CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda düzenlenen 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşmada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın tarihsel anlamını bugünün sorunlarıyla birlikte değerlendirdi. Özel, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram olmadığını, aynı zamanda millet iradesinin devlet yönetimindeki yerini tescilleyen çok önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarını anan Özel, bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını dile getirdi.
Ancak Özel, konuşmasının devamında bugün hem ulusal egemenliğin hem de çocukların ağır baskı altında olduğunu savundu. Bu iki değerin de gerektiği gibi korunamadığını söyleyen CHP lideri, Türkiye’de çocukların önemli bir bölümünün yoksullukla karşı karşıya olduğunu ve bunun artık kalıcı bir toplumsal soruna dönüştüğünü ifade etti. Ona göre çocuk yoksulluğu, yalnızca ekonomik bir veri değil; aynı zamanda geleceği doğrudan etkileyen yapısal bir kırılma alanı haline gelmiş durumda.
“Yoksulluk çocuklara miras kalıyor” çıkışı
Özel, konuşmasında çocukların içinde bulunduğu sosyal eşitsizliğe özel bir bölüm ayırdı. Türkiye’de milyonlarca çocuğun yoksulluk çektiğini belirten Özel, yoksulluğun artık ailelerden çocuklara miras kalan bir hale dönüştüğünü söyledi. Erken çocukluk döneminden itibaren başlayan eşitsizliklerin, çocukların hayatına telafisi zor farklarla yansıdığını belirten Özel, kaliteli ve güvenli eğitime erişimin giderek sınıfsal bir meseleye dönüştüğünü savundu.
Konuşmasında çarpıcı karşılaştırmalara da yer veren Özel, bir yanda özel servislerle okula giden, sağlıklı ve düzenli beslenen çocuklar olduğunu; diğer yanda ise sosyal destek yoksa okula aç giden, kantinden veresiye yarım tost alan çocukların bulunduğunu söyledi. Bir çocuğun temiz suyunu rahatça tükettiği, diğerinin ise tuvalet musluğuna yönelmek zorunda kaldığı bir tabloyu anlatarak, Türkiye’deki eşitsizliğin artık günlük hayatın en temel alanlarında hissedildiğini dile getirdi.
Okul güvenliği ve çocukların geleceği vurgusu
Özgür Özel, konuşmasında çocukların yalnızca ekonomik sorunlarla değil, güvenlik sorunlarıyla da baş başa bırakıldığını ifade etti. Yoksul çocukların okullarının çevresinde çetelerin ve torbacıların dolaştığını, kimlik ve aidiyet arayan çocukların bu yapılar tarafından hedef alınabildiğini söyledi. Her yıl çok sayıda çocuğun suça sürüklendiğini vurgulayan Özel, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayları da bu tablonun en acı örnekleri arasında gösterdi.
Özel ayrıca çocukların yalnızca okulda değil, okul dışında da risk altında olduğunu savundu. Özellikle MESEM uygulamaları ve çocuk işçiliği üzerinden değerlendirmelerde bulunan CHP lideri, güvensiz koşullarda çalıştırılan çocukların hayatlarının tehlikeye atıldığını ifade etti. Çocukların korunmadığı, fırsat eşitliğine kavuşamadığı ve güvenlik içinde büyüyemediği bir ülkede geleceğin sağlıklı kurulamayacağını vurguladı.
Meclis, hukuk ve siyaset üzerinden sert eleştiriler
Konuşmasının bir diğer önemli başlığını ise ulusal egemenlik ve Meclis’in işlevi oluşturdu. Özel, 1921 yılı Meclis tutanaklarına gönderme yaparak, siyasal gücün yargı ve tutuklama süreçleri üzerindeki etkisine dair tarihsel bir örnek verdi. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in, bir idari amire tutuklama yetkisi verilmesine karşı çıktığını hatırlatan Özel, siyasetin doğrudan yargı mekanizmasına müdahalesinin çok ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Bu tarihsel örneği günümüze bağlayan Özel, 19 Mart sürecine atıf yaparak Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile belediye başkanları ve bazı siyasetçilerin gizli tanıklar ve iddialar üzerinden cezaevinde tutulduğunu savundu. CHP’ye yönelik kapatma davası söylentilerinden “butlan” tartışmalarına kadar uzanan gündem başlıklarını hatırlatan Özel, partilerine ve demokrasiye dönük baskılar karşısında boyun eğmeyeceklerini söyledi. “Biz boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz devleti kuran partiyiz” sözleri, konuşmanın en dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı.
“Demokrasiyi savunuyoruz” mesajı
Özel, yaşanan süreci yalnızca partisinin meselesi olarak değil, Türkiye’de demokrasinin geleceği açısından değerlendirdiğini belirtti. Kimseden CHP’yi savunmasını istemediklerini, ancak herkesin millet iradesini, adaleti ve demokratik zemini savunması gerektiğini söyledi. Farklı siyasi partilerin sağlık, ekonomi ya da ulaştırma gibi alanlarda rekabet edebileceğini, fakat adaletin ve demokrasinin olmadığı bir yerde gerçek bir rekabetten söz edilemeyeceğini dile getirdi.
Konuşmasının sonunda sandık ve meşruiyet vurgusu yapan Özel, milletin sözünü söylemek için seçim beklediğini ifade etti. Meşruiyetin dış destekle değil, yalnızca milletten alınabileceğini belirten CHP lideri, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözleriyle konuşmasını tamamladı. Böylece 23 Nisan özel oturumundaki konuşma, hem çocukların geleceği hem de demokratik düzenin işleyişi üzerinden verilen güçlü mesajlarla öne çıktı.