İşte CHP PM Üyesi Yıldırım Kaya'nın o açıklaması:
15 Temmuz’un getirdikleri, LAİK, DEMOKRATİK, BİLİMSEL ve ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Darbe girişimlerine karşı olan duruşumuz net, ne askeri darbe ne de sivil otoriter yönetimi kabul etmiyoruz. Bu tür olaylar, eğitimin yeniden gözden geçirilmesinin zaruri hale geldiğini gösteriyor. Darbeciler, toplumları kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirebilmek için eğitimi hedef alıyor. Bu da, özgür bireylerin düşünce yapısına müdahale çabasının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. 15 Temmuz sonrasında, hükümetin eğitim alanında yaptığı düzenlemeler dikkat çekiyor. Bu bağlamda, “1043 okul, 109 yurt, 15 üniversite kapatıldı, 1577 dekan ve 22 bin öğretmen açığa alındı” gibi veriler, sürecin ne denli derin etkiler yarattığını gösteriyor. Ancak, süreci daha iyi anlayabilmek adına, darbe öncesindeki Eğitim sistemimizin manzarasına bir göz atmak gerekiyor.
Darbe Öncesi Eğitim Sistemi ve Soru İhlalleri
KPSS sorularının çalınması ve pek çok sınavın güvenliği, Türkiye'nin eğitim sistemindeki en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkmıştır. Onlarca sınavda soruların çalındığına dair belgeler olmasına rağmen, hükümet yetkilileri bu durumu inkar etti. AKP’nin, bu süreçte cemaati kolladığı ve kendi siyasi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği biliniyor. Polis akademisinden, harp okullarına, tıp uzmanlık sınavlarından, çeşitli akademik ve kamu görevlerine kadar birçok alanda bu suiistimaller yaşandı. Eğitimde, cemaate yakın kişilerle birlikte kurulan paralel yapıların etkisi büyüktü. Bu durumlardan etkilenen öğrenciler ve öğretmenler, özgür bir eğitim hakkından mahrum bırakıldılar. Bu bağlamda, geçmişten günümüze Türkiye'nin eğitim sisteminde yaşananlar, dönüştürücü bir müdahale gerektirdiğini açıkça göstermektedir.
Öğretmenlerin Rolü ve Eğitim Politikaları
Eğitimin temel taşını öğretim programları ve bu programı uygulayan öğretmenler oluşturur. Öğrenciler, okul ortamları ve aile yapıları, eğitim sürecinin önemli bileşenlerindendir. Aile desteği yetersizse bile, öğretmenlerin devreye girmesi, öğrencinin başarısını artırma yolunda kritik bir rol oynamaktadır. Öğretmenin niteliği, sosyal demokrasinin temel unsurlarından biridir. Eğitimdeki dönüşümlerin anahtarı, iyi eğitim verebilen öğretmenlerdedir. Ancak, son yıllarda AKP yönetimi altında, eğitim politikalarında büyük bir yozlaşma gözlemlenmektedir. Liyakat yerine bağlılık esas alındığı için, birçok yetkin öğretmen göz ardı edilmekte ve çürüyen bir sistem inşa edilmektedir. Eğitimcilerin yerinde, liyakati dikkate almayan bir kadrolaşma süreci yaşanmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki Değişimler ve Sorunlar
AKP iktidarı, sürekli olarak eğitim alanında kadro değiştirerek istikrarı bozmaktadır. Bakanlık, liyakati hiçe sayarak kendi yandaş kadrolarını her birime yerleştirmiştir. Bu süreçte, eğitimden sorumlu bakanların değiştirilmesi, eğitim politikalarının sürekli olarak öngörülmez hale gelmesine yol açmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, adeta bir yolsuzluk çarkı haline gelmiş, Ensar Vakfı ve benzeri yapılarla anılmaya başlanmıştır. 450,000 öğretmenin atanması beklentisi karşılanamazken, öğretmen alımlarında yeniden sözleşmeli sistem ve mülakat uygulamaları gündeme getirilmiştir. Bu durum, öğretmenliğin kalitesinin düşmesi riskini beraberinde getirmekte ve eğitimdeki sorunların derinleşmesine neden olmaktadır.
Yönetim Sistemi ve Mahkeme Kararları
MEB’in atama sisteminin çökmesi, Türkiye genelinde 17,000 yönetici adayının atanamadığı bir krize dönüşmüştür. Mahkemeler, atama yönetmelikleri ile ilgili pek çok kararı geri çevirmiştir. Eğitim sisteminin istikrarı için gerekli olan yönetim anlayışının yok olması, mali zararları da beraberinde getirmiştir. Hükümet güdümündeki bir sendika ile yapılan belirlemeler, yöneticilerin atanmasında liyakat yerine ideolojik yaklaşımın ön plana çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu zorluklar, eğitim sisteminin nasıl bir kaosa sürüklendiğini ve bu durumun ülke için ne denli tehlikeli olduğunu gözler önüne sermektedir.
Dönüşüm ve Eğitim Geleceği
Geçtiğimiz yıllarda yaşanılan olumsuzluklar, Türkiye’nin eğitim sistemi üzerinde derin etkiler bırakmıştır. CHP olarak, eğitim sistemini köklü bir reformla yeniden yapılandırmayı taahhüt ediyoruz. Öğretmenlik mesleğini yeniden saygın bir yer edinmesine kavuşturmak, öğretmen adaylarının alım süreçlerini şeffaf hale getirmek mümkün. Eğitim politikalarımız, eğitim biliminin rehberliğinde, çağın gerekliliklerini karşılayan bir yapıda tasarlanacaktır. Eğitimde, karar verme süreçlerinde öğretmenler, öğrenciler ve velilerle katılımcı bir yaklaşım benimseyeceğiz. Bu sayede, çağdaş, laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmayı hedefliyoruz.
Hedef: Bütüncül ve Nitelikli Bir Eğitim Sistemi
Geleceğin teminatı olan çocukların, nitelikli bir eğitim alması sağlanacaktır. Eğitim sistemimizde, bütün bileşenler katılarak, toplumsal bir dönüşüm süreci başlatılacaktır. Öğretmenlerimizin ekonomik güvenliğini sağlamanın yanı sıra, onların özlük haklarını da güvence altına almak temel hedefimizdir. Tüm öğretmenler kadrolu olarak istihdam edilecek ve mülakat sisteminden vazgeçilecektir. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak, öğrenci temelli bir sistem oluşturulacaktır. İlerideki muhtemel tehlikeleri görmekte ve bunlara karşı güçlü bir duruş sergilemek, eğitim politikalarımızın merkezinde yer alacaktır.