Gazete Kritik Gündem 'OHAL Komisyonu'ndan 2018'e kadar karar çıkması mümkün değil!'

'OHAL Komisyonu'ndan 2018'e kadar karar çıkması mümkün değil!'

OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu başvuruları almaya başladı. İnsan Hakları HukukçusuKerem Altıparmak’a göre komisyonun karar vermesi uzun sürecek. Altıparmak, “Komisyon uzun süre karar vermeyecek.

'OHAL Komisyonu'ndan 2018'e kadar karar çıkması mümkün değil!'

OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu, başvuruları kabul etmeye başladı. İnsan Hakları Hukukçusu Kerem Altıparmak'a göre bu komisyonun işlem süreçleri oldukça uzun bir zaman alacak. Altıparmak, "Komisyon, başvuruları almak için 60 gün süre tanıyacak. Bu süre sonunda, mevcut mahkemelere açılmış davalar da göz önüne alınacak. 60 günlük süre sona erdikten sonra bu davalar gönderilecek ve ardından Komisyon sürecin tasnif edilmesi için zaman alacak. Bu durumda en az 3-4 ay geçmesini beklemek gerekiyor. Yıl sonuna kadar bir karar çıkması çok olası görünmüyor," ifadelerinde bulundu.

Komisyonun Başvuru Süreci ve Beklentiler

GazeteDuvar'da yayımlanan bir habere göre, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin ardından, OHAL İnceleme Komisyonu tam bir yıl sonra, 17 Temmuz 2017 tarihinde başvuruları almaya başladı. Bu komisyondan beklentiler yüksek ve özellikle on binlerce kişi, sürecin nasıl ilerleyeceğine dair umut taşıyor. Ancak Kerem Altıparmak’ın belirttiği üzere, 2017 yılının sonuna kadar komisyondan bir karar alınamayacak gibi görünmekte. İnsanlar, kendi haklarını geri kazanma umuduyla bu komisyona başvuruda bulunuyor, fakat sürecin belirsizliği, bu umutları sorgulatıyor.

KHK'larla İlgili İstatistikler ve Süreç

20 Temmuz 2016 tarihini takiben ilan edilen OHAL durumu çerçevesinde, bugüne kadar 26 adet Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıştır. Bu KHK'lar sonucunda, toplamda 111 bin 240 kamu çalışanı ihraç edilirken, 32 bin 180 çalışan ise uzaklaştırılmıştır. Ayrıca binlerce kuruluş ve dernek kapatılmış, birçok şirkete el konulmuştur. Tüm bu süreçler hakkında CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, önemli noktalara değindi. Sarıhan; KHK ile doğrudan ihraç edilenlerden başka, yalnızca kendi kurumları aracılığıyla inceleme süreçlerini tamamlayan kişilerin normal idari yargıya başvuru yapabileceğini vurguladı. Bu durum, belirsiz bir süre zarfında köşe kapmaca oynar gibi bir geçiş sürecine sebep olabiliyor ve sonuçlar yıllar alabiliyor.

Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları

Komisyon, başvuru işlemlerinin nasıl gerçekleşeceğine dair sınırlamalara sahiptir. Başvuru yapabilmek için, yalnızca KHK ile doğrudan ihraç edilenlerin bu komisyona başvuru yapma hakkı bulunmaktadır. Diğer yandan, KHK yetkisiyle açığa alınmış olan yaklaşık 32 bin kişi, bireysel olarak inceleme süreçlerinin tamamlanmasını beklemek durumundadır. Ancak, idari yargının inceleme süreci için bir sınır getirilmemiş olması, sürecin uzamasına ve belirsizliğe yol açmaktadır. Bu nedenle, bu kişilerin haklarının ne zaman değerlendirileceğine dair bir öngörülük sunmak mümkün değildir. Her ne kadar başvuru süreci başlamış olsa da, birçok kişi kendi haklarını savunmak için beklemek durumunda kalabilir.

112 bin kişinin dosyalarının sonucu, Komisyon’a başvuru yapma hakkına sahip olanlar için büyük bir merak konusu haline gelmiş durumda. Uzmanlar, bu dosyaların en nitelikli şekilde nasıl inceleneceği üzerinde dururken, inceleme sürecinin çok kısa olduğunu vurguluyor. Sarıhan, “Bu dosyaların gözden geçirilmesi için gerekli olan yetenekler ve yetkiler nerede?” şeklinde bir soru yöneltiyor. Ayrıca, yapılan tahminlere göre, her dosya için yalnızca 65 saniye gibi kısa bir süre ayrıldığını belirtiyor.

Dosya İnceleme Süreci Üzerine Eleştiriler

Sarıhan, her bir dosyanın fazlasıyla hızlı bir biçimde incelenmesinin, aslında incelemenin neredeyse hiç yapılmadığı anlamına geldiğini ifade ediyor. Özellikle hukuk sisteminin nasıl işlediğine dair endişelerini dile getiren Sarıhan, bu durumun yasal hakları ihlal ettiğine dikkat çekiyor. "Bu durum, bir adalet mekanizmasının en temel unsurlarından birini sorgulatır nitelikte." diyor. Ayrıca, AİHM'in bu durumu sağlıklı bir iç hukuk yolu gibi değerlendirmesinin, aslında bir aldatmaca olduğunu da ekliyor. Hukukun doğru bir şekilde işletilmesi gerektiğinin altını çizen Sarıhan, mevcut düzenlemenin insanlar için ciddi bir sonuç doğuracağını savunuyor. İleriye dönük olarak, AİHM ve AYM gibi kurumların, bireysel başvuruları değerlendirirken bu kısıtlamalar ile karşılaşabileceği kaygısını taşıyor.

Hukuk Sisteminde Yaşanan Sorunlar

Böyle bir sistemin iç hukuk yollarını etkili bir şekilde işletip işletmeyeceği de sorgulanıyor. Sarıhan, "Bu yapının, halkın gerçek talep ve ihtiyaçlarını karşılayamadığını düşünüyorum." diyor. Hukuk sisteminin temel prensiplerinden biri olan adil yargılanma hakkı açısından büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, sınırlı bir inceleme süresinin, adaletin tecelli etmesi için gerekli olan derinlemesine analiz ve değerlendirmeyi engellediği vurgusu yapılıyor. Kısa süreli inceleme, başvuruların yüzeysel bir biçimde geçiştirilmesine yol açarak, hak sahiplerinin taleplerinin dikkate alınmamasına neden olabilir. Bu bağlamda, hukuk sistemine olan güvenin sarsılması, toplumsal huzuru da olumsuz etkileyebilir.

Sonuç Olarak

Sonuç olarak, dosya inceleme sürecinin bu denli kısıtlayıcı olması, hem bireylerin hukuk önündeki güvenini zayıflatmakta hem de adaletin sağlanmasında ciddi sorunlara yol açmaktadır. Sarıhan'ın eleştirileri, mevcut sisteme dair sorgulamaların arttığını göstermektedir. Kapsamlı bir reform gereksinimi, hukuk sistemimizin daha işlevsel ve adil bir hale gelmesi adına kaçınılmaz görünmektedir. Uzun vadede, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve kamuoyunun adalet arayışını karşılamak için köklü değişimlerin yapılması gerekmektedir.

Haberin tamamı için tıklayın.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız