YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile tokalaşma görüntülerinin eleştirilmesine ilişkin "Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak zaten benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Bu mesele öyle affedilir bir mesele de değil. Neden? Tayyip Erdoğan'a bir kez daha seçim kazandırmak için kurulmuş iktidar planının bir parçası oldular da onun için" dedi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, SÖZCÜ TV'nin canlı yayın konuğu oldu. Özel, YENİ Parti'ye üye sayısının 615 bini geçtiğini 620 bine ulaştığını belirterek, şöyle devam etti:
"Online üyelik var. Yeni nesil bir iş. Eskiden partiye üye olmak isteyen birisi online üyelik tercih ettiğinde bile en erken üç ayda bitiyordu. Şimdi dört dakikada bitiyor. Çünkü çok yeni nesil bir iş yaptık. WhatsApp üzerinden link yollanıyor. Bilgileri kişi giriyor. Dört dakikalık işlem sırasında kendini bize tanıtan bir süreç. En sonunda Yargıtay aşaması. Yargıtay'a arkadaşlarımız çok özenli çalıştı. Web servisi üzerinden bağlanıp dijital kayıt yapıyor. Başka partiye üyeliği varsa uyarı getiriyor. Yoksa kaydını yapıyor ve bitiriyor işi. Dört dakikada yeni nesil bir üyelik yapıyoruz.
"YENİ PARTİ'NİN KURULUŞUNDA HARCANANLARI KALEM KALEM HERKES GÖRECEK"
Özel, "Bu üyeliklerle ilgili dijitalleşme yaparken bir yandan aidatlar konusunu herhalde yeniliyorsunuz" yorumu üzerine şunları kaydetti:
"Siyasetin finansmanında mesele şu. Nasrettin Hoca'dan beri parayı veren düdüğü çalar diyorlar ya. Siz bir parti kurarken bir holdingden, bir şirketten, bir iş adamından, oradan, buradan bir çıkar çevresinden veya şimdi çıkarı olduğunu düşünmediğiniz herhangi bir yerden bir finansman alırsanız yarın öbür gün attığınız bir adımı atarken o kişilerin gözünün içine bakmanız lazım. Bizim gözünün içine bakacağımız tek kişi millet, siyaset yaparken. Çünkü bütün finansman kaynağımız ki bunu açıklıyoruzç hatta YENİ Parti'nin kurultayında harcanan kalem kalem her bir kalemi YENİ Parti bayrağına ödediğimiz paraya kadar herkes görecek. Tüm üyelerimize kamunun yanında ve aidat ödeyen herkese karşı bir sorumluluğumuz var. Siyasetin finansmanının en şeffaf olduğu, GRECO kriterleri kriterleri ve fazlasını YENİ Parti hayata geçiriyor."
"539 MİLYON BAĞIŞ..."
Özel, YENİ Parti'ye yapılan bağış miktarına ilişkin de şunları söyledi:
"İlk günlerde inanılmaz patlama yaşandı. Bağış olarak rekorlar kırıyoruz. 539 milyon bağış artı üyelik aidatları, giriş aidatları... Ben mesela Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği için koşuyorum maratonda. 20 gün kampanya yapıyoruz. 4 milyon toplanıyor. Çok büyük para. Türkiye rekoruydu o zaman. Şimdi 500 milyon büyük para ama 81 ilde 973 ilçede örgütlü ana muhalefet partisi açısından bakınca o zaman küçük para. Neden? Örneğin bu sene için bize eski partimizde verilen hazine yardımı bunun 3,5 katı falandı. Gelecek ocak ayında bizim geçmişteki partiye biz yokuz aslında orada tabii bir çelişki var artık o parti o parti değil ama bugün bize toplanan bağışın dört katı para yatacak hazine tarafından. AK Parti'ye onun da iki katı. Bize bugün topladığımız bağışın sekiz katı falan. 100 personel çalışan bir siyasi merkezden şimdi az sayıda personelin çalıştığı YENİ Parti gönüllülerinin çay dağıttığı, telefonlara baktığı bir sistemin içindeyiz. Bir siyasi parti için az, hazine yardımıyla siyaset yapanlara rekabet etmek açısından az ama bu kadar ekonomik sıkıntı varken YENİ Parti'ye üyeliği birileri korkulacak bir şey tehlikeli bir şey gibi gösterirken devlet bütün gücüyle YENİ Parti'nin üstüne gidecek, şunu yapacak falan gibi kurulmadan önceki korkutmalar varken insanlar telefonda bile rahat konuşamıyorken adını, soyadını, TC'sini veripte kaydolan 615 bin kişi çok önemli bir şey. Tabii burada bu rakam çok daha ileriye gidecek."
"İSMET PAYA'YA 'ASKER KAÇAĞI' DEMEKLE ÖZEL'E 'KILIÇDAROĞLU'NA MEŞRUİYET VERİYOR MU' DEMEK AYNI ŞEY"
Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile adli yıl açılışında tokalaşmasının eleştirildiğinin anımsatılması üzerine şunları kaydetti:
"Bu hafta iki kez tokalaşma oldu. İkisi de gündem oldu. Bir tanesi rahmetli Cevdet Selvi'nin cenazesinde. Bir tanesi adli yıl açılışında. Bir cenazede tokalaşmamak yanımda eşini kaybetmiş ağlayan Cevdet Selvi'nin eşi ablamız orada dururken o cenazeye siyasi gerilim yansıtmak cenazeye, cenaze sahiplerine saygısızlıktır. Böyle bir şey olmaz. Ayrıca karşınızda birisi elini uzatmış onun elini bir cenazede havada bırakmak benim asla kabul edebileceğim bir şey değil. Doğru da bir yaklaşım değil. Adli yıl açılışında da ben 10 dakika kadar önceden gittim. Oturuyorum. Kemal Bey de gelmiş yerine geçerken beni gördü. Bana doğru geldi. Şimdi bana doğru geliyor. Yani benden 30 yaş büyük bir insan. Elini uzatmış. sonuçta adli yıl açılışı Türkiye'nin protokolü orada. Ben de kalktım. Kalkarken daha toparlanırken bir fotoğraf ondan sonra efendim işte 'Özgür Özel gülümsedi mi' Bakıyorum gülümsemiş miyim diye. Hiç öyle gülümseyecek halim yok benim Kemal Bey ama 'Özgür Özel gülümsedi mi?' Efendim 'Eğildi mi?' Ayağa kalkarken ki o bir anlık şey. Buna bir sürü laf. Neler yazmadılar? Mesela diyor ki 'Özgür Özel butlana meşruiyet mi veriyor?' Ya Özgür Özel'in butlana meşruiyet verdiğini iddia etmekle İsmet Paşa'nın asker kaçağı olduğunu iddia etmek aynı şeydir. Demişler ya vaktiyle 'askerliğini nerede yapmış?' Adam Garp Cephesi kumandanı. İsmet Paşa'ya 'asker kaçağı' demekle Özgür Özel'e 'Kemal Kılıçdaroğlu yetkisini tanıyor mu, meşruiyet veriyor' mu demek aynı şey.
"ELİMİN TERSİYLE İTTİM"
Bir kere ben bu butlana uğramazdım. Bana açık açık 'Otobüsün üstünden in, Ankara'ya dön, partinin başında paşa paşa otur, partinin başında kal' dediler. Yani 'Ekrem'i unut, Ekrem'e sahip çıkma, arkadaşlarına yapılan haksızlıklara sahip çıkma, şehir şehir mitingler yapma, bu iktidarı rahatsız etme' dediler. Ben bunu kabul etmedim. Elimin tersiyle ittim. Muhalefette kal hep kal diyorlar. İktidar HDP'nin olduğu zaman seninle uğraşıyorlar. Birincisi bu. İkincisi; bu mutlak butlan kararı çıktı. Ne teklifler ne teklifler... Yani ilk günlerde zaten dedim ki 'Kurultay tarihi ilan etmeden görüşmem, konuşmam.' Bir telefon görüşmesi yaptım. Dedim ki 'Karara ne diyorsunuz?' Dedi ki 'Yargı kararıdır.' 'Ne yapacaksınız?' 'Konuşalım.' 'Efendim bana 40 gün içinde kurultay kararı veriyorsanız, partiyi bir seçilmişe teslim edecekseniz sizinle konuşurum' dedim. Gitmedim, konuşmadım, kabul etmedim. Devamında örneğin belediye başkanlarımız gittiler, görüşme yaptılar acaba bir kurultay imkanı olur mu diye. Orada görüştükleri partinin işte örneğin Bülent Kuşoğlu, 'Özgür Bey cumhurbaşkanı adayı olabilir. Neden olmasın' gibi laflar. Hiç duymadım bile. Çünkü öyle bir niyetim, hevesim yok. Öyle tekliflerin aslında Türkiye'ye karşı yapılmış teklifler olduğunu biliyorum. Sonra yine yansıdı, ben de söylemiştim, doğrulandı da kimsenin de bir şey dediği yok. 'Grup başkanı olarak kal. Sen Türkiye'yi gez, biz genel başkan olarak kalalım, seçime böyle gidelim.' Dedim 'Felaket olur, felaket.' Bunlar meşruiyet vermek.
"MEMLEKETE BU YAPILANI ÖMRÜM BOYUNCA NE BEN NE ARKADAŞLARIM AFFEDECEK"
Yoksa 80 yaşındaki adam gelmiş, otururken ayağa kalkmışım, elini uzatmış, elimi uzatmışım. Bir selamı almamak, bir eli havada bırakmak benim tabiatımda olan bir şey değil. Doğru bir şey değil. Benim gönül dünyamda Kemal Bey'e toplu iğnenin başı kadar yer kalmamış. Neden kalmamış biliyor musun? Ben o kadar kolay affederim ki. Bana yapılanı kolay affederim. Ama namusuma, şerefime, memlekete bu yapılanı ömrüm boyunca ne ben ne arkadaşlarım affedecek. Çünkü ülkenin birinci partisini, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız, AK Parti kurulduğundan beri ilk kez yenmişiz. Denemişsin, 14 kere yenilmişsin. İlk kez çıkmışız ve yenmişiz Tayyip Erdoğan'ı. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin nüfusunun yüzde 65'ini almışız. Ege'de tek belediye bırakmamışız. Türkiye'de belediye almadığımız bölge kalmamış. Böyle bir dönemde AK Parti bir oyun kurguluyor. İşte bir siyasi kişiyi önce İstanbul başsavcısı, sonra bakan yapıyor. CHP'ye saldırılıyor ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez Medeni Kanun davalarının görüleceği yerde gidip dava açıyorlar ve boşanma davası için konulmuş mutlak butlan kuralıyla bir partiye bir muamele yapıyorlar ve bunu kabul edip seçilmediğin partinin başına geçiyorsun."
"KAPIYI İLK GÜNDEN KAPATACAKSIN"
Özel, "Kılıçdaroğlu bunu nasıl önleyebilirdi?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bakın Hikmet Çetin'in yaptığını yapsaydı. Ona sordular 'Kayyum olursan ne olur?' 'Görevi kabul etmem, kapıda gider, partiye kimse girmesin diye mücadele ederim' dedi Hikmet Çetin. Kapıyı ilk günden kapatacaksın. Net olarak bakın bu mutlak butlan süreci gündeme geldiğinde 'Görev kabul etmem, partimi kurultaya götürürüm' dese AK Parti, Adalet Bakanı eliyle o istinaf mahkemesine o kararı talimatlandırıp da bu olmayacak kararın şu anda Türkiye'deki bakın o alanın hocalarının tamamı makale yazıp altına imza attılar. 'Olamaz, yanlış' diye. Dersi verenler olmaz diyor. Ve o mutlak butlan kararı verilirse ben görev kabul etmem dese parti karışmayacağı, bölünmeyeceği için hatta buna karşı birlik gösterileceği için bunu zaten yapmazlardı. Göz kırpınca, görev verilirse yaparım, ne yapayım kayyuma mı bırakayım dedi ya orada bitirdi işi. Kayyuma bırak. Kayyum para harcayamaz, eleman alamaz, eleman atamaz, siyaset yapamaz, 40 gün içinde kongre yapacak imzayı atar, o kadar. Ama sen geldin, canına okundu şimdi, partiyi böldürdün. Bizim arkadaşlarımızı geldiğin gün ihraç ettin, partinin en bilinen dokuz milletvekilini. Yöneticileri ihraç ettin, bütün il başkanlarını görevden aldın, partiyi dağıttın. Bir başka çare kalmadı, millet yeni yola dedi, yeni bir parti dedi. Partiyi böldürdün. Toplu iğnenin başı kadar gönül dünyamda yer yok ve bu mesele öyle affedilir bir mesele de değil. Neden biliyor musunuz? Tayyip Erdoğan'a bir kez daha seçim kazandırmak için kurulmuş iktidar planının bir parçası oldular da onun için. Bu kadar net."
"BİR DAHA BÖYLE ŞEYLERİN YAŞANMAMASI ÖNEMLİ BİR ŞEYDİR"
Özel, "Çerçeve Yasa"ya "Evet" oyu verilmesine ilişkin de şöyle konuştu:
"Çok kısa ve net. Bir terör örgütü silah bırakacağım diyor. Devlet, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü bir çalışmayla görüşmeleri yapmış. Daha sonra dediğimiz gibi bu meseleyi meclise getirin demişiz. Mecliste bir komisyon kurulmuş, kapalı toplantılarda devletin bütün organları gelmiş, bilgi vermiş ve deniyor ki 'Bu kanun çıktığı takdirde terör örgütü hem burada silah bırakacak hem Suriye'de işte YPG artık Suriye ordusuna katılıp varlığını bitirecek. Kuzey Irak'taki varlık bitecek. PKK ve uzantıları silah bırakacak, terör bitecek.' Devletin yönetmeye talip bir parti. Bu kadar bilgiden, bilgilendirmeden sonra bunu sadece şu anda iktidarda AK Parti var, bu AK Parti oyunudur diye bakamaz. Biz doğru bir hattan baktık ve dedik ki bu ihtimali Türkiye'ye ıskalatamayız. Çünkü bundan sonra şehit gelmemesi, annelerin gözünün yaşının bir daha akmaması ve teröre trilyon dolar gitmiş, iki trilyon dolar, bakın trilyon TL demiyorum, trilyon dolar, milyar dolar, dünyada kaç tane dolar milyarderi var? Trilyon dolar gitmiş teröre. O para Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkesiyle, göçmeniyle bu memleketin hepimize birden harcansa, evlatlarımızın geleceği için harcansa kim tutar bizi? Bu yüzden ilkesel olarak bu ihtimale hayır diyemezdik ve bakın biz o kararı verdik. Geçen gün Suriye'de YPG açıklamayı yaptı işte 'Suriye ordusuna katıldı.' Ben buna mı karşı çıkacağım? Bakın YPG diye bir şey kalmadı. Şimdi Suriye'de de, Irak'ta da, İran'da da, burada da Kürtlerin bulundukları ülkenin devletine entegre olmaları, oranın eşit vatandaşları olmaları, öyle hissetmeleri, barış içinde yaşamaları, Türkiye'de Kürtlerle Türklerin nerede olursa olsun kardeşçe yaşamaları, bir daha böyle şeylerin yaşanmaması önemli bir şeydir. Biz buna ya da bu ihtimale hayır diyemezdik kurumsal olarak.
"İLKESEL DURUŞUMUZU GÖSTERDİK AMA ENDİŞEMİZİ ŞERH KOYDUK"
Yarın devleti yönetecek partiyiz biz. Yani devlet geliyor size ve diyor ki 'Bakın bu mağaraları boşalttılar, böyle boşaltacaklar, teslim edecekler. Suriye'yi lağvedecekler, Kuzey Irak'ı şöyle yapacaklar.' Biz buna hayır olmaz diyemeyiz. Ama hepsinin gözünün içine bakarak dedim ki Meclis'te 'Buna en çok hayır oyu demeyi hak eden de biziz. Evette en çok zorlanan da biziz.' Çünkü bir yanda hapiste olan birileri çıkarken İstanbul'un üç kere üst üste seçilmiş belediye başkanı, milletin seçtiği cumhurbaşkanı adayı, suçsuz günahsız dünya kadar arkadaşımız sırf siyasi saiklerle içeride yatırılırken bizim böyle bir şeye evet demeye ne kadar zorlanacağımızı ben bilirim. Ayrıca YENİ Parti'nin yeni yaklaşımı herkes bilir ben geçmişte de katı grup disiplini zaman zaman hep uyguladık ama gerçek demokrasinin sahadan güçlü gelen milletvekillerinin, güçlü milletvekillerinin sahanın, kendi illerinin temsil ettikleri kitlenin duygusunu, düşüncesini, endişesini, talebini taşıdığı yerin Meclis olması gerektiğini düşünüyorum. Şimdi tarihi bir karar vereceğiz ve ben diyeceğim ki 'Herkes evet' diyecek. Hatta birileri görmedikleri metne imza attılar. Bir sürü milletvekiline attırdılar. O yüzden şöyle bir karar verdik. Kurumsal olarak evet ama milletvekilleri örgütüne, seçmenine danışsın, ilinin duygusuna baksın, ne gerekiyorsa onu yapsın. Milletvekillerimiz Ankara, İstanbul gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerdeki milletvekillerimizden, yöneticilerimizden bizimle birlikte evet oyu verenler oldu aAma birçok yerdeki arkadaşımız da benim buna hayır demem gerekiyor dedi, hayır oyu kullandı. İlkesel duruşumuzu gösterdik ama endişemizi şerh koyduk.
"KARARIMIZIN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"
Dün il başkanları toplantısı vardı. İl başkanlarımızın teker teker bakın hiçbir partide yoktur. Elimde dokümanı da var. İl başkanlarının oylamadan bir gün önce hangi görüşü bildirdiği yazılı var elimde. 90 milletvekilinin görüşleri var ve o gece sabaha kadar düşünüp nasıl bir şey yapmalıyız düşünüp sabahleyin bu kararı arkadaşlarla paylaştık ve grubu serbest bırakıp böyle bir karar verdik. İlk önce itiraz, sonra anlama, hak verme ve şimdi sürecin doğru yönetildiğini teslim etme sürecindeyiz. İl başkanları dün geldi burada ve ilk başta kızanlar vardı ama şimdi 'Genel başkan doğru yaptı, parti doğru yaptı.' Sadece evet bizi başka bir tartışmanın içine sürüklerdi. Hiç itirazları duymamak, şerh düşmemek, endişeyi dile getirmemek sadece hayır demek de iktidar onu çok istedi, CHP'nin bu meselenin çözümüne karşı olduğu yarın öbür gün işte şimdi YPG silah bırakacak 'CHP buna karşı çıkmıştı.' İşin başka tarafları da var. O yüzden kararımızın doğru olduğunu düşünüyorum."
"GEÇMİŞE GÖRE ÇOK FARKLI BİR YERDEYİZ"
CHP ve YENİ Parti'nin oy oranlarını yorumlayan Özel, şöyle devam etti:
"Biz geçmişte benim söylediğim o yüzde 25'lik cam tavan vardı, bütün meselem o cam tavanlaydı. İlk seçimlerde tuz buz ettik onu. O cam tavan öyle bir şeydi ki örneğin işte x araştırma şirketi 18 ay üst üste partimizi kararsızlar dağıtılmadan önce 18, 19, 20; dağıtılmış hali 23, 24 ölçer. Seçime girersin beş parti girersin yüzde 25 alırsın, altı parti girersin yüzde 25 alırsın. Böyle bir yüzde 25'lik cam tavanı hiçbir şekilde aşamayan bir sıkıntımız vardı. Bizim partinin geçmişteki en büyük zorluğu en çok itiraz edilen ikinci partiydi anketlerde. Şu anda YENİ Parti en az itiraz edilen parti. YENİ Parti'nin bütün anketlerde karşılaştığı yeni tablo en az itiraz edilen parti. Herkesin ikinci partisi. Seçmene kendi partisi soruluyor. Elbette Türkiye'deki bütün seçmenlerin ikinci partisi değil ama ikinci parti tercihlerinde en önde çıkan parti. YENİ Parti anketlerde birinci parti çıkmakla birlikte en az itiraz edilen parti çıkıyor ve o yüzde 65'lik potansiyel dediğimiz çok önemli. Eskiden CHP'de yüzde 38 ölçülen maksimum potansiyel ve gerçekleşen yüzde 25 burada 38, 65 olarak ölçülüyor. 'Kesin oy veririm', 'Veririm', 'Verebilirim'in toplamı 65'lere kadar çıkıyor ve geçmişte en çok itiraz edilen ikinci partiyken şimdi en az itiraz edilen parti olmuş durumda. İşin bu kısmı çok önemli ve zaten bunu sahada her gün görüyoruz. Geçmişe göre çok farklı bir yerdeyiz.
"TÜRKİYE'Yİ UÇURUMUN KENARINDAN KURTARMA SORUMLULUĞUNU OMUZLARINDA HİSSEDEN BİR PARTİ"
YENİ Parti'nin durduğu yer merkez parti mi diye soruyorlar. YENİ Parti'nin siyasi olarak durduğu yer şöyle: YENİ Parti merkez parti ama durduğumuz yer merkez, sağ, sola, merkez diye demiyoruz. Siyasetin merkezine insanı, kadını, gençleri, işçiyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı siyasetin merkezine koyan, Türkiye'nin geleceği için endişeli ve bu merkezde siyaset yapan parti ve bulunduğu yere herkesi davet eden ama bir kibri olmayan yani gelen gelir, ben ana muhalefet partisiyim, geleceğin iktidar namzetiyim, buraya gelen gelir, ben buradayım, gelmeyenler umrumda değil demeyen diğer muhalefet partilerini de sağımızda olsun, solumuzda olsun diğer muhalefet partilerini de hor görmeyen, küçük görmeyen, onlarla birlikte Türkiye'yi büyük bir uçurumun kenarından kurtarma zorunluluğunun sorumluluğunu omuzlarında hisseden bir parti."