Gazete Kritik Siyaset CHP’den 10. Yılında İstanbul sözleşmesi raporu!

CHP’den 10. Yılında İstanbul sözleşmesi raporu!

İstanbul Sözleşmesi kabulünün 10. Yılında Avrupa Kadın Lobisi (AKL) tarafından 14 Nisan 2021 tarihinde yayınlanan “Kadınlar ve Kız Çocuklarının Erkek Şiddetinden Özgür Olduğu Bir Avrupa’ya Doğru” raporunu Türkçeye çevirdiklerini, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin kesin olarak sona erdirilmesi için önerilerle Türkiye’nin raporda ne şekilde yer aldığına dair tespitleri özetledikleri belirten Gülizar Biçer Karaca; raporun İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesinde ne kadar etkin olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

İstanbul Sözleşmesi’nin kabulü dolayısıyla 10. yılı etkinlikleri çerçevesinde, Avrupa Kadın Lobisi (AKL) tarafından 14 Nisan 2021 tarihinde yayımlanan “Kadınlar ve Kız Çocuklarının Erkek Şiddetinden Özgür Olduğu Bir Avrupa’ya Doğru” başlıklı rapor Türkçeye çevrildi. Raporun içeriğini ve Türkiye’nin bu bağlamdaki durumunu özetleyen Gülizar Biçer Karaca, belgede kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin sona erdirilmesi için önerilere yer verildiğini belirtti. Ayrıca, raporun İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesindeki etkinliğini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.

İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilme Kararı ve İnsan Hakları Eylem Planı

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği, 7 Nisan 2021 tarihinde bir bilgi notu yayımlayarak, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararını ele aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı'nda, kadınlarla ilgili maddelerin altı çizilirken, bu durumun endişelere yol açtığını ifade etti. Gülizar Biçer Karaca, söz konusu derneğin kaygılarını sosyal medya aracılığıyla paylaştığını ve bu konudaki gelişmeleri yakından izlediklerini aktardı. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin kadın hakları üzerindeki etkileri hakkında karamsar düşünceler öne çıkarken, bu durumun toplumsal cinsiyet eşitliği açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceği vurgulandığı belirtildi.

İstanbul Sözleşmesi’nde Yasaklanan Arabuluculuk Sistemi

Yeni eylem planına göre, boşanma davalarında aile arabuluculuğu yapılacağı açıklanmıştır. Fakat, İstanbul Sözleşmesi’nin 48. maddesi gereği her türlü şiddet olayında arabuluculuğun yasaklandığı da unutulmamalıdır. Kadın hakları savunucuları, iktidarın Sözleşmeden çekilme kararının ardından, boşanma süreçlerinde uygulanacak bu arabuluculuk sisteminin kadınlar üzerindeki etkilerinden son derece endişeli olduklarını dile getirmektedirler. Özellikle de, bu uygulamanın kadına yönelik şiddet sorununu ihmal edebileceği ve mağdurları daha da zor duruma düşürebileceği düşünülmektedir.

Psiko-Sosyal Destek ve Boşanma Süreci

İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında, boşanma sürecinin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla çiftlere ve çocuklara bilgi verilmesi ve ihtiyaç duyanlara psiko-sosyal destek sağlanacağı belirtilmektedir. Ancak, bu madde ilk bakışta faydalı görünse de, plan dahilinde yer alan aile arabuluculuk müessesesinin varlığı, bu tür desteklerin ikna çabalarına dönüşebileceği konusunda endişeleri artırmaktadır. Uzmanlar, sağlanacak desteğin, gerçekten de bireylerin ihtiyaçlarına yönelik olup olmayacağı konusunda şüpheler taşımaktadır. Bu durumda, ikna etmeye yönelik bir yaklaşımın, kadınların ve çocukların güvenliğini tehlikeye atabileceği öne sürülmektedir.

Israrcı Takip ve İstanbul Sözleşmesi’nin Etkileri

İstanbul Sözleşmesi’ne uygun olarak, tek taraflı ısrarlı takibin ayrı bir suç olarak tanımlanmasına dair bazı taahhütler bulunsa da, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi ile bu taahhütlerin ne ölçüde uygulanacağı tartışma konusu olmuştur. Kadın hakları savunucuları, toplumda bu tür şiddet eylemlerinin önlenmesi adına yapılan çalışmaların, İstanbul Sözleşmesi’nin sağladığı güvencelerin kaybolmasıyla zayıflayabileceğinden endişe duymaktadır. Sonuç olarak, kadına yönelik şiddetle mücadelede tanımlanmış olan bu uygulamaların etkinliği, İstanbul Sözleşmesi’nin sağladığı koruma mekanizmalarının eksikliğinde sorgulanmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi’nin Etkileri ve AB Ülkeleri

Avrupa Kadın Lobisi (AKL) tarafından hazırlanan raporda, İstanbul Sözleşmesi’nin ilk 10 yılında, toplamda 23 ülkenin (19 AB üyesi ve Türkiye’nin de dahil olduğu 4 üye olmayan ülke) gerçekleştirdiği incelemeler sonucunda, sözleşmenin olumlu etkileri ortaya çıkarıldı. Bu veriler ışığında, İstanbul Sözleşmesi’nin, 15 yaş sonrası her 3 kadından birinin (yaklaşık 62 milyon kadın) fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını vurgulayarak, 10 kadından birinin en az bir kez cinsel şiddete uğradığını raporlamaktadır. Ayrıca, her saniye bir kadının, cinsel taciz gibi çeşitli saldırılara uğradığı, 5 kadından birinin de takip yoluyla taciz edildiği istatistiklere yansımaktadır. Rapor, kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesinde uluslararası anlaşmaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *