Gümüşhane’de yüzde 93’lük maden ruhsatı tartışıldı. Kentte düzenlenen panelde madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, ormanlar, tarım, turizm, köyler ve tarihî miras üzerindeki muhtemel etkileri ele alındı.
Gümüşhane’de yüzde 93’lük maden ruhsatı tartışıldı. Gümüşhane Kültür ve Sanat Derneği ile Gümüşhane Çevre ve Kültürel Varlıkları Koruma Platformu tarafından düzenlenen “Vahşi Madencilik Gerçeği; Neye ve Neden Karşı Çıkıyoruz?” başlıklı panel, 25 Ağustos 2026 Salı günü Gümüşhane Üniversitesi Mustafa Çalık Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Panelde Gümüşhane’deki maden ruhsatlarının kapsamı; çevresel, hukuki, ekonomik, toplumsal ve kültürel boyutlarıyla değerlendirildi. Konuşmacılar, maden yatırımlarıyla ilgili kararlar alınırken ekonomik getirinin yanı sıra su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, meralar ve gelecek kuşakların haklarının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Gümüşhane’nin yüzde 93’ü maden ruhsatlı mı?
Panelin moderatörlüğünü yapan eğitimci ve mali müşavir Sabri Şenel, TEMA’nın hazırladığı ruhsat haritalarına göre Gümüşhane yüzölçümünün yüzde 93’ünün IV. Grup maden ruhsatları kapsamında bulunduğunu söyledi.
2019 yılından bu yana sürdürülen ruhsat haritası çalışmasında 29 ildeki IV. Grup maden ruhsatlarının yoğunluğu incelendi. Çalışmada ele alınan illerin yüzölçümlerinin ortalama yüzde 67’sinin bu gruptaki ruhsatlarla kesiştiği belirlendi. Gümüşhane yüzde 93 ile çalışmadaki en yüksek orana sahip il olarak gösterildi.
Ancak yüzde 93’lük oranın, Gümüşhane’nin tamamına yakınında bugün fiilen madencilik yapıldığı anlamına gelmediğinin altı çizilmeli. Bu veri; arama, işletme, ihale veya değerlendirme aşamasındaki geniş ruhsat alanlarını gösteriyor. Bir bölgenin ruhsat sınırları içinde bulunması, o alanın tamamında maden çıkarıldığı anlamına gelmiyor.
Çalışma yalnızca altın, gümüş, bakır, nikel, kömür ve bazı endüstriyel ham maddeleri kapsayan IV. Grup ruhsatları esas alınarak hazırlandı. Kum, mermer ve taş ocakları bu yüzdeye dâhil edilmedi.
“Gümüşhane’nin bilince ihtiyacı var”
Panelin açılışında konuşan Sabri Şenel, Gümüşhane’de yaşayanların yanı sıra kent dışında bulunan Gümüşhanelilerin de madencilik konusundaki gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.
Şenel, panelin madenciliğe ilişkin bütün sorunların ele alınacağı bir başlangıç olduğunu belirterek tartışmalarda akıl, bilim, hukuk ve demokrasi ilkelerinin esas alınması gerektiğini ifade etti.
Panelde mühendis ve çevreci Levent Büyükbozkırlı, madencilik faaliyetlerinin teknik süreçleri ile ruhsat ve ihale aşamalarına ilişkin sunum yaptı. Büyükbozkırlı, 2026 yılında Gümüşhane’de yaklaşık 9 bin 100 hektarlık sekiz maden sahasının ihale kapsamına alındığını belirtti.
Torul ve Kürtün başta olmak üzere bazı ormanların, yaylaların ve köylerin ruhsat alanları içerisinde kaldığını aktaran Büyükbozkırlı, acele kamulaştırma ve mülkiyet sorunlarının yerel halk üzerindeki etkilerinin de değerlendirilmesini istedi.
Su kaynakları ve ormanlar için uyarı
Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, dağlık bölgelerin yalnızca maden rezervlerinden ibaret görülmemesi gerektiğini belirtti. Dağların aynı zamanda doğal su deposu olduğunu ifade eden Kurdoğlu, ormanların ve bitki örtüsünün sel, heyelan, erozyon ve kuraklığın etkilerini azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
İklim değişikliğiyle birlikte kar yağışının azalması ve su kıtlığı riskinin artmasının bölgedeki doğal varlıkları daha önemli hale getirdiğini belirten Kurdoğlu, madencilik projelerinin su rejimi ve ekosistem üzerindeki toplam etkisinin hesaplanması gerektiğini vurguladı.
Kurdoğlu, “Dağlar çökerse şehir göçer” ifadesiyle Gümüşhane’nin doğal alanlarının korunması çağrısında bulundu. Madenciliğin ekonomik getirisinin çevresel ve toplumsal maliyetlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Turizm ve madencilik birlikte değerlendirilmeli”
Kürtün Çevre Platformu Başkanı Salim Koca, ormanların, meraların, su kaynaklarının ve köy yerleşimlerinin maden projelerinden etkilenebileceğini belirtti.
Madenciliğe kategorik olarak karşı olmadıklarını ifade eden Koca, “Suya, meraya, ormana ve köylere zarar vermeyecekse destek veririz” dedi. Şirketlerin sağlayacağını açıkladığı istihdam ve ekonomik katkının çevresel zararlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gümüşhane’nin yaylaları, doğal alanları ve su varlıklarıyla turizm açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Koca, bilgilendirme toplantılarının kent merkeziyle sınırlı kalmayarak ilçelerde ve büyük köylerde de düzenlenmesini istedi.
ÇED süreçleri ve çevre hakkı konuşuldu
Hukukçu Ali Haydar Dereli ise çevre hukukundaki “önleme”, “ihtiyat”, “kirleten öder” ve “katılım” ilkelerini anlattı. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının temel bir insan hakkı olduğunu belirten Dereli, maden projelerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinde vatandaşların görüşlerinin dikkate alınmasının önemini vurguladı.
Dereli, çevresel zarar ortaya çıktıktan sonra giderilmesinin çoğu zaman zor veya imkânsız olabildiğini belirterek kamu kurumlarının denetim görevini etkin biçimde yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Vatandaşların idari başvuru ve dava yollarını bilimsel raporlarla destekleyebileceğini ifade etti.
Tarihî ve jeolojik miras vurgusu
Tarihçi ve çevreci Musa Şahin, madencilik faaliyetlerinin yalnızca toprak ve bitki örtüsü üzerinde değil; arkeolojik alanlar, fosil yatakları ve tarihî yapılar üzerinde de etkili olabileceğine dikkat çekti.
Gümüşhane’nin fosil ve jeolojik miras bakımından önemli alanlara sahip olduğunu belirten Şahin, Gökdere’deki fosil varlıklarının bilimsel çalışmalar ve açık hava müzesi gibi projelerle turizme kazandırılabileceğini söyledi. Tarım, hayvancılık ve turizmin yerel istihdam açısından alternatif seçenekler olarak geliştirilmesini istedi.
Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve farkındalık çalışmalarının ilçeler ile köylere yayılması çağrısıyla tamamlandı.