Gazete Kritik Siyaset Ali Babacan’dan İran ateşkesi ve ekonomi yorumu: Türkiye savaşta değil ama savaş ekonomisi yaşıyor

Ali Babacan’dan İran ateşkesi ve ekonomi yorumu: Türkiye savaşta değil ama savaş ekonomisi yaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ABD ile İran arasında ilan edilen 15 günlük ateşkesi temkinli biçimde değerlendirdi. Babacan, risklerin sürdüğünü vurgularken, savaşın Türkiye’yi güvenlikten çok ekonomi alanında sarstığını söyledi ve Merkez Bankası rezervlerinden son 40 günde 49 milyar doları aşan satış yapıldığını öne sürerek iktidara sert sorular yöneltti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında yaptığı değerlendirmelerde hem bölgedeki savaşa hem de bunun Türkiye’ye yansıyan sonuçlarına dikkat çekti. Konuşmasına, İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğu yakınlarında görev yapan polis ekiplerine yönelik saldırıda yaralanan polislere şifa dileyerek başlayan Babacan, ardından ABD ile İran arasında ilan edilen 15 günlük ateşkesle ilgili görüşlerini paylaştı.

Babacan, sabah saatlerinde İran savaşıyla ilgili geçici de olsa bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldığını belirterek, bu gelişmeyi olumlu gördüklerini söyledi. Ancak ilk günden beri savaşı uluslararası hukuka aykırı olarak tanımladıklarını vurgulayan Babacan, sivil altyapının, enerji tesislerinin, petrol kimya tesislerinin, köprülerin, yolların, okulların, üniversitelerin ve ibadethanelerin hedef alınmasını açık bir savaş suçu olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Ona göre bugün gelinen noktada ateşkes iyi bir gelişme olarak görülebilir, ancak ilk günden beri var olan riskler halen ortadan kalkmış değil.

“Ateşkes fırsat penceresine dönüşmeli”

Babacan, savaşın toplam 40 gün sürdüğünü, ardından iki haftalık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldığını hatırlattı. Ancak ateşkesin daha ilk açıklandığı anda Pakistan ve İsrail’den gelen mesajlar arasında ciddi bir uyumsuzluk olduğunu söyledi. Babacan’a göre Pakistan, Lübnan’ı da kapsayan bir ateşkesten söz ederken, İsrail cephesi Lübnan’ın bu kapsamda olmadığını savunuyor. Bu farklılığın, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu belirten Babacan, Lübnan’daki çatışmanın yeniden bölgeye yayılmaması gerektiğini vurguladı.

Babacan, mevcut ateşkesin taraflar arasında kalıcı bir barış anlaşmasına giden yolda fırsat penceresine dönüşmesi gerektiğini söyledi. Gergin ve çatışmalı bir ortamda yürütülecek müzakerelerin hiçbir tarafın yararına olmayacağını dile getiren Babacan, ateşkesin derhal Lübnan’ı da kapsayan bir şekle sokulması gerektiğini savundu. Bu noktada Türkiye başta olmak üzere arabulucu ülkelerin daha aktif devreye girmesi ve ısrarcı olması gerektiğini ifade etti.

“Türkiye savaşta değil ama ekonomisi ağır etkilendi”

Ali Babacan konuşmasının ekonomi bölümünde, bölgedeki savaşın Türkiye’yi özellikle güvenlik açısından sınırlı etkilediğini ancak ekonomi üzerinde çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. “Yanı başımızda büyük bir savaş var” diyen Babacan, Türkiye’nin savaş yaşayan ülkeler kadar ekonomik baskı hissettiğini savundu. Bu çerçevede Ukrayna örneğini veren Babacan, dört yıldır savaşta olan Ukrayna’nın bir yıllık enflasyonunun toplam yüzde 8 olduğunu, Türkiye’de ise İran savaşı başlamadan önce ocak ve şubat aylarının toplam enflasyonunun yine yüzde 8’e ulaştığını belirtti. Babacan, Türkiye’nin savaşta olmamasına rağmen adeta bir savaş ekonomisi yaşadığını söyledi.

Vatandaşlara en büyük problemin ne olduğunun sorulduğunda ilk sırada geçim sıkıntısı, enflasyon ve hayat pahalılığının geldiğini aktaran Babacan, günlük yaşamı etkileyen sorunların merkezinde ekonominin yer aldığını kaydetti. Böylece bölgesel gerilimin yalnızca dış politika başlığı olarak değil, doğrudan yurttaşın cebine yansıyan bir tablo olarak görülmesi gerektiğini savundu.

Merkez Bankası rezervleri ve 49 milyar dolar çıkışı iddiası

Babacan’ın en dikkat çeken eleştirilerinden biri Merkez Bankası rezervleri üzerine oldu. Son 40 günde Merkez Bankası rezervlerinden satılan tutarın 49 milyar doları geçtiğini söyleyen Babacan, bu hesabın altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan rezerv kaybını içermediğini, sadece net satışa işaret ettiğini belirtti. İktidarın bu konuda kamuoyuna bir açıklama yapmadığını dile getiren Babacan, geçmişte anlık biçimde açıklanan döviz alım-satım bilgilerinin bugün neden gizlendiğini sordu.

Babacan, Türkiye’de açık ve tanımlı bir kur rejimi bulunmadığını ileri sürerek, vatandaşların, iş dünyasının ve yatırımcıların hangi döviz kuru rejiminin uygulandığını bilmesi gerektiğini söyledi. Ardından “Bu 49 milyar dolar nereye gitti, kim aldı?” sorusunu yönelten Babacan, düşük kurdan döviz alan ve yüksek faizle Türkiye’de kazanç sağlayan kesimlerin öne çıktığını savundu. Ona göre bu tablo, üreticileri, ihracatçıları, KOBİ’leri ve esnafı olumsuz etkiliyor.

Enerji ve akaryakıt zamlarına sert eleştiri

Babacan, 4 Nisan’da elektriğe ve doğal gaza tek kalemde yüzde 25 zam yapıldığını belirterek, yıllık enflasyon hedefi yüzde 20 iken böylesine yüksek oranlı bir artışın enflasyon beklentilerini daha da bozacağını ifade etti. Enerji maliyetlerindeki şokların doğrudan ve bir anda yansıtılmaması gerektiğini söyleyen Babacan, bunun zamana yayılarak ve daha yumuşak geçişlerle yönetilmesi gerektiğini savundu.

Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişe de değinen Babacan, bazı pompa sistemlerinin en fazla 99 lira 99 kuruşa göre ayarlandığını, fiyatların bu seviyeyi aşmasıyla birçok akaryakıt istasyonunda teknik revizyon ihtiyacı doğacağını söyledi. Pompa başına 50 bin ila 70 bin lira arasında ek masraf oluşabileceğini ifade eden Babacan, ekonomi yönetiminin aynı hataları art arda yaptığını öne sürdü.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *