Gazete Kritik Teknoloji Ankara’nın göbeğinde 10 Mbps bile yok: Turkcell Superbox kullanan müşteriden “pişmanlık” isyanı

Ankara’nın göbeğinde 10 Mbps bile yok: Turkcell Superbox kullanan müşteriden “pişmanlık” isyanı

Yaklaşık iki yıldır Kurumsal Superbox kullandığını belirten bir müşteri, aylık 1.900 TL’ye yaklaşan faturaya rağmen internet hızının 10 Mbps’in altında kaldığını, çözüm aradığında ise 5G erişimi, cihaz değişimi ve yeni taahhüt şartı nedeniyle karşılık bulamadığını söylüyor. Resmi tanıtımlarda öne çıkan yüksek hız ve yeni nesil bağlantı söylemi ise kullanıcı deneyimiyle çarpışınca, hizmete yönelik “aldatıcı beklenti oluşturuyor” eleştirileri sertleşiyor.

Türkiye’de internet kullanıcıları artık yalnızca bağlantı değil, ödediği paranın karşılığını almak istiyor. Ancak Ankara’nın merkezinde Kurumsal Superbox kullandığını belirten bir müşterinin anlattıkları, sahadaki tabloyla reklamlarda ve tanıtımlarda çizilen tablo arasında ciddi bir uçurum bulunduğu yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

Yaklaşık iki yıldır hizmet kullandığını belirten müşteri, internet hızının çoğu zaman 10 Mbps’in altında kaldığını, buna rağmen aylık faturasının 1.900 TL seviyesine ulaştığını ifade ediyor. Kullanıcının tepkisi sadece hız düşüklüğüne değil, bu düşük performans karşısında sunulan yaklaşımın da tatmin edici olmamasına dayanıyor. Çünkü bu tablo, kurumsal müşteri açısından doğrudan iş kaybı, verim düşüşü ve sürekli bağlantı sorunu anlamına geliyor.

İnternetin iş dünyasında temel ihtiyaç haline geldiği bir dönemde, bu seviyedeki hızların “normal” gibi sunulması kullanıcı tarafında büyük tepki yaratıyor. Özellikle kurumsal paket kullanan bir müşteri için 10 Mbps’in altında kalan bağlantı, yalnızca yavaş internet değil, doğrudan hizmet kalitesi sorunu olarak görülüyor.

“500 Mbps’e kadar” deniyor, kullanıcı 10 Mbps’i göremediğini söylüyor

Kurumsal Superbox tarafındaki en büyük rahatsızlık, beklenti ile gerçek kullanım arasındaki farkta ortaya çıkıyor. Tanıtımlarda yüksek hız, yeni nesil bağlantı, güçlü kapsama ve gelişmiş modem söylemi öne çıkarılırken; bazı kullanıcılar günlük hayatta bunun tam tersini yaşadıklarını ifade ediyor.

Ankara gibi Türkiye’nin başkentinde, üstelik merkezi bir noktada kurumsal internet kullanan bir abonenin 10 Mbps’in altında hız aldığını söylemesi, doğal olarak “Peki o zaman bu yüksek hız söylemi kimin için geçerli?” sorusunu gündeme getiriyor. Çünkü tüketici açısından asıl belirleyici olan reklam cümleleri değil, bilgisayarın başına geçtiğinde ya da işini yapmaya çalıştığında aldığı gerçek hız oluyor.

Tam da bu nedenle bazı kullanıcılar, Superbox için oluşturulan beklentinin gerçekte karşılanmadığını ve bunun da “aldatıcı bir algı” yarattığını savunuyor. Burada hukuki bir hükümden değil, sahadaki müşteri hissiyatından söz ediliyor. Ancak müşteri deneyimi açısından bakıldığında bu hissin giderek daha sert bir memnuniyetsizliğe dönüştüğü görülüyor.

“2 Mbps üstü normal” söylemi öfkeyi büyütüyor

Müşterinin aktardığı en dikkat çekici başlıklardan biri de kurumsal yetkiliyle yaptığı görüşmede duyduğunu belirttiği yaklaşım oldu. İddiaya göre kurumsal tarafta görevli yetkili, Superbox için 2 Mbps üzerindeki hızların normal kabul edilebileceğini söyledi.

İşte asıl kırılma da burada yaşanıyor. Çünkü bir kurumsal müşteriye, yüksek bedelli bir hizmet için 2 Mbps üzerinin yeterli ya da olağan gibi sunulması, abonelikten duyulan rahatsızlığı birkaç kat artırıyor. Video toplantıların, dosya yüklemelerin, online ödeme sistemlerinin ve bulut uygulamalarının günlük iş akışının parçası olduğu bir dönemde, 2 Mbps gibi bir seviyenin “normal” olarak görülmesi kullanıcı gözünde kabul edilebilir bulunmuyor.

Bu nedenle mesele artık yalnızca zayıf çekim ya da anlık yoğunluk sorunu olarak değil, doğrudan hizmet standardı tartışması olarak ele alınıyor. Kullanıcı tarafında oluşan duygu çok net: Yüksek ücret ödeyip düşük performans almak yetmezmiş gibi, bunun olağan gösterilmesi güven duygusunu daha da zedeliyor.

5G başladı deniyor ama Ankara’da hizmet yok iddiası tepki çekiyor

Türkiye’de 5G sürecinin resmen başlaması, internet kullanıcılarında doğal olarak daha iyi hız ve daha güçlü bağlantı beklentisi yarattı. Ancak sahadaki deneyim her kullanıcı için aynı görünmüyor. Ankara’da kurumsal Superbox kullanan müşteri, 5G hizmetinin kendi lokasyonunda bulunmadığının söylendiğini aktarıyor.

Başkentte, merkezi bir bölgede internet hizmeti alan bir kullanıcının 5G erişimi olmadığını öğrenmesi, özellikle son dönemde öne çıkan “5G’ye geçildi” söylemiyle birlikte daha sert bir hayal kırıklığı yaratıyor. Çünkü kullanıcı açısından mesele teknik açıklamalarla sınırlı değil; ortada doğrudan şu soru var: Türkiye 5G’ye geçmişse, Ankara’nın merkezindeki kurumsal abone neden hâlâ bu hizmetten yararlanamıyor?

Bu soru, Superbox tarafında yaşanan rahatsızlığın büyümesindeki temel nedenlerden biri haline gelmiş durumda. Çünkü tanıtım dili teknoloji çağrıştırırken, kullanım deneyimi eski sorunların devam ettiğini düşündürüyor.

Cihaz değişimi için yeni taahhüt şartı eleştirilerin merkezinde

Müşterinin dile getirdiği bir diğer önemli başlık ise cihaz değişimi. Kullanıcının beyanına göre, daha yeni teknolojiye geçmek ya da farklı bir cihaz kullanmak için yeni taahhüt verilmesi isteniyor. Bu durum, zaten mevcut hizmetten memnun olmayan kullanıcı için ikinci bir rahatsızlık alanı oluşturuyor.

Başka bir deyişle, bir yandan düşük hız sorunu yaşandığı söyleniyor, diğer yandan bu sorunun çözümü için kullanıcıdan yeniden bağlayıcı bir taahhüt altına girmesi bekleniyor. Bu yaklaşım da doğal olarak “sorun çözmek yerine müşteriyi yeniden sözleşmeye bağlama” eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Özellikle aylık faturanın 1.900 TL seviyesine dayandığı bir tabloda, kullanıcılar ek şart değil doğrudan çözüm görmek istiyor. Sorun yaşayan abone için mantıklı beklenti; daha yüksek ücret, yeni taahhüt veya ek prosedür değil, hizmet kalitesinin düzeltilmesi oluyor.

TURKCELL Superbox için “pişmanlık” söylemi neden güçleniyor?

Bugün birçok kullanıcı açısından internet aboneliğinde en önemli unsur, vaat edilen ile yaşanan arasındaki fark. Superbox tarafında tepki gösteren müşterilerin ortak noktasında da bu bulunuyor. Kağıt üzerinde güçlü görünen hizmet, günlük kullanımda aynı karşılığı vermediğinde geriye yalnızca memnuniyetsizlik kalıyor.

Ankara’daki bu örnek, özellikle kurumsal kullanıcılar için meselenin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Çünkü burada yaşanan sorun bir eğlence ya da konfor meselesi değil; iş yapabilme, müşteriye ulaşabilme, toplantıya bağlanabilme ve sistemleri çalıştırabilme meselesi. Bu nedenle kullanıcı tarafında “pişmanlık” duygusu giderek daha sert ifade ediliyor.

Superbox’a yönelik eleştiriler tam da bu noktada yoğunlaşıyor: Yüksek beklenti oluşturuluyor, yüksek ücret alınıyor, ancak bazı kullanıcılar aynı ölçüde yüksek hizmet göremediklerini söylüyor. Bu tablo da hizmetin pazarlama dili ile sahadaki gerçekliği arasındaki farkın daha yüksek sesle tartışılmasına yol açıyor.

Başkentte yaşanan bu tablo tüketici güvenini zedeliyor

Ankara’nın merkezinde böyle bir deneyimin yaşandığının dile getirilmesi, konuyu sıradan bir kullanıcı şikâyetinin ötesine taşıyor. Çünkü mesele yalnızca tek bir bağlantının zayıf olması değil; kurumsal abonelerin yüksek ücret ödedikleri bir hizmette neyi garanti, neyi ihtimal olarak görmesi gerektiği sorusu.

Bugün tüketici daha net, daha dürüst ve daha şeffaf bilgi istiyor. “Kadar” ifadeleriyle verilen üst hız sınırlarından çok, gerçek kullanım koşullarında neyle karşılaşacağını bilmek istiyor. Eğer başkentte bile düşük hız, sınırlı erişim ve ek taahhüt şartı konuşuluyorsa, bu durum doğal olarak başka kullanıcılar için de “aynı pişmanlığı yaşar mıyım?” sorusunu gündeme getiriyor.

Ortaya çıkan tablo çok sert bir mesaj veriyor: İnternet hizmetinde güçlü reklam dili tek başına yetmiyor. Kullanıcı gerçek hayatta hız göremiyorsa, çözüm alamıyorsa ve üstüne daha fazla yükle karşılaşıyorsa, o hizmet gözünde avantaj değil pişmanlık haline geliyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *