İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Gülistan Doku dosyasında yaşanan gelişmelere ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dosyaya dair çok ağır iddiaları ve sert eleştirileri gündeme taşıdı. Çömez, yıllardır kamuoyunun gündeminde olan Gülistan Doku olayında, yalnızca faillerin değil, süreç boyunca görev yapan kamu görevlilerinin ve yetkililerin de sorgulanması gerektiğini savundu.
Açıklamasında dosyaya ilişkin iddiaları sıralayan Çömez, olayın üzerinin devlet gücü kullanılarak örtüldüğünü öne sürdü. Bu süreçte görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer yetkililerin bugüne kadar tek kelime etmediğini belirten Çömez, Gülistan Doku’nun ailesinin yaşadığı acının ve adalet arayışının görmezden gelindiğini ifade etti.
Çömez’in açıklaması, hem kullandığı ifadelerin sertliği hem de dile getirdiği iddiaların ağırlığı nedeniyle kamuoyunda dikkat çeken çıkışlardan biri oldu. Özellikle dosyada adı geçen kamu görevlileri ve devlet kurumlarına ilişkin öne sürdüğü değerlendirmeler, açıklamanın en çok konuşulan bölümleri arasında yer aldı.
Açıklamasında çok sayıda ağır iddiaya yer verdi
Turhan Çömez, paylaşımında olayın Tunceli’de geçtiğini belirterek, dönemin valisine ve çevresindeki isimlere ilişkin çarpıcı iddialar dile getirdi. Çömez, milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde valinin oğluna özel bir oda tahsis edildiğini öne sürdü. Devamında ise Gülistan Doku’nun bu odada saldırıya uğradığını, ardından öldürüldüğünü ve gizlice gömüldüğünü iddia etti.
Çömez, açıklamasında yalnızca olayın nasıl gerçekleştiğine dair iddiaları sıralamakla kalmadı, aynı zamanda delillerin yok edilmesi ve soruşturmanın yönünün değiştirilmesiyle ilgili de ağır suçlamalarda bulundu. Valinin koruma polisinin bu süreçte yardımcı olduğunu öne süren Çömez, devletin imkanlarının devreye sokularak cinayetin izlerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını savundu.
Bu açıklamada, Gülistan Doku’nun SIM kartının alındığı, şifresinin kırdırıldığı ve mesajlarının silindiği yönündeki iddialar da yer aldı. Ayrıca bu süreçte 10 bin dolar harcandığını ve bu paranın valilik bütçesinden ödendiğini ileri süren Çömez, dosyanın farklı yönlere çekildiğini ve aramaların bilerek yanlış bölgelerde yaptırıldığını öne sürdü.
Hastane kayıtları ve güvenlik verileriyle ilgili de suçlamalar yöneltti
Turhan Çömez, açıklamasında yalnızca olayın merkezindeki isimlerle sınırlı kalmadı. Dönemin emniyet müdürü ve hastane yönetimine ilişkin de çeşitli iddialar ortaya koydu. Çömez, emniyetin elinde kamera ve istihbarat verileri olmasına rağmen aramaların ısrarla yanlış yerde yapılmasının istendiğini savundu.
Ayrıca Gülistan Doku’nun saldırıya uğradığına dair hastane kayıtlarının başhekim tarafından silindiğini iddia etti. Bu iddiasını daha da sertleştiren Çömez, söz konusu doktora daha sonra Sağlık Bakanlığı tarafından “Yılın Doktoru” ödülü verildiğini, ardından valinin de bu kişiyi İl Sağlık Müdürü olarak atadığını öne sürdü.
Açıklamasında bu sürecin yalnızca bireysel değil, kurumsal bir çürümenin göstergesi olduğunu ima eden Çömez, yaşananların devletin farklı kademelerinde korunduğunu ve üzerinin kapatıldığını savundu. Bu yönüyle açıklama, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil, doğrudan ağır ithamlar içeren bir çıkış olarak öne çıktı.
“AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın özeti” sözleriyle tepki gösterdi
Turhan Çömez, açıklamasının devamında dosyaya ilişkin öne sürdüğü tabloyu daha geniş bir siyasi çerçeveye yerleştirdi. Söz konusu olayın, AKP’nin “Türkiye Yüzyılı” söyleminin küçük bir özeti olduğunu ifade eden Çömez, ortaya çıkan tablonun kokuşmuş ve topyekun çürümüş bir düzenin resmi olduğunu savundu.
Bu değerlendirmesinde, iktidarın geçmişte kullandığı dini ve ahlaki referanslara da gönderme yapan Çömez, samimi insanların oylarını alarak iktidara gelenlerin bugün çok farklı bir düzen inşa ettiğini öne sürdü. Böylece açıklamasını yalnızca Gülistan Doku dosyasıyla sınırlı bırakmayarak, mevcut siyasi yapıya yönelik genel bir eleştiriye dönüştürdü.
Çömez’in bu sözleri, açıklamanın siyasi tonunu daha da yükseltirken, dosyaya dair eleştirilerinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve ahlaki bir hesaplaşma çağrısı taşıdığını da gösterdi.
Sorumlulara doğrudan seslendi
Açıklamasının en çarpıcı bölümlerinden biri ise Çömez’in doğrudan sorumlulara hitap ettiği kısım oldu. Gülistan Doku’nun ailesinin ahının arşa ulaştığını ve gözyaşlarının pınar gibi aktığını söyleyen Çömez, “Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
Çömez, bu sözlerle hem olayın insani boyutunu öne çıkardı hem de dosyada adı geçen ya da sürece müdahil olduğu iddia edilen yetkililere yönelik ahlaki bir hesap sorma dili benimsedi. Açıklamasını, “Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?” sorusuyla bitiren Çömez, dosyanın peşinin bırakılmaması gerektiği mesajını verdi.
Gülistan Doku dosyasında son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından yapılan bu açıklama, olayla ilgili siyasi tepkilerin sertleştiğini gösterirken, kamuoyunda sürece dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Turhan Çömez’in ifadeleri, dosyada yıllardır dile getirilen iddiaların ve adalet beklentisinin bir kez daha siyasetin gündemine taşındığını ortaya koydu.