Gazete Kritik Siyaset Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye'de toprak bütünlüğü için mücadeleyi sürdürüyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye'de toprak bütünlüğü için mücadeleyi sürdürüyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki son gelişmeleri değerlendirerek, SDG'nin mutabakat şartlarına uymadığını belirtti. Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğüne destek vermeye devam edeceğini vurguladı. Ayrıca, gençlere yönelik müjdeleri ve burs artışlarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de yaşanan son gelişmelere ilişkin SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymadığını belirterek, Suriye ordusunun operasyonlarını "haklı ve meşru" olarak niteledi, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana tutumunun değişmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, şunları söyledi:

"Gençlerimize verdiğimiz iki müjdeyi buradan hatırlatmak arzusundayım. Bu müjdelerden ilki kredi ve burs oranlarında yaptığımız artışlar. 2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı, bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye üç ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükselttik. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı olsun. Bir diğer müjdemiz Gençliğin Üretim Çağı kısa adıyla GÜÇ Programıdır. Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak, 445 milyarlık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz.

Biz gençlerimize destek oluruz, hayat mücadelesinde ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşları ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup atar. Bunu Gezi olaylarında gençleri kışkırtarak, gençleri kullanacak yaptılar. Bunu en son belediyeleri ahtapot misali saran suç örgütünü adalete hesap vermekten kaçırmak için yaptılar. Yarın siyasi ikballeri uğrunda yine gençleri kullanmaktan şahsi kariyer basamaklarını gençlerin omuzuna basarak çıkmaktan emin olun hiç çekinmezler. Ama biz bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bu ülkenin pırıl pırıl evlatlarını karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz."

"Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk"

Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere ilişkin de şunları kaydetti:

"Komşumuz Suriye 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele veriyor. Suriye'nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden adına SDG denilen yapı ile geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG, silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı mutabakata uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten tutumuydu.

Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi, böylece sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi. 10 Mart mutabakatının uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı. Bu arka plan temelinde Suriye ordusu Ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere ardından Fırat'ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi. Son bir hafta içinde de Halep'teki mahallelerin yanı sıra Fırat'ın doğusundaki topraklar Suriye ordusu tarafından illegal, silahlı unsurlardan temizlendi. Öncellikle şunu bir kez daha hatırlatmak isterim; Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz tek bir Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk.

"Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir"

Suriye sahasında yaşanan tüm bu gelişmeleri çok yakından takip ettik ve ediyoruz. Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellemesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz. Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı, kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini sürdürmelerine müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılında yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Kimse bunları ağzına dahil almazken Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık ifade ettik. Eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürt kardeşlerimizin hakları bizim gündemimizin ilk sırasında olmaya devam etti. Yani biz bu meseleye asla çıkar odaklı bakmadık." 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *