Türkiye, son yıllarda kadınları yaşatmaktan ziyade öldürme eğiliminde bir ülke haline gelmekte. Kadınlar, en çok iş cinayetleri ve eş cinayetleri gibi olayların kurbanı olmaktadır. 2016 yılında eşleri ve aileleri tarafından katledilen kadın sayısı 328 olarak kaydedilmiştir. İş cinayetlerinin ise %6'sını kadınlar oluşturmaktadır. Ayrıca, geçen yıl 368 kız çocuğu cinsel istismara maruz kalmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, Türkiye’de kadın olmanın ne kadar zor olduğuna işaret eden bir rapor yayınladı. Yılmaz, "Siyasete egemen olan kavga dilinin önüne uzlaşı kültürü konularak, kadın hakları kadınlarla birlikte savunulmalıdır," dedi.
KADIN İŞGÜCÜNE KATILIM ORANLARI DÜŞÜK
Yılmaz’ın söz konusu raporunda, Türkiye’deki kadınların neoliberal politikalar sebebiyle iş hayatının dışına itildiği ve mevcut durumda çalışan kadınların da güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına maruz kaldığı ifade edilmektedir. Rapor, kadınların yalnızca "annelik" rolüne indirgenerek evde hapsedildiğini vurgulamakta olup, Türkiye’nin kadınların işgücüne katılım oranının OECD ülkelerinin yarısına dahi ulaşamadığına dikkat çekmektedir. Çalışma verileri incelendiğinde, erkeklerin işgücüne katılım oranının kadınların katılım oranının iki katından fazla olduğu açıkça görülmektedir. Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranı yalnızca %31.5 iken, bu oran Fransa’da %51.6, İsveç’te %69.5 ve Almanya’da %54.7 olarak kaydedilmektedir.
KADIN İSTİHDAMINDAKİ BÜYÜK FARKLIKLAR
Kadınların istihdama katılımı konusunda Türkiye, OECD ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça geri planda kalmaktadır. 2015 yılı itibarıyla OECD ülkelerinde kadınların istihdama katılım oranı %61.8 gibi bir düzeyde iken, Türkiye'de bu oran %30.5'te kalmaktadır. Ayrıca, Türkiye'de erkekler ve kadınlar arasındaki istihdam oranlarındaki farkın oldukça fazla olduğu görülmektedir. 2015 verilerine göre Türkiye, kadınların istihdam oranında en düşük seviyeye ulaşmıştır; Güney Afrika ve Yunanistan gibi ülkeler bile bu konuda Türkiye'nin önündedir. Bu durum, kadınların ekonomik hayatta daha az yer almalarına ve toplumsal hayatta maruz kaldıkları ayrımcılığa zemin hazırlamaktadır.
KAYITDIŞI ÇALIŞMA VE İŞSİZLİK SORUNU
Raporda yer alan bulgular, istihdam edilen kadınların yarısının kayıt dışı çalışmak zorunda bırakıldığını göstermektedir. Bu durum, kadınları güvencesizlik ve belirsizlikle yüz yüze getiriyor. Son iki yıl içerisinde Türkiye'deki kadın işsizliği %36 artış göstererek 1 milyon 151 binden 1 milyon 566 bine yükseldi. Genç kadınlarda ise işsizlik oranı %19.4’ten %28.6’ya kadar çıkmış durumdadır. Tarım dışı genç kadın işsizliğinde de en yüksek artış gözlemlenmiştir. Bu veriler, kadınların iş gücü piyasasında karşılaştıkları zorlukların artarak devam ettiğini yansıtmaktadır.
KADINLAR ŞİDDET VE CINAYETLERİN KURBANIDIR
Türkiye’nin kadınları, ciddi toplumsal sorunlar ve artan şiddet nedeniyle kayıpların artması ile karşı karşıyadır. Raporda, kadınların en çok iş ve eş cinayetleri sonucunda hayatlarını kaybettiği vurgulanmaktadır. 2016 yılında eşleri ve aileleri tarafından katledilen 325 kadının ötesinde, iş cinayetlerine kurban giden 1970 işçiden %6’sını kadınlar oluşturmaktadır. Uluslararası Af Örgütü’nün çalışmaları, özellikle 15-40 yaş arasındaki pek çok kadının erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirdiğini veya yaralandığını ortaya koymaktadır.
KIZ ÇOCUKLARINA YÖNELİK İSTİSMAR MEVCUT
Rapor, 2016 yılında 368 kız çocuğunun cinsel istismara uğradığını ve bunun %3'ünün engellilerden oluştuğunu bildirmektedir. Cinsel istismar vakalarının %59’u okullarda yaşanırken, bu çocuklar sokakta, zorla götürüldükleri evlerde, araçlarda ve diğer çeşitli mekanlarda cinsel istismara maruz kaldıkları belirtilmiştir. Ayrıca, 2015 yılında zorla evlendirilen çocuklar arasında 31 bin 337'sinin kız olduğu, son on yılda 482 bin 908 kız çocuğunun zorla evlendirildiği ve 16-17 yaş grubundaki kız çocuklarının sayısının 232 bin 313'e çıktığı tespit edilmiştir.
'KADINI EVE HAPSETME ANLAYIŞINDAN VAZGEÇİLMELİ'
Yılmaz, raporun bulgularına dayalı olarak gerici politikaların kadın emeğini ve kimliğini önemsemediğine dikkat çekmiştir. AKP’nin kadınların toplumsal ve siyasi alanda eşit olmasını istemediğini belirten Yılmaz, kadının sosyal alanlardan dışlanarak evle sınırlanmasına neden olan erkek egemen anlayışın terk edilmesi gerektiğini savunmuştur. Yılmaz, kadınların eşitlik hakları için mücadele edilmesi gereken önceliklerden biri olduğunu belirtirken, gerek cinsiyet ayrımcılığının son bulması, gerekse kadınların güvenceli iş ve istihdam olanaklarına sahip olmalarının sağlanması gerekliliğinin altını çizmektedir.
'ÖZGÜRLÜKLER TÜRKİYESİ' HEDEFİ
Necati Yılmaz, CHP’nin tarihsel görevlerinden biri olarak kadınların toplumsal yaşamda güçlendirilmesini gösterdi. Yılmaz, 1931 yılında kadınlara milletvekili seçilme hakkı tanınmasının, ilerici bir adım olduğunu hatırlatarak, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi haklarının teşvik edilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. CHP’nin bu konuda atacağı adımların önemli olduğunu ve özgürlükler Türkiye’sini yaratma amacında olduklarını belirtirken, tüm kesimlerin insan hakları ve sosyal haklar açısından eşit bir şekilde yaşamasını desteklemek amacıyla partinin çalışmalarını sürdüreceğini ifade etmiştir.
