Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Fırat Kalkanı Harekatı sırasında sivillerin de görev alabileceğini açıkladı. Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 680 sayılı KHK'da belirtilen "kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların, ordunun gönderildiği ülkelerde geçici olarak görevlendirilmesi" hükmü doğrultusunda bir açıklama yapan Işık, bu düzenlemenin gerekliliğini vurguladı. Özellikle Suriye'deki duruma atıfta bulunarak, çeşitli meslek gruplarının bu süreçte destek sağlayabileceğini ifade etti.
Gerekçe ve Hedefler
Fikri Işık, Suriye'de El-Bab bölgesine kadar ulaşarak 2 bin kilometrekarelik alanı DAEŞ'ten temizlediklerini belirtti. Savaş sonrası bu bölgelerde yaşam standardını yükseltmek ve altyapıyı yeniden inşa etmek adına adımlar atıldığını söyledi. İnsani faaliyetlerin yürütüldüğü Cerablus ve Rai gibi bölgelerde kamu çalışanlarının katılımının önemine dikkat çeken Işık, bu noktada kepçe operatörü gibi meslek gruplarının öneminin altını çizdi. "Kanal açma ve altyapı işlemleri için oraya ihtiyaç duyulabiliyor. Bu durumu kolaylaştıracak düzenlemelere acil ihtiyaç duyuldu" dedi.
Geri Dönüş ve Göç Yönetimi
Işık, bu tür düzenlemelerin sadece operasyonel değil, aynı zamanda sosyal boyutları olduğunu da vurguladı. Eğer insanlar kendi topraklarında huzurlu bir şekilde yaşarlarsa, Türkiye üzerindeki baskının azalacağını belirtti. Bartın'ın güvenli hale gelmesi durumu Türkiye'deki mülteci sorununu da etkileyecek gibi görünüyor. Özellikle, güvenli bölgelerin oluşturulmasıyla, orada yerleşim birimlerinin kurulmasının hedeflendiğini ifade etti. Böylece göçün önüne geçilmesi planlanmakta, insanlar kendi ülkelerinde kendi topraklarında kalma imkanı bulacaklar.
FETÖ Mağduru Pilotlarla İlgili Gelişmeler
Hükümetin operasyonları sadece Suriye ile sınırlı değil. İçinde bulunduğumuz süreçte FETÖ'nün mağdur ettiği pilotlar için de yeni düzenlemeler devreye alındı. FETÖ nedeniyle ordudan çıkarıldığı iddia edilen pilotlarla ilgili bir dönüş hakkı sağlandığını açıkladı. Bu pilotlarda sağlıklı olup olmadıkları sorgulanacak ve gerekli muayeneler yapılacak. Sağlık Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı’nın ortak bir komisyon kurarak, bu pilotların durumu değerlendireceği bildirildi. Basına yansıyan bilgiler, birçok pilotun aslında sağlıklı olduğu ve sadece çeşitli bahanelerle ordudan uzaklaştırıldığı yönünde.
Son yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için belirli bir yapı oluşturuluyor. Bu düzenlemenin temelini anlamak için, TSK'nın harbe hazırlık, harekât, istihbarat ve eğitim gibi asli görevlerine odaklanması gerektiği vurgulanıyor. Yapılan değişikliklerle, askeri personelin, asli görevleri haricindeki farklı işlerden arındırılması hedefleniyor. Bu sayede, askeri yapının daha dinamik ve etkin hale gelmesi amaçlanıyor. Eski sistemde, Milli Savunma Bakanlığı (MSB), neredeyse sadece tedarik sürecini yöneten bir konumdaydı. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kaydedilen gelişmeler, diğer ülkelerin geçmişte benzer adımları attığını gösteriyor. Türkiye, bu tür demokratik reformları gerçekleştiren ülkeler arasında en geride kalanlardan biri durumunda.
Asker-Sivil İlişkilerinde Reform İhtiyacı
Son alınan kararların arkasındaki temel motivasyon, bireysel güç dağıtımı değil, askeri-sivil ilişkileri daha sağlam bir demokratik temel üzerine oturtmak. Eğer askeri teşkilatı, talep edilen bütün işleri yapmaya zorlayacak olursanız, 15 Temmuz gibi büyük felaketlerin yaşanması kaçınılmaz hale gelir. O dönem 335 generalden 150’sinin darbe girişimine katıldığı gerçeği, sistemde ciddi sorunlar olduğunu göstermektedir. Bu durum, askeri yapı içerisinde köklü bir reformun gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Askeri kurumların asli görevleri dışında iş yükü altında bırakılmaması, demokratik bir toplum oluşturma yönündeki çabaların önemli bir parçasıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Güçlendirilmesi
Genelkurmay Başkanlığı, mevcut yapısıyla ağır bir yük altına girmiş durumdaydı ve bu kadar geniş çaplı bir yükün bir yapı tarafından taşınmasının mümkün olmadığı aşikardır. Demokratik ülkelerde, askerin taşımakla yükümlü olduğu sorumluluklar ile sivil bürokrasi arasındaki sınırlar net bir şekilde çizilmiştir. Türkiye, bu konuda 50-60 yıl geriden gelerek benzer bir adım atmaktadır. Yapılan reformların temel hedefi, TSK’yı güçlendirerek, askeri personelin işlevselliğini artırmaktır. Örneğin, TSK'nın hastane veya dikimevi gibi alanlarda sorumluluk alması, askeri yapının asli işlevini zayıflatır. Askerlerin olması gereken yerde, yani harbe hazırlık ve sürekli eğitimde bulunması gerekmektedir.
Suriye’deki Askeri Varlığın Önemi
Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’nin El Bab bölgesinde kalma kararlılığını sürdürmekte. Oradan çekilmenin düşünülmesi söz konusu değil, zira Türkiye’nin orada bulunma amacı işgal değil, bölgenin istikrarını sağlamaktır. Suriye’deki güvenliğin, Türk sınırları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğu herkes tarafından artık kabul edilmektedir. Dolayısıyla, Türkiye; ulusal güvenliğini sağlaması açısından, istikrarsızlık yaşanan bir bölgede askeri varlığını sürdürmek zorundadır. Bu durum, bir yandan da bölge barışını tesis etme çabalarına katkıda bulunmaktadır.
