DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri saldırılar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Babacan, sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirdiği paylaşımında, İran'a yönelik yapılan bu saldırıların hem Türkiye'nin ekonomik istikrarı hem de sosyal yapısı açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti. Özellikle, bölgedeki çatışmaların yeni göç dalgalarını tetikleyebileceğine dikkat çekti.
Askeri Saldırıların Hukuksal İhlali
Babacan, yaptığı açıklamalarda, İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonunu ve ABD'nin bu operasyona katılımını kınadı. Bu durumun, uluslararası hukuk kurallarının ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın temel ilkelerinin ihlali anlamına geldiğini ifade etti. Babacan, "İsrail’in önleyici savaş kavramını gerekçe göstererek gerçekleştirdiği saldırıların hiçbir hukuksal dayanağı yoktur" dedi. Müzakerelerin sürdüğü bir ortamda gerçekleştirilen bu tür müdahale ve saldırıların, bölgedeki dengeyi bozma potansiyeli taşıdığını vurguladı.
Bölgesel İstikrar ve Geçmiş Tecrübeler
DEVA Partisi Başkanı, dış müdahalelerin demokrasi ve istikrar inşa edemediğine dair geçmişte yaşanmış kötü tecrübelerin, bölgedeki mevcut durumda da bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. "Bu tür askeri müdahaleler yalnızca kaosu derinleştirir ve insani trajedileri artırır" diyen Babacan, uluslararası toplumun bu tür saldırganlıklara karşı daha dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi. Geçmişteki örneklerin, benzer müdahalelerin sonuçlarının ciddi şekilde olumsuz olabileceğini gösterdiğini ifade etti.
Türkiye'nin Rolü ve Diplomasi Çağrısı
Babacan, İran’ın yönetim merkezleri ve altyapısının hedef alınmasının Türkiye için ciddi ekonomik riskler yarattığını da belirtti. Hürmüz Boğazı gibi stratejik bölgelerin tehdit altında olması durumunun dünya ekonomisi üzerinde büyük sarsıntılara yol açabileceğine dikkat çekti. "İran'a yönelik başlatılan bu saldırıları şiddetle kınıyorum" diyen Babacan, Türkiye'nin bölgedeki bu tür çatışmaları önleme hususunda proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguladı. Diplomasi masasında yer almanın ve sağduyu ile uluslararası hukuku savunmanın önemine değinen Babacan, "Türkiye, hem diplomatik kanalları aktif tutmalı hem de olası krizler için hazırlığını yapmalıdır" şeklinde açıklamada bulundu.