Gazete Kritik Sağlık Sağlıklı gıdaya erişim azalıyor, obezite yükseliyor: Uzmanlardan kritik uyarı

Sağlıklı gıdaya erişim azalıyor, obezite yükseliyor: Uzmanlardan kritik uyarı

Gıda fiyatları, gelir kaybı ve işlenmiş ürünlere yönelim sağlıklı beslenmeyi zorlaştırırken obezite dünya genelinde büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Türkiye’de de fazla kilo ve obeziteyle mücadele için yeni takip programları öne çıkıyor.

Sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan zorluklar, obezite ve dengesiz beslenme tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Artan gıda maliyetleri, gelir dağılımındaki bozulma, kent yaşamında hareketin azalması ve ucuz işlenmiş ürünlere yönelim, toplum sağlığı açısından riskleri büyütüyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her 8 kişiden 1’i obezite ile yaşıyor. 2022 itibarıyla 2,5 milyar yetişkin fazla kilolu, 890 milyondan fazla yetişkin ise obez olarak kayıtlara geçti. Yetişkin obezitesi 1990’dan bu yana iki kattan fazla artarken, ergenlerde obezite oranı dört katına çıktı.

Sağlıklı beslenmek giderek zorlaşıyor

Sağlıklı beslenme yalnızca bireysel tercih meselesi olmaktan çıkmış durumda. Hane gelirinin önemli bölümünün kira, ulaşım, fatura ve temel gıda harcamalarına gitmesi, dar gelirli ailelerin besleyici gıdalara erişimini zorlaştırıyor.

Dünya Bankası’nın gıda fiyatları ve beslenme verilerine göre 2024’te sağlıklı bir diyetin küresel ortalama maliyeti kişi başı günlük 4,46 dolar seviyesine çıktı. Aynı veriler, dünya genelinde yaklaşık 2,6 milyar insanın sağlıklı bir diyeti karşılayamadığını gösteriyor.

Bu tablo, obezite ile yetersiz beslenmenin aynı anda görülebildiği yeni bir halk sağlığı sorununa işaret ediyor. Yani insanlar kaloriye ulaşabiliyor ancak yeterli protein, lif, vitamin ve mineral içeren dengeli beslenmeye erişemeyebiliyor.

Ucuz ama besin değeri düşük ürünler riski artırıyor

Sağlıklı gıdaya erişimin azalması, özellikle işlenmiş ve yüksek kalorili ürünlere yönelimi artırıyor. Raf ömrü uzun, fiyatı daha düşük ve hızlı tüketilebilen ürünler kısa vadede ekonomik çözüm gibi görünse de uzun vadede obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve metabolik sorunlar açısından risk oluşturuyor.

Uzmanlara göre obezite yalnızca fazla kilo sorunu değil; yaşam kalitesini düşüren, kronik hastalıkları tetikleyen ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi yük oluşturan çok boyutlu bir problem. Dünya Obezite Atlası 2026’da da çocukluk çağı obezitesindeki artışın özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde hızlandığı, sağlıklı gıdaya ve fiziksel aktivite imkanlarına erişimin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.

Türkiye’de obezite alarmı

Türkiye’de de obeziteyle mücadele sağlık politikalarının öncelikli başlıkları arasında yer alıyor. Sağlık Bakanlığı, obeziteyle mücadelede aile hekimleri üzerinden “uçtan uca takip” sisteminin devreye alındığını, kayıtlı vatandaşlara doğrudan davet gönderildiğini açıklamıştı. Bu kapsamda milyonlarca kişiye obezite taraması ve takip süreci için çağrı yapıldı.

Türkiye’de özellikle çocuklar ve gençler açısından okul çevresi, kantin ürünleri, paketli gıdalar ve hareketsiz yaşam öne çıkan risk alanları arasında gösteriliyor. Gıda uzmanları ve sivil toplum kuruluşları, okul kantinlerinde sağlıklı ürünlerin yaygınlaştırılması ve denetimlerin artırılması gerektiğini vurguluyor.

Çocuklar en kırılgan grup

Obezite artışında çocuklar en hassas grupların başında geliyor. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları çocukluk döneminde başladığında, ilerleyen yaşlarda kalıcı kilo problemi, insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalığı riskini artırabiliyor.

Ailelerin ekonomik koşullar nedeniyle beslenme çantalarını daha ucuz ve doyurucu ürünlerle hazırlamak zorunda kalması, sorunu daha da büyütüyor. Bu nedenle uzmanlar, obeziteyle mücadelenin yalnızca bireye “daha az ye, daha çok hareket et” demekle sınırlı kalamayacağını; okul, aile, yerel yönetim, tarım politikası ve gıda fiyatlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Çözüm bütüncül politika gerektiriyor

Sağlıklı gıdaya erişim ve obeziteyle mücadele için en kritik adım, besleyici gıdaları ekonomik olarak ulaşılabilir hale getirmek. Sebze, meyve, süt ürünleri, baklagil, tam tahıl ve kaliteli protein kaynaklarının daha erişilebilir olması, toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Bunun yanında okul beslenme programları, sağlıklı kantin düzenlemeleri, gıda etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, şekerli içecek ve yüksek kalorili ürün tüketiminin azaltılması, fiziksel aktiviteyi teşvik eden şehir planlaması ve düzenli sağlık taramaları öne çıkan çözüm başlıkları arasında yer alıyor.

Obezite artık yalnızca bireysel irade meselesi değil; gıda fiyatlarından şehir yaşamına, eğitimden gelir düzeyine kadar birçok faktörün birleştiği yapısal bir halk sağlığı sorunu olarak görülüyor. Sağlıklı gıdaya erişim kolaylaşmadıkça, obeziteyle mücadelede kalıcı başarı sağlanması zor görünüyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *