DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada belediyelerle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Babacan, bu süreçte birçok belediyede sorunların büyüdüğünü söyledi. Kaynakların ranta ve yolsuzluğa gömüldüğünü savunan Babacan, siyasi hesapların millete hizmetin önüne geçtiğini ifade etti.
Babacan, iktidarın sandıkta kazanamadığı belediyeler için farklı yöntemlere başvurduğunu öne sürerek, kayyum atamaları, yargı süreçleriyle belediye başkanlarının tutuklanması ve yargı baskısıyla belediyelerin el değiştirmesini eleştirdi. Ona göre seçmenin verdiği yetki yok sayıldı ve demokrasi zedelendi.
“Ana muhalefetin belediyelerinde de tablo iç açıcı değil”
Konuşmasında yalnızca iktidarı değil, ana muhalefetin yönettiği belediyeleri de eleştiren Babacan, bazı belediyelerde skandalların ve yolsuzluk iddialarının peş peşe geldiğini söyledi. Hatta bazı yerlerde savunulacak bir tablo olmadığını belirten Babacan, muhalefetin de hesap verme ve denetim konusunda ciddi sorunlar yaşadığını ifade etti.
Babacan, “Bir tarafta iktidarın yargı sopasıyla belediyelerin el değiştirmesi, diğer tarafta muhalefetin hesapsızlığı, denetimsizliği ve iş bilmezliği” diyerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm üretemediğini savundu. Belediye hizmetlerinde Türkiye genelinde bir gerileme yaşandığını belirten Babacan, olanın şehirlerde yaşayan vatandaşa olduğunu söyledi.
Belediye mevzuatında köklü değişiklik çağrısı
Ali Babacan, belediyelerle ilgili mevzuatın tamamen değişmesi gerektiğini savundu. Mevcut sistemin en iyi niyetli belediye başkanlarını bile zorladığını ifade eden Babacan, mevzuatta çok sayıda gri alan bulunduğunu ve bunun yanlışların önünü açık tuttuğunu söyledi. Başkanlara geniş inisiyatif alanı tanındığını belirten Babacan, seçildikleri ilk günden itibaren belediye başkanlarının baskı altına alındığını dile getirdi.
Babacan’a göre siyasi partilerin de kendi iç denetim mekanizmalarını kurması gerekiyor. Yargının iktidarın talimatıyla hareket ettiğini savunan Babacan, belediye başkanlarının hesaplarının öncelikle kendi partileri içinde görülmesi gerektiğini söyledi. İmar rantlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini de vurgulayan Babacan, Türkiye’de yolsuzluk olarak adlandırılabilecek alanların önemli bölümünün bu konudan kaynaklandığını ifade etti.
“Etik kurallar yazılı hale gelmeli”
Babacan, belediye başkanları için yalnızca yasa değil, etik kuralların da belirlenmesi gerektiğini söyledi. Hangi davranışların ahlaki, hangilerinin olmadığı açık biçimde yazılı hale getirilmezse, en dürüst belediye başkanlarının bile baskı altında kalabileceğini belirtti. Her belediye başkanının her zaman hesap vermeye hazır olması gerektiğini dile getirdi.
Bu yaklaşımın, belediyelerde yaşanan sorunların önüne geçmek için temel bir adım olduğunu savunan Babacan, şehirlerin sorunlarının siyasi çekişmeler nedeniyle sümen altı edildiğini ifade etti.
Tapu tartışması ve siyaset diline eleştiri
Babacan, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile CHP arasında süren “tapu” tartışmasına da değindi. İktidar ve muhalefetin kimin daha çok tapusu olduğu üzerinden yürüttüğü polemiği eleştiren Babacan, milletin ise kirada yaşayabilmek için büyük mücadele verdiğini söyledi. Siyasetin dosyacılık ve ifşa sarmalına girdiğini belirten Babacan, bu durumun siyaset kurumunun itibarı açısından son derece üzücü olduğunu ifade etti.
İktidarın da ana muhalefetin de vatandaşın gerçek sorunlarından uzaklaştığını savunan Babacan, iki kutuplu siyaset anlayışının milletin asıl dertlerini bir sis bulutu gibi örttüğünü söyledi. Bir tarafın merkezi hükümetteki beceriksizliğinin, diğer tarafın ise belediyelerdeki sorunların üstünü başka gündemlerle örtmeye çalıştığını dile getirdi.
Ekonomide gençler, esnaf ve geçim sıkıntısı vurgusu
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde de dikkat çeken veriler paylaşan Babacan, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamaları için 32 bin 793 liraya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Açlık sınırının artmaya devam ettiğini, buna karşın asgari ücretin ve emekli maaşlarının yerinde saydığını belirtti. 15-34 yaş grubunda 6,5 milyona yakın gencin ne eğitimde ne istihdamda olduğunu hatırlatan Babacan, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aradığını ifade etti.
Esnafın yaşadığı sıkıntılara da değinen Babacan, bankalara yönelik düzenlemeler üzerinden iktidarı eleştirdi. Kredi alarak borcunu ödemek isteyen esnafa “borcun yoktur” yazısı istenmesini tepkiyle karşılayan Babacan, mevcut şartlarda ayakta kalmaya çalışan işletmelerin daha da zorlandığını söyledi. Ona göre enflasyonla mücadele adı altında yürütülen bu yaklaşım sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor.
Tarım, zamlar ve akaryakıt eleştirisi
Babacan, gübre ve yem maliyetlerinin yarısının devlet tarafından karşılanması gerektiğini de savundu. Bugün alınmayan gübrenin yarın daha büyük kıtlık ve enflasyon olarak geri döneceğini belirten Babacan, üretimde yaşanacak daralmanın fiyatları daha da yukarı çekeceğini ifade etti.
Petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına bu kadar hızlı ve yüksek şekilde yansıtılmasını da eleştiren Babacan, eşel mobil sisteminin işletilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştiren Babacan, kriz dönemlerinde doğru karar alınamadığını savundu.
Dış politikada Trump ve İran mesajı
Babacan, konuşmasının dış politika bölümünde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının gündemden düşmemesi gerektiğini vurguladı. İsrail Meclisi’nin Filistinli mahkumlara yönelik idam cezasını kabul etmesini eleştiren Babacan, bunun insan haklarına ve evrensel hukuk normlarına aykırı olduğunu ifade etti.
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları konusunda da Türkiye’nin sadece izleyen değil, barış ve istikrarın inşasında rol alan bir aktör olması gerektiğini söyledi. Dış politikanın şahsi dostluklarla değil, kurumsal hafıza, uluslararası hukuk ve ülke çıkarları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini belirten Babacan, Trump’ın açıklamalarına da dikkat çekti. Avrupa’dan yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür edilmesini gündeme taşıyan Babacan, “Sakın ha Trump’ın ipiyle kuyuya inmeyin” diyerek çağrıda bulundu.