DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’de doğurganlık hızının düşmesine ilişkin yaptığı açıklamada ekonomik koşulları işaret etti. Babacan, ailelerin çocuk sahibi olma kararında geçim sıkıntısı, barınma maliyetleri, iş güvencesi ve gelecek kaygısının belirleyici olduğunu belirterek, “Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir” dedi.
Babacan’dan doğurganlık hızı değerlendirmesi
Türkiye’de doğurganlık hızındaki düşüş siyasetin gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yaptığı değerlendirmede doğurganlık oranındaki gerilemenin yalnızca kültürel tercihlerle açıklanamayacağını, meselenin merkezinde ekonomik şartların bulunduğunu söyledi.
Babacan’a göre ailelerin çocuk sahibi olma kararını etkileyen en önemli unsurlar arasında gelir yetersizliği, yüksek kiralar, gıda fiyatları, eğitim maliyetleri ve geleceğe dair güvensizlik yer alıyor. Gençlerin evlilik ve çocuk sahibi olma planlarını ertelediğini savunan Babacan, mevcut ekonomik tablonun aile kurmayı da çocuk yetiştirmeyi de zorlaştırdığını ifade etti.
“Aileler yarını göremiyor”
Ali Babacan, daha önce yaptığı değerlendirmelerde de Türkiye’de ekonomik şartların ve umutsuzluğun aileleri etkilediğini belirtmişti. Babacan, doğurganlık hızının nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,1’in altına düşmesinin ciddi bir demografik uyarı olduğunu vurgulamış, ekonomik şartlar ve “yarınları görememe” endişesinin başta kadınlar olmak üzere aileleri etkilediğini söylemişti.
Babacan’ın son açıklaması da bu çerçevede değerlendirildi. DEVA Partisi lideri, doğurganlık meselesinin yalnızca çağrı yaparak çözülemeyeceğini, ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğini savundu.
TÜİK verilerinde doğurganlık alarmı
Türkiye İstatistik Kurumu verileri de doğurganlık hızındaki düşüşü ortaya koyuyor. TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” çalışmasında, toplam doğurganlık hızının 2001 yılında 2,38 çocuk seviyesindeyken 2024 yılında 1,48’e gerilediği görüldü. Aynı verilerde ilk doğumdaki ortalama anne yaşının 2014’te 25,5 iken 2024’te 27,3’e yükseldiği belirtildi.
Anadolu Ajansı’nın TÜİK verilerine dayandırdığı habere göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2014’ten itibaren aralıksız düşüş eğilimine girdi. Doğurganlık hızı 2023’te 1,51’e, 2024’te ise 1,48’e indi. Bu oran, nüfusun yenilenme düzeyi olarak kabul edilen 2,1’in altında bulunuyor.
Ekonomi tartışması yeniden gündemde
Doğurganlık hızındaki düşüşün nedenleri konusunda iktidar ve muhalefet arasında farklı değerlendirmeler yapılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce yaptığı açıklamada doğum hızındaki düşüşün sebebinin “ekonomide yaşanan dönemsel sorunlar” olmadığını söylemişti. Erdoğan, refah seviyesinin yükselmesiyle birlikte farklı sebeplerin doğurganlık hızını etkilediğini ifade etmişti.
Ali Babacan ise bu yaklaşıma karşı çıkarak ekonomik şartların temel belirleyici olduğunu savunuyor. Babacan’a göre gençlerin evlenememesi, evlenen çiftlerin çocuk sahibi olmayı ertelemesi ve ailelerin mevcut çocuklarının eğitim, sağlık ve barınma giderlerini karşılamakta zorlanması doğurganlık hızını aşağı çekiyor.
“Çocuk sahibi olmak ekonomik güven ister”
Babacan’ın açıklamasında öne çıkan mesajlardan biri de çocuk sahibi olmanın yalnızca bireysel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik güvenle bağlantılı bir karar olduğu oldu. DEVA Partisi lideri, ailelerin çocuk sahibi olabilmesi için öngörülebilir gelir, uygun konut koşulları, güçlü sosyal destekler ve kaliteli eğitim imkanlarına ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Babacan, mevcut ekonomik ortamda gençlerin gelecek planı yapmakta zorlandığını savunarak, doğurganlık hızındaki düşüşün yapısal bir sorun haline geldiğini ifade etti.
Son durum
Ali Babacan, Türkiye’de doğurganlık hızının düşmesinin ana nedeninin ekonomik koşullar olduğunu söyledi. TÜİK verileri de doğurganlık hızının 2024 yılında 1,48’e gerilediğini gösteriyor. Siyasette doğurganlık ve aile politikaları tartışması sürerken, Babacan çözüm için ekonomik güvenin artırılması, ailelerin desteklenmesi ve gençlerin gelecek kaygısının azaltılması gerektiğini savunuyor.