Merkez Bankası mart ayı faiz kararını açıkladı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 12 Mart 2026 tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini değiştirmedi ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bıraktı. Kararla birlikte Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5 seviyesinde korudu. Böylece yılın ilk toplantısında yapılan 100 baz puanlık indirimin ardından mart ayında “bekle-gör” yaklaşımı öne çıkmış oldu.
Bu karar piyasalar açısından sürpriz olmadı. Anadolu Ajansı Finans anketine katılan ekonomistlerin büyük bölümü mart ayında faizin sabit bırakılmasını bekliyordu. Reuters beklenti anketlerinde de benzer şekilde, jeopolitik riskler ve rezerv görünümü nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine ara verebileceği değerlendirmesi öne çıkmıştı.
Piyasalar neden sabit faiz kararına odaklandı?
Mart ayı faiz kararının bu kadar yakından izlenmesinin temel nedeni, yalnızca iç enflasyon dinamikleri değil. Son günlerde döviz piyasasında yaşanan hareketlilik, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü baskı ve bölgesel jeopolitik riskler, Merkez Bankası’nın manevra alanını daralttı. Özellikle Orta Doğu kaynaklı gerilimlerin petrol fiyatları ve küresel risk iştahı üzerindeki etkisi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde para politikasını daha hassas hale getiriyor.
Ekonomi çevrelerinde, Merkez Bankası’nın faiz indirim döngüsünü sürdürmek yerine bu toplantıda frene basmasının en önemli nedenlerinden birinin dış şok ihtimali olduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle mart kararı, sadece bugünü değil, önümüzdeki aylarda atılacak adımların temposunu da belirleyecek kritik bir eşik olarak görülüyor.
Orta Doğu’daki gerilim ekonomi gündemini nasıl etkiliyor?
Son 13 gündür küresel piyasalarda en çok konuşulan başlıklardan biri Orta Doğu’daki askeri ve diplomatik gerilim oldu. Özellikle İsrail-İran hattında artan tansiyon ve ABD’nin bölgedeki pozisyonuna ilişkin gelişmeler, yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendirdi. Bu tablo, gelişmekte olan ülke para birimlerinde baskı oluştururken, merkez bankalarının faiz kararlarını da daha temkinli hale getiriyor. Reuters’a yansıyan piyasa değerlendirmelerinde, Türkiye’de mart ayında faiz indirimi beklentisinin bu jeopolitik atmosfer nedeniyle zayıfladığına dikkat çekildi.
Türkiye açısından en kritik başlıklardan biri ise enerji maliyetleri. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek yukarı yönlü hareket, enflasyon görünümünü bozabileceği gibi cari açık ve kur dengesi üzerinde de baskı yaratabiliyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın mart ayında faizi sabit tutması, sadece iç talep ve enflasyona değil, dışarıdan gelebilecek yeni risklere karşı da bir önlem olarak okunuyor.
Karar sonrası gözler nisan ayına çevrildi
Merkez Bankası’nın mart ayında politika faizini yüzde 37’de sabit bırakması, piyasada “faiz indirimleri tamamen bitti” şeklinde değil, “indirim süreci daha ihtiyatlı ilerleyecek” şeklinde yorumlanıyor. Özellikle karar metninde enflasyon, finansal istikrar, likidite koşulları ve dış risklere yapılacak vurgu, nisan ayı toplantısına ilişkin beklentileri belirleyecek. Reuters’a göre yıl sonu politika faizi beklentilerinde de yukarı yönlü güncellemeler dikkat çekiyor; bu da piyasanın daha yavaş bir indirim patikasını fiyatlamaya başladığını gösteriyor.
Merkez Bankası’nın mart kararı, bu yönüyle yalnızca bir faiz kararı değil; aynı zamanda piyasalara verilen güçlü bir mesaj niteliği taşıyor. Mesajın özü ise net: Enflasyonla mücadele sürerken, küresel ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde para politikasında aceleci bir gevşeme tercih edilmeyecek.