CHP'li Öztrak: Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan, AK Parti Genel Başkanının, birine ya da birilerine hakaret etmediği tek bir gün yok

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün (11/01/2021 Pazartesi) MYK gündemiyle ilgili Basın Toplantısı yapıyor.

CHP'li Öztrak: Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan, AK Parti Genel Başkanının, birine ya da birilerine hakaret etmediği tek bir gün yok

Faik Öztrak'ın açıklamalarının satır başları şöyle oldu:

Değerli Basın Mensupları,

Demokrasilerde en temel haklardan biri, Halkın doğru haber alma hakkıdır. Millet yasama, yürütme ve yargı organlarını, “Haber alma hakkını” kullanarak denetler. Basın özgürlüğünün olmadığı bir yerde, İfade özgürlüğü de olmaz. Bu nedenle özgür basın, Vatandaşların gözü, kulağı ve sesidir.

Çağdaş demokrasilerde medya, Kuvvetler arasında, En önemli denge ve fren sistemlerinden biridir.  Bu nedenle de “dördüncü güç” olarak tanımlanır. Dün, Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. Ucube tek adam vesayet rejimine geçildikten sonra,

Özgür basın üzerindeki baskılar hızla arttı. Türkiye, 180 ülkenin değerlendirildiği Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 2020 itibariyle 154. sırada. Kongo bu ligde bizim dört sıra üstümüzde. Rakiplerimiz Brunei, Ruanda gibi ülkeler.

2020’de de gazetecilerimiz, Ciddi baskılarla, karşı karşıya kaldı. 68 gazeteci 2021’e cezaevinde girdi. Geçtiğimiz yıl gazeteciler 479 kez hâkim karşısına çıktı. 78 gazeteci gözaltına alındı, 25’i tutuklandı. Basın ve yayın organları da sarayın istibdat rejiminden Paylarını aldı.

Televizyon ekranları RTÜK tarafından karartıldı. Saray’ın istediği gibi yayın yapmayan gazetelerin resmi ilanları Basın İlan Kurumu tarafından

Hiçbir hukuki dayanak olmaksızın kesildi. Yeni bir televizyon kanalı, Saray, yayın politikasını beğenmediği için, 26 günde yayın hayatını bitirdi. Hazine ve Maliye Bakanı damat, Sosyal medya üzerinden istifa etti. Baskılara direnebilen birkaçı hariç, Yazılı ve görsel basının büyük kısmı, Saraydan icazet çıkmadığı için Bu haberi veremedi. Millet 27 saat boyunca,

Buhran içindeki ekonominin başında

Kimse var mı, yok mu öğrenemedi.

Basına baskı,

Darbe dönemlerini bile mumla aratacak düzeye ulaştı.

Ama tüm bunların müsebbibi olan Saray, dün çıkmış;

“Basın özgürlüğünden vazgeçmeyiz” mesajları veriyor…

Tam bir “kara mizah!”

Genel Başkanımız dün,

Sadece bu konuya yönelik, bir basın toplantısı yaptı.

Gazetelerin sahiplik yapısından,

Gazete dağıtım şirketlerine,

RTÜK ve Basın İlan Kurumu’nun yapısından,

Gazetecilerin yargılanma usulüne kadar pek çok alanda,

Basın özgürlüğünü,

Haber alma hakkını korumak için yapılacakları içeren;

“Medya Özgürlüğü İçin Asgari 10 Koşulu” açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında,

Bu ilkelerin tamamını hayata geçirmeye kararlıyız.

Değerli Basın Mensupları,

Demokrasiyi hiçbir zaman içine sindiremeyen,

Demokrasiyi amaca giden yolda,

“Vakti gelindiğinde inilecek bir tramvay” olarak gören,

Yalanı doğru gibi anlatıp,

Toplumu kutuplaştıran popülist siyasetçiler,

Tüm dünyada demokrasiye ciddi zararlar veriyor.

Demokrasinin imkân ve araçlarını kullanarak

Demokrasiye büyük darbeler vuruyorlar.

En son ABD’de yaşanan olaylar,

Seçimi kaybeden popülist bir siyasetçinin,

Koltuğunu bırakmamak için neler yapabileceğini,

Ne kadar ileri gidebileceğini tüm dünyaya gösterdi.

Son 10 yılda,

Sorunları çözmek yerine, kaşıyıp, istismar eden,

Yalanı doğruymuş gibi anlatarak oy devşiren

Popülist siyaset tarzı,

Dünyanın her yerinde kutuplaşmayı, ayrışmayı derinleştirdi.

Popülist siyasetin kutuplaştıran zehirli diline

En aşina ülkelerden biri de biziz.

Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan,

AK Parti Genel Başkanının,

Birine ya da birilerine hakaret etmediği tek bir gün yok.

Saray gibi düşünmeyen herkes terörist…

Saray;

Bu ülkede gazetecileri terörist ilan etti.

Nobel ödüllü edebiyatçılarımızı terörist ilan etti.

Soğan deposu sahiplerini terörist ilan etti.

Elinde doları, avrosu olan vatandaşlarımızı terörist ilan etti.

Anayasa referandumunda “Hayır” oyu verenleri terörist ilan etti.

Mahalli İdare seçimlerinde,

Millet ittifakına oy veren yurttaşlarımızı terörist ilan etti.

Şimdi de

Boğaziçi Üniversitesi’nde

Rektör atamasına tepki gösteren öğrencileri terörist ilan ediyor.

Bu gidişle bu ülkede,

Terörist iftirasına muhatap olmayan kimse kalmayacak.

Bu ülkenin geleceği üniversiteli gençlerimizi,

Terörist ilan edeceğinize,

Bir de dinlemeyi deneseniz?

Gençlerimiz, neden okuyacakları üniversiteye

Bu şekilde rektör atanmasına karşı çıkıyor?

Onlara haksız yere terörist diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmak yerine,

Taleplerine kulak verseniz ne çıkar?

Tepesine çıktığınız kibir kuleleriniz mi çatlar?

Peki, milletin en az yarısına bu ağır iftiraları atan,

Milletini “terörist” diyerek bölüp parçalayan kim?

Anayasamıza göre;

Milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya,

Hukukun üstünlüğüne,

Ve demokrasiye bağlı kalacağına,

Görevini tarafsızlıkla yerini getireceğine,

Namusu ve şerefi üzerine yemin eden,

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan,

AK Parti Genel Başkanı.

Peki, bu yeminin gereğini yerine getiriyor mu?

Ne gezer…

Partisinin kongrelerine katılıyor.

Muhalefete, muhalefet liderlerine ağzına geleni söylüyor.

Sonra da “Sözde Cumhurbaşkanı” denince alınıyor.

Bugün bu ülkede ciddi bir devlet krizi yaşanıyorsa,

Bunun nedeni,

Tarafsızlık yeminine sadık kalmayan Cumhurbaşkanının

Partisine genel başkan olmayı tercih etmesidir.

Madem partili cumhurbaşkanlığı istiyordunuz,

O zaman Cumhurbaşkanlığı yeminini de değiştirecektiniz.

Hem tarafsız Cumhurbaşkanı zırhını giyip,

Siyasi eleştirilerden kendinizi münezzeh göreceksiniz,

Hem de Partili Cumhurbaşkanı olarak,

Dilediğinize dilediğiniz hakareti savuracaksınız.

Oh ne ala…

Türkiye’miz bu ucube tek adam vesayet rejimiyle,

Anayasal devlet olmaktan çıkmış,

Kâğıt üzerinde Anayasalı bir devlete dönüşmüştür.

Bugün millete askıda kuru ekmek layık görülüyorsa,

İşsizlik bir tsunamiye dönüştüyse,

Nedenleri burada aranmalıdır.

Dert belli…

Zehirli dillerinin gürültüsünü artırarak,

Milletin midesinin gurultusunu,

İşsizlik feryatlarını bastırabileceklerini sanıyorlar.

Peki, bu kadar boş lafın, hakaretin, tehdidin,

Dükkânını kapattığınız esnafa,

Ücretsiz izin ödeneği veriyorum diyerek,

Günde 39 liraya mahkûm ettiğiniz emekçiye,

Tarlasını, traktörünü haczettiğiniz çiftçiye,

İneğini elinden aldığınız besiciye,

TÜİK makyajıyla enflasyona ezdirdiğiniz emekliye, memura,

Yaşı 65 olduğu için işe gidemezsin dediğiniz ev temizleyen kadına,

Ekmek parası bulmak için sazını sattırdığınız sanatkâra,

Yani bu millete, bu vatana

Bir faydası var mı?

Hayır! Yok.

Bu ülkede insanlar,

“Günlük 5 lira artırayım da

Elektrik faturamı ödemeye yarasın” diyerek,

Ucu bucağı görünmeyen Halk Ekmek kuyruklarında

Saatlerce bekliyor.

Hem de kış gününde, hem de bu salgın döneminde.

Peki, Saray ne yapıyor?

1978’den bu yana İstanbullulara

Ucuz, sağlıklı, kaliteli ekmek sunan

Halk Ekmek Büfeleriyle uğraşıyor.

Yeni büfe açılmasını engellemek için

Elinden geleni ardına koymuyor.

Milletten o kadar kopmuşlar ki?

Milletin ekmeğiyle uğraşıyorlar.

Ayrıntılar geliyor...

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2021, 15:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER