banner288

CHP'li Adıgüzel: ''Para kaybı mı insan kaybı mı?''

CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, Koronavirüs salgını ile mücadele sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

banner287
CHP'li Adıgüzel: ''Para kaybı mı insan kaybı mı?''

Çarpıcı ifadelerde bulanan Adıgüzel, Haziran’a kadar virüsü kontrol etmeye mecbur olduğumuzu ifade etti. Bunun için de en net tedbirin sokağa çıkma yasağı olduğunu söyledi. Hükümetin bunu yapmakta ayak direttiğini ifade eden Adıgüzel ‘para kaybı mı insan kaybı mı?’ konusunda hükümetin bocaladığını söyledi. Adıgüzel açıklamasında şunları belirtti:

“Sağlık Bakanı bu süreci iyi yönetemiyor. Salgın ülkemize ulaşana kadarki 70 günlük süreyi de hazırlık açısından iyi değerlendiremediler. Bugün de gelişen olaylara karşı hızlı bir reaksiyon verip hızlı çözüm üretemiyorlar. Şu anda ülkenin dört bir yanında hastaneler ve sağlık çalışanları malzeme ve test kiti eksiği ile karşı karşıya. Covid-19 hastaları için yoğun bakımlarda yer sıkıntısından hastaneler arası nakiller yapılıyor. Covid-19 dışındaki diğer hastalar da acil olanlar da dâhil ayrı bir hastane belirlenmediği için ya korkudan hastaneye gitmiyor, ya da gitse bile kendilerini gösterecek doktor bulamıyorlar. Salgın nedeniyle hastaneye kabul edimedikleri hastaneler arasında sevk edildiklerini öğreniyoruz. Bu şekilde geciken vakalarda can kaybı da yaşanıyor. Şunun anlaşılması lazım; olağanüstü bir süreçteyiz ve önlemlerin de olağanüstü olması gerekir. Hem salgın sürecini iyi yönetmek hem de olağan sağlık hizmetinin devamlılığını sağlamak zorundayız. Sokağa çıkma sınırlamasının tüm nüfusu kapsayacak şekilde uygulanmasını bir türlü hayata geçiremediler. Sağlık Bakanı burada masaya yumruğunu vurmak zorundadır.

Sağlık Bakanı’nı sayılarla oynamak ve algıyı yönetmek yerine salgın sürecini yönetmeye davet ediyorum. Sokağa çıkma sınırlaması adeta taksit taksit geliyor. Önce 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza, sonra da 20 yaş altı olanlara getirildi. Hâlbuki enfeksiyonu esas yayma potansiyeli bu yaş grupları arasındaki çalışan nüfustur. Bu insanlar yaşamak için çalışmak, yani evden çıkmak zorundadır. Toplu taşımaya binip işe gitmek ve çalışma koşulları içerisinde yer yer kalabalık ortamlara girmeye mecbur kalıyorlar. Bu iki yaş arasındaki kesimi sokağa çıkma sınırlamasına eklememek için hükümet adeta ayak diretiyor. Burada esas amaç sosyal devlet olarak bu süreçte insanlara bakmak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak yükümlüğünden kaçmaktır.

Burada hükümet bir tercih yapacak, para kaybı mı insan kaybı mı? Para kaybetmeyi göze alamayıp insan kaybetmeyi göze alanların bu ülkeye sunacağı bir şey olamaz. Para kazanılır ama giden canlar geri gelmez. Dünya bu süreçten siyasete de insan odaklı bakmayı öğrenecektir. Odağında para olanlar ise gidecektir.

Önümüzdeki sonbahar ve kış aylarına vakasız girmek için Haziran’a kadar bu virüsü kontrol etmemiz, yaz aylarında da tamamen kökünü kurutmamız lazım.  Aksi takdirde yazı geçerse Eylul ayı ile birlikte yeni grip sezonu hava şartları, bu işi önümüzdeki yıla sarkıtacak. Bu şekilde bu 1 yıllık sürecte virüs toplumun %60’ını enfekte edince kendi kendini sınırlayacak. Ya virüsü biz sınırlayacağız ya da o kendi kendini sınırlayacak. Virüsü kontrol edemeyip önümüzdeki yıla sarkar ise nüfusun %60’ına bulaşması demek 50 milyon insanın enfekte olması demektir. Böyle bir durumda oluşacak can kayıplarını düşünmek bile istemiyorum. Onun için biran önce odağımıza insanı alıp, bu işi kökten çözecek tedbirler alınmak zorundadır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER