Gazete Kritik Yerel Tarihi Asansör’de vandalizme karşı titiz çalışma: “Bu kentin hafızasını koruma mücadelesi”

Tarihi Asansör’de vandalizme karşı titiz çalışma: “Bu kentin hafızasını koruma mücadelesi”

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tarihi Asansör’de duvarlara yazılan yazı ve çizimlere karşı bilimsel yöntemlerle temizlik ve koruma çalışması yürütüyor. Restoratörler, yapılan müdahalelerin yalnızca temizlik değil, İzmir’in kültürel mirasını geleceğe taşıma çabası olduğunu vurguluyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin simge yapılarından Tarihi Asansör’de vandalizme karşı kapsamlı bir temizlik ve koruma çalışması yürütüyor. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığına bağlı Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü ile Tarihi Yapılar Şube Müdürlüğü ekipleri, tarihi yapının duvarlarına yazılan yazı ve çizimleri yüzeye zarar vermeden temizliyor.

Kamuya, kişilere ait mülklere, sanat eserlerine ya da çevreye kasıtlı olarak zarar verilmesi anlamına gelen vandalizm, tarihi yapılarda çok daha büyük risk oluşturuyor. Çünkü yapılan her yanlış müdahale, yapının özgün dokusunda kalıcı hasarlara neden olabiliyor.

Tarihi Asansör’de görev yapan restoratörler Esra Küpelioğlu ve Özgün Taner Kara, temizlik çalışmalarını bilimsel esaslara göre yürüttüklerini belirtiyor. Ekipler, duvar yüzeylerindeki yazı ve çizimleri özel solüsyonlar ve kontrollü yöntemlerle temizleyerek tarihi dokuya zarar vermemeye özen gösteriyor.

“Koruduğumuz şey sadece taş değil, tarih”

Restoratör Esra Küpelioğlu ve Özgün Taner Kara, Tarihi Asansör’de yapılan çalışmanın basit bir temizlik faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini ifade ediyor. Ekipler, “Her müdahaleyi bilimsel esaslara göre yapıyoruz, çünkü burada koruduğumuz şey sadece taş değil, tarih” sözleriyle yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekiyor.

Restorasyon ekiplerine göre tarihi yapılara yapılan her müdahale, kentin hafızasına yapılan bir dokunuş anlamı taşıyor. Bu nedenle temizlik, bakım ve onarım çalışmalarının büyük bir hassasiyetle yürütülmesi gerekiyor.

Çalışmalar sırasında yalnızca zarar gören yüzeylerin temizlenmediği, aynı zamanda kentin geçmişine ait izlerin yeniden görünür hale getirildiği belirtiliyor. Ekipler, bazı mahallelerde vatandaşların farkında bile olmadığı tarihi yapıların bu çalışmalar sayesinde yeniden ortaya çıktığını dile getiriyor.

Tarihi miras için bilimsel süreç işletiliyor

KUDEB bünyesinde yürütülen çalışmalar, yalnızca sahada yapılan temizlik ve onarım işlemleriyle sınırlı kalmıyor. Restoratör Esra Küpelioğlu, İzmir’in 30 ilçesinde taşınmazların basit bakım ve onarımlarına yönelik başvuruların değerlendirildiğini belirtiyor.

Vatandaşlardan ve kurumlardan gelen başvurular; mimar, mühendis, şehir plancısı, arkeolog ve sanat tarihçilerinden oluşan uzman ekipler tarafından inceleniyor. Yapılan yerinde incelemeler sonucunda söz konusu yapının esaslı onarım mı yoksa basit onarım kapsamında mı değerlendirileceği belirleniyor.

Küpelioğlu, yapıların tescil gruplarına göre farklı süreçlerin işletildiğini aktarıyor. Birinci grup yapılarda Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinden izin alınırken, ikinci grup yapılarda KUDEB uzmanları değerlendirme yaparak “Ön Onarım İzin Belgesi” düzenliyor.

Sahadaki uygulamalar adım adım izleniyor

Restoratör Özgün Taner Kara, onarım sürecinin yalnızca izin aşamasından ibaret olmadığını vurguluyor. İzinlerin ardından Tarihi Yapılar Şube Müdürlüğü koordinasyonunda sahaya inildiğini belirten Kara, İzmir Miras ekibi olarak iş programı oluşturduklarını ve uygulamaları birebir takip ettiklerini söylüyor.

Kara, tarihi yapılara müdahalenin büyük sorumluluk gerektirdiğini belirterek, “Tarihi bir yapıya dokunmak, onu yeniden ayağa kaldırmak ve geleceğe taşımak bizim için hem büyük bir sorumluluk hem de gurur kaynağı” ifadelerini kullanıyor.

Ekiplerin sahadaki çalışmaları büyük bir dikkatle yürüttüğünü anlatan Kara, en küçük hatanın bile tarihi yüzeye zarar verebileceğini belirtiyor. Bu nedenle temizlik işlemleri özel solüsyonlar ve kontrollü yöntemlerle, adeta milim milim yapılıyor.

Tekrarlayan vandalizm tarihi dokuya zarar veriyor

Restoratör Esra Küpelioğlu, sahada karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin tekrar eden vandalizm olduğunu söylüyor. Temizlenen yüzeylerin kısa sürede yeniden yazılarla dolmasının hem verilen emeği hem de yapının dokusunu yıprattığını ifade ediyor.

Küpelioğlu’na göre her temizlik müdahalesi, ne kadar dikkatli yapılırsa yapılsın, malzeme üzerinde bir etki bırakıyor. Tekrarlayan uygulamalar taş yüzeylerde mikro düzeyde aşınmalara yol açabiliyor. Bu durum zamanla malzemenin dayanımını azaltıyor, yüzey kayıplarını hızlandırıyor ve yapının özgün dokusunda geri dönüşü zor hasarlara neden olabiliyor.

Bu nedenle Tarihi Asansör örneği, tarihi yapıların korunmasının yalnızca teknik müdahalelerle sürdürülemeyeceğini gösteriyor. Kalıcı koruma için toplumun kültürel mirasa sahip çıkması ve bu değerleri koruma bilinci geliştirmesi gerekiyor.

“Bu miras hepimizin”

Restoratörler, tarihi yapıların korunmasında toplumun rolünün belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Özgün Taner Kara, “Biz sahadayız ama bu yapıların gerçek koruyucusu toplumun kendisi” sözleriyle kültürel mirasa sahip çıkmanın ortak sorumluluk olduğunu vurguluyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tarihi Asansör’de yürüttüğü çalışma, kentin hafızasını koruma ve gelecek kuşaklara aktarma amacı taşıyor. Restorasyon ekiplerinin titizlikle sürdürdüğü müdahaleler sayesinde İzmir’in tarihi mirası ayakta kalmaya devam ediyor. İzmir Miras çalışmaları, Instagram’da @izmirmiras hesabı üzerinden takip edilebiliyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *