Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 44’üncü Dönem İkinci Dayanışma Kurulu, “Anayasa Değişikliği ve Referandum Süreci” konusunda bir araya geldi. Toplantı sonucunda, yurttaşlık bilincinin ve kamu sorumluluğunun bir göstergesi olarak oy birliği ile referandumda "Hayır" denileceği kararlaştırıldı.
Referandum Sürecinde OHAL Koşulları
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, günümüzde Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu değerlendirerek iktidarın uygulamalarıyla halkı tehlikeli bir belirsizlik sürecine sürüklediğini ifade etti. Özellikle referandumun, Olağanüstü Hal (OHAL) şartları altında yapılacak olmasının önemine dikkat çeken Koramaz, tarihsel bir perspektifle bu durumun yeni olmadığını vurguladı. 1982 Anayasası'nın da benzer şartlar altında oluşturulduğunu ve bu metnin halk oylamasına sunulduğunu hatırlatan Koramaz, o dönemde sağlanan yüzde 92'lik onayın, özgürlüklerin ve hakların kısıtlandığı bir dönemde elde edildiği için toplumda gerçek bir meşruiyet kazanmadığını açıkladı. Bu bağlamda, mevcut koşullar altında yapılacak bir anayasa değişikliğinin de benzer şekilde sorgulanacağını belirtti.
Şeffaf Tartışma İhtiyacı
Koramaz, referandum sürecinde yurttaşların demokratik bir ortamda, özgürce ve şeffaf bir şekilde tartışmalarının engellendiğini ifade etti. Mevcut şartların, halkın haklarına sahip çıkma ve buna dair görüşlerini ifade etme konusunda büyük bir risk taşıdığını belirterek, yapılacak anayasa değişikliğinin meşruiyet problemi ile karşı karşıya kalacağını ileri sürdü. Bu durum, toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini özgürce ifade edebilmesinin önünde büyük bir engel oluşturduğu için, referandum sürecinin demokratik nitelik taşıyamayacağına işaret etti. Böylece halkın iradesinin, gerçek bir biçimde yansıması noktasında ciddi sıkıntılar yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Hayır Kararının Gerekçeleri
Dayanışma Kurulu'nun almış olduğu "Hayır" kararının arka planında yatan nedenleri Koramaz şöyle sıraladı: “Bu ülkenin mühendisleri, mimarları ve şehir plancıları, önerilen anayasa değişikliğinin mevcut piyasacı, emek ve doğa karşıtı sistemleri kalıcı hale getireceğini, dinci-mezhepçi bir rejime yasal zemin sunacağını ifade ediyor. Ayrıca, bağımsızlık, cumhuriyet, demokrasi ve laiklik gibi temel değerleri hedef alacak ve parlamenter sistemin temel unsurlarını zayıflatacaktır. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengeyi bozacak bu süreç, Meclis'in yasama yetkisini sorgulanabilir hale getirecek ve bağımsız yargının işlevselliğine ciddi zarar verecektir.” Bu açıklamalar, mevcut anayasa değişikliği teklifine karşı duyulan derin eleştiriyi açığa koyuyor.
