<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:g="http://base.google.com/ns/1.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
>

    <channel>
        <title>Gazetekritik.com</title>
        <link>https://www.gazetekritik.com</link>
        <description>Türkiye&#039;nin Özgür Haber Sitesi</description>
        <atom:link href="https://www.gazetekritik.com/rss/categorynews/saglik" rel="self" type="application/rss+xml" />
        <lastBuildDate>Sun, 14 Jun 2026 15:43:38 +0300</lastBuildDate>
        <category>News</category>
        <language>tr</language>
        <generator>Gazete Kritik</generator>
        <ttl>1</ttl>
                        <item>
                      <title>Sağlık Bakanlığı 12 İldeki 92 Hastaneyi Denetime Aldı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastaneyi-denetime-aldi/412593</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastaneyi-denetime-aldi/412593</guid>
            
            <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 15:43:36 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/8395-saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastaneyi-denetime-aldi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/8395-saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastaneyi-denetime-aldi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı 12 İldeki 92 Hastaneyi Denetime Aldı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Merve Nehir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastaneyi-denetime-aldi/412593"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/8395-saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastaneyi-denetime-aldi.jpg" /></a>
               Sağlık Bakanlığı, 3. Etap Genel Teftiş Programı kapsamında 12 ilde toplam 10 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 92 hastanede kapsamlı denetim süreci başlattı. 50 müfettişin görev aldığı denetimlerde acil servislerden yoğun bakımlara, ameliyathanelerden hasta hakları birimlerine kadar kritik alanlar mercek altına alınacak. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde kalite standartlarını yükseltmek, hasta güvenliğini güçlendirmek ve vatandaş memnuniyetini artırmak amacıyla yeni bir denetim sürecini hayata geçirdi. Bakanlık tarafından başlatılan 3. Etap Genel Teftiş Programı kapsamında 12 ildeki 92 hastane kapsamlı şekilde incelenecek.Denetim programı, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda yürütülüyor. Program kapsamında toplam 10 bini aşkın yatak kapasitesine sahip hastanelerde hizmet süreçleri, fiziki koşullar, işleyiş düzeni ve hasta odaklı uygulamalar değerlendirilecek.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatları doğrultusunda yürütülen çalışma, yalnızca eksiklikleri tespit etmeyi değil, aynı zamanda sağlık tesislerinde hizmet kalitesini artıracak rehberlik mekanizmasını güçlendirmeyi de hedefliyor.50 Müfettiş Sahada Görev YapacakYeni teftiş sürecinde 50 müfettiş sahada görev alacak. Müfettişler, denetime alınan hastanelerde farklı birimlerde incelemeler yapacak. Denetimlerde özellikle hasta güvenliği, hizmete erişim, tıbbi süreçlerin işleyişi, birimler arası koordinasyon ve vatandaş memnuniyeti gibi başlıklar ön plana çıkacak.Programın 3 Haziran 2026 tarihinde başladığı ve 3 Temmuz 2026 tarihine kadar devam edeceği bildirildi. Böylece yaklaşık bir aylık süreçte 12 ildeki 92 hastanenin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi planlanıyor.Denetimlerin belirli bir takvim çerçevesinde yapılması, sağlık tesislerindeki mevcut durumun daha sistematik şekilde ortaya konmasını sağlayacak. Elde edilen bulgular doğrultusunda gerekli iyileştirme adımlarının atılması bekleniyor.Acil Servisler ve Yoğun Bakımlar Öncelikli Alanlar ArasındaDenetimlerde hastanelerin en yoğun kullanılan ve kritik öneme sahip birimleri öncelikli olarak incelenecek. Bu kapsamda acil servisler, poliklinikler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, evde sağlık hizmetleri ve hasta hakları birimleri mercek altına alınacak.Acil servislerde başvuru yoğunluğu, hasta karşılama süreçleri, triyaj uygulamaları, bekleme süreleri ve müdahale kapasitesi değerlendirilecek. Yoğun bakım ünitelerinde ise yatak kapasitesi, hasta takibi, enfeksiyon kontrol uygulamaları ve sağlık personeli organizasyonu gibi konuların incelenmesi bekleniyor.Ameliyathanelerde sterilizasyon süreçleri, operasyon güvenliği ve tıbbi ekipman kullanımı gibi başlıklar öne çıkarken, hasta hakları birimlerinde vatandaş başvurularının nasıl ele alındığı değerlendirilecek.Denetim Seferberliğinin Devamı NiteliğindeSağlık Bakanlığı’nın başlattığı 3. Etap Genel Teftiş Programı, geçen yıl uygulamaya alınan denetim seferberliğinin devamı olarak değerlendiriliyor. Daha önce gerçekleştirilen birinci ve ikinci etap genel teftiş programlarında aralarında Antalya, Çanakkale, Muğla ve Uşak’ın da bulunduğu 19 ildeki 204 kamu sağlık tesisi denetlenmişti.Önceki süreçlerde 91 müfettiş görev almış, hastanelerin hizmet kapasitesi ve kalite standartları çeşitli yönleriyle incelenmişti. Yeni etapla birlikte denetim kapsamı genişletilerek farklı illerdeki hastaneler programa dahil edildi.Bakanlık, denetim süreçleriyle sağlık tesislerinde standartların güçlendirilmesini, hizmet sunumunda aksayan noktaların belirlenmesini ve vatandaşların sağlık hizmetlerinden daha etkin şekilde yararlanmasını amaçlıyor.Dördüncü Etap Yılın İkinci YarısındaEtap Genel Teftiş Programı’nın tamamlanmasının ardından denetim çalışmalarının yılın ikinci yarısında da devam etmesi planlanıyor. Genel Teftiş Programı’nın dördüncü etabının 2026 yılının ikinci yarısında diğer illerde uygulanacağı bildirildi.Bu adımla birlikte Sağlık Bakanlığı’nın denetim faaliyetlerini yıl geneline yayarak daha kapsamlı bir kontrol mekanizması oluşturmayı hedeflediği görülüyor. Denetimlerin periyodik şekilde devam etmesi, hastanelerde hizmet kalitesinin sürdürülebilir hale getirilmesi açısından önem taşıyor.Vatandaş Memnuniyeti ve Hizmet Kalitesi HedefleniyorBakanlığın yürüttüğü denetim programında temel hedeflerden biri vatandaş memnuniyetini artırmak. Hastanelerde hizmete erişim, başvuru süreçleri, bekleme süreleri, hasta bilgilendirme uygulamaları ve sağlık çalışanlarıyla iletişim gibi başlıklar bu kapsamda değerlendirilecek.Denetimlerin yalnızca idari bir kontrol faaliyeti olarak değil, aynı zamanda sağlık sisteminde iyileştirme sağlayacak bir rehberlik süreci olarak yürütülmesi bekleniyor. Eksik görülen alanlarda hastane yönetimlerine yol gösterilmesi, standartların güçlendirilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha verimli hale getirilmesi amaçlanıyor.12 ilde 92 hastaneyi kapsayan yeni denetim süreci, sağlık hizmetlerinde kalite, güvenlik ve erişilebilirlik açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bakanlığın yıl içinde farklı etaplarla sürdüreceği teftişlerin, hastanelerde hizmet süreçlerinin daha yakından izlenmesine katkı sağlaması bekleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>DSÖ’den Küresel Gıda Güvenliği Alarmı: Her Yıl Milyonlarca İnsan Hastalanıyor, Yüz Binlerce Kayıp!</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/dsoden-kuresel-gida-guvenligi-alarmi-her-yil-milyonlarca-insan-hastalaniyor-yuz-binlerce-kayip/412445</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/dsoden-kuresel-gida-guvenligi-alarmi-her-yil-milyonlarca-insan-hastalaniyor-yuz-binlerce-kayip/412445</guid>
            
            <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 17:12:36 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/6643-d.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/6643-d.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ DSÖ’den Küresel Gıda Güvenliği Alarmı: Her Yıl Milyonlarca İnsan Hastalanıyor, Yüz Binlerce Kayıp! ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/dsoden-kuresel-gida-guvenligi-alarmi-her-yil-milyonlarca-insan-hastalaniyor-yuz-binlerce-kayip/412445"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/6643-d.jpg" /></a>
               Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gıda güvenliğinin küresel halk sağlığı için kritik bir tehdit olmaya devam ettiğini belirtiyor. Unutulmuş bir kriz gibi sessizce ilerleyen gıda kaynaklı hastalıklar, her yıl yüz binlerce insanın hayatına mal olurken, milyonlarca kişiyi de yatağa düşürüyor. Sağlıklı bir yaşamın temel taşı olan güvenli gıda, ne yazık ki dünya genelinde birçok kişi için hala bir lüks. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Gıda, yaşamın devamı için vazgeçilmezdir, ancak aynı zamanda uygun şekilde işlenmediğinde, saklanmadığında veya hazırlandığında ciddi bir sağlık tehdidi haline gelebilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu konuda sürekli olarak uyarılarda bulunuyor ve gıda kaynaklı hastalıkların küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor. Gözden kaçan bu tehdit, sadece karın ağrısı veya mide bulantısından ibaret değil; felç, böbrek yetmezliği, kanser ve hatta ölüme varan sonuçlar doğurabiliyor.DSÖ’nün verileri, tablonun ciddiyetini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Örgüte göre, her yıl dünya genelinde yaklaşık 420.000 kişi gıda kaynaklı hastalıklardan hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin 125.000’ini ise maalesef 5 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Ayrıca, gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle her yıl yaklaşık 600 milyon insan, yani dünya nüfusunun neredeyse onda biri, hastalanıyor. Bu rakamlar, gıda güvenliğinin sadece bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ulusal ve küresel düzeyde öncelikli bir politika alanı olması gerektiğini gösteriyor. Bazı raporlar ve gıda güvenliği uzmanlarının uyarıları, bu verilerin sadece buzdağının görünen kısmı olabileceğine ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde gerçek rakamların çok daha yüksek seyredebileceğine işaret ediyor.Başlıca Nedenler ve En Savunmasız Gruplar Kimler?Gıda kaynaklı hastalıkların ana nedenleri arasında bakteriler (Salmonella, E. coli, Listeria), virüsler (Norovirüs, Hepatit A), parazitler, toksinler ve kimyasal maddeler bulunuyor. Bu patojenler, çiğ veya az pişmiş gıdalardan, kontamine sudan, kötü hijyen koşullarından veya gıdaların çapraz bulaşmaya maruz kalmasından kaynaklanabiliyor. Özellikle yaz aylarında, sıcaklıkların artmasıyla birlikte gıdaların bozulma hızı yükseldiği için bu riskler daha da artış gösteriyor.Gıda kaynaklı hastalıklara karşı en savunmasız gruplar ise şüphesiz küçük çocuklar, yaşlılar, hamile kadınlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerdir. Bu gruplarda görülen hastalıklar, genellikle daha şiddetli seyreder ve ölümcül sonuçlar doğurma olasılığı daha yüksektir. Gelişmekte olan ülkelerde, güvenli suya ve hijyenik koşullara erişimdeki kısıtlılıklar, bu riskleri katlayarak artırıyor.Ekonomik ve Toplumsal Yansımalar: Bir Krizin Görünmeyen MaliyetiGıda kaynaklı hastalıkların maliyeti sadece insan sağlığıyla sınırlı değil. DSÖ, gıda kaynaklı hastalıkların dünya ekonomisine her yıl milyarlarca dolarlık bir yük getirdiğini belirtiyor. Bu maliyetler; sağlık harcamaları, iş gücü kaybı, turizm gelirlerindeki düşüşler ve uluslararası ticarette yaşanan aksaklıklar gibi birçok kalemi kapsıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkeler, gıda kaynaklı hastalıkların neden olduğu ekonomik kayıplar yüzünden kalkınma hedeflerine ulaşmada daha büyük zorluklar yaşıyor. Güvenli gıdaya erişimin kısıtlı olması, bu ülkelerdeki yoksulluk döngüsünü daha da derinleştiriyor.Gıda Güvenliği Parmaklarınızın Ucunda: Bireysel ve Kurumsal SorumluluklarPeki, bu küresel tehditle nasıl başa çıkabiliriz? DSÖ, gıda güvenliğinin sağlanmasında hem devletlere hem de bireylere büyük görevler düştüğünü vurguluyor:Devletler: Gıda güvenliği standartlarını belirlemeli, düzenlemeler yapmalı, denetimleri sıkılaştırmalı ve halkı bilinçlendirme kampanyaları düzenlemelidir.Gıda Üreticileri ve Tedarikçileri: Üretimden tüketime kadar tüm zincirde gıda güvenliği protokollerine uymalı, hijyenik koşulları sağlamalı ve ürünlerinin kalitesini garanti etmelidir.Tüketiciler: Kendi evlerinde gıda güvenliği kurallarına dikkat etmelidir. Bu kurallar “Beş Anahtar” olarak özetlenebilir: Temizliği sürdürün, çiğ ve pişmiş gıdaları ayrı tutun, iyice pişirin, gıdaları güvenli sıcaklıklarda tutun ve güvenli su ile güvenli hammaddeler kullanın.Geleceğe Yönelik Çağrı ve Farkındalığın ÖnemiGıda güvenliği, sadece “ne yediğimiz” değil, aynı zamanda “nasıl yediğimiz” ve “nereden geldiği” ile ilgili karmaşık bir konudur. DSÖ’nün bu ısrarlı uyarıları, gıda kaynaklı hastalıkların küresel sağlık gündeminde daha üst sıralara taşınması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Her birimizin sofrasına gelen gıdanın güvenliğinden emin olmak için bilinçli adımlar atması, sağlıklı bir gelecek inşa etmemizin anahtarıdır. Unutmayalım ki, gıda güvenliği herkesin işidir ve bu konuda ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Rusya’dan beyin tümörlerine karşı yeni hamle: Kanser aşısı için Küba ile ortak çalışma</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/rusyadan-beyin-tumorlerine-karsi-yeni-hamle-kanser-asisi-icin-kuba-ile-ortak-calisma/412441</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/rusyadan-beyin-tumorlerine-karsi-yeni-hamle-kanser-asisi-icin-kuba-ile-ortak-calisma/412441</guid>
            
            <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 16:13:26 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1136-rusyadan-beyin-tumorlerine-karsi-yeni-hamle-kanser-asisi-icin-kuba-ile-ortak-calisma.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1136-rusyadan-beyin-tumorlerine-karsi-yeni-hamle-kanser-asisi-icin-kuba-ile-ortak-calisma.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Rusya’dan beyin tümörlerine karşı yeni hamle: Kanser aşısı için Küba ile ortak çalışma ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/rusyadan-beyin-tumorlerine-karsi-yeni-hamle-kanser-asisi-icin-kuba-ile-ortak-calisma/412441"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1136-rusyadan-beyin-tumorlerine-karsi-yeni-hamle-kanser-asisi-icin-kuba-ile-ortak-calisma.jpg" /></a>
               Rusya, kişiselleştirilmiş kanser aşıları alanındaki çalışmalarını beyin tümörleri dahil daha geniş bir tedavi alanına taşımaya hazırlanıyor. Küba ile imzalanması planlanan yeni bilimsel iş birliği, özellikle glioblastoma gibi agresif tümörlere karşı umutları artırdı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Rusya, kanser tedavilerinde kişiselleştirilmiş aşı çalışmalarını hızlandıracak yeni bir adım attı. St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında gündeme gelen yeni bilimsel iş birliğiyle Rusya ve Küba’nın onkoloji aşıları üzerinde ortak çalışma yürütmeye hazırlandığı bildirildi. Açıklamalara göre taraflar arasında imzalanması planlanan mutabakat, kanser aşısı geliştirme, biyomedikal araştırmalar ve ilaç inovasyonu alanlarında yeni bir dönemin kapısını aralayacak.Bu hamle, özellikle tedavisi en zor kanser türleri arasında gösterilen beyin tümörleri açısından dikkat çekiyor. Rusya’nın yürüttüğü kişiselleştirilmiş aşı programlarında ilk hedef kolorektal kanser olarak açıklansa da, glioblastoma ve bazı melanom türleri için de çalışmaların sürdüğü belirtiliyor.Glioblastoma neden kritik?Glioblastoma, beyin tümörleri içinde en agresif türlerden biri olarak biliniyor. Hızlı ilerlemesi, tedaviye dirençli yapısı ve nüks etme eğilimi nedeniyle dünya genelinde bilim insanlarının en çok odaklandığı kanser türleri arasında yer alıyor. Bu nedenle bağışıklık sistemini tümöre karşı daha hedefli biçimde harekete geçirmeyi amaçlayan kişiselleştirilmiş aşılar, son yıllarda onkoloji araştırmalarının önemli başlıklarından biri haline geldi.ABD merkezli Washington Üniversitesi’nin yakın tarihli klinik çalışmasında da glioblastoma için geliştirilen kişiselleştirilmiş aşının güvenli göründüğü, güçlü bağışıklık yanıtı oluşturduğu ve bazı hastalarda nükssüz sağkalımı artırma potansiyeli taşıdığı bildirilmişti. Bu bulgular, alanın yalnızca Rusya’da değil, dünya genelinde hızla gelişen bir araştırma başlığı olduğunu gösteriyor.Rusya’nın planında beyin tümörleri de varRusya Federal Tıbbi-Biyolojik Ajansı’nın daha önce yaptığı açıklamalarda, kanser aşısı çalışmalarının ilk aşamada kolorektal kanseri hedeflediği, glioblastoma ve bazı melanom türlerine yönelik çalışmaların ise ileri geliştirme sürecinde olduğu belirtilmişti. Rusya’dan gelen bilgilere göre kişiselleştirilmiş kanser aşılarının beyin tümörlerine uyarlanması için klinik öncesi çalışmalar devam ediyor.GxP News’in aktardığı bilgilere göre, kişiselleştirilmiş mRNA temelli NeoOncovac adlı aşı Rusya’da ilk kez bir melanom hastasında klinik uygulama kapsamında kullanıldı. Aynı haber akışında, glioblastoma ve melanom için kişiselleştirilmiş aşı adaylarına yönelik standart klinik öncesi çalışmaların sürdüğü de belirtildi.Küba ile ortaklık ne sağlayabilir?Küba, kanser aşıları ve immünoterapi alanındaki uzun yıllara dayanan çalışmalarıyla biliniyor. Rusya ile Küba arasında hazırlanacak yeni mutabakatın, iki ülkenin onkoloji alanındaki araştırma kapasitesini birleştirmesi bekleniyor. Rusya Başbakan Yardımcısı Dmitriy Çernışenko’nun açıklamalarına göre mutabakat, onkoloji aşısı geliştirme konusunda ortak çalışmayı resmileştirecek.Bu iş birliği, laboratuvar araştırmalarından klinik uygulamaya geçişte yeni veri üretimini hızlandırabilir. Ancak bu tür tedavilerin hastalar için rutin kullanıma girmesi, yalnızca siyasi ya da bilimsel açıklamalarla değil; güvenlik, etkinlik, üretim kalitesi ve uzun dönem sonuçların güçlü klinik çalışmalarla kanıtlanmasıyla mümkün olacak.Uzmanlar temkinli olunması gerektiğini vurguluyorRusya’dan gelen kanser aşısı haberleri dünya genelinde ilgi görse de uzmanlar, “mucize tedavi” yorumlarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. AFP’nin doğrulama dosyasında, Rusya’daki farklı kanser aşısı çalışmalarına ilişkin bazı iddiaların sosyal medyada abartıldığı, mevcut verilerin geniş ölçekli ve hakemli klinik kanıt düzeyine ulaşmadığı vurgulandı. Aynı değerlendirmede, hiçbir kanser aşısının “tüm kanserleri tamamen iyileştiren” bir tedavi olarak sunulamayacağı belirtildi.Rusya Federal Tıbbi-Biyolojik Ajansı Başkanı Veronika Skvortsova da kişiselleştirilmiş kanser aşılarının dünyada henüz hiçbir ülkede kayıtlı olmadığını, bu alandaki klinik çalışmaların en fazla faz 2 düzeyinde bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, çalışmalar umut verici olsa da henüz erken aşamada olduklarını gösteriyor.Hastalar için ne anlama geliyor?Rusya’nın Küba ile başlatacağı yeni kanser aşısı iş birliği, beyin tümörleri başta olmak üzere zorlu kanser türlerinde yeni tedavi seçenekleri arayışını güçlendiren önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ancak bu haber, mevcut tedavilerin yerini hemen alacak kesinleşmiş bir uygulama anlamına gelmiyor.Glioblastoma gibi agresif beyin tümörlerinde cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçenekleri hâlâ uzman hekimler tarafından hastanın durumuna göre değerlendiriliyor. Kişiselleştirilmiş kanser aşıları ise bu tabloya gelecekte eklenecek yeni bir tedavi başlığı olabilir. Rusya ve Küba’nın ortak çalışmasının sonuçları, klinik veriler ve uluslararası bilimsel değerlendirmelerle netlik kazanacak. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Dünya Sağlık Örgütü’nden Ebola hamlesi: 518 milyon dolarlık acil plan açıklandı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-ebola-hamlesi-518-milyon-dolarlik-acil-plan-aciklandi/412418</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-ebola-hamlesi-518-milyon-dolarlik-acil-plan-aciklandi/412418</guid>
            
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:27:19 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1465-dunya-saglik-orgutunden-ebola-hamlesi-518-milyon-dolarlik-acil-plan-aciklandi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1465-dunya-saglik-orgutunden-ebola-hamlesi-518-milyon-dolarlik-acil-plan-aciklandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü’nden Ebola hamlesi: 518 milyon dolarlık acil plan açıklandı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-ebola-hamlesi-518-milyon-dolarlik-acil-plan-aciklandi/412418"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1465-dunya-saglik-orgutunden-ebola-hamlesi-518-milyon-dolarlik-acil-plan-aciklandi.jpg" /></a>
               Dünya Sağlık Örgütü ve Afrika CDC, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile Uganda’da yayılan Ebola salgınına karşı 6 aylık ortak müdahale planı duyurdu. Haziran-kasım dönemini kapsayan plan için 518 milyon dolarlık kaynak hedefleniyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Afrika’da yayılan Ebola salgınına karşı 518 milyon dolarlık yeni bir müdahale planı başlattı. 5 Haziran’da duyurulan plan, özellikle Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda’daki salgının kontrol altına alınmasını, komşu ülkelerde ise erken tespit ve hızlı müdahale kapasitesinin güçlendirilmesini hedefliyor. DSÖ’nün açıklamasına göre plan, Haziran-Kasım 2026 dönemini kapsayacak ve “tek plan, tek bütçe, tek ekip” yaklaşımıyla yürütülecek.Salgına neden olan virüsün Bundibugyo türü Ebola olduğu açıklandı. Bu tür için özel olarak onaylanmış bir aşı ya da tedavi bulunmaması, salgınla mücadeleyi daha kritik hale getiriyor. DSÖ, planın yalnızca mevcut vakalara müdahaleyi değil, sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmayı da amaçladığını bildirdi.Plan hangi alanları kapsıyor?Açıklanan 518 milyon dolarlık plan; acil durum koordinasyonu, hastalık sürveyansı, laboratuvar testleri, enfeksiyon önleme ve kontrolü, klinik bakım, toplumla iletişim, araştırma, lojistik destek ve temel sağlık hizmetlerinin devamlılığını içeriyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının durdurulması için siyasi kararlılık, sürdürülebilir finansman ve toplumların güveninin kritik olduğunu vurguladı.Planın bir diğer önemli başlığı da sınır ötesi iş birliği. Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda’daki salgının yanı sıra, komşu ülkelerde olası vakaların erken tespiti için sınır taramaları ve hızlı müdahale ekiplerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Reuters’ın aktardığına göre strateji, etkilenen ülkelerde salgını kontrol altına almayı ve diğer ülkelerin muhtemel vakalara hazırlanmasını amaçlıyor.Vaka sayıları artıyorAfrika CDC verilerine göre Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde 381 doğrulanmış vaka ve 62 doğrulanmış ölüm bildirildi. Uganda’da ise 19 vaka ve 2 ölüm kaydedildi. Reuters, mevcut salgının kayıtlara geçen en büyük Ebola salgınları arasında dördüncü sıraya yerleştiğini aktardı.AP’nin haberinde ise Kongo’daki salgının haftalarca fark edilmeden yayıldığı, özellikle Ituri bölgesinde şüphecilik, sağlık ekiplerine yönelik saldırılar ve yanlış bilginin müdahaleyi zorlaştırdığı belirtildi. Habere göre bazı yerel radyo yayınları, toplumdaki yanlış bilgileri azaltmak ve halkı doğru sağlık bilgisiyle buluşturmak için günlük programlar yapmaya başladı.En büyük sorunlardan biri güven kriziEbola salgınlarında yalnızca tıbbi müdahale değil, toplumla güven ilişkisi de belirleyici oluyor. DSÖ Başkanı Tedros, yanlış bilginin virüs kadar hızlı yayılabildiğini belirterek, toplum katılımı olmadan temas takibinin aksayacağını ve güvenli bakım süreçlerinin gecikeceğini söyledi.Kongo’da sağlık merkezlerine ve defin ekiplerine yönelik saldırıların bildirilmesi, sahadaki güvenlik sorunlarını da gündeme taşıdı. Reuters’a göre DSÖ, Kongo’daki Birleşmiş Milletler barış gücü misyonundan üç zırhlı araç teslim aldı. Bu adım, sağlık ekiplerinin güvenliğinin salgınla mücadelede ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor.Finansman açığı devam ediyorDSÖ ve Afrika CDC’nin planı 518 milyon dolarlık kaynak hedeflerken, bağışçıların şu ana kadar verdiği taahhütlerin bu tutarın altında kaldığı bildirildi. Reuters’ın aktardığına göre salgın müdahalesi için şu ana kadar 315,8 milyon dolar taahhüt edildi. Bu da planın uygulanması için hâlâ ciddi bir finansman açığı bulunduğunu ortaya koyuyor.Yetkililer, finansman eksikliğinin test kapasitesi, sağlık çalışanlarının korunması, tedavi merkezleri, lojistik destek ve toplum bilgilendirme çalışmalarını doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Salgının hızlı ilerlemesi nedeniyle gecikmelerin yeni vaka zincirleri oluşturabileceği belirtiliyor.Gözler Afrika’daki müdahale sürecindeDSÖ ve Afrika CDC’nin açıkladığı 518 milyon dolarlık plan, Ebola salgınının bölgesel krize dönüşmesini önlemek için atılmış en kapsamlı adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlara göre planın başarısı, yalnızca paraya değil; sahadaki güvenliğe, halkın bilgilendirilmesine, hızlı test kapasitesine ve ülkeler arası koordinasyona bağlı olacak.Salgının Bundibugyo türünden kaynaklanması ve bu tür için onaylı aşı ya da özel tedavi bulunmaması, mevcut müdahaleyi daha da acil hale getiriyor. Önümüzdeki haftalarda vaka sayılarındaki seyir, finansman taahhütlerinin ne kadar hızlı karşılanacağı ve yerel toplumların sürece katılımı, Ebola ile mücadelede belirleyici olacak. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Sağlıklı gıdaya erişim azalıyor, obezite yükseliyor: Uzmanlardan kritik uyarı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/saglikli-gidaya-erisim-azaliyor-obezite-yukseliyor-uzmanlardan-kritik-uyari/412374</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/saglikli-gidaya-erisim-azaliyor-obezite-yukseliyor-uzmanlardan-kritik-uyari/412374</guid>
            
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:20:50 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1251-saglikli-gidaya-erisim-azaliyor-obezite-yukseliyor-uzmanlardan-kritik-uyari.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1251-saglikli-gidaya-erisim-azaliyor-obezite-yukseliyor-uzmanlardan-kritik-uyari.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Sağlıklı gıdaya erişim azalıyor, obezite yükseliyor: Uzmanlardan kritik uyarı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/saglikli-gidaya-erisim-azaliyor-obezite-yukseliyor-uzmanlardan-kritik-uyari/412374"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/1251-saglikli-gidaya-erisim-azaliyor-obezite-yukseliyor-uzmanlardan-kritik-uyari.jpg" /></a>
               Gıda fiyatları, gelir kaybı ve işlenmiş ürünlere yönelim sağlıklı beslenmeyi zorlaştırırken obezite dünya genelinde büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Türkiye’de de fazla kilo ve obeziteyle mücadele için yeni takip programları öne çıkıyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan zorluklar, obezite ve dengesiz beslenme tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Artan gıda maliyetleri, gelir dağılımındaki bozulma, kent yaşamında hareketin azalması ve ucuz işlenmiş ürünlere yönelim, toplum sağlığı açısından riskleri büyütüyor.Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her 8 kişiden 1’i obezite ile yaşıyor. 2022 itibarıyla 2,5 milyar yetişkin fazla kilolu, 890 milyondan fazla yetişkin ise obez olarak kayıtlara geçti. Yetişkin obezitesi 1990’dan bu yana iki kattan fazla artarken, ergenlerde obezite oranı dört katına çıktı.Sağlıklı beslenmek giderek zorlaşıyorSağlıklı beslenme yalnızca bireysel tercih meselesi olmaktan çıkmış durumda. Hane gelirinin önemli bölümünün kira, ulaşım, fatura ve temel gıda harcamalarına gitmesi, dar gelirli ailelerin besleyici gıdalara erişimini zorlaştırıyor.Dünya Bankası’nın gıda fiyatları ve beslenme verilerine göre 2024’te sağlıklı bir diyetin küresel ortalama maliyeti kişi başı günlük 4,46 dolar seviyesine çıktı. Aynı veriler, dünya genelinde yaklaşık 2,6 milyar insanın sağlıklı bir diyeti karşılayamadığını gösteriyor.Bu tablo, obezite ile yetersiz beslenmenin aynı anda görülebildiği yeni bir halk sağlığı sorununa işaret ediyor. Yani insanlar kaloriye ulaşabiliyor ancak yeterli protein, lif, vitamin ve mineral içeren dengeli beslenmeye erişemeyebiliyor.Ucuz ama besin değeri düşük ürünler riski artırıyorSağlıklı gıdaya erişimin azalması, özellikle işlenmiş ve yüksek kalorili ürünlere yönelimi artırıyor. Raf ömrü uzun, fiyatı daha düşük ve hızlı tüketilebilen ürünler kısa vadede ekonomik çözüm gibi görünse de uzun vadede obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve metabolik sorunlar açısından risk oluşturuyor.Uzmanlara göre obezite yalnızca fazla kilo sorunu değil; yaşam kalitesini düşüren, kronik hastalıkları tetikleyen ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi yük oluşturan çok boyutlu bir problem. Dünya Obezite Atlası 2026’da da çocukluk çağı obezitesindeki artışın özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde hızlandığı, sağlıklı gıdaya ve fiziksel aktivite imkanlarına erişimin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.Türkiye’de obezite alarmıTürkiye’de de obeziteyle mücadele sağlık politikalarının öncelikli başlıkları arasında yer alıyor. Sağlık Bakanlığı, obeziteyle mücadelede aile hekimleri üzerinden “uçtan uca takip” sisteminin devreye alındığını, kayıtlı vatandaşlara doğrudan davet gönderildiğini açıklamıştı. Bu kapsamda milyonlarca kişiye obezite taraması ve takip süreci için çağrı yapıldı.Türkiye’de özellikle çocuklar ve gençler açısından okul çevresi, kantin ürünleri, paketli gıdalar ve hareketsiz yaşam öne çıkan risk alanları arasında gösteriliyor. Gıda uzmanları ve sivil toplum kuruluşları, okul kantinlerinde sağlıklı ürünlerin yaygınlaştırılması ve denetimlerin artırılması gerektiğini vurguluyor.Çocuklar en kırılgan grupObezite artışında çocuklar en hassas grupların başında geliyor. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları çocukluk döneminde başladığında, ilerleyen yaşlarda kalıcı kilo problemi, insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalığı riskini artırabiliyor.Ailelerin ekonomik koşullar nedeniyle beslenme çantalarını daha ucuz ve doyurucu ürünlerle hazırlamak zorunda kalması, sorunu daha da büyütüyor. Bu nedenle uzmanlar, obeziteyle mücadelenin yalnızca bireye “daha az ye, daha çok hareket et” demekle sınırlı kalamayacağını; okul, aile, yerel yönetim, tarım politikası ve gıda fiyatlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.Çözüm bütüncül politika gerektiriyorSağlıklı gıdaya erişim ve obeziteyle mücadele için en kritik adım, besleyici gıdaları ekonomik olarak ulaşılabilir hale getirmek. Sebze, meyve, süt ürünleri, baklagil, tam tahıl ve kaliteli protein kaynaklarının daha erişilebilir olması, toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor.Bunun yanında okul beslenme programları, sağlıklı kantin düzenlemeleri, gıda etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, şekerli içecek ve yüksek kalorili ürün tüketiminin azaltılması, fiziksel aktiviteyi teşvik eden şehir planlaması ve düzenli sağlık taramaları öne çıkan çözüm başlıkları arasında yer alıyor.Obezite artık yalnızca bireysel irade meselesi değil; gıda fiyatlarından şehir yaşamına, eğitimden gelir düzeyine kadar birçok faktörün birleştiği yapısal bir halk sağlığı sorunu olarak görülüyor. Sağlıklı gıdaya erişim kolaylaşmadıkça, obeziteyle mücadelede kalıcı başarı sağlanması zor görünüyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>ABD&#039;de Maymun Çiçeği Virüsü Kaçakçılığı Soruşturması Başlatıldı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/abdde-maymun-cicegi-virusu-kacakciligi-sorusturmasi-baslatildi/412350</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/abdde-maymun-cicegi-virusu-kacakciligi-sorusturmasi-baslatildi/412350</guid>
            
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 15:42:37 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/5121-abdde-maymun-cicegi-virusu-kacakciligi-sorusturmasi-baslatildi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/5121-abdde-maymun-cicegi-virusu-kacakciligi-sorusturmasi-baslatildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ ABD&#039;de Maymun Çiçeği Virüsü Kaçakçılığı Soruşturması Başlatıldı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/abdde-maymun-cicegi-virusu-kacakciligi-sorusturmasi-baslatildi/412350"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/5121-abdde-maymun-cicegi-virusu-kacakciligi-sorusturmasi-baslatildi.jpg" /></a>
               ABD&#039;de “maymun çiçeği” (mpox) virüsüyle ilgili dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Federal savcılar, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri&#039;nde (NIH) görev yapan iki bilim insanı hakkında, Kongolu bir saha çalışmasının ardından mpox virüsüne ait biyolojik materyalleri ülkeye yasa dışı şekilde soktukları ve yetkililere yanlış beyanda bulundukları gerekçesiyle dava açtı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ ABD'de bulaşıcı hastalık araştırmaları yürüten iki bilim insanı, mpox (maymun çiçeği) virüsüne ait numuneleri gerekli izin ve bildirimleri yapmadan ülkeye getirdikleri iddiasıyla federal soruşturmanın merkezine oturdu.ABD Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan suçlamalara göre Hollanda vatandaşı virolog Vincent Munster ile Kamerunlu araştırmacı Claude Kwe, Ocak 2026'da Kongo Cumhuriyeti'nden döndükleri sırada Detroit Metropolitan Havalimanı'nda incelemeye alındı. Yetkililer, araştırmacıların bagajlarında mpox virüsü içeren ve beyan edilmemiş biyolojik örnekler bulunduğunu öne sürdü.Federal soruşturma dosyasına göre iki araştırmacının, sınır görevlilerine biyolojik materyal taşımadıklarını söyledikleri ancak yapılan incelemelerde çeşitli numunelerin tespit edildiği belirtildi. Savcılar, olayın yalnızca gümrük kurallarının ihlali değil, aynı zamanda biyogüvenlik açısından da ciddi risk oluşturduğunu savunuyor.Yetkililer, ele geçirilen numunelerin büyük bölümünün etkisiz hale getirilmiş (deaktive edilmiş) mpox virüsü içerdiğini açıkladı. Buna rağmen uzmanlar, biyolojik materyallerin uluslararası taşınmasında katı prosedürlerin uygulanmasının halk sağlığı açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.Olay, son yıllarda ABD'de biyolojik materyal kaçakçılığına yönelik yürütülen soruşturmaların ardından gündeme gelen en dikkat çekici vakalardan biri olarak değerlendiriliyor. Davanın ilerleyen günlerde federal mahkemede görülmesi beklenirken, suçlamaların sabit görülmesi halinde araştırmacılar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Nijerya’da Ebola alarmı: 10 eyalette acil hazırlık seviyesi yükseltildi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/nijeryada-ebola-alarmi-10-eyalette-acil-hazirlik-seviyesi-yukseltildi/412340</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/nijeryada-ebola-alarmi-10-eyalette-acil-hazirlik-seviyesi-yukseltildi/412340</guid>
            
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:57:28 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/7255-nijeryada-ebola-alarmi-10-eyalette-acil-hazirlik-seviyesi-yukseltildi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/7255-nijeryada-ebola-alarmi-10-eyalette-acil-hazirlik-seviyesi-yukseltildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Nijerya’da Ebola alarmı: 10 eyalette acil hazırlık seviyesi yükseltildi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/nijeryada-ebola-alarmi-10-eyalette-acil-hazirlik-seviyesi-yukseltildi/412340"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/7255-nijeryada-ebola-alarmi-10-eyalette-acil-hazirlik-seviyesi-yukseltildi.jpg" /></a>
               Nijerya, Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülen Ebola vakalarının ardından virüsün ülkeye taşınma riskine karşı 10 eyalette alarm durumuna geçti. Ülkede henüz doğrulanmış vaka bulunmazken, sağlık otoriteleri gözetim ve acil müdahale hazırlıklarını artırdı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Nijerya, Afrika’da yeniden gündeme gelen Ebola tehdidi nedeniyle bazı eyaletlerde alarm seviyesini yükseltti. Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülen Ebola vakalarının ardından Nijerya Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, virüsün ülkeye taşınma riskine karşı 10 eyalette hazırlıkların artırıldığını duyurdu.Yetkililer, ülkede şu ana kadar doğrulanmış bir Ebola vakası tespit edilmediğini bildirdi. Buna rağmen uluslararası seyahatler, sınır hareketliliği ve bölgesel temaslar nedeniyle riskin ciddiye alınması gerektiği vurgulandı. Sağlık kurumları, olası bir vaka durumunda hızlı müdahale edebilmek için gözetim, bildirim ve acil durum koordinasyon çalışmalarını güçlendirdi.10 eyalette hazırlıklar artırıldıNijerya’da alarm seviyesinin yükseltildiği eyaletler, risk değerlendirmelerine göre belirlendi. Yüksek risk grubunda Enugu, Borno, Akwa Ibom, Cross River, Taraba ve Adamawa eyaletleri yer aldı. Kaduna, Katsina, Bauchi ve Plateau eyaletleri ise orta risk kategorisinde değerlendirildi.Bu eyaletlerde sağlık ekiplerinin olası vakaları erken tespit edebilmesi için takip ve bildirim süreçleri artırıldı. Hastaneler, sınır bölgeleri ve yoğun geçiş noktalarında dikkat seviyesinin yükseltilmesi istendi. Eyalet yönetimlerinden de hazırlık durumlarına ilişkin raporlarını kısa süre içinde merkeze iletmeleri talep edildi.Nijerya’da henüz vaka yokNijerya’da alınan önlemler, ülkede aktif bir salgın olduğu anlamına gelmiyor. Sağlık otoriteleri, şu ana kadar ülkede doğrulanmış Ebola vakası bulunmadığını özellikle vurguluyor. Ancak komşu ve bölge ülkelerinde görülen vakalar nedeniyle erken uyarı sistemleri devreye sokuldu.Ebola virüsü, yüksek ölüm riski taşıyan bulaşıcı hastalıklar arasında yer alıyor. Hastalığın yayılımının önlenmesinde erken teşhis, temaslı takibi, izolasyon ve hızlı sağlık müdahalesi kritik önem taşıyor. Bu nedenle Nijerya’nın aldığı alarm kararı, olası bir yayılımın önüne geçmek için önleyici bir adım olarak değerlendiriliyor.Bundibugyo türü endişe yaratıyorBölgede görülen vakaların Bundibugyo Ebola virüsü türüyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Bu tür, Ebola virüsünün bilinen türlerinden biri olarak kabul ediliyor ve sağlık otoriteleri tarafından yakından izleniyor.Uzmanlara göre Ebola’da en önemli risk, belirtilerin başlangıçta başka hastalıklarla karıştırılabilmesi. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, kusma, ishal ve kanama gibi belirtiler görülebiliyor. Bu nedenle riskli bölgelerden gelen ya da temas öyküsü bulunan kişilerin sağlık birimlerine hızlı şekilde yönlendirilmesi büyük önem taşıyor.Sınır hareketliliği yakından izleniyorNijerya’nın alarm durumuna geçmesinde sınır geçişleri ve uluslararası seyahat hareketliliği etkili oldu. Bölge ülkeleri arasındaki ticaret, göç ve ulaşım trafiği, bulaşıcı hastalıkların sınır aşan yayılım riskini artırabiliyor.Bu nedenle Nijeryalı yetkililer, yalnızca hastanelerde değil, sınır noktalarında ve toplum sağlığı birimlerinde de dikkat seviyesini yükseltti. Riskli bölgelerden gelen kişilerin izlenmesi, sağlık çalışanlarının bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık çalışmalarının artırılması planlanıyor.Halktan dikkatli olunması istendiSağlık yetkilileri, vatandaşlardan panik yapmadan resmi açıklamaları takip etmelerini istedi. Ebola şüphesi taşıyan belirtiler görüldüğünde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiği belirtildi.Nijerya’nın 10 eyalette alarm seviyesini yükseltmesi, ülkede vaka olduğu için değil, bölgedeki salgın riskinin önceden kontrol altına alınması amacıyla atılmış bir adım olarak öne çıkıyor. Sağlık otoriteleri, erken önlem sayesinde olası bir yayılımın önüne geçmeyi hedefliyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Ebola salgınında yeni gelişme: Kongo’da 5 kişi taburcu edildi, Brezilya ve İtalya’da şüpheli vakalar inceleniyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/ebola-salgininda-yeni-gelisme-kongoda-5-kisi-taburcu-edildi-brezilya-ve-italyada-supheli-vakalar-inceleniyor/412317</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/ebola-salgininda-yeni-gelisme-kongoda-5-kisi-taburcu-edildi-brezilya-ve-italyada-supheli-vakalar-inceleniyor/412317</guid>
            
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:51:15 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/9635-ebola-salgininda-yeni-gelisme-kongoda-5-kisi-taburcu-edildi-brezilya-ve-italyada-supheli-vakalar-inceleniyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/9635-ebola-salgininda-yeni-gelisme-kongoda-5-kisi-taburcu-edildi-brezilya-ve-italyada-supheli-vakalar-inceleniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Ebola salgınında yeni gelişme: Kongo’da 5 kişi taburcu edildi, Brezilya ve İtalya’da şüpheli vakalar inceleniyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/ebola-salgininda-yeni-gelisme-kongoda-5-kisi-taburcu-edildi-brezilya-ve-italyada-supheli-vakalar-inceleniyor/412317"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/6/9635-ebola-salgininda-yeni-gelisme-kongoda-5-kisi-taburcu-edildi-brezilya-ve-italyada-supheli-vakalar-inceleniyor.jpg" /></a>
               Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Bundibugyo türü Ebola virüsüne yakalanan 5 kişinin iyileşerek taburcu edildiği açıklandı. Brezilya ve İtalya’da ise seyahat bağlantılı şüpheli vakalar nedeniyle sağlık protokolleri devreye alındı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden Ebola salgınına ilişkin yeni gelişmeler yaşandı. Bundibugyo türü Ebola virüsüne yakalanan 5 kişinin tedavilerinin ardından taburcu edildiği bildirildi. Salgında doğrulanmış vaka ve can kaybı sayıları artarken, ilk iyileşme haberleri sağlık otoriteleri tarafından umut verici bir gelişme olarak değerlendirildi.Dünya Sağlık Örgütü, Bundibugyo türü Ebola virüsüne yakalanan dört hemşirenin tedavilerinin ardından Bunia kentindeki hastaneden çıkarıldığını açıkladı. Daha önce virüse yakalanan bir laboratuvar çalışanının da iyileştiği belirtildi. Böylece ülkede salgın sürecinde hastalığı atlatan kişi sayısı 5’e yükseldi.DSÖ yetkilileri, hastaların erken teşhis edilmesi ve salgına müdahalenin güçlendirilmesi halinde daha fazla iyileşme vakasının görülebileceğini ifade etti.Vaka sayısı 282’ye yükseldiDemokratik Kongo Cumhuriyeti hükümetinin paylaştığı verilere göre ülkedeki doğrulanmış Ebola vaka sayısı 282’ye ulaştı. Salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 42 olarak kayıtlara geçti.Son açıklanan verilere göre ülkede 19 yeni pozitif vaka daha tespit edildi. Bu artış, salgının kontrol altına alınması için yürütülen çalışmaların önemini bir kez daha ortaya koydu. Sağlık ekipleri, vaka takibi, temaslıların izlenmesi ve hastaların erken dönemde sağlık merkezlerine ulaştırılması için çalışmalarını sürdürüyor.Mevcut kriz, Ebola’nın keşfinden bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görülen 17’nci salgın olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda ülke tarihindeki en büyük üçüncü Ebola salgını olduğu belirtildi.DSÖ’den “umut var” mesajıDSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hafta sonu salgının merkezlerinden biri olan Bunia’yı ziyaret etti. Ziyaretin ardından yapılan değerlendirmelerde, Bundibugyo türü Ebola için henüz onaylanmış bir aşı veya özel tedavi bulunmadığı hatırlatıldı.Buna karşın Tedros, iyi tıbbi bakım sayesinde hastalıktan kurtulmanın mümkün olduğunu belirterek iyileşen vakalara dikkat çekti. DSÖ’nün bu mesajı, salgınla mücadelede erken tanı, güçlü sağlık hizmeti ve etkili hasta takibinin önemini öne çıkardı.Geçen ay DSÖ, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da görülen Bundibugyo kaynaklı Ebola salgınını “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan etmişti. Ancak örgüt, mevcut tablonun pandemi ilanı için gerekli kriterleri karşılamadığını açıklamıştı.1.100’den fazla şüpheli vaka inceleniyorAfrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri Genel Direktörü Jean Kaseya, salgının bölgesel yayılım riskinin artık gerçekleşmeye başladığını söyledi. Kaseya, 1.100’den fazla şüpheli vakanın incelendiğini belirterek, salgının yalnızca Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile sınırlı kalmaması ihtimaline karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.Bu açıklama, Afrika kıtasında sınır geçişleri, seyahat hareketliliği ve temaslı takibi gibi başlıkların salgınla mücadelede kritik hale geldiğini gösterdi.Brezilya’da iki şüpheli vaka araştırılıyorSalgınla ilgili endişeler Afrika dışındaki bazı ülkelerde de sağlık ekiplerini harekete geçirdi. Brezilya’da Sao Paulo ve Rio de Janeiro kentlerinde Ebola şüphesiyle değerlendirilen iki vaka incelemeye alındı.Yapılan ilk testlerde Sao Paulo’daki hastada menenjit, Rio de Janeiro’daki hastada ise sıtma tespit edildi. Ancak yetkililer, bu sonuçların Ebola ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını ve incelemelerin sürdüğünü bildirdi.Sao Paulo’daki hastanın kısa süre önce Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni ziyaret ettiği, Rio de Janeiro’daki kişinin ise Uganda seyahatinden döndüğü belirtildi. Bu seyahat bağlantıları nedeniyle sağlık ekipleri vakaları yakından izliyor.İtalya’da test sonucu negatif çıktıİtalya’da da Sardinya Adası’nın başkenti Cagliari’de, Kongo’dan dönen bir yolcuda Ebola şüphesi üzerine sağlık protokolleri devreye sokuldu. Şüpheli vakanın ardından ilgili sağlık birimleri inceleme başlattı.İtalya Sağlık Bakanlığı, yapılan testlerin negatif çıktığını duyurdu. Bakanlık ayrıca ülkedeki Ebola riskinin “çok düşük” seviyede kalmaya devam ettiğini bildirdi.Kongo’daki salgında iyileşme haberleri umut yaratırken, Brezilya ve İtalya’daki seyahat bağlantılı şüpheli vakalar, küresel sağlık sistemlerinin Ebola’ya karşı tetikte kalmayı sürdürdüğünü gösterdi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Zayıflama iğneleri için uzman uyarısı: GLP-1 ilaçları kontrolsüz kullanılmamalı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/zayiflama-igneleri-icin-uzman-uyarisi-glp-1-ilaclari-kontrolsuz-kullanilmamali/412281</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/zayiflama-igneleri-icin-uzman-uyarisi-glp-1-ilaclari-kontrolsuz-kullanilmamali/412281</guid>
            
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 14:44:39 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/558-zayiflama-igneleri-icin-uzman-uyarisi-glp-1-ilaclari-kontrolsuz-kullanilmamali.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/558-zayiflama-igneleri-icin-uzman-uyarisi-glp-1-ilaclari-kontrolsuz-kullanilmamali.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Zayıflama iğneleri için uzman uyarısı: GLP-1 ilaçları kontrolsüz kullanılmamalı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/zayiflama-igneleri-icin-uzman-uyarisi-glp-1-ilaclari-kontrolsuz-kullanilmamali/412281"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/558-zayiflama-igneleri-icin-uzman-uyarisi-glp-1-ilaclari-kontrolsuz-kullanilmamali.jpg" /></a>
               Güney Afrika’da obeziteyle mücadelede GLP-1 ve GIP reseptör agonistlerine ilgi artarken, uzmanlar bu ilaçların yalnızca doktor gözetiminde ve sağlıklı yaşam planıyla birlikte kullanılması gerektiği konusunda uyarıyor. En çok kullanılan zayıflama iğneleri ise Ozempic, Wegovy, Saxenda ve Mounjaro şeklinde sıralanıyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Güney Afrika’da obezite ve obeziteye bağlı sağlık sorunları, toplum sağlığı açısından giderek daha fazla gündeme geliyor. Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi sorunlarla yakından ilişkili olan obezite, yalnızca estetik bir mesele değil, uzun vadeli sağlık riskleri taşıyan ciddi bir hastalık yükü olarak değerlendiriliyor.Son dönemde tıbbi kilo yönetimi tedavilerine yönelik ilginin artmasında, yerel düzenleyici onayların da etkili olduğu belirtiliyor. Özellikle GLP-1 ve GIP reseptör agonistleri olarak bilinen ilaçlar, obezite yönetiminde umut veren seçenekler arasında gösteriliyor. Bu ilaçların iştahı düzenleme, sindirimi yavaşlatma ve kan şekeri seviyelerini iyileştirme gibi etkileri nedeniyle kamuoyunda dikkat çektiği ifade ediliyor.“Sihirli çözüm değil, tıbbi araç”Medipost Pharmacy’den eczacı Hanri du Preez, reçeteli kilo yönetimi ilaçlarına artan ilginin hem obeziteye bağlı hastalık yükünü hem de toplumda doğru bilgilendirme ihtiyacını ortaya koyduğunu belirtiyor. Du Preez’e göre bu ilaçlar, kilo verme sürecinde destek sağlayabilir ancak tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemeli.Uzmanlar, GLP-1 enjeksiyonlarının doktor tarafından planlanan daha geniş bir sağlık programının parçası olması gerektiğini vurguluyor. Doğru şekilde ve tıbbi gözetim altında kullanıldığında bu ilaçların kilo kaybını destekleyebileceği, metabolik sağlığı iyileştirebileceği ve kronik hastalık yönetimi açısından önemli olan iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabileceği ifade ediliyor.Kimler için uygun olabilir?Bu tedavilerin obeziteyle yaşayan yetişkinler ve 12 yaş üzeri ergenler için değerlendirilebildiği belirtiliyor. Ayrıca fazla kilolu olup buna eşlik eden sağlık sorunları bulunan kişilerde de doktor değerlendirmesiyle gündeme gelebiliyor.Ancak uzmanlara göre her hasta bu tedaviler için uygun değil. Tedaviye başlamadan önce kişinin sağlık durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Hamileler, emziren kadınlar ve bazı özel tıbbi rahatsızlıkları bulunan kişiler için bu ilaçların uygun olmayabileceği belirtiliyor. Bu nedenle uzmanlar, “tıbbi gözetim” konusunun vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.Du Preez, bu ilaçların uygun değerlendirme yapılmadan kullanılmasının tehlikeli olabileceğini belirterek, kilo yönetiminde profesyonel rehberliğin temel şart olduğunu ifade ediyor.Yan etkiler ve gerçekçi beklenti uyarısıGLP-1 tedavilerinde, diğer ilaçlarda olduğu gibi bazı yan etkiler görülebiliyor. Özellikle tedavinin başlangıcında ya da doz artışı yapılan dönemlerde mide-bağırsak şikâyetleri, baş ağrısı ve iştah değişiklikleri ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, bu ilaçları kullanan kişilerin gerçekçi beklentilerle hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. Kilo yönetiminin yalnızca ilaç kullanımıyla sınırlı olmadığı, beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve genel yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.Kalıcı sonuç için yaşam tarzı değişikliği şartSağlıklı kilo yönetiminde hedefin yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil, yağ kaybını desteklerken kas kaybını önlemek olduğu belirtiliyor. Bu nedenle yeterli protein alımı ve düzenli kuvvet egzersizleri önem taşıyor.Du Preez, ilaçların tek başına kalıcı sonuç sağlamayacağını, sürdürülebilir sağlık için uzun vadeli bir yaşam tarzı değişikliğinin gerekli olduğunu ifade ediyor. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ruhsal iyilik halini kapsayan bütüncül yaklaşımın, kilo yönetimi sürecinde önemli rol oynadığı belirtiliyor.İnternetten reçetesiz satılan ürünlere dikkatGLP-1 gibi ilaçlara yönelik ilginin artması, yasa dışı çevrim içi satışları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, reçetesiz şekilde internette sunulan ürünlerin sahte ya da yasa dışı olabileceği konusunda uyarıyor.Sahte ürünlerin ciddi sağlık riskleri taşıyabileceği, özellikle hızlı çözüm arayan kişilerin bu tür satışlarla hedef alınabildiği ifade ediliyor. Bu nedenle kilo yönetimi tedavisi düşünen kişilerin sosyal medya trendleri veya güvenilir olmayan internet satışları yerine, mutlaka sağlık uzmanlarına başvurması gerektiği vurgulanıyor.Uzmanlara göre reçeteli kilo yönetimi ilaçları, doğru hasta grubunda ve doktor kontrolünde kullanıldığında destekleyici bir seçenek olabilir. Ancak bu ilaçlar sağlıklı beslenme, egzersiz ve profesyonel takip olmadan kalıcı bir çözüm sunmaz.Peki Türkiye'de en çok kullanılan zayıflama iğneleri hangileriTürkiye'de doktorların en çok önerdiği zayıflama iğneleri olarak iki marka öne çıkıyor. Ozempic ve Mounjaro  eczanelerde en çok aranan iki zayıflama iğnesi olduğu biliniyor.     ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Omega-3 zengini balık yağı insülin direncini azaltabilir: Diyabet araştırmasında dikkat çeken sonuç</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/omega-3-zengini-balik-yagi-insulin-direncini-azaltabilir-diyabet-arastirmasinda-dikkat-ceken-sonuc/412277</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/omega-3-zengini-balik-yagi-insulin-direncini-azaltabilir-diyabet-arastirmasinda-dikkat-ceken-sonuc/412277</guid>
            
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:02:49 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3639-omega-3-zengini-balik-yagi-insulin-direncini-azaltabilir-diyabet-arastirmasinda-dikkat-ceken-sonuc.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3639-omega-3-zengini-balik-yagi-insulin-direncini-azaltabilir-diyabet-arastirmasinda-dikkat-ceken-sonuc.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Omega-3 zengini balık yağı insülin direncini azaltabilir: Diyabet araştırmasında dikkat çeken sonuç ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/omega-3-zengini-balik-yagi-insulin-direncini-azaltabilir-diyabet-arastirmasinda-dikkat-ceken-sonuc/412277"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3639-omega-3-zengini-balik-yagi-insulin-direncini-azaltabilir-diyabet-arastirmasinda-dikkat-ceken-sonuc.jpg" /></a>
               Brezilya’da yapılan yeni bir araştırma, omega-3 bakımından zengin balık yağının tip 2 diyabetle ilişkili insülin direncini azaltabileceğini ve kan şekeri kontrolünü iyileştirebileceğini ortaya koydu. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Brezilya’da yürütülen bir araştırma, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin balık yağının tip 2 diyabetle bağlantılı insülin direnci üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini gösterdi. Araştırmada, özellikle obez olmayan tip 2 diyabet hastaları açısından dikkat çekici sonuçlara ulaşıldı.Bilim insanları, balık yağında bulunan omega-3 yağ asitlerinin, tip 2 diyabete benzer metabolik sorunlar taşıyan ancak obez olmayan deney hayvanlarında insülin direncini azalttığını belirledi. Çalışmada ayrıca kan şekeri kontrolünde iyileşme görüldüğü ifade edildi. Bu bulgu, tip 2 diyabetin yalnızca fazla kilo veya obezite ile açıklanamayacağını bir kez daha gündeme getirdi.Obez olmayan diyabet hastaları neden önemli?Tip 2 diyabet çoğu zaman obeziteyle ilişkilendirilen bir hastalık olarak biliniyor. Ancak dünya genelinde tip 2 diyabet tanısı alan kişilerin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sinin obez olmadığı belirtiliyor. Bu nedenle araştırmacılar, obez olmayan diyabet hastalarında insülin direncinin nasıl geliştiğini ve bu süreçte hangi mekanizmaların etkili olduğunu incelemeye odaklandı.Araştırmaya göre, obez olmayan bireylerde görülen tip 2 diyabet tablosunda klasik risk faktörlerinin dışında farklı biyolojik süreçler rol oynayabiliyor. Bu noktada omega-3 yağ asitlerinin etkisi dikkat çekti. Deneylerde balık yağı verilen hayvanlarda kan şekeri kontrolünün daha iyi hale geldiği, kötü kolesterol olarak bilinen LDL ile trigliserid seviyelerinde düşüş yaşandığı gözlemlendi.Omega-3 bağışıklık hücrelerini etkileyebilirAraştırmanın öne çıkan noktalarından biri de balık yağının bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi oldu. Bulgulara göre omega-3 yağ asitleri, vücuttaki bazı bağışıklık hücrelerinin davranışını değiştirerek iltihaplanmayı azaltıcı bir etki oluşturabiliyor.Çalışmanın koordinatörlerinden Rui Curi, omega-3 yağ asitlerinin bağışıklık hücrelerini iltihabı artıran yapıdan uzaklaştırıp iltihabı baskılayan bir yapıya yönlendirdiğini belirtti. Bu durum, insülin direncinin yalnızca kan şekeri dengesizliğiyle değil, aynı zamanda kronik iltihaplanma süreçleriyle de ilişkili olabileceğini gösteriyor.İnsülin direnci ve kronik iltihaplanma bağlantısıAraştırmacılar, tip 2 diyabette insülin direncinin vücuttaki kronik iltihaplanma ile yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekti. İnsülin direnci, hücrelerin insüline karşı yeterli yanıt verememesi anlamına geliyor. Bu durum kan şekeri seviyelerinin yükselmesine ve diyabet tablosunun ağırlaşmasına yol açabiliyor.Balık yağının bu süreçte bağışıklık hücreleri üzerinden iltihaplanmayı azaltması, metabolik dengenin iyileşmesine katkı sağlayabilecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. Ancak araştırmacılar, bu etkinin insanlarda aynı şekilde görülüp görülmeyeceği konusunda henüz kesin bir sonuca varılamayacağını vurguluyor.İnsanlar üzerindeki etkisi için yeni çalışmalara ihtiyaç varBilim insanları, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak araştırmanın deney hayvanları üzerinde gerçekleştirildiğini hatırlattı. Bu nedenle balık yağının obez olmayan tip 2 diyabet hastalarında aynı etkiyi gösterip göstermediğinin anlaşılması için insanlar üzerinde klinik çalışmalar yapılması gerekiyor.Araştırmacılar ayrıca son yıllarda yapılan bazı insan çalışmalarında omega-3 yağ asitlerinin insülin direnci göstergelerinde iyileşmeyle ilişkilendirildiğine dikkat çekti. Buna rağmen uzmanlar, balık yağı takviyelerinin diyabet tedavisi yerine geçmediğini ve bu alanda daha kapsamlı bilimsel verilere ihtiyaç olduğunu belirtiyor.Yeni bulgular, omega-3 yağ asitlerinin özellikle obez olmayan tip 2 diyabet hastalarında metabolik sağlık açısından daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Balık yağının kan şekeri kontrolü, kolesterol düzeyleri ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri, ilerleyen dönemde yapılacak klinik çalışmalarla daha net anlaşılabilecek. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Meloni’den AB’ye Ebola çağrısı: Sınır denetimlerinde ortak koordinasyon talebi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/meloniden-abye-ebola-cagrisi-sinir-denetimlerinde-ortak-koordinasyon-talebi/412248</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/meloniden-abye-ebola-cagrisi-sinir-denetimlerinde-ortak-koordinasyon-talebi/412248</guid>
            
            <pubDate>Fri, 29 May 2026 14:45:22 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5467-meloniden-abye-ebola-cagrisi-sinir-denetimlerinde-ortak-koordinasyon-talebi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5467-meloniden-abye-ebola-cagrisi-sinir-denetimlerinde-ortak-koordinasyon-talebi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Meloni’den AB’ye Ebola çağrısı: Sınır denetimlerinde ortak koordinasyon talebi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/meloniden-abye-ebola-cagrisi-sinir-denetimlerinde-ortak-koordinasyon-talebi/412248"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5467-meloniden-abye-ebola-cagrisi-sinir-denetimlerinde-ortak-koordinasyon-talebi.jpg" /></a>
               İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Afrika’da yeniden gündeme gelen Ebola salgını nedeniyle Avrupa Birliği’nden sınır denetimlerinde daha güçlü koordinasyon istedi. Roma yönetimi, konunun haziran ayındaki AB Liderler Zirvesi gündemine alınmasını talep etti. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Afrika’da yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle Avrupa Birliği’ne dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Meloni, salgının Avrupa’ya yönelik olası etkilerine karşı sınır denetimlerinde daha güçlü ve ortak bir koordinasyon sağlanmasını istedi.İtalya Başbakanlığından yapılan açıklamaya göre Meloni, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dönem Başkanlığına mektup gönderdi. Mektupta, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda’daki son Bundibugyo Ebola virüsü salgınıyla bağlantılı olarak Orta Afrika’daki epidemiyolojik durumun yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı.Sınır denetimlerinde ortak kural çağrısıRoma yönetimi, salgından etkilenen bölgelerden doğrudan ya da dolaylı şekilde Avrupa’ya gelen yolcuların yönetimi için ortak kurallar oluşturulmasını talep etti. Açıklamada, bu adımın ulusal sağlık koruma önceliklerine saygı çerçevesinde hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.Meloni’nin mektubunda, sınır denetimlerinde daha güçlü koordinasyonun teşvik edilmesinin amaçlandığı ifade edildi. İtalya, salgın riskinin yalnızca ulusal önlemlerle değil, Avrupa düzeyinde ortak bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunuyor.Konu AB Liderler Zirvesi’ne taşınmak isteniyorİtalya Başbakanı Meloni, sınır yönetimi konusunun 18-19 Haziran 2026 tarihlerinde yapılacak Avrupa Konseyi toplantısının gündemine alınmasını önerdi. Roma yönetimi, liderler zirvesi öncesinde de sağlık alanındaki koordinasyonun hızlandırılmasını istiyor.Bu kapsamda İtalya hükümeti, gelecek hafta düzenlenmesi planlanan Sağlık Bakanları Video Konferansı ile 16 Haziran’daki AB İstihdam, Sosyal Politika, Sağlık ve Tüketici İşleri Konseyi toplantısının öne çekilmesini talep etti. Amaç, salgına karşı uygulanacak operasyonel önceliklerin daha hızlı şekilde belirlenmesi.İtalya’da sağlık gözetimi protokolleri devreye alındıİtalya’da ulusal düzeyde de salgına karşı bazı önlemler hayata geçirildi. Sağlık Bakanlığı, Sivil Savunma ile koordinasyon içinde, salgından etkilenen bölgelerden dönen yolculara yönelik sağlık gözetimi ve denetim protokollerini devreye sokan genelgeler yayımladı.Ayrıca İtalya’nın, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’ya Roma’daki Spallanzani Enstitüsünden uzman bir ekip göndereceği bildirildi. Bu ekibin teknik destek sağlayacağı, sağlık malzemeleri ve ilaç tedarikinde bulunacağı açıklandı.İtalya basınında yer alan haberlere göre, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola hastası bir çocuğu ameliyat eden Sınır Tanımayan Doktorlar mensubu bir İtalyan doktor ile testi pozitif çıkan bir kadın doktor da 21 günlük karantinaya alındı.Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde salgın alarmıKongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusundaki Ituri eyaletinde 246 şüpheli vaka ve 65 ölüm açıklanmasının ardından ülkede 15 Mayıs’ta Ebola salgını ilan edildi. Dünya Sağlık Örgütü de 17 Mayıs’ta Ebola salgını nedeniyle “uluslararası halk sağlığı acil durumu” ilan etti.Sağlık yetkililerine göre mevcut salgın, nadir görülen Bundibugyo Ebola virüsünden kaynaklanıyor. Bu varyant için onaylanmış bir tedavi ya da aşı bulunmadığı belirtiliyor.Ebola yeniden küresel gündemdeBir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976 yılında Sudan’ın Nzara ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktı. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki salgın, Ebola Nehri yakınındaki bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verildi.Ebola virüsü, Aralık 2013’te Batı Afrika’da geniş çaplı bir salgına yol açtı. Gine, Liberya ve Sierra Leone’de 2014-2017 yılları arasında görülen salgında yaklaşık 30 bin kişiye virüs bulaştı, 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti.Afrika’da yeniden gündeme gelen salgın nedeniyle İtalya, Avrupa Birliği’ni sınır güvenliği ve sağlık denetimleri konusunda ortak hareket etmeye çağırıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Ebola alarmı: Salgın kontrolden çıkma riskiyle karşı karşıya</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/ebola-alarmi-salgin-kontrolden-cikma-riskiyle-karsi-karsiya/412218</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/ebola-alarmi-salgin-kontrolden-cikma-riskiyle-karsi-karsiya/412218</guid>
            
            <pubDate>Wed, 27 May 2026 14:07:25 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5815-ebola-alarmi-salgin-kontrolden-cikma-riskiyle-karsi-karsiya.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5815-ebola-alarmi-salgin-kontrolden-cikma-riskiyle-karsi-karsiya.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Ebola alarmı: Salgın kontrolden çıkma riskiyle karşı karşıya ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/ebola-alarmi-salgin-kontrolden-cikma-riskiyle-karsi-karsiya/412218"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5815-ebola-alarmi-salgin-kontrolden-cikma-riskiyle-karsi-karsiya.jpg" /></a>
               Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde hızla yayılan Ebola salgını için kritik uyarı yapıldı. Uzmanlar, vaka artışı, yetersiz kaynaklar ve çatışmalar nedeniyle salgının çok daha ölümcül bir tabloya dönüşebileceğini belirtiyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde etkisini artıran Ebola salgını, uluslararası kuruluşların yakın takibinde. Uluslararası Kurtarma Komitesi, ülkede yayılan salgının mevcut hızla devam etmesi halinde çok daha ağır sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, salgının kontrolden çıkma riskinin giderek arttığına dikkat çekildi.Ülkede son dönemde artan vaka sayıları, sağlık sisteminin kapasitesi ve bölgedeki güvenlik sorunları nedeniyle salgınla mücadeleyi zorlaştırıyor. Yetkililer, özellikle doğu bölgelerinde hem sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğunu hem de çatışmaların müdahale süreçlerini aksattığını belirtiyor.900’den fazla şüpheli vaka kaydedildiDünya Sağlık Örgütü verilerine göre Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde şu ana kadar 900’den fazla şüpheli Ebola vakası tespit edildi. Şüpheli ölüm sayısının ise 220’ye ulaştığı bildirildi. Bu tablo, salgının yayılma hızına ilişkin endişeleri artırdı.Salgının yalnızca ülke sınırları içinde kalmadığı, komşu Uganda’ya da yayıldığı aktarıldı. Bu gelişme, bölgesel düzeyde daha geniş önlemler alınması gerektiği yorumlarına neden oldu. Uzmanlara göre sınır geçişleri, sağlık hizmetlerine erişimdeki zorluklar ve bölgedeki hareketlilik, salgının kontrolünü daha da karmaşık hale getiriyor.Aşısı bulunmayan tür endişeyi artırıyorYetkililer, mevcut salgının nadir görülen “Bundibugyo” türü Ebola virüsünden kaynaklandığını açıkladı. Bu tür için doğrulanmış bir aşının bulunmaması, salgına karşı yürütülen mücadelede en önemli zorluklardan biri olarak gösteriliyor.Ebola salgınlarında erken tespit, izolasyon, temaslı takibi ve güvenli defin uygulamaları büyük önem taşıyor. Ancak aşı eksikliği ve kaynak yetersizliği, sağlık ekiplerinin hareket alanını daraltıyor. Bu nedenle uzmanlar, vakaların hızla artması halinde salgının daha ölümcül bir sürece dönüşebileceğini vurguluyor.IRC: Uyarı işaretleri kırmızı yanıyorUluslararası Kurtarma Komitesi Acil Durumlar Başkan Yardımcısı Bob Kitchen, salgına ilişkin yaptığı değerlendirmede durumun ciddiyetine dikkat çekti. Kitchen, “Uyarı işaretleri kırmızı yanıyor” ifadelerini kullanarak bölgenin önceki büyük salgın dönemlerine kıyasla daha kırılgan olduğunu belirtti.Kitchen’a göre Doğu Kongo, 2018-2020 yılları arasında yaşanan Ebola salgınına göre bugün daha hazırlıksız durumda. Ayrıca salgınla mücadele için ayrılan kaynakların daha sınırlı olması, sağlık ekiplerinin müdahale kapasitesini olumsuz etkiliyor.Çatışmalar sağlık müdahalesini zorlaştırıyorBölgede devam eden silahlı çatışmalar, salgınla mücadelede en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi, güvenlik sorunlarının yanı sıra küresel yardım fonlarında yaşanan kesintilerin de müdahale çalışmalarını zayıflattığını bildirdi.Salgının merkez üssü olarak gösterilen Ituri eyaletinde geçtiğimiz hafta üç Kızılhaç gönüllüsünün şüpheli Ebola vakaları nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı. Kızılhaç, gönüllülerin cenazelerle ilgilendikleri sırada virüse yakalanmış olabileceğini duyurdu.Ebola belirtileri neler?Ebola, yüksek ateş, yoğun halsizlik, kusma, ishal ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkan ölümcül bir hastalık olarak biliniyor. Hastalık, özellikle sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu bölgelerde kısa sürede ciddi can kayıplarına yol açabiliyor.Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşanan son salgın, hem ülke içinde hem de komşu ülkelerde endişeyi artırmış durumda. Uzmanlar, salgının daha geniş bir krize dönüşmemesi için acil kaynak desteği, etkili saha müdahalesi ve güvenli sağlık hizmeti erişiminin kritik önemde olduğunu belirtiyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Bilim insanları yaşlanmayı etkileyen beyin proteinini keşfetti</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/bilim-insanlari-yaslanmayi-etkileyen-beyin-proteinini-kesfetti/412151</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/bilim-insanlari-yaslanmayi-etkileyen-beyin-proteinini-kesfetti/412151</guid>
            
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 14:05:58 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/361-bilim-insanlari-yaslanmayi-etkileyen-beyin-proteinini-kesfetti.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/361-bilim-insanlari-yaslanmayi-etkileyen-beyin-proteinini-kesfetti.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Bilim insanları yaşlanmayı etkileyen beyin proteinini keşfetti ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/bilim-insanlari-yaslanmayi-etkileyen-beyin-proteinini-kesfetti/412151"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/361-bilim-insanlari-yaslanmayi-etkileyen-beyin-proteinini-kesfetti.jpg" /></a>
               Yeni bir araştırmada, beyindeki Menin adlı proteinin yaş ilerledikçe azaldığı ve bu düşüşün hafıza, öğrenme ve denge gibi becerilerle bağlantılı olabileceği belirtildi. Fareler üzerinde yapılan çalışmada, Menin proteininin artırılmasıyla yaşlanmaya bağlı bazı etkilerde iyileşme görüldü. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Bilim insanları, yaşlanma sürecine ilişkin dikkat çeken yeni bir bulguya ulaştı. Xiamen Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, beyinde bulunan Menin adlı proteinin yaş ilerledikçe azaldığı tespit edildi. Araştırmada, bu proteindeki düşüşün yaşlanmayla ilişkilendirilen bazı zihinsel ve fiziksel belirtilerle bağlantılı olabileceği belirtildi.Çalışmada özellikle beynin hipotalamus bölgesine dikkat çekildi. Hipotalamus; iştah, hormonlar, metabolizma ve yaşlanma süreçlerinin yönetiminde önemli rol oynayan bölgelerden biri olarak biliniyor. Araştırmacılar, Menin seviyesindeki azalmanın özellikle bu bölgede belirgin hale geldiğini ifade etti.Menin proteini azaldığında yaşlanma belirtileri ortaya çıktıAraştırmada Menin seviyesinin düşürüldüğü genç farelerde yaşlanmayla ilişkilendirilen bazı etkiler gözlemlendi. Bu farelerde hafıza sorunları, denge kaybı, kemik yoğunluğunda azalma ve daha kısa yaşam süresi gibi belirtilerin ortaya çıktığı aktarıldı.Bilim insanları, bu bulguların Menin proteininin yaşlanma sürecinde önemli bir rol oynayabileceğine işaret ettiğini belirtti. Ancak çalışmanın fareler üzerinde yapıldığı ve sonuçların insanlar için henüz doğrudan doğrulanmadığı özellikle vurgulandı.D-serin adlı amino asit de araştırmada öne çıktıÇalışmada Menin proteininin azalmasıyla birlikte D-serin adlı amino asidin seviyesinde de düşüş görüldü. Araştırmacılar, D-serinin öğrenme ve hafızayla bağlantılı sinir iletişiminde önemli bir rol oynadığını ifade etti.D-serinin doğal olarak bazı besinlerde bulunduğu belirtildi. Soya fasulyesi, yumurta, balık ve kuruyemiş gibi gıdalar, bu amino asidin doğal kaynakları arasında gösterildi. Araştırmada, Menin proteini ile D-serin arasındaki ilişki, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin anlaşılması açısından önemli bir başlık olarak değerlendirildi.Yaşlı farelerde hafıza ve öğrenme becerileri iyileştiBilim insanları, yaşlı farelerin beynine yeniden Menin proteini verilmesinin ardından dikkat çekici sonuçlar elde etti. Araştırmada, Menin takviyesi yapılan farelerde öğrenme, hafıza ve denge becerilerinde iyileşme gözlemlendi.Bu sonuç, beyindeki belirli protein seviyelerinin yaşlanma sürecinde düşündüğümüzden daha etkili olabileceği yorumlarını beraberinde getirdi. Araştırmacılar, Menin proteininin yeniden artırılmasının yalnızca zihinsel işlevlerde değil, bazı fiziksel yaşlanma belirtilerinde de olumlu etkiler oluşturduğunu aktardı.D-serin takviyesi bilişsel performansı artırdıAraştırmada yalnızca D-serin takviyesi verilen yaşlı farelerde de bilişsel performansın arttığı belirtildi. Ancak bu takviyenin fiziksel yaşlanma belirtileri üzerinde Menin proteini kadar güçlü bir etki göstermediği ifade edildi.Bu bulgu, D-serinin özellikle öğrenme ve hafıza süreçleriyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Buna karşın araştırmacılar, fiziksel yaşlanma belirtilerinin daha karmaşık süreçlerle bağlantılı olduğunu ve yalnızca D-serin takviyesiyle aynı ölçüde değişmediğini belirtti.Bulgular insanlar üzerinde henüz doğrulanmadıUzmanlar, araştırmanın umut verici sonuçlar ortaya koymasına rağmen bulguların insanlar üzerinde henüz doğrulanmadığını vurguluyor. Çalışmanın yalnızca fareler üzerinde yapılmış olması nedeniyle, Menin proteini ya da D-serin takviyesinin insanlarda aynı etkiyi gösterip göstermeyeceği bilinmiyor.Bu nedenle araştırmacılar, sonuçların yaşlanmayı durduracak ya da tersine çevirecek kesin bir yöntem olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ancak bulgular, beynin yaşlanma sürecini sanılandan daha aktif biçimde yönetebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.Beynin yaşlanmadaki rolü yeniden gündemdeAraştırma, yaşlanmanın yalnızca vücuttaki genel yıpranmayla değil, beynin belirli bölgelerinde meydana gelen biyolojik değişimlerle de ilişkili olabileceğini gösterdi. Menin proteini ve D-serin üzerine elde edilen bulgular, yaşlanmaya bağlı hafıza kaybı, öğrenme güçlüğü ve denge sorunları gibi başlıkların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini ortaya koydu.Bilim insanlarına göre bu alandaki çalışmalar ilerledikçe, yaşlanma sürecini etkileyen beyin mekanizmaları daha net anlaşılabilir. Şimdilik araştırma, yaşlanmanın biyolojik temellerine dair yeni bir kapı aralarken, insanlarda yapılacak çalışmaların sonuçları merakla bekleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Küresel ruh sağlığı alarmı: Her 7 kişiden biri ruhsal bozuklukla mücadele ediyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/kuresel-ruh-sagligi-alarmi-her-7-kisiden-biri-ruhsal-bozuklukla-mucadele-ediyor/412142</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/kuresel-ruh-sagligi-alarmi-her-7-kisiden-biri-ruhsal-bozuklukla-mucadele-ediyor/412142</guid>
            
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 11:09:25 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2835-kuresel-ruh-sagligi-alarmi-her-7-kisiden-biri-ruhsal-bozuklukla-mucadele-ediyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2835-kuresel-ruh-sagligi-alarmi-her-7-kisiden-biri-ruhsal-bozuklukla-mucadele-ediyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Küresel ruh sağlığı alarmı: Her 7 kişiden biri ruhsal bozuklukla mücadele ediyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/kuresel-ruh-sagligi-alarmi-her-7-kisiden-biri-ruhsal-bozuklukla-mucadele-ediyor/412142"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2835-kuresel-ruh-sagligi-alarmi-her-7-kisiden-biri-ruhsal-bozuklukla-mucadele-ediyor.jpg" /></a>
               Yeni araştırmaya göre dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan ruhsal bozukluklardan etkileniyor. En keskin artışın anksiyete bozuklukları ve majör depresif bozuklukta görüldüğü belirtilirken, ruh sağlığı yükünün özellikle gençlerde arttığı vurgulandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Yeni yayımlanan araştırma, dünyada ruh sağlığı sorunlarının ulaştığı boyutu bir kez daha gündeme taşıdı. Araştırmada, en yaygın ve en tehditkar hastalıklar arasında yalnızca ebola ya da hantavirüs gibi bulaşıcı hastalıkların değil, ruh sağlığı bozukluklarının da öne çıktığı belirtildi. Verilere göre her 7 kişiden biri ruhsal bir bozukluktan etkileniyor.Araştırmada, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insanın bir ruhsal bozukluğa sahip olduğu kaydedildi. Bu sayının 1990 yılına kıyasla yüzde 95’lik bir artışa işaret ettiği belirtildi. İncelenen 12 ruhsal bozukluk içinde en dikkat çekici yükselişin ise anksiyete bozuklukları ve majör depresif bozuklukta görüldüğü aktarıldı.En hızlı artış anksiyete ve depresyonda görüldüAraştırmaya göre anksiyete bozukluklarında yüzde 158, majör depresif bozuklukta ise yüzde 131 oranında artış yaşandı. Bu iki rahatsızlık, artık dünyanın en yaygın ruhsal hastalıkları arasında gösteriliyor.İncelenen ruhsal bozukluklar arasında anksiyete bozuklukları, majör depresif bozukluk, distimi, bipolar bozukluk, şizofreni, otizm spektrum bozuklukları, davranım bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, nedeni bilinmeyen gelişimsel zihinsel yetersizlik ve diğer ruhsal bozuklukları kapsayan rezidüel kategori yer aldı.Kadınlar ve erkeklerde farklı risk başlıkları öne çıktıAraştırmada ruhsal bozuklukların görülme sıklığındaki artışın toplum genelinde eşit dağılmadığı vurgulandı. İncelenen 12 durumun çoğunun kadınlarda daha yaygın görüldüğü belirtildi. Depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, anoreksiya ve bulimia kadınları daha fazla etkileyen başlıklar arasında yer aldı.Erkeklerde ise dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, otizm ve saldırganlık ya da itaatsizlik biçiminde ortaya çıkan davranım bozukluğunun daha yaygın olduğu ifade edildi. DEHB’de yüzde 1,8’lik düşüş kaydedilirken, bazı bozukluklarda da azalma olduğu belirtildi. Buna karşın genel tablo, ruhsal bozuklukların önemli bölümünde artış yaşandığını gösterdi.En yüksek ruh sağlığı yükü 15-19 yaş grubundaAraştırmanın en dikkat çeken sonuçlarından biri gençlerle ilgili oldu. Verilere göre ruhsal bozukluklar en çok 15-19 yaş arasındaki kişilerde görülüyor. Böylece ilk kez bu yaş grubunun en yüksek ruh sağlığı yükünü taşıdığı ortaya kondu.Çalışma 204 ülke ve bölgede yürütüldü. Dünya genelinde artış saptanırken, en fazla etkilenen bölgelerin Batı ülkeleri olduğu belirtildi. Araştırmacılar ruhsal hastalıkların neden olduğu sağlıklı yaşam yılı kaybını da değerlendirdi. Bu kapsamda Hollanda’da her 100 bin kişide 3 bin 555, Vietnam’da ise bin 302 ruhsal hastalık vakası bulunduğu aktarıldı.Gelişmiş ülkelerde oran daha yüksekOrta düzeyde gelişmiş ülkelerde genel ortalamanın her 100 bin kişide yaklaşık bin 853 ruhsal hastalık vakası olduğu belirtildi. Yüksek düzeyde gelişmiş ülkelerde ise bu oranın yaklaşık 2 bin 184’e çıktığı kaydedildi.Uzmanlara göre artışın arkasında tek bir neden bulunmuyor. Ruhsal hastalıklara yönelik damgalamanın azalmasıyla birlikte insanların yaşadıkları sorunları daha açık ifade etmeye başladığı belirtiliyor. Bunun yanında bazı uzmanlar, ruhsal bozukluklarda aşırı teşhis tartışmasına da dikkat çekiyor.Aşırı teşhis ve ilaç kullanımı tartışmasıAraştırmada ruh sağlığı vakalarındaki yükselişin yalnızca hastalıkların artışıyla açıklanamayabileceği de değerlendirildi. İngiltere’de ruh sağlığı vakalarının 2013 ile 2025 yılları arasında iki kattan fazla arttığı belirtilirken, otizm ve DEHB vakalarının bu yükselişte önemli rol oynadığı ifade edildi.Bazı uzmanlar, ruhsal bozukluk tanımlarının genişlemesiyle geçmişte normal kabul edilen davranışların zamanla patolojik hale getirilebildiğini savunuyor. Bu tartışmanın yanında antidepresan kullanımındaki artış da dikkat çekiyor. İngiltere’de nüfusun önemli bir bölümüne antidepresan reçetesi yazıldığı, Avrupa Birliği ve ABD’de de kullanım oranlarının yükseldiği kaydediliyor.Sosyal medya ve modern yaşam etkisi tartışılıyorAraştırmada ruhsal hastalık oranlarının özellikle Covid-19 pandemisi sonrasında keskin biçimde yükseldiği belirtildi. Sosyal medya kullanımının da özellikle gençlerde depresyon, anksiyete ve yeme bozukluklarıyla bağlantılı olduğuna yönelik bilimsel görüşlerin güçlendiği ifade ediliyor.Günde üç saatten fazla sosyal medya kullanan ergenlerde anksiyete ve depresyon riskinin arttığına dikkat çekilirken, gençlerin önemli bir bölümünün sosyal medyanın ruh sağlıkları üzerinde olumsuz etkisi olduğunu düşündüğü aktarıldı.Modern yaşam biçimi de ruh sağlığı tartışmalarında öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Hareketsizlik, sosyal izolasyon, uyku eksikliği, güneş ışığından yoksunluk, aşırı bilgi akışı ve sürekli olumsuz haberlerle karşılaşmanın ruhsal yükü artırabileceği değerlendiriliyor. Araştırma, ruh sağlığının yalnızca bireysel değil, toplumsal ve küresel ölçekte ele alınması gereken önemli bir başlık haline geldiğini ortaya koyuyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Kadir İnanır entübe edilmişti: Yeğeni Levent İnanır son durumunu açıkladı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/kadir-inanir-entube-edilmisti-yegeni-levent-inanir-son-durumunu-acikladi/412126</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/kadir-inanir-entube-edilmisti-yegeni-levent-inanir-son-durumunu-acikladi/412126</guid>
            
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/65-kadir-inanir-entube-edildi-yegeni-levent-inanir-son-durumunu-acikladi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/65-kadir-inanir-entube-edildi-yegeni-levent-inanir-son-durumunu-acikladi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Kadir İnanır entübe edilmişti: Yeğeni Levent İnanır son durumunu açıkladı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/kadir-inanir-entube-edilmisti-yegeni-levent-inanir-son-durumunu-acikladi/412126"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/65-kadir-inanir-entube-edildi-yegeni-levent-inanir-son-durumunu-acikladi.jpg" /></a>
               Zatürre teşhisiyle yoğun bakımda tedavi gören Yeşilçam’ın usta ismi Kadir İnanır’ın entübe edildiği öğrenildi. Sanatçının yeğeni Levent İnanır, amcasının sağlık durumuna ilişkin açıklama yaparak sevenlerinden dua beklediklerini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasında yer alan Kadir İnanır’dan gelen haber, sanat dünyasında ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı. Bir süredir zatürre teşhisi nedeniyle hastanede yoğun bakımda tedavi gören usta oyuncunun sağlık durumunun ağırlaşması üzerine entübe edildiği bildirildi.Yeşilçam’ın efsane jönlerinden biri olarak hafızalara kazınan Kadir İnanır’ın tedavi süreci yakından takip ediliyor. Hastaneden gelecek iyi haberler beklenirken, sanatçının ailesi ve sevenleri umutlu bekleyişini sürdürüyor.Zatürre nedeniyle yoğun bakımda tedavi görüyorduKadir İnanır’ın bir süredir zatürre teşhisiyle hastanede tedavi altında olduğu biliniyordu. Yoğun bakımda takip edilen usta sanatçının solunum sıkıntısı yaşaması üzerine doktorların entübasyon kararı aldığı belirtildi.Sanatçının durumunun ağırlaşması, hem sinema camiasında hem de hayranları arasında endişeye neden oldu. Uzun yıllardır Türk sinemasına damga vuran rolleriyle geniş bir hayran kitlesine sahip olan İnanır için sosyal medyada da çok sayıda destek ve geçmiş olsun mesajı paylaşıldı.Levent İnanır’dan açıklama: “Yeterince oksijen alamıyor”Kadir İnanır’ın sağlık durumuna ilişkin açıklama, yeğeni Levent İnanır’dan geldi. Amcasının tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Levent İnanır, usta oyuncunun solunum problemi yaşadığını söyledi.Levent İnanır, amcasının yeterince oksijen alamadığını belirterek, bu durumun kan değerlerini etkilediğini ifade etti. Ailenin umutlu olduğunu dile getiren İnanır, “İyi olacak diye ümit ediyoruz, Allah sevenlerine bağışlayacaktır” sözleriyle sevenlerinden dua beklediklerini aktardı.Bu açıklama, Kadir İnanır’ın sağlık durumunu merak eden hayranları tarafından yakından takip edildi. Usta sanatçının tedavisinin doktor kontrolünde sürdüğü belirtildi.Entübe edilmeden önceki sözleri duygulandırdıKadir İnanır’ın entübe edilmeden önce yeğeni Levent İnanır ile yaptığı konuşma da sevenlerini duygulandırdı. Levent İnanır, amcasının bilinci açıkken ailesiyle ilgilenmeyi sürdürdüğünü ve o zor anlarda bile espri yapmayı ihmal etmediğini anlattı.Levent İnanır, son görüşmelerinde Kadir İnanır’ın rahatsız olan annesini sorduğunu belirtti. Bunun üzerine kendisinin, “Ablanı bırak, sen iyi ol” dediğini aktaran İnanır, amcasının o sırada moralini koruduğunu söyledi.Usta sanatçının entübe edilmeden önce yaptığı espri ise duygusal anlara neden oldu. Levent İnanır, Kadir İnanır’ın “Beni çıkarın, Levent’i yatırın” dediğini aktararak, amcasının en zor anlarında bile çevresine moral vermeye çalıştığını ifade etti.Yeşilçam’ın usta ismi için umutlu bekleyişKadir İnanır, Türk sinemasında iz bırakan kariyeri ve unutulmaz karakterleriyle milyonların sevgisini kazanmış isimlerden biri olarak biliniyor. Usta oyuncunun hastanedeki yaşam mücadelesi, sevenleri tarafından büyük bir dikkatle takip ediliyor.Ailesinin açıklamalarına göre doktorlar, Kadir İnanır’ın sağlık durumunu yakından izliyor. Yoğun bakımda tedavisi süren sanatçının durumunun stabil hale getirilmesi için sağlık ekibinin yoğun çaba gösterdiği bildirildi.Kadir İnanır’ın entübe edildiği haberinin ardından sanat dünyasından ve hayranlarından geçmiş olsun mesajları gelmeye devam ediyor. Sevenleri, usta oyuncudan gelecek iyi haberleri beklerken, ailesi de umutlarını koruduklarını belirtiyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Haluk Levent Hastaneye Kaldırıldı: Ünlü Sanatçı Yoğun Bakımda Gözetim Altında</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/haluk-levent-hastaneye-kaldirildi-unlu-sanatci-yogun-bakimda-gozetim-altinda/412076</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/haluk-levent-hastaneye-kaldirildi-unlu-sanatci-yogun-bakimda-gozetim-altinda/412076</guid>
            
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3477-haluk-levent-hastaneye-kaldirildi-unlu-sanatci-yogun-bakimda-gozetim-altinda.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3477-haluk-levent-hastaneye-kaldirildi-unlu-sanatci-yogun-bakimda-gozetim-altinda.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Haluk Levent Hastaneye Kaldırıldı: Ünlü Sanatçı Yoğun Bakımda Gözetim Altında ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/haluk-levent-hastaneye-kaldirildi-unlu-sanatci-yogun-bakimda-gozetim-altinda/412076"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3477-haluk-levent-hastaneye-kaldirildi-unlu-sanatci-yogun-bakimda-gozetim-altinda.jpg" /></a>
               Eskişehir konserinin ardından rahatsızlanan Haluk Levent, Ankara’da hastaneye kaldırıldı. Mide kanaması teşhisi konulan sanatçının sağlık durumunun kontrol altında olduğu açıklandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Ünlü sanatçı Haluk Levent, Eskişehir’de verdiği konserin ardından rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. “Elfida”, “Yollarda Bulurum Seni” ve “Aşkın Mapushane” gibi sevilen şarkılarıyla tanınan Levent’in, Eskişehir’de düzenlenen Kültür Yolu Festivali kapsamında sahne aldığı öğrenildi.Konser programının ardından AFAD ile gerçekleştireceği toplantı için yola çıkan Haluk Levent’in, bu sırada fenalaştığı belirtildi. Rahatsızlanan sanatçıya ilk müdahale yapılırken, daha sonra Ankara’daki Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldığı bildirildi.Mide Kanaması Teşhisi Konuldu57 yaşındaki sanatçı Haluk Levent’in hastanede yapılan kontrollerinde mide kanaması geçirdiği belirlendi. Doktorların ilk müdahalesinin ardından Levent’in yoğun bakıma alındığı ve tedavisinin burada sürdüğü öğrenildi.Sanatçının sağlık durumunun yakından takip edildiği ifade edildi. Hastanede gözetim altında tutulan Haluk Levent’in tedavi sürecine ilişkin gelişmeler, sevenleri ve kamuoyu tarafından dikkatle izleniyor.Yoğun Bakımda Gözetim Altında TutuluyorHaluk Levent’in mide kanaması teşhisi sonrası yoğun bakıma alınması, sanatçının sevenleri arasında endişeye neden oldu. Ancak yapılan açıklamalarda sağlık durumunun kontrol altında olduğu vurgulandı.Tedavisinin doktorlar tarafından sürdürüldüğü belirtilen Levent’in, hastanedeki takip sürecinin devam ettiği aktarıldı. Sanatçının sağlık durumuna ilişkin net ve güncel bilgilerin resmi açıklamalar doğrultusunda paylaşılacağı ifade edildi.AHBAP Derneği’nden Açıklama GeldiHaluk Levent’in genel başkanlığını yaptığı AHBAP Derneği, sosyal medyada yer alan iddiaların ardından sanatçının sağlık durumuna ilişkin resmi açıklama yaptı. Dernek, sürecin yakından takip edildiğini ve Levent’in sağlık durumunun kontrol altında olduğunu duyurdu.AHBAP tarafından yapılan açıklamada, Haluk Levent’in sağlık durumuyla ilgili çeşitli haber ve paylaşımların gündeme geldiği belirtilerek, kamuoyunun yalnızca resmi kaynaklardan yapılacak bilgilendirmeleri dikkate alması istendi.“Sağlık Durumu Kontrol Altında”AHBAP Derneği açıklamasında, “Genel başkanımız Haluk Levent’in sağlık durumuyla ilgili çeşitli haberler ve paylaşımlar gündeme gelmektedir. Sürecin takip edildiğini ve sağlık durumunun kontrol altında olduğunu sizlerle paylaşmak isteriz” ifadelerine yer verildi.Açıklamada ayrıca, derneğe ulaşan net ve güncel bilgiler doğrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceği belirtildi. Resmi kaynaklar dışındaki paylaşımlara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.Sevenleri Gelişmeleri Yakından Takip EdiyorHaluk Levent’in hastaneye kaldırıldığı haberinin ardından sanatçının sağlık durumuna ilişkin gelişmeler merak konusu oldu. Hem müzik kariyeri hem de AHBAP Derneği aracılığıyla yürüttüğü yardım çalışmalarıyla geniş bir kitle tarafından takip edilen Levent için çok sayıda geçmiş olsun mesajı paylaşıldı.Sanatçının tedavisi Ankara’daki Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde sürerken, sağlık durumuna ilişkin yeni bilgilerin resmi açıklamalarla kamuoyuna duyurulması bekleniyor. AHBAP Derneği de yaptığı açıklamada, Haluk Levent’e geçmiş olsun dileklerini iletti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>AB’nin Pestisit Azaltma Hedefi Zora Girdi: Glifosat Tartışması Yeniden Gündemde</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/abnin-pestisit-azaltma-hedefi-zora-girdi-glifosat-tartismasi-yeniden-gundemde/412067</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/abnin-pestisit-azaltma-hedefi-zora-girdi-glifosat-tartismasi-yeniden-gundemde/412067</guid>
            
            <pubDate>Wed, 20 May 2026 13:54:54 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/1608-abnin-pestisit-azaltma-hedefi-zora-girdi-glifosat-tartismasi-yeniden-gundemde.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/1608-abnin-pestisit-azaltma-hedefi-zora-girdi-glifosat-tartismasi-yeniden-gundemde.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ AB’nin Pestisit Azaltma Hedefi Zora Girdi: Glifosat Tartışması Yeniden Gündemde ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/abnin-pestisit-azaltma-hedefi-zora-girdi-glifosat-tartismasi-yeniden-gundemde/412067"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/1608-abnin-pestisit-azaltma-hedefi-zora-girdi-glifosat-tartismasi-yeniden-gundemde.jpg" /></a>
               Avrupa Birliği’nin 2030’a kadar pestisit kullanımını azaltma hedefi belirsizliğe sürüklenirken, tehlikeli kimyasalların satışındaki artış çevre örgütlerinin tepkisini çekti. Glifosat başta olmak üzere tartışmalı pestisitlerin kalıcı onay alabileceği iddiası endişeleri artırdı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Avrupa Birliği’nin uzun süredir gündeminde olan pestisit kullanımını azaltma hedefi, son gelişmelerle birlikte yeniden tartışma konusu oldu. AB, tarımda kullanılan kimyasal pestisitlerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla 2030’a kadar kullanımı yarıya indirmeyi hedeflemişti. Ancak bu hedefe ilişkin bağlayıcı düzenlemenin rafa kaldırılması, sürecin geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.Yeni tartışmaların odağında ise glifosat gibi uzun süredir sağlık ve çevre açısından eleştirilen kimyasallar bulunuyor. Avrupa Komisyonu’nun, şirketler üzerindeki bürokratik yükü azaltmak amacıyla çoğu pestisit için kalıcı onay verilmesini değerlendirdiği belirtiliyor. Bu ihtimal, çevre örgütlerinin tepkisini çekmiş durumda.Tehlikeli Pestisit Satışlarında Artış YaşandıSon veriler, Avrupa Birliği’nde pestisit satışlarının yeniden yükselişe geçtiğini ortaya koydu. 2024 yılına ait verilere göre özellikle insan sağlığı ve çevre açısından riskli kabul edilen kimyasalların satışlarında dikkat çekici bir artış yaşandı.Riskli kimyasalların satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 27 arttığı belirtildi. Bu artışın en fazla görüldüğü ülkeler arasında İspanya, Polonya, Macaristan, Litvanya ve Slovakya yer aldı. Pestisit satışlarındaki yükseliş, AB’nin azaltım hedefleriyle mevcut tablo arasındaki çelişkiyi bir kez daha gündeme taşıdı.Çevre örgütleri, bu gidişatın yalnızca tarım alanlarını değil, insan sağlığını, ekosistemleri ve canlı yaşamını da tehdit ettiğini savunuyor.Glifosat Satışları Yeniden Tartışma YarattıTartışmalı pestisitlerden biri olan glifosat, son verilerle birlikte yeniden gündeme geldi. Yabani otları yok etmek amacıyla dünya genelinde yaygın olarak kullanılan glifosatın satışlarının 2015-2024 döneminde yüzde 44’ten fazla arttığı ifade edildi.Glifosat, bazı araştırmalarda kanser riskiyle ilişkilendirildiği için uzun süredir sağlık ve çevre tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle söz konusu kimyasalın kalıcı hale gelme ihtimali, çevre örgütleri ve uzmanlar tarafından endişeyle karşılanıyor.Pestisitlerin yalnızca tarımsal üretimde kullanılan kimyasallar olmadığına dikkat çeken çevre örgütleri, bu maddelerin nehirler, yer altı suları ve canlı türleri üzerinde de etkili olabileceğini vurguluyor.Çevre Örgütlerinden Kalıcı Onay TepkisiAvrupa Komisyonu’nun pestisitler için kalıcı onay ihtimalini değerlendirmesi, çevre örgütlerinin tepkisine neden oldu. Uluslararası Pestisit Eylem Ağı temsilcilerinden Manon Rouby, bu yaklaşımın pestisit kullanımı ile insan sağlığı üzerindeki etkiler arasındaki bağlantıyı zayıflatacağını söyledi.Almanya merkezli Ekoloji Enstitüsü araştırmacılarından Lindsey Hendricks-Franco ise bağlayıcı olmayan hedeflerin pestisit kullanımını azaltmada etkili olmayacağını savundu. Çevre örgütlerine göre AB’nin pestisit kullanımını düşürme hedefinin sonuç verebilmesi için daha net, bağlayıcı ve uygulanabilir düzenlemelere ihtiyaç var.Nehirlerde Pestisit Kalıntıları Güvenli Sınırları AştıAraştırmalar, Avrupa’daki birçok nehirde pestisit kalıntılarının güvenli kabul edilen sınırların üzerine çıktığını gösteriyor. 2023 verilerine göre yalnızca Litvanya ve Slovenya’nın önerilen seviyelerin altında kaldığı belirtildi.Danimarka, Letonya ve Macaristan’da ise pestisit yoğunluklarının hızla arttığı ifade edildi. Bu tablo, pestisit kullanımının yalnızca tarım alanlarıyla sınırlı kalmadığını, su kaynakları ve doğal yaşam üzerinde de baskı oluşturduğunu ortaya koyuyor.Uzmanlardan Biyolojik Çeşitlilik ve Gıda Güvenliği UyarısıUzmanlar, pestisitlerin biyolojik çeşitlilik kaybını hızlandırabileceği konusunda uyarıyor. 2022 tarihli BM raporunda pestisitlerin arılar, kuşlar ve su canlıları üzerinde ciddi zararlar oluşturabileceği belirtilmişti.Pestisit kalıntılarının ekosistemler üzerindeki etkisinin uzun vadede daha görünür hale gelebileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca çevresel dengeleri değil, gelecekte gıda güvenliğini de baskı altına alabilir.AB’nin pestisit kullanımını azaltma hedefinin durma noktasına gelmesi ve tehlikeli kimyasallardaki satış artışı, önümüzdeki dönemde Avrupa’da tarım, çevre ve halk sağlığı politikalarının en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecek. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Diş Hekimliğinde DUS Alarmı: Aday Sayısı Artıyor, Uzmanlık Kontenjanları Yetersiz Kalıyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/dis-hekimliginde-dus-alarmi-aday-sayisi-artiyor-uzmanlik-kontenjanlari-yetersiz-kaliyor/411991</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/dis-hekimliginde-dus-alarmi-aday-sayisi-artiyor-uzmanlik-kontenjanlari-yetersiz-kaliyor/411991</guid>
            
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 15:36:09 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/1786-dis-hekimliginde-dus-alarmi-aday-sayisi-artiyor-uzmanlik-kontenjanlari-yetersiz-kaliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/1786-dis-hekimliginde-dus-alarmi-aday-sayisi-artiyor-uzmanlik-kontenjanlari-yetersiz-kaliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Diş Hekimliğinde DUS Alarmı: Aday Sayısı Artıyor, Uzmanlık Kontenjanları Yetersiz Kalıyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/dis-hekimliginde-dus-alarmi-aday-sayisi-artiyor-uzmanlik-kontenjanlari-yetersiz-kaliyor/411991"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/1786-dis-hekimliginde-dus-alarmi-aday-sayisi-artiyor-uzmanlik-kontenjanlari-yetersiz-kaliyor.jpg" /></a>
               Türkiye’de diş hekimliği mezun sayısındaki hızlı artışa karşın DUS uzmanlık kontenjanlarının sınırlı kalması, genç diş hekimleri arasında mağduriyet yarattı. Aday sayısının son 3 yılda yaklaşık yüzde 200 arttığı belirtilirken, kontenjanların aynı hızla yükselmemesi sağlık planlaması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Türkiye’de diş hekimliği eğitimi ve kamu sağlığı istihdamı, son dönemde uzmanlık kontenjanları üzerinden yeniden tartışma konusu oldu. Diş hekimliği fakültelerinden mezun olan hekim sayısının hızla artmasına rağmen, Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nda kontenjanların aynı oranda artırılmaması binlerce genç hekimin tepkisine neden oluyor.Resmi ÖSYM verilerine dayandırılan bilgilere göre, son 3 yıl içinde DUS’a başvuran aday sayısı 3 bin 270 seviyesinden yaklaşık 10 bin seviyesine yükseldi. Bu artış, yaklaşık yüzde 200’lük bir büyümeye işaret ederken, uzmanlık kontenjanlarının aday sayısındaki artışa paralel şekilde artırılmadığı belirtiliyor.Her 11 Hekimden Sadece 1’i Uzmanlık Kadrosuna YerleşebiliyorDUS sürecinde yaşanan en önemli sorunlardan biri, aday sayısı ile kontenjanlar arasındaki farkın giderek açılması olarak gösteriliyor. Paylaşılan verilere göre toplam uzmanlık kontenjanı 897 olarak belirlenirken, bu sayı başvuran aday sayısıyla kıyaslandığında ciddi bir yetersizlik tablosu ortaya çıkarıyor.2023 yılında sınava giren her 5 diş hekiminden biri uzmanlık kadrosuna yerleşebilirken, güncel tabloda bu oranın her 11 hekimden yalnızca 1’ine kadar gerilediği ifade ediliyor. Bu durum, yüksek puan alan ve başarılı olan çok sayıda hekimin kontenjan darlığı nedeniyle uzmanlık eğitimine başlayamamasına yol açıyor.Diş hekimleri, mevcut tablonun yalnızca bireysel bir kariyer sorunu olmadığını, aynı zamanda sağlık sisteminin geleceğini ilgilendiren yapısal bir planlama problemi olduğunu savunuyor.Mezun Sayısı Artarken Kontenjanlar Neden Yetersiz Kalıyor?Diş hekimliği fakültelerinin sayısının ve mezun kapasitesinin son yıllarda artması, uzmanlık eğitimine olan talebi de yükseltti. Ancak uzmanlık kontenjanlarının bu artışa uygun biçimde planlanmaması, DUS’a hazırlanan hekimler açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor.Özellikle kamu sağlığı hizmetlerinde uzman diş hekimlerine duyulan ihtiyacın sürdüğü belirtilirken, kontenjanların sınırlı tutulması eleştiriliyor. Hekimler, eğitim planlaması ile istihdam politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.MHRS’de Diş Hekimliği Yoğunluğu Dikkat ÇekiyorDiş hekimliği alanındaki kontenjan tartışması, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi açısından da önem taşıyor. MHRS verilerine göre diş hekimliği, vatandaşların en fazla randevu talep ettiği ve yoğunluk yaşanan branşlar arasında yer alıyor.Randevu talebinin yüksek olduğu bir alanda uzman diş hekimi yetiştirilmesine yönelik kontenjanların sınırlı kalması, kamu sağlık hizmetlerinin etkinliği açısından soru işaretleri oluşturuyor. Özellikle çocuk diş hekimliği olarak bilinen Pedodonti ile Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi gibi kritik uzmanlık alanlarında kontenjanların artırılması gerektiği ifade ediliyor.Kritik Branşlarda Kontenjan Artışı TalebiDiş hekimleri, Pedodonti ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi gibi alanların toplum sağlığı açısından özel önem taşıdığına dikkat çekiyor. Çocukların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimi, cerrahi müdahale gerektiren vakaların zamanında tedavi edilmesi ve kamuda uzman hekim ihtiyacının karşılanması için bu branşlarda daha güçlü bir planlama yapılması gerektiği belirtiliyor.Uzmanlık kontenjanlarının mevcut ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmesi, hem genç hekimlerin yaşadığı mağduriyetin azaltılması hem de vatandaşların nitelikli sağlık hizmetine erişiminin güçlendirilmesi açısından önemli görülüyor.Genç Diş Hekimleri Çözüm BekliyorDUS’a hazırlanan binlerce diş hekimi, yüksek başarı göstermelerine rağmen sınırlı kontenjanlar nedeniyle uzmanlık eğitimine yerleşememekten şikâyet ediyor. Adaylar, mevcut sistemin emek ve başarıyı yeterince karşılamadığını belirterek daha adil ve ihtiyaç odaklı bir kontenjan planlaması yapılmasını talep ediyor.Diş hekimliği alanında yaşanan bu tablo, yalnızca sınava giren adayların değil, sağlık sisteminin tamamının geleceğini ilgilendiriyor. Mezun sayısı, uzmanlık eğitimi, kamu istihdamı ve vatandaşların randevu talepleri birlikte ele alındığında, DUS kontenjanlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki çağrılar güçleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Takviye Edici Gıdalarda Yeni Denetim Dönemi Başlıyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/takviye-edici-gidalarda-yeni-denetim-donemi-basliyor/411961</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/takviye-edici-gidalarda-yeni-denetim-donemi-basliyor/411961</guid>
            
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 12:12:50 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/7311-takviye-edici-gidalarda-yeni-denetim-donemi-basliyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/7311-takviye-edici-gidalarda-yeni-denetim-donemi-basliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Takviye Edici Gıdalarda Yeni Denetim Dönemi Başlıyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/takviye-edici-gidalarda-yeni-denetim-donemi-basliyor/411961"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/7311-takviye-edici-gidalarda-yeni-denetim-donemi-basliyor.jpg" /></a>
               Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa teklifi taslağıyla takviye edici gıda ürünlerine yönelik denetim süreci yeniden düzenleniyor. Mevcut ürünler için 6 ay içinde yeniden başvuru zorunluluğu gündeme gelecek. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Takviye edici gıda sektöründe yeni bir denetim döneminin kapısı aralanıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa teklifi taslağıyla, piyasada bulunan takviye edici gıda ürünlerine ilişkin kontrol ve onay süreçlerinin yeniden şekillendirilmesi hedefleniyor. Düzenleme taslağı, ürünlerin içeriğinden satışına, tanıtımından hangi kurumun denetimine gireceğine kadar pek çok başlıkta yeni bir sistem öngörüyor.Taslakla birlikte sektörde daha kapsamlı ve sıkı bir denetim mekanizmasının kurulması planlanıyor. Özellikle tüketicilerin doğrudan kullandığı takviye edici gıdalarda denetim süreçlerinin netleştirilmesi, ürün güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.Yeni Komisyon KurulacakHazırlanan taslağa göre “Takviye Edici Gıda Değerlendirme ve Belirleme Komisyonu” adıyla yeni bir yapı oluşturulacak. Bu komisyon, piyasadaki ürünlerin içeriklerini ve etken maddelerini inceleyecek.Komisyonun en önemli görevlerinden biri, her ürünün hangi bakanlığın denetim ve onay sürecine tabi olacağını belirlemek olacak. Böylece takviye edici gıda olarak piyasada yer alan ürünlerin sınıflandırılması ve denetim yetkisinin netleştirilmesi amaçlanıyor.Yeni sistemle birlikte ürünlerin yalnızca piyasaya sunulması değil, içerik yapısı ve etken maddeleri de daha ayrıntılı şekilde değerlendirilecek. Bu durum, takviye edici gıda sektöründe daha kontrollü bir sürecin başlamasına zemin hazırlayacak.Tablet ve Kapsül Formundaki Ürünlere Yakın TakipYeni düzenlemede özellikle tablet, kapsül ve ilaca benzer formlarda satışa sunulan ürünler dikkat çekiyor. Taslakta, bu tür ürünlerin daha sıkı denetim altında tutulması planlanıyor.İlaca benzer şekilde tüketiciye sunulan takviye edici gıdaların hangi kapsamda değerlendirileceği, kurulacak komisyonun yapacağı incelemelerle netleşecek. Bu süreçte ürünlerin etken maddeleri, kullanım şekilleri ve piyasadaki sunum biçimleri önem taşıyacak.Sağlık Bakanlığı’nın yetki alanına giren ürünlerde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun doğrudan idari yaptırım uygulayabilmesi de taslakta yer alan başlıklar arasında bulunuyor. Bu sayede üretimden satışa kadar olan süreçlerde daha etkili bir kontrol mekanizması kurulması hedefleniyor.Üretimden Satışa Kadar Denetimler GenişletilecekTaslak düzenlemeyle takviye edici gıda denetiminin kapsamı da genişletilecek. Denetimlerin yalnızca ürün onayıyla sınırlı kalmayıp üretim, ithalat, satış ve tanıtım süreçlerini de kapsaması öngörülüyor.Bu kapsamda özellikle tüketiciyi yanıltabilecek tanıtımlar ve ürün içerikleri daha yakından takip edilecek. Takviye edici gıdaların pazarlanması sırasında kullanılan ifadeler, ürünlerin niteliği ve tüketiciye sunulan bilgiler denetim sürecinin önemli başlıkları arasında yer alacak.Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte sektörde faaliyet gösteren firmaların ürünleri için yeni değerlendirme süreçlerine uyum sağlaması gerekecek. Böylece takviye edici gıda alanında daha şeffaf ve kontrollü bir yapı oluşturulması amaçlanıyor.Mevcut Ürünler İçin 6 Ay İçinde Yeniden Başvuru ŞartıTaslakta yer alan en dikkat çekici düzenlemelerden biri, hali hazırda piyasada bulunan takviye edici gıda ürünleriyle ilgili oldu. Buna göre düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından mevcut ürünler için yeniden başvuru zorunluluğu getirilecek.Piyasada bulunan tüm takviye edici gıda ürünlerinin, yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde yeni kurulacak komisyona başvurması gerekecek. Süresi içinde başvuru yapmayan ürünlerin onayları ise iptal edilecek.Bu düzenleme, yalnızca yeni ürünleri değil, daha önce onay almış ve satışta olan ürünleri de kapsayacak. Böylece mevcut ürünlerin de yeni denetim anlayışı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sağlanacak.Sektörde Yeni Dönem BaşlayacakSağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa teklifi taslağı, takviye edici gıda sektöründe denetim süreçlerini daha belirgin hale getirmeyi hedefliyor. Yeni komisyonun kurulması, tablet ve kapsül formundaki ürünlerin yakın takibe alınması, üretim ve satış süreçlerinde denetimlerin artırılması sektör açısından önemli değişiklikler anlamına geliyor.Mevcut ürünlere getirilecek 6 aylık yeniden başvuru zorunluluğu ise düzenlemenin en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Yeni sistemle birlikte takviye edici gıda ürünlerinin hangi kurum tarafından denetleneceği daha net biçimde belirlenecek ve piyasadaki ürünler kapsamlı bir değerlendirmeden geçirilecek. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>&quot;2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirdi&quot;</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/2025-yilinda-saglik-odemeleri-icin-1-trilyon-353-milyar-lirayi-asan-odeme-gerceklestirdi/411960</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/2025-yilinda-saglik-odemeleri-icin-1-trilyon-353-milyar-lirayi-asan-odeme-gerceklestirdi/411960</guid>
            
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 12:08:04 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3225-2025-yilinda-saglik-odemeleri-icin-1-trilyon-353-milyar-lirayi-asan-odeme-gerceklestirdi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3225-2025-yilinda-saglik-odemeleri-icin-1-trilyon-353-milyar-lirayi-asan-odeme-gerceklestirdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ &quot;2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirdi&quot; ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/2025-yilinda-saglik-odemeleri-icin-1-trilyon-353-milyar-lirayi-asan-odeme-gerceklestirdi/411960"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3225-2025-yilinda-saglik-odemeleri-icin-1-trilyon-353-milyar-lirayi-asan-odeme-gerceklestirdi.jpg" /></a>
               Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Haftası Programı’nda yaptığı açıklamada, 2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirildiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda düzenlenen Sosyal Güvenlik Haftası Programı’na katıldı. Programda sosyal güvenlik sisteminin önemine dikkat çeken Işıkhan, sosyal güvenliğin yalnızca ekonomik bir başlık olarak değerlendirilmediğini, aynı zamanda milli güvenlik meselesi olarak görüldüğünü ifade etti.Bakan Işıkhan, sosyal güvenliğin insanı koruyan, aileyi ayakta tutan, çalışanı güvence altına alan ve hastaya umut olan büyük bir dayanışma sistemi olduğunu belirtti. Engelli vatandaşlara destek sunan bu yapının, sosyal devlet anlayışının en somut göstergelerinden biri olduğunu vurguladı.Bu Yılın Teması Kayıt Dışılıkla MücadeleSosyal Güvenlik Haftası’nın bu yılki temasının “Kayıtdışılık ile Mücadele” olduğunu belirten Bakan Işıkhan, sloganın ise “Sigorta ile iş güvende, işçi güvende, gelecek güvende” olduğunu söyledi.Işıkhan, sosyal güvenliğin güçlü devlet ile güçlü millet arasında önemli bir güven köprüsü olduğuna işaret etti. Sosyal güvenliğin bir ülkenin vicdanı olduğunu dile getiren Bakan Işıkhan, sistemin insanı merkeze alan bir anlayışla yürütüldüğünü kaydetti.Türkiye’nin Genel Sağlık Sigortası Sistemi VurgusuBakan Işıkhan, konuşmasında 2006 yılında yapılan sosyal güvenlik reformunu da hatırlattı. Bu reformla SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek çatı altında toplandığını belirten Işıkhan, norm ve standart birliğinin sağlandığını söyledi.Genel Sağlık Sigortası sisteminin kurulmasıyla birlikte sosyal güvenlik kapsamının tüm vatandaşları içine alacak şekilde genişletildiğini ifade eden Işıkhan, 2002 yılında sosyal güvenlik kapsamının yaklaşık yüzde 70 seviyesinde olduğunu, bugün ise nüfusun tamamının sosyal güvenlik şemsiyesi altında bulunduğunu aktardı.Bakan Işıkhan, Türkiye’nin dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahip olduğunu belirterek, vatandaşların kamu, üniversite ve özel hastanelerden eşit şekilde yararlanabildiğini söyledi.“Sosyal Güvenlik Güçlü Toplum Demektir”Sosyal güvenlik sisteminin yalnızca bugünü değil, geleceği de korumak zorunda olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, bu nedenle sistemin popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir alan olduğunu dile getirdi.Işıkhan, sosyal güvenliğin sadece ekonomik bir başlık olarak görülmediğini belirterek, “Biz sosyal güvenliği aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyoruz” mesajını verdi. Güçlü sosyal güvenlik sisteminin güçlü toplum anlamına geldiğini söyleyen Işıkhan, güçlü toplumun da güçlü devlet demek olduğunu kaydetti.Bakan Işıkhan, son 24 yılda sosyal güvenlik alanında önemli reformların ve icraatların hayata geçirildiğini de ifade etti.SGK’dan 2 Bin 500’e Yakın Hastanede HizmetBakan Işıkhan, sosyal güvenliğin aynı zamanda sağlık güvencesi anlamına geldiğini belirterek SGK’nın hizmet ağına ilişkin bilgiler paylaştı. Buna göre SGK, 2 bin 500’e yakın hastane, 30 bin eczane, 8 bin optik merkezi ve 5 bin medikal market üzerinden vatandaşlara sağlık hizmeti sunuyor.MEDULA sistemi üzerinden günlük 2,5 milyon provizyon, 12 milyon tedavi işlemi ve 2,2 milyon e-reçete işleminin kesintisiz gerçekleştirildiğini belirten Işıkhan, sağlık hizmetlerinde dijital altyapının önemine dikkat çekti.2025’te Sağlık Ödemeleri 1 Trilyon 353 Milyar Lirayı AştıBakan Işıkhan, sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme yapıldığını açıkladı. Geri ödeme kapsamına alınan ilaç sayısının sürekli artırıldığını belirten Işıkhan, kanser ilaçlarından SMA tedavilerine kadar çok sayıda kritik ilacın vatandaşların erişimine sunulduğunu ifade etti.Bu açıklama, sosyal güvenlik sisteminin sağlık alanındaki kapsamı ve ödeme kapasitesi açısından dikkat çeken başlıklardan biri oldu.SGK’da Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ DönemiBakan Işıkhan, SGK’nın dijital dönüşüm alanında da önemli adımlar attığını söyledi. SGK’nın e-Devlet üzerinde en çok kullanılan kamu kurumlarından biri olduğunu belirten Işıkhan, 2025 yılında SGK uygulamalarının e-Devlet’te toplam 1,5 milyardan fazla görüntülenme sağladığını açıkladı.Vatandaşlara e-Devlet üzerinden 183 farklı uygulamayla hizmet verildiğini aktaran Işıkhan, ALO 170 hattına yalnızca 2025 yılında 17,7 milyon çağrı geldiğini bildirdi. Aynı yıl vatandaşlara 647 milyonun üzerinde SMS bilgilendirmesi yapıldığını da söyledi.Işıkhan, yapay zekâ destekli yeni sistemlerin devreye alınmaya başlandığını belirterek, kayıp-kaçakla mücadele, sahte sigortalılık tespiti, risk analizleri ve sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesi gibi alanlarda yapay zekâ tabanlı sistemlerin kullanıldığını ifade etti.Hedef Hızlı ve Kaliteli Sosyal Güvenlik HizmetiBakan Işıkhan, amaçlarının vatandaşın işini kolaylaştıran, bürokrasiyi azaltan, hızlı ve kaliteli hizmet sunan güçlü bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmak olduğunu söyledi.Sosyal Güvenlik Haftası Programı’nda yapılan açıklamalar, kayıt dışılıkla mücadele, sağlık güvencesi, dijital dönüşüm ve sosyal güvenlik sisteminin geleceği başlıklarını öne çıkardı. Bakan Işıkhan’ın mesajlarında ise sosyal güvenliğin hem bireyler hem de devlet için stratejik bir alan olduğu vurgusu dikkat çekti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Bordeaux’da kruvaziyerında Norovirüs alarmı: 1700’den fazla yolcu ve mürettebat karantinaya alındı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/bordeauxda-kruvaziyerinda-norovirus-alarmi-1700den-fazla-yolcu-ve-murettebat-karantinaya-alindi/411934</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/bordeauxda-kruvaziyerinda-norovirus-alarmi-1700den-fazla-yolcu-ve-murettebat-karantinaya-alindi/411934</guid>
            
            <pubDate>Wed, 13 May 2026 14:20:32 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2741-bordeauxda-kruvaziyerinda-norovirus-alarmi-1700den-fazla-yolcu-ve-murettebat-karantinaya-alindi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2741-bordeauxda-kruvaziyerinda-norovirus-alarmi-1700den-fazla-yolcu-ve-murettebat-karantinaya-alindi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Bordeaux’da kruvaziyerında Norovirüs alarmı: 1700’den fazla yolcu ve mürettebat karantinaya alındı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/bordeauxda-kruvaziyerinda-norovirus-alarmi-1700den-fazla-yolcu-ve-murettebat-karantinaya-alindi/411934"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/2741-bordeauxda-kruvaziyerinda-norovirus-alarmi-1700den-fazla-yolcu-ve-murettebat-karantinaya-alindi.jpg" /></a>
               Fransa’nın Bordeaux limanına yanaşan Ambassador Cruise Line’a ait kruvaziyer gemisinde şüpheli norovirüs salgını nedeniyle 1700’den fazla yolcu ve mürettebat gemide karantinaya alındı. Yetkililer, 90 yaşındaki bir yolcunun hayatını kaybettiğini, yaklaşık 50 kişinin ise norovirüs belirtileri gösterdiğini açıkladı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Fransa’nın batısındaki Bordeaux limanına ulaşan bir kruvaziyer gemisinde şüpheli norovirüs salgını nedeniyle alarm verildi. Fransız yetkililer, gemide bulunan 1700’den fazla yolcu ve mürettebatın tedbir amacıyla karantinaya alındığını bildirdi.Ambassador Cruise Line şirketine ait olduğu belirtilen gemide yaşanan sağlık sorunu, yolculuk sırasında bazı yolcuların rahatsızlanmasıyla gündeme geldi. Yetkililerin açıklamasına göre, gemide görülen belirtiler norovirüs şüphesini güçlendirdi. Bunun üzerine yolcular ve mürettebatın gemiden ayrılmasına izin verilmedi ve karantina uygulaması başlatıldı.Gemide bulunan yolcuların büyük bölümünün Britanya veya İrlanda vatandaşı olduğu ifade edildi. Sağlık ekipleri, salgın şüphesi nedeniyle gemide inceleme ve takip süreci yürütürken, rahatsızlanan yolcuların durumları da kontrol altına alınmaya çalışılıyor.90 yaşındaki yolcu hayatını kaybettiKruvaziyer gemisindeki en dikkat çeken gelişme, 90 yaşındaki bir yolcunun hayatını kaybetmesi oldu. Sağlık yetkilileri, söz konusu yolcunun ölümüne ilişkin değerlendirmelerde norovirüs ihtimali üzerinde durulduğunu açıkladı.Yetkililer, yaklaşık 50 kişinin de norovirüs belirtileri gösterdiğini bildirdi. Bu kişilerin mide ve bağırsak sistemiyle ilgili rahatsızlıklar yaşadığı belirtilirken, salgının gemi ortamında yayılma riskine karşı geniş kapsamlı tedbirlerin devreye alındığı ifade edildi.Karantina kararı, hem yolcuların hem de mürettebatın sağlık durumunun yakından izlenmesi amacıyla uygulandı. Özellikle kapalı ve kalabalık alanlarda bulaşıcılığı yüksek hastalıkların daha hızlı yayılabildiği bilindiği için, gemideki temasların sınırlandırılması önem taşıyor.Norovirüs nedir?Norovirüs, mide ve bağırsak sistemini etkileyen, bulaşıcılık oranı yüksek bir virüs olarak biliniyor. Genellikle mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren norovirüs, özellikle kalabalık ortamlarda kısa sürede yayılabiliyor.Kruvaziyer gemileri, çok sayıda yolcu ve mürettebatın ortak alanları kullandığı kapalı ortamlar olması nedeniyle bu tür salgın şüphelerinde sıkı önlemlerin alındığı yerler arasında bulunuyor. Bu nedenle Bordeaux limanındaki gemide uygulanan karantina, olası bulaş zincirini önlemeye yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.Yolcular ve mürettebat gemide tutuluyorFransız yetkililerin aldığı kararla birlikte gemideki 1700’den fazla kişi karantina altında tutuluyor. Rahatsızlık belirtisi gösteren yolcuların sağlık durumları izlenirken, salgın şüphesinin netleşmesi için gerekli kontrollerin sürdüğü bildirildi.Gemide bulunan yolcuların büyük bölümünün Britanya ve İrlanda vatandaşı olması, gelişmenin uluslararası kamuoyunda da yakından takip edilmesine neden oldu. Yetkililer, hem hayatını kaybeden 90 yaşındaki yolcunun durumu hem de belirti gösteren yaklaşık 50 kişiyle ilgili sağlık sürecini değerlendirmeye devam ediyor.Bordeaux limanında yaşanan olay, kruvaziyer seyahatlerinde salgın hastalıklara karşı alınan önlemlerin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Şüpheli norovirüs vakaları nedeniyle başlatılan karantina sürecinin, gemideki sağlık riskleri kontrol altına alınana kadar devam etmesi bekleniyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Hantavirüs şüphesiyle gündeme gelen Hondius gemisinin rotası: İlk ölüm 11 Nisan’da yaşandı</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/hantavirus-suphesiyle-gundeme-gelen-hondius-gemisinin-rotasi-ilk-olum-11-nisanda-yasandi/411927</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/hantavirus-suphesiyle-gundeme-gelen-hondius-gemisinin-rotasi-ilk-olum-11-nisanda-yasandi/411927</guid>
            
            <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:14:44 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3092-hantavirus-suphesiyle-gundeme-gelen-hondius-gemisinin-rotasi-ilk-olum-11-nisanda-yasandi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3092-hantavirus-suphesiyle-gundeme-gelen-hondius-gemisinin-rotasi-ilk-olum-11-nisanda-yasandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Hantavirüs şüphesiyle gündeme gelen Hondius gemisinin rotası: İlk ölüm 11 Nisan’da yaşandı ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/hantavirus-suphesiyle-gundeme-gelen-hondius-gemisinin-rotasi-ilk-olum-11-nisanda-yasandi/411927"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/3092-hantavirus-suphesiyle-gundeme-gelen-hondius-gemisinin-rotasi-ilk-olum-11-nisanda-yasandi.jpg" /></a>
               Arjantin’den 1 Nisan’da ayrılan MV Hondius yolcu gemisinde hantavirüs şüphesiyle başlayan sağlık alarmı, farklı adalarda tahliyeler ve can kayıplarıyla gündeme geldi. Geminin rotasında Güney Georgia, Tristan da Cunha, Gough Adası, Saint Helena, Ascension Adası, Cabo Verde ve Kanarya Adaları yer aldı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ MV Hondius yolcu gemisi, 1 Nisan 2026’da Arjantin’in Ushuaia kentinden hareket etti. Gemide 23 ülkeden yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Geminin sahibi Oceanwide Expeditions, aynı tarihte Ushuaia Limanı’nda Hondius’a 114 yolcunun bindiğini doğruladı.Yolculuk, kısa süre sonra gemide ortaya çıkan hastalık belirtileri ve sonrasında yaşanan ölümler nedeniyle uluslararası gündeme taşındı. Gemideki sağlık alarmı, farklı noktalarda yapılan duraklamalar, tahliyeler ve Dünya Sağlık Örgütü’ne yapılan bildirimle daha da dikkat çekici hale geldi.İlk durak Güney Georgia olduHondius’un ilk durağı Güney Atlas Okyanusu’ndaki Güney Georgia Adası oldu. Gemi, 4-7 Nisan tarihleri arasında bu bölgede duraklama yaptı. Bu süreçte yolcuların gemiden inip inmediğine ya da yerel halkla temas kurulup kurulmadığına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.Gemideki ilk ciddi sağlık vakası da bu döneme denk geldi. Arjantin’den gemiye binen yetişkin bir erkek yolcunun 6 Nisan’da belirti göstermeye başladığı, 11 Nisan’da ise gemide hayatını kaybettiği bildirildi. Böylece yolculuk sırasında kayıtlara geçen ilk ölüm 11 Nisan’da gerçekleşmiş oldu.Tristan da Cunha’da sağlık alarmı büyüdüHondius, 13-15 Nisan tarihleri arasında Tristan da Cunha Adası’na uğradı. Bu sırada gemide rahatsızlanan ilk hasta hayatını kaybetmiş, bir başka yolcu ise belirti göstermeye başlamıştı.Hantavirüs şüphesi üzerine bölgede sağlık önlemleri artırıldı. İngiliz ordusu, 200’den fazla nüfusa sahip Tristan da Cunha’ya tıbbi malzeme ulaştırmak için acil hava indirme gerçekleştirdi. İngiliz sağlık yetkilileri, gönderilen yardımların öncelikli olarak 13-15 Nisan arasında adaya demirleyen yolcu gemisindeki İngiliz bir erkek yolcu için planlandığını açıkladı.Söz konusu kişinin 28 Nisan’da Tristan da Cunha’da hantavirüs ile uyumlu semptomlar gösterdiği, durumunun stabil olduğu ve karantinada tutulduğu bildirildi.Gough Adası ve Saint Helena duraklarıHondius, 17 Nisan’da Afrika’nın batı kıyılarına doğru ilerlerken Gough Adası’nda durakladı. Bu durakta da yolcuların karaya çıkıp çıkmadığına veya yerel halkla temas yaşanıp yaşanmadığına dair resmi bir açıklama bulunmadı.21-24 Nisan tarihleri arasında ise gemi Saint Helena Adası’na demirledi. Oceanwide Expeditions’ın açıklamasına göre 24 Nisan 2026’da Hondius’tan Saint Helena’da 30 yolcu indi. Bu sayıya, 11 Nisan’da gemide hayatını kaybeden yolcunun cansız bedeni de dahil edildi.Hantavirüs nedeniyle öldüğü belirtilen yolcunun cansız bedeni Saint Helena’da indirildi. Bu yolcunun gemiye binmeden önce Arjantin, Şili ve Uruguay’da üç aydan fazla seyahat ettiği açıklandı.Saint Helena’da inenler arasında 2 Türk vatandaşı vardıSaint Helena’da karaya çıkan yolcular arasında 2 Türk vatandaşının da bulunduğu belirtildi. Gemide hayatını kaybeden yolcunun eşi de 24 Nisan’da Saint Helena’da karaya çıktı. Bu kişinin mide-bağırsak semptomları gösterdiği, ardından 25 Nisan’da Güney Afrika’nın Johannesburg kentine yaptığı uçuş sırasında durumunun kötüleştiği bildirildi.Söz konusu yolcu, 26 Nisan’da Johannesburg’daki bir klinikte hayatını kaybetti. Böylece Hondius yolculuğuyla bağlantılı ikinci ölüm de Saint Helena’dan ayrıldıktan sonra kayıtlara geçti.Ascension Adası’nda bir yolcu tahliye edildiHondius, 27 Nisan’da Ascension Adası’na uğradı. Burada rahatsızlanan bir yolcu karaya çıkarıldı. Bu kişinin 24 Nisan’da belirti gösteren yetişkin bir erkek olduğu, 27 Nisan’da Ascension Adası’ndan tahliye edilerek tıbbi sevk işleminin yapıldığı açıklandı.Yolcunun daha sonra Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındığı bildirildi.DSÖ’ye bildirim 2 Mayıs’ta yapıldıGemideki sağlık durumuna ilişkin Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirim 2 Mayıs’ta yapıldı. Bildirimde, yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı bulunan bir grup yolcu olduğu aktarıldı.O sırada gemi işletmecisine göre Hondius’ta 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Daha önce gemiden inen yolcu ve mürettebat sayısı ise 34 olarak açıklandı.Cabo Verde ve Kanarya Adaları süreciHondius, Cabo Verde’ye doğru ilerlerken sağlık bildirimi yapıldı. Gemi, 3-6 Mayıs tarihleri arasında Cabo Verde açıklarına demirledi. Bu süreçte hasta yolcuların tahliyeleri gerçekleştirildi.Kayıtlara göre Cabo Verde’den iki semptomatik ve doğrulanmış hasta ile daha önce şüpheli vaka olarak değerlendirilen bir kişiyi taşıyan iki tıbbi tahliye uçağı, 6 ve 7 Mayıs’ta Hollanda’ya indi.Hantavirüs salgını teyit edilen Hondius, 10 Mayıs itibarıyla Tenerif’e ulaştı. Buradan gemide kalan yolcular ve mürettebat ülkelerine tahliye edildi. Gemide toplam 3 Türk vatandaşının bulunduğu belirtildi. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Kruvaziyerde hantavirüs alarmı: Fransız yolcuda uçuş sırasında semptom görüldü</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-fransiz-yolcuda-ucus-sirasinda-semptom-goruldu/411889</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-fransiz-yolcuda-ucus-sirasinda-semptom-goruldu/411889</guid>
            
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/4337-kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-fransiz-yolcuda-ucus-sirasinda-semptom-goruldu.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/4337-kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-fransiz-yolcuda-ucus-sirasinda-semptom-goruldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Kruvaziyerde hantavirüs alarmı: Fransız yolcuda uçuş sırasında semptom görüldü ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-fransiz-yolcuda-ucus-sirasinda-semptom-goruldu/411889"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/4337-kruvaziyerde-hantavirus-alarmi-fransiz-yolcuda-ucus-sirasinda-semptom-goruldu.jpg" /></a>
               Güney Atlantik’te seyreden MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgını sonrası tahliye edilen yolcular için farklı ülkelerde karantina önlemleri devreye alındı. Fransa’ya götürülen yolculardan birinde dönüş uçuşunda semptom görülmesi üzerine sıkı izolasyon kararı alındı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Atlas Okyanusu’nda seyreden MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgını, uluslararası ölçekte alarma neden oldu. Güney Atlantik hattında bulunan Hollanda bandıralı gemiden tahliye edilen yolcuların farklı ülkelere götürülmesiyle birlikte karantina ve sağlık kontrolü süreçleri hızlandırıldı.Salgınla ilgili en dikkat çekici gelişme ise Fransa’ya tahliye edilen yolculardan birinde yaşandı. Tenerife’den Paris’e düzenlenen özel charter uçuşu sırasında bir Fransız vatandaşında hastalık belirtilerinin görülmesi üzerine, tahliye edilen tüm Fransız yolcular için sıkı izolasyon kararı alındı.Fransa, gemiden tahliye edilen beş vatandaşının tamamını bir sonraki açıklamaya kadar sıkı izolasyon altında tutma kararı aldı. Yolcuların sağlık durumlarının yakından takip edildiği, karantina sürecinin detaylı kontrollerle sürdürüleceği bildirildi.Fransız yolcular hastaneye sevk edildiTenerife’den Paris’e ulaşan özel uçak, Le Bourget Havalimanı’na iniş yaptı. Uçağın inişinin ardından tam koruyucu ekipman kullanan sağlık görevlileri yolcuları pistte karşıladı. Sağlık ekiplerinin aldığı yoğun güvenlik önlemleri, salgına karşı uygulanan prosedürlerin ciddiyetini ortaya koydu.Fransız yolcular, havalimanındaki ilk karşılamanın ardından ambulanslarla Paris’teki Bichat Hastanesi’ne sevk edildi. Yolcuların burada sağlık kontrollerinden geçirileceği ve 72 saat boyunca karantinada tutulacağı açıklandı.Fransa’da uygulanacak sürecin yalnızca hastane karantinasıyla sınırlı kalmayacağı belirtildi. Detaylı sağlık değerlendirmelerinin ardından yolcuların 45 gün boyunca ev izolasyonunda tutulması planlanıyor. Bu karar, olası bulaş riskinin önüne geçmek amacıyla alındı.İspanya ve İngiltere’de de önlemler artırıldıMV Hondius gemisinden tahliye edilen yolcular için yalnızca Fransa’da değil, farklı ülkelerde de karantina tedbirleri devreye sokuldu. İspanya, Tenerife’den Madrid’e götürülen 14 vatandaşını askeri hastanede zorunlu karantinaya aldı.İspanyol yolcuların sağlık durumlarının askeri hastane koşullarında takip edileceği ve belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığının düzenli kontrollerle izleneceği bildirildi. Özellikle virüsün yayılma ihtimali nedeniyle, tahliye edilen yolcuların temas zincirinin dikkatle incelendiği ifade ediliyor.İngiltere’ye gönderilen yolcularda ise şu ana kadar herhangi bir semptom görülmediği belirtildi. Buna rağmen İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı, bu kişilerin yakından takip edildiğini ve sağlık gözetimi altında tutulduğunu açıkladı.ABD’ye götürülen yolcularda hafif bulgularABD’ye tahliye edilen yolcular arasında da dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Bir yolcuda hafif semptomlar görüldüğü, bir diğer yolcuda ise And türü hantavirüse ilişkin hafif pozitif sonucun tespit edildiği bildirildi.ABD Sağlık Bakanlığı, söz konusu iki yolcunun tedbir amacıyla biyolojik izolasyon ünitesinde taşındığını duyurdu. Bu uygulamanın, olası bulaş riskini en aza indirmek ve yolcuların sağlık durumlarını güvenli koşullarda izlemek için devreye alındığı belirtildi.Hantavirüsün özellikle bazı türlerinde ağır solunum sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle, semptom gösteren yolcuların ayrı izlenmesi önem taşıyor.Tahliye süreci DSÖ koordinasyonunda yürütülüyorGemideki yolcuların tahliye süreci, İspanya hükümeti ile Dünya Sağlık Örgütü koordinasyonunda yürütülüyor. Tenerife açıklarında demirleyen MV Hondius’taki yolcuların büyük bölümünün yüz maskeleriyle görüntülenmesi, salgının gemide yarattığı endişeyi gözler önüne serdi.Tahliye sırasında sağlık ekiplerinin tam koruyucu kıyafetlerle görev yaptığı görüldü. Kanarya Adaları Bölgesel Yönetimi ise virüsün Tenerife’ye yayılabileceği yönündeki kaygılarını dile getirdi.DSÖ’ye göre bazı yolcuların Güney Amerika’da kaptığı düşünülen And türü hantavirüs, nadir durumlarda insandan insana bulaşabiliyor. Hastalığın belirtileri arasında yüksek ateş, yoğun halsizlik, kas ağrısı, mide ağrısı, kusma, ishal ve nefes darlığı yer alıyor.Gemide üç yolcu hayatını kaybettiMV Hondius’taki salgında şimdiye kadar üç yolcunun hayatını kaybettiği bildirildi. Yaşamını yitirenlerden ikisinde hantavirüs tespit edilirken, üçüncü ölümle ilgili incelemelerin sürdüğü aktarıldı.Tedavi altında bulunan vakalar arasında Hollanda, Güney Afrika ve Tristan da Cunha Adası’ndan İngiliz yolcuların da yer aldığı belirtildi.Bağımsız Pandemi Hazırlık ve Müdahale Paneli Eş Başkanı Helen Clark ise bulaşıcı bir patojen nedeniyle ölümler yaşanmasına rağmen yolcuların farklı ülkelere dağılmasının önemli soru işaretleri doğurduğunu ifade etti. Salgınla ilgili gelişmeler, tahliye edilen yolcuların sağlık durumları ve uygulanan karantina süreçleri üzerinden yakından takip ediliyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>Dünya Sağlık Örgütü’nden Hantavirüs Açıklaması!</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi/411854</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi/411854</guid>
            
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:41:06 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9525-dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9525-dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü’nden Hantavirüs Açıklaması! ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi/411854"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/9525-dunya-saglik-orgutunden-hantavirus-aciklamasi.jpg" /></a>
               Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Atlas Okyanusu açıklarında seyreden Hollanda bayraklı MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde görülen hantavirüs vakalarına ilişkin yeni bilgileri paylaştı. Gemideki 8 şüpheli vakadan 5’inin doğrulandığı, salgının pandemiye dönüşme riskinin ise düşük görüldüğü açıklandı. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü, Atlas Okyanusu açıklarında seyreden Hollanda bayraklı MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakalarına ilişkin yeni açıklamalarda bulundu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, gemide tespit edilen şüpheli vakalara dair son bilgileri paylaşarak vaka sayısında artış olduğunu bildirdi.Tedros’un açıklamasına göre gemide 8 şüpheli vaka incelendi ve bunlardan 5’inde hantavirüs doğrulandı. Gelişme, kruvaziyer gemisinde bulunan yolcular ve mürettebat açısından endişeye neden olurken, DSÖ yetkilileri salgının şu aşamada sınırlı bir tablo gösterdiğini belirtti.Açıklamada, hantavirüsün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar uzayabileceği vurgulandı. Bu nedenle ilerleyen günlerde yeni vakaların ortaya çıkma ihtimalinin tamamen dışlanmadığı ifade edildi. Buna rağmen DSÖ, mevcut veriler ışığında durumun daha geniş çaplı bir sağlık krizine dönüşme riskinin düşük olduğunu değerlendirdi.Tedros: “Sınırlı Bir Salgın Olduğuna İnanıyoruz”DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, perşembe günü yaptığı basın açıklamasında gemideki hantavirüs vakalarının yakından takip edildiğini söyledi. Tedros, vaka sayısında artış yaşandığını doğrularken, salgının kontrol altında tutulabileceğine yönelik mesaj verdi.Tedros, “Bunun sınırlı bir salgın olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullanarak kamuoyundaki pandemi endişelerine karşı temkinli ancak rahatlatıcı bir değerlendirme yaptı. DSÖ’nün açıklamalarında, mevcut salgının yayılım biçimi ve bulaşma özellikleri bakımından COVID-19 benzeri bir tablo oluşturmadığı özellikle vurgulandı.Gemideki yolculara yönelik tedbirlerin de sürdüğü belirtildi. Tedros, gemide bulunan tüm yolcuların kabinlerinde kalmalarının istendiğini, semptom gösteren kişilerin ise izole edilmesi gerektiğini açıkladı. Bu adımların, olası yeni bulaşların önüne geçmek ve mevcut vakaları kontrol altında tutmak amacıyla uygulandığı belirtildi.“Bu Bir COVID Pandemisinin Başlangıcı Değil”Basın toplantısında konuşan DSÖ epidemiyoloğu Maria Van Kerkhove de hantavirüs salgınına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Van Kerkhove, gemide görülen vakaların COVID-19’un ilk dönemleriyle karıştırılmaması gerektiğini söyledi.Van Kerkhove, “Burada net olmak istiyorum: Bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir COVID pandemisinin başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz yerel bir salgındır” sözleriyle duruma açıklık getirdi.DSÖ yetkilisi, hantavirüsün koronavirüs gibi bulaşmadığını belirtti. Virüsün yayılma biçiminin farklı olduğuna dikkat çeken Van Kerkhove, bulaşma için “yakın ve mahrem temas” gerektiğini ifade etti. Gemide alınan önlemlerin ise ihtiyati amaç taşıdığı kaydedildi.Salgının Kaynağı AraştırılıyorDSÖ, MV Hondius gemisindeki salgının kaynağına ilişkin soruşturmaların sürdüğünü açıkladı. İlk iki vakanın Arjantin, Şili ve Uruguay’da düzenlenen bir kuş gözlem turuna katıldığı hatırlatıldı.Açıklamada, bu kişilerin hantavirüsü taşıdığı bilinen kemirgen türlerinin bulunduğu bölgeleri ziyaret etmiş olabileceği belirtildi. Bu ihtimal, virüsün gemiye binmeden önce bulaşmış olabileceği değerlendirmesini gündeme getirdi.MV Hondius’un 1 Nisan 2026’da Arjantin’in Ushuaia kentinden ayrıldığı biliniyor. İlk vakanın ise 6 Nisan’da, yani geminin hareketinden yalnızca beş gün sonra semptom göstermeye başladığı aktarıldı. Uzmanlara göre bu süre, hantavirüsün kuluçka dönemi açısından sıra dışı derecede kısa kabul ediliyor.Bu nedenle ilk vakanın virüsü gemiye binmeden önce kapmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ancak gemideki diğer vakaların nasıl ortaya çıktığına dair incelemeler devam ediyor.Andes Suşu Tespit EdildiGemide görülen vakalarda hantavirüsün Andes suşunun tespit edildiği açıklandı. Bu türün, diğer hantavirüs türlerinden farklı olarak insanlar arasında nadiren de olsa bulaşabildiği belirtildi.Diğer hantavirüs türlerinin ise genellikle kemirgenlerin idrar ve dışkısının solunması ya da bu atıklarla temas edilmesi yoluyla bulaştığı biliniyor. Andes suşunun insanlara bulaşma ihtimali nedeniyle gemide izolasyon ve kabinde kalma önlemlerinin devreye alındığı ifade edildi.DSÖ yetkilileri, mevcut verilerin yakından izlendiğini ve yeni vaka ihtimaline karşı takip sürecinin devam ettiğini bildirdi. Ancak yapılan açıklamalarda, salgının şu an için yerel ve sınırlı bir durum olarak değerlendirildiği, pandemiye dönüşme riskinin düşük olduğu vurgulandı. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP&#039;den İlaç Krizi Çıkışı: “Vatandaş İlacını Bulamıyor, Sistem Tıkandı”</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/chpden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi/411821</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/chpden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi/411821</guid>
            
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 17:58:47 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5788-chpli-ilgezdiden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5788-chpli-ilgezdiden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP&#039;den İlaç Krizi Çıkışı: “Vatandaş İlacını Bulamıyor, Sistem Tıkandı” ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/chpden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi/411821"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/5788-chpli-ilgezdiden-ilac-krizi-cikisi-vatandas-ilacini-bulamiyor-sistem-tikandi.jpg" /></a>
               CHP İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de büyüyen ilaç sorununa dikkat çekerek mevcut fiyatlandırma sisteminin tedarik zincirini bozduğunu ve hastaların tedaviye erişimini zorlaştırdığını söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ Gamze Akkuş İlgezdi, eczanelerde yaşanan ilaç sıkıntısının her geçen gün daha da derinleştiğini belirterek, bu durumun hastaların tedavi süreçlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. İlgezdi, özellikle ilaç fiyatlandırmasında kullanılan avro kurunun yılda yalnızca bir kez güncellenmesinin, sektörde ciddi bir tıkanmaya yol açtığını dile getirdi.Mevcut sistem nedeniyle üreticilerin üretimden kaçındığını, ithalatçıların ise ilaç getirmekte isteksiz davrandığını belirten İlgezdi, bunun sonucunda hastaların ilaç bulmakta zorlandığını söyledi.Kronik Hastalar İçin Alarm: “İlaçlara Erişim Zorlaşıyor”İlgezdi, kanser, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara erişimin giderek zorlaştığını vurguladı. Sorunun yalnızca belirli ilaçlarla sınırlı olmadığını belirten İlgezdi, çocuk ilaçları, antibiyotikler ve göz damlaları gibi temel ürünlerin dahi eczanelerde bulunamadığını ifade etti.Vatandaşların reçetelerinde yazan ilaçları günlerce aramak zorunda kaldığını belirten İlgezdi, “Eczacı çaresiz, hasta ise mağdur durumda. Bu tablo açık bir yönetim krizinin sonucudur” dedi.“İlaç Bir Tasarruf Aracı Değil, Yaşam Hakkıdır”İlgezdi, Türk Eczacıları Birliği’nin de benzer uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, ilaç fiyatlarının döviz artışına rağmen sabit kalmasının piyasada dengesizlik yarattığını söyledi.İlaç üretiminin sürdürülebilirliği için doğru fiyat politikasının şart olduğunu belirten İlgezdi, “İlaç bir tasarruf kalemi değildir. Bu, doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir konudur” ifadelerini kullandı.“Sağlık Piyasa Koşullarına Bırakılamaz”İlaç krizinin her yıl tekrar eden bir sorun haline geldiğine dikkat çeken İlgezdi, bu durumun tesadüf olmadığını vurguladı. Özellikle belirli dönemlerde yaşanan ilaç yokluğunun “zam beklentisi” ile açıklanamayacağını belirten İlgezdi, bunun yanlış ekonomi ve sağlık politikalarının sonucu olduğunu savundu.Sağlık alanının piyasa koşullarına bırakılmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu dile getiren İlgezdi, devletin vatandaşın sağlık hakkını korumakla yükümlü olduğunu söyledi.Kalıcı Çözüm Çağrısı: “Acil Eylem Planı Gerekli”İlgezdi, mevcut sorunun çözümü için ilaç fiyatlandırmasında kullanılan kurun yıl içinde birden fazla kez güncellenmesi gerektiğini belirtti. Her yıl tekrarlanan bu sorunun artık kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması gerektiğini ifade eden İlgezdi, yetkililere çağrıda bulundu.Sağlık Bakanlığı’nın ilaç tedarik zincirini güvence altına alacak kapsamlı bir eylem planı açıklaması gerektiğini vurgulayan İlgezdi, “Vatandaşın ilaca kesintisiz erişimi sağlanmalıdır. Bu, bir tercih değil zorunluluktur” dedi.“Halk Sağlığı Öncelik Olmalı”Açıklamalarının sonunda İlgezdi, sağlık sisteminin temel amacının vatandaşın yaşam kalitesini korumak olduğunu belirterek, ilaç erişiminin bir hak olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade etti.İlgezdi, mevcut tablonun sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, gerekli adımların atılmaması halinde sorunun daha da büyüyeceği uyarısında bulundu. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>CHP’li Aylin Yaman’dan Özel Sağlık Tesisi Eleştirisi</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi/411790</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi/411790</guid>
            
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:13:46 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/720-chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/720-chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ CHP’li Aylin Yaman’dan Özel Sağlık Tesisi Eleştirisi ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi/411790"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/5/720-chpli-aylin-yamandan-ozel-saglik-tesisi-elestirisi.jpg" /></a>
               CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, 2026 yılında 26 ilde açılması planlanan özel sağlık tesislerine ilişkin lisanslama sürecini eleştirdi. Yaman, kamu sağlık sisteminde çözüm bekleyen çok sayıda sorun bulunduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın önceliği özel sektöre değil kamuya vermesi gerektiğini söyledi. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği kapsamında 26 ilde açılması planlanan özel sağlık tesisleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuşan Yaman, yeni özel sağlık yatırımlarına ilişkin lisanslama süreci ve şartlarını eleştirdi.Yaman, 11 Kasım 2025’te yayımlanan Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği ile özel sağlık tesislerine verilecek lisanslara dair usul ve esasların belirlendiğini hatırlattı. Sağlık Bakanlığı’nın mart ayında yayımladığı ilana göre, 2026 yılı içinde 26 ilde 100’er yataklı özel sağlık tesisleri açılmasının planlandığını belirten Yaman, bu sürecin kamu sağlık sistemi üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.CHP’li Yaman’a göre yeni tesislerle birlikte özel sektörün sağlık alanındaki ağırlığı daha da artacak. Bu durumun özellikle kamu hastanelerindeki uzman hekim dağılımını etkileyebileceğini belirten Yaman, planlamanın kamu ihtiyaçları gözetilerek yapılması gerektiğini ifade etti.“Kamuda En Çok İhtiyaç Duyulan Branşlar Özel Sektöre Açılıyor”Aylin Yaman, açılması planlanan özel sağlık tesisleri için farklı branşlarda kadro oluşturulacağını belirterek, bu branşların kamuda da yoğun ihtiyaç duyulan alanlar olduğunu savundu. Yaman, özel sağlık tesislerine yönelik lisans ve kadro satışlarının açık artırma usulüyle yapılmasına tepki gösterdi.Yeni planlamada en yüksek lisans ya da kadro satışının yapıldığı branşların, kamu hastanelerinde de ihtiyaç duyulan branşlar olduğunu dile getiren Yaman, bu durumun kamu sağlık hizmetlerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.Yaman, söz konusu illerde özel sağlık tesisleri için planlama yapılırken, kamu yatırımlarına ilişkin eş zamanlı ve açık bir bilgilendirme bulunmadığını da ifade etti. Bu nedenle sürecin yalnızca özel sektör odaklı ilerlediği yönünde kaygılar bulunduğunu belirtti.“Öncelik Kamu Hastaneleri Olmalı”CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, Sağlık Bakanlığı’nın yatak kapasitesi, uzman hekim kadrosu ve atama süreçlerinde önceliği kamu sağlık kurumlarına vermesi gerektiğini söyledi. Yaman, sağlık hizmetlerinin temelinde kamusal ihtiyaçların bulunması gerektiğini belirterek, mevcut sorunlar çözülmeden özel sağlık yatırımlarının öncelik haline getirilmesini eleştirdi.Yaman, kamu hastanelerinin uzman hekim, yatak kapasitesi ve kadro ihtiyacı gibi alanlarda desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle kamu sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara dikkat çeken Yaman, Sağlık Bakanlığı’nın kaynak ve planlama önceliklerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.“Kamunun Bunca Sorunu Varken Bu Yaklaşım Anlaşılmaz”Aylin Yaman, sağlık alanında çözüm bekleyen birçok sorun bulunduğunu belirterek, özel sağlık tesisleri üzerinden yürütülen lisanslama yaklaşımını eleştirdi. Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarına kamu kadroları verilmediğini söyleyen Yaman, yetim ilaçlara erişim konusundaki sıkıntılara da dikkat çekti.Yaman, ruhsatlı 65 yetim ilaçtan yalnızca birine erişilebildiğini ifade ederek, bu durumun sağlık sistemindeki öncelik tartışmasını daha da önemli hale getirdiğini söyledi. Kişi başına ilaç harcamasının OECD ortalamasına göre düşük olduğunu belirten Yaman, kamu sağlık sisteminde bu kadar temel sorun varken özel sağlık tesislerine yönelik ticari bir yaklaşımın anlaşılır olmadığını dile getirdi.CHP’li Yaman, “Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarına kamu kadroları verilmezken, ruhsatlı 65 yetim ilaçtan sadece birine erişilebilirken, kişi başına ilaç harcaması OECD ortalamasına göre çok düşükken, kısacası kamunun bunca sorunu varken bu ticari yaklaşım anlaşılmazdır” sözleriyle tepkisini dile getirdi.Gelirin Sağlık Turizmine Aktarılması EleştirildiYaman’ın eleştirdiği bir diğer başlık ise lisanslama sürecinden elde edilecek gelirin kullanım alanı oldu. CHP’li Yaman, bu gelirlerin doğrudan kamu sağlık sistemine aktarılmamasını eleştirerek, kaynağın esas olarak sağlık turizmine yönlendirilmesinin de anlaşılır olmadığını söyledi.Aylin Yaman, kamu sağlık hizmetlerinde çözüm bekleyen sorunların önceliklendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, sağlık politikalarının ticari değil kamusal yarar temelinde şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

                        <item>
                      <title>İzmir’de Tek Çatı Altında Sağlık ve Destek Hizmeti: Karşıyaka’daki Merkez Ailelere Nefes Oluyor</title>
            <link>https://www.gazetekritik.com/saglik/izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor/411678</link>
            <guid isPermaLink="true">https://www.gazetekritik.com/saglik/izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor/411678</guid>
            
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:52:06 +0300</pubDate>
            <enclosure url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/942-izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor.jpg" type="image/jpeg"/>
            <media:content url="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/942-izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image" />
            <media:title type="html"><![CDATA[ İzmir’de Tek Çatı Altında Sağlık ve Destek Hizmeti: Karşıyaka’daki Merkez Ailelere Nefes Oluyor ]]></media:title>
            <media:credit role="author" scheme="urn:ebu"><![CDATA[ Aylin Emir ]]></media:credit>
            <category>Sağlık</category>
            <description>
              <![CDATA[ <a href="https://www.gazetekritik.com/saglik/izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor/411678"><img src="https://www.gazetekritik.com/cropImages/1280x720/uploads/haberler/2026/4/942-izmirde-tek-cati-altinda-saglik-ve-destek-hizmeti-karsiyakadaki-merkez-ailelere-nefes-oluyor.jpg" /></a>
               İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka’da atıl durumdaki üç daireyi dönüştürerek hizmete açtığı merkez, diyabet farkındalığı, otizm etkinlikleri ve psikolojik danışmanlık hizmetleriyle İzmirlilerin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. ]]>
            </description>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı’nda hayata geçirdiği danışmanlık merkezi, farklı alanlarda sunduğu hizmetlerle vatandaşların yaşamına dokunuyor. Uzun süredir atıl durumda bulunan üç dairenin dönüştürülmesiyle oluşturulan merkezde, koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetleri tek çatı altında sunuluyor.Merkez bünyesinde Diyabet Farkındalık Merkezi, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi yer alıyor. Bu yapısıyla merkez, yalnızca sağlık desteği sağlamayı değil, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve ailelerin günlük yaşamını kolaylaştırmayı amaçlıyor.Diyabet Farkındalığı İçin Kapsamlı DestekDiyabet Farkındalık Merkezi’nde diyabet hastalarına, risk grubundaki bireylere ve sağlıklı yaşam konusunda destek almak isteyen vatandaşlara yönelik çalışmalar yürütülüyor. Merkeze başvuran kişiler önce kayıt altına alınıyor, ardından diyabet eğitim hemşiresine yönlendiriliyor.Uzman Diyetisyen Semiha Özge Kara, başvuranların öyküsünün değerlendirildiğini, kronik hastalıklar ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme yapıldığını belirtti. İhtiyaç halinde danışanların diyetisyene yönlendirildiğini söyleyen Kara, son üç ayda yapılan tetkiklerin incelendiğini, vücut analizi yapıldığını, bel ve kalça çevresi ölçümlerinin alındığını ifade etti.Kara, danışanların yaşam ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirildiğini, kişiye özel öneriler sunulduğunu ve düzenli kontrollerle sürecin takip edildiğini söyledi. Merkezin temel hedeflerinden birinin danışanların sağlıklı kiloya ulaşmasına ve bu kiloyu korumasına destek olmak olduğunu vurguladı.Türkiye’de Diyabet Oranına Dikkat ÇekildiUzman Diyetisyen Semiha Özge Kara, diyabetin pankreasın yeterli insülin üretememesi ya da üretilen insülinin vücut tarafından etkili kullanılamaması sonucunda ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Diyabetin tip 1, tip 2 ve gebelik diyabeti gibi türleri bulunduğunu aktardı.Kara, Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2025 raporuna göre Türkiye’de diyabet oranının yüzde 16,3’e yükseldiğini söyledi. Bu oranla Türkiye’nin Avrupa’da diyabetin en sık görüldüğü ülke konumunda olduğunu ifade etti.Tip 2 diyabetin en önemli nedenlerinden birinin obezite olduğuna dikkat çeken Kara, prediyabet ve insülin direnci bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğunu belirtti. Yaşam tarzı değişikliğinin önemine vurgu yapan Kara, Diyabet Farkındalık Merkezi’nde danışanlara bu süreçte destek verildiğini söyledi.Otizmli Bireyler İçin Etkinlik AlanıMerkezde yer alan Otizm Etkinlik Merkezi, otizmli bireyler ve aileleri için önemli bir destek noktası olarak hizmet veriyor. Uzmanlar eşliğinde düzenlenen eğitici ve eğlenceli etkinliklerle otizmli bireylerin sosyalleşmesi ve gelişim süreçlerine katkı sunulması hedefleniyor.Otizmli çocuklarını güvenle bırakabilecekleri bir alan arayan aileler için merkez büyük kolaylık sağlıyor. Aileler, çocuklarının uzmanlar eşliğinde etkinliklere katılmasından ve sosyal gelişimlerinin desteklenmesinden memnuniyet duyuyor.“Artık İçim Daha Rahat”Otizmli kızı Seray’ı merkeze getiren Sema Tokalı, kızının 4 yaşında atipik otizm tanısı aldığını belirterek merkezin açılmasından büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Günlük işlerini her zaman kızına göre planlamak zorunda kaldığını ifade eden Tokalı, çocuğunu güvenle bırakabileceği bir yer olmasının kendisini rahatlattığını dile getirdi.Tokalı, kızının burada uzmanlar eşliğinde etkinliklere katılacağını, sosyalleşeceğini ve gelişim göstereceğini belirtti. Merkezin hem otizmli çocuklar hem de aileleri için önemli bir destek olduğunu söyleyen Tokalı, hizmetten dolayı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.“Böyle Bir Merkeze Çok İhtiyacımız Vardı”Otizmli oğlu Toprak’ı merkeze getiren Aysun Ediz Aslan da hizmetten memnun olduğunu söyledi. Oğlunu 2 yaşından bu yana özel eğitimlere götürdüğünü belirten Aslan, ailelerin çocuklarını güvenle bırakabileceği böyle bir merkeze uzun süredir ihtiyaç duyduğunu ifade etti.Aslan, merkezde çocuklara birebir ilgi gösterildiğini ve bu hizmetin hem çocuklar hem de aileler için büyük katkı sağladığını söyledi. Merkezin günlük yaşamlarını kolaylaştırdığını belirten Aslan, emeği geçenlere teşekkür etti.Psikolojik Destek Hizmeti de SunuluyorKarşıyaka’daki merkezde psikolojik danışmanlık hizmeti de veriliyor. Psikolojik Destek Birimi’nde çocuk, ergen ve yetişkinlere yönelik danışmanlık çalışmaları yürütülüyor.Diyabet farkındalığı, otizm etkinlikleri ve psikolojik destek hizmetlerini bir araya getiren merkez, İzmirlilerin hem sağlık hem de sosyal destek ihtiyaçlarına yanıt veren önemli bir hizmet noktası olarak öne çıkıyor. ]]>
            </content:encoded>
          
        </item>

        
    </channel>

</rss>

