YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Gömeç ilçesinde kadın üreticilerle bir araya geldi. Burada konuşan YENİ Parti lideri Özel, “Herkese merhabalar bizim programda Zeytinli’ de zeytin üreticisi kadınlarla bir toplantı vardı. Burhaniye’de bir zeytinyağı fabrikası ziyareti, Ayvalık’ta iş insanlarıyla birlikte sektörün sorunlarının konuşulacağı bir toplantı ve sonra Ayvalık’ta bir halk buluşması var. Ben listeye baktım ve bizim göçmenlerin lafı ya, ‘Bu işte bir enayilik var ya, dur bakalım’ dedim. Sonra arkadaşlar buraya geldiler, hemen yazmışlar. ‘Gömeç’ten geçiyorsunuz, Gömeç’e uğramıyorsunuz.’ Dedim ki ‘Gömeç’in bizim gönlümüzde yeri bambaşka. Gömeç’e gitmeden nasıl gideceğiz?’ O sıkışık programda geldik. Zaten İlçe Başkanımız’la geçmişte de birlikte siyaset yaptık. Daha önceki dönemlerde de görev yapmıştı kadın Kurucu İlçe Başkanımız. Belediye Başkanımız Melih Bey, bizim ilk günden beri yol arkadaşımız. Gömeç, ne zaman gelsek bizi bağrına basan bir yer. Onun için o Gömeçli kadınlarla buluşma benim için çok anlamlı, çok kıymetli” dedi. Ardından üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, şöyle devam etti:
“ZEYTİN KARIN DOYURMAYAN, BORÇ ÖDETMEZ NOKTAYA GELDİ”
“Değerli ablalarım, kardeşlerim, annelerim sabah da Zeytinli’de uzun uzun bu konuları kadın zeytin üreticileriyle konuştuk. Sorunlar hep ortak. Esas olarak şunu söylemem gerekir size. Bu sorunların en temelinde ki biraz önce hanımefendi ‘Atatürk vaktiyle Zeytin Kanunu çıkartmış’ dedi. O kanun zeytinlikleri koruyan, zeytin ağacını koruyan, dolayısıyla zeytin üreticisini koruyan bir kanun. Aynı Atatürk Devlet Planlama Teşkilatı’nı kurmuş. Bugün için Rize’de çay üreticisinin; Trabzon’da, Giresun’da, Ordu’da fındık üreticisinin; Gaziantep’te antep fıstığı üreticisinin; Manisa’da üzüm üreticisinin; Antalya’da, bütün Akdeniz sahilinde narenciye üreticilerinin; Trakya’da, İç Anadolu’da buğday üreticisinin ve burada da zeytin üreticisinin sorunu bu sene aynı ve tarihin en zor günlerindeler. Zeytin iki bin yıldır yetiştirilen ve yağı sıkılan, doyuran, sağlık veren bir ürünken ilk kez tarihte üreticisinin karnını doyuramayan, borcunu ödetmeyen bir noktaya bugün geldi. Tarih boyunca hiç bu kadar kötü olmamıştı. Geçen sene bile, bakın geçen sene de iyi değildi ama geçen sene bile 1 kilo bu orta boy, yeşil, sofralık zeytin… Hani şimdi zeytin deyince her yerde başka fiyatta konuşmamak için bir şeyi sabit tutman lazım. Çünkü mesela sıkımlık zeytin dediğinde 15 liraya kadar fiyatı düşmüş. Böyle büyük boy, orta boy sofralık yeşil zeytin geçen sene 80-90 liraya satılıyordu, doğru mu? Bu sene 40 liraya, kaç dedin? ‘30 liraya kadar düştü’ diyor bak. Geçen sene 80-90 liraya satılıyordu. Mazot geçen sene 45-50 lirayken 2 litre mazot alıyordu 1 kilo zeytin, aynı zeytin. Bu sene 3 kilo zeytin satacaksın, 1 litre mazot alamıyorsun. Bak, geçen senenin ne kadar ötesine düşmüş durumda. Biraz önce yevmiyeden bahsedildi. Bundan 3 yıl önce 1,7 litre zeytinyağı bir yevmiyeye denk geliyordu. 5 kilo zeytin bir yevmiyeye denk geliyordu. Bugün 5 kilo zeytin 150 lira iken yevmiye bin 500 lira. Ne olmuş? 10 kat azalmış. 50 kilo zeytin vereceksin ki bir yevmiye. Olacak iş değil.”
“GEÇİŞTE GARANTİ VARİ ZEYTİNCİNİN GEÇİMİNDE YOK”
“Ne olur? Zeytin toplanamaz, zeytin dalda kalır. Zeytinci borcunu ödeyemez, kredisinin faizini ödeyemez. Bu sefer kimse krediyi bedavaya vermiyor. Ya bir memur kefil var, onu yakacaksın. Ya da ipoteğe vereceksin, zeytinlik bankanın olacak. Allah göstermesin. Böyle zor bir dönemdeyiz. Ama bunun sebebini sabah da söyledim, bir kez daha söylemek isterim. Ben gelirken otobana girdim. Otobandaki adam otoban yapmış, devletle anlaşmış. Oradan para alıyor. Bakın otobanın sahibi 30 yıl boyunca ne kadar kazanacağını biliyor. Biz dört araba geldik. Tabii önde koruma aracı, bizim aracımız, filan. O dört araba içeri girdi, bizden 4 bin lira para aldı ya girmesek de o parayı kazanacak. Ne yapacak? Devlet garanti vermiş ona. Otobandan geçersem parayı benden alıyor, geçmezsem devletten alıyor. Otobanda ya da tünelde geçiş garantisi var. Havaalanında uçuş garantisi var. Hastanede hasta garantisi var. Ya ‘Allah sağlık versin’ dersin, adama hastayı garanti ediyor. Eğer hasta hastaneye gitmezse parasını devlet ödüyor adamlara, büyük hastanelere. Geçişte garanti var, zeytincinin geçişinde garanti yok. Böyle bir şey olmaz.”
“ÜRETİMİN SADECE YÜZDE 10’UNU İHRAÇ EDEBİLİYORUZ”
“Bakın o kadar net ki konu. Türkiye zeytin üretiminde birinci sırada dünyada. Zeytinyağı üretiminde de ikinci sırada. Miktar olarak, ton olarak, litre olarak. İhracatta altıncı sırada. Olacak iş değil. Türkiye’nin yarıştığı ülkeler var. Örneğin Tunus, ürettiğinin yüzde 80’ini ihraç ediyormuş, biz yüzde 10’unu ihraç edebiliyoruz. Sizin sıkıntınız burada. Yüzde 10’unu ihraç edebiliyoruz. İtalya üretiminin iki katını ihraç ediyor, nasıl olacak? Bu zeytini nereden buluyor? Bizden aldığı zeytini, oradan buradan aldığı zeytini istiyor. İtalyan markalarını üstüne basıyor, satıyor. Aynı zeytini biz 5 Euro’ya satamazken, 10 Euro’ya satıyor markasıyla. Ama neden? İtalyan devleti İtalyan zeytininin arkasında. Ama Türkiye devleti zeytinin arkasında değil. O otobancının arkasında. Müteahhidin arkasında, hastanenin müteahhidinin arkasında. Ama ‘foncuların’ diyor arkasında. Ama sizin arkanızda kimse yok. Var yılı fiyatı düşürüyorlar. Yok yılı ihracatı yasaklıyorlar. İhracat yasaklandı mı dünyadaki pazarını kaybediyor, seneye satacaksın, adam artık anlaşmış, İtalyan’dan Tunus’tan, senden almıyor. Devletin planlamasını bırakın yanlış işlemleri ile oysaki bir kere sordu hanımefendi şimdi. Çok doğru bir şey soruyor. Diyor ki bak çok basit. ‘180 lira’ diyor, ‘Ben almaya gittim mi en az 450 lira zeytinyağı’ diyor. Ne olacak bu iş? Üretici kooperatifleri olacak. Üretici kooperatiflerine tabii geçmişi de kötü örnekleri filan oldu, devlet garanti verecek. Bu üretici kooperatiflerine sizlere üye olacaksınız. Ürünlerinizi oraya vereceksiniz. Orada hakkaniyetle sıkılacak. Aynı zeytini bir yer, ‘10 litre çıktı’ diyor bir yer, ‘12 litre çıktı’ diyor. Hakkaniyetle ürününüzü sıkacaklar. Ürününüzü depolayacaklar. 300 kilo zeytini sıktıramıyor neden? Makina 500 kiloya çalışıyor ama üç ondan, beş ondan, iki ondan, hepsi birden sizin kooperatifiniz bunu ya sıkacak, tesisi kuracak ya gidip tesislerle çatır çatır pazarlık edecek, bütün zeytin için. En uygun şekilde sıktıracak.”
“TÜKETİCİ DE DAHA UCUZA TÜKETİR”
“Sonra bu ürünün markalaşması, bakın dünyanın en iyi zeytinyağını burası üretiyor, bu Körfez. En kaliteli zeytinyağı buranın ama fiyata geldiğinde markamız olmadığı için iyi tanıtılmadığı için devletin işi gücü başkalarını desteklemek olup, sizin arkanızda durmadığı için böyle bir durum var. Biz iktidarımızda, YENİ Parti’nin iktidarında birincisi, üretici kooperatifi kurup desteklenmesi, ikincisi zeytine bir taban alış fiyatının ilan edilmesi, asgari ücrette nasıl altına satana ceza var, bunun altında işleme izin verilmemesi. Ürün çoksa, devletin gerektiğinde bunları dünya pazarına satmak için depolaması, dünya pazarı düştüğünde içeriği desteklemesi, dünya pazarı yükseldiğinde, ürüne yeni değerler kazandıracak bütün bağlantıları yapması lazım. Bu kadar stratejik, bu kadar kaliteli, bu kadar üç kitapta, bütün kutsal kitaplarda adı geçen, 2 bin, 2 bin 500 yıl önce kalıntıların üstünde resmi olan, hem sağlık için bu kadar önemli hem ticaret için bu kadar önemli bir ürünün arkasında devletin durması lazım. Devletin de büyük menfaati olacak. Bugünkünün 10 katı ihracat yapsan 10 katı para gelecek. Bugün 180 liraya alınan bir ürün, 450 liraya satılıyorsa aradaki aracılar yerine sizin kurumlarınız para kazansa, onun parasını sizler bölüşseniz, tüketici bu işi 450 liraya değil de 300 liraya tüketir, siz de 180 liraya değil, 280 liraya satarsınız. Arada da 20 lira makul kar, kooperatifin karı olur, olur biter. Bunların hepsi bütün dünyada yapılan, Türkiye’de doğru sektörlerde yapıldığında doğru sonuçlar doğuran işler. Biz yol yapana , havaalanı yapana, köprü yapana eyvallah ama biz alnının terini zeytine damlatıp oradan bereket fışkırtanlara geçin garantisi vaat ediyoruz. Size söz veriyorum sizin geçim garantiniz olacak. Onun için bundan sonraki süreçte size şu kadarını söyleyeyim, bakan evlatlarına bakan bu iktidarı yollayın, vatan evlatlarına biz sahip çıkacağız. Sonuna kadar size sahip çıkacağız.”
“SİZİN DERDİNİZDEN ANLAYAN BİZİZ”
“Ben Manisa’da üzüm bağının arasından geliyorum. Traktörün üstünden geliyorum. ‘Hacıhaliller Köyü’nden’ dediler, Hacıhaliller Köyü’nden, Selanik göçmeni anneannemin köyünden geliyorum. Öbür dedem bahçıvan benim. Üsküp göçmeni olan dedem de Manisa’da bahçıvandı, yaz-kış ürettiklerini pazarlarda satardı. Sizin halinizden anlayan, sizin hemşeriniz, sizin komşunuz, sizin evladınız birisi olarak Gömeç’te bu güzel bahçeye bugün ana muhalefet partisinin lideri olarak geldik. Geçmişte Atatürk’ün partisinin Genel Başkanı’ydık. Orada büyük bir haksızlık yapıldı, iktidarla iş birliği içinde. Boş verin onu; geçtik, gittik. Ondan önce grup başkan vekili olarak geldim, milletvekili olarak geldim. Bugün YENİ Parti’nin, yeni bir umudun, muhalefet yapsın diye değil de iktidar olsun diye kurduğumuz YENİ Parti’nin Genel Başkan’ı olarak geldim. Bundan sonra da inşallah buraya iktidar partisinin Genel Başkan’ı olarak ve sizin yüzünüzü güldüren, köylüyü milletin efendisi kabul eden Atatürk gibi sizi milletin efendisi yapacak olan iktidar partisinin Genel Başkan’ı olarak geleceğim. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi bir toplantıya ve oradan da Ayvalık’ta mitingimiz, halk buluşmamız var, oraya gidiyoruz. Gömeç’i çok seviyorum, Gömeç’e uğramadan hiçbir yere gitmem.”