<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:g="http://base.google.com/ns/1.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
>

    <channel>
        <title>Gazetekritik.com</title>
        <link>https://www.gazetekritik.com</link>
        <description>Türkiye&#039;nin Özgür Haber Sitesi</description>
        <atom:link href="https://www.gazetekritik.com/rss/categorynews/saglik" rel="self" type="application/rss+xml" />
        <lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 10:41:09 +0300</lastBuildDate>
        <category>News</category>
        <language>tr</language>
        <generator>Gazete Kritik</generator>
        <ttl>1</ttl>
                        <item>
                      <title>Dünya Sağlık Örgütü’nden Hantavirüs Açıklaması!</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi/411854</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi/411854</guid>
            
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:41:06 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9525-dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9525-dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü’nden Hantavirüs Açıklaması! ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi/411854"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9525-dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi.jpg" /></a>
               Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Atlas Okyanusu açıklarında seyreden Hollanda bayraklı MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde görülen hantavirüs vakalarına ilişkin yeni bilgileri paylaştı. Gemideki 8 şüpheli vakadan 5’inin doğrulandığı, salgının pandemiye dönüşme riskinin ise düşük görüldüğü açıklandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü, Atlas Okyanusu açıklarında seyreden Hollanda bayraklı MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakalarına ilişkin yeni açıklamalarda bulundu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, gemide tespit edilen şüpheli vakalara dair son bilgileri paylaşarak vaka sayısında artış olduğunu bildirdi.Tedros’un açıklamasına göre gemide 8 şüpheli vaka incelendi ve bunlardan 5’inde hantavirüs doğrulandı. Gelişme, kruvaziyer gemisinde bulunan yolcular ve mürettebat açısından endişeye neden olurken, DSÖ yetkilileri salgının şu aşamada sınırlı bir tablo gösterdiğini belirtti.Açıklamada, hantavirüsün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar uzayabileceği vurgulandı. Bu nedenle ilerleyen günlerde yeni vakaların ortaya çıkma ihtimalinin tamamen dışlanmadığı ifade edildi. Buna rağmen DSÖ, mevcut veriler ışığında durumun daha geniş çaplı bir sağlık krizine dönüşme riskinin düşük olduğunu değerlendirdi.Tedros: “Sınırlı Bir Salgın Olduğuna İnanıyoruz”DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, perşembe günü yaptığı basın açıklamasında gemideki hantavirüs vakalarının yakından takip edildiğini söyledi. Tedros, vaka sayısında artış yaşandığını doğrularken, salgının kontrol altında tutulabileceğine yönelik mesaj verdi.Tedros, “Bunun sınırlı bir salgın olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullanarak kamuoyundaki pandemi endişelerine karşı temkinli ancak rahatlatıcı bir değerlendirme yaptı. DSÖ’nün açıklamalarında, mevcut salgının yayılım biçimi ve bulaşma özellikleri bakımından COVID-19 benzeri bir tablo oluşturmadığı özellikle vurgulandı.Gemideki yolculara yönelik tedbirlerin de sürdüğü belirtildi. Tedros, gemide bulunan tüm yolcuların kabinlerinde kalmalarının istendiğini, semptom gösteren kişilerin ise izole edilmesi gerektiğini açıkladı. Bu adımların, olası yeni bulaşların önüne geçmek ve mevcut vakaları kontrol altında tutmak amacıyla uygulandığı belirtildi.“Bu Bir COVID Pandemisinin Başlangıcı Değil”Basın toplantısında konuşan DSÖ epidemiyoloğu Maria Van Kerkhove de hantavirüs salgınına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Van Kerkhove, gemide görülen vakaların COVID-19’un ilk dönemleriyle karıştırılmaması gerektiğini söyledi.Van Kerkhove, “Burada net olmak istiyorum: Bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir COVID pandemisinin başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz yerel bir salgındır” sözleriyle duruma açıklık getirdi.DSÖ yetkilisi, hantavirüsün koronavirüs gibi bulaşmadığını belirtti. Virüsün yayılma biçiminin farklı olduğuna dikkat çeken Van Kerkhove, bulaşma için “yakın ve mahrem temas” gerektiğini ifade etti. Gemide alınan önlemlerin ise ihtiyati amaç taşıdığı kaydedildi.Salgının Kaynağı AraştırılıyorDSÖ, MV Hondius gemisindeki salgının kaynağına ilişkin soruşturmaların sürdüğünü açıkladı. İlk iki vakanın Arjantin, Şili ve Uruguay’da düzenlenen bir kuş gözlem turuna katıldığı hatırlatıldı.Açıklamada, bu kişilerin hantavirüsü taşıdığı bilinen kemirgen türlerinin bulunduğu bölgeleri ziyaret etmiş olabileceği belirtildi. Bu ihtimal, virüsün gemiye binmeden önce bulaşmış olabileceği değerlendirmesini gündeme getirdi.MV Hondius’un 1 Nisan 2026’da Arjantin’in Ushuaia kentinden ayrıldığı biliniyor. İlk vakanın ise 6 Nisan’da, yani geminin hareketinden yalnızca beş gün sonra semptom göstermeye başladığı aktarıldı. Uzmanlara göre bu süre, hantavirüsün kuluçka dönemi açısından sıra dışı derecede kısa kabul ediliyor.Bu nedenle ilk vakanın virüsü gemiye binmeden önce kapmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ancak gemideki diğer vakaların nasıl ortaya çıktığına dair incelemeler devam ediyor.Andes Suşu Tespit EdildiGemide görülen vakalarda hantavirüsün Andes suşunun tespit edildiği açıklandı. Bu türün, diğer hantavirüs türlerinden farklı olarak insanlar arasında nadiren de olsa bulaşabildiği belirtildi.Diğer hantavirüs türlerinin ise genellikle kemirgenlerin idrar ve dışkısının solunması ya da bu atıklarla temas edilmesi yoluyla bulaştığı biliniyor. Andes suşunun insanlara bulaşma ihtimali nedeniyle gemide izolasyon ve kabinde kalma önlemlerinin devreye alındığı ifade edildi.DSÖ yetkilileri, mevcut verilerin yakından izlendiğini ve yeni vaka ihtimaline karşı takip sürecinin devam ettiğini bildirdi. Ancak yapılan açıklamalarda, salgının şu an için yerel ve sınırlı bir durum olarak değerlendirildiği, pandemiye dönüşme riskinin düşük olduğu vurgulandı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;den İlaç Krizi Çıkışı: “Vatandaş İlacını Bulamıyor, Sistem Tıkandı”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/chpden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi/411821</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/chpden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi/411821</guid>
            
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 17:58:47 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5788-chpli-ilgezdiden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5788-chpli-ilgezdiden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;den İlaç Krizi Çıkışı: “Vatandaş İlacını Bulamıyor, Sistem Tıkandı” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/chpden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi/411821"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5788-chpli-ilgezdiden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi.jpg" /></a>
               CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de büyüyen ilaç sorununa dikkat çekerek mevcut fiyatlandırma sisteminin tedarik zincirini bozduğunu ve hastaların tedaviye erişimini zorlaştırdığını söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Gamze Akkuş İlgezdi, eczanelerde yaşanan ilaç sıkıntısının her geçen gün daha da derinleştiğini belirterek, bu durumun hastaların tedavi süreçlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. İlgezdi, özellikle ilaç fiyatlandırmasında kullanılan avro kurunun yılda yalnızca bir kez güncellenmesinin, sektörde ciddi bir tıkanmaya yol açtığını dile getirdi.Mevcut sistem nedeniyle üreticilerin üretimden kaçındığını, ithalatçıların ise ilaç getirmekte isteksiz davrandığını belirten İlgezdi, bunun sonucunda hastaların ilaç bulmakta zorlandığını söyledi.Kronik Hastalar İçin Alarm: “İlaçlara Erişim Zorlaşıyor”İlgezdi, kanser, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara erişimin giderek zorlaştığını vurguladı. Sorunun yalnızca belirli ilaçlarla sınırlı olmadığını belirten İlgezdi, çocuk ilaçları, antibiyotikler ve göz damlaları gibi temel ürünlerin dahi eczanelerde bulunamadığını ifade etti.Vatandaşların reçetelerinde yazan ilaçları günlerce aramak zorunda kaldığını belirten İlgezdi, “Eczacı çaresiz, hasta ise mağdur durumda. Bu tablo açık bir yönetim krizinin sonucudur” dedi.“İlaç Bir Tasarruf Aracı Değil, Yaşam Hakkıdır”İlgezdi, Türk Eczacıları Birliği’nin de benzer uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, ilaç fiyatlarının döviz artışına rağmen sabit kalmasının piyasada dengesizlik yarattığını söyledi.İlaç üretiminin sürdürülebilirliği için doğru fiyat politikasının şart olduğunu belirten İlgezdi, “İlaç bir tasarruf kalemi değildir. Bu, doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir konudur” ifadelerini kullandı.“Sağlık Piyasa Koşullarına Bırakılamaz”İlaç krizinin her yıl tekrar eden bir sorun haline geldiğine dikkat çeken İlgezdi, bu durumun tesadüf olmadığını vurguladı. Özellikle belirli dönemlerde yaşanan ilaç yokluğunun “zam beklentisi” ile açıklanamayacağını belirten İlgezdi, bunun yanlış ekonomi ve sağlık politikalarının sonucu olduğunu savundu.Sağlık alanının piyasa koşullarına bırakılmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu dile getiren İlgezdi, devletin vatandaşın sağlık hakkını korumakla yükümlü olduğunu söyledi.Kalıcı Çözüm Çağrısı: “Acil Eylem Planı Gerekli”İlgezdi, mevcut sorunun çözümü için ilaç fiyatlandırmasında kullanılan kurun yıl içinde birden fazla kez güncellenmesi gerektiğini belirtti. Her yıl tekrarlanan bu sorunun artık kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması gerektiğini ifade eden İlgezdi, yetkililere çağrıda bulundu.Sağlık Bakanlığı’nın ilaç tedarik zincirini güvence altına alacak kapsamlı bir eylem planı açıklaması gerektiğini vurgulayan İlgezdi, “Vatandaşın ilaca kesintisiz erişimi sağlanmalıdır. Bu, bir tercih değil zorunluluktur” dedi.“Halk Sağlığı Öncelik Olmalı”Açıklamalarının sonunda İlgezdi, sağlık sisteminin temel amacının vatandaşın yaşam kalitesini korumak olduğunu belirterek, ilaç erişiminin bir hak olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade etti.İlgezdi, mevcut tablonun sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, gerekli adımların atılmaması halinde sorunun daha da büyüyeceği uyarısında bulundu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Aylin Yaman’dan Özel Sağlık Tesisi Eleştirisi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi/411790</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi/411790</guid>
            
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:13:46 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/720-chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/720-chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Aylin Yaman’dan Özel Sağlık Tesisi Eleştirisi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi/411790"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/720-chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi.jpg" /></a>
               CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, 2026 yılında 26 ilde açılması planlanan özel sağlık tesislerine ilişkin lisanslama sürecini eleştirdi. Yaman, kamu sağlık sisteminde çözüm bekleyen çok sayıda sorun bulunduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın önceliği özel sektöre değil kamuya vermesi gerektiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği kapsamında 26 ilde açılması planlanan özel sağlık tesisleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Yaman, yeni özel sağlık yatırımlarına ilişkin lisanslama süreci ve şartlarını eleştirdi.Yaman, 11 Kasım 2025’te yayımlanan Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği ile özel sağlık tesislerine verilecek lisanslara dair usul ve esasların belirlendiğini hatırlattı. Sağlık Bakanlığı’nın mart ayında yayımladığı ilana göre, 2026 yılı içinde 26 ilde 100’er yataklı özel sağlık tesisleri açılmasının planlandığını belirten Yaman, bu sürecin kamu sağlık sistemi üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.CHP’li Yaman’a göre yeni tesislerle birlikte özel sektörün sağlık alanındaki ağırlığı daha da artacak. Bu durumun özellikle kamu hastanelerindeki uzman hekim dağılımını etkileyebileceğini belirten Yaman, planlamanın kamu ihtiyaçları gözetilerek yapılması gerektiğini ifade etti.“Kamuda En Çok İhtiyaç Duyulan Branşlar Özel Sektöre Açılıyor”Aylin Yaman, açılması planlanan özel sağlık tesisleri için farklı branşlarda kadro oluşturulacağını belirterek, bu branşların kamuda da yoğun ihtiyaç duyulan alanlar olduğunu savundu. Yaman, özel sağlık tesislerine yönelik lisans ve kadro satışlarının açık artırma usulüyle yapılmasına tepki gösterdi.Yeni planlamada en yüksek lisans ya da kadro satışının yapıldığı branşların, kamu hastanelerinde de ihtiyaç duyulan branşlar olduğunu dile getiren Yaman, bu durumun kamu sağlık hizmetlerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.Yaman, söz konusu illerde özel sağlık tesisleri için planlama yapılırken, kamu yatırımlarına ilişkin eş zamanlı ve açık bir bilgilendirme bulunmadığını da ifade etti. Bu nedenle sürecin yalnızca özel sektör odaklı ilerlediği yönünde kaygılar bulunduğunu belirtti.“Öncelik Kamu Hastaneleri Olmalı”CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, Sağlık Bakanlığı’nın yatak kapasitesi, uzman hekim kadrosu ve atama süreçlerinde önceliği kamu sağlık kurumlarına vermesi gerektiğini söyledi. Yaman, sağlık hizmetlerinin temelinde kamusal ihtiyaçların bulunması gerektiğini belirterek, mevcut sorunlar çözülmeden özel sağlık yatırımlarının öncelik haline getirilmesini eleştirdi.Yaman, kamu hastanelerinin uzman hekim, yatak kapasitesi ve kadro ihtiyacı gibi alanlarda desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle kamu sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara dikkat çeken Yaman, Sağlık Bakanlığı’nın kaynak ve planlama önceliklerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.“Kamunun Bunca Sorunu Varken Bu Yaklaşım Anlaşılmaz”Aylin Yaman, sağlık alanında çözüm bekleyen birçok sorun bulunduğunu belirterek, özel sağlık tesisleri üzerinden yürütülen lisanslama yaklaşımını eleştirdi. Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarına kamu kadroları verilmediğini söyleyen Yaman, yetim ilaçlara erişim konusundaki sıkıntılara da dikkat çekti.Yaman, ruhsatlı 65 yetim ilaçtan yalnızca birine erişilebildiğini ifade ederek, bu durumun sağlık sistemindeki öncelik tartışmasını daha da önemli hale getirdiğini söyledi. Kişi başına ilaç harcamasının OECD ortalamasına göre düşük olduğunu belirten Yaman, kamu sağlık sisteminde bu kadar temel sorun varken özel sağlık tesislerine yönelik ticari bir yaklaşımın anlaşılır olmadığını dile getirdi.CHP’li Yaman, “Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarına kamu kadroları verilmezken, ruhsatlı 65 yetim ilaçtan sadece birine erişilebilirken, kişi başına ilaç harcaması OECD ortalamasına göre çok düşükken, kısacası kamunun bunca sorunu varken bu ticari yaklaşım anlaşılmazdır” sözleriyle tepkisini dile getirdi.Gelirin Sağlık Turizmine Aktarılması EleştirildiYaman’ın eleştirdiği bir diğer başlık ise lisanslama sürecinden elde edilecek gelirin kullanım alanı oldu. CHP’li Yaman, bu gelirlerin doğrudan kamu sağlık sistemine aktarılmamasını eleştirerek, kaynağın esas olarak sağlık turizmine yönlendirilmesinin de anlaşılır olmadığını söyledi.Aylin Yaman, kamu sağlık hizmetlerinde çözüm bekleyen sorunların önceliklendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, sağlık politikalarının ticari değil kamusal yarar temelinde şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İzmir’de Tek Çatı Altında Sağlık ve Destek Hizmeti: Karşıyaka’daki Merkez Ailelere Nefes Oluyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor/411678</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor/411678</guid>
            
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:52:06 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/942-izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/942-izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İzmir’de Tek Çatı Altında Sağlık ve Destek Hizmeti: Karşıyaka’daki Merkez Ailelere Nefes Oluyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor/411678"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/942-izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor.jpg" /></a>
               İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka’da atıl durumdaki üç daireyi dönüştürerek hizmete açtığı merkez, diyabet farkındalığı, otizm etkinlikleri ve psikolojik danışmanlık hizmetleriyle İzmirlilerin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı’nda hayata geçirdiği danışmanlık merkezi, farklı alanlarda sunduğu hizmetlerle vatandaşların yaşamına dokunuyor. Uzun süredir atıl durumda bulunan üç dairenin dönüştürülmesiyle oluşturulan merkezde, koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetleri tek çatı altında sunuluyor.Merkez bünyesinde Diyabet Farkındalık Merkezi, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi yer alıyor. Bu yapısıyla merkez, yalnızca sağlık desteği sağlamayı değil, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve ailelerin günlük yaşamını kolaylaştırmayı amaçlıyor.Diyabet Farkındalığı İçin Kapsamlı DestekDiyabet Farkındalık Merkezi’nde diyabet hastalarına, risk grubundaki bireylere ve sağlıklı yaşam konusunda destek almak isteyen vatandaşlara yönelik çalışmalar yürütülüyor. Merkeze başvuran kişiler önce kayıt altına alınıyor, ardından diyabet eğitim hemşiresine yönlendiriliyor.Uzman Diyetisyen Semiha Özge Kara, başvuranların öyküsünün değerlendirildiğini, kronik hastalıklar ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme yapıldığını belirtti. İhtiyaç halinde danışanların diyetisyene yönlendirildiğini söyleyen Kara, son üç ayda yapılan tetkiklerin incelendiğini, vücut analizi yapıldığını, bel ve kalça çevresi ölçümlerinin alındığını ifade etti.Kara, danışanların yaşam ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirildiğini, kişiye özel öneriler sunulduğunu ve düzenli kontrollerle sürecin takip edildiğini söyledi. Merkezin temel hedeflerinden birinin danışanların sağlıklı kiloya ulaşmasına ve bu kiloyu korumasına destek olmak olduğunu vurguladı.Türkiye’de Diyabet Oranına Dikkat ÇekildiUzman Diyetisyen Semiha Özge Kara, diyabetin pankreasın yeterli insülin üretememesi ya da üretilen insülinin vücut tarafından etkili kullanılamaması sonucunda ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Diyabetin tip 1, tip 2 ve gebelik diyabeti gibi türleri bulunduğunu aktardı.Kara, Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2025 raporuna göre Türkiye’de diyabet oranının yüzde 16,3’e yükseldiğini söyledi. Bu oranla Türkiye’nin Avrupa’da diyabetin en sık görüldüğü ülke konumunda olduğunu ifade etti.Tip 2 diyabetin en önemli nedenlerinden birinin obezite olduğuna dikkat çeken Kara, prediyabet ve insülin direnci bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğunu belirtti. Yaşam tarzı değişikliğinin önemine vurgu yapan Kara, Diyabet Farkındalık Merkezi’nde danışanlara bu süreçte destek verildiğini söyledi.Otizmli Bireyler İçin Etkinlik AlanıMerkezde yer alan Otizm Etkinlik Merkezi, otizmli bireyler ve aileleri için önemli bir destek noktası olarak hizmet veriyor. Uzmanlar eşliğinde düzenlenen eğitici ve eğlenceli etkinliklerle otizmli bireylerin sosyalleşmesi ve gelişim süreçlerine katkı sunulması hedefleniyor.Otizmli çocuklarını güvenle bırakabilecekleri bir alan arayan aileler için merkez büyük kolaylık sağlıyor. Aileler, çocuklarının uzmanlar eşliğinde etkinliklere katılmasından ve sosyal gelişimlerinin desteklenmesinden memnuniyet duyuyor.“Artık İçim Daha Rahat”Otizmli kızı Seray’ı merkeze getiren Sema Tokalı, kızının 4 yaşında atipik otizm tanısı aldığını belirterek merkezin açılmasından büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Günlük işlerini her zaman kızına göre planlamak zorunda kaldığını ifade eden Tokalı, çocuğunu güvenle bırakabileceği bir yer olmasının kendisini rahatlattığını dile getirdi.Tokalı, kızının burada uzmanlar eşliğinde etkinliklere katılacağını, sosyalleşeceğini ve gelişim göstereceğini belirtti. Merkezin hem otizmli çocuklar hem de aileleri için önemli bir destek olduğunu söyleyen Tokalı, hizmetten dolayı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.“Böyle Bir Merkeze Çok İhtiyacımız Vardı”Otizmli oğlu Toprak’ı merkeze getiren Aysun Ediz Aslan da hizmetten memnun olduğunu söyledi. Oğlunu 2 yaşından bu yana özel eğitimlere götürdüğünü belirten Aslan, ailelerin çocuklarını güvenle bırakabileceği böyle bir merkeze uzun süredir ihtiyaç duyduğunu ifade etti.Aslan, merkezde çocuklara birebir ilgi gösterildiğini ve bu hizmetin hem çocuklar hem de aileler için büyük katkı sağladığını söyledi. Merkezin günlük yaşamlarını kolaylaştırdığını belirten Aslan, emeği geçenlere teşekkür etti.Psikolojik Destek Hizmeti de SunuluyorKarşıyaka’daki merkezde psikolojik danışmanlık hizmeti de veriliyor. Psikolojik Destek Birimi’nde çocuk, ergen ve yetişkinlere yönelik danışmanlık çalışmaları yürütülüyor.Diyabet farkındalığı, otizm etkinlikleri ve psikolojik destek hizmetlerini bir araya getiren merkez, İzmirlilerin hem sağlık hem de sosyal destek ihtiyaçlarına yanıt veren önemli bir hizmet noktası olarak öne çıkıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Bornova’da Sağlıkta Yeni Dönem: Sağlık Destek Kartı ile yüzde 50’ye Varan İndirim</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/resmi-ilanlar/saglik/bornovada-saglikta-yeni-donem-saglik-destek-karti-ile-yuzde-50ye-varan-indirim/411560</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/resmi-ilanlar/saglik/bornovada-saglikta-yeni-donem-saglik-destek-karti-ile-yuzde-50ye-varan-indirim/411560</guid>
            
            <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4809-bornovada-saglikta-yeni-donem-saglik-destek-karti-ile-50ye-varan-indirim.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4809-bornovada-saglikta-yeni-donem-saglik-destek-karti-ile-50ye-varan-indirim.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Bornova’da Sağlıkta Yeni Dönem: Sağlık Destek Kartı ile yüzde 50’ye Varan İndirim ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/resmi-ilanlar/saglik/bornovada-saglikta-yeni-donem-saglik-destek-karti-ile-yuzde-50ye-varan-indirim/411560"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4809-bornovada-saglikta-yeni-donem-saglik-destek-karti-ile-50ye-varan-indirim.jpg" /></a>
               Bornova Belediyesi’nin hayata geçirdiği Sağlık Destek Kartı, özel sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırırken geniş hizmet ağıyla vatandaşlara ekonomik ve kapsamlı destek sunuyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Bornova Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda sağlık alanındaki çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. Kısa süre önce tanıtımı yapılan Sağlık Destek Kartı uygulaması, vatandaşların özel sağlık kuruluşlarından daha uygun koşullarda yararlanmasını hedefliyor. Uygulama sayesinde Bornovalılar, çeşitli sağlık hizmetlerine %50’ye varan indirimlerle erişim sağlayabiliyor.Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, sağlık hizmetlerine erişimin çağdaş toplumların en önemli göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekerek, bu projenin daha adil bir sağlık sistemi oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu ifade etti.“Sağlık Hizmeti Bir Yük Olmamalı”Başkan Eşki, sağlık hizmetlerinin vatandaşlar için ekonomik bir yük haline gelmemesi gerektiğini vurguladı. Bu anlayışla geliştirilen Sağlık Destek Kartı’nın, özellikle özel sağlık kuruluşlarından hizmet almak isteyenler için önemli bir kolaylık sunduğunu belirtti. Eşki, uygulamanın sadece Bornova ile sınırlı kalmayıp Türkiye genelinde örnek alınmasını temenni ettiklerini dile getirdi.Geniş Kapsamlı Sağlık AğıSağlık Destek Kartı, kapsamlı hizmet ağıyla dikkat çekiyor. Uygulama kapsamında vatandaşlar; hastaneler, tıp merkezleri, ağız ve diş sağlığı klinikleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri, tüp bebek merkezleri, göz sağlığı kuruluşları, psikolojik danışmanlık merkezleri ve optik hizmet sunan birçok kurumdan faydalanabiliyor.Bu geniş ağ sayesinde muayene, tetkik ve tedavi süreçlerinde ciddi maliyet avantajı sağlanırken, sağlık hizmetlerine erişim de önemli ölçüde kolaylaşıyor.Bornova Sağlıkta Öncü Olmayı SürdürüyorBornova Belediyesi’nin sağlık alanındaki çalışmaları yalnızca bu kartla sınırlı değil. Belediye, geçmişten bu yana sağlık hizmetlerinde öncü projelere imza atmasıyla biliniyor. Özellikle evde bakım hizmetlerinin Türkiye’de ilk kez Bornova’da başlatılması ve zamanla yaygınlaşması, bu alandaki öncü rolü ortaya koyuyor.Yeni uygulamanın da benzer şekilde geniş bir etki alanı oluşturması bekleniyor.Evde Bakım ve Poliklinik HizmetleriBelediye, doğrudan sunduğu sağlık hizmetleriyle de vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Evde bakım hizmetleri kapsamında ameliyat sonrası bakım, pansuman ve fizik tedavi uygulamalarıyla özellikle yatağa bağımlı bireylerin yaşam kalitesi artırılıyor.Bunun yanı sıra bebek ve yaşlı izleme hizmetleriyle düzenli sağlık kontrolleri sağlanıyor. Poliklinik hizmetlerinde ise beslenme ve diyetetik danışmanlığı ile bireylerin sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması destekleniyor. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri de koruyucu sağlık yaklaşımı kapsamında sunuluyor.Sağlıklı Yaş Alma Merkezi ile Aktif Hayatİleri yaş grubundaki vatandaşlar için hizmet veren Sağlıklı Yaş Alma Merkezi, sosyal ve fiziksel açıdan aktif bir yaşamı teşvik ediyor. Burada düzenlenen etkinlikler, eğitimler ve fiziksel aktiviteler sayesinde 60 yaş üzeri bireylerin yaşam kalitesinin artırılması amaçlanıyor.Ambulans ve Eğitim Hizmetleri de SunuluyorBornova Belediyesi, sağlık hizmetlerine ulaşım konusunda da destek sağlıyor. Hasta nakil ambulansı hizmeti ile sağlık kuruluşlarına gitmekte zorlanan vatandaşlara planlı ve randevulu ulaşım imkânı sunuluyor. Bu hizmet, özellikle hareket kısıtlılığı olan bireyler için önemli bir kolaylık sağlıyor.Ayrıca toplum sağlığını geliştirmek amacıyla düzenlenen eğitim çalışmaları da dikkat çekiyor. Okullarda ve mahallelerde gerçekleştirilen programlarla her yaştan bireye sağlık bilinci kazandırılması hedefleniyor.Uzman Kadro ile Güçlü HizmetBelediye bünyesinde görev yapan yaklaşık 35 kişilik uzman ekip, sağlık hizmetlerinin etkin şekilde yürütülmesini sağlıyor. Doktor, hemşire, diyetisyen, fizyoterapist, ebe ve acil tıp teknisyenlerinden oluşan kadro, vatandaşlara bütüncül bir sağlık desteği sunuyor.Sağlık Destek Kartı ve diğer hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlar, belediyenin iletişim hatları üzerinden detaylı bilgi alabiliyor. Bu kapsamlı hizmet ağı, Bornova’da sağlık alanında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Ankara Büyükşehir’den alzheimer ve demans hastaları için yeni adım: “Korkusuz Adımlar” projesi başladı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/ankara-buyuksehirden-alzheimer-ve-demans-hastalari-icin-yeni-adim-korkusuz-adimlar-projesi-basladi/411516</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/ankara-buyuksehirden-alzheimer-ve-demans-hastalari-icin-yeni-adim-korkusuz-adimlar-projesi-basladi/411516</guid>
            
            <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4822-ankara-buyuksehirden-alzheimer-ve-demans-hastalari-icin-yeni-adim-korkusuz-adimlar-projesi-basladi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4822-ankara-buyuksehirden-alzheimer-ve-demans-hastalari-icin-yeni-adim-korkusuz-adimlar-projesi-basladi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Ankara Büyükşehir’den alzheimer ve demans hastaları için yeni adım: “Korkusuz Adımlar” projesi başladı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/ankara-buyuksehirden-alzheimer-ve-demans-hastalari-icin-yeni-adim-korkusuz-adimlar-projesi-basladi/411516"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4822-ankara-buyuksehirden-alzheimer-ve-demans-hastalari-icin-yeni-adim-korkusuz-adimlar-projesi-basladi.jpg" /></a>
               Ankara Büyükşehir Belediyesi, alzheimer ve demans hastalarının güvenliğini artırmak amacıyla Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi ile birlikte “Korkusuz Adımlar” projesini hayata geçirdi. Projenin ilk etabında 100 takip cihazı düzenlenen törenle hastalara teslim edilirken, hasta yakınlarına da kullanım konusunda bilgilendirme yapıldı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Ankara Büyükşehir Belediyesi, alzheimer ve demans hastalarının daha güvenli bir yaşam sürdürebilmesi için dikkat çeken bir projeyi uygulamaya aldı. Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi iş birliğiyle başlatılan “Korkusuz Adımlar” projesi kapsamında, takip cihazı desteği verilmeye başlandı. Projenin ilk aşamasında yaklaşık 100 takip cihazı, ABB Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerine teslim edildi.Uygulama sayesinde alzheimer ve demans hastalarının konum bilgileri anlık olarak takip edilebilecek. Olası kaybolma durumlarında ise hızlı müdahale imkânı sağlanacak. Bu yönüyle proje, yalnızca hastaların güvenliğini artırmayı değil, aynı zamanda ailelerin yaşadığı kaygıyı da hafifletmeyi amaçlıyor.Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği bu adım, kentte bu alanda yapılan önemli çalışmalardan biri olarak öne çıktı. Özellikle yön bulma kaybı ve unutkanlık gibi sorunların yoğun yaşandığı alzheimer ve demans hastalarında, güvenlik başlığının ne kadar önemli olduğu bir kez daha gündeme taşındı.Takip cihazları törenle teslim edildiABB Konferans Salonu’nda düzenlenen törende, cihazların teslimiyle birlikte hasta yakınlarına kullanım konusunda bilgi verildi. Böylece proje yalnızca cihaz dağıtımıyla sınırlı kalmadı, aynı zamanda uygulamanın doğru ve etkili şekilde kullanılmasına yönelik bir bilgilendirme süreci de işletildi.Takip cihazlarının devreye alınmasıyla birlikte, hasta yakınlarının acil durumlarda daha hızlı hareket etmesi hedefleniyor. Anlık konum takibi yapılabilecek olması, özellikle dışarı çıkan ya da yönünü kaybetme riski bulunan hastalar açısından büyük önem taşıyor. Bu durum, aileler için günlük yaşamda daha fazla güven ve daha az endişe anlamına geliyor.Projeyle birlikte sosyal belediyecilik anlayışının sağlık ve bakım alanındaki yansıması da daha görünür hale geldi. Ankara Büyükşehir Belediyesi, sadece altyapı ya da ulaşım gibi alanlarda değil, doğrudan insan yaşamını ilgilendiren hassas konularda da destek üretmeye devam ettiğini ortaya koydu.“Hayatın her alanına yetişmeye çalışıyoruz”ABB Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kemal Çokakoğlu da törende yaptığı konuşmada, alzheimer hastalığının yalnızca bireyi değil, tüm aileyi etkileyen zor bir süreç olduğunu vurguladı. Babasını 6 ay önce kaybettiğini ve onun da alzheimer hastası olduğunu belirten Çokakoğlu, bu sürecin aileler için ne kadar ağır olduğunu bizzat yaşadıklarını ifade etti.Çokakoğlu, bu nedenle alzheimer ve demans alanında yapılan her çalışmaya büyük saygı duyduğunu belirterek, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin hayatın her alanına yetişmeye çalıştığını söyledi. Bu sözler, belediyenin projeyi yalnızca teknik bir destek olarak değil, aynı zamanda insani bir sorumluluk olarak gördüğünü de ortaya koydu.“Takip cihazı, bu hastalıkta ilaç kadar önemli”ABB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Mümtaz Yavuz ise alzheimer ve demansın yalnızca hastayı değil, aileyi ve toplumu da etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Özellikle hastalığın ilerleyen dönemlerinde yön bulma kaybı ve unutkanlık nedeniyle kaybolma riskinin ciddi bir güvenlik sorununa dönüştüğünü ifade etti.Yavuz, tam da bu noktada takip cihazlarının devreye girdiğini belirterek, anlık izleme sayesinde acil durumlarda hızlı müdahale edilebileceğini söyledi. Projenin temel hedefinin hastaların güvenliğini sağlamak, ailelerin üzerindeki psikolojik yükü hafifletmek ve sosyal belediyecilik anlayışını güçlendirmek olduğunu dile getirdi.Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi Başkanı Doç. Dr. Özlem Bizpınar Munis de projeye ilişkin memnuniyetini paylaştı. Bu çalışmanın hem hastalara doğrudan katkı sunacağını hem de yaşam kalitesini yükselteceğini belirten Munis, alzheimer hastalığının iyileştirici bir tedavisinin bulunmadığını hatırlattı. Bu nedenle ilaçların yanında hayatı kolaylaştıran desteklerin de en az ilaç kadar değerli olduğunu vurguladı. Takip cihazlarının da bu anlamda çok önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.Hasta yakınlarından anlamlı teşekkürCihazları teslim alan hasta yakınları da uygulamanın kendileri için ne kadar önemli olduğunu dile getirdi. Yakınlarının kaybolma riskine karşı daha güvende olacağını söyleyen aileler, bu desteğin kendileri için huzur, güven ve umut anlamına geldiğini belirtti.Hasta yakınları, bu tür çalışmaların artması gerektiğini vurgulayarak projenin ilk olmasının önemli olduğunu ancak son olmaması gerektiğini ifade etti. Kimileri eşleri için, kimileri anneleri için teslim aldığı cihazın kendilerine büyük rahatlık sağlayacağını anlattı. Özellikle hastaların zaman zaman yalnız dışarı çıkmak istemesi nedeniyle yaşanan endişenin, bu cihazlarla bir nebze azalacağı dile getirildi.Amaç hem güvenliği artırmak hem kaygıyı azaltmak“Korkusuz Adımlar” projesi, alzheimer ve demans hastalarının güvenli yaşam hakkını destekleyen, ailelerin üzerindeki baskıyı azaltan ve sosyal destek mekanizmasını güçlendiren bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Takip cihazlarının sağladığı anlık konum bilgisi, kaybolma riskine karşı hızlı hareket edilmesini mümkün hale getiriyor.Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı bu proje, hasta yakınlarının günlük hayatını kolaylaştırırken, hastaların daha güvenli bir ortamda yaşamlarını sürdürmesine katkı sunuyor. İlk etapta 100 cihazın teslim edilmesiyle başlayan uygulama, kentte sosyal belediyecilik anlayışının somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>ABD’de kızamık salgını büyüyor: Vaka sayıları artıyor, hastaneye yatışlar dikkat çekiyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/abdde-kizamik-salgini-buyuyor-vaka-sayilari-artiyor-hastaneye-yatislar-dikkat-cekiyor/411482</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/abdde-kizamik-salgini-buyuyor-vaka-sayilari-artiyor-hastaneye-yatislar-dikkat-cekiyor/411482</guid>
            
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:24:17 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9511-abdde-kizamik-salgini-buyuyor-vaka-sayilari-artiyor-hastaneye-yatislar-dikkat-cekiyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9511-abdde-kizamik-salgini-buyuyor-vaka-sayilari-artiyor-hastaneye-yatislar-dikkat-cekiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ ABD’de kızamık salgını büyüyor: Vaka sayıları artıyor, hastaneye yatışlar dikkat çekiyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/abdde-kizamik-salgini-buyuyor-vaka-sayilari-artiyor-hastaneye-yatislar-dikkat-cekiyor/411482"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/9511-abdde-kizamik-salgini-buyuyor-vaka-sayilari-artiyor-hastaneye-yatislar-dikkat-cekiyor.jpg" /></a>
               ABD’de ilerlemeyi sürdüren kızamık salgını, ülkeyi önemli bir enfeksiyon merkezi haline getirdi. Son açıklanan veriler, vaka sayılarındaki artışın sürdüğünü ortaya koyarken, özellikle aşısız çocuklarda görülen vakalar ve hastaneye yatışlar endişeyi artırdı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İlerlemeyi sürdüren ve giderek daha geniş bir alana yayılan kızamık salgınıyla birlikte ABD, önemli bir kızamık enfeksiyonu merkezi haline geldi. Son bildirilen vaka sayıları, salgının hız kesmeden yayılmaya devam ettiğini gösteriyor. Özellikle çocukların yoğun bulunduğu alanlarda görülen vakalar, kamu sağlığı açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.Son veriler, yalnızca mevcut salgının devam ettiğini değil, aynı zamanda daha geniş bir nüfus kesimini etkilediğini de gösteriyor. ABD’de son dönemde bildirilen kızamık vakalarının artışı, sağlık otoritelerinin ve kamuoyunun dikkatini yeniden bu hastalığa çevirdi. Salgının özellikle okul çağındaki çocuklar arasında etkili olması, riskin büyüklüğünü daha görünür hale getirdi.Utah’ta bildirilen vaka sayısı 602’ye yükseldiBulaşıcı Hastalık Araştırma ve Politika Merkezi’nin verilerine göre, Utah eyalet yetkilileri çarşamba günü geçen yıl başlayan ve halen devam eden salgınla bağlantılı toplam 602 kızamık vakası bildirdi. Açıklanan bu toplamın içinde 19 yeni vakanın yer aldığı belirtildi. Bu artış, salgının kontrol altına alınmasında hâlâ ciddi zorluklar yaşandığını ortaya koydu.Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre, vakaların önemli bölümü çeşitli anaokulları ve ilkokullarda ortaya çıktı. Çocukların toplu halde bulunduğu eğitim kurumlarında görülen bulaş zinciri, salgının yayılma hızını artıran başlıca unsurlardan biri olarak öne çıktı. Bu durum, özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar açısından salgının daha yakından takip edilmesini zorunlu hale getirdi.Ağır semptomlar nedeniyle acil servise başvuranlar olduSalgına yakalananların bir bölümünde hastalık daha ağır seyretti. Enfekte olan kişilerin yaklaşık üçte birinin, kusma ve ishal nedeniyle oluşan şiddetli dehidrasyon sebebiyle acil servislere başvurmak zorunda kaldığı aktarıldı. Bu tablo, kızamığın yalnızca döküntü ve ateşle sınırlı kalmayan, bazı hastalarda daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir enfeksiyon olduğunu bir kez daha ortaya koydu.Toplam 602 vakanın 405’inin bu yılın başından bu yana meydana geldiği bildirildi. Ayrıca bu vakaların 75’inin yalnızca son üç hafta içinde kaydedilmiş olması, salgının halen aktif biçimde yayılmayı sürdürdüğünü gösterdi. Şimdiye kadar 49 kişinin hastaneye yatırılmak zorunda kalması da salgının etkisinin küçümsenmeyecek boyutta olduğunu ortaya koydu.Vakaların büyük bölümünü aşısız kişiler oluşturuyorVerilerde en dikkat çeken başlıklardan biri de aşı durumu oldu. Enfekte olanların büyük çoğunluğunu, yani 513 kişiyi oluşturan yüzde 85’lik kesimin kızamığa karşı aşılanmamış olduğu belirtildi. Bu tablo, salgının özellikle aşısız bireyler arasında daha güçlü biçimde yayıldığını gösterdi.Vakaların önemli kısmının çocuklarda görülmesi ve bu çocukların çoğunun kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı yaptırmamış olması, salgının seyrine ilişkin kaygıları artırdı. Bu durum, koruyucu sağlık önlemlerinin salgının yayılmasını önlemedeki belirleyici rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.Salgın yalnızca belirli topluluklarla sınırlı kalmadıGeçen yıl boyunca Teksas ve Güney Carolina dahil olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde büyük kızamık salgınları yaşandı. Ancak Utah’taki yayılımın, önceki birçok salgında olduğu gibi yalnızca birbirine sıkı bağlı dini topluluklarla sınırlı kalmadığı, genel nüfus içinde daha geniş bir yayılım gösterdiği bildirildi.Bu yönüyle Utah’taki tablo, salgının kapsama alanının daha da büyüdüğünü ortaya koydu. Salgının belirli bir grup içinde kalmayıp daha genel bir toplumsal yayılım göstermesi, sağlık sisteminin karşı karşıya olduğu riskin boyutunu artıran bir unsur olarak değerlendiriliyor.Aşı muafiyeti tartışmaları sürerken salgın yayılıyorSalgının devam ettiği bir dönemde, yerel yöneticilerin bu yılın başlarında ailelerin okul aşı zorunluluğundan muaf tutulmasını kolaylaştıracak bir yasa tasarısı sunduğu ifade edildi. Bu gelişme, salgınla mücadele sürerken aşı uygulamalarına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.Bir yıldan uzun süre önce Teksas’ta başlayan salgının zaman içinde ülkenin büyük bölümüne yayıldığı belirtilirken, vakaların çoğunun çocuklarda görülmesi ve bunların önemli bölümünün MMR aşısı olmamış olması dikkat çekti. Ortaya çıkan tablo, ABD’de kızamık salgınının yalnızca bölgesel bir sorun olmaktan çıktığını ve ülke genelinde ciddi bir halk sağlığı başlığı haline geldiğini gösteriyor.    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>OECD verileri bunu söylüyor: Türkiye’de diş hekimi sayısı yetersiz</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/oecd-verileri-bunu-soyluyor-turkiyede-dis-hekimi-sayisi-yetersiz/411480</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/oecd-verileri-bunu-soyluyor-turkiyede-dis-hekimi-sayisi-yetersiz/411480</guid>
            
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:50:32 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4469-oecd-verileri-soyluyor-turkiyede-dis-hekimi-sayisinin-da-yetersiz.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4469-oecd-verileri-soyluyor-turkiyede-dis-hekimi-sayisinin-da-yetersiz.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ OECD verileri bunu söylüyor: Türkiye’de diş hekimi sayısı yetersiz ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/oecd-verileri-bunu-soyluyor-turkiyede-dis-hekimi-sayisi-yetersiz/411480"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4469-oecd-verileri-soyluyor-turkiyede-dis-hekimi-sayisinin-da-yetersiz.jpg" /></a>
               CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de ağız ve diş sağlığı alanında yaşanan planlama sorunlarını ve atama bekleyen diş hekimlerinin durumunu Meclis gündemine taşıdı. İlgezdi, koruyucu diş hekimliği hizmetlerine ayrılan bütçenin yetersizliğine ve randevu krizinin giderek derinleştiğine dikkat çekti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de ağız ve diş sağlığı alanında yaşanan sorunları ve atama bekleyen diş hekimlerinin durumunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. İlgezdi, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vererek, hem sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılara hem de kamuda istihdam bekleyen diş hekimlerinin karşı karşıya kaldığı tabloya dikkat çekti.İlgezdi, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde hem erişim hem de istihdam bakımından ciddi bir tıkanıklık yaşandığını ifade etti. Türkiye’de bir yanda tedaviye ulaşmakta zorlanan milyonlarca vatandaşın bulunduğunu, diğer yanda ise kamuda görev almak için bekleyen çok sayıda yetişmiş diş hekiminin olduğunu belirten İlgezdi, bu durumun sağlık yönetimindeki plansızlığın en açık göstergelerinden biri olduğunu söyledi.“521 kişilik atama kadrosu sorunu çözemez”Açıklamasında Sağlık Bakanlığı’nın ilan ettiği 521 kişilik atama kadrosuna da değinen Gamze Akkuş İlgezdi, bu sayının ne vatandaşların yaşadığı randevu sorununu çözebileceğini ne de diş hekimlerinin işsizlik problemini ortadan kaldırabileceğini belirtti. İlgezdi’ye göre, açıklanan bu kadro son derece sınırlı kaldı ve mevcut ihtiyaca karşılık vermekten uzak bir tablo ortaya koydu.Vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden ancak aylar sonrasına gün alabildiğini vurgulayan İlgezdi, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin giderek zorlaştığını dile getirdi. Tedavi ihtiyacı bulunan birçok kişinin randevu bulmakta güçlük çektiğini ifade eden İlgezdi, bu durumun halk sağlığı açısından önemli bir mağduriyet yarattığını belirtti.OECD verileri üzerinden diş hekimi açığına dikkat çektiGamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de diş hekimi sayısının da yetersiz olduğunu savundu. OECD verilerine işaret eden İlgezdi, 100 bin kişiye düşen diş hekimi sayısının OECD ortalamasında 85 olduğunu, Türkiye’de ise bu rakamın 60 seviyelerinde kaldığını ifade etti. Bu tabloya rağmen kamuda ciddi bir istihdam kısıtlamasının sürmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.İlgezdi, her yıl mezun olan çok sayıda diş hekiminin sınırlı kadrolar nedeniyle işsizlikle karşı karşıya kaldığını belirtti. 2026 yılı atama kurasında ilan edilen kadroların sembolik düzeyde kaldığını söyleyen CHP’li vekil, bu durumun genç diş hekimlerini yalnızca işsizlikle değil, aynı zamanda yurt dışına yönelme baskısıyla da karşı karşıya bıraktığını kaydetti. İlgezdi, Türkiye’nin kendi yetiştirdiği nitelikli insan gücünü başka ülkelere kaptırdığını vurguladı.“Çocukların yüzde 88’inde çürük var”Ağız ve diş sağlığındaki sorunların sadece istihdam meselesiyle sınırlı olmadığını belirten İlgezdi, toplum sağlığını ilgilendiren daha geniş bir risk alanına dikkat çekti. Özellikle koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yetersizliğinin uzun vadede çok daha büyük sonuçlar doğurabileceğini ifade eden İlgezdi, çocuklarda çürük prevalansının yüzde 88’e, 60 yaş üstünde ise yüzde 99 seviyelerine ulaştığını söyledi.Bu verilerin oldukça çarpıcı olduğunu belirten İlgezdi, böylesine ağır bir tablo karşısında koruyucu diş hekimliği hizmetlerine ayrılan bütçenin yetersiz kalmasının büyük bir risk oluşturduğunu kaydetti. Ona göre, ağız ve diş sağlığı alanında yaşanan ihmal yalnızca bugünü değil, toplumun geleceğini de etkileyen ciddi bir sorun haline geldi.Aile Diş Hekimliği projesi için takvim eleştirisiİlgezdi, kamuoyuna duyurulan “Aile Diş Hekimliği” projesine de değinerek, projenin 2026 yılı itibarıyla hedeflerin oldukça gerisinde kaldığını söyledi. 20 ilde yaygınlaştırılacağı açıklanan bu uygulamanın takviminin neden sürekli aksadığını soran İlgezdi, planlama ve uygulama arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi gerektiğini ifade etti.Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan İlgezdi, yeni yapılacak Aile Sağlığı Merkezlerinde diş ünitelerinin kurulmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu belirtti. Böylece daha temel düzeydeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin hastaneye gitmeden bu merkezlerde verilebileceğini söyledi.“Vatandaş acil servislere mahkum ediliyor”İlgezdi, randevu alamayan vatandaşların diş ağrısı nedeniyle hastanelerin acil servislerine başvurmak zorunda kaldığını belirterek, bunun sağlık sistemindeki yapısal sorunun bir sonucu olduğunu ifade etti. Uzmanlık gerektiren branşlarda yaşanan randevu krizlerinin, nüfus yoğunluğunu esas alan yeni bir planlama ile çözülebileceğini savundu.Kontrolsüz şekilde artan fakülte kontenjanları ile sahadaki atama yetersizliği arasındaki farkın artık daha görünür hale geldiğini belirten İlgezdi, bu devasa uçurumun kapatılması gerektiğini söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın acilen kapsamlı bir “Ulusal İstihdam Stratejisi” hazırlaması gerektiğini dile getiren İlgezdi, ağız ve diş sağlığı alanında yaşanan plansızlığın artık ertelenemez bir sorun haline geldiğini vurguladı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Metabolik karaciğer hastalığında alarm: 2050’ye kadar 1,8 milyar kişi etkilenebilir</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/metabolik-karaciger-hastaliginda-alarm-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-etkilenebilir/411440</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/metabolik-karaciger-hastaliginda-alarm-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-etkilenebilir/411440</guid>
            
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:21:02 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5293-metabolik-karaciger-hastaliginda-alarm-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-etkilenebilir.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5293-metabolik-karaciger-hastaliginda-alarm-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-etkilenebilir.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Metabolik karaciğer hastalığında alarm: 2050’ye kadar 1,8 milyar kişi etkilenebilir ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/metabolik-karaciger-hastaliginda-alarm-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-etkilenebilir/411440"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/5293-metabolik-karaciger-hastaliginda-alarm-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-etkilenebilir.jpg" /></a>
               Yeni araştırmalar, metabolik karaciğer hastalığının dünya genelinde hızla yayıldığını ortaya koydu. Uzmanlara göre obezite, yüksek kan şekeri ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının etkisiyle vaka sayısı son 30 yılda yüzde 143 arttı. Hastalığın 2050 yılına kadar yaklaşık 1,8 milyar kişiyi etkileyebileceği belirtiliyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Bilim dünyasının dikkat çektiği yeni araştırmalar, metabolik karaciğer hastalığının küresel ölçekte ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koydu. Karaciğer yağlanması olarak da bilinen ve güncel adıyla Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığı, yani MASLD olarak tanımlanan bu rahatsızlığın, önümüzdeki yıllarda çok daha geniş bir nüfusu etkileyebileceği ifade ediliyor.Uzmanların değerlendirmelerine göre hastalık, yalnızca bugünün değil, geleceğin de en önemli sağlık başlıklarından biri olmaya aday. Özellikle obezite ve yüksek kan şekeri gibi yaygın sağlık sorunlarının artması, metabolik karaciğer hastalığının da daha fazla kişide görülmesine yol açıyor. Araştırma bulguları, bu hastalığın son 30 yılda dikkat çekici ölçüde yaygınlaştığını ve önümüzdeki dönemde daha da artabileceğini gösteriyor.30 yılda yüzde 143’lük artış dikkat çektiAraştırmaya göre metabolik karaciğer hastalığıyla yaşayan kişi sayısında son 30 yılda çok büyük bir artış yaşandı. Verilere göre 1990 yılında dünya genelinde yaklaşık 500 milyon kişi bu hastalıkla yaşıyordu. 2023 yılına gelindiğinde bu sayı 1,3 milyara yükseldi. 2050 yılı için yapılan projeksiyonlarda ise rakamın 1,8 milyara ulaşabileceği öngörülüyor.Bu tablo, yaklaşık 30 yıllık süreçte yüzde 143 oranında artış anlamına geliyor. Günümüzde her 6 kişiden birinin bu hastalıktan etkilendiği belirtilirken, uzmanlar bunun küresel halk sağlığı açısından önemli bir uyarı olduğunu vurguluyor. Karaciğer hastalıkları arasında en yaygın ve en hızlı artış gösteren rahatsızlıklardan biri haline gelen MASLD, özellikle yaşam tarzı ile bağlantılı riskler nedeniyle daha fazla öne çıkıyor.Hastalığın arkasındaki temel nedenler neler?Araştırma sonuçlarına göre metabolik karaciğer hastalığındaki yükselişin arkasında birden fazla etken bulunuyor. Bunların başında yükselen obezite oranları geliyor. Bunun yanında yüksek kan şekeri, nüfus artışı ve sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıkları da hastalığın yayılmasını hızlandıran temel unsurlar arasında gösteriliyor.Özellikle yüksek kan şekerinin, MASLD’ye bağlı sağlık sorunlarının en önemli tetikleyicilerinden biri olduğu belirtiliyor. Bu durum, hastalığın Tip-2 diyabet ve obeziteyle güçlü bir ilişki içinde olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Araştırma, metabolik sorunların yalnızca tek bir alanı değil, karaciğer sağlığını da doğrudan etkilediğini gösteriyor.Bu nedenle uzmanlar, hastalığın yalnızca karaciğerle sınırlı bir problem olarak değil, metabolik sağlıkla doğrudan bağlantılı geniş bir tablo içinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.Hangi yaş grupları daha fazla etkileniyor?Araştırmada, metabolik karaciğer hastalığının en sık ileri yaş grubunda görüldüğü belirtildi. Buna göre hastalık, en çok 80-84 yaş aralığında tespit ediliyor. Ancak toplam vaka sayısının daha genç yaş gruplarında yoğunlaşması dikkat çekiyor.Verilere göre erkeklerde en yüksek vaka sayısı 35-39 yaş grubunda görülüyor. Kadınlarda ise 55-59 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu dağılım, hastalığın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir sağlık sorunu olmadığını, daha genç yaşlarda da yaygın biçimde görülebildiğini gösteriyor.Özellikle çalışma çağındaki bireylerde hastalığın daha görünür hale gelmesi, bu konunun bireysel sağlık kadar toplumsal sağlık açısından da önemini artırıyor. Çünkü hastalık uzun süre fark edilmeden ilerleyebildiği için, birçok kişi ancak ileri aşamalarda durumun farkına varabiliyor.Belirti vermeden ilerleyebiliyorMetabolik karaciğer hastalığının en dikkat çekici yönlerinden biri, çoğu zaman belirti göstermeden ilerleyebilmesi. Bu nedenle çok sayıda kişi, hastalığa sahip olduğunu fark etmeden yaşamını sürdürüyor. Sessiz ilerleyen bu tablo, hastalığın erken fark edilmesini zorlaştırıyor.Araştırmada yer verilen bilgilere göre olası belirtiler arasında sürekli yorgunluk, genel halsizlik ve kaburgaların sağ altında ağrı ya da rahatsızlık hissi bulunuyor. Ancak bu belirtilerin her zaman belirgin olmaması, hastalığın fark edilmesini daha da güçleştiriyor.Bu durum, metabolik karaciğer hastalığının yalnızca yaygın değil, aynı zamanda sinsi ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna işaret ediyor. Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de bu hastalığın uzun süre sessiz kalabilmesi nedeniyle toplumda yeterince fark edilmeyebilmesi.2050 projeksiyonu sağlık alanında yeni bir uyarı olduAraştırmanın ortaya koyduğu 2050 projeksiyonu, metabolik karaciğer hastalığının gelecekte daha da büyük bir küresel sağlık yükü oluşturabileceğini gösteriyor. Yaklaşık 1,8 milyar kişinin bu hastalıktan etkilenebileceği yönündeki öngörü, obezite, yüksek kan şekeri ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının etkisinin ne kadar geniş bir alana yayıldığını gözler önüne seriyor.Karaciğer yağlanması olarak bilinen ve bugün MASLD adıyla anılan bu hastalık, son 30 yılda gösterdiği hızlı yükselişle sağlık gündeminin en dikkat çekici başlıklarından biri haline geldi. Araştırma bulguları, metabolik karaciğer hastalığının hem yaygınlığı hem de sessiz ilerleyişi nedeniyle önümüzdeki yıllarda çok daha fazla konuşulacağını ortaya koyuyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Türkiye’nin ilk özgün ilaç adayı RS-0139’da kritik eşik aşıldı: Faz 1 başarıyla tamamlandı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/turkiyenin-ilk-ozgun-ilac-adayi-rs-0139da-kritik-esik-asildi-faz-1-basariyla-tamamlandi/411356</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/turkiyenin-ilk-ozgun-ilac-adayi-rs-0139da-kritik-esik-asildi-faz-1-basariyla-tamamlandi/411356</guid>
            
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7890-turkiyenin-ilk-ozgun-ilac-adayi-rs-0139da-kritik-esik-asildi-faz-1-basariyla-tamamlandi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7890-turkiyenin-ilk-ozgun-ilac-adayi-rs-0139da-kritik-esik-asildi-faz-1-basariyla-tamamlandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Türkiye’nin ilk özgün ilaç adayı RS-0139’da kritik eşik aşıldı: Faz 1 başarıyla tamamlandı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/turkiyenin-ilk-ozgun-ilac-adayi-rs-0139da-kritik-esik-asildi-faz-1-basariyla-tamamlandi/411356"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/7890-turkiyenin-ilk-ozgun-ilac-adayi-rs-0139da-kritik-esik-asildi-faz-1-basariyla-tamamlandi.jpg" /></a>
               Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde geliştirilen ve erken dönem araştırmaları üniversite laboratuvarlarında yürütülen RS-0139’un Faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlanması, Türkiye’de keşiften kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı açısından tarihi bir dönüm noktası oldu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye’de biyoteknoloji ve ilaç geliştirme alanında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Prof. Dr. Rana Sanyal’ın liderliğinde geliştirilen RS-0139 isimli ilaç adayının Faz 1 klinik araştırması başarıyla tamamlandı. Erken dönem araştırmaları Boğaziçi Üniversitesi laboratuvarlarında yürütülen ve ardından klinik aşamaya taşınan RS-0139, bu yönüyle Türkiye’de keşiften kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı olarak öne çıktı.Bu gelişme, yalnızca bir ilaç adayının klinik aşamada önemli bir eşiği geride bırakması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’de üniversite laboratuvarlarında başlayan bir bilimsel çalışmanın, ileri teknolojiye ve klinik doğrulamaya uzanan somut bir başarıya dönüşebildiğini de gösteriyor. RS-0139’un Faz 1 aşamasını tamamlaması, kanser tedavisinde yeni bir yaklaşımın klinik süreçte ilerlediğini ortaya koyarken, akademi ile sanayi arasındaki iş birliğinin de güçlü bir örneği olarak değerlendiriliyor.Akademiden kliniğe uzanan güçlü ar-ge modeliRS-0139’un geliştirilme süreci, temel bilim araştırmalarından klinik aşamaya kadar uzanan çok katmanlı bir yapıyı yansıtıyor. Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde yürütülen çalışmanın klinik öncesi araştırmaları, Boğaziçi Üniversitesi’nin laboratuvar altyapısında ve Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi ekiplerinin katkılarıyla gerçekleştirildi. Daha sonra proje, Boğaziçi Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren ar-ge firması RS Research tarafından klinik aşamaya taşındı.İlacın üretim süreci ise RS Research’ün, İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi iş birliğiyle Teknopark İstanbul’da kurduğu GMP sertifikalı altyapıda gerçekleştirildi. Bu aşamanın ardından başlayan Faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlanması, geliştirilen ilaç taşıyıcı platform teknolojisinin klinik doğrulaması açısından da kritik bir eşik olarak öne çıktı. Böylece üniversite ekosisteminde ortaya çıkan bilginin, yüksek katma değerli ve ileri düzey bir sağlık teknolojisine dönüşebildiği net biçimde ortaya konmuş oldu.Boğaziçi Üniversitesi ve Boğaziçi Teknopark ekosisteminin dikkat çeken başarısıElde edilen bu sonuç, Boğaziçi Üniversitesi’nin akademik birikimi ile Boğaziçi Teknopark’ın ar-ge ve inovasyon ortamının birleştiği güçlü bir modelin çıktısı olarak değerlendiriliyor. Üniversite laboratuvarlarında başlayan bilimsel araştırmanın, teknopark bünyesindeki ar-ge şirketi aracılığıyla klinik aşamaya taşınması, Türkiye’de derin teknoloji ve yüksek etkili biyoteknoloji üretimi açısından önemli bir örnek oluşturuyor.Projeyi yürüten Prof. Dr. Rana Sanyal da bu başarının, Türkiye’nin kendi özgün ilacını geliştirme hedefinin somut bir sonucu olduğunu vurguladı. Sürece katkı sunan üniversite laboratuvar ekiplerinden yatırımcılara ve farklı paydaşlara kadar geniş bir ekosistemin bu başarıda rol oynadığına dikkat çeken Sanyal, ortaya çıkan tablonun ortak bir bilimsel ve teknolojik üretim iradesini yansıttığını ifade etti.Kanser tedavisinde hedefli yaklaşım dikkat çekiyorRS Research tarafından geliştirilen yaklaşım, kanser tedavisinde hedefli kemoterapi modeli üzerinden şekilleniyor. Şirketin geliştirdiği ilaç taşıyıcı platform teknolojisi, ilacın doğrudan tümöre yönlendirilmesini amaçlıyor. Bu yaklaşımın, tedavinin etkinliğini artırırken yan etkileri azaltma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. RS-0139’un Faz 1 çalışmasının tamamlanması da bu nedenle yalnızca bir klinik süreç başarısı değil, aynı zamanda bu platform teknolojisinin güvenlilik değerlendirmesi açısından önemli bir adım olarak görülüyor.Faz 1’in başarıyla geride bırakılması, ilerleyen klinik aşamalar için güçlü bir temel oluşturdu. Bununla birlikte bu gelişme, yalnızca RS-0139’un gelecekteki faz çalışmalarına değil, aynı platform teknolojisi üzerinden geliştirilen diğer ilaç adaylarının da klinik potansiyeline işaret ediyor. Böylece Türkiye’de özgün molekül geliştirme ve klinik doğrulama kapasitesinin daha da güçlenebileceği bir dönemin kapısı aralanmış oluyor.Finansal destek ve yeni yatırım süreciRS Research, bu noktaya ulaşabilmek için gerekli finansal kaynağı farklı yatırımcılar ve kamu destekleriyle sağladı. Şirket, Gen İlaç, Eczacıbaşı Momentum, İstanbul Portföy ve ACT Venture Partners’tan toplam 14,2 milyon dolar yatırım aldı. Buna ek olarak 6 milyon doların üzerinde kamu desteği de projeye katkı sundu. Elde edilen bu finansal yapı, şirketin çalışmalarını klinik aşamaya taşımasında önemli rol oynadı.Şirketin, ekosistemden aldığı destek ve bugüne kadar elde ettiği başarıların verdiği güçle bir sonraki yatırım turuna hazırlandığı da belirtildi. Bu durum, RS-0139’un yalnızca bilimsel açıdan değil, aynı zamanda girişimcilik ve teknoloji yatırımı boyutunda da dikkatle takip edilen bir gelişme olduğunu gösteriyor.Türkiye için stratejik bir biyoteknoloji eşiğiKeşiften kliniğe uzanan bu yolculuk, Türkiye’nin özgün ilaç geliştirme kapasitesinin ulaştığı noktayı göstermesi bakımından stratejik bir önem taşıyor. Prof. Dr. Rana Sanyal ve ekibi tarafından Boğaziçi Üniversitesi ile Boğaziçi Teknopark ekosisteminde geliştirilen RS-0139, yalnızca bilimsel bir başarı olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki küresel rekabet gücünü artırabilecek önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor.Bu gelişme, akademi temelli ar-ge çalışmalarının yüksek etkili sağlık çözümlerine dönüşebileceğini güçlü biçimde ortaya koyarken, kanser tedavisinde yenilikçi yaklaşımlar açısından da umut verici bir tablo sunuyor. RS-0139, Türkiye için bir ilk olma özelliği taşımasının yanında, kanser tedavisine yönelik yeni nesil çözümler açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>SGK’dan milyonları ilgilendiren sağlık düzenlemesi: Yeni ilaçlar geri ödemeye alındı, destek tutarları artırıldı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/sgkdan-milyonlari-ilgilendiren-saglik-duzenlemesi-yeni-ilaclar-geri-odemeye-alindi-destek-tutarlari-artirildi/411320</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/sgkdan-milyonlari-ilgilendiren-saglik-duzenlemesi-yeni-ilaclar-geri-odemeye-alindi-destek-tutarlari-artirildi/411320</guid>
            
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 15:52:45 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2173-sgkdan-milyonlari-ilgilendiren-saglik-duzenlemesi-yeni-ilaclar-geri-odemeye-alindi-destek-tutarlari-artirildi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2173-sgkdan-milyonlari-ilgilendiren-saglik-duzenlemesi-yeni-ilaclar-geri-odemeye-alindi-destek-tutarlari-artirildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ SGK’dan milyonları ilgilendiren sağlık düzenlemesi: Yeni ilaçlar geri ödemeye alındı, destek tutarları artırıldı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/sgkdan-milyonlari-ilgilendiren-saglik-duzenlemesi-yeni-ilaclar-geri-odemeye-alindi-destek-tutarlari-artirildi/411320"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/2173-sgkdan-milyonlari-ilgilendiren-saglik-duzenlemesi-yeni-ilaclar-geri-odemeye-alindi-destek-tutarlari-artirildi.jpg" /></a>
               Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar geri ödeme kapsamına dahil edildi. Ayrıca çölyak, protein metabolizması hastalıkları, kseroderma pigmentosum, albinizm ve mitokondriyal sitopati gibi alanlarda verilen nakdi destek oranları yükseltildi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Sağlık Uygulama Tebliği’nde yaptığı değişiklikle birlikte, çeşitli hastalıkların tedavisinde ihtiyaç duyulan bazı ilaçlar geri ödeme listesine alındı. Aynı düzenleme kapsamında, belirli hastalık grupları için sağlanan nakdi ücret desteklerinde de artışa gidildi. Tebliğ, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.Yapılan değişiklik, özellikle tedavi seçenekleri sınırlı olan ya da düzenli destek gerektiren hastalıklarla yaşayan kişiler açısından dikkat çeken bir gelişme olarak öne çıktı. Düzenleme ile hem ilaç erişiminin kolaylaştırılması hem de bazı özel ihtiyaç kalemlerinde vatandaşlara sağlanan maddi desteğin güçlendirilmesi hedeflendi.Yeni tebliğ kapsamında, hem yurt içi hem de yurt dışı temin süreçlerini kapsayan uygulamalar devreye alınırken, bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ürünlerin geri ödeme sistemi içine dahil edilmesi sağlık alanındaki önemli başlıklardan biri oldu.Bazı hastalıklar için yeni ilaçlar geri ödeme listesine girdiDüzenlemeye göre, Türkiye’de alternatif tedavisi bulunmayan akondroplazi hastalığında kullanılan ilaç, yurt dışından temin edilerek hastaların kullanımına sunuldu. Böylece bu hastalıkla ilgili tedaviye erişim konusunda yeni bir adım atılmış oldu.Bunun yanı sıra herediter anjioödem hastaları için koruyucu tedavide kullanılan ilaç da geri ödeme kapsamına dahil edildi. Kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılan iki yeni ilacın geri ödeme listesine eklenmesi de tebliğin öne çıkan düzenlemeleri arasında yer aldı.Ayrıca epilepsi ve sistinüri tedavisinde kullanılan birer ilacın alternatif tedavi seçeneği olarak yurt dışından temin edilmeye başlanacağı belirtildi. Bu adım, özellikle belirli hastalıklarda tedavi çeşitliliğini artıran ve hastaların ihtiyaç duyduğu ilaçlara ulaşmasını kolaylaştıran bir gelişme olarak değerlendiriliyor.Nakdi desteklerde artış yapıldıTebliğde yalnızca ilaçlara ilişkin düzenlemeler yer almadı. Bazı hastalık gruplarında kullanılan destek ürünleri ve özel ihtiyaçlar için verilen nakdi ücret desteği oranlarında da artış gerçekleştirildi.Buna göre, çölyak ve protein metabolizması hastalıklarında sağlanan gıda desteği yüzde 30 artırıldı. Kseroderma pigmentosum ve albinizm hastaları için verilen güneş kremi desteğinde yüzde 10 oranında artış yapıldı. Mitokondriyal sitopati hastaları için sunulan yardımcı ürün desteği de yüzde 10 yükseltildi.Bu artışlar, düzenli ve özel kullanım gerektiren ürünlerin maliyet yükünü hafifletmeye dönük bir adım olarak dikkat çekti. Özellikle uzun süreli tedavi ve bakım gerektiren hastalıklarda yapılan bu destek artışları, sosyal güvenlik kapsamındaki yardımların genişletilmesi açısından önem taşıyor.Bakan Işıkhan’dan “sağlığa ulaşımı kolaylaştıracak düzenleme” mesajıÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da tebliğe ilişkin değerlendirmesini sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle birlikte vatandaşların sağlık hizmetlerine ulaşımını kolaylaştıracak yeni düzenlemelerin hayata geçirildiğini ifade etti.Bakan Işıkhan, önemli hastalıkların tedavisinde ihtiyaç duyulan belirli ilaçların geri ödeme listesine alındığını, yurt içinde üretimi olmayan ilaçların ise yurt dışından temin edildiğini belirtti. Ayrıca bazı hastalıkların tedavisinde SGK tarafından uygulanan nakdi ücret desteğinin yüzde 10 ila yüzde 30 arasında artırıldığını vurguladı.Işıkhan, vatandaşların sağlığının korunması ve en etkili tedavi yöntemlerine ulaşabilmesi için çalışmaların sürdürüleceğini dile getirdi. Süreç boyunca hassasiyet gösteren ve destek veren herkese teşekkür eden Bakan, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere emeği bulunan isimlere de teşekkür mesajı verdi.Yeni düzenleme hangi alanlarda öne çıktı?Yayımlanan tebliğle birlikte öne çıkan başlıklar; alternatif tedavisi bulunmayan hastalıklar için ilaç temini, koruyucu tedaviye yönelik geri ödeme kararları, kronik hastalıklarda yeni ilaçların listeye eklenmesi ve özel destek kalemlerinde artış yapılması oldu.Bu yönüyle düzenleme, yalnızca ilaç geri ödemesini değil, aynı zamanda hastaların günlük yaşamda ihtiyaç duyduğu destek unsurlarını da kapsayan daha geniş bir çerçeve sundu. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı amaçlayan bu değişiklik, farklı hastalık gruplarında tedavi ve destek süreçlerini doğrudan etkileyen adımları bir araya getirdi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;li Aylin Yaman’dan doğum izni düzenlemesine destek: Sadece süre artışı yetmez</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-dogum-izni-duzenlemesine-destek-sadece-sure-artisi-yetmez/411316</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-dogum-izni-duzenlemesine-destek-sadece-sure-artisi-yetmez/411316</guid>
            
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:58:05 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/1598-chpli-aylin-yamandan-dogum-izni-duzenlemesine-destek-sadece-sure-artisi-yetmez.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/1598-chpli-aylin-yamandan-dogum-izni-duzenlemesine-destek-sadece-sure-artisi-yetmez.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;li Aylin Yaman’dan doğum izni düzenlemesine destek: Sadece süre artışı yetmez ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-dogum-izni-duzenlemesine-destek-sadece-sure-artisi-yetmez/411316"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/1598-chpli-aylin-yamandan-dogum-izni-duzenlemesine-destek-sadece-sure-artisi-yetmez.jpg" /></a>
               CHP Ankara Milletvekili Dr. Aylin Yaman, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifindeki doğum izni düzenlemesini önemli ve olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Ancak Yaman, kadın istihdamını koruyacak destekler, doğum borçlanmasında eşitlik, kreş kapasitesinin artırılması ve sosyal devlet anlayışına uygun bütçeleme olmadan bu değişikliklerin tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Ankara Milletvekili Dr. Aylin Yaman, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinde yer alan doğum izni düzenlemesini dikkatle değerlendirdi. Yaman, mevcut durumda doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta olarak uygulanan doğum izni süresinin, doğum sonrası dönemin uzatılmasıyla birlikte 24 haftaya çıkarılmasını hem tıbbi hem de sosyal açıdan doğru bir yaklaşım olarak nitelendirdi.Yaman’a göre bu değişiklik, anne ve bebek sağlığı bakımından önemli katkılar sunabilecek bir adım niteliği taşıyor. Özellikle doğum sonrası dönemin uzatılmasının anne ile bebek arasındaki etkileşimi güçlendireceğini, emzirme sürecini destekleyeceğini ve annenin toparlanma dönemine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca çalışma yaşamını değil, aynı zamanda aile sağlığını da doğrudan ilgilendiren bir başlık olarak öne çıkıyor. Ayrıca hâlihazırda doğum izni kullanan annelere de 24 haftalık süreden yararlanma imkânı tanınmasının olumlu bir detay olduğunu dile getirdi.“Sadece izin süresini artırmak yeterli değil”Aylin Yaman’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri, bakım sürecinin ağırlıklı olarak anne üzerinden tanımlanmaya devam etmesine yönelik eleştirisi oldu. Yaman, babalar için öngörülen yalnızca beş günlük artışın, bakım yükünün yine büyük ölçüde kadınların omzunda kaldığını gösterdiğini belirtti. Bu nedenle doğum iznindeki artışın tek başına yeterli bir reform olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.Yaman, kamuya ait kreş sayılarında anlamlı bir artış yaşanmadan yalnızca izin sürelerinin uzatılmasının eksik bir yaklaşım olacağını söyledi. Kadın istihdam oranının hâlâ yüzde 30’lar seviyesinde bulunduğu bir ülkede, izin sürelerinin uzamasının beraberinde yeni istihdam sorunları doğurabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle izin süreleri artırılırken, aynı anda işverene prim desteği gibi kadın istihdamını koruyacak ve teşvik edecek modellerin de devreye alınması gerektiğini ifade etti. Ona göre kadınların çalışma yaşamında kalabilmesi, yalnızca izin hakkıyla değil, destekleyici sosyal politikalarla mümkün olabilir.Doğum borçlanmasında eşitlik çağrısıYaman, konuşmasında doğum borçlanması konusunu da özel olarak gündeme taşıdı. Mevcut uygulamada kadın işçilerin, doğumdan sonraki iki yıl içinde sigortalı olmadıkları sürenin primlerini kendi ceplerinden ödeyerek prim gün sayılarını artırabildiğini hatırlattı. Ancak bu hakkın yalnızca ilk sigorta girişinden sonra doğan çocuklar için kullanılabildiğine dikkat çekti. Bu durumun önemli bir eşitsizlik yarattığını belirten Yaman, pek çok kadının sigorta öncesi doğum yapmış olması nedeniyle bu haktan yararlanamadığını söyledi.Kadınlar açısından doğumun zaten başlı başına iş yaşamını geciktiren bir durum olduğuna işaret eden Yaman, doğum borçlanması hakkının sigorta öncesi doğumları da kapsayacak biçimde genişletilmesi gerektiğini savundu. Böylece kadınların doğum nedeniyle oluşan prim günü kayıplarının telafi edilebileceğini belirtti. Yaman, yalnızca doğum iznini artırmanın değil, doğum borçlanması sürecini de en kısa sürede yeniden düzenlemenin zorunlu olduğunu söyledi. Bununla birlikte analık hâlinde sigortalı çalışanlara ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin de yeniden yapılandırılması gerektiğini dile getirdi.3+1 kuralı ve aile birliği vurgusuAylin Yaman, sözleşmeli çalışanları ilgilendiren 3+1 yıl kuralına da değinerek bu uygulamanın aile birliklerini bozduğunu ifade etti. 3+1 sisteminin 1+1 şeklinde değiştirilmesinin aile bütünlüğü açısından elzem olduğunu belirten Yaman, bu tür düzenlemelerin yalnızca teknik bir personel rejimi konusu olarak değil, aile yaşamını doğrudan etkileyen sosyal bir mesele olarak ele alınması gerektiğini söyledi.Darülaceze modeli ve sosyal devlet tartışmasıKonuşmasının devamında Darülaceze modelinin ülke geneline ve yurt dışına yaygınlaştırılmasına ilişkin düzenlemeleri de değerlendiren Yaman, bu yaklaşımın sosyal devlet anlayışı bakımından dikkatle ele alınması gerektiğini belirtti. Ana yerleşkesi İstanbul’da bulunan Darülaceze için getirilen teşvik modeliyle bağış ve yardımlara vergi muafiyeti tanınmasının, kamu kaynakları yerine bağışlarla sürdürülen bir muhtaçlık zeminini güçlendirebileceğini söyledi. Ona göre sosyal devlet anlayışı, kamu bütçeleri üzerinden şeffaf, denetlenebilir ve hak temelli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.Yaman, yaşlı, engelli ve kimsesiz vatandaşların bakımına ayrılan payın yetersiz olduğunu vurgulayarak Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık 9,5 milyon kişiye ulaştığını, özellikle bakım ihtiyacı yüksek olan 75 yaş üstü grubun büyüklüğüne dikkat çekti. Aynı şekilde engelli yurttaşlara yönelik devlet kurumlarının sayısının ve yatılı bakım kapasitesinin de son derece sınırlı olduğunu belirtti. Bu tabloya göre bakım ihtiyacının giderek arttığını, dolayısıyla ek bütçelemenin zorunlu hale geldiğini savundu.Şeffaflık ve veri güvenliği uyarısıYaman, son olarak korunmaya muhtaç, kimsesiz ya da rehabilitasyon desteği alması gereken kişilerin merkezi izlemeyle takip edilmesine ilişkin düzenlemelere de değindi. Bu alanda kapsamın net olmamasının, kişisel verilerin nasıl kullanılacağına dair soru işaretlerinin ve mahremiyet kaygılarının güven vermediğini söyledi. Kamu hizmetlerinde denetlenebilirliğin önemli olduğunu ifade eden Yaman, bunun vatandaşın özel hayatını riske atan belirsiz uygulamalarla değil, açık ve güvenli bir çerçeveyle sağlanması gerektiğini belirtti.Yaman’ın değerlendirmeleri, doğum izni düzenlemesini olumlu bulan ancak bunun daha geniş bir sosyal politika paketiyle desteklenmesi gerektiğini savunan kapsamlı bir yaklaşım ortaya koydu. Bu çerçevede kadın istihdamı, aile birliği, sosyal devlet, bakım hizmetleri ve veri güvenliği gibi başlıklar aynı tartışmanın önemli parçaları olarak öne çıktı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Kovid-19’un “Cicada” varyantı gündemde: Çocuklarda daha yaygın görülebileceği belirtiliyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/kovid-19un-cicada-varyanti-gundemde-cocuklarda-daha-yaygin-gorulebilecegi-belirtiliyor/411239</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/kovid-19un-cicada-varyanti-gundemde-cocuklarda-daha-yaygin-gorulebilecegi-belirtiliyor/411239</guid>
            
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:14:39 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4026-kovid-19un-cicada-varyanti-gundemde-cocuklarda-daha-yaygin-gorulebilecegi-belirtiliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4026-kovid-19un-cicada-varyanti-gundemde-cocuklarda-daha-yaygin-gorulebilecegi-belirtiliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Kovid-19’un “Cicada” varyantı gündemde: Çocuklarda daha yaygın görülebileceği belirtiliyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/kovid-19un-cicada-varyanti-gundemde-cocuklarda-daha-yaygin-gorulebilecegi-belirtiliyor/411239"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/4026-kovid-19un-cicada-varyanti-gundemde-cocuklarda-daha-yaygin-gorulebilecegi-belirtiliyor.jpg" /></a>
               Bilim insanları, Kovid-19’a neden olan virüsün BA.3.2 ya da “Cicada” adı verilen yeni varyantının özellikle çocuklar arasında daha sık görülebileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar ise varyantın hem çocuklarda hem de yetişkinlerde daha ağır hastalığa yol açtığına dair bir bulgu olmadığını vurguluyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Kovid-19’a neden olan virüsün BA.3.2 olarak tanımlanan ve “Cicada” adıyla anılan yeni varyantı, uzmanların izlediği başlıklar arasında yer alıyor. Bilim insanları, bu varyantın özellikle çocuklar arasında daha yaygın görülebileceğini ifade ediyor. Buna karşın mevcut değerlendirmeler, söz konusu varyantın ne çocuklarda ne de yetişkinlerde daha ağır bir hastalık tablosuna yol açtığını gösteriyor.ABD’de Kovid-19 dolaşımı düşük seviyelerde seyrederken, Omicron varyantının alt kollarından biri olan BA.3.2’nin yayılımı dikkatle incelenmeye başlandı. Avrupa’da ise son aylarda görülen Kovid-19 vakalarının yaklaşık yüzde 30’unun “Cicada” varyantıyla ilişkili olduğu belirtiliyor. Türkiye’de ise bu varyantın görüldüğüne ilişkin resmi bir raporun bulunmadığı ifade ediliyor.Varyantın adı ağustos böceklerinden geliyor“Cicada” olarak adlandırılan bu varyant, ismini yıllarca ortadan kaybolduktan sonra yeniden ortaya çıkan ağustos böceklerinden alıyor. Bu isimlendirme, varyantın dikkat çekici şekilde yeniden gündeme gelmesiyle ilişkilendiriliyor.Uzmanlar, varyantın yayılımını ve etkilerini izlemeyi sürdürürken, elde edilen veriler BA.3.2’nin uluslararası düzeyde gözlemlendiğini ortaya koyuyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin verilerine göre bu varyant 23 ülkede tespit edildi. Ayrıca ABD’de 25 eyalette yapılan atık su analizlerinde de BA.3.2’nin izine rastlandı.Pandemi dönemine kıyasla test sayılarının azalması ise uzmanlara göre önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bilim insanları, varyantın gerçek yayılımının açıklanan verilerden daha geniş olabileceğini değerlendiriyor.Mevcut aşıların koruma sağladığı düşünülüyorUzmanların üzerinde durduğu bir diğer başlık ise mevcut aşıların bu varyanta karşı etkisi. Bilim insanları, BA.3.2’ye karşı mevcut aşıların belirli düzeyde koruma sağlamayı sürdürdüğünü düşünüyor. Şu aşamada varyantın önemli bir tehdit oluşturmadığı değerlendirilirken, aşıların güncellenmesini gerektirecek net bir durumun ortaya çıkmadığı ifade ediliyor.Bu değerlendirme, yeni varyantla ilgili endişelerin dikkatle ele alınmasına rağmen mevcut verilerin daha temkinli bir tabloya işaret ettiğini gösteriyor. Uzmanlar, varyantın izlenmeye devam edildiğini ancak şu an için daha ağır bir hastalık riskiyle ilişkilendirilmediğini belirtiyor.50’den fazla mutasyon taşıyor, bağışıklıktan kısmen kaçabiliyorAraştırmalara göre BA.3.2 varyantı 50’den fazla mutasyon içeriyor. Bu durum, varyantın önceki türlere kıyasla bağışıklıktan kısmen kaçabilme potansiyeline sahip olabileceğini gösteriyor. Ancak bilim insanları, bu tabloyu değerlendirirken başka bir önemli ayrıntıya daha dikkat çekiyor.Varyantın hücrelere tutunma kapasitesinin zayıflamış olması, yayılımını sınırlayabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle uzmanlar, mutasyon sayısının yüksek olmasına rağmen varyantın etkisinin yalnızca bu veriye bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyor.Çocuklarda enfekte olma ihtimali daha yüksek olabilirVeriler, BA.3.2’nin özellikle 3 ila 15 yaş arası çocuklarda daha etkili olabileceğine işaret ediyor. New York’tan elde edilen analizlerde, çocukların bu varyantla enfekte olma ihtimalinin diğer varyantlara göre yaklaşık 5 kat daha yüksek olduğu görüldü.Bilim insanları, bu durumun nedenlerine ilişkin farklı olasılıkları gündeme getiriyor. Çocuklarda bağışıklığın daha hızlı zayıflaması, virüsün bağışıklık sistemini tetikleyen bazı gen bölgelerinin eksik olması ve çocukların daha sınırlı bir bağışıklık geçmişine sahip bulunması bu olasılıklar arasında sıralanıyor.Tüm bu değerlendirmeler, Cicada varyantının özellikle çocuklar açısından daha fazla dikkatle izlenmesine neden oluyor. Ancak uzmanların ortak görüşü, mevcut verilerin daha ağır hastalığa işaret etmediği yönünde. Bu nedenle BA.3.2 varyantı bilim dünyasında yakından takip edilse de şu an için daha çok yayılım özellikleri ve yaş gruplarına etkisi üzerinden değerlendiriliyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Genç diş hekimlerinden 3 Nisan akşamı X çağrısı: Atama ve işsizlik krizine dikkat çekilecek</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/genc-dis-hekimlerinden-3-nisan-aksami-x-cagrisi-atama-ve-issizlik-krizine-dikkat-cekilecek/411238</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/genc-dis-hekimlerinden-3-nisan-aksami-x-cagrisi-atama-ve-issizlik-krizine-dikkat-cekilecek/411238</guid>
            
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/1015-genc-dis-hekimlerinden-3-nisan-aksami-x-cagrisi-atama-ve-issizlik-krizine-dikkat-cekilecek.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/1015-genc-dis-hekimlerinden-3-nisan-aksami-x-cagrisi-atama-ve-issizlik-krizine-dikkat-cekilecek.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Genç diş hekimlerinden 3 Nisan akşamı X çağrısı: Atama ve işsizlik krizine dikkat çekilecek ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/genc-dis-hekimlerinden-3-nisan-aksami-x-cagrisi-atama-ve-issizlik-krizine-dikkat-cekilecek/411238"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/1015-genc-dis-hekimlerinden-3-nisan-aksami-x-cagrisi-atama-ve-issizlik-krizine-dikkat-cekilecek.jpg" /></a>
               Diş Hekimleri Dayanışma Platformu, 3 Nisan 2026 Cuma akşamı saat 20.00’de düzenlenecek X etkinliğiyle atanmayan, yeni mezun ve işsiz diş hekimlerinin yaşadığı gelecek kaygısını gündeme taşımayı hedefliyor. Son dönemde meslek alanında en çok öne çıkan başlıklar ise yetersiz kamu kadroları, artan mezun sayısı ve çalışma koşullarındaki belirsizlik olarak sıralanıyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’nun 3 Nisan Cuma akşamı saat 20.00 için yaptığı X etkinliği çağrısı, son aylarda büyüyen mesleki huzursuzluğun yeni halkası olarak görülüyor. Platformun odağında yalnızca bir sosyal medya kampanyası değil; atama bekleyen, mezun olduktan sonra iş bulmakta zorlanan ve mesleğini sürdürmek için ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya kalan genç diş hekimlerinin görünür hâle gelmesi var. Bugün yapılacak etkinliğin temel amacı da hem kamuoyunun dikkatini bu tabloya çekmek hem de karar vericiler üzerinde yeni bir farkındalık baskısı oluşturmak.Sorun yalnızca bireysel değil, mesleğin geleceğini ilgilendiriyorDiş hekimliği alanındaki tartışma artık tek tek mezunların iş arayışını aşmış durumda. Meslek çevrelerinde uzun süredir, plansız fakülte ve kontenjan artışlarının diş hekimliği alanında ciddi bir istihdam baskısı yarattığı vurgulanıyor. Bu baskı, bir yandan yeni mezunların iş bulmasını zorlaştırırken diğer yandan kamuya atanma beklentisini daha da büyütüyor. Son açıklamalarda diplomasını almasına rağmen işsiz kalan diş hekimlerinin sayısının “10 binlerde” olduğuna dikkat çekilirken, önümüzdeki beş yıl içinde on binlerce yeni mezunun daha sisteme dahil olacağı uyarısı yapılıyor.Yeni mezunlar için en büyük başlık: belirsizlikBugün birçok genç diş hekimi için asıl problem yalnızca işsizlik değil, öngörülebilir bir kariyer yolunun kurulamaması. Kamuda sınırlı kadro, özel sektörde düzensiz çalışma koşulları ve büyükşehirlerde yoğunlaşan rekabet, mezuniyet sonrası süreci daha da zorlaştırıyor. Meslek temsilcileri, bu tablonun yalnızca ekonomik bir sorun üretmediğini; aynı zamanda genç hekimlerde ciddi bir gelecek kaygısı ve mesleki motivasyon kaybı oluşturduğunu dile getiriyor. X üzerinden yapılacak çağrının arkasında da tam olarak bu birikmiş huzursuzluk bulunuyor.Atama beklentisi sürüyor, açılan kadrolar tartışmayı bitirmiyorMart ayında yayımlanan 2026 yılı ilk defa ve yeniden atama kurası ilanında diş hekimliği alanı için toplam 521 kadro yer aldı; bunun 314’ü diş hekimi, 207’si uzman diş hekimi kadrolarından oluştu. Başvurular 16-25 Mart tarihleri arasında alındı ve değerlendirme sonuçlarının 8 Nisan’da ilan edilmesi planlandı. Ancak açılan kadrolar, sahadaki tartışmayı sonlandırmış değil. Çünkü sorun yalnızca tek bir kura döneminde kaç kadro açıldığıyla sınırlı görülmüyor; asıl mesele, artan mezun sayısına karşılık uzun vadeli ve sürdürülebilir bir istihdam planının hâlâ netleşmemiş olması.Özel sektördeki koşullar da genç diş hekimlerini zorluyorKamuda atama bekleyenlerin sayısı konuşulurken, özel sektörde çalışan ya da iş arayan genç diş hekimlerinin yaşadığı güçlükler de gündemin önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor. Meslek çevreleri, özellikle büyükşehirlerde yığılmanın arttığını, iş bulma ve çalışma koşullarının çok sayıda yeni mezun için kırılgan bir yapıya dönüştüğünü vurguluyor. Bu nedenle genç diş hekimlerinin itirazı yalnızca “daha fazla atama” talebinden ibaret değil; aynı zamanda emeğin karşılık bulduğu, mesleki itibarın korunduğu ve daha adil bir çalışma düzeninin kurulması çağrısını da içeriyor.Son dönemde atılan adımlar beklentiyi tam olarak karşılamadıDiş hekimliği alanında son aylarda dikkat çeken başlıklardan biri de DUS takvimi oldu. ÖSYM’nin 2026 takviminde DUS 1. dönem sınavı 26 Nisan, 2. dönem sınavı ise 1 Kasım 2026 olarak yer alıyor. Bu gelişme, sınav sayısına ilişkin tepkinin ardından gelen bir düzenleme olarak öne çıksa da meslek örgütleri ve genç hekimler açısından asıl sorunun sınav takvimiyle sınırlı olmadığı görülüyor. Çünkü tartışmanın merkezinde hâlâ istihdam, atama, çalışma koşulları ve mesleğin geleceği bulunuyor.X etkinliğinin hedefi: görünmeyen krizi görünür kılmakBu akşam saat 20.00’de yapılacak X etkinliği, genç diş hekimlerinin yalnızca sosyal medyada gündem olmak için değil, uzun süredir biriken sorunlarını daha geniş kitlelere anlatmak için başvurduğu bir alan hâline geldi. Atanmayan diş hekimleri, yeni mezun işsizler ve çalışma şartlarının iyileştirilmesini isteyen genç meslektaşlar için bu çağrı; görünmeyen bir mesleki krizi görünür kılma girişimi olarak değerlendiriliyor. Kısacası 3 Nisan akşamı verilecek mesaj, yalnızca bugünün değil, diş hekimliği mesleğinin yarınının nasıl şekilleneceğine dair de güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. İşte o paylaşım: ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Genç diş hekimlerinin atama çıkmazı büyüyor: Artan talebe rağmen kamudaki kadrolar yetersiz kalıyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/genc-dis-hekimlerinin-atama-cikmazi-buyuyor-artan-talebe-ragmen-kamudaki-kadrolar-yetersiz-kaliyor/411173</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/genc-dis-hekimlerinin-atama-cikmazi-buyuyor-artan-talebe-ragmen-kamudaki-kadrolar-yetersiz-kaliyor/411173</guid>
            
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/3139-genc-dis-hekimlerinin-atama-cikmazi-buyuyor-artan-talebe-ragmen-kamudaki-kadrolar-yetersiz-kaliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/3139-genc-dis-hekimlerinin-atama-cikmazi-buyuyor-artan-talebe-ragmen-kamudaki-kadrolar-yetersiz-kaliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Genç diş hekimlerinin atama çıkmazı büyüyor: Artan talebe rağmen kamudaki kadrolar yetersiz kalıyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/genc-dis-hekimlerinin-atama-cikmazi-buyuyor-artan-talebe-ragmen-kamudaki-kadrolar-yetersiz-kaliyor/411173"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/3139-genc-dis-hekimlerinin-atama-cikmazi-buyuyor-artan-talebe-ragmen-kamudaki-kadrolar-yetersiz-kaliyor.jpg" /></a>
               Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’nun Sağlık Bakanlığı verileriyle hazırladığı dosya, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde artan ihtiyaç ile kamudaki sınırlı kadro yapısı arasındaki dengesizliği gözler önüne seriyor.

Anahtar kelime: ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye’de sağlık hizmetlerine başvuru sayıları artarken, ağız ve diş sağlığı alanındaki göstergeler farklı bir tablo ortaya koyuyor. Dosyada yer alan verilere göre kişi başı hekime müracaat sayısı 2013 yılında 8,2 iken 2023/2024 döneminde 12,2’ye yükseldi. Aynı dönemde OECD ortalaması 6,45’ten 6,51’e çıktı. Buna karşılık kişi başı diş hekimine müracaat sayısı Türkiye’de 2013’te 0,5 seviyesindeyken 2023/2024 döneminde ancak 0,7’ye ulaşabildi. Bu sınırlı artış, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin genel sağlık hizmetlerindeki yükseliş hızını yakalayamadığını gösteriyor.Dosyada bu durum, yalnızca hizmet kullanımındaki bir fark olarak değil, aynı zamanda ilerleyen dönemde daha karmaşık ve daha yüksek maliyetli tedavilere yol açabilecek bir halk sağlığı riski olarak değerlendiriliyor. Genel tıbbi başvurular on yıllık süreçte yüzde 48 artarken, diş hekimliği hizmetlerindeki artışın yalnızca 0,2 puanda kalması, sistemdeki gelişim ivmesinin ağız ve diş sağlığına aynı ölçüde yansımadığını ortaya koyuyor.Genç diş hekimleri için büyüyen istihdam sorunuRaporun en dikkat çekici başlıklarından biri, genç diş hekimlerinin kamuda atama ve istihdam alanında karşı karşıya kaldığı daralma. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 yılı 1. dönem yeniden atama kadrosunda ağız ve diş sağlığı alanına ayrılan kadroların sınırlı düzeyde kaldığı belirtiliyor. Ayrıca 2025 yılı Kasım ayında yapılması gereken atama sürecinin gerçekleşmemiş olması, insan kaynağı planlamasında aksamalara yol açan önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.Dosyadaki verilere göre 2025 yılı ilk atama kurasında 11 bin 658 başvuruya karşılık genel ve uzman diş hekimi olarak toplam 465 kadro açıldı. Bu rakam, başvuru yoğunluğu ile kamudaki istihdam kapasitesi arasındaki farkı net biçimde gösteriyor. Aynı şekilde 2022 yılında Periodontoloji branşında 276 DUS kontenjanı açılmışken, 2026 yılı yeniden ve ilk defa atama döneminde bu branş için yalnızca 12 kadro verilmesi de uzmanlık alanlarında kamudaki ihtiyacın karşılanamadığını ortaya koyuyor.Randevu yoğunluğu artıyor, kamu kapasitesi geride kalıyor2024 yılının ilk 11 ayında diş hekimliği randevularının 22 milyonu aşması, bu branşın kamuda en çok talep gören alanlardan biri haline geldiğini gösteriyor. Ancak dosyada, kamu hastanelerindeki diş hekimi sayısının sınırlı olmasının randevu bulmayı zorlaştırdığı açıkça vurgulanıyor. Artan hasta talebi ile mevcut kamu istihdamı arasındaki bu dengesizlik, özellikle genç diş hekimlerinin beklediği atamaların neden daha görünür hale geldiğini de açıklıyor.Öte yandan Türkiye’de toplam yaklaşık 43 bin diş üniti bulunmasına rağmen bu kapasitenin önemli bir bölümü özel sektörde yer alıyor. Yaklaşık 11 bin ünit Sağlık Bakanlığına, 8 bin 700’ü üniversitelere, 23 binin üzerindeki bölüm ise özel sektöre ait. Bu dağılım, hizmetin önemli kısmının kamu dışında sunulduğunu gösterirken, kamuda randevu baskısının neden hafiflemediğini de ortaya koyuyor.Merkez teşkilatı ve bölgesel dağılım sorunuRapor, yalnızca atama sayılarının değil, kurumsal temsil ve saha dağılımının da sorunlu olduğuna işaret ediyor. Türkiye’de aktif olarak görev yapan 50 bin 434 diş hekimine rağmen Sağlık Bakanlığı Merkez Teşkilatı’nda çalışan 8 bin 100 personel içinde yalnızca 38 diş hekiminin kendi mesleğini temsil ettiği belirtiliyor. Bu durumun toplum ağız ve diş sağlığının kalitesini etkilediği ve diş hekimlerinin haklarının savunulmasında sorun yarattığı ifade ediliyor.Bunun yanında bölgeler arasında diş üniti dağılımında ciddi farklar bulunuyor. Özellikle İstanbul ve bazı büyük şehirlerde bir diş üniti başına düşen nüfusun 10 bin kişiye kadar çıkması, randevu sürelerinin uzamasına ve tedaviye erişimin zorlaşmasına neden oluyor. Bu eşitsizlik, genç diş hekimlerinin istihdam edilmesiyle giderilebilecek alanların bulunduğunu da gösteriyor.Yatırım, göç ve gelecek kaygısı aynı dosyada buluşuyorDosyada ağız ve diş sağlığı yatırımlarının genel sağlık yatırımları içindeki payının düşük kaldığı da belirtiliyor. 2026 sonrası dönemde ADSM yatırımları için planlanan tutar yaklaşık 16 milyar TL seviyesinde kalırken, toplam hastane yatırımlarının 614 milyar TL’ye ulaştığı aktarılıyor. Aynı çerçevede, yetişmiş diş hekimi insan gücünün yurt dışına yöneliminde de belirgin artış bulunduğu; yurt dışında çalışmak için gerekli iyi hal belgesi başvurularının 2014’te 23 iken 2023’te 365’e yükseldiği kaydediliyor.Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, genç diş hekimlerinin yaşadığı sorun yalnızca bireysel bir iş bulma meselesi olarak değil; kamudaki kadro yetersizliği, artan randevu baskısı, bölgesel erişim eşitsizliği ve ağız-diş sağlığı hizmetlerindeki yapısal darlığın bir sonucu olarak öne çıkıyor. D dosyada yer alan tablo, atama bekleyen diş hekimleri ile artan toplum ihtiyacı arasındaki bağın artık daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.Genç hekimler bir imza kampanyası başlattı. Tıklayarak destek olabilirsiniz.   ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Cengiz Kurtoğlu’ndan sağlık açıklaması: “Durumum gayet iyi”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/cengiz-kurtoglundan-saglik-aciklamasi-durumum-gayet-iyi/411141</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/cengiz-kurtoglundan-saglik-aciklamasi-durumum-gayet-iyi/411141</guid>
            
            <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 08:07:59 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/6230-cengiz-kurtoglundan-saglik-aciklamasi-durumum-gayet-iyi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/6230-cengiz-kurtoglundan-saglik-aciklamasi-durumum-gayet-iyi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Cengiz Kurtoğlu’ndan sağlık açıklaması: “Durumum gayet iyi” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/cengiz-kurtoglundan-saglik-aciklamasi-durumum-gayet-iyi/411141"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/6230-cengiz-kurtoglundan-saglik-aciklamasi-durumum-gayet-iyi.jpg" /></a>
               Arabesk-fantezi müziğin sevilen ismi Cengiz Kurtoğlu, hastaneye kaldırılmasının ardından sağlık durumuna ilişkin açıklama yaptı. Tetkiklerde iki damarında tıkanıklık tespit edilen sanatçı, en kısa sürede sahnelere döneceğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Arabesk-fantezi müziğin sevilen isimlerinden Cengiz Kurtoğlu’nun hastaneye kaldırıldığı haberi sevenlerini endişelendirdi. Yapılan kontrollerde ünlü sanatçının iki damarında tıkanıklık olduğu tespit edildi.Sanatçının sağlık durumuna ilişkin gelişmeler kısa sürede gündem olurken, Kurtoğlu’ndan da konuya ilişkin açıklama geldi.Sağlık durumuyla ilgili ilk açıklamayı kendisi yaptıCengiz Kurtoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda sağlık durumunun iyi olduğunu duyurdu. Sevenlerinin içinin rahat olmasını isteyen sanatçı, geçirdiği rahatsızlığın ufak çaplı olduğunu belirtti.Kurtoğlu, bu süreçte bir süreliğine sevenlerinden uzak kaldığını ifade ederken, kendisini yalnız bırakmayanlara da teşekkür etti.“En kısa zamanda sahnelere geri döneceğim” dediÜnlü sanatçı açıklamasında, alanında uzman doktorlara ve sağlık personeline de teşekkür etti. Cengiz Kurtoğlu, en kısa sürede yeniden sahnelere döneceğini söyleyerek hayranlarına moral verdi.Bu açıklama, sanatçının sağlık durumunun kontrol altında olduğuna dair en net mesaj olarak dikkat çekti.İki damarında tıkanıklık tespit edildiKurtoğlu’nun hastanede yapılan tetkiklerinde iki damarının tıkalı olduğu belirlenmişti. Bu gelişmenin ardından sanatçının sağlık durumu kamuoyunda yakından takip edilmeye başlandı.Yapılan açıklamayla birlikte, Cengiz Kurtoğlu’nun genel durumunun iyi olduğu ve tedavi sürecinin ardından yeniden sahnelere dönmeyi planladığı ortaya çıktı.    ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Danıştay, sağlık turizmindeki sigorta zorunluluğunu durdurdu, TTB itiraz edecek</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/danistay-saglik-turizmindeki-sigorta-zorunlulugunu-durdurdu-ttb-itiraz-edecek/411068</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/danistay-saglik-turizmindeki-sigorta-zorunlulugunu-durdurdu-ttb-itiraz-edecek/411068</guid>
            
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 15:41:28 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5478-danistay-saglik-turizmindeki-sigorta-zorunlulugunu-durdurdu-ttb-itiraz-edecek.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5478-danistay-saglik-turizmindeki-sigorta-zorunlulugunu-durdurdu-ttb-itiraz-edecek.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Danıştay, sağlık turizmindeki sigorta zorunluluğunu durdurdu, TTB itiraz edecek ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/danistay-saglik-turizmindeki-sigorta-zorunlulugunu-durdurdu-ttb-itiraz-edecek/411068"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5478-danistay-saglik-turizmindeki-sigorta-zorunlulugunu-durdurdu-ttb-itiraz-edecek.jpg" /></a>
               Danıştay 10. Dairesi, Türk Tabipleri Birliği&#039;nin sağlık turizminde zorunlu komplikasyon sigortası düzenlemesine yönelik davada yürütmeyi durdurdu. Ancak yönetmeliğin diğer maddelerine yönelik talepler reddedildi. TTB, karara itiraz etmeyi planlıyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) açtığı davada Danıştay 10. Dairesi, sağlık turizmi kapsamında zorunlu komplikasyon sigortasına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurdu.Türk Tabipleri Birliği’nin, 26 Nisan 2025 tarihli Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik’in iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açtığı davada ilk karar çıktı.Danıştay 10. Dairesi, 25 Aralık 2025 tarihli kararında yönetmeliğin 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (c) bendinde yer alan, uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında yapılacak cerrahi ve girişimsel işlemler için sağlık tesisi tarafından komplikasyon sigortası yaptırma zorunluluğuna ilişkin düzenlemenin yürütmesini oy çokluğuyla durdurdu.Kararda, malpraktis ile komplikasyon kavramlarının farklı olduğuna işaret edilerek, dava konusu düzenlemenin komplikasyon zararlarına ilişkin olduğu belirtildi. Sigorta zorunluluğunun ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesinde güvence altına alınan çalışma ve sözleşme özgürlüğü kapsamında olduğu, bu tür bir sınırlamanın ancak kanunla getirilebileceği vurgulandı.Yönetmelikte sağlık turizmi tanımı içinde kamu kurumlarının da yer aldığına işaret edilen kararda, düzenlemenin idarenin tazmin sorumluluğu açısından da değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Danıştay içtihatlarına atıf yapılan kararda, sağlık hizmetlerinde idarenin sorumluluğunun kusur esasına dayandığı, komplikasyon halinde kural olarak tazmin sorumluluğunun doğmayacağı belirtildi.Öte yandan, yönetmeliğin tamamına ve birçok maddesine yönelik yürütmenin durdurulması talepleri reddedildi.Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu’nun, reddedilen talepler yönünden karara itiraz ettiği bildirildi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Komite&#039;sine yeniden seçildi: İzmir&#039;in uluslararası başarısı!</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/cemil-tugay-dunya-saglik-orgutu-komitesine-yeniden-secildi-izmirin-uluslararasi-basarisi/411057</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/cemil-tugay-dunya-saglik-orgutu-komitesine-yeniden-secildi-izmirin-uluslararasi-basarisi/411057</guid>
            
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:27:29 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/1896-cemil-tugay-dunya-saglik-orgutu-komitesine-yeniden-secildi-izmirin-uluslararasi-basarisi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/1896-cemil-tugay-dunya-saglik-orgutu-komitesine-yeniden-secildi-izmirin-uluslararasi-basarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Komite&#039;sine yeniden seçildi: İzmir&#039;in uluslararası başarısı! ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/cemil-tugay-dunya-saglik-orgutu-komitesine-yeniden-secildi-izmirin-uluslararasi-basarisi/411057"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/1896-cemil-tugay-dunya-saglik-orgutu-komitesine-yeniden-secildi-izmirin-uluslararasi-basarisi.jpg" /></a>
               İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı&#039;nın Siyasi Komite’sine yeniden seçilerek Türkiye&#039;nin uluslararası düzeyde temsilini güçlendirdi. Tugay, sağlıklı şehirler politikalarının geliştirilmesinde önemli rol oynayacak. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın en üst düzey yönetişim organlarından Siyasi Komite’ye yeniden seçildi.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Siyasi Komite üyeliğine yeniden seçildi. Avrupa genelinde sınırlı sayıda siyasi liderin yer aldığı yapı, sağlıklı şehirler yaklaşımının politika düzeyinde güçlendirilmesi ve şehirler arası iş birliğinin artırılmasında kritik rol üstleniyor. Başkan Cemil Tugay’ın komiteye yeniden seçilmesi, İzmir’in sağlıklı şehirler, iklim değişikliği ile mücadele, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ve sürdürülebilir kentsel gelişim alanlarında yürüttüğü bütüncül politikaların uluslararası düzeyde takdir gördüğünü ortaya koydu. Bu gelişme aynı zamanda Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Avrupa’daki kurumsal temsiliyetini güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirildi.Avrupa düzeyinde güçlü temsilDünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı tarafından yapılan çağrı doğrultusunda belirlenen Siyasi Komite, şehirler ve ulusal ağlarda görev yapan belediye başkanları ile seçilmiş siyasi temsilciler arasından oluşturuluyor. Komite; coğrafi denge, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şehirler ile ulusal ağlar arasında dengeli temsili gözeterek Avrupa genelinde en fazla 16 siyasi liderden oluşuyor. Bu yönüyle, ağın en üst düzey karar alma ve yönlendirme mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor.Faz VIII döneminin öncelikleriSiyasi Komite üyeleri, iki yıllık görev süreleri boyunca Faz VIII önceliklerinin hayata geçirilmesine stratejik yön veriyor.  Faz VIII dönemi, sağlık ve esenliğin tüm politikalara entegre edilmesi, iklim krizine karşı dayanıklı şehirler oluşturulması, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması, katılımcı yönetişim anlayışının güçlendirilmesi hedefleri doğrultusunda şehirlerin daha sağlıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesini amaçlıyor. Bu süreçte Siyasi Komite üyeleri, yerel yönetimlerin dönüşümdeki rolünü güçlendirecek politika ve uygulamaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edecek.Türkiye Sağlıklı Kentler BirliğiTürkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Türkiye’deki ulusal temsilcisi olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye genelinde 153 belediyeyi bünyesinde barındıran birlik, farklı ölçeklerdeki yerel yönetimleri bir araya getirerek kentlerde sağlık, esenlik ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Politika geliştirme, kapasite artırımı ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi alanlarında aktif rol üstlenen birlik, Avrupa düzeyinde güçlü bir yerel yönetim ağı oluşturuyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Japonya, yeniden programlanmış hücreler için ilk tedavi onayını verdi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/japonya-yeniden-programlanmis-hucreler-icin-ilk-tedavi-onayini-verdi/410993</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/japonya-yeniden-programlanmis-hucreler-icin-ilk-tedavi-onayini-verdi/410993</guid>
            
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:12:13 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/4124-japonya-yeniden-programlanmis-hucreler-icin-ilk-tedavi-onayini-verdi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/4124-japonya-yeniden-programlanmis-hucreler-icin-ilk-tedavi-onayini-verdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Japonya, yeniden programlanmış hücreler için ilk tedavi onayını verdi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/japonya-yeniden-programlanmis-hucreler-icin-ilk-tedavi-onayini-verdi/410993"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/4124-japonya-yeniden-programlanmis-hucreler-icin-ilk-tedavi-onayini-verdi.jpg" /></a>
               Japonya, kalp yetmezliği ve Parkinson için iPS hücreleriyle geliştirilen iki tedaviye ilk kez satış onayı verdi. Bu yenilikçi yöntemler, hastalar için umut vadediyor ve etik tartışmalara alternatif oluşturmalarıyla dikkat çekiyor. Tedavilerin 2026&#039;da piyasaya sürülmesi bekleniyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Japonya, yeniden programlanmış insan hücrelerine dayalı tedavilere dünya genelinde ilk kez satış onayı vermiş bulunuyor. Kalp yetmezliği ve Parkinson hastalığı için geliştirilen bu tedavi yöntemleri, hasta bireyler için yeni bir umudun kapılarını aralıyor. Ülkede iPS hücreleri kullanılarak geliştirilen iki farklı tedaviye resmi satış izni verildiği bildirildi. Bu önemli adım, uzun zamandır sadece laboratuvar ortamında sürdürülen yenileyici tıp teknolojilerinin artık gerçek hastalar üzerinde uygulanacak bir dönemine geçişi simgeliyor.Shinya Yamanaka’nın ÖnemiBu yenilikçi teknolojinin arkasında 2012 Nobel Ödülü sahibi bilim insanı Shinya Yamanaka'nın katkıları bulunuyor. Yamanaka, bu gelişmeyi tıpta önemli bir dönüm noktası olarak nitelendiriyor ve sosyal uygulama yolunda atılan büyük bir adım olarak ifade ediyor. Yamanaka'nın geliştirdiği bu alan, insana ait hücrelerin daha işlemli hale getirilmesini ve farklı hücre türlerine dönüşebilmesini mümkün kılıyor. Dolayısıyla, bu yöntemle sağlanan tedavi yaklaşımları, hem etik açıdan tartışma yaratan embriyonik hücre kullanımıyla alternatif oluşturması hem de hastalıkların daha etkili bir şekilde tedavi edilebilmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Uzmanlara göre, bu teknolojinin başarısıyla birlikte medicin alanında devrim niteliğinde değişiklikler yaşanabilir.Teknik Detaylar ve Kullanım AlanlarıSöz konusu teknolojide, deri ya da kan hücreleri yeniden programlanarak farklı tip hücrelere dönüştürülebiliyor. Bu hücrelerin kalp, sinir ve kas gibi farklı dokulara dönüşebilme yeteneği, onları hastalıkların tedavisinde kullanılabilir hale getiriyor. Yani, bu teknik sayesinde hasarlı organ dokuları onarılabiliyor veya bozulan fonksiyonlar geri kazanılabiliyor. Örneğin, kalp hastalıkları gibi kritik durumlar için tedavi sürecine dahil edilmesi oldukça olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu yöntemin sağladığı olanakların yanı sıra, yenilikçi tedavi yaklaşımlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sağlık hizmetleri alanında anlamlı değişiklikler yaşanacağını belirtiyorlar.Kalp Yetmezliği ve Parkinson İçin Üç Tane TedaviOnaylanan tedavi yöntemlerinden biri olan ReHeart, kalp yetmezliği hastalarının hasarlı dokularının onarılmasını hedefliyor. Yapılan uygulamalar sonucunda hastaların fiziksel kapasitelerinde belirgin bir artış ve doku iyileşmesi gözlemlendiği rapor ediliyor. Diğer tedavi ise AmShepli adıyla biliniyor ve Parkinson hastalığına yönelik geliştirilmiş. Bu yöntemde, Parkinson hastalarının beyinlerine doğrudan dopamin üreten hücreler yerleştiriliyor ve bu işlem sonrasında hastalarda gözle görülür iyileşmeler kaydediliyor. Bu gelişmelerle birlikte, tedavilerin etkinliği ve güvenliği ile ilgili veriler sürekli izlenecek ve şartlı onay kapsamında değerlendirilecektir. Ayrıca, bu tedavilerin 2026 sonbaharında uygulanmaya başlaması ve sağlık sigortası pilot projeleriyle birlikte kısa süre içinde kapsam içerisine alınması bekleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>MIT Araştırması: Bağırsakları Koruyan Yeni Protein Bulundu</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/mit-arastirmasi-bagirsaklari-koruyan-yeni-protein-bulundu/410933</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/mit-arastirmasi-bagirsaklari-koruyan-yeni-protein-bulundu/410933</guid>
            
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 14:40:09 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/4-mit-arastirmasi-bagirsaklari-koruyan-yeni-protein-bulundu.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/4-mit-arastirmasi-bagirsaklari-koruyan-yeni-protein-bulundu.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ MIT Araştırması: Bağırsakları Koruyan Yeni Protein Bulundu ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/mit-arastirmasi-bagirsaklari-koruyan-yeni-protein-bulundu/410933"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/4-mit-arastirmasi-bagirsaklari-koruyan-yeni-protein-bulundu.jpg" /></a>
               MIT araştırmacıları, bağırsak mikroplarına karşı büyük rol oynayan &#039;intelectin-2&#039; proteinini keşfetti. Bu protein, bakterileri yakalayarak etkisiz hale getirirken, bağırsak mukusunu güçlendirerek ikinci bir savunma sağlıyor. Gelecekte yeni tedavi yöntemleri için umut vaadediyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ ABD’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, bağırsak sağlığında kritik bir görevi olan bir proteini keşfetti. Bu çalışmada, 'intelectin-2' adı verilen proteinin, mikropları yakalayarak gelişimlerini engellediği ve nihayetinde onları parçalayabildiği ortaya kondu. Araştırmacılar, söz konusu proteinin aynı zamanda bağırsak yüzeyini koruyarak bir tür ikinci savunma hattı oluşturduğunu ifade etti. Araştırmanın sonuçları, bilim camiasına önemli yenilikler sunan Nature Communications dergisinde yayımlandı.Bağırsak Bariyerini Güçlendiren ProteinYapılan incelemelerde, intelectin-2 proteininin, bağırsak mukusunun bileşenleri arasında yer alan belirli şeker moleküllerine bağlı olarak, mukus tabakasını güçlendirdiği tespit edildi. Bu bağlanma özelliği, mukus yapısının dayanıklılığını artırarak bağırsak yüzeyini bakterilerin doğrudan etkilerinden koruma işlevi görüyor. Araştırmanın önde gelen isimlerinden Laura Kiessling, bu mekanizmanın iki katmanlı bir savunma sağladığını belirtiyor. Kiessling, "Intelectin-2, mukus bariyerini güçlendirmenin yanı sıra, bu bariyer aşılınca bakterileri etkisiz hale getirmekte de etkili" şeklinde açıklamada bulundu.Bakterileri Yakalayıp Büyümelerini DurduruyorAraştırmacılar, integrin-2 proteininin belirli bakterilerin yüzeylerinde bulunan şeker moleküllerine bağlanarak onları yakalayabildiğini gözlemledi. Bu işlem bakterilerin üreme hızını azaltmakta ve zamanla yok olmalarına neden olmaktadır. Uzmanlar, bu mekanizmanın bazı zararlı bakterilere karşı da etkin bir koruma sağlayabileceğini vurguluyor. Yani, bağırsak enfeksiyonlarına yol açabilecek patojenik bakterilere karşı mücadelede önemli bir potansiyele sahip olabilir.Yeni Tedaviler için Umut OlabilirBilim insanları, intelectin-2 proteininin gelecekte yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesinde büyük bir rol üstlenebileceğini ifade etmektedir. Özellikle inflamatuar bağırsak hastalığı gibi rahatsızlıkların tedavisinde, bağırsak bariyerinin güçlenmesi için bu proteinden yararlanılması gündeme gelebilir. Araştırmalar ayrıca, bu mekanizmanın antibiyotiklere dirençli bakterilerle başa çıkma konusunda da yeni stratejiler sunabileceğini öne sürmektedir. Uzmanlar, insan vücudunun doğal savunma sistemlerini hedef alan yöntemlerin, enfeksiyon tedavisinde devrim yaratabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtmektedir. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Orhan Gencebay, yüksek ateş sebebiyle hastaneye yatırıldı; koronavirüs şüphesi taşınıyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/orhan-gencebay-yuksek-ates-sebebiyle-hastaneye-yatirildi-koronavirus-suphesi-tasiniyor/410932</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/orhan-gencebay-yuksek-ates-sebebiyle-hastaneye-yatirildi-koronavirus-suphesi-tasiniyor/410932</guid>
            
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 14:36:03 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5237-orhan-gencebay-yuksek-ates-sebebiyle-hastaneye-yatirildi-koronavirus-suphesi-tasiniyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5237-orhan-gencebay-yuksek-ates-sebebiyle-hastaneye-yatirildi-koronavirus-suphesi-tasiniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Orhan Gencebay, yüksek ateş sebebiyle hastaneye yatırıldı; koronavirüs şüphesi taşınıyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/orhan-gencebay-yuksek-ates-sebebiyle-hastaneye-yatirildi-koronavirus-suphesi-tasiniyor/410932"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5237-orhan-gencebay-yuksek-ates-sebebiyle-hastaneye-yatirildi-koronavirus-suphesi-tasiniyor.jpg" /></a>
               81 yaşındaki ünlü sanatçı Orhan Gencebay, yüksek ateş nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Koronavirüs şüphesiyle tedavi altına alınan Gencebay&#039;ın durumu, tedbir amaçlı olarak takip ediliyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Yüksek ateş nedeniyle rahatsızlanan ünlü sanatçı Orhan Gencebay, koronavirüs yönünden bir şüphe belirmesi üzerine hastanede gözlem altına alındı. 81 yaşındaki sanatçının sağlık durumu ile ilgili gelişmeler takip ediliyor.Koronavirüs Şüphesi Üzerine Hastaneye Yatışı GerçekleştiUsta sanatçı Orhan Gencebay, yüksek ateş şikayeti dolayısıyla hastaneye gitmek zorunda kaldı. Yapılan ilk muayenelerde, koronavirüs belirtileri gözlemlendi. Bu durum, sanatçının tedbir amaçlı olarak hastaneye yatırılmasına neden oldu. Gencebay’ın sağlık ekibi, durumu dikkatle izlemekte ve gerekli önlemleri almaktadır. Sanatçının COVID-19 testi henüz yapılmamışken, dikkatli bir izlemenin ardından böyle bir uygulamanın gerektiği belirtildi.Sanatçının Sağlık Durumu ve TedavisiOrhan Gencebay'ın hastanede kaldığı süre zarfında, sağlık durumu ile ilgili bilgilendirmeler yapılmaya devam ediyor. Tedavi süreçlerine paralel olarak, sanatçının genel sağlığı ve performansı da gözlem altına alınıyor. Gencebay’ın tedavisinin devam ettiği ve herhangi bir olumsuz durumun yaşanmaması için tüm sağlık ekibinin titizlikle çalıştığı ifade edildi. Hayranları, Gencebay’ın bir an önce sağlığına kavuşmasını bekliyor ve kendisine geçmiş olsun dileklerinde bulunuyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Dünya Böbrek Günü&#039;nde Kadıköy&#039;de dev böbrek maketiyle su tasarrufuna dikkat çekildi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-bobrek-gununde-kadikoyde-dev-bobrek-maketiyle-su-tasarrufuna-dikkat-cekildi/410824</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-bobrek-gununde-kadikoyde-dev-bobrek-maketiyle-su-tasarrufuna-dikkat-cekildi/410824</guid>
            
            <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/6622-dunya-bobrek-gununde-kadikoyde-dev-bobrek-maketiyle-su-tasarrufuna-dikkat-cekildi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/6622-dunya-bobrek-gununde-kadikoyde-dev-bobrek-maketiyle-su-tasarrufuna-dikkat-cekildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Dünya Böbrek Günü&#039;nde Kadıköy&#039;de dev böbrek maketiyle su tasarrufuna dikkat çekildi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-bobrek-gununde-kadikoyde-dev-bobrek-maketiyle-su-tasarrufuna-dikkat-cekildi/410824"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/6622-dunya-bobrek-gununde-kadikoyde-dev-bobrek-maketiyle-su-tasarrufuna-dikkat-cekildi.jpg" /></a>
               Türk Böbrek Vakfı, Dünya Böbrek Günü’nde Kadıköy’de düzenlediği etkinlikte böbrek sağlığı ve su kaynaklarının korunmasına vurgu yaptı. TBV Başkanı Erk, Türkiye&#039;de 72 bin diyaliz hastası olduğunu, tedavi sürecinde büyük miktarda su tüketildiğini belirtti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türk Böbrek Vakfı (TBV), 21 yıllık bir gelenek olan Dünya Böbrek Günü için İstanbul'un Kadıköy İskele Meydanı'nda bir etkinlik gerçekleştirdi. Bu yılki tema "Böbreğini Korurken Dünyayı Koru" şeklindeydi ve etkinlik, hem böbrek sağlığının önemi hem de su kaynaklarının korunmasına dikkat çekmek amacıyla düzenlendi. Etkinlikte, 1,800 adet pet şişeden yapılmış ve yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde bir böbrek maketi sergilendi. Bu eser, çevre bilincinin ve geri dönüşümün önemini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, Türkiye'de 72 bin diyaliz hastasının bulunduğunu belirterek, hemodiyaliz tedavisinin su tüketimi boyutuna da dikkat çekti. Erk, "Bir hastanın dört saatlik tek bir hemodiyaliz seansında 200 litre şebeke suyu kullanılmakta. Bu tedavi sürecinde yılda 2–2,5 milyon ton su atık haline dönüşmektedir." dedi.TBV'nin Etkinliği ve AmaçlarıTürk Böbrek Vakfı'nın (TBV) düzenlediği etkinlik, böbrek sağlığını ve su kaynaklarının korunmasını teşvik etmek amacıyla geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyordu. Dünyada 21 yıldır kutlanan Dünya Böbrek Günü, bu yıl farklı teması ile dikkat çekti. Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte 1,800 pet şişe ile yapılan dev böbrek maketi, geri dönüşümün önemine vurgu yaptı. Beslenme alışkanlıklarından yaşam tarzına kadar pek çok konuda bilgi aktaran TBV, vatandaşların bilinçlenmesini amaçladı. Toplumun her kesimine ulaşmayı hedefleyen etkinlik, bando ile desteklendi ve katılımcılara bilgi verildi. Bu tür etkinliklerin düzenlenmesi, sağlık sorunları ve çevre bilinci hakkında toplumsal farkındalık yaratma açısından büyük öneme sahiptir.Diyaliz Hastalarının DurumuEtkinlikte söz alan TBV Başkanı Timur Erk, Türkiye'de son dönem kronik böbrek yetmezliği bulunan 72 bin hasta olduğunu belirtti. Bu hastaların çoğu, hemodiyaliz tedavisi ile yaşamlarını sürdürmekte. Erk, "72 bin diyaliz hastasının 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi ile yaşamını sürdürmektedir," ifadelerini kullanarak bu hastalığın ciddiyetine dikkat çekti. Kronik böbrek yetmezliği, yaşam kalitesini etkileyen ve tedavi sürecinde ciddi su tüketimi gerektiren bir durumdur. Bu noktada hemodiyaliz tedavisinin su tüketimi açısından ne denli maliyetli olduğunu açıklayan Erk, sağlık sisteminin bu tür durumlarda büyük bir yük altında olduğunu vurguladı.Suyun Önemi ve KorunmasıTBV Başkanı Erk, hemodiyaliz sürecinin su tüketimi açısından önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. "Bir hastanın dört saatlik hemodiyaliz seansında 200 litre şebeke suyu kullanılmakta" diyen Erk, bu durumun yıllık olarak 2–2,5 milyon ton suyu israfa uğrattığını belirtti. Bu tür sağlık hizmetlerinin su kaynakları üzerinde yarattığı baskıyı gözler önüne seren TBV, düzenlediği etkinlikte su tasarrufunun ve doğal kaynakların korunmasının gerekliliğini duyurdu. Katılımcılara, hem böbrek sağlığına hem de çevre bilincine katkı sağlanması için basit alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerektiği hatırlatıldı. Günlük su tüketiminin yanı sıra, çevre dostu alışkanlıkların kazandırılması da etkinliğin önemli bir hedefiydi.Çocukluk Döneminin Rolüİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Nur Canpolat, böbrek sağlıklarının korunmasının önemine değindi. Dünya genelinde 10 kişiden birinin kronik böbrek hastalığına yakalandığını belirten Canpolat, Türkiye'de ise her 6–7 yetişkinden birinin risk taşıdığını vurguladı. Canpolat, böbrek sağlığının temellerinin çocukluk döneminde atıldığını ifade ederek, sağlıklı alışkanlıkların kazanılmasının önemine dikkat çekti. “Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıklar, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmezdir,” şeklinde konuştu.Böbrek Sağlığı İçin Alınması Gereken ÖnlemlerDoç. Dr. Nadir Alpay, etkinlikte böbreklerin vücuttaki işlevlerine dair bilgiler verdi. Alpay, "Böbrekler her gün 180 litre kanı süzerek, su ve mineral dengesini düzenler," dedi. Bunun yanı sıra, böbreklerin kan basıncını kontrol etme, kırmızı kan hücresi üretimine katkı sağlama ve kemik sağlığını koruma görevleri olduğunu belirtti. Ayrıca, böbrek sağlığını korumak için su tüketiminin artırılması, tuzun azaltılması ve şeker hastalığı gibi durumların kontrol altında tutulması gerektiğini ifade etti. Bu önerileri uygulamak, hem bireylerin sağlığı hem de genel sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için büyük öneme sahiptir.Çevresel Sürdürülebilirlik ve Sağlık İlişkisiEtkinlik boyunca böbrek sağlığının çevresel sürdürülebilirlikle ilişkisi de gündeme getirildi. Nefroloji uzmanı Zelal Adıbelli, böbrek sağlığının korunmasının sadece bireysel sağlık değil, aynı zamanda çevre için de kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. "Böbrek sağlığını korumak, su kaynaklarını ve çevreyi korumak anlamına geliyor," diyen Adıbelli, bu doğrultuda alınacak önlemlerin hayati önem taşıdığını belirtti. Ayrıca, tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına yönelik öneriler de etkinliğin gündemindeydi. TBV, etkinlik aracılığıyla, topluma hem böbrek sağlığı hem de çevre bilinci hakkında eğitim verme misyonunu bir kere daha ortaya koydu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Fırat Üniversitesi Hastanesi, en yüksek döner sermaye ile sağlık çalışanlarından teşekkür aldı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/firat-universitesi-hastanesi-en-yuksek-doner-sermaye-ile-saglik-calisanlarindan-tesekkur-aldi/410769</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/firat-universitesi-hastanesi-en-yuksek-doner-sermaye-ile-saglik-calisanlarindan-tesekkur-aldi/410769</guid>
            
            <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:23:58 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5811-firat-universitesi-hastanesi-en-yuksek-doner-sermaye-ile-saglik-calisanlarindan-tesekkur-aldi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5811-firat-universitesi-hastanesi-en-yuksek-doner-sermaye-ile-saglik-calisanlarindan-tesekkur-aldi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Fırat Üniversitesi Hastanesi, en yüksek döner sermaye ile sağlık çalışanlarından teşekkür aldı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/firat-universitesi-hastanesi-en-yuksek-doner-sermaye-ile-saglik-calisanlarindan-tesekkur-aldi/410769"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/3/5811-firat-universitesi-hastanesi-en-yuksek-doner-sermaye-ile-saglik-calisanlarindan-tesekkur-aldi.jpg" /></a>
               Kamu Sağlık-Sen Genel Başkanı Ümit Karataş, Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gökhan Artaş&#039;a, hastanenin Türkiye&#039;deki en yüksek döner sermaye veren üniversite hastanesi olması nedeniyle teşekkür etti. Artaş, sağlık çalışanlarının haklarını iyileştirme çabalarını sürdüreceğini belirtti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Kamu Sağlık-Sen Genel Başkanı Ümit Karataş, beraberindeki heyetle birlikte Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gökhan Artaş’ı ziyaret etti. Bu ziyareti, Fırat Üniversitesi Hastanesi'nin Türkiye genelindeki 18 Üniversite Hastanesi içerisinde en yüksek döner sermaye sağlayan hastane olmasından dolayı gerçekleştirdiler. Ziyaret sırasında, sağlık çalışanları adına teşekkürlerini ve takdirlerini ilettiler.Teşekkür Ziyareti ve Sağlık Çalışanlarının DurumuÜmit Karataş, ziyarette yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Gökhan Artaş ve ekibinin sağlık çalışanlarının mali ve özlük hakları konusundaki çabalarının takdire değer olduğunu belirtti. Göreve geldikleri günden itibaren sağlık çalışanlarına yönelik iyileştirmelerin, memnuniyet yarattığını ifade eden Karataş, Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde çalışanların tarihinde ilk kez %100'ün üzerinde döner sermaye aldığını vurguladı. Bu başarı, sağlık hizmetleri alanında önemli bir adım olarak değerlendirildi.Mali Kriz ve Sağlık Çalışanlarının ÖnemiKamu Sağlık-Sen Başkanı, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın üniversite hastanelerine yeterli ödenek göndermemesi nedeniyle bazı hastanelerin mali kriz yaşadığı dönemde, Fırat Üniversitesi Hastanesi'nin kısıtlı bütçesini sağlık çalışanlarının yanındaymış gibi kullanarak, önceliğin her zaman çalışanlar olmak üzere belirlendiğini dile getirdi. Prof. Dr. Artaş’ın liderliğinde, döner sermaye ödemelerinin yüksek oranlarla yapılmasının, hastanenin birinci gelmesine katkı sağladığını belirten Karataş, bu duyarlılık için teşekkür etti.Prof. Dr. Gökhan Artaş'ın GörüşleriBaşhekim Prof. Dr. Gökhan Artaş, ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek, göreve başladığı andan itibaren hastane çalışanları ile birlikte kaliteli sağlık hizmeti sunmak için sürekli çaba sarf ettiklerinin altını çizdi. Sağlık çalışanlarının mali ve sosyal haklarını daha da iyileştirmek adına ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini dile getiren Artaş, bu süreçte toplumun sağlığına katkıda bulunmak için daha iyi hizmet verme hedefinden ödün vermeyeceklerinin sözünü verdi.Hediye Takdim TöreniZiyaretin ardından, Kamu Sağlık-Sen Genel Başkanı Ümit Karataş, Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gökhan Artaş’a bir hediye takdim etti. Bu hediye, sağlık çalışanları ve yöneticiler arasındaki iş birliğinin sembolü olarak değerlendirildi. Karataş, bu tür ziyaretlerin devam edeceğini ve sağlık çalışanlarının haklarının savunulması için gereken tüm çabayı göstereceklerini ifade etti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

        
    </channel>

</rss>

