CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Cumhuriyetin her dönemde çeşitli saldırılara maruz kaldığını belirterek, devletin ve iktidardakilerin Cumhuriyet’in ilkelerine bağlı kalmasının önemine vurgu yaptı. Yücel, konuşmasında Cumhuriyet'in kazanımlarının, yobazların ve din sömürücülerin tehdidine boyun eğilmediğinde üstesinden gelinebilecek bir meşale olduğunu ifade etti.
Şer ve İhanet Odaklarının Tarihsel Süreci
Cumhuriyetin yükselişi, karanlıkların üzerine bir güneş gibi doğması ile özdeşleşmiştir. Bu, kimsesizlerin yeni bir yuva, korunak ve umut bulduğu bir dönemi temsil eder. Ancak, dinimizi istismar eden ve Cumhuriyetin değerlerini kabul etmek istemeyen bazı gruplar her dönemde ortaya çıkmıştır. Şer ve ihanet odakları, Cumhuriyet ile hesaplaşmaya çalışarak çeşitli ayaklanmalar gerçekleştirmiştir. Türkiye, böyle olaylarla sık sık karşılaşmış, bu süreçte Uğur Mumcu ve Abdi İpekçi gibi birçok Atatürk devrimcisi yaşamını yitirmiştir. Dini referans göstermeyi tercih eden bu kişi ve gruplar, ülkemize karşı ahlaki bir ihanete imza atmış; hem dinimizi hem de onu özgürce yaşayan insanları hedef alarak acımasız saldırılarda bulunmuşlardır.
İktidarın Tarikatlarla İlişkileri
Cumhuriyet tarihinde, Menemen’de meydana gelen gerici ayaklanmaların benzerlerinin yine yaşandığını belirten Yücel, bu durumun tehlikeli sonuçlarının halen göz ardı edildiğine dikkat çekti. 1930’da Kubilay’ın gösterdiği cesaret, devletin ve yöneticilerin Cumhuriyet’ten uzaklaşmadan, yobazların tehditlerine boyun eğmeden, irticai gruplarla ilişki kurmadıklarında her zaman zafer elde edebileceklerini göstermektedir. Geçmişte yaşadığımız acı deneyimlerden her ne kadar dersler almış olsak da, 15 Temmuz 2016’da FETÖ terör örgütünün darbe girişimi benzeri olaylar yaşanmıştır. Bu durum, iktidar sahipleri ile bu şer odakları arasındaki ortaklıkların ülkeyi nasıl tehdit edebildiğini de gözler önüne sermiştir. Kubilay ve arkadaşlarının uğruna mücadele ettiği Cumhuriyet, bu tür felaketlerden korunmamızda önemli bir rol oynamıştır. Bu durum, Büyük Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.” sözleri ile yeniden hatırlanmalıdır.
Kubilay ve Cesareti
Deniz Yücel, Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın yanında yer alan Bekçi Hasan ve Şevki’nin, Cumhuriyet ve devrim için gösterdikleri cesareti öne çıkardı. Kubilay’ın, cumhuriyet değerlerini yaşatma uğruna canını feda ettiğini ifade eden Yücel, onun gericilik ve yobazlığa karşı duruşunun Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi haline geldiği vurguladı. Kubilay, ulusumuzun bağnazlığa karşı gösterdiği cesareti temsil ederken, Türk halkının gönlünde “devrim şehidi” olarak anılmaktadır. Bu olay, yalnızca Kubilay’ın değil, aynı zamanda Atatürk’ün de cesaret simgesi olması açısından büyük bir anlam taşımaktadır. Büyük Önder’in, Cumhuriyeti korumanın bedeli olarak dökülen kanları, bize Cumhuriyet’in kıymetini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Kubilaylar ve Cumhuriyetin Bugünü
89 yıl önceki Menemen hadisesinde yaşamını yitiren Kubilay ve diğer bekçilerin anısını unutmamak gerektiğinin altını çizen Yücel, bu olayın Cumhuriyetin geleceğini aydınlatmada önemli bir meşale işlevi gördüğünü belirtti. Cumhuriyetimizin Atatürk ilkelerine sahip çıkmamız sonucunda daha da güçlendiğine dikkat çekti. Kubilay ve arkadaşları, vatan ve Cumhuriyet uğruna verdikleri mücadeleyle günümüz Türkiye’sinde birer simge haline gelmiştir. Onlar sayesinde Cumhuriyet, çağdaşlık ve aydınlanma mücadelesinin temsilcisi olarak varlığını sürdürmektedir. Yücel, bu kahramanları anarken, Cumhuriyetimizi hedef alan her tür tehdide karşı var gücüyle duracaklarını vurguladı.