Sandıkta Alamadığını Hukuk Kılıfıyla Almak Maskelerin ömrü, menfaatlerin ömrü kadardır…
Demokrasi, sadece sandığın kurulması değildir.
Demokrasi, sandıktan çıkan sonuca razı olabilmektir.
İşte tam da burada hak ile çıkarın yolları ayrılır.
Hak, milletin verdiği yetkidir.
Çıkar ise o yetkiyi milletten alamayınca başka yollarla ele geçirme arzusudur.
Bugün Türkiye’de yaşanan tartışmaların özü budur.
Bir belediyeyi seçimle kazanamazsınız…
Sonra seçilmiş belediye başkanını tutuklarsınız.
Yetmez…
Belediye meclisinin doğal iradesini değiştirmek için hukuku siyaset mühendisliğinin aparatı haline getirirsiniz.
Yetmez…
Seçme ve seçilme hakkını fiilen sınırlandıracak uygulamalarla belediye başkanvekili seçimlerini kendi lehinize çevirmeye çalışırsınız.
Yetmez…
Meclis üyelerine baskı, tehdit, vaat ve siyasi hesaplarla yeni çoğunluklar oluşturmaya kalkışırsınız.
Bunun adı demokrasi değildir.
Bunun adı hukuk da değildir.
Bunun adı, sandıkta alamadığını masa başında almaya çalışmaktır.
Demokrasi, sonuç hoşunuza gittiğinde savunulacak, hoşunuza gitmediğinde askıya alınacak bir yönetim biçimi değildir.
Milletin iradesi pazarlık konusu yapılamaz.
Halkın oyuyla oluşan matematik, siyasi operasyonlarla değiştirilmeye çalışılamaz.
Çünkü o matematik yalnızca rakamlardan ibaret değildir.
Orada milyonlarca insanın umudu, tercihi ve iradesi vardır.
Bugün CHP’li belediyelere yönelik uygulamalar, yalnızca bir siyasi partiye değil, seçmenin iradesine yönelmiş bir müdahale olarak değerlendirilmektedir.
Seçilmiş başkanların tutuklanması, ardından belediye yönetimlerinin farklı yöntemlerle el değiştirmesi, demokrasinin ruhunu zedelemektedir.
Sandıkta kaybedip devlet gücüyle kazanmaya çalışmak, siyasetin değil, çıkarın ürünüdür.
Hak büyütür.
Çıkar ise gasp eder.
Hak paylaşır.
Çıkar sömürür.
Hak milletindir.
Çıkar ise gücü elinde tutanların iştahıdır.
Bir iktidarın en büyük meşruiyeti seçim kazanmak değil, kaybettiği seçimin sonucuna da saygı gösterebilmesidir.
İşte gerçek demokrasi budur.
Bugün yaşananlar, sadece birkaç belediyenin yönetiminin değişmesi meselesi değildir.
Asıl mesele, Türkiye’de sandığın anlamının aşındırılmasıdır.
Eğer halkın oyuyla kazanılamayan belediyeler hukuk ve idari güç kullanılarak el değiştiriyorsa, yarın hiçbir seçmenin sandığa güven duyması beklenemez.
Demokrasi, sandık kurulunca değil, sandığın sonucuna herkes saygı gösterdiğinde yaşar.
Aksi halde seçimler, yalnızca pazar günü oynanan göstermelik bir oyuna dönüşür.
Unutulmamalıdır ki iktidarlar güçleriyle değil, adaletleriyle hatırlanırlar.
Zulüm geçicidir.
Haksızlık geçicidir.
Çıkar geçicidir.
Kalıcı olan ise adalettir.
Ve tarih bize defalarca göstermiştir,
Milletin iradesine rağmen kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar ayakta kalamamıştır.
Çünkü hak, er ya da geç sahibini bulur.
Çıkar üzerine kurulan düzenler ise kendi ağırlıkları altında mutlaka çöker.
Çünkü maskelerin ömrü, menfaatlerin ömrü kadardır.
Halk deyişlerimiz ne güzel söylemiş…
Gül alırım, gül satarım
Gülü gül ile tartarım…
Hüseyin Saygılı