CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in gözaltına alınmasına sert tepki gösterdi.
Vahap Seçer’in Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçildiğini belirten Kılıçdaroğlu, farklı siyasi görüşlere sahip seçmenlerden destek alan bir belediye başkanının evine şafak vakti operasyon düzenlenmesini eleştirdi.
“Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi?”
Kılıçdaroğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Vahap Seçer…
Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı.
Milyonlarca vatandaşın iradesiyle seçilmiş, Mersin’de farklı siyasi görüşlerden insanların oyunu almış bir isim.
Bu sabah ne yaptılar?
Evine şafak vakti operasyon yaptılar, gözaltına aldılar.
Soruyorum:
Vahap Seçer kaçacak mıydı?
Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi?
Nedir bu şafak baskınları?”
“CHP’liysen sabahın karanlığında gözaltına alınacaksın”
CHP’li belediye başkanlarına yönelik işlemler ile iktidara yakın isimler hakkındaki uygulamalar arasında farklılık bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“CHP’liysen ifadeye çağrılmak yok. Sabahın karanlığında kapına polis dayanacak, gözaltına alınacaksın.
Ama iktidarın çevresindeysen başka bir hukuk var.”
Fon soruşturmasını gündeme getirdi
Kılıçdaroğlu, paylaşımının devamında fon soruşturmasına değinerek yüz binlerce vatandaşın parasının fonlarda kilitlendiğini ve milyarlarca liralık işlemlerin ortaya çıktığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“Haftalardır Türkiye tarihinin en büyük fon skandallarından birini konuşuyoruz.
Yüz binlerce vatandaşın parası fonlarda kilitlendi. Milyarlarca liralık işlemler ortaya çıktı.
AK Partili genel başkan yardımcılarının, eski bakanların ve iktidara yakın isimlerin ailelerinin adları bu dosyalarda geçiyor.
Fon skandalının en kritik koltuklarında kimlerin oğullarının, kimlerin damatlarının oturduğu ortaya çıkıyor.
İki soru soran var mı?
Yok.
Savcı çağırıyor mu?
Yok.”
“Haberleri yasakla, fon skandalını örtbas et”
Gece yarısı alınan savcılık kararlarıyla AK Partili bir genel başkan yardımcısının oğlunun mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırıldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili haber yapan gazetecilere erişim engeli uygulandığını savundu.
Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Gece yarısı savcılık kararlarıyla, AK Partili bir genel başkan yardımcısının oğlunun mal varlığı üzerindeki tedbir kaldırılıyor.
Bunları haber yapan gazetecilere ne yapılıyor?
Erişim engeli.
Haberleri yasakla, gazetecilerin hesaplarını kapat, fon skandalını örtbas et.
Yetmedi mi?
Gündemi değiştir.”
“Her sabah başka bir CHP’li belediye başkanının kapısına polisi gönder”
Kılıçdaroğlu, CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonların fon soruşturmasının konuşulmasını engellemeyi amaçladığını savunarak şöyle devam etti:
“Her sabah, milyonlarca vatandaşın desteğini almış bir başka CHP’li belediye başkanının kapısına polisi gönder.
Şafak baskını yap.
Gözaltına al.
Türkiye fon skandalını konuşmasın. Yüz binlerce insanın parasının nasıl kilitlendiğini konuşmasın. İktidara yakın ailelerin bu işlerin neresinde olduğunu sormasın.
Ama Vahap Seçer’e şafak operasyonu yap!
Bu nedir Allah aşkına?
Adalet bunun neresinde?
Hukuk bunun neresinde?”
“Bunun adı hukuk devleti değildir”
Hukukun kişilere ve siyasi görüşlere göre farklı biçimde uygulanamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir tarafta, iktidara yakınsan dokunulmazlık; diğer tarafta, muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı.
Bunun adı hukuk devleti değildir.
Bunun adı adalet değildir.”
“Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur”
Vahap Seçer’in gözaltına alınmasının yalnızca CHP’yi ilgilendiren bir mesele olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, paylaşımını şu sözlerle tamamladı:
“Bu mesele artık yalnızca CHP’nin meselesi değildir.
Bu mesele yalnızca Vahap Seçer’in meselesi değildir.
Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur.
Çünkü adaletin olmadığı yerde devlet ayakta kalamaz. Hukukun kişiye, partiye, soyadına göre uygulandığı bir ülkede hiç kimse kendisini güvende hissedemez.
Bir ülke böyle yönetilemez.
Türkiye böyle yönetilemez.”