Cumhuriyet kimindir?

İnsanlığın ve bu toprakların gördüğü en büyük devrimcilerden biri olan Atatürk, “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” diyor...

Bugün Cumhuriyetin ve kimsesizlerin ayrıştırıldığı bir sürecin içindeyiz. Büyük bir ideal olarak Cumhuriyet, herkesin eşit ve özgür olarak yaşadığı bir ülke hayaliydi. Bir ülke, bir ülkü ve bu ülkü etrafında birleşmiş eşit yurttaşlar hayali henüz gerçekleşmemişse, bu kimsesizlerin hâlâ Cumhuriyet’in değerini, önemini ve anlamını yeterince özümseyememiş olmasındandır.

Peki, neden Gazi Cumhuriyeti böyle tanımlamıştı? Bu sorunun cevabı geçmişten bugüne, bugünden geleceğe bu topraklar üzerinde yaşayanların kaderini çizen büyük bir tarihsel hakikattir. Zira bu topraklar nasıl kimsesiz bırakılmışsa, bu topraklar üzerinde yaşayanlar da öylesine kimsesiz, sahipsiz ve çaresizdi. Bundandır Gazi’nin insan ve toprağı harmanlayarak yeni bir ülke yaratması; bundandır 72 millete aynı nazarla bakması; bundandır her şeyini halkına bırakması, bundandır çocuklara, gençliğe ve kadınlara duyduğu güven…

Göçlerle, savaşlarla yersiz yurtsuz bırakılmış, ekmeği, aşı olmayanları bir araya getirip bir ulus oluşturmak sadece devrimci bir eylem değildir; yeni bir ülke, yeni bir hayat, yeni bir dünya yaratmaktır. İşte Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti bunu başardı.

Mustafa Kemal bütün halkına şunu söyledi: “Nereden, nasıl ve ne şekilde gelirseniz gelin; hangi kimliğe, inanca mensup olursanız olun, burası hepinizin vatanıdır ve bu vatan üstünde ancak cumhuriyet fikri ve ideali ile birlikte yaşayabilirsiniz.” Bu çağrı, bu topraklar üzerinde yaşayan bütün kimsesizlere yapılmıştı.

Evet, Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir; yani yakın uzak coğrafyalardan göç etmişlerindir. Bu topraklardaki ezilenlerin, emekçilerin, çalışanların, her türlü saldırıya maruz kalan kadınların, çocuklarınındır. Hakkı yenilmiş herkesindir, hakkını arayanlarındır. Bağımsız bir ülke hayali kuran gençlerindir. Eşitlik ve özgürlük için mücadele edenlerindir. Cumhuriyet; çok büyük haksızlıklara uğramış, etnik, mezhepsel ve inanç olarak dışlanmışlarındır. Zira ancak yurttaşlık temelinde özgür bir ülke kurulabilir ve yaşanan bütün olumsuzluklara, trajedilere karşın Cumhuriyet hâlâ yurttaşlık temelinde birlikteliğin en gerçekçi tasarımıdır.

Cumhuriyet; tarikat, cemaat, şeyh ve hocaların esaretindeki insanların ışığıdır, umududur. Kutsal duygular sömürülmeden inanç ve ibadetin özgür biçimde yapılmasının garantisi lâikliktir ve lâiklik Cumhuriyet’in vazgeçilmezidir. Cumhuriyet; hiçbir korku ve tedirginlik duymadan bu ülkenin sokaklarında el ele tutuşan sevgililerindir, sokaklarında özgürce müzik yapanlarındır. Kimsenin bir başkasının hayatına müdahale etmemesi gerektiğini düşünenlerindir. Kılık kıyafetinden ötürü ötekileştirilmek istemeyenlerindir.

Cumhuriyet, en çok köle gibi çalıştırılanlarındır; sendikasız, sigortasız, güvencesiz olarak yokluğa mahkûm edilenlerindir. Cumhuriyet; atanması yapılmayan öğretmenin, doktorundur. Cumhuriyet; partizanlık uğruna hakkı, hukuku yok sayılanındır. Cumhuriyet; üniversiteden kovulan bilim insanlarınındır. Cumhuriyet; bu ülkeyi çaresizce terk eden genç bilim insanlarınındır…

Cumhuriyet; tarlasını ekemeyen köylünün, tütününü, fındığını, pamuğunu, zeytinini hak ettiği değere satamayan, emeğinin ve ürününün karşılığını alamayanlarındır.

Cumhuriyet; kıyıları, yaylaları, ormanları yağmalanan halkındır.

Cumhuriyet; kentleri betona gömülenlerin, asıl sahiplerinindir. Cumhuriyet, denize girmeyen, tatil yapmayan, yaşadığı evden, mahalleden, sokaktan, köyden, ilçeden, şehirden başka bir yer görmeyenlerindir…

Cumhuriyet; çocuklarını ısıtamadığı, giydiremediği için intihar eden anne babalarındır. Cumhuriyet; donarak şehit düşen askerlerin, halk çocuklarınındır.

İşte Cumhuriyet, bütün bunları haykırdığı için kanadı kırılan halk çocuklarınındır. Ömrü yağmalanan ve buna karşı çıkan, bu nedenle adı asi çıkan gençlerindir.

Cumhuriyet; bu topraklardaki binlerce yıllık özgürlük düşünü haykıranlarındır. İnsanlığın kaderini değiştiren bu büyük devrim, elbette büyük bir nehir olarak akmaya devam edecektir.

İşte bütün mesele; Cumhuriyet’in kendine ait olduğunun bilincine varacak bütün bu kesimlerin ortaklaşmasıdır. Bu, hem Cumhuriyet’i kimsesizlikten kurtaracak hem de Cumhuriyet’i kimsesizlerin kimsesi hâline getirecektir.

Yani Cumhuriyet senin, benim, hepimizindir… Ama en çok da onun uğruna mücadele edenlerindir.

Yaşasın Cumhuriyet…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız