MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında gündemin öne çıkan başlıklarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında yalnızca Türkiye’nin iç meselelerine değil, aynı zamanda dünyada giderek artan gerilim ortamına da dikkat çeken Bahçeli, Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle dillendirildiği bir döneme girildiğini söyledi.
Bahçeli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir “Dünya Barış Konseyi” mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Yeni dönemde adalet, denge ve hakkaniyet temelinde şekillenecek küresel bir iradenin zorunluluk haline geldiğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin de tarihinden ve coğrafyasından gelen sorumlulukla bu süreçte aktif rol üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.
Orta Doğu mesajı: Su, gıda ve enerji yeni mücadele alanı
Bahçeli’nin konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmeler de geniş yer buldu. Filistinlilerin ibadet özgürlüğüne yönelik sınırlamalara ve insan hakları ihlallerine değinen Bahçeli, İsrail Meclisi’nde kabul edilen bazı düzenlemelerin hukuk ve ahlak açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.
Ayrıca bölgede yalnızca askeri ve siyasi gelişmelerin değil, su güvenliği, enerji geçişi ve ticaret yollarının da büyük önem taşıdığına işaret eden Bahçeli, gelecekteki çatışma alanlarının artık sadece cephe hattıyla sınırlı kalmayacağını söyledi. Su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatlarının önümüzdeki dönemde daha belirleyici hale geleceğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye’nin bu tablo karşısında iç bütünlüğünü korumasının hayati önem taşıdığını belirtti.
“İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir”
Konuşmasında Türkiye’nin iç dayanışmasına özel bir başlık açan Bahçeli, dışarıdaki gelişmelerin içeride etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden etkili hale getirilmek istendiğini savundu. Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” sürecinin kararlılıkla sürdürülmesinin temel bir devlet politikası olarak görülmesi gerektiğini dile getirdi.
Bahçeli, iç cephenin güçlü tutulmadan dış tehditlerin bertaraf edilmesinin mümkün olmadığını ifade ederken, bu süreç üzerinden MHP’nin çizgisini ve Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını tartışmaya açan muhalefeti de eleştirdi. Türkiye’nin hem güvenlik hem de toplumsal huzur açısından kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Bahçeli, milli birlik vurgusunu öne çıkardı.
Tarım vurgusu: “Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur”
Bahçeli’nin grup toplantısındaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise tarım ve üretim başlığı oldu. Vatanın yalnızca savunmayla değil, aynı zamanda imar ve üretimle anlam kazandığını söyleyen Bahçeli, toprağı vatan yapan unsurlardan birinin de çiftçinin emeği olduğunu belirtti.
Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Bahçeli, bunun doğrudan milli egemenlik ve beka meselesi olduğunu söyledi. Gıda güvenliğinin ertelenebilecek bir başlık olmadığını vurgulayan Bahçeli, dışa bağımlı hale gelen toplumların özgürlük alanlarının da daraldığını anlattı. Bu kapsamda, “Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur” ifadesiyle üretimin stratejik gücüne dikkat çekti.
Güvenilir gıdaya erişimin de en az gıda güvenliği kadar önemli olduğunu belirten Bahçeli, çocukların sağlıklı beslenmesi, yerli üretim bilinci ve toprağın kıymetinin yeni nesillere anlatılması gerektiğini söyledi. Yerli malı haftasını da hatırlatan Bahçeli, bu anlayışın güncellenerek yeniden ele alınmasının önemli olacağını dile getirdi.
“Terörsüz Türkiye” hedefini kırsal kalkınmayla ilişkilendirdi
Bahçeli, konuşmasının önemli bir bölümünde “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca güvenlik eksenli bir yaklaşım olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı olduğunu anlattı. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, sınır havzaları, yaylalar, ovalar ve köylerin terör baskısından kurtulmasının büyük bir üretim seferberliğinin önünü açacağını söyledi.
“Terörsüz Türkiye”yi, silahların sustuğu, tarlaların yeniden ekinle buluştuğu, köylerin yeniden canlandığı bir gelecek olarak tanımlayan Bahçeli; gençlerin iş için büyükşehirlere gitmek zorunda kalmadığı, kadınların kendi ocağında aş kaynattığı, ailelerin ata yurdunu terk etmediği bir toplumsal tablo çizdi. Ona göre huzurun üretime, üretimin de refaha dönüşmesi, bu hedefin en somut sonucu olacak.
Polislerin çalışma şartlarına da dikkat çekti
Bahçeli, konuşmasının sonunda Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü kutladı ve emniyet mensuplarının çalışma koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fazla mesai sorununun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, uzun çalışma saatleri, ağır nöbet yükü ve sürekli teyakkuz halinin polisler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.
Polis intiharlarının da görmezden gelinmemesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, psikolojik yıpranma, yalnızlaşma ve görev yoğunluğunun emniyet mensupları üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Türk polisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, emniyet teşkilatını devletin sahadaki en önemli erken uyarı mekanizmalarından biri olarak nitelendirdi. Bu nedenle polislerin hayat şartlarının iyileştirilmesinin yalnızca personel meselesi değil, devlet işleyişi açısından da önemli bir başlık olduğunu dile getirdi.