Son yıllarda altın alımlarını artıran merkez bankaları, jeopolitik gerilimlerin yükseldiği yeni dönemde de rezerv politikalarını altın lehine şekillendirmeyi sürdürüyor. İran savaşıyla birlikte artan küresel belirsizlik, enflasyon endişeleri ve finansal piyasalardaki dalgalanmalar, altının merkez bankaları açısından yeniden güçlü bir güven unsuru olarak öne çıkmasına neden oldu.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırılarıyla başlayan savaşın ardından bazı ülkelerin merkez bankaları altın rezervlerini artırmaya devam etti. Çin, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Özbekistan gibi ülkeler, bu süreçte altın alımlarını sürdüren merkez bankaları arasında yer aldı.
Bu tablo, küresel ekonomide belirsizlik dönemlerinde altının neden güçlü bir rezerv aracı olarak görüldüğünü bir kez daha ortaya koydu.
İran Savaşı Sonrası Altın Rezervleri Öne Çıktı
Küresel piyasalarda savaş, kriz ve enflasyon gibi riskler arttığında, merkez bankalarının altına yönelimi daha belirgin hale geliyor. 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşından sonra hızlanan altın alımlarının, İran savaşıyla birlikte yeni bir ivme kazandığı değerlendiriliyor.
Yapılan analizlerde, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası altına artan ilginin geçici olmadığı ve merkez bankalarının rezervlerinde altına daha fazla yer açmaya devam edeceği belirtiliyor. Bu eğilimin, jeopolitik risklerin sürdüğü ortamda devam etmesi bekleniyor.
Altın, hem değer saklama aracı olması hem de kriz dönemlerinde hızlı biçimde nakde çevrilebilmesi nedeniyle merkez bankalarının rezerv stratejilerinde önemli bir konumda bulunuyor.
Çin Merkez Bankası 17 Aydır Altın Alıyor
Altın rezervlerini artıran ülkeler arasında Çin dikkat çekiyor. Çin Merkez Bankası, 17 aydır aralıksız şekilde altın alımı yapıyor. Banka, mart ayında yaklaşık 5 ton altın alarak son bir yılın en yüksek aylık alımına imza attı.
Çin’in bu istikrarlı altın alımı, küresel rezerv çeşitlendirme eğiliminin önemli örneklerinden biri olarak görülüyor. Merkez bankalarının döviz rezervlerinin yanında altına daha fazla ağırlık vermesi, piyasalarda güvenli liman arayışının sürdüğünü gösteriyor.
Polonya Rezervini 700 Tona Çıkarmayı Planlıyor
Altın rezervlerini artıran bir diğer ülke ise Polonya oldu. 2022 yılında 228 ton altına sahip olan Polonya Merkez Bankası, mart ayı itibarıyla bu rezervi 580 tona yükseltti.
Polonya Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski, altın rezervini 700 tona çıkarmayı planladıklarını ifade etti. Bu hedef, ülkenin rezerv politikasında altına verdiği önemin arttığını ortaya koyuyor.
Polonya’nın bu adımı, Avrupa’da da merkez bankalarının altını stratejik bir rezerv varlığı olarak daha güçlü biçimde konumlandırdığını gösteren gelişmeler arasında yer aldı.
TCMB İran Savaşıyla Altın Satışı Yaptı
2023-2025 döneminde en büyük altın alıcılarından biri olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise İran savaşının başlamasının ardından farklı bir adım attı. TCMB, kademeli olarak üç hafta içinde toplam 120 ton altını sattı veya swap işlemlerinde kullandı.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, altın satış ve swap işlemlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Tüm adımlarımızın amacı fiyat istikrarını desteklemek ve finansal istikrarı güçlendirmek” ifadelerini kullandı.
Bu işlemler, altının yalnızca rezerv biriktirme aracı değil, aynı zamanda ekonomik baskı dönemlerinde kullanılabilen bir tampon olduğunu da gösterdi.
Türk Lirası ve Finansal İstikrar Yorumu
TCMB’nin altın işlemleri, İran savaşı döneminde ülkelerin ekonomik zorluklara karşı altını nasıl kullanabileceğine dair dikkat çeken örneklerden biri olarak değerlendirildi.
Analizlerde, söz konusu satışların enflasyon endişeleri ve Türkiye ekonomisine ilişkin olumsuz görünüm nedeniyle değer kaybeden Türk Lirası’nı destekleme amacıyla yapılmış olabileceği yorumu öne çıktı.
Bu süreçte altının, rezerv yönetiminde hem güvenli bir varlık hem de ihtiyaç halinde finansal istikrarı destekleyici bir araç olarak kullanıldığı görüldü.
Altının Güvenli Liman Rolü Sürüyor
Piyasalarda dalgalanma artsa da altının “güvenli liman” rolünü koruduğu belirtiliyor. Enflasyonun yükseldiği dönemlerde değer saklama aracı olarak görülen altın, kriz zamanlarında da likidite sağlayabilmesi nedeniyle merkez bankaları için önemini sürdürüyor.
Dünya Altın Konseyi’nden analist Krishan Gopaul, merkez bankalarının altın piyasasındaki rolüne dikkat çekerek, “Koşullar ne olursa olsun, merkez bankaları altın piyasasında talebin gerçek bir dayanağı haline gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Merkez bankalarının devam eden altın alımları, küresel belirsizlik dönemlerinde altının stratejik öneminin azalmadığını, aksine güçlendiğini ortaya koyuyor.