CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Açıklamanın odağında, Hollanda bayraklı Maasvliet isimli araştırma gemisinin Türkiye’nin deniz yetki alanları içinde yürüttüğü faaliyetlerin engellenmesi yer aldı.
Bağcıoğlu, söz konusu gelişmenin Türkiye’nin uzun yıllardır sürdürdüğü kararlı tutumun bir devamı olduğunu ifade etti. Özellikle 1990’lı yılların sonlarından bu yana, yabancı bayraklı araştırma gemilerinin Türkiye’nin deniz yetki alanları içinde izinsiz faaliyet yürütmelerinin engellendiğini belirten Bağcıoğlu, son olayın da bu yaklaşımın sürdüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Ancak Bağcıoğlu’na göre, bu kararlı tavrın devam ediyor olması tek başına yeterli bir tablo ortaya koymuyor. Yapılan değerlendirmede, denizlerdeki hakların korunmasının yalnızca ihlalleri önlemekle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı.
“Yaklaşık 30 yıllık tutum önemli ama yeterli değil”
Yankı Bağcıoğlu, yaklaşık 30 yıldır izinsiz faaliyetlerin engelleniyor olmasının önemli olduğunu, ancak bunun deniz yetki alanlarında kalıcı ve güçlü bir hakimiyet için tek başına yeterli sayılamayacağını ifade etti. Bu değerlendirme, Doğu Akdeniz’de yalnızca savunmacı bir yaklaşımın değil, aynı zamanda aktif bir varlık göstermenin de gerekli olduğu yönündeki mesajı öne çıkardı.
Bağcıoğlu, Türkiye’nin münhasır haklara sahip olduğu bazı deniz alanlarında doğrudan araştırma ve sondaj faaliyetleri yürütmemesini önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. Bu durumun, yalnızca mevcut hakların korunması açısından değil, bu hakların uluslararası hukuk bakımından güçlendirilmesi açısından da kritik önemde olduğuna işaret etti.
Açıklamada, deniz yetki alanlarında hakların korunmasının yalnızca yabancı unsurların faaliyetlerini engellemekle mümkün olmayacağı, aynı zamanda bu alanlarda etkin, sürekli ve görünür bir devlet varlığının ortaya konulması gerektiği vurgulandı.
Araştırma ve sondaj faaliyetleri için çağrı
Bağcıoğlu’nun açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri, Türkiye’nin bizzat araştırma ve sondaj faaliyetleri yürütmesi gerektiği yönündeki vurgusu oldu. Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuk temelinde Türkiye’nin münhasır haklara sahip olduğu alanlarda uzun süredir aktif olunmamasının önemli bir boşluk oluşturduğunu belirten Bağcıoğlu, bu sahalarda gecikmeden adım atılması gerektiğini ifade etti.
Bu çerçevede, araştırma ve sondaj çalışmalarının başlatılmasının yalnızca teknik veya ekonomik bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiği, aynı zamanda egemenlik haklarının sahada ortaya konulmasının bir parçası olduğu mesajı verildi. Türkiye’nin deniz yetki alanlarında bayrak göstermesi ve fiili varlık oluşturması gerektiğine işaret eden Bağcıoğlu, bunun milli menfaatler bakımından açık bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.
Açıklamada dile getirilen bu görüşler, Doğu Akdeniz’de yalnızca diplomatik ve askeri tedbirlerin değil, enerji ve araştırma eksenli somut adımların da belirleyici olacağına dikkat çekti.
“Hakların korunması sahada etkinlikle mümkündür”
Bağcıoğlu’nun değerlendirmesinde, “devlet uygulaması” kavramı da öne çıkan başlıklardan biri oldu. Uluslararası hukuk açısından hakların güçlendirilmesinin ve kalıcılığının temel unsurlarından birinin sahada sürdürülen devlet uygulamaları olduğunu belirten Bağcıoğlu, deniz yetki alanlarında etkinliğin kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.
Bu yaklaşım, yalnızca teorik hak iddialarının değil, bu hakların uygulamayla desteklenmesinin de büyük önem taşıdığını ortaya koydu. Doğu Akdeniz gibi jeopolitik açıdan son derece hassas bir bölgede, uzun süre aktif olunmayan alanlarda Türkiye’nin yeniden ve güçlü biçimde varlık göstermesi gerektiği mesajı öne çıktı.
Bağcıoğlu, Türkiye’nin uluslararası hukuk temelinde münhasır haklarının bulunduğu sahalarda araştırma ve sondaj faaliyetlerinin gecikmeden başlatılmasının, bu alanlarda sürekli görünür olmanın ve milli çıkarları fiilen desteklemenin bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirtti.
Doğu Akdeniz’de aktif varlık vurgusu öne çıktı
Açıklamanın genel çerçevesi değerlendirildiğinde, Maasvliet isimli araştırma gemisinin faaliyetlerinin engellenmesi tek başına olumlu bir gelişme olarak görülse de, asıl önemli başlığın Türkiye’nin kendi deniz yetki alanlarında daha güçlü ve sürekli bir şekilde yer alması olduğu anlaşılıyor.
Bağcıoğlu’nun mesajında, Doğu Akdeniz’de hakların korunmasının savunmacı tedbirlerle sınırlı kalmaması, aynı zamanda araştırma, sondaj ve sürekli faaliyet yoluyla desteklenmesi gerektiği vurgusu belirgin şekilde öne çıktı. Bu yönüyle açıklama, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin politikasında sahadaki etkinliğin artırılmasına yönelik açık bir çağrı niteliği taşıdı.