HSYK 1. Daire Başkanı Okur: Erdoğan, Şık ve Şener tutuklandığında 'Bırak yaptıklarını çeksinler' demişti!

Eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, FETÖ soruşturmasında tutuklandıktan sonra sağladığı ifadesinde, önemli yargı davalarında sahte delil kullanıldığını ve hukuksuzluklar yaşandığını öne sürdü. Okur, hükümetin bu süreçteki rolünü eleştirdi ve bir "yanılma" süreci yaşandığını belirtti.

HSYK 1. Daire Başkanı Okur: Erdoğan, Şık ve Şener tutuklandığında 'Bırak yaptıklarını çeksinler' demişti!

Eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, 'FETÖ' soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra, Ankara Cumhuriyet savcıları Mehmet Tamöz ve Ahmet Akça'ya 153 sayfalık ek ifadesini sundu. Bu ifade, özellikle Ergenekon, Balyoz ve Odatv davalarına ilişkin çok sayıda dikkat çekici bilgi içeriyor. Okur, bu davalarda sahte delillerin kullanıldığını öne sürerken, 'Şemdinli savcısı' olarak bilinen Ferhat Sarıkaya’nın hükümetin talebi doğrultusunda göreve alındığını da dile getirdi. Ayrıca, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanma sürecinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdiğini ve Erdoğan’ın bu iki gazetecinin serbest bırakılması yönündeki taleplerine kayıtsız kaldığını aktardı.

Gülen Cemaati’nin Etkisi

Okur, başlangıçta askeri vesayetin kaldırılması ve derin devletin ortaya çıkarılması amacıyla FETÖ soruşturmalarına destek verdiğini ifade etti. Ancak, Nurseli İdiz ve Türkan Saylan gibi isimlerin olaylarına tanık oldukça bu soruşturmaların mecrasının değiştiğini düşündüğünü belirtti. Balyoz davasında salıverilen şahısların daha sonra yeniden tutuklanmasına şahit olduktan sonra durumun, Gülen cemaatine mensup kişiler tarafından yönlendirildiğine kanaat getirdi. Öne sürdüğü sahte deliller ve uygulanan hukuksuzluklar, Okur'un bu davalara dair inancını sarsmıştır. Yargılamalarda adaletin olmadığını görmesi, onu bu yolun yanlış olduğuna inandırdı.

Hukuksuzluk İddiaları

İbrahim Okur, İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu’nun dosyasını incelediğinde derin bir endişe hissettiğini, bunun yanlı ve hukuksuz bir süreç olduğunu belirtmiştir. MİT TIR’ları davasında adının geçmesi üzerine, bazı üst düzey isimlerle görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerin sonucunda, durumun daha ciddi bir operasyon olduğunu anladığını dile getirdi. 25 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirdiği bir toplantıda, MİT TIR’ları soruşturmasının Fetullah Gülen cemaati mensubu savcı Muammer Akkaş’tan alınması gerektiğini vurguladığını aktardı. Bu önerisi kabul görmüş ve bu süreçteki etkileri nedeniyle kendisini sorumlu hissettiğini ifade etmiştir.

Güven Hatası

Okur, Ferhat Sarıkaya’nın HSYK tarafından göreve alınmasını eleştirirken, bu atamanın güvensizlik yaratacağını düşündüğünü belirtti. Sarıkaya’nın daha önce bakanlık tetkik hâkimliğini istemesi, onun Gülen cemaati ile olan bağlantılarının sorgulanmasına yol açtı. Okur, kendisinin bu insanlara güvenmenin bir hata olduğunu sonradan anladığını vurguladı. Başlangıçta Anadolu insanı ve çocuğu olarak gördükleri Sarıkaya’nın, zamanla farklı amaçlar peşinde koştuğunu ifade etti. Bu süreç, kendisi için bir uyanış oldu ve yargıda hâkim olan vesayetin kırılmasına olan katkısını sorgulamasına neden oldu.

Adaylık Süreci

20 Ağustos 2014 tarihinde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'la yapılan görüşmede, adaylığı üzerine konuşuldu. Okur, FETÖ ile olan mücadelelerinin göz ardı edilmesinin kendisini oldukça incittiğini belirtmiş, ayrıca bu uğraşının karşılığını bulmasını istemiştir. Bakan Bozdağ, adaylığının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, Okur'un siyasetteki konumu ve kariyerine dair endişelerini dinledi. Ancak Okur, meslektaşlarına karşı kendisini savunmak adına adaylıktan çekilmeyeceğini ifade etti. Bu durumda, yargı sürecindeki tutumlarının etkisi üzerine düşünmeye devam etti.

Başbakan ile Görüşme

Okur, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmaları ile ilgili başbakanlık düzeyinde yapmış olduğu görüşmeler hakkında bilgi verdi. Ahmet Hamsici ile beraber Başbakan Erdoğan ile yapılan sohbetlerde, gazetecilerin serbest bırakılmasının ülkenin AB ile olan müzakereleri açısından faydalı olacağını belirtmiş. Ancak Erdoğan'ın yanıtı, bu dosyaların ilerlemesinden yana olmadığını düşündürüyordu. Okur, yaşanan süreçte bunun bir yargılama değil, bir yanılma olduğu görüşündeydi ve Başbakan'dan gelen yanlış bilgilendirmelere dikkat çekti.

MİT TIR’ları Operasyonu ve Sonrası

1 Ocak 2014 tarihinde, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile gerçekleştirilen görüşmede, MİT TIR’larıyla ilgili önemli bilgilere ulaştığını belirtti. Bu olayın sıradan bir yargı süreci olmadığını, hükümete yönelik bir operasyon olarak nitelendirmiştir. Kendisi, Adana Başsavcısı ile konuşarak TIR’ların MİT’e ait olduğuna dair belgelerin olmadığını aktardığını, buna rağmen aramanın ısrarla devam ettiğini belirtti. Bu tutum, kendisini soruşturmanın siyasi amaçlar doğrultusunda yürütüldüğüne inandırdı. Yaşanan olayların, bir hükümet meselesini aşarak ülkenin geleceğini tehdit ettiğini ifade etmiştir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız