Türkiye’de sağlık hizmetlerine başvuru sayıları artarken, ağız ve diş sağlığı alanındaki göstergeler farklı bir tablo ortaya koyuyor. Dosyada yer alan verilere göre kişi başı hekime müracaat sayısı 2013 yılında 8,2 iken 2023/2024 döneminde 12,2’ye yükseldi. Aynı dönemde OECD ortalaması 6,45’ten 6,51’e çıktı. Buna karşılık kişi başı diş hekimine müracaat sayısı Türkiye’de 2013’te 0,5 seviyesindeyken 2023/2024 döneminde ancak 0,7’ye ulaşabildi. Bu sınırlı artış, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin genel sağlık hizmetlerindeki yükseliş hızını yakalayamadığını gösteriyor.
Dosyada bu durum, yalnızca hizmet kullanımındaki bir fark olarak değil, aynı zamanda ilerleyen dönemde daha karmaşık ve daha yüksek maliyetli tedavilere yol açabilecek bir halk sağlığı riski olarak değerlendiriliyor. Genel tıbbi başvurular on yıllık süreçte yüzde 48 artarken, diş hekimliği hizmetlerindeki artışın yalnızca 0,2 puanda kalması, sistemdeki gelişim ivmesinin ağız ve diş sağlığına aynı ölçüde yansımadığını ortaya koyuyor.
Genç diş hekimleri için büyüyen istihdam sorunu
Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri, genç diş hekimlerinin kamuda atama ve istihdam alanında karşı karşıya kaldığı daralma. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 yılı 1. dönem yeniden atama kadrosunda ağız ve diş sağlığı alanına ayrılan kadroların sınırlı düzeyde kaldığı belirtiliyor. Ayrıca 2025 yılı Kasım ayında yapılması gereken atama sürecinin gerçekleşmemiş olması, insan kaynağı planlamasında aksamalara yol açan önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Dosyadaki verilere göre 2025 yılı ilk atama kurasında 11 bin 658 başvuruya karşılık genel ve uzman diş hekimi olarak toplam 465 kadro açıldı. Bu rakam, başvuru yoğunluğu ile kamudaki istihdam kapasitesi arasındaki farkı net biçimde gösteriyor. Aynı şekilde 2022 yılında Periodontoloji branşında 276 DUS kontenjanı açılmışken, 2026 yılı yeniden ve ilk defa atama döneminde bu branş için yalnızca 12 kadro verilmesi de uzmanlık alanlarında kamudaki ihtiyacın karşılanamadığını ortaya koyuyor.
Randevu yoğunluğu artıyor, kamu kapasitesi geride kalıyor
2024 yılının ilk 11 ayında diş hekimliği randevularının 22 milyonu aşması, bu branşın kamuda en çok talep gören alanlardan biri haline geldiğini gösteriyor. Ancak dosyada, kamu hastanelerindeki diş hekimi sayısının sınırlı olmasının randevu bulmayı zorlaştırdığı açıkça vurgulanıyor. Artan hasta talebi ile mevcut kamu istihdamı arasındaki bu dengesizlik, özellikle genç diş hekimlerinin beklediği atamaların neden daha görünür hale geldiğini de açıklıyor.
Öte yandan Türkiye’de toplam yaklaşık 43 bin diş üniti bulunmasına rağmen bu kapasitenin önemli bir bölümü özel sektörde yer alıyor. Yaklaşık 11 bin ünit Sağlık Bakanlığına, 8 bin 700’ü üniversitelere, 23 binin üzerindeki bölüm ise özel sektöre ait. Bu dağılım, hizmetin önemli kısmının kamu dışında sunulduğunu gösterirken, kamuda randevu baskısının neden hafiflemediğini de ortaya koyuyor.
Merkez teşkilatı ve bölgesel dağılım sorunu
Rapor, yalnızca atama sayılarının değil, kurumsal temsil ve saha dağılımının da sorunlu olduğuna işaret ediyor. Türkiye’de aktif olarak görev yapan 50 bin 434 diş hekimine rağmen Sağlık Bakanlığı Merkez Teşkilatı’nda çalışan 8 bin 100 personel içinde yalnızca 38 diş hekiminin kendi mesleğini temsil ettiği belirtiliyor. Bu durumun toplum ağız ve diş sağlığının kalitesini etkilediği ve diş hekimlerinin haklarının savunulmasında sorun yarattığı ifade ediliyor.
Bunun yanında bölgeler arasında diş üniti dağılımında ciddi farklar bulunuyor. Özellikle İstanbul ve bazı büyük şehirlerde bir diş üniti başına düşen nüfusun 10 bin kişiye kadar çıkması, randevu sürelerinin uzamasına ve tedaviye erişimin zorlaşmasına neden oluyor. Bu eşitsizlik, genç diş hekimlerinin istihdam edilmesiyle giderilebilecek alanların bulunduğunu da gösteriyor.
Yatırım, göç ve gelecek kaygısı aynı dosyada buluşuyor
Dosyada ağız ve diş sağlığı yatırımlarının genel sağlık yatırımları içindeki payının düşük kaldığı da belirtiliyor. 2026 sonrası dönemde ADSM yatırımları için planlanan tutar yaklaşık 16 milyar TL seviyesinde kalırken, toplam hastane yatırımlarının 614 milyar TL’ye ulaştığı aktarılıyor. Aynı çerçevede, yetişmiş diş hekimi insan gücünün yurt dışına yöneliminde de belirgin artış bulunduğu; yurt dışında çalışmak için gerekli iyi hal belgesi başvurularının 2014’te 23 iken 2023’te 365’e yükseldiği kaydediliyor.
Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, genç diş hekimlerinin yaşadığı sorun yalnızca bireysel bir iş bulma meselesi olarak değil; kamudaki kadro yetersizliği, artan randevu baskısı, bölgesel erişim eşitsizliği ve ağız-diş sağlığı hizmetlerindeki yapısal darlığın bir sonucu olarak öne çıkıyor. D dosyada yer alan tablo, atama bekleyen diş hekimleri ile artan toplum ihtiyacı arasındaki bağın artık daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.