Hrant Dink'in korunmaması ile ilgili ortaya çıkan belgeler, İstanbul Emniyeti Müdürlüğü’nün o dönemde Orhan Pamuk'a nasıl koruma sağlandığını gözler önüne serdi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen yazıda, Pamuk'un 2005 yılında "Türklüğe hakaret" iddiasıyla yargılandığı süreçte kendisi için koruma önlemleri alındığı belirtiliyor. Ancak, bu koruma talebinin Orhan Pamuk tarafından yapılmadığı da ifade ediliyor. Dink'in korunmasına yönelik ise, somut bir delil olmaması sebebiyle gerekli önlemlerin alınmadığı bildiriliyor.
Koruma Sağlanmaması Üzerine Eleştiriler
Dink ailesinin avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, Orhan Pamuk'a sağlanan koruma önlemlerinin, o dönemde Hrant Dink'e yönelik tehditlerin göz ardı edilmediğini ortaya koyduğunu açıkladı. Bakırcıoğlu, Dink'e yönelik 17 Şubat 2006’da bir saldırı olacağına dair alınan somut istihbarata rağmen koruma verilmediğini vurguladı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, mahkemede savunmasında Dink’i korumanın kendisinin sorumluluğunda olmadığını belirtmişti. Cerrah, Dink’in koruma isteği olmadığını ileri sürerek, “Dink niye koruma istemedi?” sorusunu gündeme getirmişti. Bu duruş, Dink'in korunması gereken durumda bile gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle eleştirilere hedef olmasını sağlamıştır.
MİT’in Değerlendirmeleri ve Hrant Dink
Öte yandan, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı, 22 Aralık 2005 tarihinde valiliğe gönderdiği yazıda Orhan Pamuk'un “Ermeni yanlısı” görüşleri bakımından terör örgütlerinin hedefi olabileceğini belirtmesine rağmen, Dink için aynı önemin verilmediği dikkat çekiyor. MİT, Dink’in can güvenliğini tehdit eden herhangi bir bilgi bulunmadığını kaydetti. Dink ailesinin avukatından Hakan Bakırcıoğlu, cinayet öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile MİT’in, Dink'in korunması yönünde harekete geçmeleri gerektiğini ve bu yükümlülüklerini ihlal ettiklerini belirtti. İstanbul Valiliği ve emniyet yetkililerinin ihmali, Dink'in korunmasız kalmasına neden oldu ve bu durum yargı süreçlerinde tartışma konusu haline geldi.
Yargılanma Süreci ve İhmaller
Dink cinayetinin ardından, İstanbul Valisi Muammer Güler, Vali Yardımcısı Ergun Güngör, İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve diğer yetkililerin, Dink'in korunmamasıyla ilgili sorumluluk taşımaları gerektiği vurgulanıyor. Bakırcıoğlu, bu isimlerin Orhan Pamuk’a koruma sağlama konusundaki evraklarda imzalarının bulunduğunu belirterek, bu durumun ihmalin boyutlarını gösterdiğini belirtti. Hrant Dink'in cinayetinin ardından yaşanan süreç, güvenlik güçlerinin, tehdit altında bulunan bireylere karşı alması gereken önlemlerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Dink'in korunması için gerekli adımlar atılmadığı gibi, koruma konusunda farklı bir yaklaşım sergilenmesi, adalet sisteminin işleyişinde ciddi sorgulamalar yaratıyor.
