemli bir eşitsizlik yarattığını belirten Yaman, pek çok kadının sigorta öncesi doğum yapmış olması nedeniyle bu haktan yararlanamadığını söyledi.

Kadınlar açısından doğumun zaten başlı başına iş yaşamını geciktiren bir durum olduğuna işaret eden Yaman, doğum borçlanması hakkının sigorta öncesi doğumları da kapsayacak biçimde genişletilmesi gerektiğini savundu. Böylece kadınların doğum nedeniyle oluşan prim günü kayıplarının telafi edilebileceğini belirtti. Yaman, yalnızca doğum iznini artırmanın değil, doğum borçlanması sürecini de en kısa sürede yeniden düzenlemenin zorunlu olduğunu söyledi. Bununla birlikte analık hâlinde sigortalı çalışanlara ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin de yeniden yapılandırılması gerektiğini dile getirdi.

3+1 kuralı ve aile birliği vurgusu

Aylin Yaman, sözleşmeli çalışanları ilgilendiren 3+1 yıl kuralına da değinerek bu uygulamanın aile birliklerini bozduğunu ifade etti. 3+1 sisteminin 1+1 şeklinde değiştirilmesinin aile bütünlüğü açısından elzem olduğunu belirten Yaman, bu tür düzenlemelerin yalnızca teknik bir personel rejimi konusu olarak değil, aile yaşamını doğrudan etkileyen sosyal bir mesele olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Darülaceze modeli ve sosyal devlet tartışması

Konuşmasının devamında Darülaceze modelinin ülke geneline ve yurt dışına yaygınlaştırılmasına ilişkin düzenlemeleri de değerlendiren Yaman, bu yaklaşımın sosyal devlet anlayışı bakımından dikkatle ele alınması gerektiğini belirtti. Ana yerleşkesi İstanbul’da bulunan Darülaceze için getirilen teşvik modeliyle bağış ve yardımlara vergi muafiyeti tanınmasının, kamu kaynakları yerine bağışlarla sürdürülen bir muhtaçlık zeminini güçlendirebileceğini söyledi. Ona göre sosyal devlet anlayışı, kamu bütçeleri üzerinden şeffaf, denetlenebilir ve hak temelli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.

Yaman, yaşlı, engelli ve kimsesiz vatandaşların bakımına ayrılan payın yetersiz olduğunu vurgulayarak Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık 9,5 milyon kişiye ulaştığını, özellikle bakım ihtiyacı yüksek olan 75 yaş üstü grubun büyüklüğüne dikkat çekti. Aynı şekilde engelli yurttaşlara yönelik devlet kurumlarının sayısının ve yatılı bakım kapasitesinin de son derece sınırlı olduğunu belirtti. Bu tabloya göre bakım ihtiyacının giderek arttığını, dolayısıyla ek bütçelemenin zorunlu hale geldiğini savundu.

Şeffaflık ve veri güvenliği uyarısı

Yaman, son olarak korunmaya muhtaç, kimsesiz ya da rehabilitasyon desteği alması gereken kişilerin merkezi izlemeyle takip edilmesine ilişkin düzenlemelere de değindi. Bu alanda kapsamın net olmamasının, kişisel verilerin nasıl kullanılacağına dair soru işaretlerinin ve mahremiyet kaygılarının güven vermediğini söyledi. Kamu hizmetlerinde denetlenebilirliğin önemli olduğunu ifade eden Yaman, bunun vatandaşın özel hayatını riske atan belirsiz uygulamalarla değil, açık ve güvenli bir çerçeveyle sağlanması gerektiğini belirtti.

Yaman’ın değerlendirmeleri, doğum izni düzenlemesini olumlu bulan ancak bunun daha geniş bir sosyal politika paketiyle desteklenmesi gerektiğini savunan kapsamlı bir yaklaşım ortaya koydu. Bu çerçevede kadın istihdamı, aile birliği, sosyal devlet, bakım hizmetleri ve veri güvenliği gibi başlıklar aynı tartışmanın önemli parçaları olarak öne çıktı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *