Gazete Kritik Siyaset Ali Babacan’dan dikkat çeken uyarı: “Çember daralıyor, iç meselelerimizi hızla çözmeliyiz”

Ali Babacan’dan dikkat çeken uyarı: “Çember daralıyor, iç meselelerimizi hızla çözmeliyiz”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bölgede savaş ve gerilim ikliminin kalıcı riskler ürettiğini belirterek Türkiye’nin iç meselelerini gecikmeden çözmesi gerektiğini söyledi. Babacan, ekonomiden dış politikaya, terör sürecinden toplumsal birliğe kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Suriçi İstanbul Buluşmaları”nda yaptığı konuşmada hem bölgesel savaş iklimine hem de Türkiye’nin iç gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. ABD, İsrail ve İran arasında süren savaşın bir ayı doldurduğunu hatırlatan Babacan, henüz herhangi bir yavaşlama ya da ateşkesin görünmediğini söyledi. Savaşın bugün sona erse bile genel kriz ve gerginlik ikliminin süreceğini belirten Babacan, ateşkesin her zaman sorunun çözüldüğü anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Kök nedenler ortadan kaldırılmadıkça aynı gerilimlerin yeniden ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Babacan, Türkiye’nin uzun süredir kuzeyinde ve güneyinde savaş ortamıyla karşı karşıya olduğunu, artık doğusunda da savaşın başladığını belirterek “çember daralıyor” ifadesini kullandı. Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze çatışması ve şimdi de İran’da yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından alarm verici olduğunu söyleyen Babacan, ülkenin daha zor dönemlere hazır olabilmesi için iç meselelerini gecikmeden ve cesaretle çözmesi gerektiğini dile getirdi.

“Bu coğrafyada birlik sağlanmadan dış müdahaleler önlenemez”

Ali Babacan, bölgede yaşanan savaşın temelinde yalnızca dış güçlerin değil, bölge ülkeleri arasındaki çatlakların da etkili olduğunu savundu. Türkiye, İran, Mısır ve Suudi Arabistan’ın ortak, net ve sert bir tavır geliştirmesi halinde ne yakın çevreden ne de uzak ülkelerden bu coğrafyaya müdahale edilemeyeceğini söyledi. Ona göre mesele, dış aktörlerin gücünden çok, bölge ülkeleri arasındaki anlaşmazlıklar ve İslam dünyası içindeki gerginliklerden doğan boşlukların değerlendirilmesiyle bugünkü noktaya geldi.

Babacan, bölgede son derece şımarık ve haydut gibi davranan, adeta bir terör örgütü mantığıyla hareket eden bir devlet yapısının oluştuğunu, buna bir de okyanus ötesinden gelip bölgeye yön vermeye çalışan başka bir devletin eşlik ettiğini söyledi. Ancak asıl üzücü olanın, kendi coğrafyalarındaki ülkelerin bu gelişmelere ortak ve net bir tavır koyamaması olduğunu vurguladı.

“Ekonomik kriz savaş bahanesiyle geçiştirilemez”

Ali Babacan, yaşanan ekonomik sıkıntıların savaş gibi dış gelişmeler gerekçe gösterilerek ötelenemeyeceğini söyledi. Ramazan ayında katıldığı pek çok il programında hangi esnafa gitse elinde vergi ve borç tebligatları gördüğünü belirten Babacan, esnafın boğazına vergi ve sigorta borcuyla sarılmanın zamanı olmadığını dile getirdi. Uzun süredir devam eden kriz koşullarında esnafın, çiftçinin, KOBİ’lerin ve sanayicilerin rahatlatılması gerektiğini ifade etti.

Bu çerçevede vergi ve sigorta borçlarının en az bir yıl ödemesiz, üç yıl vadeli şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini savundu. Yapılacak yapılandırmanın piyasa faizleriyle değil, yalnızca enflasyonun dikkate alındığı bir formülle düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Babacan’a göre mesele sadece ödeme tarihini ötelemek değil, günü geldiğinde gerçekten ödenebilir bir sistem kurmaktır.

“Türkiye’nin IMF’ye ihtiyacı yok ama güvene ihtiyacı var”

Babacan, Türkiye’nin büyüklüğü, tarım alanları, genç nüfusu ve potansiyeliyle aslında çok güçlü bir ülke olduğunu, bu nedenle mevcut haliyle bile IMF’ye ihtiyaç duymadığını söyledi. Kendisine sık sık “Türkiye böyle bir tabloda IMF’ye ihtiyaç duyar mı?” sorusunun yöneltildiğini belirten Babacan, buna net şekilde “hayır” cevabı verdiğini dile getirdi. Türkiye’nin hem insan kaynağına hem de ekonomik kaynaklara sahip olduğunu, sorunun bu kaynakların kullanılmaması ve güvenin kaybolması olduğunu ifade etti.

Babacan, hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki Türk vatandaşlarının sahip olduğu ekonomik imkânların Türkiye’de yatırıma dönüşmediğini, çünkü güven ortamının oluşmadığını söyledi. Ekonominin yalnızca ekonomi politikalarından ibaret olmadığını, hukuk ve adalet başta olmak üzere birçok alanın ekonomik iklime doğrudan etki ettiğini vurguladı. Ona göre insanlar kendilerini hukuki güvenlik içinde hissetmeden yatırım yapmaz, iş kurmaz ve istihdam üretmez.

“Hukuk ve adalet olmadan ekonomi düzelmez”

Ali Babacan, ekonominin düzelmesinin önündeki en büyük engelin hukuk ve adalet alanındaki sorunlar olduğunu söyledi. Hukukun olmadığı ve kuralların işlemediği ortamlarda sadece belirli çevrelere özel fırsatlar tanındığını, bunun da topyekûn bir refah üretmediğini belirtti. Bir avuç insanın zenginleşebileceğini, ancak ülkenin hücrelerine kadar yayılan bir kalkınmanın ancak adil, hukuk temelli ve kurala bağlı bir yönetim anlayışıyla mümkün olacağını ifade etti.

Bu nedenle Nobel İktisat Ödülü almış çok sayıda iktisatçının bile tek başına Türkiye ekonomisini düzeltemeyeceğini savunan Babacan, önce hukuk ve adalet tarafındaki sıkıntıların çözülmesi gerektiğini söyledi. Ona göre bu yapısal sorunlar çözülmeden ekonomi yönetiminde başarı mümkün değil.

Terörsüz Türkiye sürecine destek mesajı verdi

DEVA Partisi olarak “Terörsüz Türkiye” sürecine en başından beri destek verdiklerini belirten Babacan, önümüzdeki ayların bu başlık açısından kritik olduğunu söyledi. Sürecin planlandığı gibi ilerlemesi ve sonuca ulaşması halinde Türkiye’nin 40 yıllık terör ve şiddet belasından kurtulabileceğini ifade etti. Bu konuda çabalarının ve desteklerinin açık olduğunu söyledi.

Babacan, böyle dönemlerde milli birliğin ve toplumsal kenetlenmenin her zamankinden daha önemli olduğunu vurguladı. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Sünni’siyle, Alevi’siyle herkesin millet olarak birbirine kenetlenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin içeride güçlü durmasının şimdi büyük bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“İttifaklar artık bir zorunluluk”

Konuşmasının ardından soruları da yanıtlayan Ali Babacan, mevcut seçim sisteminin artık siyasi partileri birlikteliklere mecbur bıraktığını söyledi. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilene kadar Türkiye’de 50+1 gerçeğinin varlığını sürdüreceğini hatırlatan Babacan, seçimlere bölük pörçük değil, benzer düşüncelere sahip partilerin yakınlaşarak girmesinin önemine dikkat çekti.

İttifak, ortak liste ya da ortak aday gibi formüllerin seçim dönemlerinde daha da önem kazandığını vurgulayan Babacan, mevcut sistem içinde birlikteliklerin artık yalnızca tercih değil, bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *