CENNET YA BURASIDIR YA DA BURANIN ALTINDADIR

YAYINLAMA:

Tatil dönemi olsa da yaz günleri, üzülerek belirtmeliyim ki ülkemizde her gün can sıkacak birçok sebep oluyor neredeyse. Bunlardan sıyrılmak da mümkün değil. Kısmen duymazdan görmezden gelseniz de bir şekilde onlar kendini size gösterir. Stres atmanıza fırsat vermezler. Onun için hayatınızda ufak tefek değişiklik yapın, erinip üşenmeyin. Meselâ tatil dönüşü direk geçip gitmeyin yerleşim yerlerinden,bazen benim yaptığım gibi yaparak yürüyerek geçin bazı yerleşim yerlerini.

İşte bunlardan birisi.

İçeriğine bakıp da ‘Amaaan gezi yazısı mı?’ deyip burun kıvırmayın. Bu bir gezi seyahat yazısı değil elbette. Ancak gezerken yazılan bir yazı.Çevreci bir terennüm.

Çoklarının yolu uğramıştır o Anadolu şehrine. Kendisinin ve çevresinin tarihi M.Ö 7000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Uzaktan şöyle bir bakayım deseniz şehre hayranlığınızı gizleyemezsiniz.

Çünkü enfes bir manzara büyüler sizi. Bir tarafta gözbebeği gibi masmavi bir göl, bir tarafta ise yemyeşil, yeşilin her tonundan ağaçlarla bezenmiş oksijeni bol dağlar.

İçiniz gider bu manzara karşısında.

Evet, burası Beyşehir.

O anlı şanlı Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubad’ın ‘Cennet ya burasıdır yada buranın altındadır.’Diyerek övdüğü gözbebeği yerleşim yeri.

Konya’dan Beyşehir üzerinden Isparta Antalya, ya da Isparta Antalya’dan Konya yönüne giderken Beyşehir üzerindengeçin. Geçerken de isterseniz aracınızdan inip yolun Beyşehir merkez kısmını yürüyerek geçin.

Ben şimdi size Konya Antalya istikametinde, Derebucak Akseki yolu da denen yoldan yürüyerek size etrafı anlatıvereyim.

Beyşehir’e otogar yanından giriş yapınca geniş bir döner kavşak ve üzerinde neyi anlattığını tam olarak bilemediğiniz bir ‘anıt’ karşılar. Emek harcanarak masraf edilerek yapılmıştır. Sanat değeri vardır ya da yoktur bir şey demiyorum. Onu geçtikten sonra sağlı sollu beton yığınları. Çift yönlü akan trafik. Gidiş geliş yolu arasında daracık refüjdebakımsız ağaçlar. Sanki orada olduklarından dolayı suçlularmış gibi duruşları olan masum ve mağdur ağaçlar…Zira sıkışmış kalmışlar akan trafik içinde avuç içi kadar azıcık bir alana.

Önünüze yine geniş ve bakımsız bir döner kavşak çıkar üzülerek. O da halinden memnun değildir. Alanı geniş cs go hesap satın al ama bakımsız. Bakımlı haliyle göz alıcı olacak bir yerde, gelen misafirleri güllerle sümbüllerle karşılamak isterken kurumuş otlarla solgun bir yüzle karşılayan bir döner kavşak. Nasıl olsun ki mutlu?

Geçiverin soluk renkli kavşağı, eski haliyle çam ağaçlarıyla kaplı bir dinlenme yeri olduğunu söylüyor şahitler ki içinden yollar geçirilerek bozulmuş bir ağaçlık, çamlık alan, çok değil belki 15-20.

Onların arasından görürsünüz süper manzarayı. Hemen önünüzde Türkiye’nin belki de balkanların en büyük tatlı su göllerinden biri.

Az yürüyünce 1990’lı yıllarda yapılmış bir köprü. O da ne köprünün yan tarafında bir köprü daha. Araç trafiğine kapalı yürüyerek rahatça geçebilirsiniz. Hem köprü hem regülatör. 1900 lerin başlarında Almanlar tarafından yapılmış, çevresi bakımsız ‘Taş köprü’.

Dünya üzerinde benzeri Venedik vâri kaç tane şehir var bilmem ancak şehrin ortasından geçen bir kanal şehre nasıl bir güzellik katar, bunu burada göremezsiniz; çünkü bakımsız, bunda belki göl suyunun az olması da etkili.

Köprüden, 1299 yılında yapılmış dünyada eşi olmayan, ağaç işlemeciliğinde birinci olan tarihi bir cami. Yaklaşın yaklaşın vaktiniz varsa içine girip kendine has mimari özelliklerini inceleyin ya da görevlisinden dinleyin.

Köprüden devam ediyorum sol kısımda yeni binalar, bakımsız orta refüj, şahitlerin ifadesiyle yapıldığı günden beri hep tamir edilen ve dört tarafında birer saat olan ama çok zaman farklı görüşleri olan bir saat kulesi.

Onu da geçtikten sonra sizi bir duman grubu ve arkasından insanların öbek öbek olup oturduğu Kokoreççiler karşılar. İlerleyince sağ tarafınız yeşil alan. Geride kalan alanlara göre daha canlı ve kısmen bakımlı. Önünüze yine bir döner kavşak gelir ortasında büyükçe bir bayrak direği olan. Oradan sola dönerseniz şehir merkezine gidiliyor. Ben devam ediyorum. Yine sağlı sollu ama bakımı konusunda özenli davranılmayan yerel isimle bodur akasya ağaçları. Yol çift geliş gidiş ve hayli geniş. Buralarda da sol kısımda yeni evler yapılmış sağ taraf imara kapalı ancak yer yer küçük binalar sizin gölü görmenizi engelliyor. Göl uzun zaman önce yola daha yakınmış sonra sonra şehirden uzaklaşmış, küsüp kaçmış adeta. Maşukun aşığını takip ettiği gibi şehir de sahili doldura doldura ona yaklaşmış aşık maşuk kavuşması olsun diye lakin son yıllarda sular hep azalmaktaymış.

O dolgu alanları da yeşillendirilmiş yetkililerce.

Yeterli mi? Hayır.

Çünkü; halk bu göl, bu tabiat Avrupa’da olsa ve hatta Afrika’da olsa, göz kamaştırıcı bir şehir haline getirir, büyük bir turizm merkezi yaparlardı, diyor.Ben de hak veriyorum. Devam ediyorum yoluma, sol yanımda kütüphane, ama sanki halka küs zira şehrin dışına doğru, kimler ne zaman gelir bilmem ve öğretmen evi.Sağ yanımda uzakta kalmış ön kısmını otlar kaplamış bakımsız bir göl ve otoparka benzer bir alan.Ve yine sağ yanımda gıda maddesi satanbarakalar.Onların olduğu alan da bakımsız. Geçiyorum Öğretmen evinden sonra solda büyük bir öğrenci yurdu, önünde bir boşluk var ki yurt adeta kurumuş otların içinde kalmış gibi.

Sağ tarafta ahşap bir kule ve yanında uzayıp giden boyasız bir bisiklet yolu.

Bu manzaralarla şehrin dışına gelmiş oluyorsunuz. Çıkışta ise trafiği tıkayan düğün salonları…

Ama gün batımı…Hayran edip mest ediyor ilahi sanattan anlayanı. Dünyadaki nadir ve enfes manzaralardan biriymiş burada gün batımı. Bakımsız bir göl ve çevresi yanında seyrine doyum olmayan gün batımı.

Sevdiklerinizle gün batımı eşliğinde çay kahve molası enfes olur belki birde uzaktan hafif hafif gelen müzikle yudumlarsınız gün batımını.

Havası güzel, dağı güzel, gölü güzel yaşanılası ‘Cennet ya burasıdır yada buranın altında’ övgüsüne mazhar olmuş bir şehir… Beyşehir.

Belki bakımsızlığını serdettim şehrin ancak, böyle güzel bir şehrin bakımlı alımlı olması gerektiğini düşündüğüm içindir ve ortak noktalarımız olduğu içindir bu serzenişim. Maksadım kimseyi eleştirmek değil. Yerel yetkililerini selamlıyorum.

Çevredeki çer çöp de değil mevzu ama onlar da etkili. Çevre bilinci olmalı ki vatandaşlar da yerel yöneticileri harekete geçirsinler, güzel bir Beyşehir için…

Tarihi bir şehir olan Beyşehir için geniş bilgiyi belediyenin internet sitesinden ve diğer internet sitelerinden bulabilirsiniz.

Benimki sadece bir yol güzergâhı çevre izlenimi. Tabi ki bu yol güzergâhı çevre izlenimi Beyşehir’in her şeyini hatta hiçbir şeyini anlatmıyor.

Kısmetse bir dahaki geçişimde,hatta özellikle gelip, ziyaret edip güzelliklerini anlatmak için tekrar gelişimde, daha güzel bir Beyşehir bulma ümidiyle…

*

Bakın işte böyleyken bile sizi üzecek bir şeyler çıkıyor karşınıza. Ne yapalım… 07.09.2018

*

Bir söz:Sözler henüz söylenip bitmiş mi? Nefes alıp verdikçe mutlu yarınlar, ümit bahş günler hep beklenir hep gözlenir. Emir Alp AKTOLGA

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız